SON DAKİKA

#Birleşmiş Milletler

HABER DEĞER - Birleşmiş Milletler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Birleşmiş Milletler haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bakanı Kurum'dan COP31 açıklaması: "Dünyaya Türkiye’yi ve medeniyetimizi anlatacağız" Haber

Bakanı Kurum'dan COP31 açıklaması: "Dünyaya Türkiye’yi ve medeniyetimizi anlatacağız"

Antalya'da COP31 hazırlıkları hız kesmeden sürüyor Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Antalya'daki EXPO Alanı'nda gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin 31. Taraflar Konferansı (COP31) Alanı ve Oteller Bölgesi Yolları Açılış Programı'na katıldı. Antalya'nın tarih boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yaptığını belirten Kurum, 9-20 Kasım tarihlerinde düzenlenecek zirvede devlet ve hükümet başkanları, bilim insanları, iş dünyası, sivil toplum kuruluşları ve gençlerin bir araya geleceğini hatırlattı. Türkiye'nin organizasyona sadece ev sahipliği yapmayacağını vurgulayan Bakan Kurum, iklim değişikliğiyle mücadeledeki tecrübelerini ve kalkınmayla çevreyi birlikte ele alan yaklaşımı küresel kamuoyuyla paylaşacaklarını kaydetti. Yaklaşık 1 milyon metrekarelik EXPO Alanı'nın "Mavi Bölge" ve "Yeşil Bölge" olarak yeniden düzenlendiğini ifade eden Kurum, Mavi Bölge'de resmi müzakerelerin yürütüleceğini, Yeşil Bölge'nin ise zirveyi toplumla buluşturacağını aktardı. Çalışmaların 1500 personel ve 300'ü aşkın makine ekibiyle takvimin önünde ilerlediğini bildiren Kurum, zirvede sıfır atık, dirençli şehirler, gıda güvenliği ve temiz enerji başlıklarının ön plana çıkarılacağını ifade etti. Altyapı yatırımları ve Belek Turizm Yolu tamamlandı Zirve hazırlıkları kapsamında ulaştırma altyapısının da güçlendirildiğini belirten Bakan Kurum, 38 kilometrelik Belek Turizm Yolu'nun tamamlandığını, 4 ana arterde 21 kilometrenin üzerinde ve 12 bağlantı yolunda 16 bin metrelik çalışma gerçekleştirildiğini açıkladı. Bu yatırımların yalnızca COP31 için yapılmadığının altını çizen Kurum, şu değerlendirmede bulundu: "Misafirlerimiz gelecek, dünyanın en güzel, en önemli organizasyonlarından birini yapacağız ve zirve bitecek, herkes ülkesine dönecek. Ama bu yollar burada kalacak. Kimin için kalacak? Antalyalı kardeşim, esnafımız, turizmcimiz, gencimiz ve Antalya'nın geleceği için kalacak." Zirve sonrasında yaklaşık 160 bin metrekare kapalı alana sahip EXPO Alanı'nın da kentin istihdamına ve üretimine katkı sağlayacak şekilde değerlendirileceği belirtildi. Sıfır atık ve çevre denetimlerinde rekor veriler Konuşmasında sıfır atık projelerine ve Depozito Yönetim Sistemi'ne de değinen Kurum, sistem kapsamında toplanan ambalaj sayısının 200 milyon sınırını aştığını belirterek, "Şu ana kadar topladığımız ambalaj sayısı 200 milyona ulaştı. Ve Antalyamız DOA kullanımında birinci sırada" dedi. Akdeniz'in korunmasına yönelik kararlı mesajlar veren Bakan Kurum, denizlerin gelecek nesillere bırakılacak bir emanet olduğunu vurgulayarak, "Akdeniz bizim ortak hazinemizdir. Denizlerimiz bize ecdadımızdan kalan bir miras olduğu kadar çocuklarımızın da emanetidir. Kimsenin denizlerimizi, kıyılarımızı, derelerimizi, tabiatımızı kirletmesine müsaade etmeyeceğiz" ifadelerini kullandı. Bölgede çevreyi kirlettiği tespit edilen 128 tesise toplam 219 milyon lira ceza uygulandığını ve 21 tesisin mühürlendiğini bildiren Kurum, kararlılık mesajını şu sözlerle pekiştirdi: "Birileri konuşacak, biz iş yapacağız. Birileri seyredecek, biz yapacağız. Birileri bahane üretecek, biz milletimiz için bütün bakanlarımızla, milletvekillerimizle, valilerimizle eser üretmeye devam edeceğiz." Kurum ayrıca, gelecek hafta Fethiye'de deniz ekosistemini korumak amacıyla dip çamuru temizliği çalışmalarının başlatılacağı müjdesini verdi. Açılış töreni, Bakan Kurum'un yanı sıra Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, TOKİ Başkanı Mustafa Levent Sungur, milletvekilleri ve protokol üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen kurdele kesimiyle tamamlandı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

11 ülkeden ortak bildiri: İsrail’in Suriye saldırısı şiddetle kınandı Haber

11 ülkeden ortak bildiri: İsrail’in Suriye saldırısı şiddetle kınandı

"Son derece tehlikeli bir tırmanış" Dışişleri bakanları tarafından yayımlanan ortak bildiride, İsrail'in Suriye'nin kuzeybatısındaki Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü'nü hedef alan saldırılarının "son derece tehlikeli bir tırmanış" olduğu vurgulandı. Açıklamada, bu eylemlerin Suriye'nin egemenliği, toprak bütünlüğü ve siyasi birliğinin açık bir ihlali olduğu belirtilirken, şu ifadeler yer aldı: Türkiye Cumhuriyeti, Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti, Endonezya Cumhuriyeti, Filistin Devleti, Katar Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Malezya, Moritanya İslam Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Somali Federal Cumhuriyeti ve Suudi Arabistan Krallığı Dışişleri Bakanları, İsrail'in, Suriye'nin kuzeybatısındaki Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’nü hedef alan hava saldırılarını şiddetle kınamaktadır. Bu saldırılar, son derece tehlikeli bir tırmanışı ve Suriye'nin egemenliğinin, toprak bütünlüğünün ve siyasi birliğinin açık bir ihlalini teşkil etmektedir." Bildiride ayrıca, Dışişleri Bakanlarının Suriye topraklarının ve altyapısının sürekli olarak hedef alınmasından ve tahrip edilmesinden derin endişe duydukları ifade edilerek, bu tür eylemlerin Suriye'nin güvenliğini yeniden tesis etme, ulusal kurumlarını yeniden inşa etme ve yıllardır süregelen çatışmanın yarattığı insani sonuçların giderilmesi yönündeki mevcut çabalarını aşındırma riski taşıdığı kaydedildi. Uluslararası topluma "somut adım" çağrısı Dışişleri bakanları, İsrail'in Suriye'nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal etmeyi sürdürmesinin gerilimi tırmandırma, bölgesel barış ile istikrarı bozma ve uluslararası hukuka olan saygıyı zedeleme riski barındırdığının altını çizdi. Bildiride yapılan çağrı şu sözlerle aktarıldı: "Dışişleri Bakanları uluslararası topluma; Suriye'ye yönelik devam eden bu saldırganlık karşısında kararlı, net ve ilkeli bir duruş sergilemesi, uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler Şartı uyarınca somut adımlar atması, bu ihlallere son verilmesi, 1974 Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması'na tam olarak uyulmasının sağlanması ve İsrail güçlerinin işgal ettikleri bölgelerden çekilmesi, böylece gerilimin daha da tırmanmasının önlenerek bölgesel barış ile istikrarın korunması için çağrıda bulunmaktadır." Açıklamanın son bölümünde, Dışişleri Bakanlarının Suriye'nin egemenliğine, bağımsızlığına, toprak bütünlüğüne ve siyasi birliğine saygı gösterilmesi gerektiğini vurguladığı ve "buna halel getirmeye yönelik her türlü girişimi reddettiklerini" belirttiği ifade edildi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 25. yıl mesajı: "Tarihi bir dönüşüm yaşadık" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 25. yıl mesajı: "Tarihi bir dönüşüm yaşadık"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti'nin kuruluşunun 25. yılı dolayısıyla Suudi Arabistan merkezli Al Arabiya'da yayımlanan "AK Parti, Milletle Birlikte Yazılan Çeyrek Asırlık Dönüşüm Hikayesi" başlıklı makalesinde partinin çeyrek asırlık iktidar dönemini değerlendirdi. Erdoğan makalesinde, "Bugün geriye baktığımızda AK Parti'nin çeyrek asrının Türkiye için tarihi bir dönüşüme karşılık geldiğini görüyoruz. Demokratik meşruiyet güçlendi, devletimizin hizmet kapasitesi gelişti, toplumun farklı kesimlerinin kamusal hayata katılımı genişledi. Türkiye, kendi hedeflerini belirleyen, imkanlarına güvenen ve geleceğini kendi iradesiyle şekillendiren bir ülkeye dönüştü" ifadelerini kullandı. "Artık Türkiye'de hiçbir şey eskisi gibi olmayacak" 25 yıl önce AK Parti'yi kurarken Türk milletiyle birlikte Türkiye'nin geleceğini yeniden şekillendirecek uzun soluklu bir yürüyüş başlattıklarını belirten Erdoğan, o dönemde Türkiye'nin siyasi krizlerin, ekonomik belirsizliklerin ve vesayetçi anlayışın ağır baskısı altında olduğunu vurguladı. Siyaseti yeniden milletin hizmetine sunmayı, devlet ile vatandaş arasındaki güven bağını güçlendirmeyi ve Türkiye'yi kendi kararlarını verebilen güçlü bir ülke haline getirmeyi hedeflediklerini aktaran Erdoğan, şu değerlendirmeyi yaptı: "14 Ağustos 2001'de 'Artık Türkiye'de hiçbir şey eskisi gibi olmayacak' derken en büyük güvencemiz milletimizin iradesiydi. AK Parti hakları sınırlandırılan, krizlerin yükünü omuzlayan ve çocukları için daha müreffeh bir gelecek isteyen milyonların ortak umudu olarak doğdu." Demokratik meşruiyetin güçlenmesinin en ağır sınavını 15 Temmuz darbe girişiminde yaşadıklarını belirten Erdoğan, milletin o gece seçilmiş iradeye ve anayasal düzene sahip çıkarak Türkiye'nin geleceğine sandık dışı hiçbir gücün yön veremeyeceğini ortaya koyduğunu vurguladı. Bu kararlı duruşun vesayet döneminin geride bırakılmasında, sivil siyasetin güçlenmesinde ve demokrasinin kökleşmesinde tarihi bir dönüm noktası olduğunu kaydetti. Kamu yatırımları ve savunma sanayisinde atılımlar Eğitimden sağlığa, ulaştırmadan enerjiye, sosyal politikalardan şehirleşmeye kadar gerçekleştirilen yatırımların dönüşümlerin somut temelini oluşturduğunu belirten Erdoğan, kamu hizmetlerine erişimi ülke genelinde yaygınlaştırdıklarını, Anadolu'nun üretim ve kalkınma imkanlarını genişlettiklerini ve kadınlar, gençler ile engelliler dahil toplumun bütün kesimlerinin ekonomik ve sosyal hayata katılımını desteklediklerinin altını çizdi. Savunma sanayisinde ve ileri teknolojide atılan adımların stratejik alanlardaki dışa bağımlılığı önemli ölçüde azalttığına işaret eden Erdoğan, bu süreci şu sözlerle anlattı: "İnsansız hava araçlarından milli muharip uçağımız KAAN'a, savaş gemilerinden hava savunma sistemlerine uzanan hamlelerimiz Türkiye'nin üretim ve teknoloji kapasitesini güçlendirdi. TOGG, uzay programımız, nükleer enerji yatırımlarımız ve Karadeniz'de keşfettiğimiz doğal gaz bu yeni özgüvenin sembolleri oldu. Önümüzdeki dönemde bu birikimi yapay zeka, yarı iletkenler, enerji teknolojileri ve yüksek katma değerli üretimde yeni bir sıçramaya dönüştüreceğiz." Dış politika ve küresel adalet vurgusu Dış politikada Türkiye'nin değişen ve giderek çok kutuplu hale gelen uluslararası sistemin etkin aktörlerinden biri olduğuna dikkati çeken Erdoğan, milli çıkarları korurken diplomasiyi, diyaloğu ve insani sorumluluğu esas alan çok yönlü bir anlayışla hareket ettiklerini kaydetti. Türk ve İslam dünyasıyla münasebetleri çok boyutlu geliştirirken mazlumların haklarını savunduklarını belirten Erdoğan, uluslararası sisteme yönelik şu çağrıyı yineledi: "NATO'nun güçlü bir müttefiki, G20'nin etkin bir üyesi, İslam İşbirliği Teşkilatı'nın önde gelen ülkesi ve Avrupa güvenlik mimarisinin başat aktörlerinden biri olarak Karadeniz'den Orta Doğu'ya, Kafkasya'dan Afrika'ya uzanan geniş bir coğrafyada barış ve istikrara katkı sunuyoruz. Stratejik özerkliği, karşılıklı saygı ve ortak çıkarlar temelinde daha dengeli ilişkiler kurmanın zemini olarak görüyoruz. 'Dünya beşten büyüktür' çağrımız, Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası kurumların günümüzün güç dengelerini ve toplumların çeşitliliğini daha adil biçimde temsil etmesi gerektiğine dair teklifimizin özüdür. Küresel barış ve güvenliğin sınırlı sayıdaki ülkenin önceliklerine bağlı kalması, insanlığın karşı karşıya bulunduğu krizlere kalıcı çözümler üretmemektedir. Daha kapsayıcı, daha etkin ve hesap verebilir bir uluslararası düzenin ortak geleceğimiz için zorunlu olduğuna inanıyoruz." Deprem süreci ve gelecek hedefleri Çeyrek asırlık yürüyüşleri boyunca terör saldırılarından bölgesel savaşlara, düzensiz göç hareketlerinden küresel salgına ve ekonomik dalgalanmalara kadar çok sayıda sınamayla karşılaştıklarını anımsatan Erdoğan, 6 Şubat depremlerine değinerek, "11 ilimizi ve milyonlarca vatandaşımızı etkileyen bu büyük felaket milletimizin yüreğinde derin yaralar açtı. İlk andan itibaren devletimizin bütün imkanlarını seferber ettik. Bugün şehirlerimizin yeniden imarında önemli mesafe katettik. Güvenli konutlardan üretim altyapılarına, sosyal hayattan tarihi dokunun korunmasına kadar yürüttüğümüz çalışmaları aynı kararlılıkla sürdürüyoruz" ifadelerini kullandı. AK Parti'yi çeyrek asırdır güçlü tutan temel unsurun milletle kurdukları gönül bağı olduğunu dile getiren Erdoğan, önümüzdeki döneme ilişkin şu mesajları verdi: "Geçmiş başarılarımız önemli bir referanstır; bizi geleceğe taşıyacak olan reform irademiz ve değişime öncülük etme kabiliyetimizdir. Önümüzdeki dönemde de enflasyonla mücadeleyi kararlılıkla sürdürürken üretimi, yatırımı ve istihdamı büyüteceğiz. Alın terinin karşılığını veren, refahı toplumun bütün kesimlerine yayan ve gençlerimizin eğitimden istihdama, girişimcilikten konuta kadar fırsatlara daha adil biçimde erişebildiği bir Türkiye için çalışacağız." Erdoğan, "Türkiye Yüzyılı, Cumhuriyetimizin ikinci asrına yönelik ortak gelecek irademizin adıdır" diyerek, demokrasisi güçlü, ekonomisi üretken, teknolojide öncü, dış politikada etkili ve toplumsal dayanışması sağlam bir Türkiye hedeflediklerini vurguladı. Açıklamasını, "AK Parti'nin 25'inci yılı, geçmişin tecrübesini değerlendirerek yeni dönemin yol haritasını ortaya koyduğumuz tarihi bir eşiktir. Aziz milletimizle çıktığımız bu yolda, reform irademizi diri tutarak ve geleceğin imkanlarına odaklanarak yolumuza aynı kararlılıkla devam ediyoruz" sözleriyle tamamladı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

BM'den uyarı: "Daha önce hiç yaşanmadı" Haber

BM'den uyarı: "Daha önce hiç yaşanmadı"

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, iklim değişikliğinin etkisiyle şiddetlenen, Büyük Okyanus'un orta ve doğu kısımlarında deniz suyu sıcaklığının artmasıyla ortaya çıkan doğal bir iklim olayı olan El Nino hakkında New York'taki BM Genel Merkezi'nde önemli açıklamalarda bulundu. Guterres, bu yaz döneminde Avrupa başta olmak üzere pek çok bölgede rekor sıcaklıkların, yıkıcı orman yangınlarının ve çok sayıda can kaybının meydana geldiğini hatırlattı. Ayrıca haziran ve temmuz aylarında küresel deniz yüzeyi sıcaklıklarının tarihsel olarak en yüksek seviyelere ulaştığına dikkat çekti. İlk kez bu kadar yüksek seviyelerde Pasifik Okyanusu'ndaki deniz yüzeyi sıcaklıklarının El Nino'nun bu erken aşamasında ilk defa bu denli yüksek seviyeleri gördüğünü aktaran Guterres, kritik izleme bölgelerinde sıcaklıkların mevsim normallerinin yaklaşık 3 derece üstüne çıktığını kaydetti. Bu tablonun önümüzdeki dönemde yeni mevsimsel sıcaklık rekorlarının kırılacağının habercisi olduğunu belirten Guterres, durumla ilgili olarak şu ifadeleri kullandı: "Daha önce hiç karşılaşmadığımız bir durumdayız." Kriz hem ekonomik hem insani boyutta Aşırı sıcaklıkların yalnızca çevresel bir sorun olmadığını, aynı zamanda derin bir ekonomik ve insani kriz teşkil ettiğini dile getiren BM Genel Sekreteri, sıcaklığa bağlı ölümlerin dünya genelinde büyük ölçüde eksik rapor edildiğini belirtti. Guterres açıklamasında, fosil yakıt kullanımının düşürülmesi, sürdürülebilir soğutma sistemlerinin yaygınlaşması ve şehirlerin aşırı sıcaklara dirençli bir yapıya kavuşturulması yönünde çağrıda bulundu. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

TBMM Genel Kurulu'nda KKTC ambargo önergesi kararı çıktı Haber

TBMM Genel Kurulu'nda KKTC ambargo önergesi kararı çıktı

Annan Planı referandumu eleştirisi Meclis Genel Kurulu'nda Yeni Yol Grubu adına söz alan İstanbul Milletvekili Mustafa Kaya, 2004 Annan Planı referandum sürecini eleştirerek, "Kabul edin, 2004 Annan referandumunda tuzağa düştünüz. Orada söylediğiniz üç tane şey vardı: 'Çözümsüzlük çözüm değildir.' 'Kazan kazan politikasını işleteceğiz.' ve 'Türkiye masadan kaçan taraf olmayacak.' dediniz. Aradan şu kadar sene geçti, o gün sizin Türkiye'ye, daha doğrusu, Türkiye olarak Kıbrıs Türk halkına 'Evet' deyin, buradan kazançlı çıkacaksınız.' mesajı vermiş olmanıza rağmen bugün Avrupa Birliği, Güney Kıbrıs'ı 'Kıbrıs Cumhuriyeti' adı altında Avrupa Birliği'ne üye yaptı ve bugün biz maalesef bu izolasyonlarla karşı karşıya kaldık" dedi. Kaya ayrıca, "Ercan Havaalanı'nın uluslararası uçuşlara açılacağına dair söz verdiler, yerine getirmediler. '259 milyon euro hibe yardım yapılacak.' dediler, bunları yerine getirmediler. Yunanistan ve Güney Kıbrıs şu anda Avrupa Birliği'nin önünde bir ayak bağına dönüştü ve Türkiye'nin Avrupa'yla olan ilişkilerini zehirlemeye devam ediyor" ifadelerini kullandı. BM ve AB'nin rolü tartışması İYİ Parti Grubu adına konuşan Adana Milletvekili Ayyüce Türkeş Taş, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği'nin rolünü eleştirerek, "Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin adaya gelmesiyle, yeni temsilciler atanmasıyla veya yeniden müzakere masaları kurulmasıyla Kıbrıs meselesinin çözüleceğini düşünmek gerçekçi değildir. Birleşmiş Milletler bugüne kadar hangi uluslararası krizi çözmüştür; Gazze'yi mi çözmüştür, Ukrayna savaşını mı bitirmiştir, İran merkezli krizleri mi sona erdirmiştir?" diye konuştu. Türkeş Taş, "Avrupa Birliği'nin Kıbrıs'a temsilci ataması da kabul edilemez. Çünkü Avrupa Birliği bu meselenin hakemi değil, maalesef tarafıdır. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ni üye yaparak zaten taraf olmuştur. Taraf olan bir yapının arabulucu veya temsilci sıfatıyla sürece dahil edilmesi hukuken de siyaseten de doğru değildir" dedi. Kıbrıs ekonomisi ve halkların iradesi DEM Parti Muş Milletvekili Sezai Temelli, sorunun çözümünün halkların iradesine saygı duymaktan geçtiğini belirterek, "Bir Kıbrıs meselesi var ve bu meselenin çözüme kavuşamamış olmasının birçok nedeni var. Bu meseleyi çözebilmek için öncelikle her şeyden önce halkların kendi kaderini tayin hakkı konusunda tartışmasız bir anlayışı ortaya koymalıyız. Dolayısıyla Kıbrıs'ta yaşayan halkların kendi öz iradelerine gereken saygıyı göstermek zorundayız" dedi. Temelli, "Kıbrıs ekonomisine baktığımızda aslında biz Kıbrıs'la yaptığımız ilişkilerde yoksulluk ihraç ediyoruz, yoksulluk ithal ediyoruz. Kıbrıs ekonomisi denince aklımıza kumar kapitalizmi, bahis kapitalizmi geliyor. Oysa Doğu Akdeniz ve Akdeniz, Avrupa ve Kuzey Afrika hinterlandında önemli bir merkez olma özelliğini taşıyor" ifadelerini kullandı. İktidarın Kıbrıs politikasına eleştiri CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Avrupa Parlamentosu raporunu eleştirerek, "Bu raporu yazanlar, ülkemize ve kahraman ordumuza dil uzatmak yerine önce Kıbrıs Türkü'nün egemenliğini, hakkını, hukukunu, bağımsızlığını ve eşit statüsünü tanımalıdır" dedi. Çakırözer, "Yirmi dört yıllık AKP iktidarı ise izlediği basiretsiz politikalar yüzünden Kıbrıs Türkü'nün hakkını koruyamamaktadır. 2004 Annan Planı referandumunda çözüm iradesini ortaya koyan taraf Kıbrıs Türk halkı olmasına rağmen Avrupa Birliği 'hayır' diyen Rum tarafını tam üyelikle ödüllendirdi. Aradan tam yirmi yıl geçti. KKTC üzerindeki haksız ve hukuksuz ambargolar hâlâ kaldırılmış değil. Bunun birinci suçlusu sorumsuzca ve çifte standartlı Avrupa Birliği ise diğer ana sorumlusu da bu haksızlığa göz yuman, bu rezaleti engelleyemeyen ve sesini çıkaramayan AKP iktidarıdır" diye konuştu. Tanınma ve güvenlik tartışması AK Parti Konya Milletvekili Orhan Erdem ise "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti dediniz mi bütün partilerin hassasiyeti var. Ancak geldiğimiz noktada dünyanın hâline baktığımızda tanınma mı önemli, güvenlik mi? Tabii ki tanınsın ancak bugün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti dünyadaki en güvenli adalardan biri" dedi. Erdem, "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, güvenlik açısından hiç kimsenin yanına dahi dokunamayacağı Türkiye'nin garantörlüğündeki bir ülkedir, bu çok önemlidir, tanınmanın da ötesindedir gelinen noktada" ifadelerini kullandı. Erdem ayrıca, "2004'te İslam İşbirliği Teşkilatına 'Kıbrıs Türk Devleti' adıyla üye olması, 2012'de Ekonomik İşbirliği Teşkilatında yer alması, 2022 yılında Türk Devletleri Teşkilatında anayasal adıyla yer alınması ve 2024 yılında Azerbaycan Millî Meclisi'nin KKTC'ye dostluk grubu kurmasının önemli gelişmeler olduğunu" söyledi. Mavi vatan ve büyükelçilik tartışması Görüşmeler sırasında söz alan İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, Türk Cumhuriyetlerinin Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nde büyükelçilik açmasını eleştirerek, "Türk cumhuriyetleri ne yazık ki Güney Kıbrıs Rum Kesimi'ni tanıdılar, orada büyükelçilikler açtılar. Yıllardır mavi vatan dedik durduk, mavi vatanda şimdi Rumlar NAVTEX ilan ettiler. Bizim mavi vatan tezlerimizin olduğu yerlerde Rumlar sondaj yapıyor" dedi. Çömez, "Kıbrıs meselesinde önemli irtifa kaybediyoruz. Oraya kurduğunuz saraycıklarla veya yaptığınız altyapı yatırımlarıyla değil, diplomatik gücünüzle Kıbrıs meselesine sahip çıkın" ifadelerini kullandı. AK Parti Konya Milletvekili Orhan Erdem ise Çömez'e, "İngiliz Valisi'nin bulduğu bir binada mı cumhurbaşkanlığına devam etsin Kuzey Kıbrıs? Bir tütün fabrikasında mı Meclisi olmalı? Kurumları olmayan bir devlet olur mu?" sözleriyle karşılık verdi. Çömez ise karşılıklı tartışmada, "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti coğrafyasında yapılan bütün binaları ve devlet kurumlarını memnuniyetle karşılarız. Ben sadece bunlarla övünülmesini eleştiriyorum. Türk cumhuriyetleri Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nde büyükelçilik açtı, neden engel olamadınız? Madem orası mavi vatan, neden oradaki gemilerimizi geri çektiniz?" diye sordu. Erdem de "Mavi vatanı da devreye koyan bizim dönemdir. Eskiden mavi vatan mı vardı?" yanıtını verdi. Hükümetten kararlılık mesajı AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül söz alarak, "Kıbrıs Dostluk Grubu Başkanı olarak da parlamenter diplomasi anlamında sürekli biz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ndeyiz, onları asla yalnız bırakmadık, bırakmıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti'nin güçlü desteğiyle oraya yakışır kurumlarıyla ve mekânlarıyla bununla gurur duymamız lazım çünkü biz orada geçici değiliz" dedi. Gül ayrıca, "Mavi vatanda da tüm sondaj gemilerimiz bugün Karadeniz'de. Karadeniz de mavi vatandır. Yeni keşiflerle beraber yine Doğu Akdeniz'de, Kıbrıs'ta sondaj çalışmalarımız elbette devam edecek, Somali'de de devam ediyor. Bizim hiçbir iddiamızdan vazgeçmemiz mümkün değil. Kıbrıs Türkü egemen, eşit bir devlet oluncaya kadar onların yanında olmaya devam edeceğiz" diye konuştu. Kurumsal binalar ve adli sorunlar eleştirisi Yeni Yol Grup Başkanı Mehmet Emin Ekmen ise KKTC'ye desteğin binalarla sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek, "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin sadece Cumhurbaşkanlığı değil, sair kurumsal binalara da kavuşması övünç duyulacak bir şeydir ama biz doğrusu Türkiye Cumhuriyeti devletinin Kıbrıs'a vereceği desteğin binalardan önce orada hukukun, ahlakın, düzenin egemen olmasını sağlamasını beklerdik" dedi. Ekmen, "Bugün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde milletvekilleri siyaset eliyle üretilen fuhuş çetelerinin hesabını sormaktadır. Bugün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Türk mafyasının bir arka bahçesine dönüştürülmüştür. Biz bunlarla ilgili adli ve siyasi tedbirlerin öncelikle alınmasını beklerken yapılan binalarla övünülmesi kabul edilecek bir durum değildir" ifadelerini kullandı. Oylama sonucunda muhalefetin önerisi iktidar blokunun oylarıyla reddedildi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

New York Belediye Başkanı Mamdani: "Netanyahu savaş suçlusudur" Haber

New York Belediye Başkanı Mamdani: "Netanyahu savaş suçlusudur"

New York Belediye Başkanı Zohran Kwame Mamdani sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu Filistin halkına karşı işlenen suçların sorumlusu olarak gösterdi. Her sonbaharda Birleşmiş Milletler Genel Kurulu için New York'u ziyaret eden Netanyahu'nun durumu hakkında konuşan Mamdani, hukuk departmanıyla yapılan değerlendirmeler sonucunda yerel yönetim olarak UCM'nin tutuklama kararını uygulama yetkilerinin bulunmadığını netleştirdi. "Netanyahu New York'ta hoş karşılanmamaktadır" Mamdani açıklamasında, "Benjamin Netanyahu, Filistin halkına karşı işlenen korkunç bir soykırımın mimarı ve bir savaş suçlusudur. 73 binden fazla insanın öldürülmesinden, hastanelerin ve insani yardım yollarının hedef alınmasından sorumludur. Bu bombaların bedelini Amerikalılar olarak biz ödüyoruz" ifadelerini kullandı. Yönetiminin, Netanyahu'nun New York'a gelmesi halinde kentin UCM'nin tutuklama kararını uygulayıp uygulayamayacağını değerlendirdiğini belirten Mamdani, sonuç olarak bu kararı uygulayacak bağımsız hukuki yetkiye sahip olmadıklarının açık olduğunu vurguladı. Federal hükümetin bu yetkiye sahip olduğunu belirten Mamdani, federal hükümete UCM'ye katılarak bu tutuklama kararını uygulama çağrısında bulundu. Mamdani, "Şunu da açıkça ifade etmek istiyorum: Benjamin Netanyahu New York'ta hoş karşılanmamaktadır; hakkında savaş suçu iddiaları bulunan diğer hiçbir kişi de hoş karşılanmamaktadır. Soykırımı tek başımıza durduramayabiliriz. Ancak sessizliğimizin yeni bir silaha dönüşüp dönüşmeyeceğine karar verebilir ve elimizdeki tüm araçları kullanarak bütün insanların insanlığını ve onurunu savunabiliriz" dedi. İsrail'den sert tepki İsrail'in Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Danny Danon ise Mamdani'nin açıklamalarına tepki göstererek, "Artık bu kan iftiralarına son verin" dedi. Danon, "Siz Hamas'ın propagandasına hizmet etmek için değil, New Yorklulara hizmet etmek için seçildiniz. İşinizi yapın" ifadeleriyle tepkisini dile getirdi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Srebrenitsa Soykırımı’nın 31. yılı: 10 kurban daha uğurlanıyor Haber

Srebrenitsa Soykırımı’nın 31. yılı: 10 kurban daha uğurlanıyor

Katledilen binlerce kurbandan kimlik tespiti yapılan 10’u daha, bugün Potoçari Anıt Mezarlığı’nda gerçekleştirilen cenaze töreniyle toprağa veriliyor. 31 yıldır dinmeyen acı 11 Temmuz 1995 tarihinde, Ratko Mladiç komutasındaki Sırp birlikleri tarafından gerçekleştirilen soykırımın acısı, aradan geçen 31 yıla rağmen tazeliğini koruyor. Potoçari Anıt Merkezi'nde düzenlenen anma törenine; Türkiye başta olmak üzere pek çok ülkeden devlet yetkilileri, büyükelçiler, soykırım kurbanlarının aileleri ve binlerce katılımcı akın etti. 10 yeni defin ile toplam sayı 6 Bin 782 oldu Kimlik tespiti tamamlanan ve ailelerinin onayı alınan 10 kurbanın defniyle birlikte Potoçari Anıt Mezarlığı'ndaki defin sayısı 6 bin 782’ye yükseldi. Hâlâ 1000'den fazla kurbanın cenazesine ise ulaşılamadığı belirtiliyor. Bugün toprağa verilen kurbanlar arasında en genç isim 20 yaşındaki Senad Jusic, en yaşlı isim ise 56 yaşındaki Ramo Dautovic oldu. Bugün defnedilen diğer isimler ise şöyle: Muriz Barakovic, Hamed Music, Ramo Alic, Muhidin Osmanovic, Huso Cerimovic, Nuko Nukic, Ahmet Guster ve Asım Kunic. 11 Temmuz 1995: Srebrenitsa'da ne olmuştu? Tarihe kara bir leke olarak geçen Srebrenitsa katliamı, bir dizi sistematik insan hakları ihlali ve uluslararası koruma zafiyetiyle gerçekleşmişti. 11 Temmuz 1995'te Srebrenitsa, Sırp güçlerinin eline geçmiş, Birleşmiş Milletler bünyesinde görev yapan Hollandalı barış gücü askerlerine sığınan sivil Boşnaklar, güvenli bölge vaadine rağmen Sırp askerlerine teslim edilmişti. Kadın ve çocukların ayrılmasının ardından, yaşları 12 ile 77 arasında değişen en az 8 bin 372 Boşnak erkek; ormanlık alanlarda, fabrikalarda ve depolarda sistematik bir şekilde katledildi. Failler, izlerini gizlemek amacıyla kurbanları toplu mezarlara gömdü. Savaş sonrasında başlatılan arama çalışmalarıyla, bu mezarların parçalanıp farklı yerlere taşındığı tespit edildi. Bugün gerçekleştirilen tören, bu acının unutulmaması ve adaletin tecellisi için küresel çapta verilen bir mesaj olma niteliğini taşıyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Kongo’da Ebola mücadelesine karanlık sabotaj Haber

Kongo’da Ebola mücadelesine karanlık sabotaj

Birleşmiş Milletler (BM), yardım çalışanlarını hedef alan saldırıların kontrol altına alınamadığını ve bu durumun salgının yayılmasını hızlandırdığını raporladı. Hayat kurtaran ekiplere saldırı BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) tarafından paylaşılan veriler, krizin vahametini gözler önüne seriyor. Ituri, Kuzey Kivu ve Güney Kivu eyaletlerinde görev yapan Ebola ile mücadele personeli ve diğer yardım çalışanlarına yönelik şu ana kadar 76 saldırı düzenlendi. Şiddet olayları sonucunda 45 sağlık çalışanı yaralandı. Saldırıların son örneği ise geçtiğimiz Pazartesi günü Kuzey Kivu'nun Butembo kentinde yaşandı. Kimliği belirsiz kişi veya gruplar tarafından Ebola tedavi merkezine düzenlenen baskında, tesisin bir bölümü ateşe verildi. "Salgının kontrolü sekteye uğruyor" OCHA, sağlık çalışanlarına yönelik bu sistematik saldırıların, Ebola ile mücadeledeki "vakaların tespit edilmesi, temaslıların izlenmesi ve hayat kurtarıcı tedavinin sunulması" gibi kritik süreçleri felç ettiğini vurguladı. BM yetkilileri, insani yardım personeli için güvenli bir ortam sağlanmadığı sürece salgının yıkıcı etkisinin artacağı uyarısında bulunarak, şu açıklamayı yaptı: "Sağlık çalışanlarının, tedavi tesislerinin ve müdahale ekiplerinin korunması yönündeki çağrımızı yineliyoruz. Güvenli bir ortam sağlanmadığı takdirde, hayat kurtarıcı tedavinin sunulmasına yönelik çabalar ciddi şekilde sekteye uğrayacaktır." Mücadelede güven krizi Saldırıların ardındaki nedenler arasında, bölgedeki dezenformasyon ve halkın salgın yönetimine karşı duyduğu güvensizlik öne çıkıyor. BM ve ortakları, endişeleri gidermek ve yanlış bilgileri çürütmek adına toplum liderleri, yerel yetkililer ve sivil toplum kuruluşlarıyla temaslarını artırarak, sahadaki operasyonel meşruiyeti tesis etmeye çalışıyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.