Suriye politikasında herkes için ciddi bir yol ayrımı gelişiyor, şekilleniyor. Suriye'nin ortak vatan olarak kabulü üzerine kurulu yol haritaları ile Suriye'yi yeniden kaos ve çatışmanın içine çekecek olan yaklaşımlar arasında tercih kaçınılmaz görünüyor. Bir ülkenin birliği, toplumun bütünlüğü, elbette sadece şekli ölçülere indirgenemez. Ortak yarınları kurma ve birlikte yaşama iradesi, sadece kurallarla belirlenemez. Ancak buna rağmen kimi somut göstergeler ve dinamikler, sağlıklı değerlendirme yapmak için önemli bir ipucu verebilir.
Yargı birliği, gelir kaynaklarının adil paylaşımı, dış ve iç güvenliğin tek bir komuta altında şekillenmesi, bu ölçütlerden başlıcaları sayılabilir. Elbette her ülkenin hizmet yönünden yerel karar süreçleri inşa etmesi, bu alanlara dönük bir tehdit değil, aksine katılımı ve sahiplenmeyi güçlendiren, verimlilik göstergeleri olabilir. İl ve ilçe meclislerinin uygulamaya dair kararlarını esas alan, yetki ve bütçe kullanımını merkezin denetiminde tutan, bir formül, yarınların Suriye'sinde çok daha anlamlı olabilir.
Şüphesiz bu tartışmayı yapacak ve kararı verecek olan Suriye halkıdır. Uzlaşmayla alınacak kararlar, Suriye'nin toprak bütünlüğünün de güvencesi olacaktır. Bölgesel güvenlik ve işbirliği, içeride sağlanacak konsensus ile birlikte, bölge halklarının ve ülkelerinin rızasıyla çok daha güçlü hale gelebilir. Bu açıdan hizmet ve idari tasarruflar yerelleştiğinde, bölünmeye gitmeyen bir model inşa edilebilir.
Ancak, ordu yargı gibi alanlarla, temel ekonomik kaynakların paylaşımı konusu, toplumsal birliğin inşası açısından vazgeçilmez noktaları oluşturur. Suriye'nin, fiili ve bir süre sonra kaçınılmaz olarak resmi bölünmesi durumunda, bölge ülkelerinin güvenliği de ciddi biçimde risk altına girecektir.
Bu nedenle tüm bölge halkları açısından ihtiyaç duyulan tablo, "küçük olsun benim olsun" mantığına dayalı parçalanma süreçleri değil, ülkeler arası, halklar ve devletler arası işbirliğiyle, yeni buluşmaların inşa edilmesidir. Ekonomik, kültürel ve nihayet güvenlik alanındaki iş birlikleri, Ortadoğu barışının yegane teminatı olacaktır.
Bu açıdan Suriye Kürtlerinin İsrail'le iş birliğine teşvik edilmesi ya da mecbur edilmesi, başta Kürtler olmak üzere tüm Suriye halkı için ciddi bir risk oluşturacaktır. Aksi yöndeki politik buluşmalar, yakınlaşmalar, Suriye'nin İsrail tarafından operasyon alanı haline getirilmesinin bir nebze önüne geçebilir. İsrail'e yönelecek olan muhtemel öfke ve tepkinin, Kürtler ya da başka bir halk tarafından göğüslenmek zorunda kalınması, kabul edilebilir ve sürdürülebilir bir durum değildir.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ayhan Bilgen
Suriye Kürtlerini İsrail İle Buluşturmak
Suriye politikasında herkes için ciddi bir yol ayrımı gelişiyor, şekilleniyor. Suriye'nin ortak vatan olarak kabulü üzerine kurulu yol haritaları ile Suriye'yi yeniden kaos ve çatışmanın içine çekecek olan yaklaşımlar arasında tercih kaçınılmaz görünüyor. Bir ülkenin birliği, toplumun bütünlüğü, elbette sadece şekli ölçülere indirgenemez. Ortak yarınları kurma ve birlikte yaşama iradesi, sadece kurallarla belirlenemez. Ancak buna rağmen kimi somut göstergeler ve dinamikler, sağlıklı değerlendirme yapmak için önemli bir ipucu verebilir.
Yargı birliği, gelir kaynaklarının adil paylaşımı, dış ve iç güvenliğin tek bir komuta altında şekillenmesi, bu ölçütlerden başlıcaları sayılabilir. Elbette her ülkenin hizmet yönünden yerel karar süreçleri inşa etmesi, bu alanlara dönük bir tehdit değil, aksine katılımı ve sahiplenmeyi güçlendiren, verimlilik göstergeleri olabilir. İl ve ilçe meclislerinin uygulamaya dair kararlarını esas alan, yetki ve bütçe kullanımını merkezin denetiminde tutan, bir formül, yarınların Suriye'sinde çok daha anlamlı olabilir.
Şüphesiz bu tartışmayı yapacak ve kararı verecek olan Suriye halkıdır. Uzlaşmayla alınacak kararlar, Suriye'nin toprak bütünlüğünün de güvencesi olacaktır. Bölgesel güvenlik ve işbirliği, içeride sağlanacak konsensus ile birlikte, bölge halklarının ve ülkelerinin rızasıyla çok daha güçlü hale gelebilir. Bu açıdan hizmet ve idari tasarruflar yerelleştiğinde, bölünmeye gitmeyen bir model inşa edilebilir.
Ancak, ordu yargı gibi alanlarla, temel ekonomik kaynakların paylaşımı konusu, toplumsal birliğin inşası açısından vazgeçilmez noktaları oluşturur. Suriye'nin, fiili ve bir süre sonra kaçınılmaz olarak resmi bölünmesi durumunda, bölge ülkelerinin güvenliği de ciddi biçimde risk altına girecektir.
Bu nedenle tüm bölge halkları açısından ihtiyaç duyulan tablo, "küçük olsun benim olsun" mantığına dayalı parçalanma süreçleri değil, ülkeler arası, halklar ve devletler arası işbirliğiyle, yeni buluşmaların inşa edilmesidir. Ekonomik, kültürel ve nihayet güvenlik alanındaki iş birlikleri, Ortadoğu barışının yegane teminatı olacaktır.
Bu açıdan Suriye Kürtlerinin İsrail'le iş birliğine teşvik edilmesi ya da mecbur edilmesi, başta Kürtler olmak üzere tüm Suriye halkı için ciddi bir risk oluşturacaktır. Aksi yöndeki politik buluşmalar, yakınlaşmalar, Suriye'nin İsrail tarafından operasyon alanı haline getirilmesinin bir nebze önüne geçebilir. İsrail'e yönelecek olan muhtemel öfke ve tepkinin, Kürtler ya da başka bir halk tarafından göğüslenmek zorunda kalınması, kabul edilebilir ve sürdürülebilir bir durum değildir.