SON DAKİKA

#Ceset

HABER DEĞER - Ceset haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ceset haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

30 yıl sonra gelen şok itiraf: Anne canlı yayında Emine Yıldırımcan’ın cinayetini kabul etti Haber

30 yıl sonra gelen şok itiraf: Anne canlı yayında Emine Yıldırımcan’ın cinayetini kabul etti

Adana’da 1995 yılında 4 yaşındayken ortadan kaybolan Emine Yıldırımcan’ın dosyası, aradan geçen 30 yılın ardından Müge Anlı ile Tatlı Sert programında yeniden gündeme taşındı. Yıllardır esrarengiz bir şekilde kayıp olan küçük Emine’nin akıbetine ilişkin ortaya çıkan yeni bilgiler, Türkiye kamuoyunu derinden sarstı. ATV ekranlarında 23 Aralık 2025 tarihli canlı yayında yaşanan gelişmede, Emine’nin annesi Raziye Yıldız yıllar sonra cinayeti itiraf etti. Anne Yıldız, kızının öldürüldüğünü yıllardır bildiğini açıklayarak Müge Anlı’nın programında sürecin seyrini değiştirdi. Ancak anne, bu itirafa rağmen kızının cesedinin yerini açıklamadı. Öte yandan, o dönemde üvey baba konumunda olan Ercan Yılmaz ise suçlamaları ısrarla reddediyor. Olayın geçmişi ve şüphelerin odağı Emine Yıldırımcan, Raziye Yıldız’ın (kızlık soyadıyla Raziye Tanrıkulu) öz babası Ömer Yıldırımcan’dan boşandıktan sonra birlikte yaşamaya başladığı Ercan Yılmaz’ın evinde kayboldu. 4 yaşındaki küçük kızın 1995 yılında ortadan kaybolmasının ardından, aile içinde çelişkili açıklamalar ve uzun süreli bir sessizlik hâkim oldu. Emine’nin amcası ve kuzeni, anne Raziye’nin yıllar boyunca net bir bilgi vermediğini ve küçük kızı görmek isteyen akrabaların taleplerinin engellendiğini öne sürdü. Aile üyeleri, şüphelerinin başından beri özellikle üvey baba Ercan Yılmaz üzerinde yoğunlaştığını dile getirmişti. Anne Raziye Yıldız ise o dönem kızını para karşılığı birine verdiği iddialarını kesin dille reddetmiş ve tek isteğinin çocuğuna ne olduğunu öğrenmek olduğunu söylemişti. Programda ortaya çıkan kan donduran iddialar Dosyanın yeniden açılmasıyla birlikte dehşete düşüren iddialar peş peşe gündeme geldi. En sarsıcı iddialar, Ercan Yılmaz’ın önceki evliliğinden olan kızlarının yıllar sonra anlattıklarıyla ortaya çıktı. Canlı yayına telefonla bağlanan Yılmaz’ın öz kızı, babasının 4 yaşındaki Emine’ye cinsel istismarda bulunduğunu, ardından da küçük kızı öldürüp cesedini yok etmek için “tesbih makinesi” kullandığını gözyaşları içinde anlattı. Genç kadın, “Babam Emine’yi öldürdü, parçalara böldü… Gördüklerimden sonra beni de tehdit etti” diyerek çocukluk yıllarından beri bu sırrı vicdan azabıyla taşıdığını ifade etti. Bu ifadeler, stüdyodakiler ve ekran başındaki milyonlar için büyük bir şok etkisi yarattı. Özellikle “tesbih makinesi” detayı, kamuoyunda infiale yol açtı. Tanık beyanlarına göre olay gecesi Ercan Yılmaz’ın küçük Emine’ye şiddet uyguladığı, çocuğun bu şiddet sonucu hayatını kaybettiği öne sürüldü. Ardından Yılmaz’ın, cesedi ortadan kaldırmak için evde tesbih yapımında kullanılan makineyi devreye soktuğu iddia edildi. Bu korkunç senaryoya göre Emine’nin cansız bedeni parçalara ayrılarak talaşların arasına gizlendi ve daha sonra tamamen ortadan kaybedildi. Görgü tanığı olan üvey evlat, babasının kendisini ve Raziye’yi bir bahane ile evden uzaklaştırdığını, gece yarısı olayı gizlice izlediğini anlattı. Tanık, “Seni de aynısını yaparak öldürürüm” şeklinde tehdit edildiğini, bu nedenle yıllarca korkudan konuşamadığını, ancak artık gerçeğin ortaya çıkması için suskunluğunu bozduğunu söyledi. Canlı yayında gelen itiraf: Anne Raziye’nin açıklamaları Günler süren yayınların ardından beklenen kırılma anı 23 Aralık 2025’te yaşandı. Emine’nin annesi Raziye Yıldız, cinayetle ilgili gerçeği itiraf etti. “Olay gecesi evdeydim” diyen Yıldız, kızının öldürüldüğünü yıllar önce öğrendiğini açıkladı. Anlatımına göre, o gece Ercan Yılmaz’dan şiddet gördü, darp edilerek etkisiz hale getirildi. “Ercan, kızımın ve kendi kızlarının yanında bana şiddet uyguluyordu” sözleriyle ev içinde sürekli korku yaşadığını belirten anne, cinayet gecesi elleri kolları bağlı halde bırakıldığını söyledi. Baygınlık geçirdiği sırada evde ne yaşandığını görmediğini, ancak kendine geldiğinde tesbih makinesinin çalıştığını duyduğunu ifade etti. Raziye Yıldız, kızının ölüm haberini komşusundan öğrendiğini belirterek, “Beni evden gönderdiği zaman yapmış” dedi. Bu itiraf, 30 yıldır karanlıkta kalan dosyada anneden gelen ilk açık doğrulama oldu. Ancak kritik bir boşluk hâlâ duruyor: Emine’nin cansız bedeninin nerede olduğu bilinmiyor. Anne, kızının öldürüldüğünü kabul etse de cesedin nereye konulduğunu bilmediğini ya da bu konuda suskun kaldığını söylüyor. İtiraf sırasında dile getirilen “ver babasına” ifadesi de dikkat çekti. Bu sözlerin, Raziye Yıldız’ın olaydan önce “Çocuğa bakamıyorsan öz babasına ver” diye ısrar ettiğini ima ettiği değerlendiriliyor. Üvey babanın inkârı ve devam eden soruşturma Hakkındaki ağır suçlamalarla yüzleşen Ercan Yılmaz, tüm iddiaları kesin bir dille reddediyor. Canlı yayına bağlanan Yılmaz, kızlarının anlattıklarının gerçek dışı ve yönlendirme sonucu ortaya çıktığını savundu. Özellikle “tesbih makinesiyle ceset parçalama” iddiasının teknik olarak mümkün olmadığını öne süren Yılmaz, küçük Emine’nin kaybolmadan önce öz babasının yanında olduğunu iddia etti. Ancak tanık beyanları ve anne Raziye’nin itirafı, Yılmaz’ın savunmalarını kamuoyu nezdinde büyük ölçüde gölgede bıraktı. Bu gelişmeler üzerine resmî soruşturma başlatıldı. Savcılık, canlı yayında dile getirilen iddiaları ihbar kabul etti. Yetkililer, olası gömü yerlerinin tespiti ve eski adli kayıtların yeniden incelenmesi için çalışma başlattı. Medyanın ve kamuoyunun tepkisi Olay, medya ve sosyal medyada günlerdir başlıca gündem maddesi. “Tespih makinesi cinayeti” başlığıyla anılan dosya, toplumun her kesiminde öfke ve derin bir üzüntü yarattı. Sosyal medyada binlerce kişi, “Nasıl sustun?” diyerek anneye tepki gösterirken; bazıları ise annesinin maruz kaldığı şiddeti vurgulayarak daha karmaşık bir tabloya dikkat çekti. Öte yandan Müge Anlı ve ekibi, dosyanın yeniden açılmasındaki rolleri nedeniyle takdir topladı. Programın, 30 yıllık bir suskunluğu kırması, televizyon gazeteciliğinin etkisini bir kez daha gözler önüne serdi. Şimdi gözler adli makamlarda. Emine Yıldırımcan’ın cesedinin bulunup bulunamayacağı belirsizliğini korurken, kamuoyunda tek bir ortak dilek öne çıkıyor: “En azından bir mezarı olsun.”

Zonguldak’ta korkunç cinayet: Hasret Akkuzu’nun katili cezaevi firarisi çıktı Haber

Zonguldak’ta korkunç cinayet: Hasret Akkuzu’nun katili cezaevi firarisi çıktı

Zonguldak’ın Çaycuma ilçesinde 17 yaşındaki Hasret Akkuzu’nun öldürülüp su kuyusuna atılmasıyla ilgili yeni detaylar ortaya çıktı. Cinayet zanlısı olarak yakalanan Deniz Boyacı’nın, geçmişte dört kişilik bir aileyi öldürmekten hüküm giydiği ve açık cezaevinden firar ettiği belirlendi. Valilik olayla ilgili kamuoyuna açıklama yaptı. Cansız bedeni 19 Ekim’de bulundu Çaycuma’ya bağlı Perşembe beldesi Koramanlar köyü kırsalında hayvanlarını otlatan köylüler, 19 Ekim sabahı bir su kuyusunda ceset fark etti. İhbar üzerine bölgeye gelen jandarma ve sağlık ekipleri, kuyudan çıkarılan cesedin 12 Ekim’den beri kayıp olan Hasret Akkuzu’ya ait olduğunu belirledi. Akkuzu’nun cansız bedeni otopsi için Ankara Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. Kesin ölüm sebebinin otopsi sonucunda netleşeceği bildirildi. Valilikten açıklama Zonguldak Valiliği, olayla ilgili yaptığı açıklamada, soruşturmanın çok yönlü sürdüğünü belirtti. Açıklamada, toplumda infiale yol açan olayın tüm yönleriyle aydınlatılması için adli makamlarla koordineli şekilde çalışmaların devam ettiği vurgulandı. Valilik, kamuoyunun yalnızca resmi açıklamalara itibar etmesini istedi. Cinayet zanlısı Aydın’da yakalandı Olayın ardından jandarma ekipleri geniş çaplı soruşturma başlattı. İlk aşamada 6 şüpheli gözaltına alınırken, Akkuzu’nun öldürülmesinden sorumlu olduğu değerlendirilen Deniz Boyacı’ya ulaşılamadı. Yapılan araştırmada Boyacı’nın Aydın’da olduğu tespit edildi. Jandarma ekipleri tarafından düzenlenen operasyonla Boyacı gözaltına alındı. Zanlının sorgusu için Zonguldak’a getirileceği açıklandı. Katili geçmişte de dört kişilik aileyi öldürmüştü 2001 yılında henüz 17 yaşındayken Zonguldak’ın Çaycuma ilçesinde Ahmet Kavak, birlikte yaşadığı Ayşe Akça ve iki çocuğunu bıçaklayarak öldürmekten tutuklanan Deniz Boyacı, o dönemde ağır hapis cezası almıştı. 2016 yılında tahliye edilen Boyacı, kısa süre sonra başka bir cinayet nedeniyle yeniden tutuklandı. Açık cezaevine alınan zanlının izinli olarak çıktığı ve geri dönmediği, bu süreçte firari olarak yaşadığı tespit edildi. Böylece Hasret Akkuzu cinayetinin faili, geçmişte beş kişiyi öldürmekten hüküm giymiş bir katil olarak kayıtlara geçti. Genç kız, katilin bebeğine bakıcılık yapmış Soruşturma kapsamında elde edilen bilgilere göre, Hasret Akkuzu’nun yaklaşık dört yıl önce zanlı Deniz Boyacı’nın bebeğine bakıcılık yaptığı öğrenildi. Açık öğretim üzerinden lise eğitimine devam eden genç kızın bir tekstil fabrikasında çalıştığı ve 7 Ekim’de işten ayrıldığı belirtildi. Son mesaj ‘geliyorum’ oldu Hasret Akkuzu’nun kaybolduğu 12 Ekim akşamı babasına attığı son mesajda “geliyorum” dediği öğrenildi. Saat 21.45 civarında gönderilen mesajın ardından babası kızına ulaşamayınca endişelenmiş, ancak bir daha haber alınamamıştı. Genç kızın cesedinin bulunduğu kuyunun kapağının daha önce hayvan ölüsü atıldığı için demir parçalarla kilitlendiği, kapağın kırılarak açıldığı tespit edildi. Köylüler olayı fark etti Kuyunun yakınındaki merada hayvanlarını otlatan Ramazan Akça adlı köylü, suyun renginden şüphelenerek kuyunun içine baktığında cesedi fark ettiğini anlattı. Olay yerine çağrılan jandarma ekipleri bölgeyi güvenlik çemberine aldı. Olay sonrası kuyunun çevresine kamera yerleştirildi ve hayvanların kuyu suyunu içmemesi dikkat çekti. Soruşturma sürüyor Jandarmadaki işlemleri tamamlanan altı kişi adliyeye sevk edildi. Aydın’da yakalanan Deniz Boyacı’nın ise Zonguldak’ta sorgulanacağı bildirildi. Hasret Akkuzu cinayetine ilişkin soruşturma Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından çok yönlü olarak sürdürülüyor. KAYNAK: Z Haber

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.