İki yumurtadan birinin kırılma zamanıydı. Fransa küçük bir adım da olsa öndeydi. Takım çok hazırdı. Tam bir turnuva topçusu Mbappe formdaydı. Gol sevinci yaşayamasa da Olise harikaydı. Delişmen Dembele vardı. Kenarda da ikinci kupasını isteyen Deschamps...
İspanya kulübesinde ise mütevazı Luis de la Fuente vardı. Sahadaki takım şüphesiz İspanya Millî Takımı’ydı fakat Fuente bu çocuklarla alt yaş gruplarında çalışmış, büyük başarılar kazanmıştı. Fuente ve takımı son Avrupa Şampiyonuydu.
Maç başladı lakin Mbappe ve arkadaşları başlayamadı. Bu takımın Fransa olduğunu söylemek çok güçtü. Tedbirli İspanya ise sakindi. En iyi yaptığı işe devam etti, top çevirdi.
Lamine Yamal’ın anlık parlamasında L. Digne panikledi, penaltıya sebep oldu. Gizli Santrfor Oyarzabal net bir vuruşla 22’de tabelaya 1-0’ı yazdı.
İkinci devre Fransa bir şeyler yapardı artık, yok. Matadorlar tamamen kendi oyununa döndü. Tempoyu de pozisyonları da İspanya belirledi. Takım, 58’de Pedro Porro ile skoru 2-0’a getirdi, bir anlamda maçı bitirdi.
Dakikalar 80’e geldiğinde Fransa’nın isabetli şutu yoktu. Belki de artık finali düşünen İspanyollar topu Horozlara -kısmen- bıraktı. Fransa rakip kalede görece bir etki gösterdi fakat bunlar istatistik olmaktan öteye gidemedi.
Fuente kazandı, Deschamp’ın vedası buruk oldu.
Dembele, Olise, Barcola, Mbappe... Hiçbiri etkili olmadı. Fransa’da 7 puanı gören futbolcu çıkmadı.
Buna karşın Yamal, Ruiz ve Olmo 6 puan civarında kalırken 3 İspanyol (Oyarzabal, Porro, Simon) 7,5 puanı gördü.
Önceki yazımda fantastik bir skorun şaşırtıcı olmayacağını yazmıştım. Ki skor asla fantastik olmadı. Ancak İspanya, oynadığı fantastik oyunla finaldeki rakibine gözdağı verdi.
İngiltere-Arjantin: 1-2
Futbol bir “erkek” oyunuydu ve temas sporuydu, tamam... Ama bu kadar sıkı ve sert teması hele de maçın başında kimse beklemiyor olmalıydı.
İngilizler fizik güçle başladı oyuna, Arjantinliler aynı şekilde cevap verdi. İlk yirmi dakika, bu turnuvanın en fazla düdük çalınan maçı olmalıydı. Sahada bir oyundan söz etmek mümkün değildi, kör dövüşü iyi bir tanımlamaydı.
Sonrasında taraflar sakinleşti ancak ilk devre çok yavan geçti.
İkinci devreye Arjantin daha iyi başladı ancak İngilizler 50-60 arası oyun üstünlüğünü aldı. Kane’nin başlattığı atakta Rogers’in asistinde Gordon golü attı, İngiltere öne geçti. 55’ten sonraki 5 dakikayı da panikleyen Arjantin karşısında iyi oynadı İngiltere.
MESSİ, MESSİ, MESSİ...
Maçın en etkisiz ve takımını 10 kişi bırakan oyuncusu Messi, oyuna müdahil oldu, 60’tan sonra hem yönetti hem oynadı.
Bu durum İngiltere’yi tamamen bozdu, her geçen dakika savunmaya daha fazla gömüldü takım. Ama geçmiş olsundu... Messili Arjantin’i durdurmak artık mümkün değildi. Messi’nin adrese teslim ortalarında/paslarında İngilizler zor anlar yaşadı ama kaleci Pickford gole izin vermedi. Pickford çaresiz kaldığında direkler imdada yetişti, iki top direkten döndü.
Dakikalar geçmişti. Seksenli dakikalar da ağustos güneşi yemiş kar gibiydi. Messi ve Arjantin için turnuvaya veda zamanının geri sayımı başlamıştı sanki. Ama 84’te Enzo Fernandez, bir umut diyerek kaleye bir bazuka gönderdi, Pickford kornere tokatladı. Korneri kullanan Messi al-ver yaptı ve topu yayın üzerin deki Enzo’ya gönderdi. Bu defa Pickford çaresiz kaldı, skor 1-1 oldu.
Maç artık uzatma devrelerine giderdi, Messi olmasaydı. 90+2’de sıfıra indi, sağ ayağıyla topu Lautaro Martinez’in kafasına koydu, Lautaro golü attı, Tangocular final dedi.
İyi bir turnuva geçiren Harry Kane gerçekten çok çabaladı. Pickford önemli kurtarışlara imza attı fakat takımını kurtaramadı. Bellingham etkisiz kaldı. Gordon, golün haricinde katkı veremedi.
Giuliano Simeone çok çalışkandı. Paredes vasat oynarken yerine giren Rodrigo de Paul etkili oldu. Enzo Fernandes çok iyi oynarken maçın yıldızı, zaten turnuvanın da yıldızı olan Messi oldu.
Tuchel, fena bir turnuva geçirmezken 48 yaşındaki Arjantinli Lionel Scaloni finale yürüdü.
İspanya-Arjantin finali...
Son finalinde Messi’nin performansı elbette belirleyici olacak ama bu bile yeterli olmayabilir.
Avrupa-Güney Amerika finalinde İspanya maçı çok rahat kazanabilir.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Yüksel Durak
İSPANYA’NIN FENDİ ARJANTİN’İN MESSİ’Sİ
Fransa-İspanya: 0-2
İki yumurtadan birinin kırılma zamanıydı. Fransa küçük bir adım da olsa öndeydi. Takım çok hazırdı. Tam bir turnuva topçusu Mbappe formdaydı. Gol sevinci yaşayamasa da Olise harikaydı. Delişmen Dembele vardı. Kenarda da ikinci kupasını isteyen Deschamps...
İspanya kulübesinde ise mütevazı Luis de la Fuente vardı. Sahadaki takım şüphesiz İspanya Millî Takımı’ydı fakat Fuente bu çocuklarla alt yaş gruplarında çalışmış, büyük başarılar kazanmıştı. Fuente ve takımı son Avrupa Şampiyonuydu.
Maç başladı lakin Mbappe ve arkadaşları başlayamadı. Bu takımın Fransa olduğunu söylemek çok güçtü. Tedbirli İspanya ise sakindi. En iyi yaptığı işe devam etti, top çevirdi.
Lamine Yamal’ın anlık parlamasında L. Digne panikledi, penaltıya sebep oldu. Gizli Santrfor Oyarzabal net bir vuruşla 22’de tabelaya 1-0’ı yazdı.
İkinci devre Fransa bir şeyler yapardı artık, yok. Matadorlar tamamen kendi oyununa döndü. Tempoyu de pozisyonları da İspanya belirledi. Takım, 58’de Pedro Porro ile skoru 2-0’a getirdi, bir anlamda maçı bitirdi.
Dakikalar 80’e geldiğinde Fransa’nın isabetli şutu yoktu. Belki de artık finali düşünen İspanyollar topu Horozlara -kısmen- bıraktı. Fransa rakip kalede görece bir etki gösterdi fakat bunlar istatistik olmaktan öteye gidemedi.
Fuente kazandı, Deschamp’ın vedası buruk oldu.
Dembele, Olise, Barcola, Mbappe... Hiçbiri etkili olmadı. Fransa’da 7 puanı gören futbolcu çıkmadı.
Buna karşın Yamal, Ruiz ve Olmo 6 puan civarında kalırken 3 İspanyol (Oyarzabal, Porro, Simon) 7,5 puanı gördü.
Sonuç; İspanya’nın fendi (oyun zekâsı, stratejisi) Fransa’yı yendi.
Önceki yazımda fantastik bir skorun şaşırtıcı olmayacağını yazmıştım. Ki skor asla fantastik olmadı. Ancak İspanya, oynadığı fantastik oyunla finaldeki rakibine gözdağı verdi.
İngiltere-Arjantin: 1-2
Futbol bir “erkek” oyunuydu ve temas sporuydu, tamam... Ama bu kadar sıkı ve sert teması hele de maçın başında kimse beklemiyor olmalıydı.
İngilizler fizik güçle başladı oyuna, Arjantinliler aynı şekilde cevap verdi. İlk yirmi dakika, bu turnuvanın en fazla düdük çalınan maçı olmalıydı. Sahada bir oyundan söz etmek mümkün değildi, kör dövüşü iyi bir tanımlamaydı.
Sonrasında taraflar sakinleşti ancak ilk devre çok yavan geçti.
İkinci devreye Arjantin daha iyi başladı ancak İngilizler 50-60 arası oyun üstünlüğünü aldı. Kane’nin başlattığı atakta Rogers’in asistinde Gordon golü attı, İngiltere öne geçti. 55’ten sonraki 5 dakikayı da panikleyen Arjantin karşısında iyi oynadı İngiltere.
MESSİ, MESSİ, MESSİ...
Maçın en etkisiz ve takımını 10 kişi bırakan oyuncusu Messi, oyuna müdahil oldu, 60’tan sonra hem yönetti hem oynadı.
Bu durum İngiltere’yi tamamen bozdu, her geçen dakika savunmaya daha fazla gömüldü takım. Ama geçmiş olsundu... Messili Arjantin’i durdurmak artık mümkün değildi. Messi’nin adrese teslim ortalarında/paslarında İngilizler zor anlar yaşadı ama kaleci Pickford gole izin vermedi. Pickford çaresiz kaldığında direkler imdada yetişti, iki top direkten döndü.
Dakikalar geçmişti. Seksenli dakikalar da ağustos güneşi yemiş kar gibiydi. Messi ve Arjantin için turnuvaya veda zamanının geri sayımı başlamıştı sanki. Ama 84’te Enzo Fernandez, bir umut diyerek kaleye bir bazuka gönderdi, Pickford kornere tokatladı. Korneri kullanan Messi al-ver yaptı ve topu yayın üzerin deki Enzo’ya gönderdi. Bu defa Pickford çaresiz kaldı, skor 1-1 oldu.
Maç artık uzatma devrelerine giderdi, Messi olmasaydı. 90+2’de sıfıra indi, sağ ayağıyla topu Lautaro Martinez’in kafasına koydu, Lautaro golü attı, Tangocular final dedi.
İyi bir turnuva geçiren Harry Kane gerçekten çok çabaladı. Pickford önemli kurtarışlara imza attı fakat takımını kurtaramadı. Bellingham etkisiz kaldı. Gordon, golün haricinde katkı veremedi.
Giuliano Simeone çok çalışkandı. Paredes vasat oynarken yerine giren Rodrigo de Paul etkili oldu. Enzo Fernandes çok iyi oynarken maçın yıldızı, zaten turnuvanın da yıldızı olan Messi oldu.
Tuchel, fena bir turnuva geçirmezken 48 yaşındaki Arjantinli Lionel Scaloni finale yürüdü.
İspanya-Arjantin finali...
Son finalinde Messi’nin performansı elbette belirleyici olacak ama bu bile yeterli olmayabilir.
Avrupa-Güney Amerika finalinde İspanya maçı çok rahat kazanabilir.