SON DAKİKA

#Siyaset

HABER DEĞER - Siyaset haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Siyaset haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Seçmen “hiçbiri” dedi: Türkiye’de siyasete güven alarm veriyor Haber

Seçmen “hiçbiri” dedi: Türkiye’de siyasete güven alarm veriyor

Türkiye’de siyasal temsiliyet tartışmaları yeni bir boyut kazandı. HİSAR Araştırma tarafından paylaşılan ve ASAL Araştırma verilerine dayandırılan son analiz, yurttaşların mevcut siyasi aktörlere duyduğu güvenin ciddi biçimde zayıfladığını ortaya koydu. “Türkiye’nin sorunlarını hangi parti çözer?” sorusuna verilen yanıtlar, sistemin çözüm üretme kapasitesine dair derin bir sorgulamaya işaret ediyor. Toplumun yarıya yakını siyasetten umudunu kesmiş görünüyor Araştırmaya göre en yüksek oran %39,5 ile “Hiçbiri” seçeneğinde toplandı. Buna %8,4’lük “Fikrim yok / cevap yok” diyenler de eklendiğinde toplam oran %47,9’a ulaşıyor. Bu tablo, Türkiye toplumunun neredeyse yarısının siyaset kurumunun sorun çözme kapasitesine dair ciddi bir güvensizlik içinde olduğunu ortaya koyuyor. Analize göre bu durum, yalnızca geçici bir memnuniyetsizlik değil, yapısal bir temsiliyet krizine işaret ediyor. İktidar ve ana muhalefet seçmeni ikna edemiyor Verilerde Adalet ve Kalkınma Partisi %21,4 seviyesinde kalırken, Cumhuriyet Halk Partisi %17 oranında destek görüyor. Bu sonuçlar, yurttaşların ne mevcut iktidarı sorunların çözümü için yeterli bulduğunu ne de ana muhalefeti güçlü bir alternatif olarak gördüğünü ortaya koyuyor. Kutuplaşmış siyasi yapının, seçmen nezdinde çözüm üretme kapasitesini zayıflattığı değerlendirmesi öne çıkıyor. Alternatif partiler de çıkış yolu olarak görülmüyor Araştırma, ana akım partilere yönelik güvensizliğin küçük partilere yönelmediğini de ortaya koyuyor. %5’in altında kalan diğer partiler, seçmenin tepkisini çekim merkezine dönüştüremiyor. Bu durum, toplumun mevcut siyasi dil ve vaatlerin tamamına mesafeli olduğunu ve yeni bir siyasal arayış içinde bulunduğunu gösteriyor. Uluslararası örnekler benzer kırılmalara işaret ediyor Analizde, Türkiye’deki tablo ile Macaristan’da yaşanan siyasal kırılmalar arasında benzerlik kuruldu. Macaristan’da iktidar ve ana muhalefete duyulan güvensizlik, yeni aktörlerin hızla yükselmesine zemin hazırlamıştı. Türkiye’de ise yurttaşların henüz yeni bir alternatifin ortaya çıkacağına dair güçlü bir inanç taşımadığı ifade ediliyor. Siyasette Temsiliyet Krizi: ASAL Araştırma'nın "Türkiye'nin sorunlarını hangi parti çözer?" sorusuna seçmenin verdiği yanıt tabloyu net özetliyor: En yüksek oran %39,5 ile "Hiçbiri". Seçmen mevcut siyasi aktörlere inancını büyük oranda yitirmiş durumda. İşte analizimiz⤵️ pic.twitter.com/GiJpUcjk70 — HİSAR Araştırma (@hisararastirma) April 27, 2026 haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Silivri’de kritik hafta: Aziz İhsan Aktaş davasında gizli tanıklar dinlenecek Haber

Silivri’de kritik hafta: Aziz İhsan Aktaş davasında gizli tanıklar dinlenecek

İstanbul’da Marmara Kapalı Cezaevi yerleşkesindeki duruşma salonunda görülen davada tansiyon yüksek. İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yürütülen yargılamada, ikinci haftada kritik gelişmelerin yaşanması bekleniyor. Tutukluluk devam ediyor Davada, aralarında Rıza Akpolat, Oya Tekin ve Utku Caner Çaykara’nın da bulunduğu 11 kişinin tutukluluğu sürüyor. Geçmiş celselerde bazı isimler hakkında tahliye kararları verilmiş olsa da dosyanın merkezindeki isimler için mahkemenin tutumu değişmiş değil. Daha önce yapılan tutukluluk değerlendirmelerinde, Zeydan Karalar dahil bazı isimler serbest bırakılmış, yine belediye iştiraklerinde çalışan kişiler hakkında da tahliyeler gündeme gelmişti. Ancak dava dosyasının genişliği ve iddiaların kapsamı, yargılamanın sert bir şekilde ilerlediğini gösteriyor. Tahliyeler ve çelişkili tablo Son ara kararda Kadir Aydar ile birlikte bazı belediye yöneticileri ve çalışanları hakkında tahliye kararı verilmişti. Buna rağmen Aydar’ın hâlâ Silivri’de bulunması, dosyadaki süreçlerin karmaşıklığını ve yargılamaya dair tartışmaları artırdı. Gözler gizli tanıklarda Davanın bu haftaki en kritik başlığı ise “Yaprak” ve “XYZ49QP” kod adlı gizli tanıkların dinlenecek olması. Bu ifadelerin dosyanın seyrini doğrudan etkilemesi bekleniyor. Gizli tanık beyanlarının, Türkiye’de son yıllarda birçok davada belirleyici rol oynaması ise bu süreçte hukuki tartışmaları da beraberinde getiriyor. Siyasi gölgesi büyüyor Davada adı geçen isimlerin önemli bir kısmının belediye başkanlarından oluşması, yargı sürecinin siyasi boyutuna dair tartışmaları da derinleştiriyor. Muhalefet cephesi davayı “siyasi baskı” olarak yorumlarken, iktidar kanadı ise sürecin tamamen hukuki zeminde yürütüldüğünü savunuyor. Silivri’de süren bu dava, yalnızca bir yargılama olmanın ötesine geçerek Türkiye’de siyaset-yargı ilişkilerinin en tartışmalı başlıklarından biri haline gelmiş durumda. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Trump’ın WSJ’ye açtığı 10 milyar dolarlık dava reddedildi Haber

Trump’ın WSJ’ye açtığı 10 milyar dolarlık dava reddedildi

ABD’de Başkan Donald Trump’ın The Wall Street Journal gazetesine karşı açtığı 10 milyar dolarlık hakaret davası federal mahkeme tarafından reddedildi. Mahkeme, Trump’ın iddialarını yeterince kanıtlayamadığına hükmetti. Mahkeme: “Gerçek kötücüllük” kanıtlanamadı ABD Bölge Yargıcı Darrin Gayles, 17 sayfalık kararında, gazetenin haberi “bilerek yanlış” yayımladığına dair yeterli delil sunulamadığını belirtti. Kararda, “Başkan Trump, sanıkların haberi gerçek kötücüllükle yayımladığını makul şekilde ortaya koyamadığı için suçlamalar düşürülmelidir” ifadelerine yer verildi. Bu kriter, ABD hukukunda hakaret davalarında kritik bir eşik olarak kabul ediliyor. Dava tamamen kapanmadı: 27 Nisan’a kadar süre Yargıç Gayles, eski ABD Başkanı Barack Obama tarafından atanmıştı. Mahkeme, Trump’a dava dilekçesini değiştirerek 27 Nisan’a kadar yeniden sunma hakkı tanıdı. Trump’ın hukuk ekibi ise davayı yeniden açacaklarını duyurdu. Davanın arka planı: Epstein iddiası Dava, Jeffrey Epstein hakkında yayımlanan bir haber sonrası açıldı. Gazete, Trump’ın Epstein’ın 50’nci yaş günü için yazdığı iddia edilen bir mektubu gündeme getirmişti. Haberde, mektubun “müstehcen” içerikler barındırdığı ve dikkat çekici çizimler ile ifadeler içerdiği öne sürüldü. Trump: Medyaya karşı sert tutumunu sürdürüyor Trump cephesi, haberin “yanıltıcı ve kasıtlı” olduğunu savunurken, dava süreci ABD’de medya-siyaset geriliminin son örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor. Trump’ın, ikinci başkanlık döneminde medya kuruluşlarına yönelik sert söylemlerini artırdığı, bazı gazetecilerin erişimini kısıtladığı ve yüksek tazminat talepli davalar açtığı biliniyor. Epstein dosyası hâlâ gündemde 2019 yılında cezaevinde ölü bulunan Epstein vakası, ABD’de ve dünya genelinde birçok güçlü isimle bağlantıları nedeniyle hâlâ tartışılmaya devam ediyor. ABD Adalet Bakanlığı’nın son dönemde açıkladığı belgelerde Trump’ın adı geçse de, kendisine yöneltilmiş resmi bir suçlama bulunmuyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Eski TBMM başkanı Hüsamettin Cindoruk hayatını kaybetti Haber

Eski TBMM başkanı Hüsamettin Cindoruk hayatını kaybetti

Türk siyasetinin önemli isimlerinden Hüsamettin Cindoruk, bir süredir tedavi gördüğü hastanede 92 yaşında hayatını kaybetti. Vefat haberi, Milli Merkez tarafından yapılan açıklamayla duyuruldu. “Demokrasiye adanmış bir ömür” Milli Merkez tarafından yapılan açıklamada, Cindoruk’un yaşamı boyunca demokrasiye, hukukun üstünlüğüne ve Cumhuriyet değerlerine bağlı bir siyasetçi olduğu vurgulandı. Açıklamada, “Acımız büyüktür. Anısı kalplerimizde yaşayacaktır” ifadelerine yer verildi. Cenaze programı belli oldu Cindoruk’un cenazesinin, pazartesi günü İstanbul’daki Teşvikiye Camii’nde öğle namazının ardından kılınacak cenaze namazı sonrası Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedileceği bildirildi. Siyaset dünyasından taziye mesajları CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Cindoruk’un vefatıyla ilgili yaptığı açıklamada, onun “hukuka ve demokratik siyaset geleneğine ömrünü adamış bir devlet insanı” olduğunu ifade etti. İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu da yayımladığı mesajda, Cindoruk’un devletin üst makamlarında önemli görevler üstlendiğini belirterek başsağlığı dileklerini iletti. Siyasi kariyeri ve hayatı 1933 yılında İzmir’de doğan Cindoruk, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu ve avukatlık yaptı. Siyasi hayatına Demokrat Parti geleneğinde başlayan Cindoruk, Doğru Yol Partisi’nin kurucuları arasında yer aldı ve uzun yıllar genel başkanlığını yürüttü. 1991–1995 yılları arasında TBMM Başkanlığı görevini üstlenen Cindoruk, Süleyman Demirel’in Cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından bir süre parti genel başkanlığı görevini de yürüttü. Aynı süreçte Cumhurbaşkanı Vekilliği görevinde de bulundu. Merkez sağ siyasetin önemli isimlerinden biriydi Türk siyasetinde merkez sağın etkili figürlerinden biri olarak kabul edilen Cindoruk, özellikle darbe dönemlerinde demokratik meşruiyet vurgusuyla öne çıkan bir isim olarak hatırlanıyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Levent Dölek: NATO işçi sınıfının kanlısıdır Haber

Levent Dölek: NATO işçi sınıfının kanlısıdır

Devrimci İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Levent Dölek, Haber Değer Genel Yayın YÖnetmeni Ferhat Özmen’in sorularını yanıtladığı canlı yayınında Türkiye’nin NATO üyeliğinden emperyalizme, darbelerden işçi sınıfı mücadelesine kadar birçok başlıkta dikkat çeken açıklamalar yaptı. Dölek, NATO’nun yalnızca askeri bir ittifak olmadığını vurgulayarak, “Bu yapı siyasi, ekonomik ve sınıfsal bir organizasyondur” ifadelerini kullandı. “NATO askeri değil, emperyalist bir organizasyondur” Dölek, NATO’nun kuruluş amacının Sovyet tehdidi değil, kapitalist düzenin devamlılığını sağlamak olduğunu savundu. “NATO bir askeri pakt olmanın ötesinde, komünizme karşı kurulmuş emperyalist bir organizasyondur” diyen Dölek, ittifakın tarihsel rolünü sınıfsal bir perspektifle değerlendirdi. Türkiye’de yaşanan birçok karanlık olayın da bu yapıdan bağımsız düşünülemeyeceğini belirten Dölek, şu ifadeyi kullandı: “Maraş’tan 1 Mayıs katliamına kadar birçok olayın arkasında NATO’nun imzası vardır.” “Darbelerin arkasında NATO etkisi var” Dölek, Türkiye’deki askeri darbelerin de NATO’dan bağımsız ele alınamayacağını söyledi. “Bütün darbelerde NATO’nun yönlendirmesi vardır” diyen Dölek, 12 Mart ve 12 Eylül süreçlerine özellikle dikkat çekti. Ayrıca Türkiye’de iktidara gelen tüm siyasi yapıların NATO çizgisine bağlı kaldığını savunarak şu değerlendirmeyi yaptı: “İktidara gelen herkes programında NATO’ya bağlılık yemini eder.” “Emperyalizm artık tankla değil ekonomiyle geliyor” Dölek’e göre günümüzde emperyalist müdahale klasik askeri yöntemlerden ziyade ekonomik araçlarla gerçekleşiyor. “Türkiye’ye emperyalizm füzelerle değil, ekonomik bağımlılıkla hükmediyor” diyen Dölek, Rahip Brunson krizi üzerinden örnek verdi: “Bir tweetle Türk lirası çöktü. Bu, emperyalist tahakkümün en açık göstergesidir.” “Toplum antiemperyalist ama siyaset manipüle ediliyor” Dölek, Türkiye toplumunun genel olarak emperyalizme karşı olduğunu ancak siyasetin bu duyarlılığı yansıtmadığını ifade etti. “Bu ülkede kimse ‘Amerikancıyım’ diyemez ama siyaset emperyalizm tarafından manipüle edilir” diyen Dölek, farklı ideolojik kesimlerin de bu etki altında kaldığını savundu. “Emperyalizm tüm ideolojilere sızıyor” Dölek’e göre emperyalizm yalnızca sağ siyaseti değil, sol, milliyetçi ve İslamcı akımları da etkiliyor. “Emperyalizm yanlısı solculuk, İslamcılık ve milliyetçilik üretiliyor” diyen Dölek, özellikle uluslararası krizlerde bu etkinin daha görünür hale geldiğini belirtti. “Çözüm işçi sınıfının birleşik mücadelesi” Dölek, çözümün seçim ittifaklarında değil, emek mücadelesinde olduğunu vurguladı. “Gerçek birlik sandıkta değil, fabrikada kurulur” diyen Dölek, farklı siyasi görüşlerden işçilerin ortak mücadelede birleştiğini ifade etti. Ayrıca yaklaşan 1 Mayıs İşçi Bayramı için çağrı yapan Dölek, şu ifadeyi kullandı: “1 Mayıs’a antiemperyalizm ve NATO karşıtlığı damga vurmalı.” “Emperyalizme karşı mücadele sadece askeri değil” Dölek, emperyalizme karşı mücadelenin yalnızca askeri değil, ekonomik ve toplumsal boyutları olduğunu vurguladı: “Emperyalizmi yenmek için işçi sınıfının mücadelesi belirleyicidir.” Analiz: Sınıfsal perspektiften NATO ve siyaset eleştirisi Levent Dölek’in açıklamaları, Türkiye’de NATO ve emperyalizm tartışmalarını klasik güvenlik perspektifinin dışına taşıyarak sınıfsal bir çerçeveye oturtuyor. Dölek, hem sağ hem sol siyaseti kapsayan geniş bir eleştiri yönelterek, emperyalizmin yalnızca dış politika değil, iç siyaset ve ekonomi üzerinden de etkili olduğunu savunuyor. Özellikle “ekonomik bağımlılık” ve “siyasal manipülasyon” vurgusu, güncel tartışmalarda sıkça dile getirilen ancak farklı ideolojik çerçevelerde yorumlanan bir başlık olarak öne çıkıyor. Dölek’in çözüm önerisi ise net: seçim odaklı değil, sınıf temelli bir siyasal hat. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

“Önce Siyaset Değişmeli” konferansı Ankara’da başladı Haber

“Önce Siyaset Değişmeli” konferansı Ankara’da başladı

Ankara’da The Green Park Hotel Ankara’da düzenlenen Demokrasi Platformu’nun “Önce Siyaset Değişmeli” başlıklı Bahar Konferansları-1 etkinliği bugün saat 14.00’te başladı. Türkiye siyasetinin mevcut sorunlarını ve çözüm önerilerini tartışmayı amaçlayan konferans, akademisyenler, siyasetçiler ve gazetecileri bir araya getirdi. Siyasetin dönüşümü masaya yatırılıyor Konferansın ana teması, Türkiye’de siyasal sistemin yapısal sorunları ve demokratik hukuk devleti çerçevesinde yeniden inşa ihtiyacı olarak öne çıktı. Etkinlikte konuşmacılar, siyaset kurumunun işleyişinden kuvvetler ayrılığı ilkesine, siyasal etik sorunlarından reform önerilerine kadar geniş bir yelpazede değerlendirmelerde bulunuyor. Alanında tanınmış isimler konuşmacı olarak yer aldı Konferansta eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, eski Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ve gazeteci-yazar Taha Akyol gibi isimler yer alırken; gazeteci Bekir Ağırdır, Prof. Dr. Doğu Ergil ve Prof. Dr. Hüseyin Çelik de farklı başlıklarda sunumlar gerçekleştiriyor. Katılımcılar, Türkiye’de siyaset kültürünün dönüşümü ve kamusal tartışma ortamının güçlendirilmesine yönelik görüşlerini paylaşıyor. Demokratik hukuk devleti vurgusu Etkinliğin açılışında yapılan değerlendirmelerde, demokratik hukuk devleti ilkesinin güçlendirilmesi ve siyasal sistemde şeffaflık ile hesap verebilirliğin artırılması gerektiği vurgulandı. Konferansın, farklı görüşlerin bir araya gelerek tartışabildiği bir zemin oluşturmayı hedeflediği belirtildi. Siyasal ahlâk vurgusu öne çıktı Konferansta söz alan siyaset bilimci Prof. Dr. Doğu Ergil, siyasal etik tartışmasına dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Ergil, siyasal ahlâkın yalnızca teorik bir kavram olmadığını, doğrudan yönetim anlayışını belirleyen somut bir sorumluluk olduğunu vurguladı. Ergil, “Siyasal ahlâk, soyut bir erdem değil, somut bir sorumluluktur. Devlet kutsal değildir ama malı herkesin olduğu için korunması gereken bir yapıdır. Yetki mutlak değil, bir emanettir ve alınan her karar hesap vermek içindir” ifadelerini kullandı. Yönetenlerin bu ilkelerden uzaklaşmasının toplumsal güveni zedeleyeceğini belirten Ergil, güven duygusunun zayıflaması halinde yalnızca siyasal sistemin değil, ekonomik ve hukuki yapının da ciddi biçimde zarar göreceğine dikkat çekti. Kamusal tartışma kültürüne katkı hedefi Demokrasi Platformu tarafından düzenlenen etkinliğin, Türkiye’de kamusal tartışma kültürünü geliştirmeyi ve siyaset alanında yeni perspektifler sunmayı amaçladığı ifade edildi. Konferansın gün boyunca devam etmesi ve farklı oturumlarla zenginleşmesi bekleniyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.