SON DAKİKA

Rusya İran’ı Yalnız mı Bıraktı? Moskova-Tahran Hattında Kritik Kırılma

El Cezire analizine göre, Rusya ve İran ilişkileri stratejik ortaklık görüntüsüne rağmen güvensizlik ve çıkar çatışmaları nedeniyle kırılgan. Enerji rekabeti ve İsrail dengeleri, iki ülkenin ittifakının önündeki temel engeller olarak öne çıkıyor.

Haber Giriş Tarihi: 25.05.2026 10:04
Haber Güncellenme Tarihi: 25.05.2026 10:23
Kaynak: Haber Merkezi
https://haberdeger.com/
Rusya İran’ı Yalnız mı Bıraktı? Moskova-Tahran Hattında Kritik Kırılma

El Cezire'nin yayımladığı uzun analiz, son yıllarda sık sık “stratejik ortaklık” olarak sunulan Rusya-İran ilişkilerinin sanıldığı kadar sağlam olmadığını ortaya koyuyor. Özellikle İran savaşı sonrası oluşan atmosfer, Moskova ile Tahran arasındaki kırılganlığı daha görünür hale getirmiş durumda. Dışarıdan bakıldığında aynı cephede duran iki ülke görüntüsü ortaya çıksa da, perde arkasında ciddi bir güvensizlik olduğu görülüyor.

Rusya ile İran’ın yakınlaşması esas olarak Suriye savaşıyla hız kazanmıştı. 2015’te Rus savaş uçaklarının Suriye’ye girmesiyle birlikte İran destekli milisler ve Moskova aynı sahada hareket etmeye başladı. O dönem birçok Batılı yorumcu bunu yeni bir bölgesel eksenin doğuşu olarak değerlendirmişti. Ancak Al Jazeera’nın aktardığına göre iki ülke arasındaki ilişki hiçbir zaman tam anlamıyla bir ittifaka dönüşmedi. Taraflar ortak bir vizyondan çok, ortak tehditler nedeniyle birbirine yaklaştı.

İran açısından Rusya, Batı baskısına karşı önemli bir denge unsuru olarak görülüyor. Moskova açısından ise Tahran, ABD etkisini sınırlamak için kullanılabilecek bölgesel bir ortak niteliği taşıyor. Bu nedenle ilişkilerde ideolojik yakınlıktan çok çıkar hesabı öne çıkıyor.

Analizde dikkat çekilen noktalardan biri de Kremlin’in Orta Doğu’daki çok yönlü politikası. Moskova bir taraftan İran’la stratejik anlaşmalar imzalarken, diğer taraftan Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve İsrail’le ilişkilerini sürdürmeye devam ediyor. Özellikle İsrail konusunda Rusya’nın izlediği çizgi Tahran’da uzun süredir rahatsızlık yaratıyor.

İranlı çevreler, Moskova’nın Tel Aviv’e karşı hiçbir zaman sert bir pozisyon almadığını düşünüyor. Rusya ise İsrail’le ilişkilerini tamamen koparmanın kendi çıkarlarına zarar vereceği görüşünde. Suriye savaşı boyunca İsrail’in İran hedeflerine yönelik saldırılarında Kremlin’in sessiz kalması da Tahran’da tepkiyle karşılanmıştı.

Son İran savaşı sırasında bu güvensizlik daha açık biçimde ortaya çıktı. İran medyasında ve siyasi çevrelerde, Rusya’nın savaş boyunca beklenen desteği vermediği yönünde çok sayıda yorum yapıldı. Moskova diplomatik açıklamalarla İran’a destek verdi, Batı’yı eleştirdi, ancak doğrudan askeri destek konusunda son derece temkinli davrandı.

Tahran’da bazı yorumcular, Rusya’nın İran’ı stratejik ortak değil gerektiğinde pazarlık masasında kullanılabilecek bir araç olarak gördüğünü düşünüyor. Özellikle Kremlin’in Batı’yla olası bir anlaşma durumunda İran’ı kolayca geri plana atabileceği yönündeki görüşler son dönemde daha fazla dillendirilmeye başlandı.

Ekonomi ve enerji alanındaki rekabet de ilişkileri zorlayan başlıklardan biri. Rusya ve İran bugün yaptırımlar altında petrol satmaya çalışan iki büyük enerji ülkesi konumunda. Her iki taraf da özellikle Çin pazarında etkisini artırmaya çalışıyor. Bu durum zaman zaman sessiz bir rekabete dönüşüyor.

İranlı bazı ekonomistler, Rusya’nın indirimli petrol satışlarının İran ekonomisini zorladığını savunuyor. Moskova’nın Ukrayna savaşı sonrası Asya pazarına daha agresif biçimde yönelmesi, İran’ın petrol gelirleri üzerinde baskı oluşturmuş durumda.

Analizde tarihsel güvensizlik meselesine de dikkat çekiliyor. İran’da Rusya’ya yönelik kuşkular yalnızca bugünkü gelişmelerden kaynaklanmıyor. Çarlık Rusyası döneminden Sovyet yıllarına uzanan uzun bir hafıza bulunuyor. İran kamuoyunda Rusya çoğu zaman bölge üzerinde nüfuz kurmaya çalışan güçlerden biri olarak görülüyor.

Benzer bir durum Moskova tarafında da var. Rus güvenlik çevreleri İran’ın ideolojik çizgisini zaman zaman riskli buluyor. Özellikle İran’a bağlı milis ağlarının bölgedeki hareket alanı Kremlin açısından kontrol edilmesi zor bir yapı olarak değerlendiriliyor.

Yazıda Çin’in pozisyonuna da değiniliyor. Pekin’in Rusya ve İran’la ilişkilerini sürdürdüğü ancak son derece dikkatli hareket ettiği belirtiliyor. Çin’in temel önceliğinin ekonomik çıkarlarını korumak olduğu, bu nedenle İran konusunda kontrollü bir politika izlediği ifade ediliyor.

Son yıllarda Batı medyasında sık sık dile getirilen “anti-Batı ekseni” söylemine rağmen, uzmanlar Moskova ile Tahran arasındaki ilişkinin oldukça kırılgan olduğunu düşünüyor. Çünkü iki ülkenin bölgesel hedefleri tam olarak örtüşmüyor.

Rusya daha esnek ve pragmatik bir dış politika yürütmeye çalışırken, İran ideolojik çizgisini koruyor. Bu durum tarafların birçok başlıkta aynı yerde durmasını zorlaştırıyor.

El Cezire’nin analizine göre bugün Moskova ile Tahran birbirine ihtiyaç duyuyor. Ancak bu ilişki güçlü bir güven temeline dayanmıyor, büyük ölçüde uluslararası baskıya dayanıyor. Ortak düşmanlar iki ülkeyi yakın tutuyor; fakat enerji rekabeti, İsrail dengesi, Körfez politikaları ve tarihsel güvensizlik, ilişkilerin kırılgan yapısını sürekli yeniden ortaya çıkarıyor.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.