Kürt seçmenin önemli bir bölümü artık "Kim daha sert muhalefet yapıyor" sorusundan çok, "Kim sonuç alabilir" sorusuna odaklanmaktadır. Bu değişimi okuyamayan siyasetçiler ise eski Türkiye'nin siyasetini yapmaya devam etmektedir.
Haber Giriş Tarihi: 23.07.2026 13:14
Haber Güncellenme Tarihi: 23.07.2026 13:25
Kaynak:
Haber Merkezi
https://haberdeger.com/
Türkiye siyasetinde son günlerde en çok tartışılan başlıklardan biri, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in yaptığı veda niteliğindeki konuşmanın ardından partisinden ayrılarak yeni bir siyasi hareket başlatması oldu. Şimdi merak edilen temel sorulardan biri şu: Böyle bir parti ortaya çıkarsa Kürt seçmen bu yeni siyasi projeye neden destek versin?
Bu sorunun cevabı, son yıllarda Kürt siyasetinde yaşanan dönüşümde saklıdır. Çünkü Kürt seçmen artık sadece iktidar karşıtlığı üzerinden pozisyon almıyor. On yıllardır devam eden güvenlik sorunları, ekonomik maliyetler ve toplumsal yorgunluk, çözüm üretebilecek aktörlere yönelik daha pragmatik bir yaklaşımı beraberinde getirdi. Bugün Kürt toplumu açısından temel mesele, yeni bir muhalefet partisi görmek değil; barışı sağlayabilecek, siyasi çözümü kurumsallaştırabilecek ve devlet ile toplum arasındaki güven krizini aşabilecek iradeyi görebilmektir.
Sürekli Konuştu, Ama Bir Yol Göstermedi
Özgür Özel, genel başkan olduğu günden itibaren iktidarı sert biçimde eleştirdi. Ekonomiden hukuka, dış politikadan yerel yönetimlere kadar hemen her konuda açıklamalar yaptı. Ancak konu Türkiye'nin en ağır meselelerinden biri olan Kürt sorununa geldiğinde, aynı cesareti ve aynı netliği gösterebildiğini söylemek güçtür.
Kürt meselesi, sloganlarla geçiştirilecek bir konu değildir. Bu mesele; siyasal cesaret, müzakere iradesi ve topluma açık bir vizyon gerektirir. Oysa Özgür Özel'in siyasetinde çoğu zaman görülen şey, risk almayan bir denge politikası oldu. CHP içindeki farklı eğilimleri rahatsız etmemek adına kullanılan muğlak dil, Kürt seçmene güven vermek yerine belirsizlik hissi oluşturdu.
Bir siyasetçi, herkesi memnun etmeye çalıştığında çoğu zaman kimseyi ikna edemez. Özgür Özel'in siyaseti de tam olarak bu açmazın içine sıkıştı.
Son dönemde Türkiye'de yeniden barış ve diyalog ihtimalinin konuşulduğu, çözüm arayışlarının tartışıldığı bir atmosfer oluşurken, kamuoyunun hafızasında kalan güçlü bir siyasi inisiyatif değil; daha çok gelişmeleri uzaktan takip eden bir muhalefet lideri görüntüsü oldu. Oysa tarih, büyük sorunları seyredenleri değil, çözüm üretme cesareti gösterenleri yazar.
Yeni Parti Eski Siyasetin Devamı Olursa
Yeni bir parti kurmak, geçmişi sıfırlamaz. Seçmen, tabelaya değil sicile bakar.
Özgür Özel'in kuracağı varsayılan bir siyasi hareketin en büyük handikabı da budur. Çünkü insanlar doğal olarak şu soruyu soracaktır: CHP'nin başındayken ortaya koyamadığınız vizyonu, bugün hangi siyasi sihirle ortaya koyacaksınız?
Kürt seçmen yıllardır aynı cümleleri dinliyor. "Demokrasi", "hukuk", "eşit yurttaşlık" gibi kavramlar elbette değerlidir. Ancak bu kavramların içini dolduracak somut politikalar olmadan, tekrar edilen her söylem zamanla etkisini kaybedecektir.
Bugün Doğu ve Güneydoğu'da yaşayan gençlerin önceliği ideolojik nutuklar değildir. İşsizliktir. Kalkınmadır. Güvendir. Barıştır. Çatışmanın tamamen sona ermesidir. Bu başlıklarda güçlü bir program ortaya koyamayan hiçbir siyasi hareket, yeni bir logo tasarlayarak Kürt seçmenin desteğini alamaz.
Üstelik Türkiye'de son dönemde çözüm ve normalleşme tartışmalarının yeniden gündeme gelmesiyle birlikte, Kürt seçmenin önemli bir bölümü artık "Kim daha sert muhalefet yapıyor" sorusundan çok, "Kim sonuç alabilir" sorusuna odaklanmaktadır. Bu değişimi okuyamayan siyasetçiler ise eski Türkiye'nin siyasetini yapmaya devam etmektedir.
Kürt Seçmen Muhalefete Kredi Açmak Zorunda Değil
Muhalefette olmak, otomatik olarak güvenilir olmak anlamına gelmez. Aynı şekilde yeni bir parti kurmak da otomatik olarak umut üretmez.
Kürt seçmen uzun yıllardır farklı siyasi projelere destek verdi, farklı ittifakların parçası oldu ve birçok vaat dinledi. Bugün gelinen noktada ise daha temkinli, daha sorgulayıcı ve daha pragmatik bir seçmen profili ortaya çıkmıştır. Bu nedenle "CHP'den ayrıldı" ya da "yeni parti kurdu" gibi gelişmeler tek başına heyecan yaratmaya yetmeyecek.
Siyaset, geçmiş performansın üzerine inşa edilir. Eğer bir lider elindeki en büyük muhalefet partisini toplumun tüm kesimlerine umut verecek ortak bir vizyon etrafında buluşturamamışsa, aynı liderin farklı bir tabela altında bunu başaracağına inanılması kolay değildir.
Belki de Özgür Özel'in en büyük yanılgısı tam da budur: Sorunun partinin adı olduğunu düşünmek. Oysa mesele tabela değil, liderliktir. Mesele logo değil, vizyondur. Mesele yeni bir bina açmak değil, yeni bir siyaset inşa etmektir.
Kürt seçmen bugün artık duygularıyla değil, siyasi muhasebesiyle hareket ediyor. Kim daha yüksek sesle konuşuyor diye değil, kim daha fazla sonuç üretebilir diye bakıyor. Eğer kurulacak yeni parti bu soruya güçlü bir cevap veremezse, sadece CHP'nin eski seçmenlerini bölmüş olur; Türkiye siyasetinde yeni bir sayfa açamaz.
Çünkü Kürtlerin aradığı şey yeni bir muhalefet lideri değil artık, eski sorunları çözebilecek yeni bir siyasal iradedir. Bu irade ortaya çıkmadığı sürece, isimler değişse de seçmenin hükmü değişmeyecektir.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Kürtler, Özgür Özel’e Neden Destek Vermeyecek?
Kürt seçmenin önemli bir bölümü artık "Kim daha sert muhalefet yapıyor" sorusundan çok, "Kim sonuç alabilir" sorusuna odaklanmaktadır. Bu değişimi okuyamayan siyasetçiler ise eski Türkiye'nin siyasetini yapmaya devam etmektedir.
Türkiye siyasetinde son günlerde en çok tartışılan başlıklardan biri, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in yaptığı veda niteliğindeki konuşmanın ardından partisinden ayrılarak yeni bir siyasi hareket başlatması oldu. Şimdi merak edilen temel sorulardan biri şu: Böyle bir parti ortaya çıkarsa Kürt seçmen bu yeni siyasi projeye neden destek versin?
Bu sorunun cevabı, son yıllarda Kürt siyasetinde yaşanan dönüşümde saklıdır. Çünkü Kürt seçmen artık sadece iktidar karşıtlığı üzerinden pozisyon almıyor. On yıllardır devam eden güvenlik sorunları, ekonomik maliyetler ve toplumsal yorgunluk, çözüm üretebilecek aktörlere yönelik daha pragmatik bir yaklaşımı beraberinde getirdi. Bugün Kürt toplumu açısından temel mesele, yeni bir muhalefet partisi görmek değil; barışı sağlayabilecek, siyasi çözümü kurumsallaştırabilecek ve devlet ile toplum arasındaki güven krizini aşabilecek iradeyi görebilmektir.
Sürekli Konuştu, Ama Bir Yol Göstermedi
Özgür Özel, genel başkan olduğu günden itibaren iktidarı sert biçimde eleştirdi. Ekonomiden hukuka, dış politikadan yerel yönetimlere kadar hemen her konuda açıklamalar yaptı. Ancak konu Türkiye'nin en ağır meselelerinden biri olan Kürt sorununa geldiğinde, aynı cesareti ve aynı netliği gösterebildiğini söylemek güçtür.
Kürt meselesi, sloganlarla geçiştirilecek bir konu değildir. Bu mesele; siyasal cesaret, müzakere iradesi ve topluma açık bir vizyon gerektirir. Oysa Özgür Özel'in siyasetinde çoğu zaman görülen şey, risk almayan bir denge politikası oldu. CHP içindeki farklı eğilimleri rahatsız etmemek adına kullanılan muğlak dil, Kürt seçmene güven vermek yerine belirsizlik hissi oluşturdu.
Bir siyasetçi, herkesi memnun etmeye çalıştığında çoğu zaman kimseyi ikna edemez. Özgür Özel'in siyaseti de tam olarak bu açmazın içine sıkıştı.
Son dönemde Türkiye'de yeniden barış ve diyalog ihtimalinin konuşulduğu, çözüm arayışlarının tartışıldığı bir atmosfer oluşurken, kamuoyunun hafızasında kalan güçlü bir siyasi inisiyatif değil; daha çok gelişmeleri uzaktan takip eden bir muhalefet lideri görüntüsü oldu. Oysa tarih, büyük sorunları seyredenleri değil, çözüm üretme cesareti gösterenleri yazar.
Yeni Parti Eski Siyasetin Devamı Olursa
Yeni bir parti kurmak, geçmişi sıfırlamaz. Seçmen, tabelaya değil sicile bakar.
Özgür Özel'in kuracağı varsayılan bir siyasi hareketin en büyük handikabı da budur. Çünkü insanlar doğal olarak şu soruyu soracaktır: CHP'nin başındayken ortaya koyamadığınız vizyonu, bugün hangi siyasi sihirle ortaya koyacaksınız?
Kürt seçmen yıllardır aynı cümleleri dinliyor. "Demokrasi", "hukuk", "eşit yurttaşlık" gibi kavramlar elbette değerlidir. Ancak bu kavramların içini dolduracak somut politikalar olmadan, tekrar edilen her söylem zamanla etkisini kaybedecektir.
Bugün Doğu ve Güneydoğu'da yaşayan gençlerin önceliği ideolojik nutuklar değildir. İşsizliktir. Kalkınmadır. Güvendir. Barıştır. Çatışmanın tamamen sona ermesidir. Bu başlıklarda güçlü bir program ortaya koyamayan hiçbir siyasi hareket, yeni bir logo tasarlayarak Kürt seçmenin desteğini alamaz.
Üstelik Türkiye'de son dönemde çözüm ve normalleşme tartışmalarının yeniden gündeme gelmesiyle birlikte, Kürt seçmenin önemli bir bölümü artık "Kim daha sert muhalefet yapıyor" sorusundan çok, "Kim sonuç alabilir" sorusuna odaklanmaktadır. Bu değişimi okuyamayan siyasetçiler ise eski Türkiye'nin siyasetini yapmaya devam etmektedir.
Kürt Seçmen Muhalefete Kredi Açmak Zorunda Değil
Muhalefette olmak, otomatik olarak güvenilir olmak anlamına gelmez. Aynı şekilde yeni bir parti kurmak da otomatik olarak umut üretmez.
Kürt seçmen uzun yıllardır farklı siyasi projelere destek verdi, farklı ittifakların parçası oldu ve birçok vaat dinledi. Bugün gelinen noktada ise daha temkinli, daha sorgulayıcı ve daha pragmatik bir seçmen profili ortaya çıkmıştır. Bu nedenle "CHP'den ayrıldı" ya da "yeni parti kurdu" gibi gelişmeler tek başına heyecan yaratmaya yetmeyecek.
Siyaset, geçmiş performansın üzerine inşa edilir. Eğer bir lider elindeki en büyük muhalefet partisini toplumun tüm kesimlerine umut verecek ortak bir vizyon etrafında buluşturamamışsa, aynı liderin farklı bir tabela altında bunu başaracağına inanılması kolay değildir.
Belki de Özgür Özel'in en büyük yanılgısı tam da budur: Sorunun partinin adı olduğunu düşünmek. Oysa mesele tabela değil, liderliktir. Mesele logo değil, vizyondur. Mesele yeni bir bina açmak değil, yeni bir siyaset inşa etmektir.
Kürt seçmen bugün artık duygularıyla değil, siyasi muhasebesiyle hareket ediyor. Kim daha yüksek sesle konuşuyor diye değil, kim daha fazla sonuç üretebilir diye bakıyor. Eğer kurulacak yeni parti bu soruya güçlü bir cevap veremezse, sadece CHP'nin eski seçmenlerini bölmüş olur; Türkiye siyasetinde yeni bir sayfa açamaz.
Çünkü Kürtlerin aradığı şey yeni bir muhalefet lideri değil artık, eski sorunları çözebilecek yeni bir siyasal iradedir. Bu irade ortaya çıkmadığı sürece, isimler değişse de seçmenin hükmü değişmeyecektir.
En Çok Okunan Haberler