SON DAKİKA

#Ayhan Bilgen

HABER DEĞER - Ayhan Bilgen haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ayhan Bilgen haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ayhan Bilgen: "Demirtaş  AİHM’le tahliye olmak istiyor" Haber

Ayhan Bilgen: "Demirtaş AİHM’le tahliye olmak istiyor"

Röportaj sırasında Ankara Temsilcisi Cüneyt Alphan, kısa süre önce yayımlanan “Türk Tarihinin Kayıp Yılları ve Kürdistan” adlı kitabını da Ayhan Bilgen’e hediye etti. Bilgen; silah bırakma tartışmalarından Öcalan ve Demirtaş’ın rollerine, DEM Parti ve muhalefetin tutumundan anayasa ve referandum gündemine, geçmiş çözüm süreçlerinin neden başarısız olduğundan AİHM ve yüzleşme süreçlerine kadar birçok başlıkta dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Aktif siyaset ve sivil toplum katkısı Aktif siyasetin mevcut durumu hakkındaki soruya yanıt veren Ayhan Bilgen, genel başkanlık görevini devrettiğini ve parti yönetiminin yanı sıra teşkilat çalışmalarının başka bir arkadaş tarafından yürütüldüğünü belirtti. 53 ilde ve yaklaşık 170 ilçede kongre süreçlerinin tamamlandığını ifade eden Bilgen, kendisinin ise dışarıdan katkı sunmaya çalıştığını söyledi: "Ben genel başkanlık görevini bıraktım. Şimdi başka bir arkadaşımız parti yönetimini ve teşkilat çalışmalarını yürütüyor... Daha çok sivil toplum ve medya çalışmaları üzerinden katkı vermeye gayret ediyorum. Doğrudan parti siyaseti içerisinde aktif bir görev üstlenmiş değilim. Bundan sonraki süreçte ne yapacağım konusunda benim açımdan da kesinleşmiş bir tablo yok. Nerede katkı sunabileceğim ortaya çıktıkça elimden geleni yaparım." Kürt meselesinin bölgesel doyutu ve yeni dış dinamikler Kürt meselesinin sadece bir ülkenin iç meselesi olarak ele alınamayacak kadar geniş bir coğrafyaya yayıldığını vurgulayan Bilgen, Kürtlerin dört farklı ülkede yaşadığını, bu ülkelerin karşılıklı ilişkilerinin, bölgesel dengelerin ve uluslararası aktörlerin tutumunun doğrudan etkili olduğunu belirtti. Geçmişteki çözüm sürecinin uluslararası koşulların daha olumlu olduğu bir dönemde başladığını ancak Suriye’deki gelişmelerle birlikte bölgesel şartların değiştiğini hatırlattı. Bugünkü döneme ilişkin dış koşulların daha elverişli olduğunu düşündüğünü belirten Bilgen, sürecin dışarıdan dayatılmadığının altını çizdi: "Ama bugünkü sürecin dışarıdan organize edilmiş bir süreç olduğunu düşünmüyorum. Daha çok Türkiye’nin kendi iç ihtiyaçlarının, bölgesel gelişmelerle birlikte oluşturduğu bir arayış söz konusu. Özellikle güvenlik açısından Türkiye’nin önünde yeni bir tablo var. İsrail’in bölgedeki politikaları, bölgesel ittifaklar ve Türkiye’nin kendi güvenlik ihtiyaçları Kürt meselesini yeniden önemli bir başlık haline getiriyor. Daha çok Türkiye’nin kendi güvenlik ve siyasi ihtiyaçlarından kaynaklanan bir arayış olduğunu düşünüyorum." Devlet içerisindeki bütünlük ve önceki süreçlerden farklar Geçmişteki çözüm süreçlerinin başarısız olmasında devlet içindeki yapının önemli bir rol oynadığını belirten Bilgen, bu kez tablonun farklı olduğunu vurguladı: "Üstelik bu kez önceki süreçlerden farklı bir durum var. Devlet içerisinde daha fazla bütünlük görüyorum. Önceki süreçlerde devletin farklı kurumları arasında ciddi dirençler vardı. Güvenlik bürokrasisiyle siyasi irade arasında da farklı yaklaşımlar bulunabiliyordu. Bugün ise güvenlik bürokrasisinin sürece daha fazla destek verdiği veya en azından sürecin gerekliliği konusunda daha net bir pozisyonda olduğu görülüyor. Bu önemli bir fark. Çünkü geçmişte süreci sadece siyasi irade yürütmeye çalışıyordu ve devletin bazı kesimlerinde ciddi bir direnç vardı." TBMM Komisyon raporları ve eksik bırakılan temel haklar TBMM’deki komisyon raporları ve partilerin hazırladığı metinleri değerlendiren Bilgen, raporda Şeyh Sait’ten Cumhuriyet döneminin kırılmalarına kadar uzanan tarihi bir arka plan bulunduğunu, ancak asıl meselenin yeterince açık konulmadığını ifade etti: "Fakat bana göre asıl mesele yeterince açık biçimde ortaya konulmuyor. Kürt meselesinin temelinde bir halkın kimliğinin, dilinin ve kültürel haklarının tanınmasıyla ilgili sorunlar var. Bunların raporda yeterince kapsamlı şekilde ele alındığını düşünmüyorum. Örneğin anadilde eğitim meselesi, kültürel haklar, özgürlükler ve demokratikleşme boyutu daha kapsamlı tartışılmalıydı. Sadece günü kurtaracak bir çözümle yetinmemek gerekiyor. Kürt meselesini Türkiye’nin genel demokratikleşmesinden ayrı düşünmemek lazım." "Önce silah mı, önce demokrasi mi?" ikilemi Geçmişte yaşanan hataların tekrarlanmaması için iki farklı yaklaşımın çarpıştığını belirten Bilgen, bugünkü stratejinin izlediği yolu şu sözlerle değerlendirdi: "Bir kesim 'Önce demokrasi, sonra silah bırakma' diyor. Diğer yaklaşım ise 'Silah varken demokratikleşmeyi ve insan haklarını konuşmak zor' diyor. Bugünkü süreç daha çok ikinci yaklaşım üzerinden ilerliyor. Yani silahların devreden çıkarılması, silahlı çatışmanın sona erdirilmesi ve ondan sonra demokratikleşme, insan hakları ve özgürlüklerin daha kapsamlı biçimde konuşulması... Silahların tamamen devreden çıkması halinde artık Türkiye’nin demokratikleşmesi, anayasa, yönetim modeli, dil ve eğitim gibi bütün meselelerin demokratik zeminde konuşulmasının önünde daha az engel kalacaktır." Abdullah Öcalan ve Selahattin Demirtaş’ın rolleri Abdullah Öcalan’ın silahlı mücadelenin bir yöntem olarak sürdürülemeyeceği noktasında olduğunu belirten Bilgen, Öcalan ile Selahattin Demirtaş’ın rollerinin kesinlikle birbirinden ayrılması gerektiğini vurguladı: "Öcalan’ın konumu ile Demirtaş’ın konumunu birbirinden ayırmak gerekiyor. Öcalan’ın doğrudan muhataplığı silah bırakma ve silahlı yapının tasfiyesi meselesinde daha belirgin. Demirtaş’ın rolü ise daha çok toplumsal ikna, demokratik siyasetin güçlendirilmesi ve toplumun sürece katılması bakımından değerlendirilebilir. Demirtaş’ın katkısını sadece silah bırakma meselesine indirgememek gerekir. Çünkü Kürt toplumu bir siyasi partiye veya tek bir örgüte indirgenebilecek bir yapı değil." Alphan’ın gündeme getirdiği Demirtaş’ın hukuki süreçleri bağlamında Bilgen, Demirtaş’ın istinaf kararlarını beklemek yerine uluslararası mekanizmalarla, özellikle AİHM eksenli bir demokratik güvenceyle tahliye olmayı hedeflediğini vurguladı. "Kürt sosyolojisi siyasetin çok ilerisinde" Kürt toplumunun coğrafi ve sosyolojik olarak çok büyük bir dönüşüm geçirdiğine dikkat çeken Bilgen, mevcut siyasetin bu yapının gerisinde kaldığını belirtti: "Kürt sosyolojisi siyasetin çok ilerisinde. Siyaset onun gerisinde kalmış durumda. Kürtlerin toplumsal varlığı artık sadece Diyarbakır’la veya bölge illeriyle sınırlı değil. İstanbul’da, İzmir’de, Antalya’da, Ege’de ve Türkiye’nin çok farklı yerlerinde ciddi bir Kürt nüfusu ve toplumsal yapı var. Dolayısıyla Kürt toplumunu sadece silahlı örgüt üzerinden okumak artık mümkün değil. Parlamentoda, belediyelerde ve toplumun farklı alanlarında Kürtlerin siyasi ve sosyal temsili var. Silahların devreden çıkması halinde bu sosyolojinin kendisini daha rahat biçimde siyaset üzerinden ifade etmesinin önü açılabilir." Tarihsel yüzleşme ve travmaların aşılması Sürecin sadece idari ve hukuki adımlarla tamamlanamayacağını, toplumsal yüzleşmenin şart olduğunu belirten Ayhan Bilgen, sözlerini şu vurguyla tamamladı: "Bunu değerlendirirken o dönemin koşullarını göz ardı etmemek gerekir. Bir halkın kendisini yok sayılmış, tanınmamış veya haklarından mahrum bırakılmış hissettiği dönemleri anlamadan silahlı mücadelenin ortaya çıkışını da anlayamazsınız. Ama bugün geldiğimiz noktada silahla ilgili faslı yüzleşmeyle aşmanız gerekiyor. Hem devletin hem örgütün hem de siyasetin geçmişle yüzleşmesi lazım. Bu yüzleşme yeni bir çatışma üretmemeli. Geçmişte yaşanan acıları kabul ederken geleceği geçmişteki çatışmanın içine hapsetmemek gerekiyor. Bütün tarafların kendi sorumluluklarıyla yüzleşebilmesi önemli. Çünkü yeni bir dönem ancak geçmişle hesaplaşmayı yeni bir kavganın nedeni haline getirmeden mümkün olabilir." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Ayhan Bilgen: Kılıçdaroğlu'na yapılan bu muamele siyaset nezaketine sığmaz! Haber

Ayhan Bilgen: Kılıçdaroğlu'na yapılan bu muamele siyaset nezaketine sığmaz!

Gazeteci ve siyasetçi Ayhan Bilgen, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile gerçekleştirdiği görüşmenin yapıldığı salona ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bilgen, diğer siyasi parti genel başkanlarıyla TBMM Başkanının görüşmelerinin parti gruplarına ayrılan bölümlerde yapıldığını, Kemal Kılıçdaroğlu ile gerçekleştirilen görüşmenin ise Meclis yönetiminin kullandığı bir salonda yapıldığını belirtti. Bu tercihi eleştiren Bilgen, paylaşımında şu ifadeleri kullandı: "Diğer partilerin Genel Başkanlarıyla TBMM Başkanının görüşmesi parti gruplarına ayrılan bölümlerde yapılırken, Kılıçdaroğlu ile yapılan görüşme Meclis yönetiminin kullandığı bir salonda gerçekleşti. Bu durumun sorumlusu, Özel ve Kurtulmuş olarak tarihe geçecektir. Siyaset nezakettir. Konunun hassasiyeti dolayısıyla Kılıçdaroğlu bunu sorun etmese de, kurnazlık ve küçük hesapçılık hiçbir siyasetçiyi büyütmeyecektir." Diğer partilerin Genel Başkanlarıyla TBMM Başkanının görüşmesi parti gruplarına ayrılan bölümlerde yapılırken, Kılıçdaroğlu ile yapılan görüşme Meclis yönetiminin kullandığı bir salonda gerçekleşti. Bu durumun sorumlusu, Özel ve Kurtulmuş olarak tarihe geçecektir. Siyaset…— Ayhan Bilgen (@ayhanbilgen) July 21, 2026 haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Ayhan Bilgen NATO zirvesini değerlendirdi Haber

Ayhan Bilgen NATO zirvesini değerlendirdi

Bilgen, hem küresel güvenlik mimarisinin hem de Türkiye’deki siyasi ittifakların "karşıtlık" üzerine değil, "sahici planlamalar" ve "ortak sorun çözme" ekseninde yeniden tanımlanması gerektiğini vurguladı. "NATO, değişime direndiği ölçüde tarihteki yerini alır" NATO’nun Soğuk Savaş sonrası kendine yeni düşmanlar arama çabasının sürdürülebilir olmadığını belirten Ayhan Bilgen, zirveye ev sahipliği yapmanın diplomatik bir avantaj olarak görülse de bunun yeterli olmadığını ifade etti. Bilgen, şunları kaydetti: "NATO’nun kuruluşundan itibaren ortaya koyduğu kanlı karne ve tarihsel sorunları bir tarafa bırakıp yarınları ele aldığımızda; durumu idare eden tartışmalar yerine sahici planlamalara yönelmek durumundayız. Avrupa güvenlik mimarisinin inşasında Rusya korkusunun gerçekçiliği tartışılırken, diğer yanda İsrail saldırganlığını durduramayan bir dünyanın gerçek bir güvenlik konsepti inşa etmesi ne kadar mümkündür? Görünen tabloda ya NATO değişir ya da değişime direndiği ölçüde tarihteki hak ettiği yeri almakla yetinir." "Çok kutuplu dünyada ittifaklar karmaşıklaşacak" Küresel güç dengelerinin iki kutuplu bir dünyaya dönmesinin mümkün olmadığını savunan Bilgen, "Çin, Hindistan ve diğer aktörlerin varlığı, çok daha karmaşık ve geçici ittifak ilişkilerini kaçınılmaz kılıyor. Her alanda ikiye bölünmüş bir dünya artık gerçekçi değildir" değerlendirmesinde bulundu. Türkiye iç siyasetindeki ittifakların durumunu da NATO tartışmalarına benzer bir perspektifle ele alan Ayhan Bilgen, siyasi ittifakların sadece "karşıtlık" üzerine kurulmasının sürdürülebilir olmadığını belirterek, "Toplumun önceliği ekonomi olduğuna göre, ekonomi politikaları üzerinden bir ortaklaşma çok daha gerçekçidir. Bunun altyapısı oluşturulamadığı takdirde, yine kişiler ve partiler merkezli kariyer planlamaları ittifakların zeminini şekillendirecektir. Ne üzerinde ittifak kurulduğundan çok, kimin kiminle yol yürüyebileceği üzerinden ittifaklar belirleniyor." ifadelerini kullandı. "Çok adaylı seçim ihtimali yüksek" 2023 seçimleri ve gelecek vizyonuna dair de mesajlar veren Bilgen, Türkiye’nin iki turlu seçim sisteminin zorunlu kıldığı "uzlaşı kültürüne" rağmen çok kutuplu yapıyı henüz aşamadığını ifade etti. Bilgen, "Şimdilik görünen, daha iddialı bir ortak aday arayışı ile birlikte 3, 4 hatta 5 adayın da çıkma ihtimalidir" diyerek seçim stratejilerine dair dikkat çekici bir öngörüde bulundu. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.