Bir yanda Süper Lig, diğer yanda La Liga/İspanya...
Bir yanda Millî Takım, diğer yanda İspanya Millî Takımı...
Bir yanda Süper Lig, diğer yanda Şampiyonlar Ligi...
Madde 2, Yıldızlar;
Osimhen, Leroy Sane, Leao, İlkay Gündoğan ve diğerleri...
Diğer yanda? Evet, Rodri ve Lamine Yamal.
Dünyanın en büyük takımlarının başında gelen Barcelona, büyük başarılarını elde ettiğinde kadrosu yıldızlarla doluydu hep...
Cruyff, Stoiçkov, Laudrup kardeşler, Romario, Ronaldinho, Neymar sadece birkaç örnek.
Son olarak Lionel Messi.
Bu isimler kadroda iken yanındaki oyuncular da yıldızdı; Iniesta ve Xavi Hernandez gibi...
Oysa şimdi sadece Yamal ve Rodri...
Al bu ikisini, Galatasaray kadrosuna koy.
Galatasaray belki Barca’yı yine yenemez ama başka bir oyun oynar.
Maçın yıldızlarından ikisi Pedri ve Cancelo.
Al ikisini Galatasaray kadrosuna koy; Pedri, Batrakov ve Cancelo, Barış Alper Yılmaz kadar oynar anca. Ama Barca’da sınırları aşıyor bu çocuklar.
Bu yeni bir şey değil üstelik. 2010’lu yılların kadrosunda Sergio Busquets vardı. -Allah aşkına- Busquets başka bir takımda oynasa ne olurdu acaba? Ama Barca’nın vazgeçilmez “yıldızlarındandı.”
Madde 3, Ekol, okul, kültür, aidiyet, sürdürülen başarı;
Bu büyük kulüp Cruyff ile başlayan süreçte başka bir oyuna evrildi.
Kısaca ve basitçe “Tiki-Taka” deniyor ya...
Takım, yaklaşık 50 yıldır bu oyunu -hep geliştirerek- oynuyor.
Bugün dünyada -sonuçlar ve başarıdan bağımsız, oyun anlamında- bir Barcelona var bir de diğer takımlar.
Bir de bu çocukların ana kadronun çekirdeğini oluşturduğu İspanya Millî Takımı...
“La Masia...” Dünyada kaç takımın böyle bir altyapısı var?
Dünyada kaç takım oyuncu yetiştirip “A Takıma” bu kadar oyuncu veriyor?
Ayrıca dünyanın en iyisi olsan da bu, Barca’da forma giymene yetmeyebilir.
Ola ki giydin, uyum sağlamadığında gözyaşına bakılmaz, yollar hemen ayrılır.
“Barca’nın oyun karakteri” olmadan olmaz.
Madde 4, İstikrar, çalışma, ekip çalışması, bilimsel çalışma, sebep sonuç ilişkileri;
Maddeleri çoğaltmak elbette mümkün.
Bunlar ve ilave edilebilecek onlarca madde...
Arada gerçekten büyük ama çok büyük fark var gerçekten.
GALATASARAY
Barca, dünya için neyse Galatasaray’da Türkiye için odur.
Kurucusu Ali Sami Yen’in misyon ve vizyonu gereği “Türk olmayan takımları” yenmiş ve büyük başarılara, zaferlere imza atmış, tarih yazmıştır.
2000 yılında bayrağı göndere dikmiştir.
“Dünya devlerine” Ali Sami Yen’i dar etmiştir.
Ancak “Derwall devrimiyle” sınıf atlayan takımın “bütün bir ekip aklıyla” yeniden bir sıçrama yapma zamanı gelmiştir.
AH BE GALATASARAY!
Manchester United kaç atacak?
Liverpool kaç atacak?
Bayern kaç atacak?
Barcelona kaç atacak?
Ülkenin en başarılı takımı olarak oynayacağın maçlarda “soru ve gündem” bu olur.
Rakipler “kaç atamayınca” bu defa “tarihin en kötüsü” olur.
Neyse ki bu defa Barca için denmedi.
GALATASARAY-BARCELONA: 1-4
“Kaç atacak” Barcelona, ilk devre Galatasaray kalesinde pek etkili olmadı.
Birkaç pozisyon buldu konuk takım fakat o kadarı hiç de sürpriz değildi.
Buna karşın Galatasaray iyi direndi, Batrakov’un golüyle (28’) öne geçti.
Ardından bir de Osimhen golü geldi ama geçersiz sayıldı.
Devrenin sonunda “kaç atacak” Barca skora dengeyi getirdi.
“Şam’da kayısı” bile bundan iyi olamazdı.
Ancak ikinci devrenin ilk 10 dakikasında kâbus oldu İspanyollar.
55’ten sonra maç bir an önce bitsin diye beklendi.
OYUNCULAR
Galatasaray’da öne çıkan bir futbolcu olmadı. Yine de 4 gole karşın kurtarışlarıyla Uğurcan Çakır söylenebilir. Yıldızlar sönük kaldı.
Barcelona’da da çok öne çıkan bir oyuncu olmadı. Hepsi yıldızdı.
TEKNİK DİREKTÖRLER
Hansi Flick... Barcelona’da bir Alman’ın başarılı olacağını doğrusu düşünmemiştim.
Aman dikkat!
Flick (ve diğer yanda Luis de la Fuente) “tiki-takayı” bir başka seviyeye götürüyor.
Okan BURUK...
Fatih Terim, şüphesiz Türkiye’nin en başarılı/en büyük teknik direktörüdür.
Onun başarılarına herhangi bir faninin ulaşması imkânsız değilse bile çok zordur. Ancak günümüz itibarıyla bu başarılara ulaşabilecek en büyük adaydır.
Bunun için bir karar vermelidir Buruk... Belki de çok cesur bir tercih...
“Başarı mı büyüklük mü?”
Tercih “büyüklük” olacaksa hoca acilen kendini yenilemeli, “tek adamlıktan mutlak ekip çalışmasına” yönelmeli ve çok çalışmalı.
Korkularını atıp seviye atlamalı.
Burası Galatasaray... Okan Buruk ile yollar bir gün ayrılabilir.
Sonra...
Fatih terim gibi yollar yeniden kesişir.
TARAFTAR/TRİBÜNLER
Galatasaray açısından maçın yıldızı taraftardı.
Tribünlerin harika desteği ve takıma sahip çıkması çok güzel ve değerliydi.
Taraftarlık başarılı olunduğunda çok kolaydır.
Ama böyle günlerde “tam da itici bir güçtür.”
Bu taraftarla Galatasaray, büyük ihtimalle Şampiyonlar Ligi’ne devam eder.
Bu taraftarla Galatasaray muhtemelen ligde şampiyon olur.
Futbol bu, ya olmazsa?
Galatasaray bu...
Ya yeni bir yol bulunur ya da yeni bir yol açılır.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Yüksel Durak
GALATASARAY-BARCELONA
Keşke maçlar 45 dakika olsa...
Madde 1, Kalite;
Bir yanda Süper Lig, diğer yanda La Liga/İspanya...
Bir yanda Millî Takım, diğer yanda İspanya Millî Takımı...
Bir yanda Süper Lig, diğer yanda Şampiyonlar Ligi...
Madde 2, Yıldızlar;
Osimhen, Leroy Sane, Leao, İlkay Gündoğan ve diğerleri...
Diğer yanda? Evet, Rodri ve Lamine Yamal.
Dünyanın en büyük takımlarının başında gelen Barcelona, büyük başarılarını elde ettiğinde kadrosu yıldızlarla doluydu hep...
Cruyff, Stoiçkov, Laudrup kardeşler, Romario, Ronaldinho, Neymar sadece birkaç örnek.
Son olarak Lionel Messi.
Bu isimler kadroda iken yanındaki oyuncular da yıldızdı; Iniesta ve Xavi Hernandez gibi...
Oysa şimdi sadece Yamal ve Rodri...
Al bu ikisini, Galatasaray kadrosuna koy.
Galatasaray belki Barca’yı yine yenemez ama başka bir oyun oynar.
Maçın yıldızlarından ikisi Pedri ve Cancelo.
Al ikisini Galatasaray kadrosuna koy; Pedri, Batrakov ve Cancelo, Barış Alper Yılmaz kadar oynar anca. Ama Barca’da sınırları aşıyor bu çocuklar.
Bu yeni bir şey değil üstelik. 2010’lu yılların kadrosunda Sergio Busquets vardı. -Allah aşkına- Busquets başka bir takımda oynasa ne olurdu acaba? Ama Barca’nın vazgeçilmez “yıldızlarındandı.”
Madde 3, Ekol, okul, kültür, aidiyet, sürdürülen başarı;
Bu büyük kulüp Cruyff ile başlayan süreçte başka bir oyuna evrildi.
Kısaca ve basitçe “Tiki-Taka” deniyor ya...
Takım, yaklaşık 50 yıldır bu oyunu -hep geliştirerek- oynuyor.
Bugün dünyada -sonuçlar ve başarıdan bağımsız, oyun anlamında- bir Barcelona var bir de diğer takımlar.
Bir de bu çocukların ana kadronun çekirdeğini oluşturduğu İspanya Millî Takımı...
“La Masia...” Dünyada kaç takımın böyle bir altyapısı var?
Dünyada kaç takım oyuncu yetiştirip “A Takıma” bu kadar oyuncu veriyor?
Ayrıca dünyanın en iyisi olsan da bu, Barca’da forma giymene yetmeyebilir.
Ola ki giydin, uyum sağlamadığında gözyaşına bakılmaz, yollar hemen ayrılır.
“Barca’nın oyun karakteri” olmadan olmaz.
Madde 4, İstikrar, çalışma, ekip çalışması, bilimsel çalışma, sebep sonuç ilişkileri;
Maddeleri çoğaltmak elbette mümkün.
Bunlar ve ilave edilebilecek onlarca madde...
Arada gerçekten büyük ama çok büyük fark var gerçekten.
GALATASARAY
Barca, dünya için neyse Galatasaray’da Türkiye için odur.
Kurucusu Ali Sami Yen’in misyon ve vizyonu gereği “Türk olmayan takımları” yenmiş ve büyük başarılara, zaferlere imza atmış, tarih yazmıştır.
2000 yılında bayrağı göndere dikmiştir.
“Dünya devlerine” Ali Sami Yen’i dar etmiştir.
Ancak “Derwall devrimiyle” sınıf atlayan takımın “bütün bir ekip aklıyla” yeniden bir sıçrama yapma zamanı gelmiştir.
AH BE GALATASARAY!
Manchester United kaç atacak?
Liverpool kaç atacak?
Bayern kaç atacak?
Barcelona kaç atacak?
Ülkenin en başarılı takımı olarak oynayacağın maçlarda “soru ve gündem” bu olur.
Rakipler “kaç atamayınca” bu defa “tarihin en kötüsü” olur.
Neyse ki bu defa Barca için denmedi.
GALATASARAY-BARCELONA: 1-4
“Kaç atacak” Barcelona, ilk devre Galatasaray kalesinde pek etkili olmadı.
Birkaç pozisyon buldu konuk takım fakat o kadarı hiç de sürpriz değildi.
Buna karşın Galatasaray iyi direndi, Batrakov’un golüyle (28’) öne geçti.
Ardından bir de Osimhen golü geldi ama geçersiz sayıldı.
Devrenin sonunda “kaç atacak” Barca skora dengeyi getirdi.
“Şam’da kayısı” bile bundan iyi olamazdı.
Ancak ikinci devrenin ilk 10 dakikasında kâbus oldu İspanyollar.
55’ten sonra maç bir an önce bitsin diye beklendi.
OYUNCULAR
Galatasaray’da öne çıkan bir futbolcu olmadı. Yine de 4 gole karşın kurtarışlarıyla Uğurcan Çakır söylenebilir. Yıldızlar sönük kaldı.
Barcelona’da da çok öne çıkan bir oyuncu olmadı. Hepsi yıldızdı.
TEKNİK DİREKTÖRLER
Hansi Flick... Barcelona’da bir Alman’ın başarılı olacağını doğrusu düşünmemiştim.
Aman dikkat!
Flick (ve diğer yanda Luis de la Fuente) “tiki-takayı” bir başka seviyeye götürüyor.
Okan BURUK...
Fatih Terim, şüphesiz Türkiye’nin en başarılı/en büyük teknik direktörüdür.
Onun başarılarına herhangi bir faninin ulaşması imkânsız değilse bile çok zordur. Ancak günümüz itibarıyla bu başarılara ulaşabilecek en büyük adaydır.
Bunun için bir karar vermelidir Buruk... Belki de çok cesur bir tercih...
“Başarı mı büyüklük mü?”
Tercih “büyüklük” olacaksa hoca acilen kendini yenilemeli, “tek adamlıktan mutlak ekip çalışmasına” yönelmeli ve çok çalışmalı.
Korkularını atıp seviye atlamalı.
Burası Galatasaray... Okan Buruk ile yollar bir gün ayrılabilir.
Sonra...
Fatih terim gibi yollar yeniden kesişir.
TARAFTAR/TRİBÜNLER
Galatasaray açısından maçın yıldızı taraftardı.
Tribünlerin harika desteği ve takıma sahip çıkması çok güzel ve değerliydi.
Taraftarlık başarılı olunduğunda çok kolaydır.
Ama böyle günlerde “tam da itici bir güçtür.”
Bu taraftarla Galatasaray, büyük ihtimalle Şampiyonlar Ligi’ne devam eder.
Bu taraftarla Galatasaray muhtemelen ligde şampiyon olur.
Futbol bu, ya olmazsa?
Galatasaray bu...
Ya yeni bir yol bulunur ya da yeni bir yol açılır.