SON DAKİKA

Tatil yapan öğretmen! Şimdi musalla taşında

Yazının Giriş Tarihi: 15.04.2026 13:25
Yazının Güncellenme Tarihi: 15.04.2026 13:40

Toplum olarak bazı meslekleri konuşurken ne kadar yüzeysel kaldığımızın farkında mıyız? Öğretmenlik, belki de bunun en çarpıcı örneği.
“Üç ay tatil…
On beş tatil…
Hafta sonu izinliler…
Bayram seyran tatil…
….v.b…”
Bu cümleleri kurmak ne kadar kolay, değil mi? Peki ya bir sınıfta aynı anda otuz farklı hayata dokunmanın ağırlığını taşımak?

Bir anne veya babanın kendi evladına evde bir saat dahi sabredemediği modern dünyada, bir öğretmen aynı anda otuz, kırk farklı karakterdeki çocuğa sadece matematik veya fen öğretmemektedir. O sınıfta hayat öğretilmekte, güzel ahlak ilmek ilmek işlenmekte ve bir toplumun geleceği inşa edilmektedir. Öğretmenin emeğini sadece "çalışma saatleri" üzerinden okumak, bir cerrahın başarısını sadece ameliyat süresiyle ölçmek kadar sığ bir yaklaşımdır. Öğretmenlik, mesai bittiğinde kapısı kapanan bir iş değil; zihinde ve kalpte ömür boyu süren bir vicdandır.

Dün Siverek’te yaşanan olay, artık bu yüzeyselliğin ötesine geçmemiz gerektiğini acı bir şekilde hatırlattıyor. Bir öğretmene yönelen şiddet, bireysel bir öfke patlaması değildir. Bu, aynı zamanda yıllardır biriken değersizleştirmenin, küçümsemenin ve sıradanlaştırmanın sonucudur.

Eğitim camiasının bugün geldiği bu noktada, iğneyi biraz da kendimize batırmamız gerekmektedir. Mesleki onurumuzun zedelenmesinin temel sebeplerinden biri, ne yazık ki öğretmenlerin meslektaş bilincini ve dayanışma ruhunu yeterince büyütememiş olmasıdır. Yapılan hakaretlere ve mesleğin itibarsızlaştırılmasına karşı ortak bir ses yükseltilmediğinde, bu karanlık tablo zamanla bir kabullenişe dönüşmektedir. Bu da öğretmenliğin toplum gözündeki yerini daha da zayıflatmaktadır.

Öğretmene yönelik şiddetin tırmanmasındaki en büyük etken, mesleğin sistematik olarak itibarsızlaştırılmasıdır. Milli Eğitim sisteminin en üst kademelerinden yerel yöneticilere, esnaftan veliye kadar uzanan geniş bir çevrede dile getirilen “Öğretmenler daha ne istiyor, keyif onların keyfi” söylemi, öğretmeni toplum gözünde değersizleştirmiştir. Disiplin araçları zayıflatılan, hakları sınırlandırılan ve en küçük bir uyarısında velinin tepkisiyle karşı karşıya bırakılan öğretmen, sınıfta otorite olmaktan çıkarılıp hedef haline getirilmiştir. Kendi çocuğuna kıyamayan ama öğretmene el kaldırabilen bir anlayış, aslında kendi çocuğunun geleceğine de zarar vermektedir.

Kendi adıma konuşayım. 13 yıl boyunca büyük bir aşkla yaptığım öğretmenlik mesleği, KHK ile işim elimden alındığında; beni ayakta tutan şey öğrencilerimin, velilerimin ve meslektaşlarımın sarsılmaz desteği oldu. Bu dayanışma, toplumun özünde hâlâ yaşayan “öğretmene vefa” duygusunun en somut göstergesidir. Ancak bu bireysel desteklerin, güçlü bir toplumsal duruşa dönüşmesini sağlamak lazım.

Bugün gelinen noktada, öğretmene yönelik bakış açısını değiştirmeden hiçbir sorunu çözemeyiz. Veliler, çocuklarının eğitimini emanet ettikleri insanlara karşı daha saygılı ve anlayışlı olmalıdır. Eğitim bürokrasisi, öğretmenlik mesleğini koruyan ve güçlendiren bir yaklaşım geliştirmelidir. Nasıl ki sağlıkta şiddete karşı “beyaz kod” uygulamaları varsa, öğretmene yönelik şiddete karşı da caydırıcı ve etkili mekanizmalar hayata geçirilmelidir. Aynı şekilde öğretmenler de mesleklerinin değerini daha güçlü bir şekilde savunmalıdır.

Siverek’te veya memleketin herhangi bir köşesinde yankılanan o acı haberler karşısında sosyal medyada paylaşılan kınama mesajları, ne gideni geri getirir ne de yaralı vicdanları tek başına iyileştirir. Çocuğunu emanet ettiği öğretmene şiddet uygulayacak kadar yozlaşmış bir düzende, 'öğretmen yatıyor' diyerek emeği küçümseyen samimiyetsiz dille hesaplaşmak zorundayız. Musalla taşında sessizce uğurladığımız öğretmenlerin yasını tutmak yerine; hukuki önlemlerin sarsılmaz hale getirildiği, eğitim politikalarının öğretmeni zırh gibi koruduğu, toplumsal dilin ve veli bilincinin nezaketle yeniden inşa edildiği bir dayanışma ağını hemen bugün kurmalıyız. Aksi halde, bu şiddet sarmalında yarın sıranın kime geleceğini bilmeyiz.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.