SON DAKİKA

#Anayasa

HABER DEĞER - Anayasa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Anayasa haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Fuat Oktay’dan Mekke Anlaşması açıklaması: "Otomatik olarak savaşa dahil olunması söz konusu değil" Haber

Fuat Oktay’dan Mekke Anlaşması açıklaması: "Otomatik olarak savaşa dahil olunması söz konusu değil"

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın onaylanmasını uygun bulan kanun teklifinin TBMM Dışişleri Komisyonu’nda kabul edilmesinin ardından, Komisyon Başkanı ve AKP Ankara Milletvekili Fuat Oktay basın mensuplarına değerlendirmelerde bulundu. Komisyonda konuşma sürelerine sınırlama getirilmeden kapsamlı bir müzakere yürütüldüğünü belirten Oktay, teklifin komisyonda çoğunlukla kabul edildiğini bildirdi. "Bu bir savunma anlaşması, saldırı değil" Anlaşmanın genel gerekçesi ve maddeleri üzerine değerlendirmeler yapan Oktay, düzenlemenin mahiyetine ilişkin şu ifadeleri kullandı:"Bu bir savunma anlaşması, saldırı anlaşması değil. Aynı şekilde bu herhangi üçüncü bir ülkeye karşı yapılmış bir anlaşma değil. Diğer ülkelerin katılımına açık, çekirdek taraflar diye ifade edilen Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye’nin olduğu üç katılımcı ülke var." Pakistan ve Suudi Arabistan’ın iç onay süreçlerini tamamladığını belirten Oktay, kurulacak genel sekreteryanın merkezinin Suudi Arabistan’da olacağını, ilk genel sekreterin ise anlaşma çerçevesinde belirlenen bir Pakistan vatandaşı tarafından yürütüleceğini kaydetti. "Bölge sorunlarına kendimiz sahip çıkalım" Anlaşmayı bölgesel sahiplenme temelinde önemli bir açılım olarak nitelendiren Oktay, Libya, Suriye ve Azerbaycan örneklerine dikkat çekti. Geçmişte bu tür iş birliklerinden olumlu sonuçlar alındığını belirten Oktay, "Biz bölge ülkeleri olarak bölgedeki sorunlara kendimiz sahip çıkalım ve bu sorunların çıkarları çerçevesinde kendimiz çözüm üretelimBunun da zaten faydalarını göreceğiz. Bunu geçmişte hangi ülkelerle benzer boyutta çalışmalar yaptıysak, birliktelikleri yaptıysak hepsinden de olumlu sonuçlar aldık" dedi. "Otomatik olarak savaşa dahil olunması söz konusu değil" Anlaşmanın Türkiye’yi otomatik olarak bir savaşa veya askeri faaliyete sokup sokmayacağına yönelik tartışmalara net yanıt veren Oktay, şu vurguları yaptı:"Savaşa mı gideceğiz? Bir yere mi katılacağız, otomatik olarak bir yere dahil mi olacağız, müdahil mi olacağız?' Bu sorular tamamen yersiz sorular. Zaten buradaki tartışmalarda da Bakanlığımız ve yetkili kurumlarımızın cevaplarında da bunu net gördük. Çünkü bir oydaşma sonucunda, yani üç ülkenin evet dediği durumda bir harekete geçme mümkün. Öncesinde ciddi bir değerlendirme söz konusu. Yani Türkiye’nin bu boyutta baktığımızda evet demeyeceği hiçbir faaliyette bulunmayacağız" Oktay, anlaşmanın TBMM’nin savaş ilanı ve yurt dışına asker gönderilmesine ilişkin Anayasa’nın 92’nci maddesinden kaynaklanan yetkilerini hiçbir şekilde ortadan kaldırmadığını, Anayasal sürecin tamamen geçerliliğini koruduğunu ifade etti. "NATO’ya alternatif asla değil" Anlaşmanın NATO’ya alternatif oluşturup oluşturmadığı yönündeki sorulara da değinen Oktay, "NATO’ya bir alternatif mi oluşturuluyor? Asla değil" diyerek, düzenlemenin ülkelerin egemenliğine, toprak bütünlüğüne ve mevcut uluslararası anlaşmalarına halel getirmeyecek şekilde tasarlandığını söyledi. Temel amacın caydırıcılık ve bölgesel istikrar olduğunu belirtti. Açıklamada, "“İnşallah bu, bölgemizde istikrarın tekrardan temini noktasında yeni bir başlangıç olur, güçlü bir başlangıç olur. Buradaki amaç caydırıcılıktır. Buradaki amaç saldırı değildir. Ümit ediyoruz ki barışa ve bölgenin refahına, kalkınmasına vesile olan bir anlaşma olsun. Uygulamada bu yönde ilerlesin.” dedi. Muhalefet şerhlerinin iletilmesinin ardından komisyon raporunun tamamlanarak TBMM Başkanlığı’na sunulacağını belirten Oktay, Genel Kurul takviminin ise Meclis Başkanlığı ve Danışma Kurulu değerlendirmeleri sonucunda netleşeceğini kaydetti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İçişleri Bakanlığı duyurdu: Çukurova Belediye Başkanı görevden uzaklaştırıldı Haber

İçişleri Bakanlığı duyurdu: Çukurova Belediye Başkanı görevden uzaklaştırıldı

Adana Çukurova Belediyesi'nde yürütülen adli adımların ardından İçişleri Bakanlığı geçici tedbir kararını açıkladı. Bakanlık, ihale usulsüzlüğü ve rüşvet iddiaları gerekçesiyle yürütülen soruşturmada tutuklanan Çukurova Belediye Başkanı Emrah Kozay’ın görevinden uzaklaştırıldığını duyurdu. Anayasa ve Belediye Kanunu uyarınca geçici tedbir kararı Bakanlık tarafından yapılan açıklamada; Emrah Kozay'ın, Çukurova Belediyesi ile belediyeye bağlı Çukurova İmar İnşaat A.Ş. bünyesindeki ihale, doğrudan temin, personel istihdamı ve hakediş işlemlerinde usulsüzlük yapıldığı iddialarıyla sürdürülen soruşturmada tutuklandığı hatırlatıldı. Kararın hukuki dayanağına değinilen açıklamada, Anayasa’nın 127’nci maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 47’nci maddesi gereğince Kozay’ın geçici bir tedbir olarak görevden uzaklaştırıldığı belirtildi. soruşturmanın geçmişinde ne olmuştu? Adana Cumhuriyet Başsavcılığı, Çukurova Belediyesi'ndeki ihale ve doğrudan temin işlemlerinde usulsüzlük yapıldığı iddiaları üzerine kapsamlı bir soruşturma başlatmıştı. Soruşturma kapsamında 19 Ekim tarihinde düzenlenen operasyonlarda, Çukurova Belediye Başkanı Emrah Kozay ve eski Belediye Başkanı Soner Çetin'in de aralarında bulunduğu 49 kişi gözaltına alınmıştı. Şüphelilerin, belediyeye bağlı anonim şirket üzerinden yapılan alımlarda Kamu İhale Kanunu'ndaki istisna hükümlerini usulsüz şekilde kullandıkları ve hakediş ödemeleri karşılığında rüşvet aldıkları öne sürülmüştü. Emniyetteki işlemlerinin ardından nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen şüphelilerden Belediye Başkanı Emrah Kozay, eski Belediye Başkanı Soner Çetin, belediye başkan yardımcıları Uğur Can Doğan ve Bahadır Özdemir’in de aralarında bulunduğu 34 kişi tutuklanırken, 15 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Özel’den Uçum'un erken seçim açıklamasına tepki: "Bir ay önce yapılacak seçimi kabul etmeyiz" Haber

Özel’den Uçum'un erken seçim açıklamasına tepki: "Bir ay önce yapılacak seçimi kabul etmeyiz"

Halkların Demokrasi ve Eşitlik Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, beraberlerindeki heyetle birlikte YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel'e genel merkez binasında bir ziyaret gerçekleştirdi. Yaklaşık 2 saat süren görüşmenin ardından liderler kameraların karşısına geçerek ortak basın toplantısı düzenledi. "Muhalefetin birlikte göğüslemesi önemli" Açılış konuşmasında muhalefet partileri arasındaki diyaloğun ve dayanışmanın önemine değinen YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, mevcut iktidarın demokrasiye bir katkı sunmadığını savundu. Demokrasinin işleyişi için muhalefetin özgürce siyaset yapabilmesi gerektiğini belirten Özel, şu ifadeleri kullandı: "Yeni genel merkezimize yapılan ziyaretleri için teşekkür ediyoruz. Bir ülkede demokrasinin var olması muhalefetin rahat bir şekilde görevini yapmasına bağlı. İktidarın bu konuya bir katkısı olmadığı açık. Muhalefete düşen de birbirleriyle olan diyaloglarını sağlıklı şekilde sürdürmeleridir. Muhalefetin, ülkenin temel meselelerini birlikte göğüslemesi önemlidir. Bu doğrultuda çatışmaların bir daha geri gelmemesi üzerine bitirilmesinin kimseye zararı yoktur." Açıklamasında yargı kararlarına, kayyum uygulamalarına ve medya üzerindeki baskılara da tepki gösteren Özel; "Altına hep birlikte imza attığımız bir komisyon raporu var. Esas olarak raporun yedinci kısmı, demokratikleşme adımları TBMM'de temsilcisi bulunan herkesin adım atmasını gerektiriyor. Seçilmişler hapiste yatıyor, bu konuda atılan hiçbir adım yok. Kayyumlar görevine devam ediyor. Sayın Kavala örneğinde olduğu gibi AİHM kararları uygulanmıyor. Sayın Kahraman hakkında verilmiş olan AYM kararı var. Muhalefet eden kim varsa, kimseye hiçbir söz söylemeyen sözler bile saatler içinde erişim engeli kararı veriliyor. Muhalefete en çok alan açan kanal olan Halk TV bugün bant yayını yapıyor." dedi. "Saray’da oturanlar kendini meclis’in üzerinde görmesin" Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum’un erken seçimin takvimine ilişkin kamuoyuna yansıyan açıklamaları da toplantıda gündeme geldi. Meclis aritmetiğine işaret ederek iktidarın seçim kararı alabilmek için muhalefet desteğine muhtaç olduğunu söyleyen Özgür Özel, sert bir dille şunları söyledi: "AKP’nin 280 vekili var. MHP’yi ilave ettiğinizde desteğe ihtiyaç duydukları açık. Biz seçimleri 1 ay önceye almayı anayasaya aykırı bir işin arkasından dolanmak olarak gördüğümüz için asla böyle bir işin parçası olmayız. Bunun dışında iki grup kalıyor. Sayın eş genel başkanlar bizim öyle bir gündemimiz yok diyorlar. Sayın Uçum o zaman o tarihi kimden aldığını açıklasın. Mehmet Uçum eğer butlan ile müdahale ettikleri siyasi partinin grubunu söylüyorsa ya Mehmet Uçum açıklasın ya da herkes kendi pozisyonunu tayin etsin. Sorun Saray’da oturanların kendini Meclis’in üzerinde görmesi. Biz o kurşun askerlerin içinde değiliz, kimin olduğunu merak ediyoruz." DEM Parti: "Biz siyasetçileri muhatap alırız" Erken seçim tartışmalarına dair soru üzerine konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ise bürokrat veya danışman açıklamalarını doğrudan muhatap almadıklarını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: "Biz cevap vermek için siyasetçileri muhatap alıyoruz. Biz sokakta bulunan bir siyasi partiyiz. Sokakta siyaset yapan bir siyasi partiyiz. Seçim kararı alınırsa en hazır partilerden biriyiz ama şu an öyle bir gündemimiz yok." Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yeniden adaylığı tartışmaları ve muhtemel seçim takvimine ilişkin soruya son noktayı koyan YENİ Parti Lideri Özgür Özel, iktidarın süreyi yalnızca birkaç hafta öne çekerek anayasal engelleri aşma çabasına geçit vermeyeceklerini açıkladı: "İlkini anayasa değişikliğinden önce kabul ediyorlar. Bizim tutumumuz bu noktada net. Birkaç hafta öne almayı erken seçim olarak görmüyoruz. Ülkeyi yönetememenin kabulü olarak 60 gün sonraya, mart ayına seçim yapalım derlerse onu ben kurullarımla değerlendiririm. Ama kaç kaç kaç, 1 ay önce seçim yap onu kabul etmeyiz o konuda baştan aldığımız bir karar var." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

TBMM’de yeni hafta başlıyor: Meclis gündeminde hangi kritik konular var? Haber

TBMM’de yeni hafta başlıyor: Meclis gündeminde hangi kritik konular var?

TBMM Genel Kurulu, Plan ve Bütçe Komisyonu ile KİT Komisyonu’nda bu hafta kritik dosyalar ele alınacak. Türk Kızılay Kanunu Teklifi’nin önüne alınması beklenen "Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi", Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) 17 Eylül 2026 tarihli kararıyla tasfiyesi kararlaştırılan fonlardaki mağduriyetleri gidermeyi ve usulsüzlük yapan sorumlulardan hesap sormayı amaçlıyor. Fon mağdurlarına ara ödeme ve TMSF yetkisi Genel Kurul gündeminin üst sırasına taşınan kanun teklifi uyarınca; fonlardan hukuka aykırı şekilde aktarılan değerlerin geri kazanılması, zararların sorumlu portföy yönetim şirketlerinden tahsili ve hak sahiplerine ödenmesi için idari mekanizma kurulacak. Teklife göre net yatırım tutarı 1 milyon TL’nin altında olan yatırımcılara bu tutara kadar, 1 milyon TL ve üzerinde olanlara ise en fazla 1 milyon TL ara ödeme yapılabilecek. Suça konu malvarlıklarına el konulabilecek ve TMSF kayyum olarak atanarak söz konusu varlıkları dava sonucunu beklemeden satabilecek veya tasfiye edebilecek. 2027 merkezi yönetim bütçe maratonu başlıyor Meclis’te mali takvimin en önemli başlığı olan 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi, 2025 Yılı Kesin Hesap Kanunu Teklifi ve Sayıştay raporlarının görüşme maratonu start alıyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 21 Ekim Çarşamba günü saat 14.30'da Plan ve Bütçe Komisyonu’nda 2027 yılı bütçesinin ayrıntılarına dair kapsamlı sunum yapacak. Komisyon üyelerinin değerlendirme hazırlıkları için verilecek bir haftalık aranın ardından, 27 Ekim Salı günü bütçenin geneli üzerindeki görüşmelere geçilecek ve bakanlık bütçeleri bir ay boyunca ele alınacak. Mekke anlaşması Meclis gündemindeki bir diğer sıcak başlık ise Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında 7 Ağustos 2026 tarihinde imzalandığı duyurulan Mekke Ortak Savunma Anlaşması oldu. Anlaşmanın TBMM tarafından henüz onaylanmadan sahada uygulamaya sokulmasının Anayasa’ya aykırılık teşkil ettiğini savunan muhalefet partileri, Türkiye’nin Yemen coğrafyasındaki çatışmalara ve Batı imalatı bölgesel tasarımlara çekilmek istendiği uyarısında bulunarak teklifin reddedilmesini talep ediyor. İktidar kanadı ise Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın konuya ilişkin TBMM Genel Kurulu’nda bilgilendirme yapabileceğini bildirdi. Ayrıca KİT Komisyonu’nda İller Bankası, TOKİ, Toprak Mahsulleri Ofisi, Türkiye Şeker Fabrikaları ve ÇAYKUR’un bilanço hesapları incelenecek. Salı ve çarşamba günleri ise siyasi partilerin grup toplantıları gerçekleştirilecek. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

MSB yanıtladı: Suudi Arabistan'a asker gönderilecek mi? Haber

MSB yanıtladı: Suudi Arabistan'a asker gönderilecek mi?

Milli Savunma Bakanlığı'nda (MSB) düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısının ardından, basın mensuplarının gündeme ilişkin soruları yanıtlandı. Mekke Savunma İttifakı çerçevesinde Türkiye tarafından Suudi Arabistan'a sağlanabilecek askeri katkı ve kuvvet sevkine ilişkin sorulan soruya Bakanlık nezdinde açıklama getirildi. "Yetkilendirme süreçleri tamamlanmalı" Mevcut Anayasa ve idari mevzuata dikkat çekilen Bakanlık açıklamasında, askeri kuvvet yetkilendirme sürecine ilişkin şu ifadelere yer verildi: "Anayasamız ve ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda yürütülecektir. Bu kapsamda, anlaşmanın TBMM tarafından uygun bulunması ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin yurt dışına gönderilmesine ilişkin gerekli yetkilendirme süreçlerinin tamamlanması gerekmektedir." Açıklamada, sağlanabilecek olası askeri katkının kapsamına ve detaylarına ilişkin esasların; Suudi Arabistan'ın ihtiyaç ile talepleri, sahadaki somut gelişmeler ve harekat ihtiyaçları dikkate alınarak ilgili makamlarca yapılacak değerlendirmeler ile taraflar arasında varılacak mutabakat doğrultusunda netleşeceği ifade edildi. F-35 tedarikinde son durum Basın bilgilendirmesinde Türkiye için üretilen 6 adet F-35 savaş uçağının teslimatına ilişkin süreç de değerlendirildi. ABD makamlarıyla temasların sürdürüldüğünü bildiren MSB, savunma sanayisine yönelik kısıtlamalara ilişkin şu değerlendirmede bulundu: "Daha önce de ifade ettiğimiz üzere, beklentimiz müttefiklik ruhuyla bağdaşmayan CAATSA yaptırımları ile savunma sanayimize yönelik doğrudan veya dolaylı tüm kısıtlamaların kaldırılmasıdır. Sürecin müttefiklik ilişkilerimiz ve karşılıklı menfaatlerimiz doğrultusunda olumlu sonuçlanmasını bekliyoruz." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

"Terörsüz Türkiye"  denkleminde "kasım" eşiği:  Cezaevlerinden tahliye mekanizması nasıl işleyecek? Haber

"Terörsüz Türkiye" denkleminde "kasım" eşiği: Cezaevlerinden tahliye mekanizması nasıl işleyecek?

Türkiye'nin gündemindeki "Terörsüz Türkiye" projesine ilişkin yasal süreç, uygulama takvimi ve kapsam ilk kez somut verilerle kamuoyuna yansımıştı. Sabah yazarı Yavuz Donat'ın yazısında yer alan bilgilere göre iktidar kanadından peş peşe gelen değerlendirmeler, cezaevlerinde bulunan terör suçlularına yönelik yasal düzenlemenin hayata geçirilmesi için kasım ayı sonunun hedeflendiğini gösteriyor. "Kasım sonuna kadar sonuç alınır" Sürecin hukuki altyapısı ve takvimine dair detayları paylaşan MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, Türkiye'yi uzun yıllar yıpratan terör sarmalının arkasında küresel emperyalist güçlerin bulunduğuna dikkat çekti. Anayasa'nın ilk dört maddesinin kırmızı çizgileri olduğunu ve hiçbir şekilde tartışmaya açılamayacağını hatırlatan Yıldız, yasal takvime ilişkin şu açıklamayı yaptı: "Kasım sonuna kadar sonuç alınır. Sonra da cezaevinde bulunan terör suçluları için işlemler başlar. Yaklaşık 2 bin 800 kişi yasadan yararlanacak." Yıldız ayrıca, 1984 yılından bu yana terör örgütünde yöneticilik yapmış yaklaşık 230 kişilik kurucu ve üst düzey kadronun bu yasal düzenlemenin tamamen dışında tutulacağını özel olarak vurguladı. "Meclis'teki mutabakat sürecin sigortasıdır" Atılan adımların meşruiyetine ve toplumsal karşılığına değinen AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman ise hamlenin bir "devlet ve millet politikası" niteliği taşıdığını ifade etti. Terörün tamamen bitirilmesi için silahların kalıcı olarak bırakılması gerektiğinin altını çizen Yayman, Meclis çatısı altındaki güçlü iradeye işaret etti. Meclis'teki birlikteliğe vurgu yapan Yayman, şu değerlendirmede bulundu: "Terörsüz Türkiye çerçeve yasasının Meclis'te kabul edilmesi sürecin sigortasıdır. Meclis'te verilen bu kabul oyundan sonra hiç kimse 'Ben bu işin veya sürecin içinde yokum' diyemez." Yapılan son kamuoyu araştırmalarında toplumsal desteğin yüzde 73,4 seviyesine ulaştığını aktaran Yayman, Türkiye'nin bu kronik sorunu kökten çözerek geleceğe odaklanması gerektiğini sözlerine ekledi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Ayhan Bilgen: "Demirtaş  AİHM’le tahliye olmak istiyor" Haber

Ayhan Bilgen: "Demirtaş AİHM’le tahliye olmak istiyor"

Röportaj sırasında Ankara Temsilcisi Cüneyt Alphan, kısa süre önce yayımlanan “Türk Tarihinin Kayıp Yılları ve Kürdistan” adlı kitabını da Ayhan Bilgen’e hediye etti. Bilgen; silah bırakma tartışmalarından Öcalan ve Demirtaş’ın rollerine, DEM Parti ve muhalefetin tutumundan anayasa ve referandum gündemine, geçmiş çözüm süreçlerinin neden başarısız olduğundan AİHM ve yüzleşme süreçlerine kadar birçok başlıkta dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Aktif siyaset ve sivil toplum katkısı Aktif siyasetin mevcut durumu hakkındaki soruya yanıt veren Ayhan Bilgen, genel başkanlık görevini devrettiğini ve parti yönetiminin yanı sıra teşkilat çalışmalarının başka bir arkadaş tarafından yürütüldüğünü belirtti. 53 ilde ve yaklaşık 170 ilçede kongre süreçlerinin tamamlandığını ifade eden Bilgen, kendisinin ise dışarıdan katkı sunmaya çalıştığını söyledi: "Ben genel başkanlık görevini bıraktım. Şimdi başka bir arkadaşımız parti yönetimini ve teşkilat çalışmalarını yürütüyor... Daha çok sivil toplum ve medya çalışmaları üzerinden katkı vermeye gayret ediyorum. Doğrudan parti siyaseti içerisinde aktif bir görev üstlenmiş değilim. Bundan sonraki süreçte ne yapacağım konusunda benim açımdan da kesinleşmiş bir tablo yok. Nerede katkı sunabileceğim ortaya çıktıkça elimden geleni yaparım." Kürt meselesinin bölgesel doyutu ve yeni dış dinamikler Kürt meselesinin sadece bir ülkenin iç meselesi olarak ele alınamayacak kadar geniş bir coğrafyaya yayıldığını vurgulayan Bilgen, Kürtlerin dört farklı ülkede yaşadığını, bu ülkelerin karşılıklı ilişkilerinin, bölgesel dengelerin ve uluslararası aktörlerin tutumunun doğrudan etkili olduğunu belirtti. Geçmişteki çözüm sürecinin uluslararası koşulların daha olumlu olduğu bir dönemde başladığını ancak Suriye’deki gelişmelerle birlikte bölgesel şartların değiştiğini hatırlattı. Bugünkü döneme ilişkin dış koşulların daha elverişli olduğunu düşündüğünü belirten Bilgen, sürecin dışarıdan dayatılmadığının altını çizdi: "Ama bugünkü sürecin dışarıdan organize edilmiş bir süreç olduğunu düşünmüyorum. Daha çok Türkiye’nin kendi iç ihtiyaçlarının, bölgesel gelişmelerle birlikte oluşturduğu bir arayış söz konusu. Özellikle güvenlik açısından Türkiye’nin önünde yeni bir tablo var. İsrail’in bölgedeki politikaları, bölgesel ittifaklar ve Türkiye’nin kendi güvenlik ihtiyaçları Kürt meselesini yeniden önemli bir başlık haline getiriyor. Daha çok Türkiye’nin kendi güvenlik ve siyasi ihtiyaçlarından kaynaklanan bir arayış olduğunu düşünüyorum." Devlet içerisindeki bütünlük ve önceki süreçlerden farklar Geçmişteki çözüm süreçlerinin başarısız olmasında devlet içindeki yapının önemli bir rol oynadığını belirten Bilgen, bu kez tablonun farklı olduğunu vurguladı: "Üstelik bu kez önceki süreçlerden farklı bir durum var. Devlet içerisinde daha fazla bütünlük görüyorum. Önceki süreçlerde devletin farklı kurumları arasında ciddi dirençler vardı. Güvenlik bürokrasisiyle siyasi irade arasında da farklı yaklaşımlar bulunabiliyordu. Bugün ise güvenlik bürokrasisinin sürece daha fazla destek verdiği veya en azından sürecin gerekliliği konusunda daha net bir pozisyonda olduğu görülüyor. Bu önemli bir fark. Çünkü geçmişte süreci sadece siyasi irade yürütmeye çalışıyordu ve devletin bazı kesimlerinde ciddi bir direnç vardı." TBMM Komisyon raporları ve eksik bırakılan temel haklar TBMM’deki komisyon raporları ve partilerin hazırladığı metinleri değerlendiren Bilgen, raporda Şeyh Sait’ten Cumhuriyet döneminin kırılmalarına kadar uzanan tarihi bir arka plan bulunduğunu, ancak asıl meselenin yeterince açık konulmadığını ifade etti: "Fakat bana göre asıl mesele yeterince açık biçimde ortaya konulmuyor. Kürt meselesinin temelinde bir halkın kimliğinin, dilinin ve kültürel haklarının tanınmasıyla ilgili sorunlar var. Bunların raporda yeterince kapsamlı şekilde ele alındığını düşünmüyorum. Örneğin anadilde eğitim meselesi, kültürel haklar, özgürlükler ve demokratikleşme boyutu daha kapsamlı tartışılmalıydı. Sadece günü kurtaracak bir çözümle yetinmemek gerekiyor. Kürt meselesini Türkiye’nin genel demokratikleşmesinden ayrı düşünmemek lazım." "Önce silah mı, önce demokrasi mi?" ikilemi Geçmişte yaşanan hataların tekrarlanmaması için iki farklı yaklaşımın çarpıştığını belirten Bilgen, bugünkü stratejinin izlediği yolu şu sözlerle değerlendirdi: "Bir kesim 'Önce demokrasi, sonra silah bırakma' diyor. Diğer yaklaşım ise 'Silah varken demokratikleşmeyi ve insan haklarını konuşmak zor' diyor. Bugünkü süreç daha çok ikinci yaklaşım üzerinden ilerliyor. Yani silahların devreden çıkarılması, silahlı çatışmanın sona erdirilmesi ve ondan sonra demokratikleşme, insan hakları ve özgürlüklerin daha kapsamlı biçimde konuşulması... Silahların tamamen devreden çıkması halinde artık Türkiye’nin demokratikleşmesi, anayasa, yönetim modeli, dil ve eğitim gibi bütün meselelerin demokratik zeminde konuşulmasının önünde daha az engel kalacaktır." Abdullah Öcalan ve Selahattin Demirtaş’ın rolleri Abdullah Öcalan’ın silahlı mücadelenin bir yöntem olarak sürdürülemeyeceği noktasında olduğunu belirten Bilgen, Öcalan ile Selahattin Demirtaş’ın rollerinin kesinlikle birbirinden ayrılması gerektiğini vurguladı: "Öcalan’ın konumu ile Demirtaş’ın konumunu birbirinden ayırmak gerekiyor. Öcalan’ın doğrudan muhataplığı silah bırakma ve silahlı yapının tasfiyesi meselesinde daha belirgin. Demirtaş’ın rolü ise daha çok toplumsal ikna, demokratik siyasetin güçlendirilmesi ve toplumun sürece katılması bakımından değerlendirilebilir. Demirtaş’ın katkısını sadece silah bırakma meselesine indirgememek gerekir. Çünkü Kürt toplumu bir siyasi partiye veya tek bir örgüte indirgenebilecek bir yapı değil." Alphan’ın gündeme getirdiği Demirtaş’ın hukuki süreçleri bağlamında Bilgen, Demirtaş’ın istinaf kararlarını beklemek yerine uluslararası mekanizmalarla, özellikle AİHM eksenli bir demokratik güvenceyle tahliye olmayı hedeflediğini vurguladı. "Kürt sosyolojisi siyasetin çok ilerisinde" Kürt toplumunun coğrafi ve sosyolojik olarak çok büyük bir dönüşüm geçirdiğine dikkat çeken Bilgen, mevcut siyasetin bu yapının gerisinde kaldığını belirtti: "Kürt sosyolojisi siyasetin çok ilerisinde. Siyaset onun gerisinde kalmış durumda. Kürtlerin toplumsal varlığı artık sadece Diyarbakır’la veya bölge illeriyle sınırlı değil. İstanbul’da, İzmir’de, Antalya’da, Ege’de ve Türkiye’nin çok farklı yerlerinde ciddi bir Kürt nüfusu ve toplumsal yapı var. Dolayısıyla Kürt toplumunu sadece silahlı örgüt üzerinden okumak artık mümkün değil. Parlamentoda, belediyelerde ve toplumun farklı alanlarında Kürtlerin siyasi ve sosyal temsili var. Silahların devreden çıkması halinde bu sosyolojinin kendisini daha rahat biçimde siyaset üzerinden ifade etmesinin önü açılabilir." Tarihsel yüzleşme ve travmaların aşılması Sürecin sadece idari ve hukuki adımlarla tamamlanamayacağını, toplumsal yüzleşmenin şart olduğunu belirten Ayhan Bilgen, sözlerini şu vurguyla tamamladı: "Bunu değerlendirirken o dönemin koşullarını göz ardı etmemek gerekir. Bir halkın kendisini yok sayılmış, tanınmamış veya haklarından mahrum bırakılmış hissettiği dönemleri anlamadan silahlı mücadelenin ortaya çıkışını da anlayamazsınız. Ama bugün geldiğimiz noktada silahla ilgili faslı yüzleşmeyle aşmanız gerekiyor. Hem devletin hem örgütün hem de siyasetin geçmişle yüzleşmesi lazım. Bu yüzleşme yeni bir çatışma üretmemeli. Geçmişte yaşanan acıları kabul ederken geleceği geçmişteki çatışmanın içine hapsetmemek gerekiyor. Bütün tarafların kendi sorumluluklarıyla yüzleşebilmesi önemli. Çünkü yeni bir dönem ancak geçmişle hesaplaşmayı yeni bir kavganın nedeni haline getirmeden mümkün olabilir." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Can Atalay'dan 24 saatlik açlık grevi: "Artık bıçak kemiğe dayanmıştır" Haber

Can Atalay'dan 24 saatlik açlık grevi: "Artık bıçak kemiğe dayanmıştır"

Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarının uygulanmamasına ve cezaevindeki tutukluluk halinin devam etmesine tepki gösteren Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yeni yasama yılına girdiği 1 Ekim itibarıyla açlık grevi eylemi başlattığını kamuoyuna ilan etti. "Hatay halkının verdiği görevden vazgeçmeyeceğim" Sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, aralarında siyasetçiler, gazeteciler, sanatçılar ve seçilmişlerin bulunduğu yüzlerce kişinin haksız ve hukuksuz bir biçimde cezaevlerinde tutulduğunu vurgulayan Atalay, yaşananlara sessiz kalmayacağını belirtti. Hatay halkının iradesine sahip çıkacağını vurgulayan Atalay, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Sevgili yurttaşlar, aralarında benim de olduğum yüzlerce seçilmiş, siyasetçiler, gazeteciler, sanatçılar sadece siyasi tutumları nedeniyle, haksız hukuksuz biçimde cezaevlerinde tutuluyor. Bizden tüm yaşananlara razı olmamız, olan biteni talihsizlik sayıp susmamız bekleniyor. Susmayacağım. Hatay halkı beni, kendisi adına söz söylemem ve hesap sormam için seçti. O görevden vazgeçmeyeceğim. Artık bıçak kemiğe dayanmıştır." "Anayasa Mahkemesi kararları uygulansın" Meclis'in açıldığı günde başlattığı 24 saatlik açlık grevinin gasp edilen temsil hakkına ve adalete aç olanların sesini duyurma amacı taşıdığını belirten Atalay, eyleminin aynı zamanda anayasal bir çağrı niteliğinde olduğunu ifade etti. Atalay, çağrısını şu sözlerle tamamladı: "Bu aynı zamanda, Anayasa’ya uyulması, Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanması ve görevimi yapmamın önündeki engelin kaldırılması için bir çağrıdır. Ülkenin sorunlarını kendi sorunu bilen herkesi sesini yükseltmeye çağırıyorum. Bizi kendimizden başkası kurtarmayacak. Haklarımızı, ülkemizi ve geleceğimizi birlikte kazanacağız." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Anayasa Mahkemesi'nden "süresiz nafaka" kararı: Düzenleme iptal edildi Haber

Anayasa Mahkemesi'nden "süresiz nafaka" kararı: Düzenleme iptal edildi

Antalya 12. Aile Mahkemesi'nin baktığı bir boşanma davasında itiraf yoluyla başvuru yapması üzerine konuyu değerlendiren AYM, ilgili ibarenin Anayasa'nın 2, 5 ve 17. maddelerine aykırı olduğuna hükmetti. Yüksek Mahkeme'nin karar gerekçesinde, boşanma sonrasında taraflardan birinin yoksulluğa düşmesini önlemek amacıyla nafaka öngörülmesinin meşru bir amaç taşıdığı vurgulandı. Ancak bu yükümlülüğün herhangi bir ölçüt belirlenmeden kategorik olarak süresiz şekilde uygulanmasının, nafaka borçlusu açısından aşırı ve katlanılamaz bir külfete dönüşebileceği ifade edildi. Mevcut düzenlemenin hakime takdir yetkisi tanımadığına dikkat çeken AYM, nafakanın somut olayın özellikleri ya da haklı sebepler göz önüne alınarak sınırlandırılmasına imkan verilmediğini belirtti. Kararda, nafakanın bazı durumlarda belirli bir süreyle sınırlandırılmasına, bazı özel koşullarda ise yaşam boyu devam edebilmesine olanak tanıyacak yasal ölçütlerin açık ve öngörülebilir biçimde kanun koyucu tarafından düzenlenmesi gerektiği kaydedildi. 9 ay sonra yürürlüğe girecek Anayasa Mahkemesi, iptal kararının hemen yürürlüğe girmesi durumunda ortaya çıkacak hukuki boşluğun kamu yararını ihlal edebileceğini değerlendirerek, kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından itibaren dokuz ay sonra yürürlüğe girmesini kararlaştırdı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.