SON DAKİKA

#Anayasa

HABER DEĞER - Anayasa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Anayasa haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Savunmada yeni dönem mi başlıyor: Avukatlık Kanunu masada Haber

Savunmada yeni dönem mi başlıyor: Avukatlık Kanunu masada

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Ankara 2 No’lu Barosu’nun ATO Congresium’da düzenlediği iftar programında yaptığı konuşmada Avukatlık Kanunu’nun güncelleneceğini açıkladı. Gürlek, savunmanın güçlendirilmesini hedefleyen yeni düzenlemeler için çalışmalara başlandığını belirtirken, açıklama yargı reformu tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Savunmanın güçlendirilmesi hedefleniyor Bakan Gürlek konuşmasında savcı, hakim ve avukatın yargının üç temel unsuru olduğunu vurgulayarak bu unsurlardan birinin zayıf kalmasının adaletin eksik işlemesine yol açacağını ifade etti. Avukatlık Kanunu’nun avukatı yargının kurucu unsuru olarak tanımladığını hatırlatan Gürlek, savunmanın güçlendirilmesinin doğrudan adaletin güçlenmesi anlamına geldiğini söyledi. Gürlek son yıllarda mesleği desteklemek amacıyla atılan adımlara değinerek Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı, e-duruşma sistemi, UYAP entegrasyonu ve bazı hizmetlerde KDV indirimi gibi düzenlemelerin hayata geçirildiğini belirtti. Mesleğe yeni başlayan avukatlara baro keseneği muafiyeti ve finansman desteği sağlandığını, adli yardım gelirlerinin artırıldığını da vurguladı. Avukatlık Kanunu kapsamlı biçimde ele alınacak Bakan Gürlek, Avukatlık Kanunu’nun yalnızca sınırlı değişikliklerle değil bütüncül bir yaklaşımla ele alınacağını ifade ederek yeni düzenlemenin avukatların belge temin yetkilerini genişleteceğini, stajyer avukatlara yönelik destek mekanizmalarını güçlendireceğini söyledi. Gürlek, amaçlarının avukatların mesleklerini güven içinde, saygın ve etkin biçimde icra edebileceği bir ortam oluşturmak olduğunu dile getirdi. Savunmanın güçlenmesinin yargının kurumsal kapasitesini artıracağını belirten Gürlek, yargının güçlenmesinin de toplumda adalet duygusunu pekiştireceğini ifade etti. Konuşmasında adaletin savcının iddiası, hakimin kararı ve avukatın savunmasıyla bir bütün olarak hayat bulduğunu söyledi. Yeni anayasa tartışması yeniden gündemde Programda konuşan Gökhan Ağdemir, Ankara 2 No’lu Barosu Başkanı olarak yaptığı değerlendirmede avukatlık mesleğinin hak arama mücadelesinin temel unsuru olduğunu vurguladı. Ağdemir, mevcut anayasal sistemin farklı dönemlerde yapılan değişikliklerle revize edildiğini ancak bütüncül bir toplumsal sözleşmeye dönüşemediğini belirterek yeni anayasa ihtiyacının siyasi bir tercih değil toplumsal bir gereklilik olduğunu dile getirdi. Yargı sisteminde dosyaların makul sürede sonuçlandırılamamasının hem yurttaşlar hem avukatlar açısından önemli sorunlar yarattığını ifade eden Ağdemir, planlanan “Alo Adalet” uygulamasının gecikmelerin denetlenmesi açısından önemli olabileceğini söyledi. İftar programına siyaset temsilcileri, baro yöneticileri, avukatlar ve davetliler katılırken, konuşmaların ardından Bakan Gürlek’e hediye takdim edildi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Soğuk ofise çalışmak zorunda kalanlara müjde: Yargıtay’dan işverenleri sarsan karar Haber

Soğuk ofise çalışmak zorunda kalanlara müjde: Yargıtay’dan işverenleri sarsan karar

Çalışma hayatını doğrudan ilgilendiren emsal bir karara imza atan Yargıtay, iş yerinde yeterli ısınma sağlanmaması nedeniyle sağlığı tehlikeye giren çalışanın iş sözleşmesini haklı nedenle feshedebileceğine karar verdi. Kararla birlikte, bu koşullarda işten ayrılan emekçilerin kıdem tazminatı talep edebilmesinin yolu açıldı. Isınma sorunu haklı fesih nedeni sayıldı Yargıtay kararında, iş yerinde insan onuruna yakışır çalışma koşullarının sağlanmasının işverenin anayasal ve yasal yükümlülüğü olduğu vurgulandı. Isınmayan, fiziki koşulları yetersiz ortamlarda çalışmaya zorlanan yurttaşların sağlıklarının riske atılamayacağı belirtilirken, bu durumun basit bir memnuniyetsizlik değil, doğrudan iş sağlığı ve güvenliği ihlali olduğu ifade edildi. Yerel mahkemenin kararı bozuldu Davaya konu olayda, iş yerinin devrinden sonra artan iş yükü ve yetersiz fiziki koşullar nedeniyle sağlık sorunları yaşayan bir çalışanın işten ayrılması, yerel mahkeme tarafından “istifa” olarak değerlendirilmişti. Ancak Yargıtay, tanık beyanları ve dosyadaki sağlık risklerini dikkate alarak bu kararı bozdu. Yüksek Mahkeme, çalışanın ayrılışını istifa değil, haklı fesih olarak nitelendirdi. Anayasa ve uluslararası sözleşmeler vurgulandı Kararda Anayasa, İş Kanunu, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile Türkiye’nin taraf olduğu ILO’nun 155 sayılı sözleşmesine atıf yapıldı. Yargıtay, ekonomik faaliyetin ve üretimin, çalışanın beden bütünlüğü ve sağlığı pahasına sürdürülemeyeceğinin altını çizdi. Uzmandan dikkat çeken değerlendirme geldi SGK Başuzmanı İsa Karakaş, kararın iş hukuku açısından yeni bir dönemi başlattığını belirtti. Karakaş, ısınmanın bir tercih değil zorunluluk olduğunu vurgulayarak, işverenlerin “şartlar böyle” gerekçesiyle sorumluluktan kaçamayacağını ifade etti. Çalışanlar için güvence, işverenler için açık uyarı Emsal karar, sağlıksız çalışma koşullarına maruz kalan emekçiler için önemli bir hukuki güvence olarak değerlendirilirken, işverenler açısından da ciddi bir uyarı niteliği taşıyor. Isınma ve temel fiziki koşulların sağlanmamasının, ileride çok daha ağır tazminat yüklerine yol açabileceği mesajı net biçimde verilmiş oldu. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

CHP: Bu iddialar karşısında rektör görevde kalabilir mi? Haber

CHP: Bu iddialar karşısında rektör görevde kalabilir mi?

Cumhuriyet Halk Partisi’nin hazırladığı soru önergesiyle, Şırnak Üniversitesi’nde yaşandığı öne sürülen tartışmalı atamalar ve kadro ilanları Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gündemine girdi. CHP İzmir Milletvekili Yüksel Taşkın, üniversitenin rektörü Abdurrahim Alkış hakkında basına yansıyan iddiaların ciddiyetine dikkat çekti. “İlanlar yayımlanmadan isimler açıklandı” iddiası gündemde Soru önergesinde yer alan iddialara göre Rektör Alkış, 31 Aralık 2025’te Resmi Gazete’de yayımlanan öğretim üyesi ve öğretim elemanı alım ilanları öncesinde, sosyal medya hesabından hangi kadrolara kimlerin alınacağını tek tek açıkladı. Taşkın, bu paylaşımlarda henüz ilan yayımlanmamışken on farklı kadroya atanacak isimlerin kamuoyuna duyurulduğunun ileri sürüldüğünü aktardı. “Liyakat değil sadakat” vurgusu Meclis’e taşındı Önergede, Alkış’ın akademik atamalarda liyakat yerine “tam itaat” ve “sadakat” kriterlerinin esas alınacağını ifade ettiği iddialarına da yer verildi. CHP’li Taşkın, üniversitede yapılacak tüm atama ve yükseltmelerin rektörün onayı ve rızası doğrultusunda gerçekleşeceğinin söylenmesinin, akademik özerklik ve hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmadığını vurguladı. Akraba ataması iddiası yeniden gündemde Rektör Alkış hakkında daha önce de benzer iddiaların kamuoyuna yansıdığı hatırlatılan önergede, rektörün kardeşi Abdullah Alkış’ın, üniversitenin açtığı bir kişilik personel ilanının kendisi için hazırlandığını sosyal medya hesabından paylaştığı iddiasına dikkat çekildi. Taşkın, bu durumun doğru olması halinde Anayasa’nın eşitlik ilkesine açıkça aykırı olacağını ifade etti. “Mevzuat şahsa özel ilanı yasaklıyor” CHP’li Taşkın, 30449 sayılı Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atanma Yönetmeliği’nin ilgili maddesini hatırlatarak, şahıslara özel kadro ilanı açılamayacağının açıkça düzenlendiğini vurguladı. Önergede, Şırnak Üniversitesi’nde açılan kadroların bu nedenle şaibeli hale geldiği belirtildi. Bakan Tekin’e dört kritik soru CHP’nin soru önergesinde, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’den yanıtlanması istenen başlıklar arasında, söz konusu iddialar hakkında herhangi bir soruşturma başlatılıp başlatılmadığı, YÖK’ün akademik ve idari personelin görüşlerini alıp almayacağı ve ilanların iptal edilip edilmeyeceği yer aldı. En dikkat çeken soru ise, iddialar netleşene kadar rektörün açığa alınmasının gerekip gerekmediği oldu. CHP’ye göre, Şırnak Üniversitesi’nde yaşandığı ileri sürülen bu süreç yalnızca bir üniversiteyi değil, Türkiye toplumunda akademinin geldiği noktayı da ilgilendiriyor. Gözler şimdi Milli Eğitim Bakanlığı ve YÖK’ten gelecek yanıtlara çevrildi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Venezuela’da dengeleri değiştiren çıkış: Tek lider Maduro’dur Haber

Venezuela’da dengeleri değiştiren çıkış: Tek lider Maduro’dur

ABD’nin askeri operasyonla Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşini alıkoyduğunu açıklamasının ardından, ülkede siyasi kriz derinleşiyor. Gözler, sessizliğini bozan Devlet Başkan Yardımcısı Delcy Rodríguez’e çevrildi. “Venezuela hiçbir ülkenin sömürgesi olmayacak” Rodríguez, yaptığı sert açıklamada Venezuela’nın tek meşru liderinin Maduro olduğunu vurgulayarak, “Zincirler kırıldı. Bu halk bir daha asla köle olmayacak” ifadelerini kullandı. ABD yönetiminin söylemlerinin aksine konuşan Rodríguez, ülkesinin hiçbir devletin kolonisi olmayacağını belirtti. Maduro için acil kanıt ve serbest bırakma talebi Rodríguez, Maduro ve eşinin hayatta olduklarına dair derhal kanıt sunulmasını isteyerek, “Maduro derhal serbest bırakılmalıdır” dedi. ABD’nin tutumunu uluslararası hukukun açık ihlali olarak nitelendiren Rodríguez, bu sürecin tarih ve adalet önünde karşılıksız kalmayacağını savundu. Yüksek Mahkeme devreye girdi Gelişmelerin ardından Venezuela Yüksek Mahkemesi Anayasa Dairesi, Delcy Rodríguez’i geçici devlet başkanı olarak atadı. Kararda, idari sürekliliğin ve ulusun savunulmasının sağlanmasının amaçlandığı ifade edildi. Trump’tan açık tehdit ABD Başkanı Donald Trump ise Rodríguez’i doğrudan hedef aldı. Trump, “Eğer istediklerimizi yaparsa ABD ordusu Venezuela’ya girmez” diyerek askeri müdahale ihtimalini açıkça gündemde tuttu. Gerilim tırmanıyor Caracas yönetimi yurttaşlara sükûnet çağrısı yaparken, ABD ile Venezuela arasındaki kriz yalnızca diplomatik değil, bölgesel istikrar açısından da yeni bir kırılma noktasına ilerliyor.

ÖTV muafiyetinde engelliler için getirilen 10 yıl kuralı askıya alındı Haber

ÖTV muafiyetinde engelliler için getirilen 10 yıl kuralı askıya alındı

Yargı, engellilerin kazanılmış haklarını hukuka aykırı bulan düzenlemeyi askıya aldı. Danıştay 7. Dairesi, engelli yurttaşların ÖTV istisnası kapsamında edindiği ilk aracı sattıktan sonra ikinci kez muafiyetten yararlanabilmesi için getirilen “10 yıl bekleme” şartını hukuka aykırı bularak yürütmesini durdurdu. Karar, 27 Aralık 2024’ten önce aracını satan binlerce engelli yurttaşın yeniden muafiyetten yararlanmasının önünü açtı. On yıl kuralı, hakları geriye dönük budadığı için durduruldu. Yüksek Mahkeme, Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) istisnasını düzenleyen ve 15 Ocak 2025’te yürürlüğe giren ÖTV (II) Sayılı Liste Uygulama Genel Tebliği’nin 10. maddesindeki “10 yıl” kuralının, önceki dönemlerde işlem yapmış kişileri de kapsayacak biçimde uygulanmasının açıkça hukuka aykırı olduğuna hükmetti. Karinın merkezinde, “kazanılmış hakların” geriye dönük olarak daraltılamayacağı ilkesi yer aldı. Yüksek Mahkeme, engellilerin topluma katılımı vurgusunu öne çıkardı. Kararda, düzenlemenin engelli bireylerin günlük yaşamda bağımsız hareket etme kapasitesini zayıflatabileceği ve toplumsal hayata aktif katılımlarını engelleyebileceği tespitine yer verildi. Daire, bu sonuçların Anayasa’nın eşitlik ve sosyal devlet ilkeleriyle bağdaşmadığını belirterek yürütmenin durdurulmasına karar verdi. Karar kimleri kapsıyor ve ne değişiyor? Buna göre, 27 Aralık 2024’ten önce ÖTV istisnasıyla araç alıp beş yılın ardından satan ya da devreden engelli yurttaşlar, ikinci kez araç edinirken 10 yıl beklemeden yeniden ÖTV muafiyetinden yararlanabilecek. Uygulama; satış tarihi geçmişte kalanları da kapsayacak biçimde geriye dönük etki doğuruyor. Mücadeleyi yürüten dernek “kazanılmış haklar geri geldi” dedi. Türkiye Sakatlar Derneği Amasya Şube Başkanı Emine Hicin Arslan, kararın kamuoyuna duyurulmasının ardından yaptığı açıklamada, “Yoğun hukuki mücadelemiz, engellilerin kazanılmış haklarını koruyan bir dönüm noktasına ulaştı” ifadelerini kullandı. Ne olacak, süreç nasıl işleyecek? Kararın ardından idare, yürütmesi durdurulan hükmü uygulayamayacak. İlgili vergi dairelerinin, yeni başvuruları 10 yıl şartı aramaksızın değerlendirmesi, reddedilmiş dosyalar için de yeniden inceleme yolunun açılması bekleniyor. Türkiye toplumu açısından anlamı: Erişilebilirlik bir ayrıcalık değil, haktır. Karar, engelli yurttaşların bağımsız yaşam hakkını güçlendiren bir yargı içtihadı olarak kayda geçti. Hareket özgürlüğünü kısıtlayan bürokratik engellerin kaldırılması, sosyal politika perspektifinden “erişilebilirliğin” bir lütuf değil, hak olduğu yaklaşımını pekiştirdi.

Dervişoğlu: İmralı süreci Cumhuriyet’in temel anlayışını zedeliyor Haber

Dervişoğlu: İmralı süreci Cumhuriyet’in temel anlayışını zedeliyor

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada İmralı sürecine tepki gösterdi, Kürt vatandaşlar ile PKK arasında devlet aracılığıyla kurulan ilişkilerin Cumhuriyet’in temel ilkelerini zedelediğini söyledi. ANKARA (İGFA) - İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda gündeme dair önemli değerlendirmelerde bulundu. TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarafından İmralı Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’na gönderilen heyete dikkat çeken Dervişoğlu, sürecin Cumhuriyet’in Kürtler ile PKK arasında kurduğu “kalın duvarları” zayıflattığını savundu. Dervişoğlu, “İmralı süreci ve Abdullah Öcalan’ın doğrudan muhatap alınması, Kürtleri Öcalan’ın vesayeti altına almanın yolunu açmıştır. Şimdi ise devlet aklı, Kürtler ile PKK’yı ayırmaya çalışmak yerine Öcalan’ı Kürtlerin ulusal lideri yapma anlayışına doğru kaymıştır” ifadelerini kullandı. #İhanetinZamanAşımıYok pic.twitter.com/xyjXfdZnzP — Müsavat Dervişoğlu (@MDervisogluTR) November 26, 2025 Cumhuriyetin, vatandaşların devletle aracısız ve pazarlıksız ilişki kurabilmesi anlamına geldiğine dikkat çeken Dervişoğlu, sürecin devam etmesi hâlinde devlet ile vatandaş arasındaki doğrudan ilişkinin zarar göreceğini belirterek, farklı kimlik gruplarının liderleri üzerinden iktidar ile pazarlık yapmayı hak görebileceğini öne sürdü. “Kürt vatandaşlarımızla ilişki kurmak için ne Öcalan’a, ne de PKK’ya ihtiyaç vardır" diyen İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, sürecin devamının Cumhuriyet’e ve Anayasa’ya açık bir saldırı olduğunu, savcılarımızın dikkate alması gereken bir suç niteliği taşıdığını ifade etti.

Efkan Àlâ : Milli irade,idareye ortak oldu Haber

Efkan Àlâ : Milli irade,idareye ortak oldu

“Millet kurdu, Erdoğan adını koydu” Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan öncülüğünde 2001’de kurulan Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti), Türk siyasetinde çok partili hayatın kesintisiz en uzun iktidar dönemi rekorunu 3 Kasım 2002’den bu yana elinde tutuyor. AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, yıl dönümüne ilişkin yaptığı açıklamada, partinin doğuşunun siyasi değil toplumsal bir ihtiyaç sonucu gerçekleştiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Sayın Cumhurbaşkanımızın da tabiriyle, millet AK Parti’yi kurdu, Erdoğan ve ekibi adını koydu. Onun ardından din ve vicdan özgürlüğünün üzerindeki bütün yasakları —altını çiziyorum— demokratik yollarla kaldırdık.” Ala, AK Parti’nin siyaseti dar kalıplardan çıkararak “demokratik otobana çıkardığını” söyledi: “Artık kimse siyasete ‘şu yoldan gidemezsin’ diyemiyor. Milletin AK Parti’ye duyduğu güvenle Türkiye, 23 yıllık istikrarlı bir dönem kazandı.” “Bugün birçok badireye karşı kenetlenen bir Cumhur İttifakı var” Efkan Ala, Cumhur İttifakı'nın “sınamaları birlikte göğüsleyen bir birliktelik” olduğunu belirtti: “Cumhur İttifakı, bugün birçok badire karşısında kenetlenmiş durumda. Bu ittifakın temelinde millet iradesi var.” Dış politika: “Artık masada oturan Türkiye var” Ala, dış politikadaki güç dönüşümünü öne çıkararak şu sözleri söyledi: “Eskiden Türkiye üzerinde hesap yapılırdı, şimdi bölgemizdeki bütün hesaplamalarda Türkiye masada. Tarihimizden bize emanet olan dış politika anlayışı, yalnızca bölgemizin değil insanlığın da ihtiyacıdır.” Yeni anayasa mesajı: “Zamanı geldi, geçiyor” Efkan Ala, mevcut anayasanın darbe dönemlerinin izlerini taşıdığını söyleyerek şu ifadeleri kullandı: “Her türlü otorite karşısında hak ve özgürlükleri güvenceye alan, bireyi esas alan bir anayasa yapma zamanı geldi de geçiyor. Türkiye’nin önünü açacak sivil bir anayasa artık ertelenemez.” “Terörsüz Türkiye artık bir gerçeklik” Ala, terörle mücadele politikalarını değerlendirirken, “Türkiye artık başarıdan başarıya koşuyor” dedi: “Bugün ‘Terörsüz Türkiye’den söz edebiliyoruz. Çünkü biz daha önce atılması gereken adımları attık. Yeni dönem, Türkiye’nin daha büyük hedeflere yürüdüğü dönem olacaktır.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.