Turnuvanın en iyi takımıydı İspanya. Sözün tam anlamıyla en iyi “takım.”
Şampiyonluğu en çok hak eden takımdı.
Luis de la Fuente’nin öğrencileri bir başka seviyeydi.
Turnuvada bir İspanya vardı, bir de diğerleri.
Final skoru çok kısır kaldı fakat oyun anlamıyla son dünya şampiyonu Arjantin’i ezdi Matadorlar.
İspanya, maçın mutlak favorisiydi fakat böylesine bir final maçını kimse düşünmüş olamazdı. 11’i isabetli 20 şut attı İspanyollar. 3’ü çok net pozisyonlar üretti. Maçın tamamını kontrol altında tuttu takım.
Evet, Messili Arjantin 115 dakika boyunca şut atamadı. Tangocular, rakip yarı sahaya geçmekte çok zorlandı. İkinci 45 ve uzatma devrelerinin 25 dakikasında müsabaka Arjantin yarı sahasında oynandı.
Son 5 dakika içinde Arjantinliler İspanya ceza sahasında uzun toplarla karambol yaratmayı başarabildi ve 3 şut atabildi lakin isabet kaydedemedi.
Futbol bu... Son dakikalar oynanırken Simeone ayağına gelen kısmeti değerlendirebilseydi maç seri penaltılara gidebilirdi.
Olmadı. Meşin yuvarlak, hak edenin İspanya olduğunu biliyordu.
Unai Simon, turnuvanın en iyi kaleci performansına sahip değildi fakat takım savunmasıyla birlikte kalesinde sadece 1 gol gördü. İspanya 1 gol yiyerek tamamladı turnuvayı.
Cubarsi, Laporte, Cucurella iyiydi ancak Pedro Porro öne çıkan savunmacı oldu.
Rodri ve Dani Olmo iyi oynarken Fabian Ruiz vasat kaldı.
Oyarzabal ve Baena idare ederken Lamine Yamal bazen ikili, bazen üçlü savunmaya rağmen Arjantin’i zorladı. Yıldırma faulleri de cabasıydı.
61’de oyuna giren Pedri ve Ferran Torres büyük katkı verdi, Torres golü de atan oyuncu oldu.
Nöbetçi golcü Mikel Merino’ya yine fırsat geldi fakat bu defa değerlendiremedi.
Arjantin’deki tek oyuncu kaleci Emiliano Martinez oldu. Biraz da şansıyla takımını oyunda tutmayı başardı.
Messi, futbol hayatının en etkisiz ve silik maçını oynamak zorunda kaldı. Son beş dakikada biraz hareket alanı bulabildi ancak. Hâl böyle olunca Arjantin, müsabakanın tamamını bir kişi eksik oynamış oldu.
Alt yaş gruplarından beri bu takımı çalıştıran ve başarılar elde eden Fuente, âdeta çocuklarıyla harika bir final, iyi bir turnuva oynadı ve şampiyon oldu.
Scaloni fena bir turnuva geçirmedi fakat eski hocası Luis de la Fuente’nin karşısında çaresiz kaldı. Çözüm üretemedi, kaderine razı oldu.
Hakem Slavko Vincic idi. Süper Ligde tek maç (GS-FB) yöneten Slovenyalı... O maçta kimsenin ses etmediği ama Okan Buruk’un beğenmediği... Ben de beğenmemiş “eyyamcı” bulmuştum. Benim için sürpriz oldu doğrusu.
Yine beğenmedim. Suya sabuna dokunmayayım anlayışını sevmiyor ve beğenmiyorum.
Arjantin’in oyunu bozma ve tempoyu düşürme taktik planına çözüm bulamadı. Taktik ve sert faullere engel olamadı. Özellikle sonradan oyuna giren Parades’e fazlasıyla hoşgörülüydü. Lamine Yamal’ı fauller ve yıldırma temaslarıyla durdurmaya çalışan Arjantin savunmasını ya görmedi ya da umursamadı.
Hakem şansı yanında olmalıydı ki hak eden kazandı. Yoksa İspanyollar ile Messi ve Arjantin karşıtları nefret ederdi kendisinden.
Bir turnuva daha sona erdi. Futbolun şöleni, bayramı için 2030’un geri sayımı başladı.
İspanya gol kralı ve asist kralı çıkaramadı ama şampiyon oldu. Çünkü Matadorlar, bütün gerekleriyle gerçek manada bir takımdı.
Dolayısıyla diğer ödülleri topladılar.
Unai Simon “Altın Eldiven” ödülünü alırken,
Cubarsi “En İyi Genç Oyuncu” oldu.
“Altın Top” ödülü, turnuvanın en iyi futbolcusu, final maçının da en iyisi olan Rodri’nin oldu.
Lionel Messi gümüş ve Mbappe bronz top ödülünü aldı.
Kylian Embappe bir kez daha “Altın Ayakkabı” ödülünü kaptı, turnuvayı 10 golle tamamlayarak gol kralı oldu. Kendisi, Kupa tarihinin en fazla gol atan oyuncusu da oldu.
Messi 8 golle gümüş, Bellingham 7 golle (1 asist) bronz ayakkabının sahibi oldu.
Haaland 7 gol attı. Dembele ve Harry Kane turnuvayı 6 golle tamamladı. İspanyolların “gizli santrforu” Oyarzabal 5 gol attı.
“Fair Play” ödülü Hollanda’ya gitti.
Asist kralı Michale Olise oldu. Fransız futbolcu, yaptığı 7 asistle bir turnuvada en fazla asist yapan oyuncu ünvanını Pele’den aldı.
Messi, turnuvayı 4 asistle tamamladı.
Kupa tarihinin seyirci ve gol rekoru kırıldı. Bunda 48 takımlı ilk turnuva olmanın etkisi vardı.
Türkiye, FIFA sıralamasında 48 takım içinde 35. sırada yer aldı. ABD galibiyeti biraz işe yaradı böylece.
Kardeş Özbekistan ilk turnuvasında 46. oldu.
Yeşil Burun Adaları 32. olmasına karşın tam anlamıyla bir tarih yazdı.
Fas, sıralamada 7. basamağa oturdu.
Türkiye ile birlikte Brezilya, Hollanda, Almanya ve Güney Kore ile Uruguay hayal kırıklığı oldu.
Üçüncülük Maçı
19.07.2026
HALI SAHA MI?
Fransa-İngiltere: 4-6
Üçüncülük maçlarını sevmem, gereksiz bulurum. Büyük finali bir maçla kaçıran futbolcular için anlamsız gelir. Dolayısıyla ilginç sonuçlar çıkar.
10 gollü bir maç, daha ne olsun denirse, futbol gol için oynanır fakat sadece golden ibaret değildir denir.
Ortası yoktu maçın; bir devre İngiltere, bir devre Fransa bir torba gol attı. Çünkü orta sahalar hiç yoktu. Topu alan karşı kaledeydi.
İkinci devre tamamen saçmalandı. İngiliz futbolcular, top Fransa’dayken, o topa küs gibi sırtlarını dönerek kendi kalelerine gelmeye çalıştı ki amatör küme maçlarında bile olacak iş değildi. Oyuna sonradan giren ve sahanın belki de tek ciddi futbolcusu olan Bellingham, 3 gol atan ve maçın yıldızı olan Saka’yı fena halde fırçaladı.
İlk devre 4-0 İngiltere üstünlüğüyle bitti. 80’de Bellingham oyuna girmeseydi Fransa maçı çevirebilirdi.
Maçtan istediğini alan kişi, 2 gol atan Mbappe oldu.
FIFA’ya öneri;
*Üçüncülük maçları kalksın.
Yarı finalde kaybeden iki takıma madalyalar verilsin.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Yüksel Durak
ŞAMPİYON İSPANYA
FİNAL
19 Temmuz 2026
New York, New Jersey Stadyumu, East Rutherford
Seyirci: 80.663
Hakem: Slavko Vincic (Slovenya)
İspanya-Arjantin: 1-0
Gol: Ferran Torres (106’)
Kırmızı kart: Enzo Fernandes (90+3’, Arjantin)
Turnuvanın en iyi takımıydı İspanya. Sözün tam anlamıyla en iyi “takım.”
Şampiyonluğu en çok hak eden takımdı.
Luis de la Fuente’nin öğrencileri bir başka seviyeydi.
Turnuvada bir İspanya vardı, bir de diğerleri.
Final skoru çok kısır kaldı fakat oyun anlamıyla son dünya şampiyonu Arjantin’i ezdi Matadorlar.
İspanya, maçın mutlak favorisiydi fakat böylesine bir final maçını kimse düşünmüş olamazdı. 11’i isabetli 20 şut attı İspanyollar. 3’ü çok net pozisyonlar üretti. Maçın tamamını kontrol altında tuttu takım.
Evet, Messili Arjantin 115 dakika boyunca şut atamadı. Tangocular, rakip yarı sahaya geçmekte çok zorlandı. İkinci 45 ve uzatma devrelerinin 25 dakikasında müsabaka Arjantin yarı sahasında oynandı.
Son 5 dakika içinde Arjantinliler İspanya ceza sahasında uzun toplarla karambol yaratmayı başarabildi ve 3 şut atabildi lakin isabet kaydedemedi.
Futbol bu... Son dakikalar oynanırken Simeone ayağına gelen kısmeti değerlendirebilseydi maç seri penaltılara gidebilirdi.
Olmadı. Meşin yuvarlak, hak edenin İspanya olduğunu biliyordu.
Unai Simon, turnuvanın en iyi kaleci performansına sahip değildi fakat takım savunmasıyla birlikte kalesinde sadece 1 gol gördü. İspanya 1 gol yiyerek tamamladı turnuvayı.
Cubarsi, Laporte, Cucurella iyiydi ancak Pedro Porro öne çıkan savunmacı oldu.
Rodri ve Dani Olmo iyi oynarken Fabian Ruiz vasat kaldı.
Oyarzabal ve Baena idare ederken Lamine Yamal bazen ikili, bazen üçlü savunmaya rağmen Arjantin’i zorladı. Yıldırma faulleri de cabasıydı.
61’de oyuna giren Pedri ve Ferran Torres büyük katkı verdi, Torres golü de atan oyuncu oldu.
Nöbetçi golcü Mikel Merino’ya yine fırsat geldi fakat bu defa değerlendiremedi.
Arjantin’deki tek oyuncu kaleci Emiliano Martinez oldu. Biraz da şansıyla takımını oyunda tutmayı başardı.
Messi, futbol hayatının en etkisiz ve silik maçını oynamak zorunda kaldı. Son beş dakikada biraz hareket alanı bulabildi ancak. Hâl böyle olunca Arjantin, müsabakanın tamamını bir kişi eksik oynamış oldu.
Alt yaş gruplarından beri bu takımı çalıştıran ve başarılar elde eden Fuente, âdeta çocuklarıyla harika bir final, iyi bir turnuva oynadı ve şampiyon oldu.
Scaloni fena bir turnuva geçirmedi fakat eski hocası Luis de la Fuente’nin karşısında çaresiz kaldı. Çözüm üretemedi, kaderine razı oldu.
Hakem Slavko Vincic idi. Süper Ligde tek maç (GS-FB) yöneten Slovenyalı... O maçta kimsenin ses etmediği ama Okan Buruk’un beğenmediği... Ben de beğenmemiş “eyyamcı” bulmuştum. Benim için sürpriz oldu doğrusu.
Yine beğenmedim. Suya sabuna dokunmayayım anlayışını sevmiyor ve beğenmiyorum.
Arjantin’in oyunu bozma ve tempoyu düşürme taktik planına çözüm bulamadı. Taktik ve sert faullere engel olamadı. Özellikle sonradan oyuna giren Parades’e fazlasıyla hoşgörülüydü. Lamine Yamal’ı fauller ve yıldırma temaslarıyla durdurmaya çalışan Arjantin savunmasını ya görmedi ya da umursamadı.
Hakem şansı yanında olmalıydı ki hak eden kazandı. Yoksa İspanyollar ile Messi ve Arjantin karşıtları nefret ederdi kendisinden.
Bir turnuva daha sona erdi. Futbolun şöleni, bayramı için 2030’un geri sayımı başladı.
İspanya gol kralı ve asist kralı çıkaramadı ama şampiyon oldu. Çünkü Matadorlar, bütün gerekleriyle gerçek manada bir takımdı.
Dolayısıyla diğer ödülleri topladılar.
Unai Simon “Altın Eldiven” ödülünü alırken,
Cubarsi “En İyi Genç Oyuncu” oldu.
“Altın Top” ödülü, turnuvanın en iyi futbolcusu, final maçının da en iyisi olan Rodri’nin oldu.
Lionel Messi gümüş ve Mbappe bronz top ödülünü aldı.
Kylian Embappe bir kez daha “Altın Ayakkabı” ödülünü kaptı, turnuvayı 10 golle tamamlayarak gol kralı oldu. Kendisi, Kupa tarihinin en fazla gol atan oyuncusu da oldu.
Messi 8 golle gümüş, Bellingham 7 golle (1 asist) bronz ayakkabının sahibi oldu.
Haaland 7 gol attı. Dembele ve Harry Kane turnuvayı 6 golle tamamladı. İspanyolların “gizli santrforu” Oyarzabal 5 gol attı.
“Fair Play” ödülü Hollanda’ya gitti.
Asist kralı Michale Olise oldu. Fransız futbolcu, yaptığı 7 asistle bir turnuvada en fazla asist yapan oyuncu ünvanını Pele’den aldı.
Messi, turnuvayı 4 asistle tamamladı.
Kupa tarihinin seyirci ve gol rekoru kırıldı. Bunda 48 takımlı ilk turnuva olmanın etkisi vardı.
Türkiye, FIFA sıralamasında 48 takım içinde 35. sırada yer aldı. ABD galibiyeti biraz işe yaradı böylece.
Kardeş Özbekistan ilk turnuvasında 46. oldu.
Yeşil Burun Adaları 32. olmasına karşın tam anlamıyla bir tarih yazdı.
Fas, sıralamada 7. basamağa oturdu.
Türkiye ile birlikte Brezilya, Hollanda, Almanya ve Güney Kore ile Uruguay hayal kırıklığı oldu.
Üçüncülük Maçı
19.07.2026
HALI SAHA MI?
Fransa-İngiltere: 4-6
Üçüncülük maçlarını sevmem, gereksiz bulurum. Büyük finali bir maçla kaçıran futbolcular için anlamsız gelir. Dolayısıyla ilginç sonuçlar çıkar.
10 gollü bir maç, daha ne olsun denirse, futbol gol için oynanır fakat sadece golden ibaret değildir denir.
Ortası yoktu maçın; bir devre İngiltere, bir devre Fransa bir torba gol attı. Çünkü orta sahalar hiç yoktu. Topu alan karşı kaledeydi.
İkinci devre tamamen saçmalandı. İngiliz futbolcular, top Fransa’dayken, o topa küs gibi sırtlarını dönerek kendi kalelerine gelmeye çalıştı ki amatör küme maçlarında bile olacak iş değildi. Oyuna sonradan giren ve sahanın belki de tek ciddi futbolcusu olan Bellingham, 3 gol atan ve maçın yıldızı olan Saka’yı fena halde fırçaladı.
İlk devre 4-0 İngiltere üstünlüğüyle bitti. 80’de Bellingham oyuna girmeseydi Fransa maçı çevirebilirdi.
Maçtan istediğini alan kişi, 2 gol atan Mbappe oldu.
FIFA’ya öneri;
*Üçüncülük maçları kalksın.
Yarı finalde kaybeden iki takıma madalyalar verilsin.
Kaldırılmıyorsa, üçüncülük maçındaki performanslar turnuva istatistiğine dâhil edilmesin.
*Ödüllerde de “gümüş ve bronz” kategoriler kalksın.