SON DAKİKA

#Dil

HABER DEĞER - Dil haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dil haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkçe’nin “TOEFL”ı geliyor Haber

Türkçe’nin “TOEFL”ı geliyor

Türkçenin uluslararası alanda daha güçlü bir konuma taşınması amacıyla yeni bir dil sınavı sistemi devreye alınıyor. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından geliştirilen Türkçe Dil Yeterlikleri e-Sınavı (TÜRKÇEDİL), İngilizce için uygulanan TOEFL ve IELTS benzeri bir sistemle yabancı uyrukluların Türkçe dil becerilerini ölçmeyi hedefliyor. İlk sınavın 25 Nisan 2026 tarihinde yapılacağı duyuruldu. Türkçe dil yeterliği uluslararası standartlarda ölçülecek Milli Eğitim Bakanlığı Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından geliştirilen sınav, Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenen bireylerin dil yeterliğini belgelendirmeyi amaçlıyor. Sınav sistemi, Avrupa Ortak Dil Referans Çerçevesi (CEFR) ile uyumlu olarak hazırlandı. 16 yaş ve üzerindeki adaylar için hazırlanan TÜRKÇEDİL sınavı, A1’den C1 seviyesine kadar Türkçe dil becerilerini değerlendirecek. Başvurular 16 Mart’ta başlıyor Bilgisayar tabanlı olarak gerçekleştirilecek sınav için başvurular 16 Mart’ta başlayacak ve 10 Nisan’a kadar devam edecek. Adaylar başvurularını çevrim içi olarak turkcedil.meb.gov.tr adresi üzerinden yapabilecek. İlk uygulama 25 Nisan 2026 tarihinde gerçekleştirilecek. Dört temel dil becerisi ölçülecek TÜRKÇEDİL sınavı toplam 180 dakika sürecek ve iki bölümden oluşacak. İlk bölümde okuma ve konuşma, ikinci bölümde ise dinleme ve yazma becerileri ölçülecek. Okuma ve dinleme testleri çoktan seçmeli sorulardan oluşurken, konuşma ve yazma bölümlerinde adayların açık uçlu sorulara cevap vermesi gerekecek. Uluslararası kalite onayı aldı Sınavın ölçme ve değerlendirme kalitesi, Avrupa Dil Sınavları Uygulayıcıları Derneği (ALTE) tarafından verilen Q-Mark kalite belgesiyle onaylandı. Bu belge, sınavın uluslararası standartlara uygun hazırlandığını gösteriyor. TÜRKÇEDİL’in özellikle yurt dışındaki Türkiye Maarif Vakfı ve Milli Eğitim Vakfı okullarında eğitim gören öğrenciler için Türkçe yeterliğinin belgelendirilmesinde önemli rol oynaması bekleniyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İmralı’dan yeni mesaj: Kürtlerin entegrasyonu Cumhuriyet’in temel ayaklarından biri olacak Haber

İmralı’dan yeni mesaj: Kürtlerin entegrasyonu Cumhuriyet’in temel ayaklarından biri olacak

DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan, Mithat Sancar ve Faik Özgür Erol, 16 Şubat’ta İmralı Adası’nda Abdullah Öcalan ile bir görüşme gerçekleştirdi. Yaklaşık 3 saat süren temasın ardından yapılan yazılı açıklamada, Öcalan’ın demokratik entegrasyon, özgür yurttaşlık ve yerel demokrasi başlıklarında değerlendirmelerde bulunduğu aktarıldı. “Süreç şiddetten demokratik siyasete geçiştir” Heyetin aktardığına göre Öcalan, geride bırakılan sürecin şiddet ve ayrışma siyasetinden demokratik siyaset ve entegrasyona geçişi mümkün kıldığını ifade etti. TBMM’de hazırlanan komisyon raporunun toplumsal gerçeklikle uyumlu olması gerektiğini belirten Öcalan, “Terörü tasfiye mantığıyla yaklaşan bir siyaset çözümü değil, çözümsüzlüğü ifade eder” değerlendirmesinde bulundu. Silah ve şiddetin terk edildiğini, bundan sonraki sürecin demokratik siyaset zemininde ilerlemesi gerektiğini söylediği kaydedildi. Cumhuriyet ve Kürtlerin birlikteliği vurgulandı Açıklamada, Cumhuriyet’in kuruluş sürecinde Türkler ve Kürt yurttaşların birlikteliğinin esas alındığına dikkat çekildi. Öcalan’ın, Cumhuriyet’in “Kürtsüz inşa edilmediğini” savunduğu, sonraki hukuksal metinlerde yaşanan dışlayıcı yaklaşımların inkâr ve isyanı beslediğini ifade ettiği aktarıldı. İçinde bulunulan sürecin ise inkârı ve isyanı sona erdirme amacı taşıdığı belirtildi. “Özgür yurttaşlık etnisiteye indirgenemez” Öcalan’ın değerlendirmelerinde vatandaşlık tanımının etnisite, dil ya da inanç üzerinden değil devletle kurulan bağ üzerinden yapılması gerektiği vurgulandı. “Özgür yurttaş” kavramını tercih ettiğini belirttiği aktarılan Öcalan’ın, dinini, mezhebini ve ulusal aidiyetini özgürce ifade edebilen bir yurttaşlık anlayışını savunduğu ifade edildi. Bu çerçevede demokratik sınırlar içinde, devletin bütünlüğünü esas alan bir model önerildiği kaydedildi. Yerel demokrasi ve entegrasyon mesajı verildi Heyetin açıklamasına göre Öcalan, demokratik bütünleşmenin ruhuna uygun olarak yerel demokrasinin kurumsallaşması gerektiğini dile getirdi. Bu yaklaşımın ayrı bir devlet anlamına gelmediğini, demokratik yönetim ilkeleri çerçevesinde yerel yönetimlerin güçlendirilmesini ifade ettiğini söylediği aktarıldı. Kürtlerin entegrasyonunun Cumhuriyet’in en temel ayaklarından biri olacağı değerlendirmesi de açıklamada yer aldı. Güvenlik ve siyaset dengesi çağrısı yapıldı Öcalan’ın, meselenin yalnızca güvenlik boyutuyla ele alınamayacağını, siyasi boyutunun daha geniş olduğunu vurguladığı ifade edildi. “Her şey güvenliğe boğulmamalıdır” mesajının paylaşıldığı açıklamada, demokratik toplum ve barış sürecinin birlikte inşa edilmesi gerektiği kaydedildi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Sayfalarını kapatmak istemeyeceğiniz 5 kitap: Farklı türlerden unutulmaz dünyalar Haber

Sayfalarını kapatmak istemeyeceğiniz 5 kitap: Farklı türlerden unutulmaz dünyalar

Bazı kitaplar vardır; bittiğinde rafına kaldırılmaz, zihinde yaşamaya devam eder. Okuru hızla finale sürüklemek yerine her cümlede durup düşünmeye çağıran bu eserler, yeniden açılmak üzere kapanır. İşte farklı türlerden, okurun “bitirmeye kıyamadığı” beş güçlü kitap önerisi. Aşkın direnişe dönüştüğü bir anlatı: A’dan X’e A’dan X’e adlı eserinde John Berger, aşkı romantik bir süs olmaktan çıkarıp yokluk ve baskı ortamında ayakta kalabilen bir direnç biçimi olarak ele alıyor. Mektuplar aracılığıyla ilerleyen anlatı, yalnızca iki insanın değil, bir dönemin de nabzını tutuyor. Sessizliklerin bile anlam kazandığı bu metin, okuru yavaşlatan ve derinleştiren bir okuma deneyimi sunuyor. Gerçeklik ile hayal arasında kurulan sonsuz ev: Piranesi Piranesi, Susanna Clarke imzasıyla okuru salonları bitmeyen, heykellerle dolu gizemli bir yapıya götürüyor. Gelgitlerin bastığı alt katlar ve keşiflerle dolu günler, “öteki” ile kurulan temasla birlikte hafıza ve kimlik sorularını gündeme getiriyor. Roman, çözülmesi istenen ama gizemini kaybetmesinden korkulan bir bulmaca hissi yaratıyor. Felsefe ve polisiyenin kesiştiği roman: Dilin Yedinci İşlevi Dilin Yedinci İşlevi ile Laurent Binet, bir trafik kazası gibi görünen ölümün ardından Paris’in entelektüel çevrelerine uzanan sürükleyici bir hikâye kuruyor. Söylenceye göre “dilin yedinci işlevi”, sözü mutlak bir ikna gücüne dönüştüren gizli bir teknik. Roman, teorik tartışmalar ile entrikayı aynı potada eriterek okuru her sayfada yeni bir soruyla baş başa bırakıyor. Unutmanın kurumsallaştığı distopya: Hafıza Polisi Hafıza Polisi, Yoko Ogawa tarafından yaratılan bir adada geçiyor. Nesnelerin ve anıların bir sabah ansızın yok olduğu bu dünyada, unutamayanları toplayan bir otorite hüküm sürüyor. Bir yazarın saklanması gereken birini koruma çabası, dilin ve hatıraların yavaş yavaş silindiği bir atmosferde ilerliyor. Romanın asıl gücü, okura kaybın sessizliğini hissettirmesinde yatıyor. Doğanın yabancı bir zekâya dönüştüğü alan: Yok Oluş Yok Oluş ile Jeff VanderMeer, haritalarda var olan fakat gerçekliği bambaşka işleyen Bölge X’e bir keşif ekibi gönderiyor. Günlük notları ilerledikçe mekân, dil ve hatta beden bile güvenilirliğini yitiriyor. Roman, bilinmeyeni tamamen anlamanın onun büyüsünü yok edeceği hissiyle okuru tekinsiz bir merakın içinde tutuyor. Finali değil yolculuğu önemseyen hikâyeler Bu eserleri ortak noktada buluşturan şey, yalnızca güçlü kurguları değil; okura tekrar dönme isteği veren katmanlı anlatıları. Bazı kitaplar sona ulaşmak için değil, her açıldığında yeniden yaşanmak için yazılıyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Yılın kelimesini halk seçecek: TDK 2025 adaylarını açıkladı Haber

Yılın kelimesini halk seçecek: TDK 2025 adaylarını açıkladı

Türk Dil Kurumu, dilin toplumsal dönüşümlerle kurduğu bağı görünür kılmak amacıyla yürüttüğü “Yılın Kelimesi/Kavramı” çalışmasında 2025 adaylarını açıkladı. Oylama, TDK’nin resmî internet sitesi üzerinden halkın katılımına açıldı. TDK ve Ankara Üniversitesi ortaklığı 2025 Yılının Kelimesi/Kavramı süreci, TDK ile Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi İletişim Araştırmaları ve Uygulama Merkezi (İLAUM) iş birliğiyle yürütüldü. Değerlendirme Kurulu, yurttaşlardan gelen önerileri inceleyerek beş kavramı finale taşıdı. 2025’in kelime adayları Bu yılın adayları, dijitalleşme, ahlaki duyarlılık, çevresel sorunlar ve toplumsal dönüşüm başlıklarını yansıtıyor: Dijital vicdan: Gerçek hayatta sorumluluk almadan, sosyal medyada paylaşımlar ve beğeniler yoluyla vicdani rahatlama sağlama hâli. Vicdani körlük: Ağır zulüm ve adaletsizlikler karşısında bireylerin ve toplumların ahlaki duyarlılığını yitirerek kayıtsızlaşması. Çorak: Kısır toprak anlamının ötesinde; manevi dünyanın kuruması ve iklim kriziyle bağlantılı susuzluk gibi geniş bir anlam alanı. Eylemsiz merhamet: İyi niyete rağmen duygusal farkındalık ile somut sorumluluk alma arasındaki boşluk. Tek tipleşme: Dil, düşünce, estetik ve mekân tercihlerinde bireylerin birbirine benzemesi. Oylama takvimi Halk oylaması 22–28 Aralık 2025 tarihleri arasında yapılacak. Katılımcılar, 28 Aralık saat 17.30’a kadar TDK’nin resmî sitesinden oy kullanabilecek. Sonuçlar, oylamanın ardından kamuoyuyla paylaşılacak. TDK’den vurgu Yetkililer, seçilecek kelimenin yalnızca dilsel bir tercih değil, 2025’in toplumsal ruhunu yansıtan bir gösterge olacağını belirtiyor.

Mehmet Uçum: Egemenliğin ve birliğin dili Türkçe! Haber

Mehmet Uçum: Egemenliğin ve birliğin dili Türkçe!

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, bu haftaki Pazar yazısında “Egemenliğin ve birliğin dili Türkçe” başlıklı makalesinde, Türkçenin devlet dili olarak taşıdığı milli ve anayasal önemi vurguladı. Anadolu Ajansı için kaleme aldığı yazısında Uçum, hem Türkçenin konumuna hem de Kürtçe ve diğer yaşayan dillerin özgürlük alanlarına değindi. “Türkçe dokunulmazdır” Uçum, yazısında Türkçenin yalnızca iletişim dili değil, aynı zamanda Türkiye halkının birliğini ve egemenliğini temsil eden kurucu unsur olduğunu belirtti: “Türkler, Kürt yurttaşlar, Araplar, Zazalar, Lazlar, Çerkezler, Gürcüler… Kısacası Türkiye toplumunun bütün unsurları bu ülkenin ayrılmaz parçalarıdır. Objektif bir realite olarak Türkçe de Türkiye halkının parçası, yani birliğin dilidir.” Cumhurbaşkanı Başdanışmanı, Türkçenin “devletin dili” olmasının değişmez ve tartışılmaz bir anayasal ilke olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: “Milli birliğimizin harcı olan Türkçenin devletin dili yani tek resmi dil şeklinde muhafaza edilmesi bekanın gereğidir. Hiç kimsenin de bunu tartıştığı yoktur. Türkçe dokunulmazdır.” Uçum, Türkçenin “egemen tek dil” konumunun, millet egemenliği ilkesinin doğal sonucu olduğunu vurguladı: “Egemenlik Türkiye halkının oluşturduğu Türk Milletine ait olduğu için, milletin dili olan Türkçe de egemen tek dildir.” “Kürtçe ve diğer yaşayan diller insan özgürlüğünün parçasıdır” Mehmet Uçum, Türkçenin devlet dili olarak taşıdığı statünün diğer dillerle karıştırılmaması gerektiğini, ancak her anadilin öğrenilme ve kullanılma özgürlüğünün temel bir insan hakkı olduğunu belirtti. “Türkçe ile diğer dilleri aynı statüye koymak doğru değildir. Bununla birlikte bütün anadiller, bu dillerin öğrenilmesi ve kullanılması insanın özgürlüğüyle ilgilidir. Devletin görevi bu özgürlük alanını tanımak ve gerekli imkânları sağlamaktır.” Uçum, geçmişteki yasak ve inkâr politikalarına da değinerek, “12 Eylül Faşizmi döneminde anadillerin yasaklandığını, bu durumun demokratikleşme süreciyle aşıldığını” ifade etti. “Erdoğan devrimiyle dil özgürlüğü genişledi” Uçum, Türkiye’de farklı dil ve lehçelere yönelik özgürlük alanlarının genişlemesini “Erdoğan devrimi” olarak tanımladı: “2003 yılında başlayan ve 2014’te 2923 sayılı Kanun’la düzenlenen reformlarla, farklı dil ve lehçelerin öğretimi ve kullanımı güvence altına alınmıştır. Bu uygulamalar on yılı aşkın süredir devam ediyor.” “Yaşayan Diller ve Lehçeler” dersi kapsamında Kürtçe (Kurmanca ve Zazaca), Lazca, Gürcüce, Arnavutça, Boşnakça gibi dillerin devlet okullarında seçmeli ders olarak okutulduğunu hatırlatan Uçum, Kürtçe dil eğitimi ve yayıncılığında sağlanan özgürlükleri tek tek sıraladı. Kürtçe’nin kamusal alandaki yeri Cumhurbaşkanı Başdanışmanı, Kürtçe’nin eğitimden siyasete, kültürden medya alanına kadar geniş bir çerçevede özgürleştirildiğini belirtti: “Kürtçe dil dersi devlet okullarında ve özel okullarda seçmeli olarak alınabiliyor. Üniversitelerde Kürt dili ve edebiyatı bölümleri kuruldu, Kürtçe dil kursları açmak mümkün. Q, X, W gibi harflerin kullanımına izin verildi.” Uçum, ayrıca devletin kültürel kurumlarında da Kürtçe üretimlerin desteklendiğini vurguladı: “Kültür Bakanlığı Kürt edebiyatının önde gelen eserlerini yayınlıyor. Devlet Tiyatroları Kürtçe oyunlar sahneliyor. TRT Kurdi’nin 24 saat Kürtçe yayın yapması da bu dönemin eseridir.” “Yeni anayasa, dil özgürlüklerini teminat altına almalı” Yazısının sonunda Uçum, yeni anayasa hazırlıkları kapsamında Türkiye’deki dil rejiminin hukuki güvenceye kavuşturulması gerektiğini belirtti: “Yeni anayasa hayata geçtiğinde, Türkiye’deki geleneksel ve yaşayan bütün dil ve lehçelerin kavuştuğu özgürlüklere anayasal dayanak sağlanabilir. Örneğin, ‘günlük yaşamda kullanılan başka dillerin öğretimine ilişkin hususlar kanunla düzenlenir’ hükmüyle bu durum güvenceye alınabilir.” Cumhurbaşkanı Başdanışmanı, Türkçenin egemen tek dil olarak varlığını koruyacağını, bunun yanında Kürtçe dahil tüm anadillerin öğrenilmesi ve kullanılmasının anayasal teminat altına alınabileceğini söyledi. “Türkçenin egemen ve birleştirici tek dil olması değiştirilemez bir kuraldır. Ancak bu, diğer dillerin özgürce yaşamasıyla çelişmez; aksine Türkiye toplumunun zenginliğidir.” Mehmet Uçum’un “Egemenliğin ve birliğin dili Türkçe” başlıklı yazısı, Türkçenin devlet dili olarak korunmasının milli egemenliğin temeli olduğunu, ancak Kürtçe ve diğer dillerin özgürlük alanlarının da insan hakları perspektifinden güçlendirilmesi gerektiğini savunan, hem merkeziyetçi hem çoğulcu bir yaklaşım sunuyor. “Türkçe egemen dil olmaya devam edecek, ama bu topraklarda konuşulan her dil de yaşama hakkına sahip olacak.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.