SON DAKİKA

Bu bir barış anlaşması mı yoksa jeopolitik denge girişimi mi?

ABD ve İran arasında Pakistan arabuluculuğunda; Hürmüz Boğazı'nın açılması, yaptırımların gevşetilmesi ve nükleer müzakereleri kapsayan geçici bir taslak anlaşma üzerinde ilerleme sağlandı. Süreç, krizi dondurmayı hedefleyen bir geçiş modeli olarak görülüyor.

Haber Giriş Tarihi: 25.05.2026 09:36
Haber Güncellenme Tarihi: 25.05.2026 09:47
Kaynak: Haber Merkezi
https://haberdeger.com/
Bu bir barış anlaşması mı yoksa jeopolitik denge girişimi mi?

ABD ile İran arasında aylardır devam eden gerilimde yeni bir diplomatik aşamaya geçildiği iddiası uluslararası medyada geniş yankı uyandırdı. Katar merkezli diplomatik kaynaklardan Amerikan medyasına kadar birçok yayın organı, Washington ile Tahran arasında “taslak anlaşma” üzerinde ciddi ilerleme sağlandığını öne sürüyor. Taslak metin enerji güvenliği, Hürmüz Boğazı, yaptırımlar ve İran’ın nükleer programı gibi kritik başlıkları da kapsıyor.

Batı medyasında yer alan bilgilere göre anlaşmanın merkezinde üç temel unsur bulunuyor: Hürmüz Boğazı’nın yeniden uluslararası geçişe açılması, ABD’nin İran üzerindeki bazı ekonomik yaptırımları gevşetmesi ve İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri konusunda yeni müzakerelere başlaması. Reuters’ın aktardığına göre ABD, İran petrol ihracatına yönelik bazı kısıtlamaları hafifletmeye ve İran limanlarına yönelik abluka uygulamalarını gevşetmeye hazır görünüyor. Buna karşılık İran’ın da yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stokları konusunda yeni bir müzakere sürecine girmesi bekleniyor.

Ancak anlaşmanın en dikkat çekici yönü, tarafların nükleer meseleleri tamamen çözmek yerine zamana yayılmış bir “geçiş modeli” üzerinde uzlaşmaya çalışması. Taslağa göre ilk aşamada yaklaşık 60 günlük bir ateşkes uzatması yürürlüğe girecek. Bu süreçte Hürmüz Boğazı yeniden açılacak ve küresel enerji piyasalarındaki baskının azaltılması hedeflenecek. Ardından 30 günlük yeni bir diplomatik müzakere dönemi başlayacak. Bu modelin, doğrudan kapsamlı bir nükleer anlaşma yerine “krizi dondurma” stratejisi olduğu yorumları yapılıyor.

Özellikle Avrupa ve Körfez medyasında dikkat çeken bir diğer unsur ise Pakistan’ın perde arkasındaki arabuluculuk rolü oldu. İslamabad yönetimi hem Washington hem de Tahran ile yoğun temas yürüttü. Hatta bazı iddialara göre Pakistan Genelkurmay Başkanı üzerinden mesaj trafiği sağlandı ve taslak mutabakatın şekillenmesinde Pakistan kritik rol oynadı.

Bununla birlikte anlaşmanın en kırılgan noktası İran’ın nükleer programı olmaya devam ediyor. İranlı yetkililer Batı medyasında çıkan “Tahran yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyumu teslim etmeyi kabul etti” yönündeki haberleri yalanladı. Reuters’a konuşan üst düzey İranlı kaynaklar, uranyum stoklarının devri konusunda henüz herhangi bir anlaşma olmadığını belirtti. İran yönetimi, nükleer faaliyetlerin tamamen durdurulmasının ülkenin stratejik caydırıcılığına zarar vereceğini düşünüyor.

ABD tarafında ise özellikle Donald Trump yönetiminin yaklaşımı dikkat çekiyor. Trump, anlaşmanın “büyük ölçüde müzakere edildiğini” söylerken aynı zamanda İran üzerindeki baskının tamamen kaldırılmayacağını vurguladı. Amerikan yönetiminin temel hedefinin İran’ı kontrollü bir dengeye zorlamak olduğu değerlendiriliyor. Bu nedenle Washington’un yaptırımları aşamalı ve geri alınabilir biçimde hafifletmeyi planladığı ifade ediliyor.

Batı’daki strateji çevrelerinde yapılan yorumlara göre bu süreç küresel enerji piyasalarını da doğrudan etkileyebilir. Hürmüz Boğazı dünya petrol taşımacılığının en kritik geçiş noktalarından biri olarak görülüyor. İran’ın boğaz üzerindeki baskıyı azaltması, petrol fiyatlarında geçici bir rahatlama yaratabilir. Bu nedenle Avrupa başkentleri ve Körfez ülkeleri de süreci yakından takip ediyor.

İsrail basınında ise anlaşmaya yönelik ciddi şüpheler öne çıkıyor. İran’ın nükleer kapasitesini tamamen terk etmeyeceği ve bu sürecin yalnızca zaman kazanma amacı taşıdığı yönünde değerlendirmeler yapılıyor. İsrailli güvenlik çevreleri, Tahran’ın uranyum meselesini sonraki müzakerelere erteleyerek stratejik avantajını korumaya çalıştığını savunuyor.

Ortaya çıkan tablo, tarafların tam bir barış anlaşmasına henüz ulaşamadığını; ancak kontrollü bir gerilim yönetimi modeli oluşturmaya çalıştığını gösteriyor. Washington enerji krizini ve bölgesel savaşı sınırlamak isterken, İran ise ekonomik nefes alma alanı kazanmayı hedefliyor. Bu nedenle mevcut taslak, klasik bir barış anlaşmasından çok, bölgesel çöküşü önlemeye dönük geçici bir jeopolitik denge girişimi olarak görülüyor.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.