İran'a yönelik müdahale ve saldırılar, yine görüşmeler devam ederken gerçekleşti. Amerika'ya rağmen, İsrail'in tek başına karar verip uygulamaya koyduğu bir yol haritası, elbette inandırıcı değildir. Ancak İsrail'in ısrarlı biçimde Amerika'yı askeri operasyona zorlaması, farklı bir Amerikan planını hazırlamış olabilir. Trump, uzun süredir yurt dışındaki ve özellikle Ortadoğu'daki askeri varlığının Amerikan toplumu için ağır bir yük ve gereksiz bir fatura oluşturduğunu ifade ediyordu. Ancak bu görüş, muhtemelen Amerika'nın diğer karar vericileri açısından yeterince isabetli görülmediği için, uygulamaya geçirilmesi kolay olmayacaktı. İran'a müdahale bu sürecin başlangıcı olabilir. Amerika'nın çok büyük bir gücü bölgeye getirmiş olması, iki açıdan da tepkileri kaçınılmaz kılacaktır. Birincisi, ekonomik maliyet ki, sadece askeri harcamalar değil, Hürmüz'ün kapanmasının petrol piyasaları ve küresel ekonomide doğuracağı etkiler hafife alınabilecek düzeyde değildir. İkincisi ise daha çok askeri boyut ve kayıplarla ilgilidir. İran'ın özellikle bölgedeki Amerikan üslerini vurmayı öncelikli olarak tercih etmesi, bu süreci hızlandırabilir. Küresel ölçekte, Pasifik ve Çin'e odaklanmak isteyen bir Amerika için, maliyetlerinin büyük kısmı Körfez ülkeleri tarafından karşılansa da, Orta Doğuda kalmak gittikçe anlamını yitirmektedir. İran'ın bölgedeki gücünün kırılması, İsrail'in güvenliğinin garantiye alınması, en azından orta vadede Amerika'nın beklentileri açısından yeterli olabilir. Savaşı daha uzun zamana yaymak ve kapsama alanını genişletmek, Amerika'nın bölgedeki müttefikleri açısından da yönetilemez bir risk, sürdürülemez bir tablo ortaya çıkaracaktır. Trump'ın son açıklamasında, konuyu birkaç yıl öteleme eğilimi, açık bir niyet beyanı olabilir. Önümüzdeki seçimler ve Trump'ın geleceği açısından, müdahale yapılmadan konunun kapanması gerçekçi ve mümkün görünmüyordu. Ancak bu nasıl zayıf bir ihtimal ise, uzun ve büyük bir savaşın doğuracağı yıkım da, yönetilebilir sınırları aşacaktır. İngiltere'nin Hürmüz boğazının kapanmasıyla, diğer tüm Avrupa ile birlikte maruz kalacağı mali sorun, savaşı durdurmayı zorunlu hale getirmektedir. bundan sonrasında İran'da ne olacağından çok, İsrail'de ve destekçisi batı ülkelerinde neler yaşanacağı çok daha önemli hale gelebilir. İran, devlet deneyimi ile değişim beklentisini yönetme konusunda, önemli manevralar yapabilir. Dış tehdit ve saldırılar bu değişimi hızlandıran kolaylaştıran bir etki değil, tam tersine içe kapanmayı, değişime karşı durmayı pekiştiren bir işlev görmektedir. Ekonomik sorunlar ciddi bir değişimi kaçınılmaz kılabilir. İç dinamikler bunun olgunlaştığını göstermektedir. "Amerika Go Home" sloganı, olmadığı kadar hayat bulma aşamasında görünüyor.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ayhan Bilgen
Trump'ın Ortadoğu'dan Çekilme Planı mı ?
İran'a yönelik müdahale ve saldırılar, yine görüşmeler devam ederken gerçekleşti. Amerika'ya rağmen, İsrail'in tek başına karar verip uygulamaya koyduğu bir yol haritası, elbette inandırıcı değildir. Ancak İsrail'in ısrarlı biçimde Amerika'yı askeri operasyona zorlaması, farklı bir Amerikan planını hazırlamış olabilir. Trump, uzun süredir yurt dışındaki ve özellikle Ortadoğu'daki askeri varlığının Amerikan toplumu için ağır bir yük ve gereksiz bir fatura oluşturduğunu ifade ediyordu. Ancak bu görüş, muhtemelen Amerika'nın diğer karar vericileri açısından yeterince isabetli görülmediği için, uygulamaya geçirilmesi kolay olmayacaktı. İran'a müdahale bu sürecin başlangıcı olabilir. Amerika'nın çok büyük bir gücü bölgeye getirmiş olması, iki açıdan da tepkileri kaçınılmaz kılacaktır. Birincisi, ekonomik maliyet ki, sadece askeri harcamalar değil, Hürmüz'ün kapanmasının petrol piyasaları ve küresel ekonomide doğuracağı etkiler hafife alınabilecek düzeyde değildir. İkincisi ise daha çok askeri boyut ve kayıplarla ilgilidir. İran'ın özellikle bölgedeki Amerikan üslerini vurmayı öncelikli olarak tercih etmesi, bu süreci hızlandırabilir. Küresel ölçekte, Pasifik ve Çin'e odaklanmak isteyen bir Amerika için, maliyetlerinin büyük kısmı Körfez ülkeleri tarafından karşılansa da, Orta Doğuda kalmak gittikçe anlamını yitirmektedir. İran'ın bölgedeki gücünün kırılması, İsrail'in güvenliğinin garantiye alınması, en azından orta vadede Amerika'nın beklentileri açısından yeterli olabilir. Savaşı daha uzun zamana yaymak ve kapsama alanını genişletmek, Amerika'nın bölgedeki müttefikleri açısından da yönetilemez bir risk, sürdürülemez bir tablo ortaya çıkaracaktır. Trump'ın son açıklamasında, konuyu birkaç yıl öteleme eğilimi, açık bir niyet beyanı olabilir. Önümüzdeki seçimler ve Trump'ın geleceği açısından, müdahale yapılmadan konunun kapanması gerçekçi ve mümkün görünmüyordu. Ancak bu nasıl zayıf bir ihtimal ise, uzun ve büyük bir savaşın doğuracağı yıkım da, yönetilebilir sınırları aşacaktır. İngiltere'nin Hürmüz boğazının kapanmasıyla, diğer tüm Avrupa ile birlikte maruz kalacağı mali sorun, savaşı durdurmayı zorunlu hale getirmektedir. bundan sonrasında İran'da ne olacağından çok, İsrail'de ve destekçisi batı ülkelerinde neler yaşanacağı çok daha önemli hale gelebilir. İran, devlet deneyimi ile değişim beklentisini yönetme konusunda, önemli manevralar yapabilir. Dış tehdit ve saldırılar bu değişimi hızlandıran kolaylaştıran bir etki değil, tam tersine içe kapanmayı, değişime karşı durmayı pekiştiren bir işlev görmektedir. Ekonomik sorunlar ciddi bir değişimi kaçınılmaz kılabilir. İç dinamikler bunun olgunlaştığını göstermektedir. "Amerika Go Home" sloganı, olmadığı kadar hayat bulma aşamasında görünüyor.