Başörtülü kadınlar ev işine, açık kadınlar kariyere yakıştırılıyor. Açıkça söylenmese de bu ayrım, gündelik hayatta hâlâ canlılığını koruyor.
Haber Giriş Tarihi: 22.01.2026 11:36
Haber Güncellenme Tarihi: 22.01.2026 12:01
Kaynak:
Haber Merkezi
https://haberdeger.com/
Toplumda kadınların eşit haklara sahip olduğu sıkça dile getiriliyor. Ancak bu söylem, başörtüsü söz konusu olduğunda çoğu zaman karşılığını bulmuyor. Açık kadınlar “Cumhuriyet kadını”, “şehirli”, “eğitimli”, “kariyer sahibi” olarak yüceltilirken; başörtülü kadınlar “gerici”, “kapalı zihniyetli”, “Cumhuriyet’e yakışmaz” gibi etiketlerle dışlanabiliyor. Bu ifadeler her zaman açıkça söylenmese de bakışlara, beklentilere ve davranışlara siniyor.
Başörtülü kadınlar çoğu zaman ev işiyle, temizlikle ve angaryayla özdeşleştiriliyor. “Zaten ev kadınıdır”, “bu işlerden anlar” gibi varsayımlar, onları kamusal alanda görünmez kılıyor. Buna karşılık açık kadınlar ev işlerinden “anlamaz”, kariyer yapar, şehirli ve moderndir algısıyla tanımlanıyor. Bu sessiz ayrım, kadınları kıyafetleri üzerinden sınıflandıran bir hiyerarşi yaratıyor.
Sanatçı Cenk Eren’in yazar Ayşenur Yazıcı’nın paylaşımına yaptığı yorum, bu yerleşik algıları yeniden gündeme taşıdı. Eren, çocukluk yıllarında okul ortamında başörtülü annelere sınıf temizliği ve benzeri işlerin “doğal görev” gibi yüklenmesini anlatarak, bu ayrımcılığın ne kadar erken yaşlarda normalleştirildiğini hatırlattı. Bu tanıklık, başörtülü kadınların yalnızca inançları üzerinden değil, emekleri üzerinden de sınırlandırıldığını gösteriyor.
Ayşenur hanım sizi sever ve saygı duyarım bu yazacaklarımı lütfen üstünüze alınmayın bu fotoğrafı siz paylaştığınız için size yazıyorum.Amacım asla bir polemik çıkarmak ya da geçmişi yargılamak değil ama bilmenizi isterim.Ben Ankara Yenimahallede doğdum Yunus Emre ilkokulun da… https://t.co/ACr7QOL0LK
Cumhuriyet, kadınları tek bir kalıba sokmak için değil; onları eşit yurttaşlar olarak var edebilmek için kurulmuş bir ortak zemindir. Bir kadının Cumhuriyet’e “yaraşır” olup olmadığı, kıyafetiyle ölçülemez. Cumhuriyet kadını; düşünen, üreten, emek veren ve eşit haklara sahip olan her kadındır. Başörtülü olmak, Cumhuriyet değerleriyle çelişmez; ayrımcılık yapmak çelişir.
Modernlik dış görünüşle ölçülemez
Kendini modern olarak tanımlayan bazı kesimlerin, farkında olmadan başörtüsünü gericilikle eşitlemesi en büyük çelişkilerden biri olarak duruyor. Modernlik; başörtüsüne tahammül etmek değil, onu sorgulamaya bile gerek duymayacak kadar eşit kabul edebilmektir. Aksi hâlde eşitlik söylemi, yalnızca belli bir kadın tipine tanınmış bir ayrıcalığa dönüşür.
Güzellik, adaletle anlam kazanır
Bu nedenle mesele bir yaşam tarzı tartışması değil; kimlerin “Cumhuriyet kadını” sayıldığı, kimlerin angaryaya layık görüldüğü meselesidir. Başörtülü ya da açık, her kadının emeği eşit değerde görülmediği sürece eşitlikten söz edilemez. Güzellik yalnızca görünüşte değil, adil davranabilme cesaretinde anlam kazanır.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Sanatçı Cenk Eren'den başörtüsü çıkışı
Başörtülü kadınlar ev işine, açık kadınlar kariyere yakıştırılıyor. Açıkça söylenmese de bu ayrım, gündelik hayatta hâlâ canlılığını koruyor.
Toplumda kadınların eşit haklara sahip olduğu sıkça dile getiriliyor. Ancak bu söylem, başörtüsü söz konusu olduğunda çoğu zaman karşılığını bulmuyor. Açık kadınlar “Cumhuriyet kadını”, “şehirli”, “eğitimli”, “kariyer sahibi” olarak yüceltilirken; başörtülü kadınlar “gerici”, “kapalı zihniyetli”, “Cumhuriyet’e yakışmaz” gibi etiketlerle dışlanabiliyor. Bu ifadeler her zaman açıkça söylenmese de bakışlara, beklentilere ve davranışlara siniyor.
Başörtülü kadınlar çoğu zaman ev işiyle, temizlikle ve angaryayla özdeşleştiriliyor. “Zaten ev kadınıdır”, “bu işlerden anlar” gibi varsayımlar, onları kamusal alanda görünmez kılıyor. Buna karşılık açık kadınlar ev işlerinden “anlamaz”, kariyer yapar, şehirli ve moderndir algısıyla tanımlanıyor. Bu sessiz ayrım, kadınları kıyafetleri üzerinden sınıflandıran bir hiyerarşi yaratıyor.
Sanatçı Cenk Eren’in yazar Ayşenur Yazıcı’nın paylaşımına yaptığı yorum, bu yerleşik algıları yeniden gündeme taşıdı. Eren, çocukluk yıllarında okul ortamında başörtülü annelere sınıf temizliği ve benzeri işlerin “doğal görev” gibi yüklenmesini anlatarak, bu ayrımcılığın ne kadar erken yaşlarda normalleştirildiğini hatırlattı. Bu tanıklık, başörtülü kadınların yalnızca inançları üzerinden değil, emekleri üzerinden de sınırlandırıldığını gösteriyor.
Cumhuriyet kadını tek tip değildir
Cumhuriyet, kadınları tek bir kalıba sokmak için değil; onları eşit yurttaşlar olarak var edebilmek için kurulmuş bir ortak zemindir. Bir kadının Cumhuriyet’e “yaraşır” olup olmadığı, kıyafetiyle ölçülemez. Cumhuriyet kadını; düşünen, üreten, emek veren ve eşit haklara sahip olan her kadındır. Başörtülü olmak, Cumhuriyet değerleriyle çelişmez; ayrımcılık yapmak çelişir.
Modernlik dış görünüşle ölçülemez
Kendini modern olarak tanımlayan bazı kesimlerin, farkında olmadan başörtüsünü gericilikle eşitlemesi en büyük çelişkilerden biri olarak duruyor. Modernlik; başörtüsüne tahammül etmek değil, onu sorgulamaya bile gerek duymayacak kadar eşit kabul edebilmektir. Aksi hâlde eşitlik söylemi, yalnızca belli bir kadın tipine tanınmış bir ayrıcalığa dönüşür.
Güzellik, adaletle anlam kazanır
Bu nedenle mesele bir yaşam tarzı tartışması değil; kimlerin “Cumhuriyet kadını” sayıldığı, kimlerin angaryaya layık görüldüğü meselesidir. Başörtülü ya da açık, her kadının emeği eşit değerde görülmediği sürece eşitlikten söz edilemez. Güzellik yalnızca görünüşte değil, adil davranabilme cesaretinde anlam kazanır.
HABER: Azra YILMAZ
haberdeger.com
Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist
En Çok Okunan Haberler