SON DAKİKA

#Halep

HABER DEĞER - Halep haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Halep haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gazeteci Kemal Öztürk hakkında gözaltı kararı verildi Haber

Gazeteci Kemal Öztürk hakkında gözaltı kararı verildi

Programındaki sözleri tepki çekmişti Geçtiğimiz günlerde NTV'de yayınlanan "Yakın Plan" programına konuk olan gazeteci Kemal Öztürk'ün Suriye'deki iç savaş sürecine ve geçmiş olaylara ilişkin sarf ettiği ifadeler kamuoyunda sert tartışmalara yol açmıştı. Öztürk programda şu ifadeleri kullanmıştı: "Afrin'de, İdlib'de, Halep kırsallarında öylesine korkunç ifadeler dinledim ki kurşuna dizmeden çocuk ölümüne kadar. Bu Nusayrilerin hepsini katletseler yeridir diyesiniz geliyor ama bakın intikam almadılar, o toplu infazları yapmadılar." Söz konusu ifadelerin ardından RTÜK Üyesi İlhan Taşcı da açıklamanın suç unsuru teşkil ettiği gerekçesiyle RTÜK Başkanlığı'na resmi başvuruda bulunmuş ve konunun Üst Kurul toplantısında gündeme alınmasını talep etmişti. Gelen tepkilerin ardından Samandağ Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlatarak Kemal Öztürk hakkında gözaltı kararı çıkardı. Kemal Öztürk kimdir? 1969 yılında Ağrı'da doğan Kemal Öztürk, ilk ve orta öğrenimini Sakarya'da tamamladıktan sonra Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden mezun oldu. 1995 yılında profesyonel gazeteciliğe adım atan Öztürk; televizyon haberciliği, köşe yazarlığı ve belgesel yönetmenliği alanlarında çalışmalar yaptı. Kariyeri boyunca önemli bürokratik ve medya görevlerinde bulunan Öztürk, 2003-2005 yılları arasında TBMM Başkanı İletişim Danışmanlığı ve Başdanışmanlığı görevlerini yürüttü. Ardından o dönem Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan'ın Basın Danışmanlığı görevini üstlenen Öztürk, 2011-2014 yılları arasında Anadolu Ajansı (AA) Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü olarak görev yaptı. Yeni Şafak ve Habertürk gazetelerinde köşe yazarlığı yapan, siyasal iletişim ve yakın tarih alanında eserleri bulunan Kemal Öztürk, evli ve üç çocuk babasıdır. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

RTÜK, Alevilere katliam çağrısı yapan Öztürk hakkında harekete geçti Haber

RTÜK, Alevilere katliam çağrısı yapan Öztürk hakkında harekete geçti

Kemal Öztürk'ün tartışma yaratan ifadeleri Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Üyesi İlhan Taşcı, NTV ekranlarında izleyiciyle buluşan "Yakın Plan" adlı programda gazeteci Kemal Öztürk'ün konuya ilişkin ifadeleri nedeniyle harekete geçti. Başvuru metninde, programda Öztürk tarafından şu sözlerin sarf edildiği aktarıldı: "Öyle hikayeler dinledim ki orda, bu Sednaya Hapishanesinde. Orada çalışmış çöpçüyü bile assalar, kurşuna dizseler yeridir dersiniz. Öyle korkunç hikayeler. O Afrin’de, İdlib’te, Halep kırsallarında öylesine korkunç hikayeler dinledim ki, kurşuna dizmeden çocuk ölümüne kadar. Bu Nusayrilerin hepsini katletseler yeridir diyesiniz geliyor." Taşcı, söz konusu ifadelerle belirli bir inançsal ve toplumsal kimliğe sahip kişilerin tamamının hedef alındığını ve bu kişilere yönelik öldürme eyleminin meşru ile haklı gösterebilecek bir anlam taşıdığını vurguladı. "Bireysel sorumluluklardan bağımsız olarak hedef alındı" Başvuruda, konuşmanın en dikkat çeken yönünün bir topluluğun tamamını bireysel sorumluluklarından bağımsız biçimde yalnızca aidiyetleri üzerinden hedef alması olduğu ifade edildi. Açıklamada şu değerlendirmelere yer verildi: "Burada özellikle değerlendirilmesi husus, konuşmanın bir topluluğun tamamını, bireysel sorumluluklarından bağımsız biçimde yalnızca aidiyetleri üzerinden hedef almasıdır. Söz konusu ifadelerin yalnızca konuşmacının Suriye’deki geçmiş olaylara ilişkin kişisel değerlendirmesi olarak kabul edilip edilemeyeceğinin değil; yayın bağlamı, kullanılan kavramlar, hedef alınan topluluğun niteliği ve kullanılan 'katletseler yeridir' ifadesinin bütünlüğü içerisinde değerlendirilmesi gerekmektedir." 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan, "Irk, dil, din, cinsiyet, sınıf, bölge ve mezhep farkı gözeterek toplumu kin ve düşmanlığa tahrik edemez veya toplumda nefret duyguları oluşturamaz" hükmü anımsatılarak, ifadelerin toplumda belirli bir mezhepsel gruba karşı olumsuz tutumları besleyebileceği ve şiddet eylemlerini haklı gösterebilecek bir etki doğurup doğurmadığının uzmanlarca incelenmesi gerektiği kaydedildi. İfade ve basın özgürlüğünün sınırlarına da değinilen başvuruda, "Elbette siyasi ve toplumsal olayların, özellikle Suriye’de yaşanan ağır insan hakları ihlallerinin televizyon yayınlarında tartışılması ifade ve basın özgürlüğünün koruma alanı içerisindedir. Ancak bir topluluğun geçmişte gerçekleştirdiği ileri sürülen eylemler nedeniyle, o topluluğa mensup kişilerin tamamının 'katledilmesinin yerinde olacağı' yönünde bir değerlendirmeye konu edilmesi, belirli bir olay veya kişinin eleştirisi sınırını aşarak kimlik temelli toplu bir hedef göstermeye dönüşüp dönüşmediği yönünden ayrıca incelenmelidir" denildi. İlhan Taşcı, 27 Ağustos 2026 tarihli yayının 6112 sayılı Kanun kapsamında incelenerek ilgili uzmanlarca raporlandırılması ve konunun ilk Üst Kurul toplantısında görüşülmesi hususunu resmi olarak talep etti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Suriye’de gerilim tırmanıyor: Fırat’ın batısında siviller tahliye edilebilecek mi? Haber

Suriye’de gerilim tırmanıyor: Fırat’ın batısında siviller tahliye edilebilecek mi?

Suriye’de Şam’a bağlı ordu, Halep’in doğusunda Fırat’ın batısında yer alan bölgelerde sivillerin tahliyesi için açılan insani koridorun süresini uzattı. Suriye Arap Haber Ajansı (SANA), koridorun 16 Ocak Cuma günü yerel saatle 17.00’ye kadar açık kalacağını duyurdu. Tahliyelerin, Deyr Hafir’i Halep’e bağlayan M15 karayolu üzerindeki Hamime köyü üzerinden yapılması planlanıyor. Şam ve SDG’den karşılıklı suçlamalar Şam yönetimi ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG), sivillerin bölgeden ayrılması konusunda birbirini sorumlu tutuyor. Anadolu Ajansı, SDG’nin sivillerin koridoru kullanmasına silah zoruyla engel olduğunu yazarken, SDG bu iddiayı reddetti. SDG, aksine Şam güçlerinin saldırılarının sivillerin hareketini engellediğini savundu ve yaklaşık 160 bin sivilin yerinden edilme riskiyle karşı karşıya olduğunu belirterek uluslararası topluma çağrıda bulundu. Türkiye’den sert açıklama Türkiye’nin Şam Büyükelçisi Nuh Yılmaz, SDG’yi sivillerin Deyr Hafir ve Meskene’den ayrılmasına izin vermemekle suçladı. Yılmaz, X hesabından yaptığı açıklamada sivillerin “canlı kalkan olarak kullanıldığı” yönündeki kaygılarını dile getirdi. Askeri hareketlilik ve ateşkes sonrası yeni gerilim Deyr Hafir, Halep ile Rakka vilayetini birbirine bağlayan stratejik bir güzergâh üzerinde bulunuyor. Şam yönetimi 13 Ocak’ta Deyr Hafir, Meskene, Babiri ve Kavas bölgelerini “kapalı askeri bölge” ilan etmiş, ardından bölgeye ağır silah ve askeri takviye sevk edilmişti. Bu gelişmeler, iki taraf arasında 6 Ocak’ta Halep kırsalında yaşanan ve beş gün süren çatışmaların ateşkesle sona ermesinin hemen ardından geldi. SDG, 14 Ocak’tan itibaren kamikaze dronlar, topçu atışları ve havanlarla saldırıya uğradığını öne sürerken, son çatışmalarda Bayraktar SİHA kullanıldığını iddia etti. Türkiye’den bu iddiaya ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı. Devlete bağlı El Ikhbariyah kanalı ise ordunun, SDG’nin bölgeye savaşçı ve ağır teçhizat sevk ettiğini tespit etmesi üzerine takviyelere başladığını aktardı. IŞİD uyarısı: “Genel istikrarsızlık riski” SDG, artan askeri gerilimin IŞİD’in elini güçlendirebileceği uyarısında bulundu. Grup, Suriye’nin kuzeydoğusunda binlerce IŞİD mensubunun tutulduğu hapishanelere yönelik saldırı girişimleri olduğunu açıkladı. Güvenliğin sağlandığını belirten SDG, gerilimin sürmesi halinde “genel bir istikrarsızlık” yaşanabileceğini vurguladı. Gelişmeler, BBC News Türkçe tarafından da yakından izlenirken, Fırat’ın batısında insani koridorun siviller için gerçek bir çıkış yolu olup olmayacağı belirsizliğini koruyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Aydoğan Doğan: Halep bir sahanın değil, bir siyasetin çöküşüdür! Haber

Aydoğan Doğan: Halep bir sahanın değil, bir siyasetin çöküşüdür!

Suriye iç savaşının en sembolik kentlerinden biri olan Halep üzerinden yürütülen tartışmalar yeniden alevlenirken, insan hakları aktivisti ve siyasetçi Aydoğan Doğan’dan dikkat çeken bir analiz geldi. Doğan, X hesabından yaptığı paylaşımda Halep’in bir coğrafyanın kaybı değil; bir siyasal aklın, bir dilin ve bir hayalin çöküşünü temsil ettiğini ifade etti. Halep neden bir kırılma anı olarak görülüyor? Aydoğan Doğan’a göre Halep, yalnızca askeri dengelerin değiştiği bir cephe değil; bölgesel siyasetin, ideolojik okumaların ve stratejik aklın sınandığı bir laboratuvar işlevi gördü. Bu nedenle Halep’te yaşananlar, sahadaki güç kayıplarından ziyade siyaseti doğru okuma kapasitesinin yitirilmesine işaret ediyor. Doğan, Türkiye’de uzun yıllardır “süreç” adı altında sürdürülen siyasal yaklaşımın, değişen bölgesel ve küresel koşulları okumakta başarısız olduğunu savunuyor. Bu yaklaşımın, kendini tekrar eden bir dil ve sorgulanmayan bir ezber ürettiğini belirtiyor. “Askeri değil, entelektüel bir yenilgi” Doğan’a göre yaşanan tablo, klasik bir askeri yenilgiden çok daha derin bir anlam taşıyor. Ona göre Halep’te ortaya çıkan sonuç, entelektüel ve stratejik bir tükenmişliğin dışavurumu niteliğinde. Siyasetin, değişen güç dengelerini ve yeni devlet reflekslerini okuyamaması, bu sürecin temel kırılma noktası olarak öne çıkıyor. Değişen küresel dengeler ve okunamayan gerçeklik Analizde dikkat çekilen bir diğer başlık ise küresel ve bölgesel güç dengeleri. Aydoğan Doğan, ABD, Rusya, İran ve Çin ekseninde şekillenen yeni uluslararası denklemlerin romantik beklentilerle okunmaya devam edildiğini vurguluyor. Ona göre bu yaklaşım, sahadaki gerçeklik ile siyasal dil arasında derin bir kopuş yarattı. Doğan bu noktada şu ifadeyi kullanıyor: “Bugün mesele kimin haklı olduğu değil, kimin zamanı doğru okuyabildiği meselesidir.” Bu sözler, ideolojik doğruların tek başına yeterli olmadığını; zamanlama, güç analizi ve gerçeklik okumasının siyasetin temel unsurları olduğunu ortaya koyuyor. Romantik siyaset eleştirisi: Dil ile saha arasındaki uçurum Aydoğan Doğan’a göre Halep örneği, siyasetin romantik hayallerle değil, soğuk gerçeklerle yürütülmesi gerektiğini bir kez daha gösterdi. Saha gerçekliğiyle uyumsuz kurulan siyasal dil, yalnızca stratejik hatalara değil, aynı zamanda toplumsal algının yanlış yönlendirilmesine de neden oldu. Bu yönüyle Halep, yalnızca bir kentin değil; bir siyasal tahayyülün tükenişi olarak okunmalı. “Bir coğrafyanın değil, bir hayalin kapanış sahnesi” Doğan’ın değerlendirmesinde en çarpıcı vurgu ise Halep’in sembolik anlamına dair oldu. Paylaşımında Halep’i şu sözlerle tanımladı: “Halep; bir coğrafyanın değil, bir siyasetin, bir dilin ve bir hayalin kapanış sahnesidir.” Bu tespit, Halep sonrası dönemde Türkiye’de ve bölgede yeni bir siyasal dile ve yeni bir stratejik akla duyulan ihtiyacı da gündeme taşıyor. Halep sonrası dönem için yeni bir siyaset arayışı Aydoğan Doğan’a göre Halep sonrası süreç, eski ezberlerle sürdürülemez. Yeni dönemin; eleştirel düşünen, öğrenen ve değişen gerçeklikleri esas alan bir siyasal akıl üzerinden inşa edilmesi gerekiyor. Aksi halde benzer kırılmaların kaçınılmaz olacağı uyarısında bulunuyor.

Oğuz Kaan Salıcı: Suriye’de yeni bir iç savaşın bedelini yine halk öder! Haber

Oğuz Kaan Salıcı: Suriye’de yeni bir iç savaşın bedelini yine halk öder!

CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, resmi X hesabından yaptığı uzun paylaşımda Suriye iç savaşının bıraktığı ağır travmalara, bölgedeki etnik ve mezhepsel güvensizliklere ve Kürt meselesinin çözümüne dair dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Salıcı, Suriye’nin toprak bütünlüğünün Türkiye’nin güvenliği açısından hayati önemde olduğunu vurgularken, “nefret ve şiddet sarmalına davetiye çıkaran” çağrıların reddedilmesi gerektiğini ifade etti. “13 yıllık savaş bir günde bitmiş gibi davranılamaz” Salıcı, Suriye iç savaşının 13 yıl, 8 ay, 3 hafta ve 2 gün sürdüğünü hatırlatarak, 600 binden fazla insanın yaşamını yitirdiğini, milyonlarca insanın yerinden edildiğini anımsattı. Bu kadar uzun ve yıkıcı bir savaşın ardından normalleşmenin bir gecede gerçekleşemeyeceğini belirten Salıcı, şu ifadeleri kullandı: “Rejim değişti, iç savaş bitti, artık her şey savaş öncesi ruh haline dönebilir demek, gerçeklikten kopuk bir yaklaşımdır.” “Güvensizlik doğaldır, fanatizmin karnesi yoktur” Paylaşımında Suriyeli Kürtlerin, Alevilerin, Dürzilerin ve seküler Arapların yeni Şam yönetimine temkinli yaklaşmasının anlaşılır olduğunu belirten Salıcı, merkeziyetçi yönetim arayışlarının da bu güvensizliği derinleştirdiğini ifade etti. Salıcı, nefreti siyaset dili haline getiren yapılara açık bir eleştiri yöneltti: “Bizim nazarımızda nefreti siyaset yapan, fanatizmi meşrulaştıran yapıların güvenilecek hiçbir karnesi yoktur.” “Şam yönetimi geçiş sürecinin ana muhatabıdır” Uluslararası siyasetin fiili durumuna işaret eden Salıcı, mevcut geçiş sürecinde diyalog kurulacak temel muhatabın Şam yönetimi olduğunu vurguladı. Diplomasi dışındaki yolların meşruiyet üretmeyeceğini savunan Salıcı, Suriye’deki farklı toplumsal yapıların ancak masada ortak bir düzen kurabileceğini dile getirdi. “Suriye’nin toprak bütünlüğü Türkiye’nin güvenliğidir” Salıcı, Suriye’nin parçalanmasının Türkiye açısından ciddi güvenlik riskleri doğuracağını belirterek, toprak bütünlüğünün korunmasının stratejik bir zorunluluk olduğunu söyledi. Kürt yurttaşların Halep’te yaşananları yakından izlediğine dikkat çeken Salıcı, Kürt meselesinin artık bölgesel bir boyut kazandığını vurguladı. “Keşke Kürt meselesi 1990’larda çözülebilseydi” Türkiye’nin Kürt meselesinde geçmişte önemli fırsatları kaçırdığını dile getiren Salıcı, dikkat çeken bir özeleştiri yaptı: “Türkiye, Kürt meselesini 1990’lı yıllarda çözebilmeliydi. Keşke o yıllardaki girişimlerden kalıcı sonuçlar alınabilseydi.” Salıcı, aradan geçen sürede sorunun yalnızca Türkiye’nin iç meselesi olmaktan çıktığını, bölgesel ve uluslararası aktörlerin müdahil olduğu bir güvenlik başlığına dönüştüğünü ifade etti. “Bugün çözmezsek yarın kim müdahil olacak?” Paylaşımında ardı ardına sorular yönelten Salıcı, çözüm sürecinin ertelenmesinin ağır sonuçlar doğuracağına dikkat çekti: “Bugün de çözemezsek yarın neyi konuşacağız? Bugün de çözemezsek, yarın bu meseleye hangi yabancı güçler müdahil olacak?” Bu soruların herkes tarafından ciddiyetle düşünülmesi gerektiğini vurguladı. “Türkiye’deki süreç ile 10 mart mutabakatı birbirini tamamlıyor” Salıcı, Türkiye’de yürüyen çözüm arayışları ile Suriye’de imzalanan 10 Mart Mutabakatı’nın birbirinden bağımsız olmadığını belirterek, bu iki sürecin aynı barış hedefinin parçaları olduğunu söyledi. Suriye’nin farklı kentleri arasındaki toplumsal ve siyasal farklılıklara işaret eden Salıcı, tek meşru yolun diplomasi olduğunu vurguladı. “Yeni bir iç savaşın bedelini yine halk öder” Açıklamasının sonunda sert bir uyarıda bulunan Salıcı, Suriye’de olası yeni bir çatışmanın bedelini yine yurttaşların ödeyeceğini belirtti: “Allah korusun, Suriye’de yeni bir iç savaşın bedelini yine halk ödeyecektir. Kahrı yine millet çekecektir.” Salıcı, nefreti ve şiddeti körükleyen çağrıların reddedilmesi gerektiğini ifade ederek, “emperyalistlerin kışkırtmalarına” karşı ortak duruş çağrısında bulundu.

Suriye ordusundan Halep’te “hedef listesi” kararı: Şeyh Maksud sakinlerine tahliye çağrısı Haber

Suriye ordusundan Halep’te “hedef listesi” kararı: Şeyh Maksud sakinlerine tahliye çağrısı

Suriye’de merkezi yönetim ile Özerk Yönetim güçleri arasındaki gerilim Halep’te yeni bir aşamaya taşındı. Suriye Arap Ordusu Operasyonlar Komutanlığı, Şeyh Maksud mahallesinde planlanan askeri operasyon kapsamında hedef alınacak noktaların kamuoyuna önceden açıklanacağını bildirdi. Açıklama, sivillerin bölgeden ayrılması çağrısıyla birlikte yapıldı. Hedefler televizyon ve sosyal medya üzerinden duyurulacak Resmî haber ajansı SANA’da yayımlanan bildiride, operasyonun “şeffaflığı” ve sivil kayıpların önlenmesi gerekçesiyle hedef alınacak bina ve koordinatların devlet televizyonu Suriye el-İhbariye ile sosyal medya platformlarından ilan edileceği belirtildi. Ordu, yayımlanacak listelerde yer alan noktalardan yurttaşların “derhal uzaklaşması” çağrısında bulundu. Şeyh Maksud’da gerilim tırmanıyor Açıklama, Halep’in kuzeyinde son günlerde artan çatışmaların ardından geldi. Suriye ordusu ile Özerk Yönetime bağlı İç Güvenlik Güçleri arasındaki karşılıklı suçlamalar sürerken, sahadan gelen sivil kayıp bilgileri ise çelişkili. İnsani kriz derinleşiyor, yerinden edilenlerin sayısı artıyor Bölgede Salı gününden bu yana süren çatışmalar nedeniyle yaklaşık 140 bin yurttaşın evlerini terk ettiği bildiriliyor. Buna karşın mahallelerde hâlâ on binlerce sivilin mahsur kaldığı, su, gıda ve sağlık hizmetlerine erişimin ciddi biçimde kısıtlandığı ifade ediliyor. Uluslararası tepkiler ve çağrılar sürüyor Halep’teki gelişmelere ilişkin uluslararası aktörlerden itidal ve ateşkes çağrıları gelirken, sahadaki askeri hareketlilik insani tabloyu daha da ağırlaştırma riski taşıyor. Bölgedeki yurttaşlar için güvenli tahliye koridorlarının açılıp açılmayacağı ise belirsizliğini koruyor.

Halep’te gerilim tırmanıyor: SDG, kendilerini tahliye edecek otobüslere ateş açtı Haber

Halep’te gerilim tırmanıyor: SDG, kendilerini tahliye edecek otobüslere ateş açtı

Suriye’de Halep merkezli çatışmalarda tansiyon yeniden yükseldi. Suriye yönetiminin, Kürtlerin öncülüğündeki SDG’ye Halep’i terk etmesi için verdiği süre sona ererken, çekilme ve tahliye süreci sahada krize dönüştü. Yerel kaynaklara göre, bazı SDG unsurları kendilerini Fırat’ın doğusuna taşıyacak otobüslere ateş açtı. Tahliye uzlaşısı sonrası silahlar konuştu Suriye ordusuyla yaşanan çatışmaların ardından Halep’ten çıkmayı kabul eden SDG’ye bağlı bazı grupların, Şeyh Maksud Mahallesi çevresinde güvenlik güçlerine ateş açtığı bildirildi. Tahliye için bekletilen otobüslerin hedef alınması, sahadaki ateşkes ve uzlaşı sürecini fiilen askıya aldı. “Çekilmeyi reddediyorlar” açıklaması geldi Suriye resmi haber ajansı SANA’ya konuşan askeri bir kaynak, SDG’ye bağlı bazı unsurların Şeyh Maksud Mahallesi’nden çekilmeyi reddettiğini ve saldırılarını sürdürmekte ısrar ettiğini söyledi. Aynı kaynak, bu tutumun sivil güvenliğini ciddi biçimde tehlikeye attığını vurguladı. Halep’te operasyon ihtimali güçleniyor Suriye yönetimi, verilen sürenin dolmasına rağmen çekilmenin tamamlanmaması halinde, Halep’te nokta operasyonlarının sürebileceği mesajını veriyor. Güvenlik kaynakları, özellikle Şeyh Maksud ve çevresinde askeri hareketliliğin arttığını belirtiyor. Diplomasi hattı da devrede Yaşanan gelişmeler üzerine Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani arasında bir telefon görüşmesi gerçekleştirildi. Görüşmede Halep’teki son durumun ve sahadaki çatışmaların ele alındığı bildirildi. Otobüsler beklemede, belirsizlik sürüyor Suriye ordusunun operasyonları sonrasında Şeyh Maksud Mahallesi’nde sıkışan SDG unsurlarının Fırat’ın doğusuna gönderilmesi amacıyla tahliye için hazırlanan otobüslerin bölgede bekletildiği ifade ediliyor. Ancak yaşanan silahlı saldırılar, tahliye sürecinin geleceğini belirsizliğe sürüklüyor. Halep’te yeni bir çatışma dalgası mı? Sahadaki gelişmeler, Halep’te ilan edilen ateşkesin kırılganlığını bir kez daha ortaya koyarken, gözler Suriye yönetiminin atacağı bir sonraki adıma çevrilmiş durumda. Türkiye ve uluslararası aktörlerin diplomatik temasları sürerken, bölgede yeni bir askeri tırmanış ihtimali giderek güçleniyor.

Tek taraflı ateşkes ilanı: Şam, SDG’ye Halep’ten çekilmesi için 6 saat süre verdi Haber

Tek taraflı ateşkes ilanı: Şam, SDG’ye Halep’ten çekilmesi için 6 saat süre verdi

Suriye’de merkezi yönetim ile Kürtlerin öncülüğündeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında günlerdir süren çatışmaların ardından Şam yönetimi, Halep’in bazı mahallelerinde geçici ateşkes duyurdu. Savunma Bakanlığı, ateşkesin sivillerin korunması ve yeni bir askeri tırmanışın önlenmesi amacıyla ilan edildiğini açıkladı. Ateşkes 03.00’te başladı, çekilme için 09.00 sınırı kondu Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Şeyh Maksud, Eşrefiye ve Beni Zeyd çevresinde yerel saatle 03.00’ten itibaren geçerli olmak üzere ateşkes uygulandığı belirtildi. Açıklamada, SDG unsurlarının sabah 09.00’a kadar bu mahalleleri terk etmesi gerektiği vurgulandı. Çatışmalar can kaybı ve yerinden edilmeyi artırdı Halep’te son günlerde yoğunlaşan çatışmalarda en az 21 kişinin yaşamını yitirdiği bildirildi. Şam yönetiminin siviller için tahliye çağrısı yapmasının ardından çatışmaların şiddetlendiği, çok sayıda yurttaşın evlerini terk etmek zorunda kaldığı ifade ediliyor. Taraflar sivilleri ve altyapıyı hedef almakla suçlaşıyor Şam yönetimi ile SDG, ambulans ekipleri ve hastaneler dahil olmak üzere sivil mahallelerin ve altyapının kasıtlı olarak hedef alındığı iddiaları üzerinden karşılıklı suçlamalarda bulunuyor. SDG’ye bağlı iç güvenlik birimleri ise Şam güçlerine ait iki zırhlı aracın imha edildiğini ve karşı tarafa kayıplar verdirildiğini öne sürdü. Valilikten “saf değiştirme” açıklaması geldi Halep Valisi Azzam el-Garib, perşembe akşamı yaptığı açıklamada, çok sayıda SDG mensubunun saf değiştirdiğini ya da bölgeden kaçtığını, güvenlik güçlerinin mahallelere konuşlanmaya hazırlandığını söyledi. Siyasi süreçte tıkanma çatışmaları derinleştirdi Çatışmalar, Şam yönetimi ile SDG arasında yürütülen siyasi müzakerelerin tıkandığı bir dönemde yaşanıyor. Geçici Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara liderliğindeki yönetim, mart ayında SDG ile 2025 sonuna kadar Suriye ordusuna entegrasyon konusunda anlaşmaya varmıştı. Ancak entegrasyonun yöntemi ve komuta yapısı başlıklarında uzlaşı sağlanamaması, sahadaki gerilimi yeniden tırmandırdı. Türkiye faktörü ve bölgesel arka plan Türkiye, SDG çatısı altındaki YPG’yi PKK’nın Suriye kolu olarak tanımlıyor ve bu yapıyı ulusal güvenliğine tehdit olarak görüyor. Ankara, geçmiş yıllarda Suriye’nin kuzeyinde YPG/SDG hedeflerine yönelik askeri operasyonlar yürütmüştü. PKK, Türkiye’nin yanı sıra Avrupa Birliği ve ABD dahil birçok ülke tarafından terör örgütü kabul ediliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.