SON DAKİKA

#Eşitlik

HABER DEĞER - Eşitlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Eşitlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sanatçı Cenk Eren'den başörtüsü çıkışı Haber

Sanatçı Cenk Eren'den başörtüsü çıkışı

Toplumda kadınların eşit haklara sahip olduğu sıkça dile getiriliyor. Ancak bu söylem, başörtüsü söz konusu olduğunda çoğu zaman karşılığını bulmuyor. Açık kadınlar “Cumhuriyet kadını”, “şehirli”, “eğitimli”, “kariyer sahibi” olarak yüceltilirken; başörtülü kadınlar “gerici”, “kapalı zihniyetli”, “Cumhuriyet’e yakışmaz” gibi etiketlerle dışlanabiliyor. Bu ifadeler her zaman açıkça söylenmese de bakışlara, beklentilere ve davranışlara siniyor. Başörtülü kadınlar çoğu zaman ev işiyle, temizlikle ve angaryayla özdeşleştiriliyor. “Zaten ev kadınıdır”, “bu işlerden anlar” gibi varsayımlar, onları kamusal alanda görünmez kılıyor. Buna karşılık açık kadınlar ev işlerinden “anlamaz”, kariyer yapar, şehirli ve moderndir algısıyla tanımlanıyor. Bu sessiz ayrım, kadınları kıyafetleri üzerinden sınıflandıran bir hiyerarşi yaratıyor. Sanatçı Cenk Eren’in yazar Ayşenur Yazıcı’nın paylaşımına yaptığı yorum, bu yerleşik algıları yeniden gündeme taşıdı. Eren, çocukluk yıllarında okul ortamında başörtülü annelere sınıf temizliği ve benzeri işlerin “doğal görev” gibi yüklenmesini anlatarak, bu ayrımcılığın ne kadar erken yaşlarda normalleştirildiğini hatırlattı. Bu tanıklık, başörtülü kadınların yalnızca inançları üzerinden değil, emekleri üzerinden de sınırlandırıldığını gösteriyor. Ayşenur hanım sizi sever ve saygı duyarım bu yazacaklarımı lütfen üstünüze alınmayın bu fotoğrafı siz paylaştığınız için size yazıyorum.Amacım asla bir polemik çıkarmak ya da geçmişi yargılamak değil ama bilmenizi isterim.Ben Ankara Yenimahallede doğdum Yunus Emre ilkokulun da… https://t.co/ACr7QOL0LK — Cenk Eren (@cenkerenonline) January 21, 2026 Cumhuriyet kadını tek tip değildir Cumhuriyet, kadınları tek bir kalıba sokmak için değil; onları eşit yurttaşlar olarak var edebilmek için kurulmuş bir ortak zemindir. Bir kadının Cumhuriyet’e “yaraşır” olup olmadığı, kıyafetiyle ölçülemez. Cumhuriyet kadını; düşünen, üreten, emek veren ve eşit haklara sahip olan her kadındır. Başörtülü olmak, Cumhuriyet değerleriyle çelişmez; ayrımcılık yapmak çelişir. Modernlik dış görünüşle ölçülemez Kendini modern olarak tanımlayan bazı kesimlerin, farkında olmadan başörtüsünü gericilikle eşitlemesi en büyük çelişkilerden biri olarak duruyor. Modernlik; başörtüsüne tahammül etmek değil, onu sorgulamaya bile gerek duymayacak kadar eşit kabul edebilmektir. Aksi hâlde eşitlik söylemi, yalnızca belli bir kadın tipine tanınmış bir ayrıcalığa dönüşür. Güzellik, adaletle anlam kazanır Bu nedenle mesele bir yaşam tarzı tartışması değil; kimlerin “Cumhuriyet kadını” sayıldığı, kimlerin angaryaya layık görüldüğü meselesidir. Başörtülü ya da açık, her kadının emeği eşit değerde görülmediği sürece eşitlikten söz edilemez. Güzellik yalnızca görünüşte değil, adil davranabilme cesaretinde anlam kazanır. HABER: Azra YILMAZ haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

PJAK’tan İran’daki protestolara destek! Haber

PJAK’tan İran’daki protestolara destek!

İran genelinde ve Rojhılat’ta (Doğu Kürdistan) 28 Aralık 2025’ten bu yana devam eden protestolara ilişkin açıklama yapan Demokratik Özgür Yaşam Partisi (PJAK), ekonomik ve toplumsal krizlerin kaynağının İran yönetiminin politikaları olduğunu savundu. Parti, halk hareketlerinin “Jin, Jiyan, Azadî” çizgisinin devamı olduğunu belirtti. “Baskı ve sindirme politikaları sonuç vermeyecek” PJAK Meclisi tarafından yapılan açıklamada, İran İslam Cumhuriyeti’nin yaklaşık yarım asırdır öldürme, baskı ve sindirme politikalarıyla toplumu parçalamaya çalıştığı ifade edildi. Açıklamada, iktidarın farklı yöntemlerle sosyal krizler üreterek yönetimini sürdürmeye çalıştığı, bunun ise halkı yoksullaştırdığı ve toplumsal gerilimi derinleştirdiği vurgulandı. Ekonomik krizin sorumlusu olarak Tahran yönetimi gösterildi Açıklamada, İran’daki ekonomik krizin temel nedeninin, ülke kaynaklarının halkın ihtiyaçları yerine savaşlara ve başka ülkelerdeki radikal gruplara harcanması olduğu savunuldu. Protestoculara birlikte hareket etme çağrısı yapılırken, Tahran yönetimine ise halkın taleplerini dikkate alma çağrısında bulunuldu. “Tüm demokratik girişimleri destekliyoruz” PJAK, İran toplumunun farklı kesimlerinin baskı ve zulme karşı sesini yükseltmesini meşru gördüğünü belirterek, krizden çıkışın tek yolunun birlik ve ortak mücadele olduğunu ifade etti. Açıklamada, her halk hareketinin “Jin, Jiyan, Azadî Devrimi”nin bir devamı olduğu ve bu mücadelenin özgürlük, eşitlik ve demokrasi talebi taşıdığı kaydedildi. Kadınlar ve gençler ön planda Parti açıklamasında, protestoların sağlıklı ve demokratik bir zeminde ilerlemesi için kadınlar ve gençlerin öncülüğünün hayati önemde olduğu vurgulandı. Kadın özgürlüğü mücadelesinin, kazanımların korunmasının ve özgür bir yaşamın teminatı olduğu belirtildi. Protestolar nasıl başladı? Rojhılat ve İran genelindeki protestolar, 28 Aralık 2025’te ulusal para biriminin ciddi değer kaybı ve artan ekonomik sorunlar nedeniyle Tahran Kapalı Çarşı’da esnafın başlattığı eylemlerle başladı. Kısa sürede ülkenin birçok kentine yayılan gösteriler sırasında can kayıpları ve yaralanmalar yaşandığı bildirildi. PJAK, İran halklarının demokrasi ve özgür yaşam taleplerinden vazgeçmeyeceğini savunarak, “Halkın iradesi karşısında iktidarın boyun eğmekten başka seçeneği yoktur” mesajını verdi. Açıklamada, İran’daki özgürlük mücadelesinin demokratik birlik içinde başarıya ulaşacağı ifade edildi.

Suriye Kadın Meclisi’nden 17 sayılı genelgeye tepki: Anne velayetten dışlanamaz Haber

Suriye Kadın Meclisi’nden 17 sayılı genelgeye tepki: Anne velayetten dışlanamaz

Suriye geçici hükümetine bağlı Adalet Bakanlığı’nın yayımladığı 17 sayılı genelge, ülkede kadın ve çocuk hakları açısından yeni bir tartışmayı başlattı. Genelgeyle annenin velayet yetkisinin kaldırılması ve bu hakkın yalnızca erkek velilere tanınması hedeflenirken, Suriye Kadın Meclisi karara açık bir dille karşı çıktı. Genelge annelerin velayet hakkını hedef alıyor Geçici Şam yönetimi tarafından çıkarılan 17 sayılı genelgenin, annenin çocuklar üzerindeki velayet hakkını ortadan kaldırdığı ve velayeti yalnızca erkeklere bıraktığı ifade ediliyor. Düzenlemenin, mevcut kişisel statü mevzuatını dahi geriye düşüren bir nitelik taşıdığı belirtiliyor. Suriye Kadın Meclisi kararı reddetti Suriye Kadın Meclisi, yayımladığı yazılı açıklamayla genelgeyi tanımadığını ilan etti. Açıklamada, düzenlemenin başta Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ve CEDAW olmak üzere, Suriye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere açıkça aykırı olduğu vurgulandı. “Çocuğun üstün yararı göz ardı ediliyor” Meclis, genelgenin çocuğun üstün yararı ilkesini fiilen devre dışı bıraktığını belirtti. Babanın bulunmadığı, ehliyetini kaybettiği ya da velayet sorumluluğunu yerine getiremediği durumlarda, çocuğun hukuki, eğitsel ve sağlıkla ilgili işlemlerinin ciddi biçimde aksayacağına dikkat çekildi. Mevcut yasalar da ihlal ediliyor Açıklamada, düzenlemenin Suriye’de yürürlükte bulunan Kişisel Statü Yasası hükümlerini de ihlal ettiği ifade edildi. Annenin çocuğun bakımını fiilen üstlendiği ve en yetkin taraf olduğu durumlarda dahi velayetten dışlanmasının hem hukuki hem de insani açıdan kabul edilemez olduğu belirtildi. Ayrımcı mevzuatın değiştirilmesi çağrısı yapıldı Suriye Kadın Meclisi, velayeti yalnızca erkeklere tanıyan Kişisel Statü Yasası ile Vesayet Altındaki Çocukların Korunması Yasası’ndaki ilgili maddelerin adalet, eşitlik ve ayrımcılığın önlenmesi ilkeleri doğrultusunda değiştirilmesi çağrısında bulundu. Annenin velayet üstlenmesini engelleyen idari ve yargısal talimatların de gözden geçirilmesi istendi. Uluslararası topluma çağrı yapıldı Meclis, uluslararası toplumu ve kadın örgütlerini 17 sayılı genelgeyi kınamaya çağırdı. Açıklamada, kararın Suriyeli kadınların temel haklarını ihlal eden ve toplumsal eşitliği zedeleyen adaletsiz bir düzenleme olduğu vurgulandı. Uluslararası hukuk açık: Cinsiyet ayrımcılığı yasak Uluslararası insan hakları hukukuna göre çocukların velayeti ve bakımı konusunda cinsiyete dayalı ayrımcılık açık biçimde yasaklanıyor. Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde çocuğun üstün yararı temel ilke olarak tanımlanırken, CEDAW kadın ve erkeklerin çocukların velayeti konusunda eşit haklara sahip olduğunu hükme bağlıyor. Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi ise aileyi toplumun temel birimi olarak tanımlıyor ve ayrımcılığı yasaklıyor. Suriye Kadın Meclisi’ne göre, 17 sayılı genelge yalnızca anneleri değil, doğrudan çocukların güvenliğini ve geleceğini de tehdit ediyor. Bu nedenle kararın derhal iptal edilmesi gerektiği vurgulanıyor.

“Çakar listesi” canlı yayında açıldı: Gazeteciler hedefte, bakanlık sessiz Haber

“Çakar listesi” canlı yayında açıldı: Gazeteciler hedefte, bakanlık sessiz

CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, İstanbul’da denetime takıldığı ileri sürülen TBMM plakalı araç iddiasının ardından katıldığı canlı yayında sert konuştu. Başarır, Emniyet ve İçişleri Bakanlığını “yasadışı takip ve fişleme” ile suçlarken, “çakar” tartışmasının yalnızca siyasetçilere indirgenemeyeceğini söyledi ve bazı gazetecilerin de çakar kullandığını iddia ederek isimleri kamuoyuyla paylaştı. Canlı yayında isim verdi, tartışma büyüdü Başarır, Halk TV ekranlarında yaptığı açıklamada çakarlı araç kullandığını iddia ettiği gazetecileri tek tek saydı ve “Herkes için aynı hukuk” vurgusu yaptı. Açıklamanın hemen ardından sosyal medyada geniş yankı oluştu; iddialar kısa sürede “ayrıcalık” ve “eşitlik” başlıkları altında tartışılmaya başlandı. “Beni izleyen raporlar WhatsApp’tan elime geldi” dedi Başarır, kendisine ait olduğu ileri sürülen araç üzerinden yürütülen takibin “6 sayfalık istihbarat raporu”na dönüştüğünü, bu belgelerin defalarca kendisine gönderildiğini açıkladı. Araçla ilgili tüm yükümlülüklerin şahsı tarafından karşılandığını söyleyen Başarır, “Resmi aracı kullanmadım, şahsi aracımla dolaştım” ifadesini kullandı. Emniyet ve Bakanlığa açık çağrı yaptı Canlı yayında doğrudan İçişleri Bakanlığı ve Emniyet’e seslenen Başarır, çakar kullanımına dair kamuoyuna şeffaf bir açıklama yapılmasını istedi. “Kimin hangi yetkiye dayanarak çakar kullandığı açıklansın” çağrısı, tartışmanın devlet kapasitesi ve denetim mekanizmaları boyutuna taşınmasına yol açtı. Gazetecilerden karşı hamle geldi İddiaların ardından bazı gazeteciler sosyal medya üzerinden yanıt niteliğinde açıklamalar yaparak çakar kullanmadıklarını dile getirdi. Bu açıklamalar, kamuoyundaki “kim doğru söylüyor” sorusunu daha da görünür kıldı ve tartışmayı derinleştirdi. “Resmi araç suistimali” iddiası masada Olayın çıkış noktası olan trafik denetimi ve araçtan kimin çıktığına dair iddialar henüz resmî bir makam tarafından doğrulanmadı. Bu belirsizlik, tartışmanın yalnızca kişiler üzerinden değil, sistemsel denetim zafiyeti üzerinden yürütülmesine neden oldu. Türkiye toplumunda eşitlik talebi yükseliyor Tartışma, “ayrıcalıklar devleti mi, eşit hukukun devleti mi?” sorusunu yeniden gündeme taşıdı. Türkiye toplumunda, çakar ve benzeri sembollerin “imtiyaz” anlamına gelmemesi, denetimin herkes için eşit işletilmesi yönündeki talep sosyal medyada güçlü biçimde dile getiriliyor. Gözler resmî açıklamada simlerin açıkça telaffuz edilmesiyle ivme kazanan tartışmada, İçişleri Bakanlığı ve ilgili kurumların yapacağı açıklamalar merakla bekleniyor. Kamuoyu, iddiaların somut verilerle aydınlatılmasını ve çakar kullanımına ilişkin kuralların şeffaf biçimde ortaya konmasını istiyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.