SON DAKİKA

#Çin

HABER DEĞER - Çin haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çin haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Çin’den İran’ın egemenliğine saygı çağrısı Haber

Çin’den İran’ın egemenliğine saygı çağrısı

Çin, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’nde (BMİHK) İran’daki insan hakları durumunun ele alındığı özel oturumda, İran’ın egemenliğine ve iç işlerine saygı gösterilmesi çağrısında bulundu. Çin: İnsan hakları bahanesiyle müdahaleye karşıyız Çin’in BM Cenevre Ofisi ve İsviçre’deki diğer uluslararası kuruluşlar nezdindeki Daimi Temsilcisi Jia Guide, toplantıda yaptığı konuşmada, her ülkenin insan haklarını kendi koşulları doğrultusunda geliştirme hakkına sahip olduğunu söyledi. Jia, Çin’in insan hakları gerekçesiyle başka ülkelerin iç işlerine karışılmasına, belirli ülkelere yönelik özel mekanizmalar oluşturulmasına ve çifte standartlara karşı olduğunu ifade etti. “İran’daki gelişmeler iç meseledir” Jia Guide, İran’da yaşanan olayların ülkenin iç işi olduğunu belirterek, bu konudaki kararların İran halkı tarafından verilmesi gerektiğini vurguladı. BM Şartı ve uluslararası hukuk vurgusu Çinli diplomat, Pekin yönetiminin BM Şartı’nın amaç ve ilkelerine bağlı kaldığını, uluslararası ilişkilerde güç kullanımına veya güç kullanma tehdidine karşı olduklarını dile getirdi. Uluslararası topluma çağrı Jia Guide, uluslararası toplumu İran’ın egemenliğine, güvenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı göstermeye davet ederek, bu çerçevede İran hükümeti ve halkının ulusal istikrarı koruma ve meşru haklarını savunma çabalarının desteklenmesi gerektiğini söyledi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Çin ekonomisi 2025'te yüzde 5 büyüdü Haber

Çin ekonomisi 2025'te yüzde 5 büyüdü

Çin Ulusal İstatistik Bürosu’nun (UİB) verilerine göre, ülke ekonomisi 2025’te yüzde 5 büyüme kaydetti ve hükümetin “yüzde 5 civarı” olarak belirlediği hedef tutturuldu. Bu büyümeyle birlikte Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) ilk kez 140 trilyon yuanı (yaklaşık 20 trilyon dolar) aştı. Dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olan Çin, iç talepteki zayıflık, deflasyon baskısı ve gayrimenkul sektöründeki düşüşe rağmen hedefini yakalamayı başardı. Özellikle ABD’nin tarife politikalarının yarattığı dış belirsizlikler, yıl boyunca ekonomik görünüm üzerinde baskı oluşturdu. UİB verilerine göre 2025’te: Sanayi üretimi yüzde 5,9, Hizmet sektörü yüzde 5,4, Perakende satışlar yüzde 3,7 arttı. Buna karşın sabit sermaye yatırımları yüzde 3,8 gerilerken, gayrimenkul yatırımlarındaki düşüş yüzde 17,2 ile dikkat çekti. Gayrimenkul sektöründeki bu gerileme, son üç yıldır ekonominin en zayıf halkası olmayı sürdürdü. Büyümenin en önemli destekçisi ise dış ticaret oldu. Çin’in 2025 yılı dış ticaret fazlası 1,19 trilyon dolara ulaşarak ilk kez 1 trilyon dolar sınırını aştı. Bu performans, iç talepteki kırılganlığa rağmen büyümenin korunmasını sağladı. Öte yandan yılın son çeyreğinde büyüme yüzde 4,5’e gerileyerek önceki çeyreklere kıyasla yavaşladı. İşsizlik oranı yüzde 5,2’ye yükselirken, kişi başına düşen reel gelir yüzde 5 arttı. Kentlerde gelir artışı yüzde 4,3, kırsalda ise yüzde 6 olarak kaydedildi. Uzmanlara göre Çin ekonomisi, 2025’te istikrarı korumayı başarsa da, iç talebi canlandırmaya yönelik yapısal adımlar ve gayrimenkul sektöründe toparlanma, önümüzdeki dönemin en kritik başlıkları olacak. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Çin sanayisi 2025’te gücünü pekiştirdi: Katma değerli üretimde yüzde 5,9 artış Haber

Çin sanayisi 2025’te gücünü pekiştirdi: Katma değerli üretimde yüzde 5,9 artış

İmalat sanayi küresel liderliğini koruyor Çin Devlet Konseyi Basın Ofisi tarafından düzenlenen toplantıda, yıllık cirosu 20 milyon yuanı aşan sanayi işletmelerinin performansı değerlendirildi. Açıklamada, imalat sektörünün katma değerli üretiminin Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) içindeki payının istikrarını koruduğu vurgulandı. Çin imalat sanayisinin, üst üste 16 yıldır dünyanın en büyük ölçeğine sahip olma konumunu sürdürmesinin beklendiği ifade edildi. Akıllı üretim ve dijitalleşme hızlandı Ülke genelinde akıllı teknolojilerle entegre edilen fabrika sayısının 40 bini aştığı bildirildi. Telekomünikasyon sektöründe ise toplam iş hacmi yıllık bazda yüzde 9,1 artış gösterdi. Sanayi ve bilgi teknolojilerinin ekonomik büyümeye katkı oranının yüzde 40’ın üzerinde seyrettiği kaydedildi. 5G altyapısında küresel ölçekte liderlik Toplantıda, Çin’in dünyanın en büyük ve en gelişmiş bilgi altyapılarından birini kurduğu vurgulandı. Ülke genelinde kurulu 5G baz istasyonu sayısının 4,8 milyonu geçtiği, kasabaların tamamına ve köylerin yüzde 95’ine 5G hizmeti ulaştırıldığı açıklandı. 5G abone sayısının ise 1,2 milyarı aştığı belirtildi. 6G ve dijital ekonomi yatırımları öne çıkıyor Yetkililer, gelecek nesil iletişim standardı olan 6G teknolojisine yönelik denemelerin ilk aşamada olduğunu ve 300’den fazla kritik teknoloji rezervinin oluşturulduğunu duyurdu. Dijital sektörde gelir ve kârın, 2025 sonunda 2020’ye kıyasla sırasıyla yüzde 39,5 ve yüzde 48,4 artarak 38,3 trilyon yuan gelir ve 3,1 trilyon yuan kâr seviyesine ulaştığı aktarıldı. İnsansı robotlarda seri üretim dönemi Çin’de 2025 itibarıyla insansı robot üreten işletme sayısının 140’ı geçtiği, geliştirilen insansı robot modeli sayısının ise 330’u aştığı bildirildi. Yetkililer, 2025 yılının insansı robotların seri üretime geçtiği yıl olarak değerlendirildiğini ifade etti. Açıklanan veriler, Çin’in sanayi, dijitalleşme ve ileri teknoloji alanlarında küresel rekabetteki ağırlığını daha da artırdığını ortaya koyuyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Çin alarm veriyor: Nüfus 1949’dan bu yana ilk kez bu kadar hızlı geriledi Haber

Çin alarm veriyor: Nüfus 1949’dan bu yana ilk kez bu kadar hızlı geriledi

Çin’de demografik dengeler köklü biçimde değişiyor. Ulusal İstatistik Bürosu (UİB) verilerine göre, 2025 yılında Çin ana karası nüfusu 1 milyar 404 milyon 890 bine geriledi. Bu rakam, hem üst üste dördüncü yıllık düşüşü hem de modern Çin tarihinde bir dönüm noktasını işaret ediyor. Doğumlar tarihi dipte, ölümler artışta 2025’te dünyaya gelen bebek sayısı 7,92 milyonla bir önceki yıla göre yüzde 16,9 azaldı. Doğum oranı binde 6,77’den binde 5,63’e gerileyerek kayıtların tutulmaya başlandığı 1949’dan bu yana en düşük düzeye indi. Aynı dönemde ölüm sayısı yüzde 3,4 artarak 11,31 milyona yükseldi. Böylece nüfusun doğal artış hızı binde eksi 2,41 oldu. Nüfus 3,39 milyon azaldı Çin nüfusu yalnızca 2025 yılında 3,39 milyon kişi küçüldü. Bu düşüş, 2022’de başlayan ve 1960’ların başındaki kıtlık yıllarından sonra ilk kez görülen azalma eğiliminin devam ettiğini gösteriyor. Erkek nüfusu 716,85 milyon, kadın nüfusu ise 688,04 milyon olarak kaydedildi. Yaşlanan toplum, daralan işgücü Verilere göre 16-59 yaş aralığındaki “çalışma çağındaki” nüfus 851,36 milyonla toplam nüfusun yüzde 60,6’sını oluşturdu. 60 yaş ve üzeri nüfusun payı yüzde 23’e, 65 yaş ve üzerinin payı ise yüzde 15,9’a ulaştı. Uzmanlar, bu tablonun Çin’de hızlanan yaşlanma sürecine ve gelecekte işgücü potansiyelinin daralmasına işaret ettiğini belirtiyor. Kentleşme sürüyor, kırsal nüfus azalıyor 2025’te kentsel nüfus 10,3 milyon artarak 953,8 milyona yükselirken, kırsal nüfus 13,69 milyon azalarak 451,09 milyona düştü. Kentleşme oranı yüzde 67,89’a çıktı. Teşvikler yetmedi Çin yönetimi, 1980’lerden itibaren uygulanan “tek çocuk” politikasını 2016’da iki çocuğa, 2021’de ise üç çocuğa izin verecek şekilde gevşetmişti. Ancak ekonomik büyümenin yavaşlaması, yaşam ve çocuk yetiştirme maliyetlerinin artması, genç kuşakların çocuk sahibi olma konusunda isteksiz davranmasına yol açtı. Uzun vadeli riskler Analistlere göre Çin, önümüzdeki yıllarda nüfusun daha hızlı küçüldüğü, yaşlı nüfusun arttığı ve bu durumun ekonomi ile sosyal güvenlik sistemi üzerinde ciddi baskılar yarattığı bir döneme giriyor. Bu demografik kırılma, yalnızca Çin’i değil küresel ekonomiyi de etkileyecek sonuçlar doğurabilir. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Çin’den Yemen mesajı: Egemenliğe ve toprak bütünlüğüne tam saygı şart Haber

Çin’den Yemen mesajı: Egemenliğe ve toprak bütünlüğüne tam saygı şart

Çin’in Birleşmiş Milletler Daimi Temsilci Yardımcısı Sun Lei, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ndeki oturumda Yemen’e ilişkin önemli mesajlar verdi. Sun Lei, Konsey kararlarının yanlış yorumlanmaması ya da kötüye kullanılmaması gerektiğini belirterek, Yemen’in egemenliği, güvenliği ve toprak bütünlüğüne tam saygı gösterilmesi çağrısında bulundu. BMGK kararına çekimser kalan ülkelerden biri Çin oldu BMGK, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Husilerin Kızıldeniz’de ticaret gemilerine yönelik saldırılarına ilişkin Konsey’e düzenli rapor sunma yükümlülüğünü 15 Temmuz 2026’ya kadar uzatan karar tasarısını kabul etti. Oylamada Çin ve Rusya çekimser kalırken, Konsey’in diğer üyeleri tasarıya destek verdi. Yemen’deki kriz Gazze ile bağlantılı Konsey’de yaptığı konuşmada Sun Lei, Yemen ve Kızıldeniz’de yaşanan gelişmelerin Gazze’deki çatışmalarla yakından bağlantılı olduğuna dikkat çekti. Çinli diplomat, Gazze’de ilk aşama ateşkes anlaşmasının eksiksiz uygulanması, kalıcı ateşkesin sağlanması ve iki devletli çözümün hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Sun Lei, Filistin meselesine kapsamlı, adil ve kalıcı bir çözüm bulunmadan bölgesel istikrarın sağlanamayacağını ifade etti. “Yemen’de insani durum hızla kötüleşiyor” Sun Lei, Yemen’de güvenlik durumunun uzun süredir son derece kırılgan olduğunu, barış sürecinin tıkandığını ve silahlı çatışmaların devam ettiğini söyledi. Ülkedeki insani koşulların hızla kötüleştiğine işaret eden Çinli temsilci, özellikle Yemen’in güneyinde son günlerde yaşanan gelişmelerin krizi daha da karmaşık hale getirdiğini dile getirdi. Siyasi diyalog ve bölgesel sorumluluk çağrısı Çin, Yemen’deki tüm taraflara anlaşmazlıkların siyasi diyalog yoluyla çözülmesi çağrısında bulundu. Sun Lei, barış ve istikrarın yeniden tesis edilebilmesi için uygun koşulların oluşturulması gerektiğini belirterek, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölgesel aktörlerin yanı sıra uluslararası toplumun da siyasi çözüm sürecinde yapıcı rol üstlenmesini desteklediklerini söyledi. Husilere Kızıldeniz çağrısı Sun Lei, ayrıca Husilere yönelik bir çağrıda bulunarak, uluslararası hukuka uygun şekilde Kızıldeniz’deki tüm ülkelerin ticaret gemilerinin seyrüsefer haklarına saygı gösterilmesi ve bölgedeki deniz yollarının güvenliğinin korunması gerektiğini vurguladı. Çin’in bu açıklamaları, Yemen krizinde askeri adımlar yerine egemenlik, siyasi çözüm ve bölgesel istikrar vurgusunu öne çıkaran yaklaşımını bir kez daha ortaya koydu. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

GRÖNLAND NEDEN HEDEFTE? Haber

GRÖNLAND NEDEN HEDEFTE?

GRÖNLAND NEDEN HEDEFTE? ABD’nin Arktik hamlesi, Trump’ın ısrarı ve Danimarka’nın direnişi ABD’nin Arktik’te artan askeri ve ekonomik hamleleri Grönland’ı küresel güç mücadelesinin merkezine yerleştirdi. Donald Trump’ın “satın alma” çıkışı bir kişisel heves değil, emperyal bir stratejinin açık ilanıydı. Danimarka hükümeti ve Grönland halkı ise bu baskıya net bir yanıt verdi: Grönland satılık değil. ABD GRÖNLAND’I NEDEN İSTİYOR? Grönland, Arktik bölgesinin kalbinde yer alması nedeniyle ABD açısından yalnızca bir ada değil, askerî, ekonomik ve jeopolitik bir üs konumunda. 1. Askerî üstünlük ve Arktik kontrol Grönland’daki Thule (Pituffik) Uzay Üssü, ABD’nin füze erken uyarı ve uzay gözetleme sistemlerinde kritik rol oynuyor. Rusya’nın Arktik’te artan askerî varlığı ve Çin’in bölgeye yönelik yatırımları, Washington’un Grönland’a verdiği önemi daha da artırıyor. 2. Yeni ticaret yolları Küresel ısınma ile birlikte Arktik deniz yolları daha uzun süre açık kalıyor. Bu durum, Süveyş ve Panama’ya alternatif daha kısa ve daha ucuz ticaret hatları anlamına geliyor. ABD, bu hatlarda söz sahibi olmayı stratejik bir zorunluluk olarak görüyor. 3. Yeraltı kaynakları Grönland; nadir toprak elementleri, uranyum, petrol ve altın açısından zengin. Bu kaynaklar, savunma sanayii ve yeşil enerji teknolojileri için hayati önemde. ABD’nin hedefi, bu alanda Çin’e olan bağımlılığı kırmak. TRUMP NEDEN ISRARCIYDI? Donald Trump’ın 2019’da Grönland’ı “satın alma” önerisi dünya kamuoyunda alay konusu oldu. Ancak bu çıkış, bireysel bir tuhaflık değil, ABD emperyal aklının kaba ama açık bir ifadesiydi. Trump, Çin ve Rusya’nın Arktik’teki etkisini erken aşamada durdurmak, Grönland’ı askerî ve ekonomik olarak doğrudan ABD kontrolüne almak, Arktik’i fiilen bir ABD gölüne çevirmek istiyordu. Danimarka’nın ret yanıtı sonrası Trump’ın Kopenhag ziyaretini iptal etmesi, meselenin ne kadar ciddi olduğunu ortaya koydu. DANİMARKA HÜKÜMETİ NE DİYOR? Danimarka yönetimi net bir tutum aldı: “Grönland satılık değildir.” Danimarka, ABD ile askerî iş birliğini sürdürse de, Grönland’ın egemenliği konusunda geri adım atmayacağını açıkladı. Kopenhag’a göre bu mesele yalnızca diplomatik değil, uluslararası hukukun ve halk iradesinin konusudur. GRÖNLAND HALKI NE DÜŞÜNÜYOR? Grönland halkının büyük bölümü: ABD’ye bağlanmaya karşı, Danimarka’dan ise daha fazla özerklik ve nihai bağımsızlık talebinde. Yerel yönetim, kendi doğal kaynakları üzerinde tam söz hakkı istiyor. Grönlandlılar için asıl mesele, bir emperyal gücün parçası olmak değil, kendi kaderini tayin etmek. KOLONİDEN ÖZERKLİĞE: GRÖNLAND’IN KISA TARİHİ yüzyıl: Danimarka kolonisi 1953: Danimarka’nın parçası ilan edildi 1979: İç özerklik 2009: Genişletilmiş özerklik ve yeraltı kaynaklarında söz hakkı Bugün Grönland, hukuken Danimarka’ya bağlı; fiilen ise bağımsızlık arayışında olan bir halkın toprağı. SONUÇ: GRÖNLAND BİR ADA DEĞİL, BİR CEPHE Grönland meselesi; ABD’nin küresel hegemonya mücadelesinin, Arktik’in yeni paylaşım savaşının, Küçük halkların büyük güçler arasında sıkıştırılmasının somut örneğidir. Trump gitti, ancak ABD’nin Grönland üzerindeki iştahı bitmedi. Arktik ısındıkça, Grönland üzerindeki emperyal rekabet daha da sertleşecek. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Aydoğan Doğan: Halep bir sahanın değil, bir siyasetin çöküşüdür! Haber

Aydoğan Doğan: Halep bir sahanın değil, bir siyasetin çöküşüdür!

Suriye iç savaşının en sembolik kentlerinden biri olan Halep üzerinden yürütülen tartışmalar yeniden alevlenirken, insan hakları aktivisti ve siyasetçi Aydoğan Doğan’dan dikkat çeken bir analiz geldi. Doğan, X hesabından yaptığı paylaşımda Halep’in bir coğrafyanın kaybı değil; bir siyasal aklın, bir dilin ve bir hayalin çöküşünü temsil ettiğini ifade etti. Halep neden bir kırılma anı olarak görülüyor? Aydoğan Doğan’a göre Halep, yalnızca askeri dengelerin değiştiği bir cephe değil; bölgesel siyasetin, ideolojik okumaların ve stratejik aklın sınandığı bir laboratuvar işlevi gördü. Bu nedenle Halep’te yaşananlar, sahadaki güç kayıplarından ziyade siyaseti doğru okuma kapasitesinin yitirilmesine işaret ediyor. Doğan, Türkiye’de uzun yıllardır “süreç” adı altında sürdürülen siyasal yaklaşımın, değişen bölgesel ve küresel koşulları okumakta başarısız olduğunu savunuyor. Bu yaklaşımın, kendini tekrar eden bir dil ve sorgulanmayan bir ezber ürettiğini belirtiyor. “Askeri değil, entelektüel bir yenilgi” Doğan’a göre yaşanan tablo, klasik bir askeri yenilgiden çok daha derin bir anlam taşıyor. Ona göre Halep’te ortaya çıkan sonuç, entelektüel ve stratejik bir tükenmişliğin dışavurumu niteliğinde. Siyasetin, değişen güç dengelerini ve yeni devlet reflekslerini okuyamaması, bu sürecin temel kırılma noktası olarak öne çıkıyor. Değişen küresel dengeler ve okunamayan gerçeklik Analizde dikkat çekilen bir diğer başlık ise küresel ve bölgesel güç dengeleri. Aydoğan Doğan, ABD, Rusya, İran ve Çin ekseninde şekillenen yeni uluslararası denklemlerin romantik beklentilerle okunmaya devam edildiğini vurguluyor. Ona göre bu yaklaşım, sahadaki gerçeklik ile siyasal dil arasında derin bir kopuş yarattı. Doğan bu noktada şu ifadeyi kullanıyor: “Bugün mesele kimin haklı olduğu değil, kimin zamanı doğru okuyabildiği meselesidir.” Bu sözler, ideolojik doğruların tek başına yeterli olmadığını; zamanlama, güç analizi ve gerçeklik okumasının siyasetin temel unsurları olduğunu ortaya koyuyor. Romantik siyaset eleştirisi: Dil ile saha arasındaki uçurum Aydoğan Doğan’a göre Halep örneği, siyasetin romantik hayallerle değil, soğuk gerçeklerle yürütülmesi gerektiğini bir kez daha gösterdi. Saha gerçekliğiyle uyumsuz kurulan siyasal dil, yalnızca stratejik hatalara değil, aynı zamanda toplumsal algının yanlış yönlendirilmesine de neden oldu. Bu yönüyle Halep, yalnızca bir kentin değil; bir siyasal tahayyülün tükenişi olarak okunmalı. “Bir coğrafyanın değil, bir hayalin kapanış sahnesi” Doğan’ın değerlendirmesinde en çarpıcı vurgu ise Halep’in sembolik anlamına dair oldu. Paylaşımında Halep’i şu sözlerle tanımladı: “Halep; bir coğrafyanın değil, bir siyasetin, bir dilin ve bir hayalin kapanış sahnesidir.” Bu tespit, Halep sonrası dönemde Türkiye’de ve bölgede yeni bir siyasal dile ve yeni bir stratejik akla duyulan ihtiyacı da gündeme taşıyor. Halep sonrası dönem için yeni bir siyaset arayışı Aydoğan Doğan’a göre Halep sonrası süreç, eski ezberlerle sürdürülemez. Yeni dönemin; eleştirel düşünen, öğrenen ve değişen gerçeklikleri esas alan bir siyasal akıl üzerinden inşa edilmesi gerekiyor. Aksi halde benzer kırılmaların kaçınılmaz olacağı uyarısında bulunuyor.

Çin, Rusya ve İran’dan ortak deniz tatbikatı Haber

Çin, Rusya ve İran’dan ortak deniz tatbikatı

Güney Afrika Cumhuriyeti, BRICS ortakları Çin, Rusya ve İran’ın katılımıyla düzenlenen “Barış İradesi” adlı ortak deniz tatbikatına ev sahipliği yapıyor. Tatbikatın, bölgesel deniz güvenliğini artırmayı ve ülkeler arasındaki askeri iş birliğini güçlendirmeyi hedeflediği bildirildi. Tatbikat kapsamında katılımcı ülkelerin savaş gemileri, Güney Afrika donanmasının ana üslerinden biri olan Simon's Town Deniz Üssü’nde bir araya geldi. Tatbikatın, Cape Town açıklarında ve False Bay bölgesinde 16 Ocak’a kadar devam edeceği belirtildi. Güney Afrika Ulusal Savunma Kuvvetleri’nden (SANDF) yapılan açıklamada, tatbikatın amacının “çok uluslu bir ortamda operasyonel kabiliyetleri geliştirmek, deniz güvenliğini sağlamak ve askeri iş birliğini derinleştirmek”olduğu vurgulandı. Tatbikata katılan unsurlar Yetkililerden edinilen bilgilere göre tatbikata liderlik eden Çin, “Tangshan” adlı füze destroyeri ve “Taihu” ikmal gemisiyle katılım sağladı. Rusya, tatbikata “Stoykiy” korveti ve “Yelnya” tankeriyle destek verirken, İran, eski bir petrol tankerinden dönüştürülen ve donanmasının en büyük gemilerinden biri olan “IRIS Makran” (441) adlı yüzer üs gemisini tatbikata dahil etti. Geniş helikopter pisti ve lojistik kapasitesi ile Makran, filonun en dikkat çeken unsurlarından biri oldu. Siyasi tartışmalar da eşlik ediyor Tatbikatın, ABD ile Güney Afrika arasında diplomatik tansiyonun arttığı bir dönemde yapılması dikkat çekti. Güney Afrika’daki koalisyon hükümetinin ortağı Demokratik İttifak (DA), tatbikata yönelik eleştirilerde bulunarak, ülkenin tarafsızlık ilkesinin zarar görmemesi gerektiğini savundu. Buna karşılık Savunma Bakan Yardımcısı Bantu Holomisa, eleştirileri “yersiz” olarak nitelendirerek, Güney Afrika’nın BRICS üyesi olduğunu ve tatbikatın uzun süre önce planlandığını ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.