Bu pazar oynanacak Amedspor Sakaryaspor karşılaşması, sıradan bir lig maçı olmanın çok ötesinde bir anlam taşıyor. Kapalı gişe oynanacak bu karşılaşmanın sonucu yalnızca üç puanı değil, aynı zamanda Amedspor’un ligdeki yönelimini, moral gücünü ve sembolik ağırlığını da belirleyecek nitelikte olacağını tahmin ediyorum. Çünkü Amedspor, Türkiye futbolunda yalnızca bir spor kulübü olmaktan öte kimliği, temsil ettiği toplumsal anlam ve yarattığı etki ile çok katmanlı bir gerçekliği yansıtmaktadır.
Uzun süredir Amedspor’un saldırılarla karşı karşıya kaldığı tabloyu yalnızca saha içi performansla açıklamak mümkün değildir. Amedspor, Türkiye liglerinde eşi benzeri az görülen bir şekilde, yalnızca rakipleriyle sportif rekabet içinde olan bir kulüpten öte, aynı zamanda rakip kulüplerin, siyasi yapıların, sosyal medya aktörlerinin ve farklı çıkar gruplarının doğrudan veya dolaylı biçimde kendilerine alan açmak için kullandığı ve saldırdığı bir merkez haline getirilmiştir. Bu durum, Amedspor’un sadece sahada mücadele vermediğini, toplum mühendisleriyle de mücadele ettiği gerçeğini ortaya koymaktadır.
Örneğin, geçmişte Amedspor ile doğrudan sportif bir rekabet ilişkisi bulunmayan Bursaspor bile, taraftarlarını provoke ederek Amedspor üzerinden bir mobilizasyon yaratmaya çalıştıkları görülmüştür. Bu tür gerilimlerin ardından ortaya çıkan bağış kampanyaları, kitlesel destek çağrıları ve siyasi söylemler, Amedspor’un bazı kesimler tarafından bir “araç” olarak kullanıldığını göstermektedir. Benzer şekilde, aşırı milliyetçi çevrelerin Amedspor üzerinden toplumsal karşıtlık üretmeye çalışması, bu kulübün sportif kimliğinin ötesinde bir anlam yüklenmek istendiğinin göstergesidir.
Bu durum yalnızca kurumsal veya siyasi yapılarla sınırlı değildir. Sosyal medya çağında, görünürlük elde etmek isteyen birçok kişi için Amedspor bir “etkileşim alanı” haline getirilmiştir. Avukatından öğretmenine, mühendisten işsizine kadar geniş bir yelpazede, birçok kişi Amedspor hakkında sert, kışkırtıcı veya duygusal içerikler üreterek toplumsal hassasiyetleri kullanmakta ve bu yolla kişisel görünürlük, takipçi veya ekonomik kazanç elde etmeye çalışmaktadır.
Ancak mesele yalnızca Amedspor üzerinden prim elde eden karşıt çevrelerle sınırlı değildir. Amedspor’a destek verenler de çoğu zaman ağır bedellerle karşı karşıya kalmaktadır. Bir futbolcunun attığı gol sonrası yaptığı sembolik bir hareket nedeniyle ceza alması, bir kulüp başkanının insani bir trajediye tepki verdiği için yaptırımlarla karşılaşması, sponsorların ve Amedspor’a destek veren iş insanlarının çeşitli baskılara maruz kalması, bu kulübün çevresinde oluşan iklimin ne kadar hassas ve kırılgan olduğunu göstermektedir. Amedspor’a destek vermek, çoğu zaman yalnızca sportif bir tercih değil, aynı zamanda bir duruş halini almıştır.
Bütün bu baskılara ve çarpıtmalara rağmen Amedspor, Türkiye futboluna büyük bir renk ve derinlik katmaktadır. Amedspor’un varlığı, futbolun yalnızca bir rekabet değil, aynı zamanda farklı kimliklerin, kültürlerin ve toplumsal gerçekliklerin bir arada var olabileceği bir alan olduğunu göstermektedir. Bu kulüp, temsil ettiği değerlerle, birçok insan için yalnızca bir takım değil; aidiyetin, görünürlüğün ve var olma mücadelesinin sembolü haline gelmiştir.
Buna karşın, bazı dar çıkar gruplarının Amedspor’u hedef alan asılsız iddialar ve manipülasyonlarla toplumsal gerilim üretmeye çalıştığı da görülmektedir. Gerçekte yaşanmamış olaylar üzerinden yapılan suçlamalar, kulübü ve taraftarlarını kriminalize etmeye yönelik girişimler, yalnızca Amedspor’a değil, aynı zamanda toplumsal barışa da zarar vermektedir. Bu noktada asıl sorun, bu tür provokatif söylemler karşısında gerekli duyarlılığın ve sorumluluğun her zaman gösterilmemesidir.
Amedspor, bugün yalnızca sahada puan mücadelesi vermiyor. Aynı zamanda saygı, eşitlik ve var olma mücadelesi veriyor. Her şeye rağmen Amedspor’un varlığı, Türkiye futbolunun çoğulcu ve kapsayıcı bir geleceğe sahip olabileceğinin en güçlü örneğidir. Kapalı gişe oynanacak bu maçta, çocukların, kadınların, gençlerin ve beyaz tülbentli annelerin coşkusuyla dolan tribünler, ortak bir umudun en güçlü tanığı olacaktır.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Şiyar Kaymaz
Sahanın Ötesinde Bir Mücadele
Bu pazar oynanacak Amedspor Sakaryaspor karşılaşması, sıradan bir lig maçı olmanın çok ötesinde bir anlam taşıyor. Kapalı gişe oynanacak bu karşılaşmanın sonucu yalnızca üç puanı değil, aynı zamanda Amedspor’un ligdeki yönelimini, moral gücünü ve sembolik ağırlığını da belirleyecek nitelikte olacağını tahmin ediyorum. Çünkü Amedspor, Türkiye futbolunda yalnızca bir spor kulübü olmaktan öte kimliği, temsil ettiği toplumsal anlam ve yarattığı etki ile çok katmanlı bir gerçekliği yansıtmaktadır.
Uzun süredir Amedspor’un saldırılarla karşı karşıya kaldığı tabloyu yalnızca saha içi performansla açıklamak mümkün değildir. Amedspor, Türkiye liglerinde eşi benzeri az görülen bir şekilde, yalnızca rakipleriyle sportif rekabet içinde olan bir kulüpten öte, aynı zamanda rakip kulüplerin, siyasi yapıların, sosyal medya aktörlerinin ve farklı çıkar gruplarının doğrudan veya dolaylı biçimde kendilerine alan açmak için kullandığı ve saldırdığı bir merkez haline getirilmiştir. Bu durum, Amedspor’un sadece sahada mücadele vermediğini, toplum mühendisleriyle de mücadele ettiği gerçeğini ortaya koymaktadır.
Örneğin, geçmişte Amedspor ile doğrudan sportif bir rekabet ilişkisi bulunmayan Bursaspor bile, taraftarlarını provoke ederek Amedspor üzerinden bir mobilizasyon yaratmaya çalıştıkları görülmüştür. Bu tür gerilimlerin ardından ortaya çıkan bağış kampanyaları, kitlesel destek çağrıları ve siyasi söylemler, Amedspor’un bazı kesimler tarafından bir “araç” olarak kullanıldığını göstermektedir. Benzer şekilde, aşırı milliyetçi çevrelerin Amedspor üzerinden toplumsal karşıtlık üretmeye çalışması, bu kulübün sportif kimliğinin ötesinde bir anlam yüklenmek istendiğinin göstergesidir.
Bu durum yalnızca kurumsal veya siyasi yapılarla sınırlı değildir. Sosyal medya çağında, görünürlük elde etmek isteyen birçok kişi için Amedspor bir “etkileşim alanı” haline getirilmiştir. Avukatından öğretmenine, mühendisten işsizine kadar geniş bir yelpazede, birçok kişi Amedspor hakkında sert, kışkırtıcı veya duygusal içerikler üreterek toplumsal hassasiyetleri kullanmakta ve bu yolla kişisel görünürlük, takipçi veya ekonomik kazanç elde etmeye çalışmaktadır.
Ancak mesele yalnızca Amedspor üzerinden prim elde eden karşıt çevrelerle sınırlı değildir. Amedspor’a destek verenler de çoğu zaman ağır bedellerle karşı karşıya kalmaktadır. Bir futbolcunun attığı gol sonrası yaptığı sembolik bir hareket nedeniyle ceza alması, bir kulüp başkanının insani bir trajediye tepki verdiği için yaptırımlarla karşılaşması, sponsorların ve Amedspor’a destek veren iş insanlarının çeşitli baskılara maruz kalması, bu kulübün çevresinde oluşan iklimin ne kadar hassas ve kırılgan olduğunu göstermektedir. Amedspor’a destek vermek, çoğu zaman yalnızca sportif bir tercih değil, aynı zamanda bir duruş halini almıştır.
Bütün bu baskılara ve çarpıtmalara rağmen Amedspor, Türkiye futboluna büyük bir renk ve derinlik katmaktadır. Amedspor’un varlığı, futbolun yalnızca bir rekabet değil, aynı zamanda farklı kimliklerin, kültürlerin ve toplumsal gerçekliklerin bir arada var olabileceği bir alan olduğunu göstermektedir. Bu kulüp, temsil ettiği değerlerle, birçok insan için yalnızca bir takım değil; aidiyetin, görünürlüğün ve var olma mücadelesinin sembolü haline gelmiştir.
Buna karşın, bazı dar çıkar gruplarının Amedspor’u hedef alan asılsız iddialar ve manipülasyonlarla toplumsal gerilim üretmeye çalıştığı da görülmektedir. Gerçekte yaşanmamış olaylar üzerinden yapılan suçlamalar, kulübü ve taraftarlarını kriminalize etmeye yönelik girişimler, yalnızca Amedspor’a değil, aynı zamanda toplumsal barışa da zarar vermektedir. Bu noktada asıl sorun, bu tür provokatif söylemler karşısında gerekli duyarlılığın ve sorumluluğun her zaman gösterilmemesidir.
Amedspor, bugün yalnızca sahada puan mücadelesi vermiyor. Aynı zamanda saygı, eşitlik ve var olma mücadelesi veriyor. Her şeye rağmen Amedspor’un varlığı, Türkiye futbolunun çoğulcu ve kapsayıcı bir geleceğe sahip olabileceğinin en güçlü örneğidir. Kapalı gişe oynanacak bu maçta, çocukların, kadınların, gençlerin ve beyaz tülbentli annelerin coşkusuyla dolan tribünler, ortak bir umudun en güçlü tanığı olacaktır.