Mehmet Uçum: Temsili demokrasi krizde, çözüm doğrudan halka dayanan siyasettir
Mehmet Uçum: Temsili demokrasi krizde, çözüm doğrudan halka dayanan siyasettir
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, demokratik dünyada temsili demokrasilerin ciddi bir kriz yaşadığını belirterek, Türkiye’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğiyle hayata geçirilen “doğrudan ve organik siyaset” anlayışının bu krize güçlü bir alternatif sunduğunu vurguladı.
Haber Giriş Tarihi: 28.12.2025 11:13
Haber Güncellenme Tarihi: 28.12.2025 11:28
Kaynak:
Haber Merkezi
https://haberdeger.com/
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, demokrasi ve demokratik siyaset tartışmalarına ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Uçum, temsili demokrasilerin küresel ölçekte meşruiyet kaybı yaşadığını, Türkiye’de ise talep siyaseti ve doğrudan liderlik anlayışının demokratik siyaseti dönüştürdüğünü ifade etti.
“Terörsüz Türkiye süreci demokratik siyaseti genişletiyor”
Uçum, Türkiye’nin “Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda ilerleyen sürecin, demokratik siyaseti daraltan değil, genişleten bir etki yarattığını belirtti. Bu geçiş sürecinin tamamlanmasıyla birlikte, demokrasiyi geliştirme ve güçlendirme imkânlarının daha da artacağını vurguladı.
Demokrasi halk iradesine dayanan bir hukuk ilkesidir
Demokrasinin temel tanımına değinen Uçum, demokrasinin halk iradesine dayanan bir yönetim biçimi olduğunu ifade etti. Doğrudan, yarı-doğrudan ve temsili demokrasi modellerinin teorik olarak kabul edildiğini, günümüzde en yaygın uygulamanın temsili demokrasi olduğunu hatırlattı.
Uçum’a göre demokrasi, yalnızca siyasal değil; ekonomik, kültürel ve toplumsal alanlarda da etkili olan çok boyutlu bir ilke olarak ele alınmalı.
Demokrasi hukuku, sistemin meşruiyetini belirler
Mehmet Uçum, demokrasinin işleyişinin demokrasi hukuku ile belirlendiğini vurgulayarak, bu hukukun temel unsurlarını şöyle sıraladı:
Genel ve eşit oy hakkı, serbest seçimler, gizli oy–açık sayım, yargı denetimi, seçmen iradesinin üstünlüğü, yönetime katılma imkânları ve fonksiyonel kuvvetler ayrılığı.
Bu unsurlara dayanan bir siyasal sistemin, yüksek meşruiyete sahip bir demokrasi oluşturduğunu ifade etti.
“Temsili liderlik yerini talep siyasetine bırakıyor”
Demokratik siyasette liderlik tarzlarının belirleyici hale geldiğine dikkat çeken Uçum, temsili demokrasilerde uzun süre “tez siyaseti” anlayışının hâkim olduğunu belirtti. Bu anlayışta liderlerin, halk adına en doğruyu belirleyen öncü aktörler olarak konumlandığını söyledi.
Ancak bu modelin, günümüzde toplumsal talepleri yeterince yansıtamadığını ve demokratik siyasette ciddi sorunlar ürettiğini ifade etti.
Doğrudan liderlik ve sözcü liderlik öne çıkıyor
Uçum, temsili demokrasilerde giderek güçlenen yeni siyaset tarzını “talep siyaseti” olarak tanımladı. Bu anlayışta liderin rolünün, halk adına tez üretmek değil, halkın taleplerini siyasal programa dönüştüren bir sözcü olmak olduğunu vurguladı.
Bu çerçevede, doğrudan liderliğin demokratik siyasetin yeni belirleyeni haline geldiğini ifade etti.
“Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliği yeni bir siyaset modeli ortaya koydu”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın siyaset tarzına özel bir parantez açan Uçum, Erdoğan’ın Türkiye’de temsili siyaset yerine halka dayalı doğrudan siyaseti hayata geçirdiğini söyledi.
Uçum, bu liderlik anlayışını şu sözlerle tanımladı:
“Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliği, ‘doğrudan ve organik siyasi liderlik’tir. Bu, mevcut liderlik sınıflandırmalarının ötesinde, özgün bir liderlik tipidir.”
Talep demokrasisi, seçkinci siyasetin alternatifi olarak öne çıkıyor
Uçum’a göre, tez demokrasisi siyasi elitlerin halk adına program üretmesine dayanırken, talep demokrasisi halkın ihtiyaç ve beklentilerinin doğrudan siyasal programa dönüşmesini esas alıyor. Bu yönüyle talep demokrasisinin, seçkinci siyasetin yerine sosyolojik siyaseti koyduğunu ifade etti.
“Türkiye’de başarı için sosyolojik siyaset zorunlu hale geldi”
Mehmet Uçum, bundan sonraki dönemde Türkiye’de hiçbir siyasal aktörün, doğrudan halka dayanmadan ve organik liderlik pratiği üretmeden kalıcı başarı elde edemeyeceğini belirtti.
Bu dönüşümün, Türkiye demokrasisinin gücünü artıran temel unsurlardan biri olduğunu vurguladı.
Demokrasi halkla kurulan doğrudan bağla güçlenir
Yazısının sonunda temsili demokrasilerin küresel ölçekte ciddi bir meşruiyet krizi yaşadığını belirten Uçum, bu krizin aşılması için şu üç başlığın öne çıktığını ifade etti:
Doğrudan halka dayanan siyaset, sözcü ve dönüştürücü liderlik, halkın taleplerine dayanan demokratik programlar.
Uçum, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyaset yapma ve liderlik tarzının, temsili demokrasileri liderlik ve siyaset krizinden çıkarmak açısından yol gösterici bir örnek sunduğunu vurguladı.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Mehmet Uçum: Temsili demokrasi krizde, çözüm doğrudan halka dayanan siyasettir
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, demokratik dünyada temsili demokrasilerin ciddi bir kriz yaşadığını belirterek, Türkiye’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğiyle hayata geçirilen “doğrudan ve organik siyaset” anlayışının bu krize güçlü bir alternatif sunduğunu vurguladı.
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, demokrasi ve demokratik siyaset tartışmalarına ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Uçum, temsili demokrasilerin küresel ölçekte meşruiyet kaybı yaşadığını, Türkiye’de ise talep siyaseti ve doğrudan liderlik anlayışının demokratik siyaseti dönüştürdüğünü ifade etti.
“Terörsüz Türkiye süreci demokratik siyaseti genişletiyor”
Uçum, Türkiye’nin “Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda ilerleyen sürecin, demokratik siyaseti daraltan değil, genişleten bir etki yarattığını belirtti. Bu geçiş sürecinin tamamlanmasıyla birlikte, demokrasiyi geliştirme ve güçlendirme imkânlarının daha da artacağını vurguladı.
Demokrasi halk iradesine dayanan bir hukuk ilkesidir
Demokrasinin temel tanımına değinen Uçum, demokrasinin halk iradesine dayanan bir yönetim biçimi olduğunu ifade etti. Doğrudan, yarı-doğrudan ve temsili demokrasi modellerinin teorik olarak kabul edildiğini, günümüzde en yaygın uygulamanın temsili demokrasi olduğunu hatırlattı.
Uçum’a göre demokrasi, yalnızca siyasal değil; ekonomik, kültürel ve toplumsal alanlarda da etkili olan çok boyutlu bir ilke olarak ele alınmalı.
Demokrasi hukuku, sistemin meşruiyetini belirler
Mehmet Uçum, demokrasinin işleyişinin demokrasi hukuku ile belirlendiğini vurgulayarak, bu hukukun temel unsurlarını şöyle sıraladı:
Genel ve eşit oy hakkı, serbest seçimler, gizli oy–açık sayım, yargı denetimi, seçmen iradesinin üstünlüğü, yönetime katılma imkânları ve fonksiyonel kuvvetler ayrılığı.
Bu unsurlara dayanan bir siyasal sistemin, yüksek meşruiyete sahip bir demokrasi oluşturduğunu ifade etti.
“Temsili liderlik yerini talep siyasetine bırakıyor”
Demokratik siyasette liderlik tarzlarının belirleyici hale geldiğine dikkat çeken Uçum, temsili demokrasilerde uzun süre “tez siyaseti” anlayışının hâkim olduğunu belirtti. Bu anlayışta liderlerin, halk adına en doğruyu belirleyen öncü aktörler olarak konumlandığını söyledi.
Ancak bu modelin, günümüzde toplumsal talepleri yeterince yansıtamadığını ve demokratik siyasette ciddi sorunlar ürettiğini ifade etti.
Doğrudan liderlik ve sözcü liderlik öne çıkıyor
Uçum, temsili demokrasilerde giderek güçlenen yeni siyaset tarzını “talep siyaseti” olarak tanımladı. Bu anlayışta liderin rolünün, halk adına tez üretmek değil, halkın taleplerini siyasal programa dönüştüren bir sözcü olmak olduğunu vurguladı.
Bu çerçevede, doğrudan liderliğin demokratik siyasetin yeni belirleyeni haline geldiğini ifade etti.
“Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliği yeni bir siyaset modeli ortaya koydu”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın siyaset tarzına özel bir parantez açan Uçum, Erdoğan’ın Türkiye’de temsili siyaset yerine halka dayalı doğrudan siyaseti hayata geçirdiğini söyledi.
Uçum, bu liderlik anlayışını şu sözlerle tanımladı:
“Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliği, ‘doğrudan ve organik siyasi liderlik’tir. Bu, mevcut liderlik sınıflandırmalarının ötesinde, özgün bir liderlik tipidir.”
Talep demokrasisi, seçkinci siyasetin alternatifi olarak öne çıkıyor
Uçum’a göre, tez demokrasisi siyasi elitlerin halk adına program üretmesine dayanırken, talep demokrasisi halkın ihtiyaç ve beklentilerinin doğrudan siyasal programa dönüşmesini esas alıyor. Bu yönüyle talep demokrasisinin, seçkinci siyasetin yerine sosyolojik siyaseti koyduğunu ifade etti.
“Türkiye’de başarı için sosyolojik siyaset zorunlu hale geldi”
Mehmet Uçum, bundan sonraki dönemde Türkiye’de hiçbir siyasal aktörün, doğrudan halka dayanmadan ve organik liderlik pratiği üretmeden kalıcı başarı elde edemeyeceğini belirtti.
Bu dönüşümün, Türkiye demokrasisinin gücünü artıran temel unsurlardan biri olduğunu vurguladı.
Demokrasi halkla kurulan doğrudan bağla güçlenir
Yazısının sonunda temsili demokrasilerin küresel ölçekte ciddi bir meşruiyet krizi yaşadığını belirten Uçum, bu krizin aşılması için şu üç başlığın öne çıktığını ifade etti:
Doğrudan halka dayanan siyaset, sözcü ve dönüştürücü liderlik, halkın taleplerine dayanan demokratik programlar.
Uçum, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyaset yapma ve liderlik tarzının, temsili demokrasileri liderlik ve siyaset krizinden çıkarmak açısından yol gösterici bir örnek sunduğunu vurguladı.
En Çok Okunan Haberler