Etrafımızda göze estetik gelen ama işlevsellik açısından sorunlu birçok tasarım bulunuyor. Bunların başında, barınma ve iş hayatı için vazgeçilmez olan yapılar geliyor. Son yıllarda yapılarda cam yüzeyli plaza mimarisi tercih ediliyor. Maalesef bu amansız yarışta gözden kaçırdığımız hayati bir nokta var:
İş sağlığı, güvenliği ve insan hayatı. Çelik ve camın ön planda olduğu kuleler modernizmin simgesi gibi pazarlansa da büyükşehirlerimizde cam yüzeyleriyle adeta bir plaza görünümünü andıran dikey yapılar, afet yönetimi ve tahliye güvenliği açısından devasa birer yüksek risk merkezidir.
Bu riskin ve çaresizliğin en yoğun yaşanma potansiyeli taşıdığı yerlerden biri de yüzlerce insanın lokma paylaştığı, ibadet ettiği, cenaze erkanı yürüttüğü ve bir araya geldiği cemevlerimizdir. Maalesef dikey yapılaşma baskısı, cemevlerimizde de kendini hissettiriyor.
8-9 Nisan 2025’te Ankara’da düzenlenen bir sempozyumda bu konuya dikkat çekmiştik. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesinin iş birliği ile düzenlenen sempozyumda “Cemevlerinde İş Sağlığı ve Güvenliğinin Önemi” başlığı ile bir bildiri sunmuştuk. Bildiride hayati önem arz eden, cemevlerinde iş sağlığı ve güvenliği konusunu gündeme getirmiş ve alınması gereken öncelikli önlemleri sıralamıştık. Gönül ister ki insan hayatını doğrudan ilgilendiren öneriler bir an önce hayata geçsin. O gün yaptığımız önerilerin kâğıt üzerinde kalmayacağına olan inancımızla bu konuya yeniden dikkat çekmek istiyoruz.
Zira cemevleri birer toplumsal hafıza mekânlarıdır. Cemevleri için yapılacak her düzenleme, kapsayıcı ve sağlıklı bir gelecek inşa yolunda atılacak en önemli adımlardan biridir.
Acı Senaryo
Gelin şimdi hep beraber bir senaryo kurgulayalım. Bir an için gözlerinizi kapatın ve hayal edin: Alan yetersizliğinden veya imkânsızlıklardan dolayı 3-4 katlı, hatta en üst katına cem salonu kurulmuş ya da dar merdivenli bodrumlara sıkışmış bir cemevindesiniz. Aynı anda birden fazla etkinlik bir arada yürütülüyor. Bir yanda üst katlardaki cem salonunu doldurmuş yüzlerce canımız, diğer yanda ise lokma ya da taziye için gelen yüzlerce canımız... Tam o esnada bir bağırış kopuyor; mutfakta bir gaz sıkışmasına bağlı patlama ve etrafı kaplayan bir duman, akabinde bir yangın... İşte tam o saniye, binaların o kullanışlı görünen yüzü düşer ve geriye çıplak bir çaresizlik kalır.
Doksan Saniye Kuralı
Yangın güvenliği ve iş sağlığı standartlarında esnetilemez bir gerçek vardır: Doksan saniye kuralı.
Bir yangın başladığı andan itibaren, dikey veya karmaşık bir binada dumanın katları sarması, oksijenin bitmesi ve ölümcül zehirlenmelerin başlaması ortalama doksan saniyedir.
Şimdi bu acı matematik üzerinden mevcut yapılarımızı düşünelim. Unutulmamalıdır ki; 4-5 katlı binaların en üst katında bulunan cem salonlarından olası bir acil durumda canları tahliye etmek teknik olarak imkânsızdır. O doksan saniyelik ölüm-kalım eşiğinde; cemevi görevlilerinin kendi paniğiyle baş etmesi, tekerlekli sandalyedeki veya yürümekte zorlanan yaşlı canlarımızı, çocukları o dar merdivenlerden indirmesi mümkün değildir.
O duman ve alev çemberinde, personel kendi canını dahi zor tahliye eder. Yoğun katılımın olduğu lokma ve cem günlerinde dikey mimari, toplumsal mekânlara işte bu gizli ve ağır faturayı keser.
Çözüm: Hem Hizmeti Sürdürmek Hem Canı Korumak
Arsa maliyetlerini ve ekonomik şartları göz ardı edemeyiz; ancak çözüm ne imkânsız taleplerle hizmeti aksatmak ne de insan hayatını hiçe sayan denetimsiz yapılara göz yummaktır. Çözüm, hem fonksiyonları sürdüren hem de İSG ilkelerini gözeten akılcı bir mimari yerleşimdedir.
Bodrum Kat (Mekanik ve Depolama): Su depoları, kazan dairesi, jeneratör ve erzak depoları bu katta yer almalıdır. Ağır mekanik yükler ve yangın riski taşıyan tesisat insanlardan izole edilmelidir.
Giriş Kat (Kritik Hizmet ve İbadet Alanı): Cenaze erkânı alanı, Aşevi/Yemekhane ve Ana İbadethane (Cem Salonu) mutlaka giriş kat veya doğrudan sokağa açılan kotlarda yer almalıdır. Camilerde olduğu gibi. Yatay tahliye ilkesiyle yaşlılar, engelli canlar ve çocuklar hiçbir merdivene bağımlı kalmadan açık alana çıkabilmelidir. Yeni temeli atılacak binalarda kalabalıklaşacak alanların giriş kat olarak planlanması şarttır.
Üst Katlar (İdari ve Sosyal Alan): Dikey mimari zorunluysa üst katlar idari bürolar, kütüphane, eğitim sınıfları veya depo olarak tasarlanmalıdır. Bu alanlardaki genç ve sağlıklı bireyler afet anında rahatça tahliye olabilir.
Teras / Çatı Katı: Mutfak havalandırma bacaları, iklimlendirme santralleri ve güvenlik sistemleri çatı alanına entegre edilmelidir.
6331 Sayılı Yasa ve Yasal Zorunluluklar
İş güvenliği sadece şehirlerdeki büyük binaların değil, kırsal kesimdeki cemevlerinin de hakkıdır; oralarda da temel İSG önlemleri asla atlanmamalıdır.
6331 sayılı İSG Kanunu’nun öngördüğü tüm yasal zorunluluklar kurum yöneticileri tarafından bilinmeli ve bu konuda güçlü bir bilinç oluşturulmalıdır.
Yasal Dokümanlar ve Eğitim
Risk analizi ve acil durum planları cemevleri için de eksiksiz hazırlanmalıdır. Çalışan tüm personele “Temel İSG Eğitimleri” verilmeli, hijyen ve sterilizasyon konularında belgelendirme sağlanmalıdır.
Biyolojik ve Elektriksel Riskler
Özellikle kesimhane, morg ve gasilhane bölümlerinde oluşabilecek biyolojik risklere karşı önleyici tedbirler alınmalıdır. Olası yangın riskine karşı elektrik iç tesisatı ve panolar, yasal periyod gereği yılda bir kez Çalışma Bakanlığı’nın akredite ettiği kuruluşlara kontrol ettirilmeli ve periyodik raporları alınmalıdır.
Başkanlığa Düşen Sorumluluk
Buradan mühendis ve iş güvenliği uzmanı kimliğimizle bir kez daha çağrı yapalım. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı doğrudan elini taşın altına koymalıdır. Başkanlık, cemevlerine tefrişat yardımı yaparken İSG’yi öncelikleyen bir yaklaşım sergilemelidir.
İlk adım olarak, hiçbir bütçe bahanesine sığınmadan her cemevinde en azından standart bir ilkyardım dolabı ve yangın söndürme cihazı bulunması sağlanmalıdır. Bundan sonraki süreçlerde ise tefrişat ve destek projeleri, mutlaka iş güvenliği uzmanları ve iş yeri hekimlerinin görüşleri doğrultusunda şekillendirilmelidir.
İş İşten Geçmeden!
Bizim ülkemizde tedbirler maalesef hep büyük bir facia yaşandıktan sonra akla gelir. Gelin, bu sefer ezberi bozalım.
Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, İçişleri Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile yerel yönetimler bir araya gelerek cemevlerinin İSG standartlarını belirlemeli; mevcut binaların yangın ve deprem tahliye uygunluğunu ücretsiz denetleyerek gerekli desteği vermelidir.
Canlarımızın güvenliği, binaların işlevsiz tahliye senaryolarına ya da görevlilerin cansiperane kahramanlığına emanet edilemez. İş sağlığı ve güvenliği bir lüks değil; kanuni ve insani bir zorunluluktur. İş işten geçmeden, o facia yaşanmadan hemen şimdi önlem alalım!
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Soner Erdoğan
Cemevlerinde İş Güvenliği İhmal Edilmemeli
Etrafımızda göze estetik gelen ama işlevsellik açısından sorunlu birçok tasarım bulunuyor. Bunların başında, barınma ve iş hayatı için vazgeçilmez olan yapılar geliyor. Son yıllarda yapılarda cam yüzeyli plaza mimarisi tercih ediliyor. Maalesef bu amansız yarışta gözden kaçırdığımız hayati bir nokta var:
İş sağlığı, güvenliği ve insan hayatı. Çelik ve camın ön planda olduğu kuleler modernizmin simgesi gibi pazarlansa da büyükşehirlerimizde cam yüzeyleriyle adeta bir plaza görünümünü andıran dikey yapılar, afet yönetimi ve tahliye güvenliği açısından devasa birer yüksek risk merkezidir.
Bu riskin ve çaresizliğin en yoğun yaşanma potansiyeli taşıdığı yerlerden biri de yüzlerce insanın lokma paylaştığı, ibadet ettiği, cenaze erkanı yürüttüğü ve bir araya geldiği cemevlerimizdir. Maalesef dikey yapılaşma baskısı, cemevlerimizde de kendini hissettiriyor.
8-9 Nisan 2025’te Ankara’da düzenlenen bir sempozyumda bu konuya dikkat çekmiştik. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesinin iş birliği ile düzenlenen sempozyumda “Cemevlerinde İş Sağlığı ve Güvenliğinin Önemi” başlığı ile bir bildiri sunmuştuk. Bildiride hayati önem arz eden, cemevlerinde iş sağlığı ve güvenliği konusunu gündeme getirmiş ve alınması gereken öncelikli önlemleri sıralamıştık. Gönül ister ki insan hayatını doğrudan ilgilendiren öneriler bir an önce hayata geçsin. O gün yaptığımız önerilerin kâğıt üzerinde kalmayacağına olan inancımızla bu konuya yeniden dikkat çekmek istiyoruz.
Zira cemevleri birer toplumsal hafıza mekânlarıdır. Cemevleri için yapılacak her düzenleme, kapsayıcı ve sağlıklı bir gelecek inşa yolunda atılacak en önemli adımlardan biridir.
Acı Senaryo
Gelin şimdi hep beraber bir senaryo kurgulayalım. Bir an için gözlerinizi kapatın ve hayal edin: Alan yetersizliğinden veya imkânsızlıklardan dolayı 3-4 katlı, hatta en üst katına cem salonu kurulmuş ya da dar merdivenli bodrumlara sıkışmış bir cemevindesiniz. Aynı anda birden fazla etkinlik bir arada yürütülüyor. Bir yanda üst katlardaki cem salonunu doldurmuş yüzlerce canımız, diğer yanda ise lokma ya da taziye için gelen yüzlerce canımız... Tam o esnada bir bağırış kopuyor; mutfakta bir gaz sıkışmasına bağlı patlama ve etrafı kaplayan bir duman, akabinde bir yangın... İşte tam o saniye, binaların o kullanışlı görünen yüzü düşer ve geriye çıplak bir çaresizlik kalır.
Doksan Saniye Kuralı
Yangın güvenliği ve iş sağlığı standartlarında esnetilemez bir gerçek vardır: Doksan saniye kuralı.
Bir yangın başladığı andan itibaren, dikey veya karmaşık bir binada dumanın katları sarması, oksijenin bitmesi ve ölümcül zehirlenmelerin başlaması ortalama doksan saniyedir.
Şimdi bu acı matematik üzerinden mevcut yapılarımızı düşünelim. Unutulmamalıdır ki; 4-5 katlı binaların en üst katında bulunan cem salonlarından olası bir acil durumda canları tahliye etmek teknik olarak imkânsızdır. O doksan saniyelik ölüm-kalım eşiğinde; cemevi görevlilerinin kendi paniğiyle baş etmesi, tekerlekli sandalyedeki veya yürümekte zorlanan yaşlı canlarımızı, çocukları o dar merdivenlerden indirmesi mümkün değildir.
O duman ve alev çemberinde, personel kendi canını dahi zor tahliye eder. Yoğun katılımın olduğu lokma ve cem günlerinde dikey mimari, toplumsal mekânlara işte bu gizli ve ağır faturayı keser.
Çözüm: Hem Hizmeti Sürdürmek Hem Canı Korumak
Arsa maliyetlerini ve ekonomik şartları göz ardı edemeyiz; ancak çözüm ne imkânsız taleplerle hizmeti aksatmak ne de insan hayatını hiçe sayan denetimsiz yapılara göz yummaktır. Çözüm, hem fonksiyonları sürdüren hem de İSG ilkelerini gözeten akılcı bir mimari yerleşimdedir.
Bodrum Kat (Mekanik ve Depolama): Su depoları, kazan dairesi, jeneratör ve erzak depoları bu katta yer almalıdır. Ağır mekanik yükler ve yangın riski taşıyan tesisat insanlardan izole edilmelidir.
Giriş Kat (Kritik Hizmet ve İbadet Alanı): Cenaze erkânı alanı, Aşevi/Yemekhane ve Ana İbadethane (Cem Salonu) mutlaka giriş kat veya doğrudan sokağa açılan kotlarda yer almalıdır. Camilerde olduğu gibi. Yatay tahliye ilkesiyle yaşlılar, engelli canlar ve çocuklar hiçbir merdivene bağımlı kalmadan açık alana çıkabilmelidir. Yeni temeli atılacak binalarda kalabalıklaşacak alanların giriş kat olarak planlanması şarttır.
Üst Katlar (İdari ve Sosyal Alan): Dikey mimari zorunluysa üst katlar idari bürolar, kütüphane, eğitim sınıfları veya depo olarak tasarlanmalıdır. Bu alanlardaki genç ve sağlıklı bireyler afet anında rahatça tahliye olabilir.
Teras / Çatı Katı: Mutfak havalandırma bacaları, iklimlendirme santralleri ve güvenlik sistemleri çatı alanına entegre edilmelidir.
6331 Sayılı Yasa ve Yasal Zorunluluklar
İş güvenliği sadece şehirlerdeki büyük binaların değil, kırsal kesimdeki cemevlerinin de hakkıdır; oralarda da temel İSG önlemleri asla atlanmamalıdır.
6331 sayılı İSG Kanunu’nun öngördüğü tüm yasal zorunluluklar kurum yöneticileri tarafından bilinmeli ve bu konuda güçlü bir bilinç oluşturulmalıdır.
Yasal Dokümanlar ve Eğitim
Risk analizi ve acil durum planları cemevleri için de eksiksiz hazırlanmalıdır. Çalışan tüm personele “Temel İSG Eğitimleri” verilmeli, hijyen ve sterilizasyon konularında belgelendirme sağlanmalıdır.
Biyolojik ve Elektriksel Riskler
Özellikle kesimhane, morg ve gasilhane bölümlerinde oluşabilecek biyolojik risklere karşı önleyici tedbirler alınmalıdır. Olası yangın riskine karşı elektrik iç tesisatı ve panolar, yasal periyod gereği yılda bir kez Çalışma Bakanlığı’nın akredite ettiği kuruluşlara kontrol ettirilmeli ve periyodik raporları alınmalıdır.
Başkanlığa Düşen Sorumluluk
Buradan mühendis ve iş güvenliği uzmanı kimliğimizle bir kez daha çağrı yapalım. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı doğrudan elini taşın altına koymalıdır. Başkanlık, cemevlerine tefrişat yardımı yaparken İSG’yi öncelikleyen bir yaklaşım sergilemelidir.
İlk adım olarak, hiçbir bütçe bahanesine sığınmadan her cemevinde en azından standart bir ilkyardım dolabı ve yangın söndürme cihazı bulunması sağlanmalıdır. Bundan sonraki süreçlerde ise tefrişat ve destek projeleri, mutlaka iş güvenliği uzmanları ve iş yeri hekimlerinin görüşleri doğrultusunda şekillendirilmelidir.
İş İşten Geçmeden!
Bizim ülkemizde tedbirler maalesef hep büyük bir facia yaşandıktan sonra akla gelir. Gelin, bu sefer ezberi bozalım.
Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, İçişleri Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile yerel yönetimler bir araya gelerek cemevlerinin İSG standartlarını belirlemeli; mevcut binaların yangın ve deprem tahliye uygunluğunu ücretsiz denetleyerek gerekli desteği vermelidir.
Canlarımızın güvenliği, binaların işlevsiz tahliye senaryolarına ya da görevlilerin cansiperane kahramanlığına emanet edilemez. İş sağlığı ve güvenliği bir lüks değil; kanuni ve insani bir zorunluluktur. İş işten geçmeden, o facia yaşanmadan hemen şimdi önlem alalım!