SON DAKİKA

İsrail Seçimleri Hakkında Bilmeniz Gereken 5 Şey

İsrail'de 2026 seçimleri öncesi siyasi gerilim sürüyor. Netanyahu referandumu niteliğindeki süreçte, Naftali Bennett muhalefetin güçlü alternatifi olarak öne çıkıyor. Haredi askerlik muafiyeti ve aşırı sağ baskısı koalisyonu zorluyor.

Haber Giriş Tarihi: 05.08.2026 19:53
Haber Güncellenme Tarihi: 05.08.2026 20:00
Kaynak: Haber Merkezi
https://haberdeger.com/
İsrail Seçimleri Hakkında Bilmeniz Gereken 5 Şey

İsrail siyaseti, tarihinin en çalkantılı ve belirleyici dönemlerinden birini yaşıyor. 7 Ekim 2023 saldırılarının ardından patlak veren çok cepheli savaşlar, yargı reformu tartışmalarıyla derinleşen iç kutuplaşma ve ekonomik baskılar, 2026 yılına gelindiğinde yaklaşan genel seçimleri, ülkenin geleceğini şekillendirecek stratejik bir dönüm noktası haline getirdi. Haaretz ve diğer önde gelen İsrail araştırma kuruluşlarının kamuoyu anket verileri, seçmen eğilimlerinde radikal değişimlere ve sandıktan çıkması beklenen olası koalisyon senaryolarına ışık tutuyor.

1. Binyamin Netanyahu’nun Siyasal Dayanıklılığı ve 7 Ekim Sonrası Referandum Niteliğindeki Hesaplaşma

İsrail siyasetinin en uzun süre görev yapan başbakanı Binyamin Netanyahu, 2026 seçim sürecine son derece paradoksal bir konumda giriyor. Bir yanda 7 Ekim güvenlik zafiyetinin baş sorumlusu olarak görülen ve hakkındaki yolsuzluk davaları devam eden bir lider, diğer yanda ise sağ seçmeni etrafında konsolide etmeyi başaran usta bir siyasi taktikçi tablosu bulunuyor. Anketler, Netanyahu’nun liderliğindeki Likud partisinin halen en çok sandalye kazanan veya ilk iki sırayı zorlayan ana aktörlerden biri olduğunu gösteriyor. Ancak Netanyahu’nun şahsi popülaritesi ile partisine verilen destek arasındaki makas giderek açılıyor.

Kamuoyu araştırmaları, yaklaşan seçimlerin büyük oranda bir "Netanyahu Referandumu" niteliği taşıdığını kanıtlıyor. Seçmenlerin önemli bir bölümü sandığa oy atarken ulusal güvenlik politikalarının ötesinde doğrudan Netanyahu’nun iktidarda kalıp kalmaması gerektiğini oylayacak. Netanyahu, savaş dönemindeki kararlı duruşunu ve güvenlik merkezli retoriğini koruyarak sağ tabandaki çekirdek oylarını muhafaza etmeye çalışırken, kararsız ve merkez sağ seçmen nezdinde ciddi bir güven kaybı yaşıyor. 7 Ekim olaylarını inceleyecek bağımsız bir devlet soruşturma komisyonunun kurulmasını ertelemesi ve yargı mekanizmasına yönelik hamleleri, geleneksel Likud seçmeninin dahi bir kısmının partiden uzaklaşmasına yol açmış durumda. Buna rağmen Netanyahu, İsrail siyasi arenasındaki parçalanmışlıktan beslenerek iktidar bloğunu ayakta tutma yeteneğini sürdürüyor.

2. Muhalefet Blokunun Yeniden Yapılanması ve Naftali Bennett’in Geri Dönüşü

Netanyahu karşıtı blokta yaşanan en dikkat çekici gelişme, eski Başbakan Naftali Bennett’in siyasete güçlü bir geri dönüş yapması ve muhalefetin liderliğine yükselmesidir. Siyaseti bıraktığı dönemden sonra kamuoyu anketlerinde istikrarlı bir yükseliş grafiği çizen Bennett, merkez sağ ve liberal muhafazakar seçmen için doğal bir çekim merkezi haline geldi. Haaretz anket projeksiyonlarında Bennett liderliğindeki olası bir siyasi oluşum ya da ittifak listesi, doğrudan başbakanlık yarışında Netanyahu’yu geride bırakabilen en güçlü alternatif olarak öne çıkıyor.

Muhalefet cephesinin geleneksel lideri Yair Lapid ve Yesh Atid partisi tabanını korusa da, merkez sağa hitap etmekte yetersiz kaldığı için liderlik rolü kademeli olarak Bennett’e kaymış durumda. Benzer şekilde, savaşın ilk dönemlerinde ciddi bir oy patlaması yapan eski Savunma Bakanı Benny Gantz ve Mavi-Beyaz hareketi, kabineden istifa ettikten sonra anketlerde sert bir düşüş yaşadı. Seçmenin bir kısmı Gantz’ın Netanyahu ile tekrar koalisyon kurma ihtimalini bir risk olarak görürken, sağ eğilimli ancak Netanyahu’dan rahatsız olan kitleler Bennett’in net güvenlik duruşuna yöneliyor. Ayrıca eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot gibi askeri kökenli figürlerin muhalefet bloğundaki ağırlığı artıyor. Muhalefet için ana sınav, farklı ideolojik spektrumlardan gelen bu liderlerin kişisel hırslarını bir kenara bırakarak ortak bir hükümet programı etrafında birleşip birleşemeyeceğidir.

3. Koalisyon İçi Krizler: Ultra-Ortodoks Askerlik Muafiyeti ve Aşırı Sağın Baskısı

Mevcut sağ koalisyonun geleceğini tehdit eden en büyük iç dinamik, Ultra-Ortodoks (Haredi) dindar nüfusun zorunlu askerlik hizmetinden muaf tutulması meselesidir. Yıllardır süregelen bu imtiyaz, Gazze ve Lübnan cephelerindeki uzun ve yıpratıcı savaşların ardından seküler ve geleneksel dindar İsrail toplumunda benzeri görülmemiş bir toplumsal tepkiye dönüşmüştür. Haredi partileri olan Şas ve Birleşik Tevrat Yahudiliği, üyelerinin askerlik yapmasını engellemeyi koalisyona katılımlarının kırmızı çizgisi olarak görürken, İsrail Yüksek Mahkemesi'nin muafiyetleri hukuka aykırı bulan kararları ve toplumun geniş kesimlerinin "yükün adil paylaşımı" talebi hükümeti köşeye sıkıştırmıştır.

Diğer taraftan, Itamar Ben-Gvir liderliğindeki Yahudi Gücü (Otzma Yehudit) ve Bezalel Smotrich liderliğindeki Dinsel Siyonizm partilerinin temsil ettiği aşırı sağ blok, koalisyonun güvenlik ve içişleri politikalarını sertleştirmektedir. Ben-Gvir ve Smotrich, Batı Şeria politikaları, Mescid-i Aksa'nın statüsü ve savaşın yürütülme biçimi konusunda tavizsiz bir çizgi izleyerek uluslararası alanda İsrail’i zor durumda bırakırken, iç siyasette Likud’un sağındaki seçmenleri konsolide etmektedir. Anketler, aşırı sağ partilerin kendi aralarında ayrışması veya baraj altında kalması durumunda Netanyahu bloğunun meclis çoğunluğunu tamamen kaybedebileceğini göstermektedir. Bu durum, Netanyahu’yu bir yandan dindar ve aşırı sağcı ortaklarının taleplerini karşılamak, diğer yandan da toplumun merkezindeki öfkeyi yatıştırmak zorunda bırakan tehlikeli bir dengede tutmaktadır.

4. Knesset’teki Matematiksel Kilitlenme ve 61 Sandalye Eşiğinin Kritik Rolü

İsrail’in nispi temsil dayalı nispi seçim sistemi, 120 sandalyeli meclis olan Knesset’te hükümet kurabilmek için en az 61 sandalyelik bir çoğunluğa ulaşmayı şart koşmaktadır. Haaretz’in son anket projeksiyonları ve genel istatistik trendleri, ülkenin halen tam bir matematiksel kilitlenme içinde olduğunu doğrulamaktadır. Ne Netanyahu’nun başını çektiği dindar-sağ blok, ne de Siyonist muhalefet bloğu tek başlarına 61 sandalyeyi rahatça aşabilmektedir.

Bu kilitlenmede birkaç kilit unsur belirleyici rol oynamaktadır. İlk olarak, %3,25’lik seçim barajı büyük bir risk faktörüdür. Baraj sınırında dolaşan küçük partilerin barajı geçip geçememesi, onlarca milletvekilinin boşa gitmesine veya bloklar arasındaki dengenin bir anda 4-5 sandalye kaymasına yol açabilmektedir. İkinci kritik faktör ise Arap partilerinin (Ra'am ve Hadash-Ta'al) konumudur. İsrail nüfusunun yaklaşık %20’sini oluşturan Arap seçmenlerin sandığa gitme oranı ve bu partilerin çıkaracağı sandalye sayısı, matematiksel olarak Netanyahu karşıtı bloğun 61’e ulaşmasında belirleyici olmaktadır. Ancak Siyonist muhalefet partilerinin birçoğunun Arap partileriyle resmi bir koalisyon kurmaya yanaşmaması, hükümet kurma süreçlerini son derece karmaşık ve istikrarsız hale getirmektedir.

5. Derinleşen Toplumsal Kutuplaşma ve Seçmen Önceliklerinde Yaşanan Dönüşüm

Kamuoyu araştırmaları, İsrail toplumunun seçimlere yüklediği anlam ve öncelikler açısından derin bir ideolojik yarılma yaşadığını ortaya koymaktadır. Sol ve merkez seçmenin ezici çoğunluğu için 2026 seçimlerinin birincil ve en acil hedefi mevcut hükümetin değiştirilmesi, demokratik kurumların korunması ve Gazze'deki rehinelerin geri getirilmesini sağlayacak anlaşmaların yapılmasıdır. Bu seçmen kitlesi, ülkenin uluslararası alandaki yalnızlaşmasını ve toplumsal dokunun bozulmasını en büyük tehdit olarak algılamaktadır.

Buna karşılık, sağ seçmen için öncelikler tamamen farklı bir eksende şekillenmektedir. Sağ taban için seçimlerin ana gündem maddesi ulusal güvenlik, savaşın nihai zaferle sonuçlandırılması ve yargı reformunun tamamlanmasıdır. Aynı zamanda, İsrail Arap toplumunda tırmanan suç oranları ve güvenlik sorunları, Arap seçmenin sandığa bakışını ve önceliklerini doğrudan etkilemektedir. Ekonomik maliyetlerin artması, hayat pahalılığı ve yedek askerlerin yaşadığı ekonomik ve psikolojik yıpranma, tüm seçmen gruplarını ortak paydaya getiren nadir konular arasında yer alsa da, siyasi çözümler konusundaki kutuplaşma son derece keskindir. Bu tablo, seçim sonuçları ne olursa olsun kurulacak yeni hükümetin toplumsal rızayı sağlamakta ve istikrarı korumakta çok büyük zorluklarla karşılaşacağını göstermektedir.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.