SON DAKİKA

Marc Lynch: Amerikan Ortadoğusu Miadını Doldurdu

Prof. Marc Lynch, Foreign Affairs'te yayımlanan yazısında; Gazze'deki yıkım ve İran karşısındaki başarısızlıkların ABD ve İsrail'in ahlaki ve askeri otoritesini yıkarak Orta Doğu'daki Amerikan hegemonyasını geri dönülemez şekilde çökerttiğini belirtti.

Haber Giriş Tarihi: 19.08.2026 00:13
Haber Güncellenme Tarihi: 19.08.2026 00:16
Kaynak: Haber Merkezi
https://haberdeger.com/
Marc Lynch: Amerikan Ortadoğusu Miadını Doldurdu

George Washington Üniversitesi'nde Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Profesörü Marc Lynch, Amerikan dış politikası ve uluslararası ilişkiler alanında dünyanın en prestijli ve önde gelen dergilerinden biri olarak bilinen Foreign Affairs’te kaleme aldığı bugünki yazısında Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'in peş peşe aldığı stratejik yenilgilerle Orta Doğu’daki düzeninin onarılamaz bir çöküş sürecine girdiğini ifade etti.

"Çifte darbe: Ahlaki otorite ve askeri kudret yanılsaması paramparça oldu"

Profesör Lynch’a göre, İsrail'in Gazze'de yürüttüğü yıkım savaşı ile ABD-İsrail ittifakının İran'a yönelik askeri fiyaskosu, sıradan krizler olmaktan çıkarak Amerikan hegemonyasına ağır darbeler indirdi.

“İsrail'in Gazze'yi yıkması ile ABD ve İsrail'in İran'daki savaşı gibi ikili krizler, bu döngüde sadece bir başka bölüm gibi görünebilir. Ancak gerçekte bu olaylar hep birlikte Amerikan Ortadoğusu'na ölümcül bir darbe vurdu.”

Özellikle Washington'ın işgalci rejime verdiği kayıtsız şartsız destek, ABD'nin küresel siyasette kullanageldiği insan hakları maskesini tamamen düşürdü. Analizde, "Özellikle Başkan Joe Biden döneminde Amerika'nın İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırısına verdiği destek, ABD'nin iddia edebileceği kalıntı niteliğindeki tüm ahlaki otoriteyi silip süpürdü" tespiti yapılırken, İran karşısında yaşanan hezimetin ise "Amerikan ordusunun her şeye kadir olduğu yanılsamasını paramparça ettiği" vurgulanıyor.

"Siyonist kibrin 1973'ten beri gelen rehaveti yerle bir oldu"

İsrail'in yıllardır arkasına saklandığı Amerikan güvenlik kalkanı, işgalci rejimin kendi askeri kapasitesini devasa oranda abartmasına neden oldu. 1973'ten bu yana kendisiyle denk bir devlet tehdidiyle yüzleşmeyen İsrail, hem İran'ın hem de Direniş güçlerinin kapasitesini yanlış hesapladı. Yazı, Siyonist rejimin içine düştüğü bu stratejik körlüğü şu sözlerle aktarıyor:

“İsrail, 1973'ten bu yana devlet düzeyinde bir tehditle karşılaşmadı veya kendisine denk bir rakiple savaşmadı; bu da muhtemelen İran'a saldırmanın zorluğunu hafife almasına yol açtı. (...) Ancak 7 Ekim saldırıları bu rehaveti yerle bir ettiğinde, İsrail'in tepkisi askeri gerilimi tamamen tırmandırmak oldu.”

7 Ekim sonrası Siyonist kibrin aldığı bu ağır yara, Lynch’a göre Tel Aviv'i mantıklı bir stratejiden ziyade, etrafına şuursuzca saldıran ve bölgesel bir savaşı körükleyen bir aktöre dönüştürdü. Tıpkı 2003 Irak işgalinde olduğu gibi, bu savaşın mimarlarının da "askeri gücün başarabileceklerini büyük ölçüde abarttığı ve düşmanların uyum sağlama kapasitesini hafife aldığı" açıkça belirtiliyor.

"Filistin'i unuttuklarını sandılar: Amerikalı liderlerin stratejik miyopluğu"

Bölgedeki işbirlikçi Arap elitleri üzerinden Filistin davasının tasfiye edilebileceğine inanan Biden ve Trump yönetimleri, tarihi bir yanılgıya düştü. İbrahim Anlaşmaları üzerinden Siyonist rejim ile Körfez'i birleştirme hayali, sahadaki direnişin gerçekliğine çarptı. Lynch, Washington'ın bu körlüğünü şöyle özetliyor:

“Biden ve Trump dönemindeki Amerikalı yetkililer, İsrail'in Gazze'deki savaşının sismik etkilerini idrak edemediler. Bölgesel liderlerin görüşlerinin önemli olan tek şey olduğunu, bu liderlerin Filistinlileri çoktan unuttuğu görüşünü paylaşıyorlardı. İsrail'in giderek daha tehditkâr hale gelen tutumu ve Filistinlilerle uzlaşmaya varma niyetinde olduğuna dair her türlü bahaneyi terk etmesi, Washington'ın Arap müttefikleri ile İsrail'i kalıcı bir güvenlik ortaklığında bir araya getirme yönündeki on yıllardır süren misyonunu sona erdirdi.

Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail tüm askeri kudretlerine rağmen açıkça başarısız oldular. ABD'nin Körfez'deki müttefiklerini İran saldırılarından koruyamaması veya Hürmüz Boğazı'nı açık tutamaması, bölgedeki askeri üs ağını meşrulaştıran temel güvenlik mutabakatını ölümcül şekilde zayıflattı."

Lynch özellikle İbrahim Anlaşmaları ile Siyonist rejimle normalleşme ihanetine imza atan BAE ve Bahreyn gibi aktörlerin ateş hattında kaldığına dikkat çekti. Washington'ın müttefiklerine danışmadan bölgeyi bir savaşa sürüklemesi, işbirlikçi rejimlerdeki paniği öfkeye dönüştürdü:

"Körfez liderleri, yalnızca Amerika'nın kendi tercihlerini hiçe sayması karşısında değil, aynı zamanda Amerikan acizliğinin açığa çıkması karşısında da bir kez daha şok oldular. Birleşik Devletler'in sunduğu temel mutabakat çöktü ve yeniden inşa edilmesi de kolay olmayacak."

Siyonist-emperyalist askeri kibrin sonu ve "Süveyş anı"

ABD’li Profesöre göre Ortadoğu'da artık Amerikan üstünlüğü yerini kalıcı bir çöküşe, Siyonist kibrin ise yerini stratejik bir varoluş krizine bıraktığı yeni bir dönem başlıyor.

"Amerikan Ortadoğusu miadını doldurdu. 1991'den bu yana hüküm süren bölgesel düzen, ABD-İsrail'in İran'la savaşının pek çok kurbanından biri oldu."

Batılı karar alıcıların ve Siyonist rejimin askeri teknolojilerine duydukları aşırı güven, sahadaki gerçekliğe çarparak paramparça oldu. İran'a yönelik yıllardır süren kuşatma ve yaptırım politikalarının iflas ettiği vurgulanan analizde, yaşanan stratejik hezimet 1956'da İngiliz ve Fransız sömürgeciliğinin sonunu getiren dönüm noktasına benzetiliyor:

"İran savaşından Washington'ın 'Süveyş anı' olarak bahsetmek sıradanlaştı. Amerikan üstünlüğü de bir anda ortadan kalkmayacaktır ancak Amerikan gücüne ve amacına dair uzun zamandır biriken şüpheler kırılma noktasını geçti."

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.