SON DAKİKA

Cumhuriyet ve Aleviler

Yazının Giriş Tarihi: 31.10.2026 20:04
Yazının Güncellenme Tarihi: 31.10.2026 21:27

Cumhuriyetimizin 103. yılını kutladığımız bu anlamlı günlerde, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın düzenlediği "Bilgi Çağı - Bilgi Çerağı" konferanslar serisi, tarihimizin pek bilinmeyen ya da üstü örtülmeye çalışılan sayfalarını aralamayı amaçlıyor. Bu hafta ikincisi düzenlenen konferanslar serisinde, “Millî Mücadele’de ve Cumhuriyet’in Kuruluşunda Aleviler-Bektaşiler” konusu masaya yatırıldı.

Konferansın konuğu, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Alevi Bektaşi Kültürü Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Fahri Maden oldu.

1979 yılında Sinop'un Gerze ilçesi Abdaloğlu köyü Bektaşoğlu mahallesinde doğan ve akademik eğitimini Ondokuz Mayıs Üniversitesi ile Gazi Üniversitesi'nde tamamlayan Fahri Maden hocamız, konferanstaki sunumunda kaynaklara dayalı bilgileri ve arşiv belgelerini katılımcılarla paylaştı. Sunum süresince alanla ilgili kapsamlı bir veri seti sundu.

Dillere pelesenk olmuş bir söz vardır ya hani; "Aleviler bu ülkenin çimentosudur" diye... İşte bu konferansta, bu cümlenin ham bir slogandan ibaret olmadığı, tarihin süzgecinden süzülerek nasıl dimdik ayakta durduğu net bir biçimde gözler önüne serildi.

Geçmişe doğru bir yolculuk yaptığımızda; Millî Mücadele ve Kurtuluş Savaşı yıllarında Alevi-Bektaşi toplumunun Mustafa Kemal Paşa’yı ülkenin kurtarıcısı olarak gördüğünü ve tereddütsüz bir tam destek sunduğunu görüyoruz.

Arşivler, hatıratlar ve gazete kupürleri bize, Bektaşi babalarından Alevi dedelerine kadar pek çok ismin bu kutsal mücadelede nasıl omuz omuza verdiğini fısıldıyor. Kimi istihbarat faaliyetleriyle, kimi ise eline silah alıp cephede Adana’da, Eskişehir’de, Batı Anadolu’da Yunan işgaline karşı direnerek bu vatanın harcına can katmış. Sadece cephede mi? İzmir’in işgaline karşı ilk müfreze kuranlardan tutun da Meclis'te Mustafa Kemal Paşa'nın yanında yer alan Alevi milletvekillerine kadar her adımda bu inanç önderlerinin izi var.

Geçmişe doğru çıktığımız bu tarih yolculuğunda, Millî Mücadele’nin en çetin günlerinde İstanbul’da yaşananlar adeta sinema filmlerini aratmayacak nitelikteydi. Yakup Kadri’nin, Alevi-Bektaşi toplumu ile Sünniler arasında ihtilafa yol açabileceği gerekçesiyle Hariciye Vekaleti'nce 1922'de yayını durdurulan "Nur Baba" romanı yetmezmiş gibi, aynı yıl çekilmek istenen "Boğaziçi Esrarı" filmi de Eyüp'teki stüdyoyu basan Bektaşilerin eylemiyle yarıda kalmış, sonrasında işgal güçleri bu girişimi tamamen yasaklamıştı. Öte yandan Şahkulu, Çamlıca, Kazlıçeşme ve Eriklibaba gibi İstanbul'un köklü dergâhları; mezar aralarında silah saklayıp İnebolu'ya sevk eden, kılık kıyafet değiştirerek istihbarat toplayan Millî Mücadele'nin gizli karargâhları olarak adeta birer direniş üssü gibi çalışmıştı.

Hocamızın sunumunda altını çizdiği en çarpıcı noktalardan biri de şuydu: 1923’teki seçimlerde Çelebi Veliyittin Hürrem Efendi başta olmak üzere pek çok kanaat önderi yayımladıkları beyannamelerle, "Umudumuz, cümlemizin büyüğü olan Mustafa Kemal Paşa'dır. Bu nasihatime amil olmayanlar bizden değildir" diyerek yeni cumhuriyete ve Meclis'e olan inançlarını ve bağlılıklarını en net şekilde ilan etmişlerdi.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 1925 yılının Ağustos ayında Kastamonu ve İnebolu seyahatine çıkarak meşhur Şapka Nutku'nu irat etmiş ve çağdaşlaşma yolunda kılık kıyafet inkılabının işaretini vermişti. O dönemde Atatürk Kastamonu'daki tarihi konuşmasında, "Efendiler, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En hakiki ilim, medeniyettir" sözleriyle yeni rejimin yönünü çizmişti.

Bu büyük devrimler ve akabinde gelen tekkelerin kapatılması süreci (677 sayılı Kanun) Alevi-Bektaşi toplumu tarafından nasıl karşılandı? Konferansta bu hususa da özellikle dikkat çekildi:

Cumhuriyetin Aydınlanmasına Destek: Alevi-Bektaşi kanaat önderleri ve babalar, cumhuriyetin kurucu felsefesini ve Atatürk devrimlerini ülkenin aydınlık geleceği olarak gördükleri için bu dönüşüme karşı çıkmadılar. Aksine, tarikat kisvesi altında yozlaşmış yapıların tasfiye edilmesini ve aklın, ilmin ön planda olduğu modern bir devlet yapısının kurulmasını desteklediler.

Tekkelerin Kapatılması ve Sivil Hayat: Kanun çıktıktan kısa bir süre sonra İstanbul'daki ve Anadolu'daki pek çok Bektaşi tekkesi (Şahkulu, Eriklibaba vb.) kendi iradeleriyle kapılarına kilit vurdular. Çünkü onlar için esas olan, şekilsel kıyafetler veya dergâh duvarları değil; insanı merkeze alan inanç ve ikrar yoluydu.

Konferansta vurgulandığı üzere; Alevi-Bektaşilik bu süreçte devlet kurumları içinde birer tarikat olarak yer almak yerine, cumhuriyetin temel değerleriyle bütünleşerek toplumsal barışın ve modernleşmenin en önemli kültürel çimentosu olmayı sürdürmüştür.

Yılların Emeği: Fahri Maden'in Kaleminden Bektaşilik Tarihi

Konferans vesilesiyle hocamızı tanımayanlar için aşinalık oluşturalım. Prof. Dr. Fahri Maden, özellikle doktora tezine dayanan ve Türk Tarih Kurumu tarafından yayımlanan "Bektâşî Tekkelerinin Kapatılması (1826) ve Bektâşîliğin Yasaklı Yılları" başta olmak üzere, alanında adeta bir kütüphane inşa etmiştir. Hocamızın kaleme aldığı diğer eserler arasında şunlar yer almaktadır:

İstanbul Bektaşileri (İstanbul çevresindeki tekke ve türbeleri arşiv belgeleriyle inceler)

Bektaşilerin Serencamı

Zümre-i Bektaşiyan ve Zümre-i Nazenin

Girit Bektaşileri ve Elbasan Bektaşileri (Balkanlar'daki yapılanmalar)

Seyyah ve Sufi / Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nde Bektaşiler

Hikmet Kapısı: Hacı Bektaş-ı Veli, Sorularla Osmanlı'da Tarikatlar ve Tasavvuf Yolunda

Bir Tasavvuf Dergisi Muhibban

Tarih, tarafsız gözle okunduğunda kıymetlidir. Bu konferans ve arkasındaki ilmi birikim, bizlere bir kez daha gösterdi ki; bu cumhuriyet kolay kurulmadı ve bu coğrafyanın her köşesinde, her inanç grubunun bu ortak masada alın teri, emeği ve duası var.

İyi ki bu çerağlar yanıyor, iyi ki Prof. Dr. Fahri Maden gibi hocalarımız geçmişimizle yüzleşip bu ortak hikâyeyi gururla ve ilimle yeniden yazmaya devam ediyor. Bu vesileyle, birleştirici gücüyle hepimizi ortak bir gelecekte buluşturan güzel Cumhuriyetimizin 103. yılını en kalbi duygularımla kutluyor; bu vatanı bize armağan eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü, silah arkadaşlarını ve bu toprakların harcına can katan tüm kahramanlarımızı saygı, minnet ve rahmetle anıyorum.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.