SON DAKİKA

Demokratik Toplum İnşasında Eksik Kalan Siyaset!

Yazının Giriş Tarihi: 14.06.2026 12:14
Yazının Güncellenme Tarihi: 14.06.2026 12:18


Türkiye’nin yeniden çözüm ve demokratikleşme tartışmalarının merkezine oturduğu bir dönemde, Kürt siyasetinin bu sürece ne ölçüde katkı sunduğu sorusu giderek daha fazla önem arz etmektedir. Özellikle siyasetin alanını daraltan ve demokratik mekanizmaları tartışmalı hale getiren mutlak butlan kararı sonrasında, Kürt siyasal hareketinin nasıl bir yol izleyeceği merak konusudur.

22 Ekim 2024’te MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin yaptığı açıklamalarla görünür hale gelen süreç, ardından İmralı’da gerçekleştirilen görüşmeler ve PKK lideri Abdullah Öcalan’ın ortaya koyduğu perspektifle yeni bir aşamaya taşınmıştır. Çatışmasızlık ortamının korunması ve demokratik çözüm zemininin güçlendirilmesi yönünde önemli adımlar atılmış olsa da, sürecin toplumsal ve siyasal karşılığının yeterince üretilebildiğini söylemek zordur.

2016-2024 yılları arasındaki çatışmalı döneme bakıldığında, Kürt legal siyasetinin toplumsal normalleşmeyi sağlayacak, demokratik siyaseti güçlendirecek ve çatışmasızlığı kalıcılaştıracak bir strateji geliştirmekte yetersiz kaldığı görülmektedir. İmralı görüşme notlarında da bu eksikliğe dair dikkat çekici değerlendirmeler bulunmaktadır.

Bugün de benzer bir tabloyla karşı karşıyayız. İmralı’da büyük zorluklar içinde oluşturulmaya çalışılan barış ve çatışmasızlık zemini, silahların devreden çıkmasıyla birlikte demokratik siyasetin güç kazanacağı yeni bir evreye taşınmak zorundaydı. Bu noktada temel sorumluluk sivil siyasete düşmektedir. Ancak DEM Parti’nin toplumu sürece hazırlama, toplumsal mutabakat oluşturma ve değişim-dönüşüm dinamiklerini örgütleme konusunda beklenen düzeyde bir inisiyatif geliştirdiğini söylemek güçtür.

Parti yöneticileri ve seçilmiş temsilciler, süreci halka anlatmak, toplumsal desteği büyütmek ve yeni dönemin ihtiyaçlarına uygun siyaset üretmek konusunda yeterince görünür olamadı. Siyasetin toplumsallaştırılması gerekirken, dar ve bürokratik siyasi alanlara sıkışılması sürecin toplumsal karşılığını zayıflatmaktadır.

Bunun en somut örneklerinden biri mutlak butlan kararının yarattığı siyasi atmosferdir. Bu kararın yalnızca hukuki değil, aynı zamanda siyasi sonuçlar doğuracağı ve mevcut çözüm arayışlarını olumsuz etkileyebileceği açıktır. Buna rağmen DEM Parti’nin bu gelişmeye ilişkin kapsamlı bir siyasi tutum geliştiremediği ve sürecin geleceğine dair güçlü bir perspektif ortaya koyamadığı görülmektedir.

Oysa böylesi dönemlerde siyaset kurumu yalnızca eleştiren değil, çözüm üreten, yön gösteren ve topluma güven veren bir rol üstlenmelidir. DEM Parti’nin mevcut süreci doğru okuyabilmesi, toplumsal beklentileri dikkate alması ve demokratik çözüm perspektifini güçlendirecek adımlar atması gerekmektedir.

Bu noktada diğer siyasi aktörlerin tutumları da dikkat çekmektedir. CHP’de “Mutkak Butlan” ile boğuşan Özgür Özel’in Kürt sorununun demokratik çözümüne ilişkin düzenlenen konferansa gönderdiği mesaj, yalnızca konuya duyarlılığın değil, aynı zamanda sürecin yakından takip edildiğinin de bir göstergesi olarak değerlendirilebilir. Bir yandan mutlak butlan kararına karşı siyasi mücadele yürütülürken, diğer yandan demokratik çözüm tartışmalarına katkı sunulması, Türkiye gündemine müdahil olan ve yön vermeye çalışan bir siyaset anlayışını pratiğimi yansıtmaktadır.

Bu kapsamda DEM Parti toplumun farklı kesimleriyle daha güçlü bağlar kurmalı, demokratik çözümün toplumsal zeminini genişletmeli ve farklı siyasi aktörlerle diyalog kanallarını yalnızca Meclis’te değil, sahada da geliştirmelidir. Sürecin geleceğine ilişkin tartışmalarda daha aktif rol üstlenmeli, demokratikleşmeyi büyütecek girişimlerin öncüsü Kürt siyaseti olmalıdır.

Aynı şekilde İmralı’nın statüsü, konumu ve umut hakkı gibi başlıklar da demokratik çözüm tartışmalarının önemli gündemleri arasında yer almaya devam etmektedir. Bu konuların demokratik siyaset zemininde tartışılabilmesi ve toplumsal bir karşılık bulabilmesi için siyasal aktörlerin daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerekmektedir.

Tarihsel deneyimler göstermektedir ki, çözüm süreçleri yalnızca görüşmelerle ya da diplomatik temaslarla başarıya ulaşmaz. Kalıcı sonuçlar için güçlü bir toplumsal destek ve etkin bir siyasi irade gereklidir. DEM Parti’nin dar siyasi sınırları aşarak çözümü görünür kılan, süreci toplumsallaştıran, süreci halkın gündeminin öznesi haline getiren, Öcalan’ın statüsünü güçlendiren ve Türkiye’nin demokratik geleceğine dair söz üreten bir çizgi geliştirmesi büyük önem taşımaktadır. Aksi halde mutlak butlan gündeminin hem çözüm sürecini hem de DEM Parti’yi kendi içine çekme ve etkisizleştirme riski giderek büyüyecektir.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.