SON DAKİKA

#Demokrasi

HABER DEĞER - Demokrasi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Demokrasi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Toplumsal Hafızanın Mühürlü Kapısı Ulucanlar Cezaevi Haber

Toplumsal Hafızanın Mühürlü Kapısı Ulucanlar Cezaevi

İlk olarak 1923 yılında askeri depo olarak inşa edilen, ardından 1925’te İçişleri Bakanlığı tarafından "umumi hapishane" statüsüne alınarak dönüştürülen bu mekân, 81 yıllık aktif infaz geçmişiyle sadece bir cezaevi değil; ülkenin yakın siyasi, edebî ve toplumsal hafızasının merkez üssü oldu. Modern standartlara uyum sağlayamadığı ve şehrin merkezinde kaldığı gerekçesiyle 1 Temmuz 2006’da kapısına kilit vurulan yapı, Altındağ Belediyesi’nin yürüttüğü kapsamlı restorasyonun ardından 2011 yılında "Ulucanlar Cezaevi Müzesi" adıyla kapılarını yeniden açtı. Darağaçlarında Kararan Hayatlar: İlk İdamdan 12 Eylül’e Kuruluşundan itibaren pek çok infazın gerçekleştirildiği Ulucanlar, Türk siyasi tarihinin en keskin ve dramatik kararlarının sahnesi oldu. Henüz ilk yıllarında, 1926’da İskilipli Atıf Hoca ve Ali Rıza Hoca’nın yanı sıra İzmir Suikastı davası mahkûmlarının infazlarıyla anılmaya başlayan cezaevi, sonraki on yıllarda da idamların merkezi haline geldi. 27 Mayıs darbesinin ardından Albay Fethi Gürcan ve Talat Aydemir bu cezaevinde idam edildi. 12 Mart 1971 muhtırasının ardından ise Türkiye sol hareketinin sembol isimleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam hükümleri, 6 Mayıs 1972 sabaha karşı Ulucanlar’ın avlusunda infaz edildi. 12 Eylül 1980 askeri darbesiyle birlikte cezaevi, rejiminin en ağır ve acımasız yüzünü yaşadı. Kenan Evren’in liderliğindeki Millî Güvenlik Konseyi döneminde kurulan mahkemeler binlerce kişiyi yargılarken, "bir sağdan, bir soldan" talimatıyla idam edilen sol görüşlü Necdet Adalı ile ülkücü Mustafa Pehlivanoğlu 8 Ekim 1980’de aynı gece burada darağacına gönderildi. Darbe öncesi işlenen bir suçtan yargılanan ve mahkeme kararıyla yaşı büyütülerek idama mahkûm edilen 17 yaşındaki Erdal Eren’in cezası da Yargıtay’ın kararlarına rağmen 13 Aralık 1980’de Ulucanlar’da infaz edildi. Fikri Arıkan, Ali Bülent Orkan da bu karanlık dönemin cezaevindeki diğer idam mahkûmlarıydı. Aydınların, Şairlerin ve Siyasilerin Koğuşu Ulucanlar, sadece idamlarla değil, duvarları arasında yatan Türkiye’nin kültürel ve siyasi elite kadrolarıyla da hafızalara kazındı. Sağ ve sol görüşlü binlerce siyasi mahkûmun yanı sıra ülkenin edebi ve basın hayatına yön veren isimler bir dönem bu soğuk koğuşları doldurdu. Nâzım Hikmet Ran, Necip Fazıl Kısakürek, Kemal Tahir, Ahmed Arif, Hasan Hüseyin Korkmazgil, Fakir Baykurt gibi şair ve yazarlar ile Yılmaz Güney, Cüneyt Arcayürek, Metin Toker, Oral Çalışlar, İpek Çalışlar, Adnan Cemgil, Beyhan Cenkçi ve Metin Peker gibi gazeteci ve aydınlar Ulucanlar’ın mahkûm defterlerinde yer aldı. Ayrıca Bülent Ecevit, Muhsin Yazıcıoğlu, Leyla Zana, Hatip Dicle, Orhan Doğan ve Sırrı Sakık gibi siyasetçiler de bir dönem bu yapının duvarları arasında tutuldu. Bugün Bir Bellek Mekânı Olarak Yaşıyor Ulucanlar Cezaevi Müzesi Sorumlusu Merve Bayıksel, yapının 12 Eylül dönemi başta olmak üzere yakın tarihin en somut vesikası olduğunu belirtiyor. Müzede sergilenen Mustafa Pehlivanoğlu, Fikri Arıkan ve Erdal Eren gibi isimlere ait son mektuplar, kıyafetler ve şahsi eşyalar, o dönemin ağır insan hakları ihlallerini ve mahkûmların verdiği mücadeleyi ziyaretçilere doğrudan aktarıyor. Bugün başkenti ziyaret edenlerin uğrak noktalarından biri olan Ulucanlar, ranzalı koğuşları, tecrit hücreleri ve mahkûmların volta attığı avlularıyla Türkiye’nin demokrasi sınavını ve geçmişin acı hatıralarını canlı tutmaya devam ediyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre: "Anayasal düzen ortadan kaldırıldı" Haber

YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre: "Anayasal düzen ortadan kaldırıldı"

Üsküdar Belediyesi'ndeki seçime sert Ttepki YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasına A Milli Kadın Voleybol Takımı’nın Avrupa şampiyonluğunu kutlayarak ve halk buluşmalarına gösterilen ilgiden bahsederek başlayan Emre, Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın tutuklanmasının ardından yenilenen başkan vekilliği seçimini sert bir dille eleştirdi. Seçimi AK Parti adayı Dündar Ziya Gültekin’in kazanmasını hedef alan Emre, yaşananların milli iradeye darbe olduğunu savundu. "Bir belediye çalınmıştır" Adalet mekanizmalarının sürece müdahil olduğunu ve siyasilere baskı uygulandığını öne süren Emre, "Yani adalet dağıtması gereken adliyeler nasıl olur da bir seçime hile karıştırmak üzere çalışır? Nasıl olur da siyasileri tehdit eder? İşin içinde bakanlık var, valilik var" diyerek tepki gösterdi. Üsküdar'ın bir önceki belediye başkan yardımcısının Adalet Bakan Yardımcısı olduğuna dikkat çeken Emre, meclis üyelerine yönelik tehdit iddialarını dile getirdi: "Aleni bir şekilde bunu söylüyorlar. 'Her türlü baskıyı yiyoruz. Çağırıp diyorlar ki buna oy vereceksin.' Şimdi bunun adı nedir? Bunun adı da hırsızlıktır. Bir belediye çalınmıştır. Halkın iradesi çalınmıştır. Üsküdar halkına, İstanbul halkına saygısızlık yapılmıştır. Milli iradeye darbe yapılmıştır. Elbette sandıkta bunun hesabı sorulur." "Susurluk gibi bir çete istediği gibi at koşturuyor" İktidar kanadından gelen geçmişteki "Güneş Motel" eleştirilerine de yanıt veren Emre, mevcut tablonun çok daha vahim olduğunu ifade ederek şu değerlendirmelerde bulundu: "Bin beteri, bin beteri! Emin olun tıpkı Susurluk gibi bir çeteye işaret etmektedir. Bir yuvalanmış çete, almış istediği gibi at koşturuyor. 'Tutuklarım' diyor, 'malına çökerim' diyor, 'aileni tutuklarım, aileni serbest bırakırım' diyor." Bu çürümeden tüm Türkiye'nin kurtarılması gerektiğinin altını çizen Emre, yaşananların sadece YENİ Parti'nin ya da parti seçmenlerinin değil, tüm Türk siyasetinin ve siyasi partilerin ortak sınavı olduğunu vurguladı. Seçimlerin anlamsızlaştığı bir döneme girildiğine işaret eden Emre, sözlerini şu şekilde tamamladı: "Üsküdar Belediyesi işgal edilmiş durumdadır. Bu tablo çok açık bir şekilde orta yerde durmaktadır. Demokrasi, milli irade hepimize lazım. Cumhuriyeti el birliğiyle korumamız, kollamamız lazım. Bu yapılan, tamamen ülkedeki anayasal düzenin değiştirilmesidir, ortadan kaldırılmasıdır." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

YENİ Parti Genel Başkanı Özel: "CHP sağlıklı bir yapıya ulaştırılmalı" Haber

YENİ Parti Genel Başkanı Özel: "CHP sağlıklı bir yapıya ulaştırılmalı"

"Hukuki skandalın ardından Yargıtay söküğü dikmeli" YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, BirGün gazetesine verdiği röportajda CHP'ye yönelik mutlak butlan sürecini ve kurdukları yeni siyasi hareketi değerlendirdi. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararının tarihte görülmemiş bir hukuk skandalı olduğunu ve Adalet Bakanlığı’ndan dikte ettirildiğini savunan Özel, Yargıtay'ın bu hukuki söküğü dikmesi gerektiğini belirtti. Kararın bozulması yönündeki beklentisinin partiye geri dönme amacını taşımadığını vurgulayan Özel, şu ifadeleri kullandı: "Yargıtay'ın ilgili dairesinin buna 'dur' diyeceğini ümit ediyorum. Bu ümidim CHP'ye dönmeye dair değil. Biz yeni bir yola çıktık ve bu yeni yolda yürüyoruz. Ama CHP gibi bir partinin tüm varlıklarıyla, kurumsallığıyla, logosuyla işgal altında kalmasına, talana uğruyor olmasına ve tüm varlıklarının adeta yağmalanıyor olmasına yüreğim razı gelmiyor. Butlan yönetimi CHP’den uzaklaştırılmalı ve CHP sağlıklı bir yapıya ulaştırılmalı." "YENİ Parti halkın eseridir ve hızla büyüyor" Mutlak butlan kararının ardından yaşanan zorluklara rağmen parti hiyerarşisinin yüzde 97 oranında korunduğunu ifade eden Özel, yurttaşların haklıdan yana tavır koyduğunu belirtti. YENİ Parti'nin halkın teşvikiyle kurulduğunu ve kısa sürede büyük bir ivme yakaladığını söyleyen Özel, üye sayılarına ilişkin şu bilgileri paylaştı: "YENİ Parti’nin üye sayısının 18 günde 600 bini aşması büyük bir başarıdır. Yüz binlerce üyemiz aidat sorumluluğunu eksiksiz yerine getiriyor. Arkadaşlarımıza da söyledim. Ayaklarımızda hiçbir pranga yok. Bu partinin finansörü millet. Bu özgüvenle hareket edeceğiz." Özel, partinin il ve ilçe başkanlıklarından genel başkanlığa kadar tüm süreçlerin üyeler tarafından belirleneceği demokratik bir model benimsediğini, bu yapının Türkiye siyasetinde kalıcı bir kazanıma dönüşeceğini ifade etti. "Muhalefetle muhalefet yarışmayacak" YENİ Parti'nin kapsayıcı bir merkez siyaseti hedeflediğini dile getiren Özel, diğer muhalefet partilerini yok saymadıklarını vurguladı:"Önümüzdeki seçimlerde muhalefetle muhalefetin yarışmayacağını umuyoruz. İlk seçimler, ‘Demokrasi mi yoksa otokrasi mi’ seçimi olacak. YENİ Parti büyümek istiyor. Bu yüzden bütün demokratlara kapısını açık tutuyor. YENİ Parti, kendisinin dışındaki muhalefet partilerini yok ya da hor görmüyor. Muhalefete patronluk etmek gibi bir derdimiz yok." İmamoğlu'nun adaylığı ve hukuki süreçlerine de değinen Özel, kimsenin geride bırakılmadığını belirterek, sokakta, meydanlarda ve mahkemelerde mücadeleye devam ettiklerini kaydetti. İBB'nin yönetimine ilişkin endişelerini de paylaşan Özel, butlan CHP'sinin bazı bölgelerde iktidar partisiyle hareket ettiğine dikkat çekerek benzer bir tablonun İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne de sıçrama riski taşıdığını sözlerine ekledi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

YENİ Parti Genel Başkanı Özel partisinin bütçesini açıkladı: "539 milyon liralık bütçemiz oluştu" Haber

YENİ Parti Genel Başkanı Özel partisinin bütçesini açıkladı: "539 milyon liralık bütçemiz oluştu"

"Genel Merkezimizde ilk toplantımızı gerçekleştiriyoruz" YENİ Parti Genel Merkezi, Genel Başkan Özgür Özel’in başkanlığında gerçekleştirilen Parti Meclisi (PM) toplantısıyla resmi olarak faaliyete başladı. Saat 15.00 itibarıyla başlayan toplantıda konuşan Özel, partinin kuruluş sürecine, hedeflerine ve güncel siyasi gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasının başında Girne açıklarında meydana gelen gemi kazasına değinen Özel, arama kurtarma çalışmalarını yakından takip ettiklerini belirterek şu ifadeleri kullandı: "Girne'deki yolcu gemisi kazasından hemen sonra Grup Başkanvekilimiz Ali Mahir Başarır başkanlığında altı kişilik bir heyeti adada görevlendirdik. Emekli Tümamiral Yankı Bağcıoğlu ilk dakikadan itibaren arama kurtarma çalışmaları ile ilgili teknik yönden ilgililerle görüşerek kendi tecrübesiyle bizi en doğru şekilde bilgilendirmeye çalışıyor... Adetimiz değil, cenazeler kalkmadan olayın kendine yönelik bir şey söylemeyeceğiz. Ümit ediyoruz kayıplarımıza sağlıklarıyla birlikte ulaşırız ama ortaya çıkan vefatlar ve vefat ihtimali hepimizi çok derinden üzdü ama çok daha büyük bir facianın hemen kıyısından dönüldüğü ilk verilerden anlaşılıyor. Bu konuyla ilgili cenazeler kalktıktan sonra meselenin tüm yönleriyle araştırılması ve sorumlularının kanun önünde ve millet önünde bunun hesabını vermeleri gerekiyor." "Bizi buraya milletin inancı, mücadelesi ve umudu getirdi" Partinin kuruluş sürecine vurgu yapan Özgür Özel, herhangi bir siyasi mühendislik veya kapalı kapılar ardındaki hesaplarla yola çıkmadıklarını ifade etti. Vatandaşların uzun süredir siyasetten yorulduğunu ve değişim istediğini belirten Özel, süreci şu sözlerle özetledi: "Biz buraya kolay gelmedik. Biz buraya bir siyasi mühendislikle ya da masa başında kendi çizdiğimiz bir yol haritasıyla ya da kapalı kapılar ardında yapılan hesaplarla gelmedik. Biz buraya kendi kararımızla da gelmedik. Bizi buraya millet getirdi. Bizi buraya milletin inancı, mücadelesi ve umudu getirdi... Halkımız uzun zamandır siyasetten yoruldu. Bitmeyen kısır kavgalardan, çatışmalardan, aynı yüzlerden, aynı yönetimlerden, aynı anlayıştan zaten bıkmıştı. Bunun değişmesini istiyordu." Yaşanan hukuki ve siyasi süreçlerin bardağı taşıran son damla olduğunu belirten Özel, 19 Mart darbesi ve muhalefete yönelik operasyonların ardından Anadolu ve Trakya'yı gezerek vatandaşlara istikamet sorduklarını ve YENİ Parti'nin adını bizzat milletin koyduğunu söyledi. "539 milyon liralık bütçemiz oluştu" Partinin finansman yapısına ve üye sayılarına ilişkin dikkat çeken rakamlar paylaşan Özgür Özel, şunları kaydetti: "YENİ Parti'nin her bir kuruşu 152 bin bağışçımızın kendi gönülleriyle üye kayıtları açılmadan önce yaptıkları yasal sınırlar içinde adı belli, soyadı belli, TC'si belli, telefonu belli gerçek kişilerden oluşan 152 bin bağışçımızın ve ardından bugün geldiğimiz noktada partiye kaydolan üyelerimizin giriş aidatlarıyla ve aylık ödemeyi taahhüt ettikleri aidatların ilk taksitleriyle oluştu ve kadar bağışçılarımızdan ve kayıt olan üyelerimizin ilk aidatlarıyla birlikte 539 milyon liralık bütçemiz oluştu. Bu tarihte görülmemiş bir teveccühtür... Online üyelik kampanyamız 13 Ağustos'ta başladı. 18'inci günündeyiz. 18 günde partimize üye olan vatandaşlarımızın sayısı 600 bini aşmış durumdadır. Bunlardan 400 binden fazlası online üyelik." Özel, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin kuruluşundan bir yıl sonra 400 bin üye kaydedebildiğini, YENİ Parti'nin ise 18 günde bunun bir buçuk katı olan 600 bin üyeye ulaşmasının tarihi bir başarı olduğunu vurguladı. "Siyaset yapış biçimini değiştiriyoruz" Türkiye'de partilerin siyaset yapış biçimini kökten değiştireceklerini belirten Özgür Özel, yeni nesil siyaset iddiasının bir vaatten ibaret olmadığını ifade ederek sözlerini şöyle tamamladı: "Eski siyasetin eski örgütlenme biçimini yeniliyoruz. Çünkü ülkeye demokrasi vadetmenin ön şartı önce onu kendi evinizde kurmanızdır... Siyasi partileri içine kapatan bazen parti içi iktidar hedefi ile partiyi gerçek iktidar hedefinden uzaklaştıran delege sistemine dayalı eski nesil örgütlenme modelini terk ediyoruz. Artık delegelik Siyasi Partiler Kanunu'nun gereğini yerine getirmek için teknik bir görev olacak. YENİ Parti'de ilçe başkanını, il başkanını, genel başkanı doğrudan üyelerimiz seçecek. YENİ Parti her üyeye bir oy, her oya da eşit söz hakkı verecek. Biz Türkiye'ye başka bir siyasetin mümkün olduğunu gösteriyoruz. Artık siyasette YENİ Parti'den sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

MUTLAK BUTLAN – YÜZLEŞME: CHP’de yaşanan kritik sürecin perde arkası Haber

MUTLAK BUTLAN – YÜZLEŞME: CHP’de yaşanan kritik sürecin perde arkası

Bülent Gürsoy’un “Mutlak Butlan – Yüzleşme” kitabı, Türkiye siyasetinde uzun süre tartışılan CHP’nin 38. Olağan Kurultayı ve ardından ortaya çıkan “mutlak butlan” sürecini merkezine alıyor. Ancak kitap, meseleyi yalnızca bir mahkeme kararının hukuki sonuçları üzerinden okumuyor. Gürsoy’un asıl meselesi, CHP’de yaşanan iktidar değişiminin nasıl bir siyasi, hukuki ve iletişim krizine dönüştüğünü sorgulamak. Bu yönüyle kitap aslında bir siyasi hesaplaşmanın anatomisini çıkarmaya çalışıyor. 2023 seçimleri öncesinden başlayan anlatı, 38. Kurultay’a ve sonrasında yaşanan gelişmelere kadar uzanıyor. Okur önce kronolojik bir akışla karşılaşıyor; ardından olayların özeti ve sürecin temel başlıkları ayrıntılandırılıyor. Böylece Gürsoy, “mutlak butlan” tartışmasını ortaya çıktığı günlerden koparıp tek başına değerlendirmek yerine, onu doğuran siyasi sürece geri dönüyor. Kitabın en dikkat çekici taraflarından biri de burada ortaya çıkıyor: Gürsoy için mesele yalnızca “Mahkeme neden böyle bir karar verdi?” sorusu değil. Yazar; bu noktaya nasıl gelindiğini, siyasi sorumluluğun kimlerde olduğunu, kamuoyunun nasıl yönlendirildiğini ve parti içerisindeki güç mücadelesinin hangi söylemler üzerinden yürütüldüğünü tartışmaya açıyor. Kendi tanıtımında da “mutlak butlan” etrafında algılar ve propagandalar üretildiğini, hatta kavram üzerinden siyasi linçler yaşandığını savunuyor. Dolayısıyla “Yüzleşme” kelimesi kitabın başlığında tesadüfen bulunmuyor. Kitap bir taraftan hukukla yüzleşmeyi, diğer taraftan CHP'nin kendi yakın siyasi geçmişiyle hesaplaşmasını öneriyor. Kılıçdaroğlu dönemi, Özgür Özel’e uzanan yönetim değişimi, kurultayın yarattığı kırılma ve sonrasında oluşan siyasi cepheleşme aynı hikâyenin parçaları olarak ele alınıyor. Gürsoy'un yaklaşımının nötr bir siyasi tarih anlatısından ziyade belirgin bir tez ortaya koyan, tartışmaya taraf olan bir çalışma olduğunu söylemek daha doğru. Nitekim yazar, sorumluluğun kimlerde olduğu konusunda kendi değerlendirmesini açık biçimde ortaya koyuyor. Bu da kitabı ilginç hale getiren noktalardan biri. Çünkü “Mutlak Butlan – Yüzleşme” yalnızca ne olduğunu anlatmak istemiyor; yaşananların nasıl anlatıldığını da sorguluyor. Bu nedenle hukuk ve demokrasi tartışmasının yanına siyasal iletişim, kriz yönetimi ve medya analizi ekleniyor. Başka bir ifadeyle kitap, mahkeme salonuyla parti genel merkezi arasındaki ilişki kadar, televizyon ekranlarında, gazetelerde ve sosyal medyada kurulan siyasi gerçeklikle de ilgileniyor. Kitabın finalindeki Kemal Kılıçdaroğlu söyleşisi ise çalışmanın siyasi ağırlığını artıran bölümlerden biri. Çünkü bütün kitap boyunca tartışılan sürecin merkezindeki isimlerden biri, sonunda doğrudan kendi değerlendirmeleriyle okurun karşısına çıkıyor. Bülent Gürsoy kimdir? 1966 yılında Ünye’de doğan Bülent Gürsoy, 1988’de ODTÜ Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldu. Özel sektörde şantiye şefliği, müşavirlik ve danışmanlık görevlerinde bulunan Gürsoy, kendi şirketiyle inşaat sektöründe de faaliyet gösterdi. 1997-2005 yılları arasında Tepe Grubu şirketlerinde bütçe-planlama ve iş geliştirme alanlarında yöneticilik yaptı; ayrıca grubun CEO danışmanlığı görevini üstlendi. Proje yönetimi, planlama, reorganizasyon ve kalite güvence sistemleri üzerine çalışmalar gerçekleştirdi. Kendi internet sitesinde kendisini “politikacı & yazar” olarak tanımlayan Gürsoy, bugün danışmanlık faaliyetlerinin yanı sıra siyasi çalışmalarını ve yazılarını sürdürüyor. Özellikle siyaset, CHP, siyasal iletişim ve güncel politik gelişmeler üzerine değerlendirmeleriyle biliniyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Özel’den Öcalan’ın mesajına yanıt: “Demokrasinin yolunu Silivri’den değil, İmralı’dan geçer" Haber

Özel’den Öcalan’ın mesajına yanıt: “Demokrasinin yolunu Silivri’den değil, İmralı’dan geçer"

'Terörsüz Türkiye' süreci kapsamında Çerçeve Yasa'nın Meclis'te kabul edilmesiyle birlikte siyaset kulisleri hareketlenirken, DEM Parti heyetinin İmralı'ya gerçekleştirdiği ziyarete ilişkin detaylar kamuoyuna yansıdı. Görüşme notlarında yer alan bilgilere göre Abdullah Öcalan, YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel’e özel bir selam göndererek "Hukuk ve demokrasi kanalını açmak herkes için, hele sizin için son şanstır demelisiniz. Demokrasinin yolu Silivri’den değil, İmralı’dan geçer" ifadelerini kullandı. Öcalan ayrıca, Meclis İzleme Kurulu'nda YENİ Parti'den bir yetkilinin bulunmasını istedikini ve bu kurulu özellikle YENİ Parti için dayattığını belirtti. “Meseleyi radarıma almadım” Öcalan’ın kendisine selam gönderdiği ve yol haritası çizdiği iddialarına ilişkin ilk kez konuşan Özgür Özel, İmralı heyeti ve hükümet cephesinden kendilerine hiçbir bilgilendirme yapılmadığını vurguladı. Özel, "DEM Parti'nin İmralı heyeti daha önce partileri ziyaret ediyordu, bu sefer 1 Ağustos görüşmesi sonrası birkaç partiyi ziyaret etti. Bizden bir randevu istemediler ve bana böyle bir şeyden bahsetmediler. O yüzden meseleyi radarıma almadım" dedi. “Demokrasinin yolunu TBMM’den geçiririm” Demokrasi mücadelesinin cezaevi adresli olamayacağının altını çizen Özel, İmralı'dan gelen mesaja karşı duruşunu şu sözlerle netleştirdi: "Genel olarak ben demokrasinin yolunu cezaevlerinden, şehirlerden değil; TBMM’den geçiririm. Şu cezaevinden geçmez, buradan geçer değil; eğer demokratik bir cumhuriyet olacaksak Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden, sandıktan geçer." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.