SON DAKİKA

Mutlu Olmayı Bırakınca Gelen Huzur

Yazının Giriş Tarihi: 08.02.2026 16:22
Yazının Güncellenme Tarihi: 08.02.2026 16:31

Mutlu Olmayı Bırakınca Gelen Huzur

Modern çağın bize en çok fısıldadığı şey belki de şu: Mutlu olmalısın. Daha mutlu, daha enerjik, daha tatmin olmuş… Sürekli yükselen bir ruh hâli adeta yeni norm haline geldi. Oysa bu bitmek bilmeyen mutluluk arayışı, çoğu zaman tam tersine bir huzursuzluk yaratıyor.

Filozof William B. Irvine, Güzel Yaşam Kılavuzu adlı kitabında tam da bu noktada alışılmış düşünceyi ters yüz eden bir öneri sunuyor: Mutluluğu kovalamayı bırak.

İlk bakışta tuhaf geliyor. Çünkü bize öğretilen hep daha fazlasını istemek oldu — daha çok başarı, daha çok konfor, daha çok haz. Irvine ise Antik Roma’nın Stoacı filozoflarından il reminded bir yaklaşımla şunu hatırlatıyor: Mutluluk, peşinden koşulduğunda kaçan; fark edildiğinde ise zaten orada olan bir şeydir.

Kitabın en çarpıcı fikirlerinden biri “negatif görselleştirme.” Yani sahip olduklarımızı kaybettiğimizi zaman zaman hayal etmek. Kulağa karamsar gelebilir ama aslında tam tersi bir etki yaratıyor. Çünkü insan, elindekilerin geçici olduğunu fark ettiğinde onları sıradanlaştırmak yerine değerini daha derinden hissediyor.

Düşünsenize, her gün gördüğümüz insanlar bir gün hayatımızda olmayabilir. Şikâyet ettiğimiz iş, belki yarın sahip olmak için çabalayacağımız bir güvenceye dönüşebilir. Sürekli ertelenen o küçük mutluluklar — birlikte içilen bir kahve, sakin bir akşam, beklenmedik bir mesaj — aslında hayatın kendisini oluşturuyor.

Stoacılara göre huzurun önündeki en büyük engellerden biri de kontrol edemeyeceğimiz şeyler için harcadığımız enerjidir. Trafik, hava durumu, başkalarının düşünceleri, hatta bazen hayatın kendisi… Irvine’in hatırlattığı basit ama güçlü soru şu: Kontrol edemediğimiz şeyler için neden bu kadar kaygılanıyoruz?

Belki de asıl özgürlük, her şeyi değiştirebilmekte değil; neyi değiştiremeyeceğimizi kabullenebilmekte saklıdır.

Kitapta dikkat çeken bir diğer öneri ise gönüllü rahatsızlık pratiği. Ara sıra konfor alanımızdan bilinçli olarak çıkmak — örneğin kısa süreli bir mahrumiyet yaşamak — hem dayanıklılığımızı artırıyor hem de sahip olduklarımızın kıymetini hatırlatıyor. Sürekli konfor arayan bir zihin, en küçük sarsıntıda bile kendini güvensiz hissederken; zorluklara alışık bir zihin daha sakin kalabiliyor.

Bugün pek çoğumuz daha iyi bir hayatın, daha sorunsuz bir hayat olduğuna inanıyoruz. Oysa Irvine’in Stoacı bakışı bize başka bir ihtimali gösteriyor: Güzel bir yaşam, kusursuz olanda değil; değişken olana rağmen dengede kalabilmektedir.

Belki de sorun hayatın zor olması değil, bizim onu fazla kontrol etmek istememizdir.

Ve belki kendimize şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:

Sürekli daha mutlu olmaya çalışırken, elimizdeki hayatı kaçırıyor olabilir miyiz?

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.