SON DAKİKA

İnsan Kendini Özler mi?

Yazının Giriş Tarihi: 25.01.2026 11:35
Yazının Güncellenme Tarihi: 23.01.2026 21:57

Bazen bir insanı değil, bir yeri değil, bir zamanı değil…
Kendimizi özleriz.

“Eskiden ben böyle değildim” cümlesiyle başlar çoğu zaman bu his. Daha az yorulan, daha çok gülen, daha az kaygılanan bir halimiz vardı sanki. Hayata daha hafif dokunduğumuz, geleceği bu kadar düşünmeden yaşadığımız bir “biz”. Peki insan gerçekten kendini özler mi, yoksa özlediğini sandığı şey başka bir şey midir?

Psikoloji bilimi, bu duygunun basit bir nostalji olmadığını söylüyor. İnsan zihni, geçmişi olduğu gibi saklamaz; bugünkü ihtiyaçlarına göre yeniden kurar. Hatırladığımız “eski ben”, çoğu zaman gerçeğin kendisi değil, bugünün yorgunluğuyla parlatılmış bir hatıradır. Çünkü insan en çok, şimdi baş edemediği şeylerle baş edebildiğini sandığı zamanları özler.

Aslında özlenen, geçmişteki başarılar ya da yaşanan mutluluklar değildir. Özlenen şey çoğu zaman duygusal hafifliktir. Daha az sorumluluk, daha az beklenti, daha az hesap verme hâli… Hayat ilerledikçe üzerimize eklenen roller, bizi sadece büyütmez; aynı zamanda ağırlaştırır. Çalışan, üreten, yeten, güçlü duran bir benlik inşa edilir. Ve bu inşa sürecinde bazı parçalar sessizce geride bırakılır.

İnsan tam da burada kendini özler. Artık eskisi kadar cesur olmadığını fark ettiğinde… Daha az hayal kurduğunu, daha çok endişelendiğini gördüğünde… Bir zamanlar doğal gelen şeylerin şimdi “lüks” gibi hissettirmesiyle yüzleştiğinde.

Bu durum psikolojide bir tür benlik yası olarak ele alınır. Kaybedilen bir kişi değil; kaybedilen bir hal vardır. Daha umutlu bir bakış, daha saf bir inanç ya da daha esnek bir ruh hâli… İnsan bunların artık kendisinde olmadığını düşündüğünde, farkında olmadan yas tutar. Ama bu yas yüksek sesle yaşanmaz; genellikle içten içe, sessiz bir özlem şeklinde sürer.

Bir de işin varoluşsal tarafı vardır. Hayat ilerledikçe seçimler artar; seçimler arttıkça sorumluluk da büyür. İnsan, yaptığı her tercihin sonuçlarıyla yüzleşirken eski kendini arar. Çünkü eski ben, henüz bu kadar hesap yapmak zorunda olmayan bendir. Bu yüzden özlem, çoğu zaman geçmişe değil; bugünün ağırlığına yöneliktir.

Ancak burada önemli bir nokta var: Eski kendini özlemek her zaman kötü bir şey değildir. Aksine, bu duygu insana neyi kaybettiğini değil, neyi önemsediğini hatırlatır. Daha sakin olmak mı, daha cesur olmak mı, daha umutlu kalabilmek mi? Özlem, bir geri dönüş isteğinden çok, bugüne tutulan bir aynadır.

Sorun, eski kendine dönmeye çalışmak değildir. Zaten mümkün de değildir. Sorun, eski kendinle bağını tamamen koparmaktır. Oysa insan gelişirken her şeyi geride bırakmak zorunda değildir. Bazı duygular, bazı değerler bugüne taşınabilir. Daha az saf ama daha bilinçli; daha az kaygısız ama daha güçlü bir benlik mümkündür.

Belki de mesele şudur:
İnsan kendini özlediğinde, aslında geçmişe dönmek istemez.
Sadece bugünkü hâlinde kendine biraz daha yaklaşmak ister.

Ve bu özlem, doğru dinlendiğinde, bir kayıp değil; bir hatırlatmadır.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.