SON DAKİKA

#Avrupa

HABER DEĞER - Avrupa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Avrupa haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Avrupa'da Faşizm Hortladı: Almanya'da Aşırı Sağcı AfD Başa Geçti Haber

Avrupa'da Faşizm Hortladı: Almanya'da Aşırı Sağcı AfD Başa Geçti

Göçmen karşıtı ve aşırı sağcı politikalarıyla bilinen Almanya için Alternatif (AfD) partisi, sandıktan yüzde 43,8 gibi rekor bir oy oranıyla birinci parti olarak çıktı. 2021 yılında yapılan seçimlerde oyların yüzde 20,8'ini alan parti, aradan geçen sürede oy oranını iki kattan fazla artırarak Alman siyasetinin merkezine yerleşti. Bu sonuç, kıta genelinde faşizmin ve aşırı sağcı ideolojilerin yeniden hortladığı yönündeki kaygıları en üst seviyeye taşıdı Sandıkta Rekor Katılım ve AfD'nin Yükselişi Eyalet genelinde seçime katılım yüzde 77 gibi yüksek bir oranla gerçekleşirken, 83 sandalyeli eyalet meclisinde AfD 39 milletvekilliği elde etti. Tek başına iktidar için gerekli olan 42 salt çoğunluk sınırını kıl payı kaçıran parti, Magdeburg’deki seçim kutlamalarında büyük bir coşkuyla karşılandı. Partinin 35 yaşındaki liste başı adayı ve sosyal medyada öne çıkan ismi Ulrich Siegmund, sonuçların kesinleşmesinin ardından yaptığı konuşmada, "Bu ülkede tarih yazdık. Halk nihayet siyasi değişim istediğini ve bunu bizimle yapmayı arzuladığını açıkça gösterdi" diyerek bu zaferi 2029 yılındaki federal seçimlerde ulusal iktidara uzanacak yürüyüşün ilk adımı olarak tanımladı. AfD Eş Başkanı Alice Weidel da sonucu "sansasyonel" ve "tarihi bir dönüm noktası" olarak nitelendirdi. CDU'da Ağır Hezimet ve Berlin'e "Güven Oyu" Darbesi Seçim tablosu, başkent Berlin'de ve özellikle Başbakan Friedrich Merz liderliğindeki Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) cephesinde şok etkisi yarattı. Uzun yıllardır koalisyon ortaklıklarıyla eyaleti yöneten CDU, büyük bir çöküş yaşayarak oyların yalnızca yüzde 17,2’sini alabildi. 2021 seçimlerine kıyasla oyunun neredeyse yarısını kaybeden CDU’da, yaklaşık 83 bin seçmenin tercihini AfD’den yana kullandığı tespit edildi. Siyasi analistler ve Alman Ekonomik Araştırmalar Enstitüsü (DIW) yetkilileri, bu tarihi hezimeti yalnızca yerel bir başarısızlık olarak değil, federal hükümetin ekonomik durgunluk ve reform politikalarına yönelik ağır bir güven oylaması ve sert bir uyarı olarak değerlendiriyor. Hükümet Kurma Belirsizliği AfD her ne kadar sandıktan birinci çıksa da, tek başına mutlak çoğunluğa sahip olmaması ve diğer tüm ana akım siyasi partilerin AfD ile koalisyon yapmayı reddetmesi eyalette derin bir yönetim krizini beraberinde getiriyor. Geleneksel partilerin uyguladığı ve aşırı sağcı yapılarla iş birliğini yasaklayan "güvenlik duvarı" (Brandmauer) politikası, sol popülist Sahra Wagenknecht İttifakı'nın (BSW) yüzde 5,3 oy alarak meclise girmesiyle yeni bir tartışma alanına açıldı. BSW kanadından gelen "AfD'yi tamamen dışlamak antidemokratiktir" yönündeki mesajlar koalisyon senaryolarını bulandırırken, tarafların uzlaşamaması durumunda eyaletin yeniden seçime gitme ihtimali masada duruyor. Göç Karşıtlığı Endişe Verici Boyutta AfD’nin Saksonya-Anhalt’taki bu devasa sıçramasının arkasında, eyaletteki mevcut hükümetin ekonomi, yaşam pahalılığı ve kamu hizmetlerindeki yetersizliklerinden duyulan derin memnuniyetsizlik yatıyor. Ulrich Siegmund’un "Güzel, eski, güvenli Almanyamı geri istiyorum" sloganıyla yürüttüğü kampanya, halkın yabancı nüfusa, kontrolsüz göçe ve ekonomik durgunluğa olan tepkisini doğrudan sandığa yansıttı. Partinin seçim programında; Alman ulusal kimliğinin korunması, Alman tarihi derslerinin millî değerler ışığında yeniden şekillendirilmesi, çalışmayan veya entegre olmayan göçmenleri hedef alan bir "sınır dışı görev gücü" kurma vaadi, Ukrayna'ya askerî ve malî desteğin kesilmesi ile Euro Bölgesi'nden ayrılma gibi radikal hedefler yer alıyor. Avrupa Genelinde Alarm Zilleri Çalıyor Almanya'nın Doğu eyaletlerinden birinde aşırı sağcı bir siyasi hareketin iktidarın eşiğine gelmesi, komşu ülkelerde de büyük bir rahatsızlık yarattı. Fransa Maliye Bakanı Roland Lescure ile Polonya Dışişleri Bakanı Radoslaw Sikorski, sandıktan çıkan neticeyi kıta genelinde tırmanan popülist dalgaya karşı son derece kaygı verici bir işaret olarak değerlendirdi. Uzmanlar, Almanya'daki bu kırılmanın izole bir olay olmadığını, Fransa'dan İtalya'ya kadar tüm Avrupa'da benzer faşizan eğilimleri cesaretlendireceğini ve kıta demokrasisini tarihin en çetin sınavlarından biriyle baş başa bıraktığını vurguluyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Aleviliğin son yüzyılına çok katmanlı bakış: Yalçın Çakmak’tan kapsamlı bir derleme Haber

Aleviliğin son yüzyılına çok katmanlı bakış: Yalçın Çakmak’tan kapsamlı bir derleme

Yalçın Çakmak’ın derlediği “Aleviliğin Son Yüzyılı”, Osmanlı’dan günümüz Türkiye’sine uzanan süreçte Aleviliği yalnızca inanç ekseninde değil; siyaset, hafıza, kimlik, medya, kültür, göç ve toplumsal dönüşüm başlıkları üzerinden ele alıyor. Kitabın asıl gücü, Aleviliği tek bir tanıma sıkıştırmaması. Tarihsel hafıza, devlet-toplum ilişkileri, kimlik inşası, medyada temsil, Alevifobi, Avrupa’daki Alevi örgütlenmeleri, kültürel üretim ve dijital hafıza gibi başlıklar aynı çerçeve içinde ele alınıyor. Böylece okura, Aleviliğin yalnızca geçmişe ait bir inanç ve kimlik meselesi değil, bugünün siyasal ve toplumsal tartışmalarında hâlâ canlı biçimde var olan bir alan olduğu gösteriliyor. Osmanlı’dan bugüne devam eden bir hafıza meselesi Kitabın temel sorularından biri şu: Aleviler, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e ve bugüne uzanan süreçte kendi tarihsel hafızalarını nasıl korudu? Bu soru, eserin omurgasını oluşturuyor. Horasan anlatısından Dersim’e, Madımak Katliamı’ndan Avrupa’daki diaspora deneyimine kadar uzanan geniş bir tarihsel hat üzerinden, Alevi kimliğinin zaman içinde nasıl katmanlaştığı inceleniyor. “Türk İslamı” tartışması ve siyasal anlamı Derlemenin önemli tartışma alanlarından biri de Aleviliğin tarih boyunca farklı ideolojik çerçeveler içinde tanımlanması. Kitap, özellikle Aleviliğin “Türk İslamı” şeklinde yorumlanmasının yalnızca teolojik değil, aynı zamanda siyasal bir tercih ve kimlik politikası olduğunu tartışmaya açıyor. Bu tartışma, Aleviliğin “İslam içi mi, kendine özgü bir inanç mı?” sorusundan çok daha geniş bir zemine oturuyor. Yalçın Çakmak’ın daha önce İmran Gürtaş ile birlikte derlediği “Kızılbaşlık, Alevilik, Bektaşilik: Tarih-Kimlik-İnanç-Ritüel”kitabında da benzer biçimde terminoloji, kimlik ve inanç ayrımları tartışılmıştı. Yeni kitap bu hattı daha yakın döneme taşıyor ve son yüz yıldaki siyasal dönüşümlerle ilişkilendiriyor. Alevifobi yalnızca geçmişin meselesi değil Kitapta öne çıkan bir diğer başlık ise Alevifobi. Derleme, Alevilere yönelik önyargı ve dışlamanın yalnızca tarihsel devlet politikalarında değil, medyada ve dijital dünyada da farklı biçimlerde yeniden üretildiğini ele alıyor. Bu başlık, kitabın güncelliğini en çok artıran bölümlerden biri. Çünkü mesele artık yalnızca tarihsel belgeler üzerinden değil; haber dili, sosyal medya, dijital hafıza ve kamuoyu algısı üzerinden de okunuyor. Avrupa’daki Alevilik ayrı bir kimlik deneyimi oluşturuyor “Aleviliğin Son Yüzyılı”, Türkiye sınırlarının dışına da çıkıyor. Avrupa’daki Alevilerin örgütlenme biçimleri, kimliklerini kamusal alanda ifade etme yöntemleri ve göçle birlikte yaşanan dönüşümler kitabın önemli başlıklarından biri. Bu bölüm, Aleviliğin Türkiye’deki tarihsel ve siyasal bağlamla sınırlı olmadığını gösteriyor. Avrupa’da Alevilik, bir yandan inanç kimliği olarak korunurken diğer yandan hukuki tanınma, örgütlenme ve yurttaşlık mücadelesinin parçasına dönüşüyor. Edebiyattan sinemaya Aleviliğin kültürel görünürlüğü Kitap yalnızca siyaset ve tarihle sınırlı değil. Edebiyat, sinema ve müzik endüstrisinde Aleviliğin nasıl temsil edildiğide ele alınıyor. Bu tercih, derlemeyi klasik tarih çalışmalarından ayırıyor. Çünkü Alevilik burada yalnızca arşiv belgelerinde veya siyasal mücadelelerde değil, kültürel üretim alanında da izleniyor. Böylece Alevi kimliğinin toplumdaki görünürlüğünün, yalnızca siyasi hak talepleriyle değil, sanat ve popüler kültür aracılığıyla da şekillendiği ortaya konuyor. “Aleviliğin Son Yüzyılı”nı değerli kılan temel unsur, tek bir tez dayatmak yerine farklı meseleleri aynı tarihsel eksende buluşturması. Kitap, Aleviliği ne yalnızca bir inanç sistemi ne de yalnızca bir siyasi kimlik olarak ele alıyor. Bunun yerine, inanç, hafıza, siyaset, kültür, göç ve kimlik arasındaki geçişkenliğe odaklanıyor. Bu nedenle eser, Alevilik üzerine çalışan akademisyenler için olduğu kadar Türkiye’nin yakın siyasi ve toplumsal tarihini anlamaya çalışan okurlar için de güçlü bir başvuru kaynağı niteliğinde. Kitabın başlığı da bu açıdan isabetli: “Son Yüzyıl” ifadesi yalnızca kronolojik bir dönem tarif etmiyor; Aleviliğin modernleşme, Cumhuriyet, göç, kentleşme, siyasal örgütlenme ve dijitalleşmeyle birlikte geçirdiği büyük dönüşümü işaret ediyor. Yalçın Çakmak kimdir? Yalçın Çakmak, Hacettepe Üniversitesi Tarih Bölümü’nde lisans eğitimini 2005’te, yüksek lisansını 2012’de, doktorasını ise 2018’de tamamladı. Çalışma alanları arasında Kızılbaşlık/Alevilik, Bektaşilik, Türkiye’de dinî ve etnik gruplar, dinler tarihi ile Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi dinî, toplumsal ve siyasal yaşamı bulunuyor. Çakmak, “Sultanın Kızılbaşları: II. Abdülhamid Dönemi Alevi Algısı ve Siyaseti” ile “Osmanlı’da Dinden Çıkma (İrtidad)” kitaplarının yazarı. Ayrıca “Kızılbaşlık, Alevilik, Bektaşilik”, “Kürt Tarihi ve Siyasetinden Portreler”, “Kürt Aşiretleri”, “Şekâvet, Hıyânet, İsyan” ve “Huzursuz Bir Ruhun Panoraması” gibi çok sayıda çalışmanın da derleyicileri arasında yer aldı. Önemli Alevi yazmalarından “Tabîbu’l-Kulûbi’l-Asfiyâ ve Seyru Sülûki’l-Evliyâ” adlı eseri de çevirip yayına hazırlayan Çakmak, 2013-2018 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Tarih Bölümü’nde araştırma görevlisi olarak çalıştı. Halen Munzur Üniversitesi Tarih Bölümü’nde doçent olarak akademik çalışmalarını sürdürüyor. Çakmak, 2019 yılında Tarih Vakfı Mütevelli Kurulu üyeliğine seçildi. “Aleviliğin Son Yüzyılı”, İletişim Yayınları’nın Araştırma-İnceleme dizisinden Ağustos 2026’da ilk baskısını yaptı ve 358 sayfadan oluşuyor. Kitapta Bülent Akın, Yalçın Çakmak, Faruk Çalışkan, Özge Dikmen, Kumru Berfin Emre, Mehmet Ertan, Orhan Gazi Ertekin, Bülent Keleş, İhsan Koluaçık, Onur Özger, Cemal Salman, Ali Duran Topuz ve Elif Yıldızlı’nın katkıları bulunuyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Yunanistan'da Batı Nil virüsü alarmı: 6 kişi hayatını kaybetti Haber

Yunanistan'da Batı Nil virüsü alarmı: 6 kişi hayatını kaybetti

Yunanistan'da Batı Nil virüsü vakalarındaki hızlı tırmanış endişe yaratmaya devam ediyor. Konuya ilişkin Mega TV'ye değerlendirmelerde bulunan Yunanistan Ulusal Kamu Sağlığı Kurumu (EODY) Başkanı ve Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Theodoros Vasilakopulos, virüsün 2010 yılından bu yana ülkede endemik olarak görüldüğünü hatırlattı. Atina ve çevresinde nem tetikledi Hastalığın yabani kuşlardan enfekte olan sivrisinekler aracılığıyla insanlara bulaştığını belirten Vasilakopulos, başkent Atina'yı da kapsayan Attika bölgesindeki vaka artışının artan nem ve durgun sular gibi meteorolojik koşullardan kaynaklandığını vurguladı. Sivrisinekleri tamamen ortadan kaldırmanın ekolojik denge açısından mümkün olmadığını ifade eden uzman isim, üreme döneminde yapılan ilaçlama çalışmalarında diğer organizmaların zarar görmemesi için yoğun kimyasal kullanılamadığını belirtti. Vasilakopulos mücadele yöntemlerine ilişkin şu ifadeleri kullandı: "Dolayısıyla sivrisineklerin çoğalması biraz da hava ve iklim koşullarına bağlı." Herhangi bir vaka tespit edildiğinde özel bir protokolün devreye sokularak bölgenin acilen ilaçlandığını belirten EODY Başkanı, vatandaşlara özellikle akşam saatlerinde dışarı çıkarken sivrisinek kovucu sprey kullanmaları yönünde kritik bir uyarıda bulundu. Bilanço ağırlaşıyor Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi verilerine göre Yunanistan, İtalya'nın ardından Avrupa genelinde en fazla Batı Nil virüsü vakası kaydedilen ikinci ülke konumunda yer alıyor. EODY'nin açıkladığı güncel verilere göre, ülkede yılbaşından 5 Ağustos'a kadar olan süreçte 65 vaka tespit edildi ve çoğunluğu 65 yaş üstü olan 6 kişi hayatını kaybetti. Tablonun ciddiyeti geçen yılla karşılaştırıldığında daha net ortaya çıkıyor; zira Yunanistan'da geçtiğimiz yılın ağustos ayına kadar sadece 35 vaka görülmüş, yılın tamamında ise toplam 96 vaka tespit edilirken 10 kişi yaşamını yitirmişti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İspanya göç krizi ile karşı karşıya: 1 günde 49 Bin kişi sınırı geçti Haber

İspanya göç krizi ile karşı karşıya: 1 günde 49 Bin kişi sınırı geçti

Yaklaşık 83 bin nüfusa sahip olan Ceuta kentinde yaşanan bu devasa hareketlilik, bölge nüfusunun yarısından fazlasının bir günde değişmesine yol açtı. Çoğunluğu deniz yoluyla yüzerek veya sınır hatlarındaki geçiş noktalarını kullanarak kente ulaşmaya çalışan göçmenlerin yaşadığı tehlikeli yolculukta en az 18 kişi hayatını kaybetti. Yetkililer, kayıp ve can kaybı sayısının artmasından endişe duyuyor. Bölgeye asker ve ek güvenlik sevk edildi Yaşanan yoğun göç baskısı karşısında İspanya hükümeti acil güvenlik önlemlerini devreye soktu. Ceuta'ya asker, polis ve ilave güvenlik ekipleri sevk edilirken, mevcut kabul merkezlerinin kapasitelerinin tamamen dolduğu bildirildi. Kamu düzenini korumak amacıyla güvenlik önlemleri en üst seviyeye çıkarıldı. Avrupa'da siyasi tartışmalar alevlendi Ceuta'daki kriz sadece İspanya sınırları içinde kalmayarak Avrupa genelinde diplomatik ve siyasi tartışmaları tetikledi. Fransa sınır kontrollerini sıkılaştırma kararı alırken, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni İspanya'nın göç politikalarını eleştirerek Schengen sistemi kapsamında olağanüstü tedbirler alınması çağrısında bulundu. İspanya makamları ise bu eleştirilere diplomatik kanallardan yanıt verdi. Sınır hattındaki izdiham, kıyılara ulaşan göçmen kalabalıkları ve sosyal medyada yansıyan görüntüler krizin boyutunu gözler önüne sererken, yetkililer bölgedeki hareketliliğin sürdüğünü ve önlemlerin kesintisiz devam edeceğini kaydetti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.