SON DAKİKA

Zincirlenmiş, kanlar içinde, tecavüze uğramış

İsrail hapishanelerinden tahliye olan Filistinliler; sistematik işkence, aç bırakılma ve cinsel saldırı iddialarını gündeme taşıdı. B'Tselem ve BM, 7 Ekim sonrası artan bu ihlallerin bağımsızca soruşturulması çağrısında bulundu.

Haber Giriş Tarihi: 10.06.2026 10:43
Haber Güncellenme Tarihi: 10.06.2026 10:49
Kaynak: Haber Merkezi
https://haberdeger.com/
Zincirlenmiş, kanlar içinde, tecavüze uğramış

Kelepçeli halde saatlerce bekletildiklerini, aç bırakıldıklarını, köpeklerle saldırıya uğradıklarını ve cinsel işkenceye maruz kaldıklarını anlatıyorlar. İsrail hapishanelerinden son dönemde tahliye edilen Filistinlilerin ifadeleri, savaşın görünmeyen cephesine dair yeni bir tartışma başlattı. İsrail'in Gazze savaşı boyunca yürüttüğü askeri operasyonlar uluslararası kamuoyunun dikkatini çekerken, cezaevi sistemine ilişkin tanıklıklar da giderek daha ağır suçlamalarla gündeme geliyor.

El Cezire’nin yayımladığı kapsamlı dosyada, İsrail gözaltı merkezlerinden çıkan eski tutuklular; sistematik dayak, uzun süreli zincirleme, çıplak bırakılma, cinsel saldırı ve tıbbi ihmal gibi uygulamalara maruz kaldıklarını anlattı.

7 Ekim 2023 sonrasında İsrail güvenlik güçleri tarafından gözaltına alınan Filistinlilerin sayısında dramatik bir artış yaşandı. Gazze'den ve Batı Şeria'dan binlerce kişi idari tutukluluk kapsamında, çoğu zaman resmi suçlama olmaksızın cezaevlerine sevk edildi.

İnsan hakları örgütleri, bu dönemin İsrail hapishane sisteminde radikal bir sertleşmeye yol açtığını savunuyor. İsrailli insan hakları kuruluşu B'Tselem, yayımladığı "Yaşayan Cehennem" başlıklı raporda İsrail cezaevlerini "Filistinliler için işkence kampları ağı" olarak tanımladı. Raporda fiziksel şiddetin yanı sıra sistematik aç bırakma, tıbbi bakımın engellenmesi ve cinsel şiddet vakalarının yaygınlaştığı belirtildi.

"Bizi İnsan Olarak Görmüyorlardı"

El Cezire’ye konuşan eski mahkûmlar, sorgu süreçlerinde aşağılayıcı uygulamaların rutin hale geldiğini anlattı. Bazıları günlerce gözleri bağlı biçimde tutulduklarını, bazıları ise gardiyanların cep telefonlarıyla bu anları kaydettiğini iddia etti.

Tanıklıklarda özellikle cinsel şiddet iddiaları dikkat çekiyor. Bazı eski tutuklular, tecavüz ve cinsel işkencenin sorgu yöntemlerinden biri olarak kullanıldığını öne sürüyor. Köpeklerin mahkûmlar üzerine salındığı, yaralı tutukluların tedavi edilmediği ve ciddi enfeksiyonlara rağmen hastaneye sevk edilmedikleri de anlatılanlar arasında yer aldı.

Uluslararası Kurumlar Ne Diyor?

Birleşmiş Milletler raportörleri son aylarda yayımladıkları raporlarda, Filistinli tutuklulara yönelik işkence ve cinsel şiddet iddialarının bağımsız şekilde soruşturulması çağrısında bulundu.

BM İnsan Hakları Konseyi'ne sunulan raporda, 7 Ekim sonrasında Filistinlilere yönelik işkence uygulamalarının sistematik bir niteliğe ulaştığı ifade edildi. Raporda gözaltı merkezlerinde yaşanan fiziksel ve psikolojik şiddetin, uluslararası hukukun ihlali anlamına gelebileceği belirtildi.

BM Genel Sekreterliği'nin çatışma bölgelerinde cinsel şiddete ilişkin 2026 raporunda da Filistinli tutuklulara yönelik cinsel saldırı iddialarına yer verildi.

Bölgesel Sonuçları Ne Olabilir?

Filistinli mahkûmlara ilişkin bu iddialar, zaten kırılgan olan İsrail-Filistin denkleminde yeni bir öfke dalgası yaratma potansiyeli taşıyor. Hapishane deneyimi, Filistin toplumunda uzun yıllardır kolektif hafızanın en güçlü unsurlarından biri olarak görülüyor. Yeni tanıklıkların yaygınlaşması, toplumsal travmayı derinleştirirken uzlaşma ihtimalini daha da zorlaştırabilir.

Öte yandan İsrail'in Batılı müttefikleri açısından da mesele giderek daha rahatsız edici bir boyut kazanıyor. İnsan hakları söylemini dış politikanın merkezine yerleştiren ülkeler, art arda gelen raporlar karşısında daha net tutum alma baskısıyla karşı karşıya kalabilir.

Gazze savaşının bilançosu yıkılan şehirler ve ölen sivillerle ölçülmüyor. Cezaevlerinden yükselen tanıklıklar, çatışmanın en karanlık ve en az görünür yüzlerinden birinin demir kapıların ardında yaşandığını gösteriyor. Bu iddiaların bağımsız ve şeffaf biçimde soruşturulup soruşturulmayacağı ise önümüzdeki dönemde hem uluslararası hukukun hem de küresel vicdanın önemli sınavlarından biri olacak.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.