SON DAKİKA

#Anlaşma

HABER DEĞER - Anlaşma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Anlaşma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Trump: İran’ın önerdiği anlaşma kabul edebileceğim türden değil! Haber

Trump: İran’ın önerdiği anlaşma kabul edebileceğim türden değil!

Donald Trump, Orta Doğu’da devam eden çatışmalarla ilgili yeni bir açıklama yaptı. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik 28 Şubat’ta başlattığı saldırıların ardından bölgede gerilim sürerken Trump, İran’ın bir anlaşma yapmak istediğini ancak önerilen şartların kabul edilebilir olmadığını belirtti. “İran anlaşma yapmak istiyor” Trump açıklamasını kendi sosyal medya platformu olan Truth Social üzerinden paylaştı. ABD medyasını da eleştiren Trump, Amerikan ordusunun İran karşısında başarılı olduğunu savundu. Trump mesajında şu ifadeleri kullandı: “Yalan haber medyası, ABD ordusunun tamamen yenilgiye uğrayan ve bir anlaşma yapmak isteyen İran karşısında ne kadar başarılı olduğunu haber yapmaktan nefret ediyor.” “Bu benim kabul edeceğim türden bir anlaşma değil” Trump, İran’ın sunduğunu iddia ettiği anlaşma teklifine ilişkin ise net bir tavır ortaya koydu. ABD Başkanı, İran’ın teklif ettiği anlaşmanın kabul edilebilir olmadığını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “İran bir anlaşma yapmak istiyor. Ancak bu, benim kabul edeceğim türden bir anlaşma değil.” Orta Doğu’da gerilim sürüyor ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan çatışma süreci bölgede tansiyonu yükseltirken İran da misilleme saldırılarıyla karşılık veriyor. Son haftalarda karşılıklı füze saldırıları ve askeri hamleler Orta Doğu’daki güvenlik dengelerini yeniden gündeme getirdi. Trump yönetimi ise İran’a yönelik askeri ve diplomatik baskının süreceğini ifade ediyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Trump’tan İran mesajı: Anlaşma olmazsa kötü bir gün olacak Haber

Trump’tan İran mesajı: Anlaşma olmazsa kötü bir gün olacak

ABD Başkanı Donald Trump, İran’la yürütülen gerilime ilişkin yaptığı açıklamada diplomatik çözümü tercih ettiğini ancak anlaşma sağlanamaması halinde İran ve halkı için “kötü bir gün” yaşanabileceğini ifade etti. Trump, İran politikası konusunda son kararın kendisine ait olduğunu vurguladı. Trump, Genelkurmay Başkanı hakkındaki iddiaları yalanladı Trump, sanal medya hesabından yaptığı paylaşımda ABD Genelkurmay Başkanı Dan Caine’in İran’la savaşa karşı olduğu yönündeki haberleri “yalan” olarak nitelendirdi. Söz konusu iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirten Trump, Caine’in olası bir askeri kararda ordunun başında görevini yerine getireceğini söyledi. “Kararı ben veririm” mesajı İran’a yönelik olası askeri adım konusunda nihai kararın başkanlık makamında olduğunu dile getiren Trump, bir saldırı kararı alınması halinde bunun uygulanacağını ifade etti. Trump, Caine’in savaş görmek istemediğini ancak askeri bir karar alınırsa ordunun bunu yönetebileceğini düşündüğünü aktardı. Diplomasi vurgusu, askeri seçenek uyarısı Trump açıklamasında diplomasiye öncelik verdiğini belirterek, İran’la anlaşma sağlanmasının tercih edilen yol olduğunu söyledi. Ancak anlaşma olmaması halinde İran ve halkı açısından ağır sonuçlar doğabileceği uyarısında bulundu. Gerilim yeniden gündemde Trump’ın açıklamaları, Washington ile Tahran arasındaki nükleer program ve bölgesel güvenlik başlıklarında süren gerilimin yeniden yükseldiği bir dönemde geldi. ABD yönetiminin hem diplomatik temasları hem de askeri seçenekleri birlikte değerlendirdiği yorumları yapılıyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Yapay zekâda sansür tartışması: Çinli sohbet botları siyasi soruları neden yanıtlamıyor? Haber

Yapay zekâda sansür tartışması: Çinli sohbet botları siyasi soruları neden yanıtlamıyor?

Uluslararası bir araştırma, Çin’de geliştirilen yapay zekâ sohbet botlarının siyasi konularda farklı davrandığını ortaya çıkardı. Çalışmaya göre bu modeller, devlet politikaları, Tayvan’ın statüsü ve etnik azınlıklar gibi hassas başlıklarda soruları yanıtsız bırakabiliyor ya da sınırlı içerik sunuyor. Çalışma Çinli ve küresel modelleri karşılaştırdı PNAS Nexus dergisinde yayımlanan araştırma, Çin’in önde gelen yapay zekâ sohbet botlarının 100’den fazla politik soruya verdiği yanıtları Çin dışında geliştirilen modellerle karşılaştırdı. Araştırmacılar, sorunun reddedilmesi, konunun geçiştirilmesi veya hatalı bilgi verilmesini olası sansür göstergesi olarak değerlendirdi. Sonuçlara göre Tayvan, demokrasi yanlısı aktivistler ve etnik azınlıklar gibi başlıklarda Çinli modellerin daha sık yanıt vermekten kaçındığı tespit edildi. Yanıtlar daha kısa ve eksik olabiliyor Araştırma, Çinli modeller yanıt verdiğinde ise çoğu zaman sorunun çerçevesini tartıştığını, kritik bilgileri dışarıda bıraktığını ve daha kısa yanıtlar ürettiğini ortaya koydu. Hata oranlarının bazı modellerde Çin dışındaki sistemlere kıyasla daha yüksek olduğu belirtilirken, özellikle bazı sohbet botlarında bu oranın dikkat çekici biçimde arttığı aktarıldı. Düzenlemeler yapay zekâ çıktısını etkileyebilir Uzmanlar, Çin’de yürürlüğe giren yapay zekâ düzenlemelerinin şirketlere “temel sosyalist değerleri” gözetme yükümlülüğü getirdiğini hatırlatıyor. Bu çerçevede yapay zekâ sistemlerinin ulusal egemenliği zayıflatacak veya devlet sistemini eleştirecek içerik üretmesinin sınırlandırıldığı ifade ediliyor. Araştırmacılara göre bu düzenlemeler, Çin merkezli büyük dil modellerinin verdiği yanıtları doğrudan etkileyebilecek bir çerçeve oluşturuyor. Sansürün etkisi görünmez olabilir Çalışma, sohbet botlarının çoğu zaman doğrudan reddetmek yerine özür dileyerek ya da genel ifadeler kullanarak yanıt vermesinin, kullanıcıların sansürün farkına varmasını zorlaştırabileceğine dikkat çekti. Bu durumun bilgiye erişimi, algıları ve karar alma süreçlerini “sessiz biçimde şekillendirebileceği” uyarısı yapıldı. Bununla birlikte araştırmacılar, tüm farklılıkların yalnızca devlet baskısıyla açıklanamayacağını; veri seti, kültürel bağlam ve dil farklılıklarının da sonuçları etkileyebileceğini belirtti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

ABD’den İran hamlesi: Orta Doğu’ya 2003’ten bu yana en büyük hava gücü Haber

ABD’den İran hamlesi: Orta Doğu’ya 2003’ten bu yana en büyük hava gücü

Amerikan basınına yansıyan haberlere göre ABD, Orta Doğu’daki askeri varlığını son yılların en büyük hava gücü sevkiyatıyla güçlendirdi. ABD’li yetkililer ve eski askerî kaynaklara dayandırılan değerlendirmelerde, söz konusu konuşlandırmanın İran’a karşı olası bir saldırı ihtimaline hazırlık niteliği taşıdığı öne sürüldü. Bölgede hava ve deniz unsurları genişletildi Haberlere göre ABD, Ürdün ve Suudi Arabistan’daki üsler başta olmak üzere bölgeye F-35, F-15 ve F-16 savaş uçakları ile erken uyarı ve iletişim uçakları konuşlandırdı. Aynı süreçte Doğu Akdeniz ve Orta Doğu’da ABD donanmasına ait çok sayıda geminin görev yaptığı, ikinci bir uçak gemisinin de bölgeye doğru ilerlediği belirtildi. Bu askeri yığınakla Washington yönetiminin, İran’a yönelik kısa süreli bir saldırıdan ziyade haftalar sürebilecek yoğun bir hava harekâtı seçeneğini değerlendirdiği ifade ediliyor. Askeri seçenekler nükleer ve füze tesislerini hedef alabilir Yetkililere sunulan brifinglerde, olası operasyon planlarının İran’ın nükleer programı, balistik füze altyapısı ve bölgesel askeri ağlarını hedef almayı amaçladığı aktarıldı. Bazı seçenekler arasında İranlı siyasi ve askeri liderliğe yönelik hedefli saldırıların da yer aldığı iddia edildi. Buna karşılık İran’ın en önemli caydırıcı gücünün füze kapasitesi olduğu ve Hürmüz Boğazı’nı kapatma ihtimalinin de senaryolar arasında değerlendirildiği belirtiliyor. Diplomasi ile askeri hazırlık aynı anda yürütülüyor ABD yönetimi, kamuoyuna yaptığı açıklamalarda diplomatik çözümün öncelik olduğunu vurgularken askeri hazırlıkların sürdüğünü dile getirdi. Washington’un, İran’ın nükleer faaliyetlerini sınırlandıracak kapsamlı bir anlaşma istediği, Tahran’ın ise özellikle balistik füze programına yönelik taleplere mesafeli yaklaştığı ifade ediliyor. Uzmanlara göre tarafların müzakere sürecini sürdürmesi olası bir askeri krizi geciktirebilir ancak gerilimin tamamen ortadan kalktığına dair güçlü bir işaret bulunmuyor. Operasyonun kapsamı ve sonuçları belirsiz Analistler, bölgede geniş hava gücü konuşlandırılmasına rağmen 1991 ve 2003’teki harekâtlardan farklı olarak kara kuvveti desteğinin sınırlı olabileceğine dikkat çekiyor. Bazı müttefik ülkelerin hava sahası konusunda temkinli davranmasının da operasyonun kapsamını etkileyebileceği belirtiliyor. Bu nedenle birçok eski askeri yetkili, belirsizlikler göz önüne alındığında diplomatik bir anlaşmanın askeri seçenekten daha olası ve tercih edilebilir olduğunu değerlendiriyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Türkiye’den AB’ye ilk askeri gemi ihracatı: Tarihi projede sac kesimi yapıldı Haber

Türkiye’den AB’ye ilk askeri gemi ihracatı: Tarihi projede sac kesimi yapıldı

Türkiye, savunma sanayii tarihinde bir ilke daha imza attı. NATO ve Avrupa Birliği üyesi Portekiz için inşa edilecek iki askeri geminin çelik kesim töreni İstanbul’da gerçekleştirildi. Ada Tersanesi’nde düzenlenen tören, Türkiye’nin Avrupa’ya yönelik ilk askeri gemi ihracatı olması nedeniyle uluslararası dikkat çekti. Görgün: “Barışa Hizmet Edecek Stratejik Bir Platform İnşa Ediyoruz” Törende konuşan Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, projenin iki ülke ilişkileri için yeni bir stratejik dönemi başlattığını belirtti. Görgün, “Bu çelik kesim töreniyle, hem barış zamanında insanlığa hizmet edecek hem de gerektiğinde caydırıcılık sağlayacak önemli bir deniz platformunun temelini atıyoruz.” dedi. Türkiye ile Portekiz arasındaki anlaşma, 17 Aralık 2024’te Lizbon’da imzalanmış ve iki adet Yardımcı Petrolcü ve Lojistik Destek Gemisi inşasını kapsamıştı. 14 Bin Deniz Millik Menzil: Transatlantik Görev Kapasitesi Görgün, geliştirilen gemilerin 14 knot ekonomik hızla 14.000 deniz miline ulaşabildiğini belirterek, “Bu menzil, gemilerin okyanus ötesi görevleri dahi rahatlıkla icra edebileceği anlamına geliyor.” ifadelerini kullandı. Gemiler; denizde yakıt ikmali, lojistik destek, amfibi harekât, tıbbi destek, arama-kurtarma ve insani yardım görevleri için tasarlandı. Gelişmiş komuta-kontrol sistemleri, sensör paketi ve silah donanımıyla platformların NATO görevlerinde kritik roller üstleneceği bildirildi. “Avrupa’dan Gelen Güvenin Göstergesi”: Türk Deniz Mühendisliğinde Yeni Aşama Projede ana yüklenici STM olurken yaklaşık 30 Türk şirketi üretim sürecinde görev alıyor. Görgün, Türkiye’nin MİLGEM, TCG Anadolu, TF-2000 ve MİLDEN gibi projelerle dünya standartlarında denizcilik teknolojisi geliştirdiğini hatırlattı. Portekiz’in Türkiye’yi tercih etmesi, hem Avrupa’nın savunma tedarikinde Türkiye’ye duyduğu güvenin arttığını hem de Türk gemi mühendisliğinin yeni bir seviyeye ulaştığını gösteriyor. Görgün, “Bu proje sadece bir mühendislik işbirliği değil, aynı zamanda iki ülke arasında uzun soluklu bir stratejik dostluğun başlangıcıdır.” ifadelerini kullandı. Portekiz Donanması: “Yeni Bir Güven Dönemi Başlıyor” Portekiz Donanması Gemi Programı Direktörü Joao Marques da Costa, İstanbul’daki töreni iki ülke ilişkilerinde “yeni bir güven bölümü” olarak nitelendirdi. Da Costa, inşa edilen gemilerin Portekiz’in hem ulusal operasyonlarında hem NATO görevlerinde kritik lojistik destek sağlayacağını ifade etti. Teslimatlar 36 ve 44 Ayda Tamamlanacak STM Genel Müdürü Özgür Gümeryüz, projede tasarım sürecinin tamamlandığını ve inşa faaliyetlerinin takvime uygun ilerlediğini açıkladı. “İlk gemiyi 36 ayda, ikinci gemiyi ise 44 ayda teslim etmeyi planlıyoruz. Bu platformların Portekiz Donanması’nın bölgesel ve müttefik operasyonlarına önemli katkılar sunacağına inanıyoruz.” dedi.

Google ile İsrail arasında 45 milyon dolarlık propaganda anlaşması iddiası! Haber

Google ile İsrail arasında 45 milyon dolarlık propaganda anlaşması iddiası!

Google’dan 45 milyon dolarlık anlaşma iddiası Dünyanın en büyük arama motoru Google, İsrail hükümetiyle yaptığı öne sürülen 45 milyon dolarlık anlaşmayla gündemde. ABD merkezli Drop Site News’un iddiasına göre, şirket, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun ofisiyle işbirliği yaparak Gazze’deki insani krizi küçümseyen ve İsrail’in resmi söylemlerini destekleyen bir propaganda kampanyasına katıldı. Google, Netanyahu’nun stratejisinde kilit rol mü oynadı? Habere göre, Haziran 2025’te imzalanan anlaşma, Google’ı Netanyahu’nun halkla ilişkiler stratejisinin “kilit bir unsuru” haline getirdi. Bu sözleşme, İsrail’in 2 Mart 2025’te Gazze’ye gıda, ilaç, yakıt ve insani yardımı engellemesinin ardından başlatılan bir kampanyanın parçası olarak tanımlanıyor. Kampanya, İsrail Reklam Bürosu (Lapam) tarafından yönetildi ve Gazze’deki açlık krizini yalanlayan mesajları yaymayı amaçladı. YouTube ve Google platformları propaganda için kullanıldı mı? İddialara göre, propaganda içerikleri YouTube ve Google’ın Display & Video 360 platformu üzerinden yayıldı. Hükümet belgelerinde bu çalışmalar doğrudan “hasbara” (propaganda) olarak adlandırıldı. Özellikle İsrail Dışişleri Bakanlığı’nın “Gazze’de yemek var, diğer tüm iddialar yalan” mesajını taşıyan bir video, sponsorlu paylaşımlarla 6 milyondan fazla izlenme aldı. BM’den Google’a sert suçlama Birleşmiş Milletler (BM) Özel Raportörü Francesca Albanese, Haziran 2025’te yayımladığı raporda Google’ı, “Gazze’deki soykırımdan kâr elde etmekle” suçladı. Buna yanıt olarak, Google’ın kurucu ortağı Sergey Brin, şirketin iç forumunda BM’yi “İsrail ve Yahudi karşıtı bir kurum” olarak tanımladı. Bu açıklamalar, Google’ın İsrail ile ilişkilerini daha da tartışmalı hale getirdi. İsrail’in diğer sosyal medya hamleleri İddialar yalnızca Google ile sınırlı kalmadı. İsrail hükümetinin propaganda faaliyetleri için X platformuna 3 milyon dolar, Outbrain/Teads’e 2,1 milyon dolar reklam yatırımı yaptığı öne sürüldü. Bu bütçeler, uluslararası alanda yükselen eleştirileri bastırmak ve İsrail’in resmi söylemini yaymak için kullanıldı. Gazze’de “İnsan yapımı kıtlık” BM ve uluslararası yardım kuruluşları, 2 Mart 2025’ten itibaren uygulanan sıkı ablukanın Gazze’yi “insan yapımı kıtlık” durumuna sürüklediğini bildiriyor. Gazze Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre Ağustos 2025’te 185 kişi — aralarında 12 çocuk da var — açlık nedeniyle hayatını kaybetti. Ayrıca 98 binden fazla kadın ve çocuk, ciddi yetersiz beslenme sorunuyla karşı karşıya. Google’ın rolü küresel tartışma yarattı Google’ın İsrail hükümetiyle yaptığı iddia edilen 45 milyon dolarlık anlaşma, teknoloji devinin etik sorumlulukları ve tarafsızlık ilkeleri üzerine büyük bir tartışma başlattı. Gazze’deki insani krizi örtbas etmeye yönelik olduğu öne sürülen bu kampanyalar, uluslararası kamuoyunda yankı bulurken, Google’ın rolü daha da sorgulanacak gibi görünüyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.