Gazze’deki soykırımın arkasında Batı kapitalizmi var
Gazze’deki soykırımın arkasında Batı kapitalizmi var
Makalenin önemli bölümlerinden biri, teknoloji şirketlerinin arkasındaki büyük finans kuruluşlarına ayrılıyor. Haddad, BlackRock, Vanguard ve State Street gibi küresel yatırım fonlarının teknoloji şirketlerinde sahip oldukları hisseler üzerinden savaş ekonomisinin finansal yapısına dahil olduğunu belirtiyor.
Haber Giriş Tarihi: 02.11.2026 10:30
Haber Güncellenme Tarihi: 02.11.2026 10:36
Kaynak:
Haber Merkezi
https://haberdeger.com/
Filistinli akademisyen Toufic Haddad, The New Arab’da yayımlanan “Batı kapitalizmine hizmet eden Gazze soykırımının üç yılı” başlıklı makalesinde, Gazze’deki soykırımın sürdürülmesinde Batılı hükümetlerin yanı sıra teknoloji devleri, finans kuruluşları ve silah sanayisinin rolünü ele alıyor. Haddad, İsrail’in Gazze’de yürüttüğü yıkımın yalnızca siyasi ve askeri tercihlerle açıklanamayacağını, Batı kapitalizminin ekonomik çıkarlarıyla da bağlantılı olduğunu savunuyor.
Teknoloji devleri ve finans kuruluşları soykırımın ekonomik altyapısında
Haddad’a göre Gazze’de yaşanan yıkımın arkasındaki temel meselelerden biri, İsrail’in askeri operasyonlarını mümkün kılan ekonomik ve teknolojik altyapının Batılı şirketler tarafından desteklenmesi. Yazar, özellikle büyük teknoloji şirketleri, finans kuruluşları ve askeri-sanayi kompleksinin birbirine bağlı çıkarlarının, İsrail’in Gazze’deki saldırılarını sürdürmesinde belirleyici olduğunu ileri sürüyor.
Makale, Google, Amazon ve Microsoft gibi teknoloji şirketlerinin İsrail’in askeri ve güvenlik kurumlarına sağladığı bulut bilişim hizmetleri ve veri altyapısına dikkat çekiyor. Haddad, bu hizmetlerin İsrail’in istihbarat toplama, hedef belirleme ve askeri operasyonlarını yürütme kapasitesini artırdığını savunuyor. Yazara göre teknoloji sektörünün Gazze’deki savaşla ilişkisi, şirketlerin yalnızca ticari hizmet sağlayıcıları olarak değerlendirilmesiyle anlaşılamayacak kadar kapsamlı.
Haddad, İsrail’in teknoloji sektöründeki gelişimini de bu çerçevede ele alıyor. İsrail’deki teknoloji girişimlerinin askeri ve istihbarat alanındaki deneyimlerden yararlanarak büyüdüğünü belirten yazar, Silikon Vadisi ile İsrail’in teknoloji ekosistemi arasındaki ilişkilerin işgal ve savaş teknolojilerinin ticarileştirilmesine katkıda bulunduğunu ileri sürüyor.
Finans kapitali ve savaş ekonomisi
Makalenin önemli bölümlerinden biri, teknoloji şirketlerinin arkasındaki büyük finans kuruluşlarına ayrılıyor. Haddad, BlackRock, Vanguard ve State Street gibi küresel yatırım fonlarının teknoloji şirketlerinde sahip oldukları hisseler üzerinden savaş ekonomisinin finansal yapısına dahil olduğunu belirtiyor.
Yazara göre bu durum, Gazze’deki yıkımın ekonomik sonuçlarını yalnızca İsrail hükümeti veya doğrudan silah üreticileriyle sınırlı tutmayı imkânsız hale getiriyor. Büyük yatırım fonları, teknoloji şirketleri ve finansal piyasalar arasındaki ilişkiler, savaşın ekonomik kazançlarının küresel sermaye sistemine yayıldığı bir yapı ortaya çıkarıyor.
Haddad, Batılı ülkelerdeki emeklilik fonlarının ve sıradan yatırımcıların da bu finansal ağların dolaylı bir parçası olabileceğine dikkat çekiyor. Böylece Gazze’deki yıkımın ekonomik sonuçlarının, savaşın yaşandığı coğrafyanın çok ötesine taşındığını savunuyor.
Uluslararası hukuk ve şirketlerin hesap verebilirliği
Haddad, Batılı hükümetlerin İsrail’e yönelik politikalarını eleştirirken uluslararası hukuk mekanizmalarının karşılaştığı engellere de değiniyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) ve Uluslararası Adalet Divanı (UAD) üzerinden yürütülen süreçlerin, yalnızca siyasi liderlerin değil, savaşın ekonomik altyapısında rol oynayan şirket yöneticilerinin de sorumluluğunu gündeme getirebileceğini belirtiyor.
Yazar, ABD’nin UCM’ye yönelik yaptırımlarını da bu bağlamda değerlendiriyor. Haddad’a göre Washington’un mahkemenin faaliyetlerini sınırlandırmaya yönelik adımları, yalnızca uluslararası kurumlarla yaşanan siyasi anlaşmazlığın sonucu olarak görülmemeli; aynı zamanda ABD vatandaşlarının ve şirketlerinin olası hukuki süreçlerden korunmasıyla da bağlantılı.
Makale, Gazze’deki soykırımın sona erdirilmesi için Filistin dayanışma hareketinin ekonomik ilişkileri ve şirket ağlarını hedef alan çalışmalarının önemine vurgu yapıyor. Boykot, yatırımların geri çekilmesi ve yaptırımların yanı sıra özel sektörün hesap verebilirliğinin sağlanması gerektiğini savunuyor.
Haddad’ın temel tezi, Gazze’de yaşananların Batı kapitalizminin işleyişinden bağımsız bir savaş olarak ele alınamayacağı yönünde. Yazar, teknoloji, finans ve askeri sanayi arasındaki ilişkilerin yalnızca Filistin’deki yıkımı değil, küresel ölçekte demokratik kurumların, işçi haklarının ve kamusal özgürlüklerin geleceğini de etkilediğini ileri sürüyor.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Gazze’deki soykırımın arkasında Batı kapitalizmi var
Makalenin önemli bölümlerinden biri, teknoloji şirketlerinin arkasındaki büyük finans kuruluşlarına ayrılıyor. Haddad, BlackRock, Vanguard ve State Street gibi küresel yatırım fonlarının teknoloji şirketlerinde sahip oldukları hisseler üzerinden savaş ekonomisinin finansal yapısına dahil olduğunu belirtiyor.
Filistinli akademisyen Toufic Haddad, The New Arab’da yayımlanan “Batı kapitalizmine hizmet eden Gazze soykırımının üç yılı” başlıklı makalesinde, Gazze’deki soykırımın sürdürülmesinde Batılı hükümetlerin yanı sıra teknoloji devleri, finans kuruluşları ve silah sanayisinin rolünü ele alıyor. Haddad, İsrail’in Gazze’de yürüttüğü yıkımın yalnızca siyasi ve askeri tercihlerle açıklanamayacağını, Batı kapitalizminin ekonomik çıkarlarıyla da bağlantılı olduğunu savunuyor.
Teknoloji devleri ve finans kuruluşları soykırımın ekonomik altyapısında
Haddad’a göre Gazze’de yaşanan yıkımın arkasındaki temel meselelerden biri, İsrail’in askeri operasyonlarını mümkün kılan ekonomik ve teknolojik altyapının Batılı şirketler tarafından desteklenmesi. Yazar, özellikle büyük teknoloji şirketleri, finans kuruluşları ve askeri-sanayi kompleksinin birbirine bağlı çıkarlarının, İsrail’in Gazze’deki saldırılarını sürdürmesinde belirleyici olduğunu ileri sürüyor.
Makale, Google, Amazon ve Microsoft gibi teknoloji şirketlerinin İsrail’in askeri ve güvenlik kurumlarına sağladığı bulut bilişim hizmetleri ve veri altyapısına dikkat çekiyor. Haddad, bu hizmetlerin İsrail’in istihbarat toplama, hedef belirleme ve askeri operasyonlarını yürütme kapasitesini artırdığını savunuyor. Yazara göre teknoloji sektörünün Gazze’deki savaşla ilişkisi, şirketlerin yalnızca ticari hizmet sağlayıcıları olarak değerlendirilmesiyle anlaşılamayacak kadar kapsamlı.
Haddad, İsrail’in teknoloji sektöründeki gelişimini de bu çerçevede ele alıyor. İsrail’deki teknoloji girişimlerinin askeri ve istihbarat alanındaki deneyimlerden yararlanarak büyüdüğünü belirten yazar, Silikon Vadisi ile İsrail’in teknoloji ekosistemi arasındaki ilişkilerin işgal ve savaş teknolojilerinin ticarileştirilmesine katkıda bulunduğunu ileri sürüyor.
Finans kapitali ve savaş ekonomisi
Makalenin önemli bölümlerinden biri, teknoloji şirketlerinin arkasındaki büyük finans kuruluşlarına ayrılıyor. Haddad, BlackRock, Vanguard ve State Street gibi küresel yatırım fonlarının teknoloji şirketlerinde sahip oldukları hisseler üzerinden savaş ekonomisinin finansal yapısına dahil olduğunu belirtiyor.
Yazara göre bu durum, Gazze’deki yıkımın ekonomik sonuçlarını yalnızca İsrail hükümeti veya doğrudan silah üreticileriyle sınırlı tutmayı imkânsız hale getiriyor. Büyük yatırım fonları, teknoloji şirketleri ve finansal piyasalar arasındaki ilişkiler, savaşın ekonomik kazançlarının küresel sermaye sistemine yayıldığı bir yapı ortaya çıkarıyor.
Haddad, Batılı ülkelerdeki emeklilik fonlarının ve sıradan yatırımcıların da bu finansal ağların dolaylı bir parçası olabileceğine dikkat çekiyor. Böylece Gazze’deki yıkımın ekonomik sonuçlarının, savaşın yaşandığı coğrafyanın çok ötesine taşındığını savunuyor.
Uluslararası hukuk ve şirketlerin hesap verebilirliği
Haddad, Batılı hükümetlerin İsrail’e yönelik politikalarını eleştirirken uluslararası hukuk mekanizmalarının karşılaştığı engellere de değiniyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) ve Uluslararası Adalet Divanı (UAD) üzerinden yürütülen süreçlerin, yalnızca siyasi liderlerin değil, savaşın ekonomik altyapısında rol oynayan şirket yöneticilerinin de sorumluluğunu gündeme getirebileceğini belirtiyor.
Yazar, ABD’nin UCM’ye yönelik yaptırımlarını da bu bağlamda değerlendiriyor. Haddad’a göre Washington’un mahkemenin faaliyetlerini sınırlandırmaya yönelik adımları, yalnızca uluslararası kurumlarla yaşanan siyasi anlaşmazlığın sonucu olarak görülmemeli; aynı zamanda ABD vatandaşlarının ve şirketlerinin olası hukuki süreçlerden korunmasıyla da bağlantılı.
Makale, Gazze’deki soykırımın sona erdirilmesi için Filistin dayanışma hareketinin ekonomik ilişkileri ve şirket ağlarını hedef alan çalışmalarının önemine vurgu yapıyor. Boykot, yatırımların geri çekilmesi ve yaptırımların yanı sıra özel sektörün hesap verebilirliğinin sağlanması gerektiğini savunuyor.
Haddad’ın temel tezi, Gazze’de yaşananların Batı kapitalizminin işleyişinden bağımsız bir savaş olarak ele alınamayacağı yönünde. Yazar, teknoloji, finans ve askeri sanayi arasındaki ilişkilerin yalnızca Filistin’deki yıkımı değil, küresel ölçekte demokratik kurumların, işçi haklarının ve kamusal özgürlüklerin geleceğini de etkilediğini ileri sürüyor.
En Çok Okunan Haberler