Ünlü Yahudi Dr. Gabor Mate: Sorun Netanyahu değil Siyonist İsrail'in ta kendisidir
Ünlü Yahudi Dr. Gabor Mate: Sorun Netanyahu değil Siyonist İsrail'in ta kendisidir
Dr. Gabor Mate, İsrail'in Gazze'deki eylemlerinin hukuki bir soykırım olduğunu belirterek, sorunun Netanyahu'dan ziyade Siyonist sistemin kendisi olduğunu savundu. Mate, Batı medyasındaki seçici empatiye ve manipülasyonlara karşı uyardı.
Haber Giriş Tarihi: 05.08.2026 10:31
Haber Güncellenme Tarihi: 05.08.2026 10:35
Kaynak:
Haber Merkezi
https://haberdeger.com/
Gabor Mate, İsrail'in tüm dünyada oluşturmak istediği anlatılara dikkat çekerek manipülasyona düşmeme çağrısında bulundu.
ABD ve İsrail'in Gazze ve Lübnan'da yürüttüğü soykırım saldırıları tüm dünyanın gözü önünde devam ederken, uluslararası çapta saygınlığa sahip emekli doktor, yazar ve aynı zamanda bebekliğinde Holokost'tan kurtulan bir isim olan Dr. Gabor Maté'den önemli tespitler geldi. Going Underground programında gazeteci Afshin Rattansi'nin sorularını yanıtlayan Dr. Maté, Siyonist anlatıyı içeriden çürüten açıklamalarda bulundu.
"Sorun Netanyahu değil, Siyonist sistemin kendisidir"
Ana akım medyada ve bazı siyasi çevrelerde Siyonist rejimin işlediği katliamların faturasının yalnızca Binyamin Netanyahu'ya kesilmesi çabalarına tepki gösteren Dr. Maté, bu durumun asıl suçlu olan sistemi gizlediğini belirtti. Netanyahu'yu "dünya yüzeyine ayak basmış en sahtekar, en acımasız ve ikiyüzlü politikacılardan biri" olarak tanımlayan Maté, şunları kaydetti:
"Ancak Netanyahu tek başına olup bitenlerin nedeni veya kaynağı değildir. Asıl olup biten, en başından beri Filistinlileri insanlıktan çıkaran ve her zaman Filistin nüfusunu yerinden etme, ezme, yok sayma ve mümkün olduğunca çoğunu öldürme hakkını kendinde gören Siyonist hareketin kaçınılmaz ve önceden belli olan dışavurumudur."
Netanyahu'nun Siyonist dinamiğin sadece "en göze batan" hali olduğunu vurgulayan yazar, geçmişteki İsrail liderlerini de hatırlatarak, "Şamir veya Begin gibi eski terörist başbakanlara veya çok sayıda Filistinlinin yerinden edilmesini ve öldürülmesini kışkırtan Ben-Gurion gibi savaş suçlularına da baksanız, Siyonizmin, gittikçe daha zehirli hale gelen bir bakış açısı olduğunu görürsünüz" ifadelerini kullandı.
"Nehirden denize" sloganı ve sömürgeci insanlıktan çıkarma
Siyonist sistemin mevcut politikalarını eleştiren Maté, sorunun yapısal olduğuna dikkat çekerek, "Netanyahu figürü o kadar önemli değil. Önemli olan sistemdir. Mevcut İsrail seçimlerine bakarsanız, muhalefet partilerinden hiçbirinin artık bir Filistin devletinden bahsetmeye bile cesaret edemediğini görürsünüz" dedi.
Batı medyasında Filistin direnişi aleyhinde manipüle edilen kavrama da açıklık getiren Maté, "'Nehirden denize Yahudi olmayan hiçbir varlığın bulunmaması', asıl Siyonist ahlakın ta kendisidir. Bunu Netanyahu yaratmadı, o sadece bunu somutlaştırıyor," sözleriyle işgalci zihniyeti gözler önüne serdi. Maté, Siyonistlerin Filistinlilere yönelik politikalarını tarihsel sömürgecilik pratikleriyle de ilişkilendirdi:
"Sömürgeci sistemin dünyanın büyük bir bölümünü; Afrika'yı, Asya'yı, Amerika'yı ele geçirebilmesi için yerli halkların insanlıktan çıkarılması gerekiyordu. Güç ve ayrıcalığa bağlılık duyduğunuz her an, ötekini insanlıktan çıkarmak zorundasınız."
"Yaşananlar hukuken bir soykırımdır, Batı bunu biliyor"
Daha önce Gazze'de yaşananlar için "soykırım" kelimesini kullanmaktan kaçındığı hatırlatılan Dr. Maté, hukuki ve somut gerçekler ışığında fikrinin netleştiğini ifade etti. Süreci net bir dille tanımlayan Maté, karar alıcıların ikiyüzlülüğünü şu sözlerle ifşa etti:
"Soykırım, tanımı olan hukuki bir terimdir. Dünyadaki soykırım uzmanlarının büyük çoğunluğuna ve hatta Yahudi soykırım uzmanlarının büyük çoğunluğuna göre, İsrail'in Gazze'de işledikleri, soykırım tanımının hukuki kriterlerini karşılamaktadır. Son yayımlanan kitaplar ve raporlar açıkça gösterdi ki, kanıtları gördüler. ABD’de Jake Sullivan, Antony Blinken gibi isimler başından beri bu durumdan şüphe duyuyor ve rahatsız oluyorlardı ama elbette bunu asla kamuoyuna açıklamadılar. Yani bilmediklerinden değil, vicdanlarının siyasi bağlılıklarının gerisinde kalmasından dolayı böyle davrandılar."
Bu açıklamalarıyla Dr. Maté, sadece İsrail'in suçlarını değil, aynı zamanda bu suçlara zemin hazırlayan ve gerçekleri bilerek örtbas eden ABD yönetiminin ahlaki ve hukuki çöküşünü de kayıt altına almış oldu.
"Ukraynalı çocuklar için empati, Filistinliler için sansür"
Dr. Maté, Batı medyasının acıları bile ideolojik bir süzgeçten geçirdiğini ve kendi siyasi çıkarlarına uygun düşmeyen kurbanları görmezden geldiğini belirtti. The New York Times'ta yayınlanan ve Ukraynalı çocukların savaş ve ölümle başa çıkmasına yardımcı olan çocuk kitaplarıyla ilgili "duygusal" bir makaleyi örnek gösteren Maté, şunları aktardı:
"Ukraynalı çocukların savaşta ölen aile üyeleriyle uzlaşmasına yardımcı olan çocuk kitapları hakkında bir makale vardı. Bu çok güzel bir içgüdü ama bunu Filistinliler hakkında asla göremezsiniz. Filistinliler herhangi bir ölçüde, oransal olarak çok daha fazla ölüm, çok daha fazla yerinden edilme, acı, desteksizlik ve açlık yaşadılar. The New York Times'ta Filistinli çocuklar hakkında asla böyle empatik bir makale göremezsiniz."
Bu durumu "seçici empati" olarak tanımlayan Maté, sistemin işleyişini şu sözlerle özetledi: "Kendi tarafımızda olduğunu algıladığımız insanlarla empati kurmaya teşvik ediliyoruz ve kendi tarafımızdan görmediğimiz insanlardan empatiyi tamamen esirgiyoruz. Siyasi yönelimler doğrultusunda yönlendirilen bir empati seçimi söz konusu."
Modern propagandanın sinsi yüzü
Soğuk Savaş döneminde Macaristan'da büyüdüğünü belirten Dr. Maté, günümüzdeki Batılı propaganda aygıtlarının eski dönemlere kıyasla çok daha karmaşık ve tehlikeli bir boyuta ulaştığına dikkat çekti:
"Macaristan'daki propaganda sistemi çok kaba idi ve herkes bunun iç yüzünü görebiliyordu. Batı'da ise propaganda sistemi o kadar ince, o kadar yaygın ve o kadar ikna edici ki, insanlar propagandaya maruz kaldıklarını bile bilmiyorlar. O makaleyi sadece olduğu gibi görecekler, ancak bunu seçici empatinin bir parçası olarak okumayacaklar ve asla 'Peki ya Filistinli çocuklar?' diye düşünmeyecekler."
"Ayrıcalıklı mağduriyet reddediliyor"
Ana akım medya ve Siyonist lobi tarafından yıllardır pompalanan "İsrail'in sonsuz mağduriyeti" masalının artık işlemiyor olduğuna dikkat çeken Dr. Maté, yeni nesil Amerikan Yahudilerinin Filistinlilerin haklı mücadelesine verdiği desteği şu sözlerle özetledi:
"Pek çok genç Yahudi, ana akım anlatı karşısında sessiz kalmak ya da buna boyun eğmek yerine, artık kendilerine öğretilen 'ayrıcalıklı mağduriyet' duygusunu reddediyor ve aslında Filistinlilerin haklarını aktif olarak destekliyorlar. Bu, daha önce gördüğümüzden çok daha geniş çaplı, yepyeni bir olgudur."
Hayat boyu süren propagandanın çöküşü
Gazeteci Afshin Rattansi'nin, ABD'li Yahudilerin çoğunluğunun artık İsrail'e olumsuz baktığını belirten son anketleri hatırlatması üzerine konuşan Maté, aşılan bu eşiğin önemini vurguladı. Siyonizmin sadece dışarıya değil, doğrudan kendi toplumuna yönelik uyguladığı yoğun beyin yıkama faaliyetinin de mevzi kaybettiğini belirten Maté, durumu şu sözlerle anlattı:
"Bu oldukça etkileyici; çünkü bunu hayatları boyunca kendilerini kuşatan propagandaya rağmen yapıyorlar. Sadece tamamen Siyonizm ile zehirlenmiş Yahudi topluluklarındaki yetiştirilme tarzlarına değil, ana akım medyaya da karşı duruyorlar. İnsanların bunun ötesini görebilmesi gerçekten dikkate değer... Aynı şeyi Vietnam Savaşı'nda da görmüştük; tüm propagandaya rağmen Amerikan gençliğinin büyük çoğunluğu o savaşa karşı çıkmıştı. İnsanların içinde bir hakikat duygusu vardır."
"Şovenist kabileciliğe karşı hakikat"
Siyonist ideolojinin, Yahudiliği ırkçı ve dışlayıcı bir kabileciliğe indirgemeye çalıştığını ifade eden Dr. Maté, gençlerin bu başkaldırısının aslında köklü bir geleneğin yansıması olduğunu dile getirdi. İsrail'in eylemlerinin dini veya tarihi bir zorunluluk değil, emperyalist bir kurgu olduğunu savunan Maté, şunları söyledi:
"Dürüst olmak gerekirse, Yahudi geleneğinde otoriteye karşı çıkma, seküler gücü reddetme ve içsel gerçeği arama yönünde güçlü bir damar vardır. Bu, 'peygamberi gelenek'tir. Otoriteye ve her devletin kendi halkının benimsemesini istediği şovenist kabileci kimliğe karşı durmak, bu gelenekle tamamen tutarlıdır. Hükümetinizin size söylediğinden çok daha büyük, daha yüksek bir hakikat vardır ve bu hakikati onurlandırmak zorundasınız."
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ünlü Yahudi Dr. Gabor Mate: Sorun Netanyahu değil Siyonist İsrail'in ta kendisidir
Dr. Gabor Mate, İsrail'in Gazze'deki eylemlerinin hukuki bir soykırım olduğunu belirterek, sorunun Netanyahu'dan ziyade Siyonist sistemin kendisi olduğunu savundu. Mate, Batı medyasındaki seçici empatiye ve manipülasyonlara karşı uyardı.
Gabor Mate, İsrail'in tüm dünyada oluşturmak istediği anlatılara dikkat çekerek manipülasyona düşmeme çağrısında bulundu.
ABD ve İsrail'in Gazze ve Lübnan'da yürüttüğü soykırım saldırıları tüm dünyanın gözü önünde devam ederken, uluslararası çapta saygınlığa sahip emekli doktor, yazar ve aynı zamanda bebekliğinde Holokost'tan kurtulan bir isim olan Dr. Gabor Maté'den önemli tespitler geldi. Going Underground programında gazeteci Afshin Rattansi'nin sorularını yanıtlayan Dr. Maté, Siyonist anlatıyı içeriden çürüten açıklamalarda bulundu.
"Sorun Netanyahu değil, Siyonist sistemin kendisidir"
Ana akım medyada ve bazı siyasi çevrelerde Siyonist rejimin işlediği katliamların faturasının yalnızca Binyamin Netanyahu'ya kesilmesi çabalarına tepki gösteren Dr. Maté, bu durumun asıl suçlu olan sistemi gizlediğini belirtti. Netanyahu'yu "dünya yüzeyine ayak basmış en sahtekar, en acımasız ve ikiyüzlü politikacılardan biri" olarak tanımlayan Maté, şunları kaydetti:
"Ancak Netanyahu tek başına olup bitenlerin nedeni veya kaynağı değildir. Asıl olup biten, en başından beri Filistinlileri insanlıktan çıkaran ve her zaman Filistin nüfusunu yerinden etme, ezme, yok sayma ve mümkün olduğunca çoğunu öldürme hakkını kendinde gören Siyonist hareketin kaçınılmaz ve önceden belli olan dışavurumudur."
Netanyahu'nun Siyonist dinamiğin sadece "en göze batan" hali olduğunu vurgulayan yazar, geçmişteki İsrail liderlerini de hatırlatarak, "Şamir veya Begin gibi eski terörist başbakanlara veya çok sayıda Filistinlinin yerinden edilmesini ve öldürülmesini kışkırtan Ben-Gurion gibi savaş suçlularına da baksanız, Siyonizmin, gittikçe daha zehirli hale gelen bir bakış açısı olduğunu görürsünüz" ifadelerini kullandı.
"Nehirden denize" sloganı ve sömürgeci insanlıktan çıkarma
Siyonist sistemin mevcut politikalarını eleştiren Maté, sorunun yapısal olduğuna dikkat çekerek, "Netanyahu figürü o kadar önemli değil. Önemli olan sistemdir. Mevcut İsrail seçimlerine bakarsanız, muhalefet partilerinden hiçbirinin artık bir Filistin devletinden bahsetmeye bile cesaret edemediğini görürsünüz" dedi.
Batı medyasında Filistin direnişi aleyhinde manipüle edilen kavrama da açıklık getiren Maté, "'Nehirden denize Yahudi olmayan hiçbir varlığın bulunmaması', asıl Siyonist ahlakın ta kendisidir. Bunu Netanyahu yaratmadı, o sadece bunu somutlaştırıyor," sözleriyle işgalci zihniyeti gözler önüne serdi. Maté, Siyonistlerin Filistinlilere yönelik politikalarını tarihsel sömürgecilik pratikleriyle de ilişkilendirdi:
"Sömürgeci sistemin dünyanın büyük bir bölümünü; Afrika'yı, Asya'yı, Amerika'yı ele geçirebilmesi için yerli halkların insanlıktan çıkarılması gerekiyordu. Güç ve ayrıcalığa bağlılık duyduğunuz her an, ötekini insanlıktan çıkarmak zorundasınız."
"Yaşananlar hukuken bir soykırımdır, Batı bunu biliyor"
Daha önce Gazze'de yaşananlar için "soykırım" kelimesini kullanmaktan kaçındığı hatırlatılan Dr. Maté, hukuki ve somut gerçekler ışığında fikrinin netleştiğini ifade etti. Süreci net bir dille tanımlayan Maté, karar alıcıların ikiyüzlülüğünü şu sözlerle ifşa etti:
"Soykırım, tanımı olan hukuki bir terimdir. Dünyadaki soykırım uzmanlarının büyük çoğunluğuna ve hatta Yahudi soykırım uzmanlarının büyük çoğunluğuna göre, İsrail'in Gazze'de işledikleri, soykırım tanımının hukuki kriterlerini karşılamaktadır. Son yayımlanan kitaplar ve raporlar açıkça gösterdi ki, kanıtları gördüler. ABD’de Jake Sullivan, Antony Blinken gibi isimler başından beri bu durumdan şüphe duyuyor ve rahatsız oluyorlardı ama elbette bunu asla kamuoyuna açıklamadılar. Yani bilmediklerinden değil, vicdanlarının siyasi bağlılıklarının gerisinde kalmasından dolayı böyle davrandılar."
Bu açıklamalarıyla Dr. Maté, sadece İsrail'in suçlarını değil, aynı zamanda bu suçlara zemin hazırlayan ve gerçekleri bilerek örtbas eden ABD yönetiminin ahlaki ve hukuki çöküşünü de kayıt altına almış oldu.
"Ukraynalı çocuklar için empati, Filistinliler için sansür"
Dr. Maté, Batı medyasının acıları bile ideolojik bir süzgeçten geçirdiğini ve kendi siyasi çıkarlarına uygun düşmeyen kurbanları görmezden geldiğini belirtti. The New York Times'ta yayınlanan ve Ukraynalı çocukların savaş ve ölümle başa çıkmasına yardımcı olan çocuk kitaplarıyla ilgili "duygusal" bir makaleyi örnek gösteren Maté, şunları aktardı:
"Ukraynalı çocukların savaşta ölen aile üyeleriyle uzlaşmasına yardımcı olan çocuk kitapları hakkında bir makale vardı. Bu çok güzel bir içgüdü ama bunu Filistinliler hakkında asla göremezsiniz. Filistinliler herhangi bir ölçüde, oransal olarak çok daha fazla ölüm, çok daha fazla yerinden edilme, acı, desteksizlik ve açlık yaşadılar. The New York Times'ta Filistinli çocuklar hakkında asla böyle empatik bir makale göremezsiniz."
Bu durumu "seçici empati" olarak tanımlayan Maté, sistemin işleyişini şu sözlerle özetledi: "Kendi tarafımızda olduğunu algıladığımız insanlarla empati kurmaya teşvik ediliyoruz ve kendi tarafımızdan görmediğimiz insanlardan empatiyi tamamen esirgiyoruz. Siyasi yönelimler doğrultusunda yönlendirilen bir empati seçimi söz konusu."
Modern propagandanın sinsi yüzü
Soğuk Savaş döneminde Macaristan'da büyüdüğünü belirten Dr. Maté, günümüzdeki Batılı propaganda aygıtlarının eski dönemlere kıyasla çok daha karmaşık ve tehlikeli bir boyuta ulaştığına dikkat çekti:
"Macaristan'daki propaganda sistemi çok kaba idi ve herkes bunun iç yüzünü görebiliyordu. Batı'da ise propaganda sistemi o kadar ince, o kadar yaygın ve o kadar ikna edici ki, insanlar propagandaya maruz kaldıklarını bile bilmiyorlar. O makaleyi sadece olduğu gibi görecekler, ancak bunu seçici empatinin bir parçası olarak okumayacaklar ve asla 'Peki ya Filistinli çocuklar?' diye düşünmeyecekler."
"Ayrıcalıklı mağduriyet reddediliyor"
Ana akım medya ve Siyonist lobi tarafından yıllardır pompalanan "İsrail'in sonsuz mağduriyeti" masalının artık işlemiyor olduğuna dikkat çeken Dr. Maté, yeni nesil Amerikan Yahudilerinin Filistinlilerin haklı mücadelesine verdiği desteği şu sözlerle özetledi:
"Pek çok genç Yahudi, ana akım anlatı karşısında sessiz kalmak ya da buna boyun eğmek yerine, artık kendilerine öğretilen 'ayrıcalıklı mağduriyet' duygusunu reddediyor ve aslında Filistinlilerin haklarını aktif olarak destekliyorlar. Bu, daha önce gördüğümüzden çok daha geniş çaplı, yepyeni bir olgudur."
Hayat boyu süren propagandanın çöküşü
Gazeteci Afshin Rattansi'nin, ABD'li Yahudilerin çoğunluğunun artık İsrail'e olumsuz baktığını belirten son anketleri hatırlatması üzerine konuşan Maté, aşılan bu eşiğin önemini vurguladı. Siyonizmin sadece dışarıya değil, doğrudan kendi toplumuna yönelik uyguladığı yoğun beyin yıkama faaliyetinin de mevzi kaybettiğini belirten Maté, durumu şu sözlerle anlattı:
"Bu oldukça etkileyici; çünkü bunu hayatları boyunca kendilerini kuşatan propagandaya rağmen yapıyorlar. Sadece tamamen Siyonizm ile zehirlenmiş Yahudi topluluklarındaki yetiştirilme tarzlarına değil, ana akım medyaya da karşı duruyorlar. İnsanların bunun ötesini görebilmesi gerçekten dikkate değer... Aynı şeyi Vietnam Savaşı'nda da görmüştük; tüm propagandaya rağmen Amerikan gençliğinin büyük çoğunluğu o savaşa karşı çıkmıştı. İnsanların içinde bir hakikat duygusu vardır."
"Şovenist kabileciliğe karşı hakikat"
Siyonist ideolojinin, Yahudiliği ırkçı ve dışlayıcı bir kabileciliğe indirgemeye çalıştığını ifade eden Dr. Maté, gençlerin bu başkaldırısının aslında köklü bir geleneğin yansıması olduğunu dile getirdi. İsrail'in eylemlerinin dini veya tarihi bir zorunluluk değil, emperyalist bir kurgu olduğunu savunan Maté, şunları söyledi:
"Dürüst olmak gerekirse, Yahudi geleneğinde otoriteye karşı çıkma, seküler gücü reddetme ve içsel gerçeği arama yönünde güçlü bir damar vardır. Bu, 'peygamberi gelenek'tir. Otoriteye ve her devletin kendi halkının benimsemesini istediği şovenist kabileci kimliğe karşı durmak, bu gelenekle tamamen tutarlıdır. Hükümetinizin size söylediğinden çok daha büyük, daha yüksek bir hakikat vardır ve bu hakikati onurlandırmak zorundasınız."
En Çok Okunan Haberler