SON DAKİKA

#Cumhuriyet

HABER DEĞER - Cumhuriyet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Cumhuriyet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kılıçdaroğlu'ndan CHP'nin 103 Yaşında "Arınma" vurgusu: "Yozlaşmadan arınma iradesini sürdüreceğiz" Haber

Kılıçdaroğlu'ndan CHP'nin 103 Yaşında "Arınma" vurgusu: "Yozlaşmadan arınma iradesini sürdüreceğiz"

Anıtkabir'de kuruluş yıl dönümü töreni Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), kuruluşunun 103'üncü yıl dönümünü çeşitli etkinliklerle kutluyor. Bu kapsamda CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, parti yöneticileri ve milletvekillerinin yanı sıra Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, görevden uzaklaştırılan Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Adana Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Güngör Geçer, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın ile çok sayıda il başkanıyla birlikte Anıtkabir'i ziyaret etti. Aslanlı Yol'dan yürüyerek Atatürk'ün mozolesine çıkan Kılıçdaroğlu, çelenk bırakarak saygı duruşunda bulundu. Ardından Misak-ı Milli Kulesi'ne geçerek Anıtkabir Özel Defteri'ni imzalayan Kılıçdaroğlu, yayımladığı mesajda partinin temel değerlerine ve temiz siyaset ilkesine dikkat çekti. "Yozlaşmadan arınma iradesini sürdüreceğiz" Kılıçdaroğlu'nun Anıtkabir Özel Defteri'ne yazdığı ifadeler şu şekilde öne çıktı: "Büyük Atatürk, Sayın Genel Başkanım, Cumhuriyet Halk Partimizin 103. kuruluş yıl dönümünde, 9 Eylül’ün bağımsızlık ve kuruluş ruhuyla huzurunuzdayız. Yaktığınız bağımsızlık ateşi bugün de yolumuzu aydınlatıyor; kurduğunuz Cumhuriyet Halk Partisi, bizlere bıraktığınız en büyük emanetlerden biri olarak yaşamaya devam ediyor." Emanete layık olmanın sorumluluğuna değinen Kılıçdaroğlu, deftere şu satırları kaydetti: "Emanetinize layık olmak; Cumhuriyet Halk Partisi’nin dokularına işlenen ahlakı, adaleti ve erdemi korumak, her türlü yozlaşmadan arınma iradesini ve temiz siyaset anlayışını kararlılıkla sürdürmek demektir. Bu sorumluluğun gereği olarak, Cumhuriyetimizi ikinci yüzyılında demokrasiyle taçlandıracağımıza ve millet egemenliğini eksiksiz hâkim kılacağımıza söz veriyoruz." Anıtkabir'deki resmi törenin ardından Kemal Kılıçdaroğlu ve beraberindeki heyet, 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün mezarını da ziyaret ederek çelenk bıraktı ve saygı duruşunda bulundu. "Atatürk'ün partisine sahip çıkacağız" Törene katılan isimler arasında yer alan ve görevden uzaklaştırılan Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, basın mensuplarının soruları üzerine değerlendirmelerde bulundu. Kuruluş yıl dönümünün kutlu olmasını dileyen Karalar, "Kuruluş günümüz hayırlı olsun. Mustafa Kemal Atatürk'ün partisine sahip çıkacağız" ifadelerini kullandı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

YENİ Parti Genel Başkanı Özel: "Üsküdar'da kapkaç yapacaklar" Haber

YENİ Parti Genel Başkanı Özel: "Üsküdar'da kapkaç yapacaklar"

Sivas Kongresi'nin 107. yılı ve Trakya temasları İki gün sürecek Trakya temasları kapsamında Tekirdağ Çorlu’da cuma namazının ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Sivas Kongresi'nin 107'nci yıl dönümünü kutladı. Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere kongre delegelerini ve Kurtuluş Savaşı'nı örgütleyen kadroları rahmet ve minnetle andıklarını belirten Özel, partisinin Atatürk'ün kurduğu cumhuriyetin değerlerini sonuna kadar sahiplendiğini vurgulayarak şunları kaydetti: "YENİ Parti olarak Sivas Kongresi'ni ve kongre kararlarını ardından kurtuluşu ardından da kuruluşu sahiplenen kadrolar olarak bir kez daha Sivas Kongresi'nin 107'nci yılını kutluyoruz." "Sinem Dedetaş'ın memnuniyet oranı yüzde 65" Üsküdar’da büyük bir adaletsizlik yaşandığını söyleyen Özel, 31 Mart yerel seçimlerinde halkın iradesiyle Sinem Dedetaş'ın göreve geldiğini hatırlattı. Üsküdar Meydanı'ndaki çalışmaların halkta büyük bir memnuniyet yarattığını ifade eden Özel, değerlendirmelerini şu sözlerle sürdürdü: "Sayın Erdoğan'ın çok önem verdiği ikamet ettiği İstanbul'a geldiğindeki Üsküdar'ı yıllarca Üsküdarlılar Adalet ve Kalkınma Partisi yönetsin dedi. Kimse bir şey demedi, yönettiler. Mademki milli iradedir, mademki milletin kararı her şeyin üzerindedir. Millet bu seçimlerde de 2024 yılının 31 Mart günü bir karar verdi ve dedi ki Üsküdar'ı bu dönem Sinem Dedetaş yönetsin. Cumhuriyet Halk Partili bir belediye başkan adayıydı o zaman. Ve dedi ki yıllarca AK Parti yönetti. Özgür Özel'in değişiminden sonra İstanbul'da aday gösterdiği bir kadın Üsküdar'ı yönetsin. Adaylığında büyük heyecan uyandıran Sinem Dedetaş aynı Tekirdağ'daki kadın belediye başkan adayımız Candan Yüceer olduğu gibi büyük bir heyecan yarattı ve seçimlerde her ikisinde olduğu gibi 2 kişiden birinin oyunu ve fazlasını alarak Sinem Dedetaş da seçildi. Üsküdar'ı yönetiyordu ve inanılmaz işler yapıyordu. Hatırlayın o Üsküdar Meydanı'ndaki işgali orayı tamamen halka açtı asla olmaz denilen bir işi yaptı. Hatta o dönemde bundan bir önceki İçişleri Bakanı valiyken o işgalciler AK Parti'nin dağıttığı o işgalcilerin yanında zabıtanın karşısına polisi bile dikti. Ama Sinem büyük bir cesaretle Üsküdar'da yıllardır yapılmayanları yaptı ve biz de öyle ölçtük çıkarsınlar Üsküdar'da yaptırdıkları memnuniyet anketini göstersin AK Parti. Yüzde 65'tir Üsküdar'da Üsküdarlının Sinem Dedetaş'tan memnuniyet oranı." "Seçimler niye yapılıyor?" Sinem Dedetaş'ın tutuklanmasının ardından yapılan meclis başkan vekilliği seçimlerinde CHP adayının birinci çıktığını ancak AK Parti'nin itirazıyla seçimlerin cumartesi gününe yenilenmesine karar verildiğini belirten Özel, süreci şu sözlerle eleştirdi: "Hemen ardından AK Parti gitti itiraz etti. Çarşamba günü seçimlerin cumartesi gününe yenilenmesine karar verdiler. İnanıyor musunuz arkadaşlar? Üç belediye meclis üyemizi tutukladılar, gözaltına aldılar. Pazara kadar dört gün tutacaklar, valilik de hızla yazıyı yazdı, cumartesi seçim yapacaklar. Akıl almaz. Ve üç kişi gözaltındayken yapacakları seçimle Üsküdar'a çökecekler. Böyle bir hesabın içindeler. Akıl almıyor, asla akıl almıyor. İstanbul Valiliği de diyor ki, ‘bir parti kazansın diye tutum almış değiliz.’ Bakın o mahkeme kararını aldırtıyor AK Parti. O andan itibaren vali üç gün ila 10 gün arasında seçim yapabilir. İnsanları dört gün gözaltına alıyorlar. Vali hemen 3'üncü güne seçimi koyuyor. 5'e koysa 10'a koysa olmaz. Millet gözaltındayken seçim olacak ve Üsküdar'da kapkaç yapacaklar. Bunu milletimize şikayet ediyoruz. Milletimize şikayet ediyoruz. Mücadelemiz sürüyor." Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a seslenen Özel, tepkisini şu ifadelerle tamamladı: "Buradan cuma mübarek günde Tayyip Erdoğan'a sesleniyorum. Üsküdar'ı yıllarca yönettiniz. Millet başkasına verdi. Çok önem verdiğin Üsküdar'ı alacaksınız. Böyle mi alacaksın? Bu milletin önünde bu ülkedeki oy kullanacak olan belediye meclis üyelerini dört günlüğüne gözaltına al sonra orada seçim yaptır. O zaman sen her yeri alırsın. O zaman seçimler niye yapılıyor? Beş fark varsa altı gözaltı yap. 10 fark varsa 11 gözaltı yap. Yazıklar olsun. Asla kabul etmiyoruz. Ve bundan sonraki süreçte de bunu milletimize teşhir etmeye bu yapılan artık dedim ya yüzlerinin astarı yırtılmış. Hiçbir şeyden utanmıyorlar. Bunu da buradan cuma mübarek günde milletimizin vicdanına emanet ediyorum." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

TBMM Başkanı'ndan 'Terörsüz Türkiye' vurgusu: "İsrail, Türkiye'nin oluşturacağı kardeşlik ikliminden çekiniyor" Haber

TBMM Başkanı'ndan 'Terörsüz Türkiye' vurgusu: "İsrail, Türkiye'nin oluşturacağı kardeşlik ikliminden çekiniyor"

Tarihsel birlik ve Cumhuriyetin ilk asrının bilançosu TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Afyonkarahisar'da düzenlenen sivil toplum buluşmasında gerçekleştirdiği konuşmada, Türk tarihinin bir bütün olduğunu vurguladı. Kurtulmuş, tarih birliğine ve zaferlerin ortak ruhuna dair şu değerlendirmelerde bulundu: "Bu milletin tarihini dönemlere ayırarak Selçuklu'yu, Osmanlı'yı ve Cumhuriyetimizi birbirinden ayırarak sanki bunlar her birisi başka milletin varlıklarıymış gibi değerlendiriyor ve hatta üzülerek ifade ediyorum ki zaman zamanda maksadını aşan yorumlarla tarihi birbirine karşı yarıştırıyor hatta çatıştırıyoruz. Selçuklu da bizimdir, Osmanlı da bizimdir, Cumhuriyet de bizimdir. Bunların birbirinden ayrılması mümkün değildir. İspatı da 26 Ağustos'tur. Eğer 26 Ağustos 1071'i 26 Ağustos 1922'den ayırabiliyorsanız, geçmişi bugünden ayırabilirsiniz. Bu mümkün değildir. Bu milletin tarihi bir bütündür ve her sayfası bizim için iftihar edeceğimiz büyük bir tarihtir." Cumhuriyetin ilk asrının en ağır bilançosunun terör olduğunu belirten Kurtulmuş, bu maliyeti ve emperyalist oyunları şu sözlerle aktardı: "Cumhuriyetimizin ilk asrının en ağır bilançosu, Türkiye'ye emperyalistler tarafından ödetilmiş olan terör ve terörün getirmiş olduğu yıkım ve maliyettir. Burada da bir kısım temsilcileri olan aziz şehitlerimizin kahramanca mücadelesiyle teröre karşı çok büyük bir başarı elde edilmiş ve Allah'a çok şükür bugüne gelinmiştir. Ancak Cumhuriyetin yaklaşık 50 yılı terörle ve mücadeleyle geçti. 40 binin üzerinde insan öldü. Binlerce şehidimiz oldu... Bu 50 yıllık terörle geçen sürenin ağır maliyeti aynı zamanda Türkiye'ye ekonomik olarak da çok büyük ağır bir maliyet yüklemiştir. Üniversite üyesi arkadaşlarımızla 2013 yılında hesaplamaları yapmıştık. O zamanki rakamlarla alternatif maliyetleri ile 1,3 trilyon dolardı. Bugün en mütevazi rakamlarla 2,3 trilyon dolarlık bir maliyete katlandık." "Terörsüz Türkiye" ve üç sigortalı yasal Süreç Türkiye'nin "Terörsüz Türkiye" hedefiyle emperyalistlerin oyunlarını bozduğunu ifade eden Kurtulmuş, çıkarılan yasanın güvencelerini şu sözlerle anlattı: "Çıkarılan yasa ile ilgili de birkaç hususu paylaşmak istiyorum. Gelen sorular arasında 'Efendim ya terör örgütü silah bırakmazsa' var. Öyle ya… Ya bırakmazsa? Bu yasanın üç tane sigortası vardır. Bırakmazsa kendileri bilir. Bırakmazsa, Türkiye bundan evvel olduğu gibi terörle mücadele etmeyi gayet iyi bilir. Üç tane sigorta vardır yasanın içerisinde. Ben yasayı onlarca kere hazırlık safhasında da okumuş birisi olarak şunu söyleyeyim. Hiçbir şehit ailesinin, hiçbir gazimizin hakkını, hukukunu rencide edecek herhangi bir söz, bırakın cümleyi bir kelime bile yoktur... Birincisi yasanın birinci maddesinde yer alan 'kritik eşik' diyerek raporumuzda da tanımladığımız, örgütün bütün şubeleriyle birlikte silahlarını bıraktığı ve örgütsel faaliyetlerini sonlandırdığının devletin güvenlik birimlerince tespit ve teyidi üzerine Milli Güvenlik Kurulunca alınacak bir kararla, örgütün kendisini feshettiği ortaya konulacaktır." İsrail vurgusu Suriye ve bölgedeki gelişmelere de değinen Kurtulmuş, İsrail'in Türkiye'den duyduğu rahatsızlığı şu ifadelerle dile getirdi: "Dün Suriye'de SDG başkanının yaptığı 'Suriye'deki entegrasyon olumlu bir şekilde nihayete ermiş ve SDG bir örgüt olarak varlığını yok etmiş, kendisini feshettmiştir' açıklaması bizim için önemlidir, tarihidir ve değerli bir açıklamadır... İsrail'in bölgenin sadece teorik bir tehdidi olmaktan çok öteye geçtiğini, son dönemlerde, saldırmadığı neredeyse hiçbir bölge ülkesinin kalmadığını hatırlatarak, 'Böylesine yayılmacı bir hesap içerisinde olan bir ülke. Bu ülke, sadece Türkiye'den çekiniyor ve Türkiye'nin bölgesinde oluşturacağı barış ve kardeşlik ikliminden çekiniyor, biz de bunu ortaya koymak zorundayız. Şimdi Suriye'de tam manasıyla bir barışın ortaya çıkması, inşallah Irak hükümetiyle olan yakın ilişkilerimizle de Irak'taki ilişkilerin fevkalade daha güçlü bir noktaya gitmesi, bölge halklarının da yan yana gelmesini sağlayacaktır." Konuşmasını toplumun tüm kesimlerine birlik çağrısı yaparak tamamlayan Kurtulmuş, zihniyet değişiminin önemini şu sözlerle özetledi: "Önce dillerimizi tashih etmek, her türlü ayrımcı dili terk etmek, her türlü ayrılıkçı ve ötekileştirilmiş dili de bir kenara bırakmak zorundayız. Bu topraklarda yaşayan herkes bu ülkenin eşit ve özgür yurttaşlarıdır. Bu topraklarda yaşayan herkes aynı bayrağın altında yaşayan, aynı vatanın evlatları, aynı medeniyetin insanlarıdır. Dolayısıyla önce bu dilden ötekileştirici, farklılaştırıcı, ayrımcılık dilini bir kenara bırakmak ve etrafımızdakilerin de bu dili bırakmalarını tavsiye etmemiz lazım." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

CHP Genel Başkan Yardımcısı Kaya'dan YENİ Parti ittifakı açıklaması: "Muhalefetin yan yana durma zorunluluğu var" Haber

CHP Genel Başkan Yardımcısı Kaya'dan YENİ Parti ittifakı açıklaması: "Muhalefetin yan yana durma zorunluluğu var"

"Bu rejim değişmedikçe herkesin yüzde 50+1'i bulma zorunluluğu var" Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım Kaya, partisinin Manisa İl Başkanlığı'nda düzenlediği basın toplantısında iktidarın tarım ve eğitim politikalarını eleştirirken, gündeme ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Yerel yönetimlerdeki başarılarına vurgu yaparak iktidarın ömrünün ilk yapılacak seçime kadar olduğunu belirten Kaya, bir gazetecinin "YENİ Parti ile ilişkiniz nasıl olacak? Gelecekte herhangi bir seçimde ittifak söz konusu olabilir mi?" şeklindeki sorusuna şu yanıtı verdi: "YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel ile birlikte siyaset yaptık, başarılar diliyorum. YENİ Parti’ye yolunda başarılar diliyorum. Bu rejim ve sistem değişmediği müddetçe her partinin yüzde 50+1’i bulma zorunluluğu var. Eğer cumhurbaşkanı adayınız 50+1’i alamazsa kazanmış olmuyorsunuz. Recep Tayyip Erdoğan bile HÜDA-PAR ile ittifak yapmak zorunda kaldı... Bu sistem devam ettikçe muhalefet partilerinin yan yana durma zorunluluğu vardır. Bizim tüm siyasi partilere kapımız açık." "Cumhuriyete inanan herkesle birlikte oluruz" Parti ayrımı yapmaksızın tek adam rejimine karşı olan herkesle ortaklaşabileceklerini belirten Kaya, hiç kimseye dirsek göstermeyeceklerini ifade etti. Kaya, "Dün bizimleydiniz, bugün ayrıyız diye biz kimseye dirsek göstermeyiz. Çünkü yan yana yürümezsek Atatürk’ün emaneti cumhuriyeti ayakta tutamayız. Cumhuriyete kim inanmışsa, Mustafa Kemal Atatürk’ün emanetine kim sahip çıkmak istiyorsa biz onlarla birlikte oluruz," dedi. Aday belirleme sürecine de değinen CHP'li Kaya, kimseye aday dayatmayacaklarını ve ortak yol yürüyecekleri kesimlerle birlikte hareket edeceklerini vurgulayarak, YENİ Parti ve diğer tüm partilere bakış açılarının bu çerçevede şekillendiğini kaydetti. Öte yandan toplantıda, seçim sonrasında partilerinden istifa ederek başka siyasi oluşumlara geçen belediye başkanlarına da çağrıda bulunan Kaya, "Seçildiğiniz partiden ayrılıyorsanız, seçildiğiniz makamdan da ayrılmayı düşünün," ifadelerini kullandı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Aleviliğin son yüzyılına çok katmanlı bakış: Yalçın Çakmak’tan kapsamlı bir derleme Haber

Aleviliğin son yüzyılına çok katmanlı bakış: Yalçın Çakmak’tan kapsamlı bir derleme

Yalçın Çakmak’ın derlediği “Aleviliğin Son Yüzyılı”, Osmanlı’dan günümüz Türkiye’sine uzanan süreçte Aleviliği yalnızca inanç ekseninde değil; siyaset, hafıza, kimlik, medya, kültür, göç ve toplumsal dönüşüm başlıkları üzerinden ele alıyor. Kitabın asıl gücü, Aleviliği tek bir tanıma sıkıştırmaması. Tarihsel hafıza, devlet-toplum ilişkileri, kimlik inşası, medyada temsil, Alevifobi, Avrupa’daki Alevi örgütlenmeleri, kültürel üretim ve dijital hafıza gibi başlıklar aynı çerçeve içinde ele alınıyor. Böylece okura, Aleviliğin yalnızca geçmişe ait bir inanç ve kimlik meselesi değil, bugünün siyasal ve toplumsal tartışmalarında hâlâ canlı biçimde var olan bir alan olduğu gösteriliyor. Osmanlı’dan bugüne devam eden bir hafıza meselesi Kitabın temel sorularından biri şu: Aleviler, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e ve bugüne uzanan süreçte kendi tarihsel hafızalarını nasıl korudu? Bu soru, eserin omurgasını oluşturuyor. Horasan anlatısından Dersim’e, Madımak Katliamı’ndan Avrupa’daki diaspora deneyimine kadar uzanan geniş bir tarihsel hat üzerinden, Alevi kimliğinin zaman içinde nasıl katmanlaştığı inceleniyor. “Türk İslamı” tartışması ve siyasal anlamı Derlemenin önemli tartışma alanlarından biri de Aleviliğin tarih boyunca farklı ideolojik çerçeveler içinde tanımlanması. Kitap, özellikle Aleviliğin “Türk İslamı” şeklinde yorumlanmasının yalnızca teolojik değil, aynı zamanda siyasal bir tercih ve kimlik politikası olduğunu tartışmaya açıyor. Bu tartışma, Aleviliğin “İslam içi mi, kendine özgü bir inanç mı?” sorusundan çok daha geniş bir zemine oturuyor. Yalçın Çakmak’ın daha önce İmran Gürtaş ile birlikte derlediği “Kızılbaşlık, Alevilik, Bektaşilik: Tarih-Kimlik-İnanç-Ritüel”kitabında da benzer biçimde terminoloji, kimlik ve inanç ayrımları tartışılmıştı. Yeni kitap bu hattı daha yakın döneme taşıyor ve son yüz yıldaki siyasal dönüşümlerle ilişkilendiriyor. Alevifobi yalnızca geçmişin meselesi değil Kitapta öne çıkan bir diğer başlık ise Alevifobi. Derleme, Alevilere yönelik önyargı ve dışlamanın yalnızca tarihsel devlet politikalarında değil, medyada ve dijital dünyada da farklı biçimlerde yeniden üretildiğini ele alıyor. Bu başlık, kitabın güncelliğini en çok artıran bölümlerden biri. Çünkü mesele artık yalnızca tarihsel belgeler üzerinden değil; haber dili, sosyal medya, dijital hafıza ve kamuoyu algısı üzerinden de okunuyor. Avrupa’daki Alevilik ayrı bir kimlik deneyimi oluşturuyor “Aleviliğin Son Yüzyılı”, Türkiye sınırlarının dışına da çıkıyor. Avrupa’daki Alevilerin örgütlenme biçimleri, kimliklerini kamusal alanda ifade etme yöntemleri ve göçle birlikte yaşanan dönüşümler kitabın önemli başlıklarından biri. Bu bölüm, Aleviliğin Türkiye’deki tarihsel ve siyasal bağlamla sınırlı olmadığını gösteriyor. Avrupa’da Alevilik, bir yandan inanç kimliği olarak korunurken diğer yandan hukuki tanınma, örgütlenme ve yurttaşlık mücadelesinin parçasına dönüşüyor. Edebiyattan sinemaya Aleviliğin kültürel görünürlüğü Kitap yalnızca siyaset ve tarihle sınırlı değil. Edebiyat, sinema ve müzik endüstrisinde Aleviliğin nasıl temsil edildiğide ele alınıyor. Bu tercih, derlemeyi klasik tarih çalışmalarından ayırıyor. Çünkü Alevilik burada yalnızca arşiv belgelerinde veya siyasal mücadelelerde değil, kültürel üretim alanında da izleniyor. Böylece Alevi kimliğinin toplumdaki görünürlüğünün, yalnızca siyasi hak talepleriyle değil, sanat ve popüler kültür aracılığıyla da şekillendiği ortaya konuyor. “Aleviliğin Son Yüzyılı”nı değerli kılan temel unsur, tek bir tez dayatmak yerine farklı meseleleri aynı tarihsel eksende buluşturması. Kitap, Aleviliği ne yalnızca bir inanç sistemi ne de yalnızca bir siyasi kimlik olarak ele alıyor. Bunun yerine, inanç, hafıza, siyaset, kültür, göç ve kimlik arasındaki geçişkenliğe odaklanıyor. Bu nedenle eser, Alevilik üzerine çalışan akademisyenler için olduğu kadar Türkiye’nin yakın siyasi ve toplumsal tarihini anlamaya çalışan okurlar için de güçlü bir başvuru kaynağı niteliğinde. Kitabın başlığı da bu açıdan isabetli: “Son Yüzyıl” ifadesi yalnızca kronolojik bir dönem tarif etmiyor; Aleviliğin modernleşme, Cumhuriyet, göç, kentleşme, siyasal örgütlenme ve dijitalleşmeyle birlikte geçirdiği büyük dönüşümü işaret ediyor. Yalçın Çakmak kimdir? Yalçın Çakmak, Hacettepe Üniversitesi Tarih Bölümü’nde lisans eğitimini 2005’te, yüksek lisansını 2012’de, doktorasını ise 2018’de tamamladı. Çalışma alanları arasında Kızılbaşlık/Alevilik, Bektaşilik, Türkiye’de dinî ve etnik gruplar, dinler tarihi ile Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi dinî, toplumsal ve siyasal yaşamı bulunuyor. Çakmak, “Sultanın Kızılbaşları: II. Abdülhamid Dönemi Alevi Algısı ve Siyaseti” ile “Osmanlı’da Dinden Çıkma (İrtidad)” kitaplarının yazarı. Ayrıca “Kızılbaşlık, Alevilik, Bektaşilik”, “Kürt Tarihi ve Siyasetinden Portreler”, “Kürt Aşiretleri”, “Şekâvet, Hıyânet, İsyan” ve “Huzursuz Bir Ruhun Panoraması” gibi çok sayıda çalışmanın da derleyicileri arasında yer aldı. Önemli Alevi yazmalarından “Tabîbu’l-Kulûbi’l-Asfiyâ ve Seyru Sülûki’l-Evliyâ” adlı eseri de çevirip yayına hazırlayan Çakmak, 2013-2018 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Tarih Bölümü’nde araştırma görevlisi olarak çalıştı. Halen Munzur Üniversitesi Tarih Bölümü’nde doçent olarak akademik çalışmalarını sürdürüyor. Çakmak, 2019 yılında Tarih Vakfı Mütevelli Kurulu üyeliğine seçildi. “Aleviliğin Son Yüzyılı”, İletişim Yayınları’nın Araştırma-İnceleme dizisinden Ağustos 2026’da ilk baskısını yaptı ve 358 sayfadan oluşuyor. Kitapta Bülent Akın, Yalçın Çakmak, Faruk Çalışkan, Özge Dikmen, Kumru Berfin Emre, Mehmet Ertan, Orhan Gazi Ertekin, Bülent Keleş, İhsan Koluaçık, Onur Özger, Cemal Salman, Ali Duran Topuz ve Elif Yıldızlı’nın katkıları bulunuyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Gazeteci Dürdane Kırçuval hayatını kaybetti Haber

Gazeteci Dürdane Kırçuval hayatını kaybetti

Türk basın camiasının tanınan isimlerinden, uzun yıllardır muhabirlik, yöneticilik ve temsilcilik görevlerinde bulunan gazeteci Dürdane Kırçuval 55 yaşında vefat etti. Habertürk TV programcısı Kerem Kırçuval'ın eşi olan deneyimli gazetecinin, ailesiyle birlikte tatil için gittiği Yunanistan'ın Kavala şehrinde aniden rahatsızlanarak kalp krizi geçirdiği öğrenildi. Kırçuval'ın naaşının perşembe günü Türkiye'ye getirilmesinin ardından yapılacak otopsi işlemlerini müteakip son yolculuğuna uğurlanacağı bildirildi. Mesleki kariyeri Ankara Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümü'nden mezun olan Dürdane Kırçuval, mesleğe Akdeniz Haber Ajansı (AK Ajans) bünyesinde adım attı. Kariyeri boyunca Ekonomik Panorama Dergisi, Ulusal Basın Ajansı (UBA), Cumhuriyet, Anadolu Ajansı, Dünya ve Hürriyet gibi köklü yayın organlarında görev yaptı. Çalışma hayatı, ekonomi, yargı ve siyasi parti muhabirliğinde uzmanlaşan Kırçuval, uzun yıllar Başbakanlık ve Parlamento muhabiri olarak görev üstlendi; ayrıca Dünya ile Hürriyet gazetelerinin yazı işleri kadrolarında bulundu. 2020 yılından bu yana ANKA Haber Ajansı'nın İstanbul Temsilciliği görevini yürüten Kırçuval, Türk basınında iz bırakan nitelikli haberlere imza attı. Eski Başbakan Tansu Çiller'in mal varlığını konu edinen "Annesinin çıkınından çıkan servet" başlıklı haberiyle Yolsuzlukla Mücadele Derneği tarafından "Onur" belgesine layık görülen Kırçuval, TBMM'deki "Ceylan Derisi Yolsuzluğu" çalışmasıyla da prestijli Bülent Dikmener Haber Ödülü'nü kazanmıştı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.