SON DAKİKA

Neden Yeni Bir Hukuk Ve Anayasa

Yazının Giriş Tarihi: 15.03.2026 10:10
Yazının Güncellenme Tarihi: 15.03.2026 10:12

İmparatorluk sonrası dönemlerde, kendi içinde çoğulculuk taşıyan farklı kültür ve kimliklerin, bir arada yaşamak durumunda olduğu ülkelerde, anayasalar bir boyutuyla tutkal görevi yapar. Bu anlamda hukuk, bir arada yaşamanın hem kurallarını koyar hem de güvencesini oluşturur. Toplumların birbiriyle olan ilişkisi, hakları, sorumlulukları ve ödevleri anayasada en üst hukuk normu olarak güvenceye alınır. Özellikle farklı kültürel kodların korunması, birbiriyle çatışmaya dönüşmeden, baskı, dışlanma, yok sayılma hissetmeden geliştirilmesi, ayrışma ve kopuşun önlenmesi, hukuk yoluyla sağlanır. Bu boyutuyla toplum sözleşmesi ancak toplumsal iletişim sayesinde hazırlanır.

Osmanlı Batılılaşma çabaları içinde 1876 Anayasasını hazırlamış ve doğal olarak yukarıdan bir kararla süreci tamamlamıştır. Yine 1921 ve 1924 Anayasaları savaş ortamında, kuruluş zorluğunda TBMM zemininde kabul edilmiştir.

Sonraki 1961, 1971,1982 Anayasa düzenlemeleri de darbe ve askeri müdahale sonrasında hayata geçirilmiş, kimi katılıma dair referandum gibi şekli şartlar yerine getirilse de, baskı ortamının kısıtlamalarından etkilenmiştir.

Anayasaların hak ve ödevler kısmı, toplumlar tarafından içselleştirilip sahiplenildiği ölçüde kıymetli hale gelirler. Yukarıdan aşağıya ve bir dayatmayla tanımlanmış anayasalar, toplumlar tarafından yeterince sahiplenilemez. Toplum Anayasa konusunu kendi dışında ve sadece devletle ilgili bir alan gibi gördüğünde, hukuk da toplumsal bir dinamik olarak görülmekten çıkar. Devlet özne, toplum nesne gibi algılandığında ise toplumun devletle ilişkisi edilgen bir zemine oturur ve iki taraflı etkileşim yerine, tek taraflı biçim verme alışkanlığı oluşur. Toplumun kıyafetine, inancına müdahale hak ve yetkisi bu anlayışın eseridir.Oysa toplum bu hakları kendinin istediğini düşünüp, hak sahibi olma bilinciyle sahip çıksa, hakları korumak, geliştirmek çok daha kolay olur.

Türkiye Cumhuriyeti, 27 Mayıs ve sonrasındaki, hem 71 muhtırası hem 82 Anayasası ile bunun somut örneklerini yaşamıştır. Hükümet modeli tarif edilirken, bir vesayet rejiminin esas alındığını, birçok düzenlemeden kolayca görebiliriz. 27 Mayıs'ta yürütme erkinin farklı kurumlar tarafından paylaşımı, 12 Eylül Anayasasında ise Cumhurbaşkanının, sorumsuz ama yetkili konumu, bir denge denetim mekanizması gibi işlev görmüştür. Oysa demokratik toplumlarda asıl denge denetleme mekanizması, yasama, yürütme, yargı arasındaki sağlıklı ilişki ile sivil toplum ve medyanın etkin rolü sayesinde hayat bulur.

Toplumlar, siyasetin ve doğal olarak hukukun asıl öznesidir. Hükümet ile toplum arasında, birey yani yurttaş ile devlet arasındaki ilişki de bu hukukla tanımlanır. Tüm bu ilişkilerin şekillenmesinde, anayasa yapım yöntemi belirleyici rol oynar.

Sadece siyaset kurumu aracılığıyla yönetilmiş anayasa yapım süreçleri de, toplumun katılımı için yeterli olmayabilir. Sonuç itibariyle siyaset kendisi özne değil, toplumun talepleri, beklentileri, kaygıları açısından bir aracı rol oynar. Bu temsil rolünün, asli kurucu irade gibi görülmesi, doğru değildir. Partiler, toplumun asli kurucu irade olarak anayasa yapım sürecine katılımına aracılık ederler. Kolaylaştırıcı görev üstlenirler. Sadece görüş alma aşaması değil, son karar verme nihai sözü söyleme insiyatifi de toplumdadır.

Bu nedenle, anayasa yapım sürecinde toplumun aktif katılımının, başlangıçtan bitişe yani referanduma kadar tüm aşamalarda mümkün olduğu kadar etkin ve işlevsel olması temin edilmelidir. Sivil toplum, medya, akademi, toplumsal hareketler, bu sürecin bir biçimde aktif katılımcısı olmalıdır.

Toplumun, hazırlık sürecine dahil olduğu bir hukuk inşası, sahiplenme ve aidiyet duygusunu da güçlendirecektir. Kuralları kendisinin koyduğunu hisseden yurttaşlar, bu kurallara uymanın gereğini de daha güçlü biçimde kabullenirler. Kendi iradelerine rağmen konulmuş kurallar yerine, kendi rızalarıyla ortaya çıkmış kurallar, birlikte yaşamayı da kolaylaştıracaktır.

Yerel toplantılar, konferanslar, arama buluşmaları, bu süreç açısından önemli olduğu gibi, nihai halk oylamasına da hazırlık ve bilinç arttırıcı çabalardır. TBMM, Komisyon ve Genel Kurulda hazırlayacağı metinlerle kolaylaştırıcı işlevini mutlaka görecektir.

Bu görevi yapacak meclisin "Kurucu Meclis" mi, yoksa normal olağan yöntemlerle oluşmuş bir meclis mi olması gerektiği tartışması bir çok ülkede, anayasa geleneği içinde tartışma konusu olmuştur. Ancak toplumun katılımı, hala kralın sembolik yetkiler kullandığı Batı ülkelerinde bile asıl irade olarak kabul edilmiştir.

Bugünün teknoloji imkanları özellikle dijital platformlar, katılım açısından ayrıca önemli bir kolaylaştırıcı rol oynayabilirler. Toplumun kendi geleceği ile ilgili kararları, sadece seçimden seçime tercih yapma, önüne koyulan seçenekler arasından bir tercihte bulunma olarak ele almak, son derece dar bir temsili demokrasi anlayışıdır. Katılımcı demokrasi ise karar alma süreçlerine sürekli katılabilmeyi esas alır.

Dijital imkanları çok daha etkin kullanabilen gençler, kendi yarınlarına şekil verecek anayasa hazırlığına çok daha etkin katılabilirler. Özellikle çok daha uzun ömürlü rol oynayan anayasaların yapım sürecine katılım, bu açıdan seçimlere katılım kadar, hatta bazen çok daha önemli rol oynar.

Farklı kesimlerin, ortak buluşma zeminlerinde birbirlerinin endişelerini, korkularını ve beklentilerini dinlemesi, bir toplumsal öğrenme sürecidir. Gençlerin, kadınların, dezavantajlı grupların bu süreçte görüşlerini belirtme imkanına kavuşması ise ayrıca anlamlıdır.

Hukuk, sosyal adaletin ve sosyal devletin inşası açısından nasıl bir önem ifade ediyorsa, devlet yapısının teşekkülünde, bu hukukun oluşma biçimi de o ölçüde fırsat eşitliği sunabilmelidir. Güçlülerin kurallara uyup uymama konusundaki avantajlı durumu, kuralların hazırlanma sürecinde de özel imkanlar ve bazı ayrıcalıklar sunar.

Eşit yurttaşlığın esası, kuralların hazırlık sürecinde de eşit imkanların her kesime ulaşması ile mümkün olur. Anayasa yapım süreci, ne kadar özgür ve güvenli bir tartışma ortamında gerçekleşirse, anayasa yazım süreci de o kadar hızlı ve sağlıklı ilerler.

Siyasi partilerin ve onların temsil edildiği Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin bu süreci kolaylaştırıcı olarak koordine etmesi, teknik teorik uzmanlık desteği ile buluştuğunda, mümkün olan en demokratik metne ulaşma imkanı olur. Bu da toplumsal barışın kalıcılaşması, provokasyonlar ve sabotajlara karşı korunmasını sağlayacaktır.

Siyasi partiler, anayasa ile ilgili kaygı ve endişeleri körükleyen bir dil ile baştan reddiyeci pozisyon alarak "istemezük" tavrına girmek yerine, sürece dahil olmayı, toplumun bütün kesimlerinin sürece dahil olmasını kolaylaştırmayı ve orada söz sahibi olmayı tercih etmeliler.

Ne kadar farklı kesimler anayasa hazırlık sürecine katılıp sözlerini söyleyebilirlerse, uzlaşma da o kadar makul bir noktada ortaya çıkacaktır. Aksi takdirde, sadece sürece sahip çıkan partiler ve onların tabanlarının katılımı, ister istemez süreci eksik bırakacaktır.

Anayasa hazırlık süreci, mümkün olduğunca, farklı kesimlerin birbirini anlama sürecidir. Ötekileştirmeye en aza indirme fıtsatı bu vesileyle oluşabilir.

Anayasalar geriye doğru yürümezler.

Anayasaların bu güne ve yarına, dolayısıyla çocuklarımızın yaşayacağı dünyaya hitap edebilmeleri de ancak bu sayede olur.

Geçmişin gerilim alanları, toplumsal kırılma doğuran tartışma konuları bu sayede aşılır. Özellikle etnik ve inançsal farklllıkların çatışma konusu olmaktan çıkıp zenginliğe dönüşmesi bu bakışla mümkün olabilir. Eski kavgalara esir olmuş toplumlar yarınların kuramaz, kazanımlarını koruyamazlar.

Özellikle gençlerin, anayasa yapım sürecine katılımı bu açıdan çok daha özel anlam ifade eder. Sonuçta yeni anayasayı yaşayacak olanlar, yeni anayasa döneminde hayatı şekillendirecek olanlardır.

Üniversiteler, gençler, anayasa yapım sürecine ne kadar katılma imkanı bulurlarsa, eksikler ve yanlışlar konusunda da eleştiri hakkını o kadar kendilerinde görmüş olurlar.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.