SON DAKİKA

#Hukukçular

HABER DEĞER - Hukukçular haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hukukçular haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

“Laikliği birlikte savunuyoruz” bildirisine soruşturma: İmzacı isimler ifadeye çağrıldı Haber

“Laikliği birlikte savunuyoruz” bildirisine soruşturma: İmzacı isimler ifadeye çağrıldı

“Laikliği birlikte savunuyoruz” başlıklı bildiriyi imzalayan bazı isimlerin ifade vermek üzere çağrıldığı öne sürüldü. İddiaya göre, başlatılan soruşturma kapsamında aralarında akademisyen, gazeteci ve siyasetçilerin bulunduğu bazı imzacılar Ankara Emniyeti tarafından davet edildi. Soruşturma süreci başlatıldı Bildirinin kamuoyunda paylaşılmasının ardından bazı imzacı isimler hakkında soruşturma başlatıldığı iddia edildi. Gelişmenin, yapılan suç duyurusu açıklamalarının ardından gündeme geldiği belirtildi. Yetkili makamlardan soruşturmanın kapsamına ilişkin resmi ve ayrıntılı bir açıklama yapılmadı. Akademisyen ve gazeteciler arasında yer alıyor Basına yansıyan bilgilere göre ifadeye çağrıldığı belirtilen isimler arasında Prof. Dr. Korkut Boratav, şair Ahmet Telli, SOL Parti Sözcüsü İlknur Başer ve gazeteci İsmail Arı’nın da bulunduğu ileri sürüldü. Söz konusu kişilerin Ankara Emniyet Müdürlüğü tarafından aranarak ifade vermeye davet edildiği iddia edildi. Laiklik tartışması yeniden gündemde “Lailiği birlikte savunuyoruz” başlıklı açıklama, Türkiye’de laiklik ilkesinin korunmasına yönelik bir çağrı olarak kamuoyuna sunulmuştu. İmzacıların ifadeye çağrıldığı yönündeki haberler, ifade özgürlüğü ve demokratik haklar bağlamında yeni tartışmaları beraberinde getirdi. Hukukçular, soruşturmanın içeriğine ve dayanağına ilişkin resmi bilgilendirme yapılmasının kamuoyundaki belirsizliği azaltacağını ifade ediyor. Sürecin nasıl ilerleyeceği ve iddialara ilişkin resmi açıklamaların ne zaman yapılacağı merak konusu. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İmamoğlu davası düştü: Siyasi yasak talebi içeren dosya kapandı Haber

İmamoğlu davası düştü: Siyasi yasak talebi içeren dosya kapandı

Silivri’de tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu hakkında kamuoyunda “çirkin davası” olarak bilinen ve siyasi yasak talebini de içeren dosya, ilk duruşma yapılmadan kapandı. Mahkemenin belirlediği ön ödeme tutarının yatırılması üzerine dava düşürüldü. Hakaret suçlamasıyla açılmıştı Dava, Beykoz Belediyesi AK Parti Meclis Üyesi Serkan Şahin’in açıklamalarına verilen yanıt sonrası açılmıştı. İmamoğlu’nun kullandığı ifadeler nedeniyle “hakaret” suçlaması yöneltilmiş, 3 ay 15 günden 2 yıl 4 aya kadar hapis cezası ile birlikte siyasi yasak uygulanması talep edilmişti. Ön ödeme kararıyla dosya kapandı Bakırköy 33. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülmesi planlanan davanın ilk duruşması öncesinde sanık tarafından ön ödeme yapılmasıyla dosya esasa girilmeden düşürüldü. Böylece siyasi yasak ihtimali de bu dosya açısından gündemden çıktı. Benzer dosya da aynı şekilde kapanmıştı İmamoğlu hakkında daha önce açılan bir başka hakaret davası da ön ödeme hükümleri kapsamında sonuçlanmıştı. Adliyede görevli savcılara hakaret iddiasıyla açılan dosya, ödeme yapılması sonrası düşürülmüştü. İBB davasında süreç devam ediyor Öte yandan İmamoğlu hakkında yolsuzluk suçlamaları kapsamında yürütülen ve kamuoyunda “İBB davası” olarak anılan ana dosyada yargı süreci sürüyor. Binlerce sayfalık iddianamede çok sayıda suç isnadı yer alırken, ilk duruşmanın mart ayında yapılması planlanıyor. Diploma soruşturması ve siyasi tartışma sürüyor İmamoğlu hakkında yürütülen bir diğer süreç ise üniversite diplomasına ilişkin soruşturma oldu. Diploma iptali kararına karşı açılan davada yargılama devam ederken, muhalefet partileri ve bazı hukukçular sürecin siyasi nitelik taşıdığı görüşünü dile getiriyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Danıştay’dan avukat ücretine yeni düzen: Kamu davalarında maktu vekalet ücreti dönemi Haber

Danıştay’dan avukat ücretine yeni düzen: Kamu davalarında maktu vekalet ücreti dönemi

Danıştay, kamu idareleriyle açılan davalarda vekalet ücretinin hesaplanmasına ilişkin önemli bir karar verdi. Karara göre, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun kapsamındaki davalarda vekalet ücreti artık kabul ya da ret miktarına göre değil, karar tarihindeki maktu tarifeye göre belirlenecek. Kararın çıkış noktası küçük bir takip dosyası oldu Kararın dayanağını, bir mahkûmun ödemediği 2 bin 380 liralık yemek bedeline ilişkin başlatılan takip oluşturdu. Ödeme emrinin iptali için açılan davada yerel mahkeme davacı lehine karar verirken vekalet ücretini dava tutarıyla sınırlı belirledi. Davacı vekilinin başvurusu üzerine dosya Danıştay’a taşındı ve tartışma vekalet ücretinin nasıl hesaplanacağı noktasında yoğunlaştı. Danıştay: 6183 kapsamındaki davalarda maktu ücret uygulanacak Danıştay Başsavcılığı’nın kanun yararına temyiz talebini değerlendiren Danıştay 10’uncu Daire, kamu alacaklarından doğan davalarda maktu vekalet ücretinin esas alınması gerektiğine hükmetti. Kararda, bu düzenlemenin iptali için daha önce yapılan başvuruların da reddedildiği hatırlatıldı ve yerel mahkeme kararı kanun yararına bozuldu. 2026 tarifesi dikkat çekti: Dava tutarından yüksek ücret mümkün 2026 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre idare ve vergi mahkemelerinde duruşmasız takip edilen davalarda maktu vekalet ücretinin 30 bin lira olduğu belirtildi. Bu durum, örneğin 10 bin liralık bir vergi borcuna ilişkin davanın kaybedilmesi halinde dava tutarından daha yüksek vekalet ücreti ödenebileceği anlamına geliyor. Karar kamu davalarıyla sınırlı Uygulamanın yalnızca kamu kurumlarıyla açılan davalar için geçerli olduğu, özel hukuk davalarında ise karşı taraf vekalet ücretinin kabul ya da ret miktarına göre belirlenmeye devam edeceği ifade edildi. Hukukçular, kararın vatandaşın dava maliyetlerini artırabileceğine ve dava açma kararlarında daha temkinli davranılmasına yol açabileceğine dikkat çekiyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Düğün takısı krizi: Çeyrek altın gelmeyince icra başlattı Haber

Düğün takısı krizi: Çeyrek altın gelmeyince icra başlattı

Kayseri’de yaşanan sıra dışı olayda bir yurttaş, yıllar önce akrabasının düğününde taktığı çeyrek altının kendi düğününde iade edilmemesi üzerine hukuki yola başvurdu. Başlatılan icra takibine karşı taraf itiraz etmeyince alacak güncel piyasa değeri üzerinden tahsil edildi. Karşılıksız kalan takı hukuki sürece taşındı İddiaya göre söz konusu kişi, daha önce çeyrek altın taktığı akrabasının kendi düğününe katılmadığını ve herhangi bir takı göndermediğini fark etti. Bunun üzerine durumu hukuki zemine taşıyarak Kayseri Genel İcra Dairesi üzerinden icra takibi başlattı. “Karşılıklılık esasına dayalı hibe” gerekçesi sunuldu Alacaklı taraf, düğünlerde takılan altının yalnızca hediye değil, bazı durumlarda karşılıklılık esasına dayalı bir uygulama olduğunu savundu. İcra ödeme emrinde, geçmişte takılan çeyrek altının güncel piyasa değeri üzerinden iadesi talep edildi. İtiraz olmayınca borç kesinleşti İcra takibinin tebliğ edilmesinin ardından borçlu taraf yasal süresi içinde itirazda bulunmadı. Bunun üzerine borç kesinleşti ve icra dairesi, altının güncel bedelini tahsil ederek alacaklıya ödedi. “Takı hukuku” tartışması yeniden gündemde Olayın kamuoyuna yansımasının ardından düğün ve sünnet gibi törenlerde takılan takıların hukuki niteliği yeniden tartışılmaya başlandı. Geleneksel olarak hediye kabul edilen takıların bazı durumlarda karşılıklılık ilişkisi kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği, hukukçular arasında farklı görüşlerle ele alınıyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Dijital oyun yasası masada: Sektör temsilcilerinden uyarı geldi Haber

Dijital oyun yasası masada: Sektör temsilcilerinden uyarı geldi

Türkiye’de dijital oyunlara yönelik yeni yasal düzenleme tartışmaları sürerken, Türkiye Oyun Geliştiricileri Derneği (TOGED) sürece ilişkin kapsamlı bir açıklama yayımladı. Açıklamada kamu kurumları, sektör paydaşları, akademisyenler ve uluslararası oyun platformlarıyla görüşmelerin sürdüğü belirtilirken, yasa taslağının sektöre etkilerine dair değerlendirmeler paylaşıldı. BTK’da geniş katılımlı toplantı yapıldı 17 Şubat’ta Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ev sahipliğinde düzenlenen toplantıya bakanlık temsilcileri, yatırım fonları, hukukçular ve çok sayıda yerli oyun geliştiricisi katıldı. Tencent ve Moonton gibi uluslararası yayıncıların da yer aldığı görüşmede, yasa metninin güncel hali detaylı şekilde ele alındı. Üç ana başlık: Temsilcilik, ebeveyn kontrolü ve yaş derecelendirme TOGED açıklamasında taslağın temel çerçevesinin Türkiye’de temsilci bulundurulması, etkin ebeveyn kontrolü mekanizması kurulması ve sağlıklı bir yaş derecelendirme sisteminin oluşturulması başlıkları etrafında şekillendiği belirtildi. Dernek, bu adımların doğru uygulanması halinde çocukların korunması ve dijital okuryazarlığın güçlendirilmesine katkı sunabileceğini vurguladı. PEGI’nin tanınması gündemde Toplantıda Avrupa’daki sektör temsilcileriyle yürütülen temaslar da paylaşıldı. Türkiye’nin Avrupa’daki oyun derecelendirme sistemi olan PEGI’yi resmen tanımasının sağlayacağı avantajlar dile getirilirken, bu sürecin yönetmelik düzeyinde resmileşmesinin pratik faydalarına dikkat çekildi. Belirsiz yetki maddesine itiraz Dernek, yasa taslağına sonradan eklenen ve kamu kurumlarına geniş yetki alanı tanıyabileceği belirtilen maddeye itiraz etti. Açıklamada, tanımı net olmayan düzenlemelerin oyun içeriklerine müdahale riskini doğurabileceği, bunun da geliştiriciler ve platformlar açısından uygulanması güç sonuçlar yaratabileceği ifade edildi. Platformların Türkiye’den çekilme riski tartışıldı TOGED, oyunların büyük yazılım projeleri olduğunu ve içerik değişikliği taleplerinin hızlı şekilde uygulanmasının çoğu zaman mümkün olmadığını belirtti. Belirsiz yükümlülüklerin artması halinde bazı platformların Türkiye pazarına yönelik faaliyetlerini sonlandırma riskinin doğabileceği değerlendirmesine yer verildi. Süreç izlenecek, müzakereler sürecek Yetkililerin söz konusu maddeyi yeniden değerlendireceği bilgisinin paylaşıldığı açıklamada, TOGED’in yasa taslağının hazırlık sürecini yakından takip etmeye ve uluslararası paydaşlardan gelen geri bildirimleri kurumlarla paylaşmaya devam edeceği bildirildi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Berdel dayatmasına direnen anne katledildi: Ağrı’daki cinayet çocuk istismarı tartışmasını büyüttü Haber

Berdel dayatmasına direnen anne katledildi: Ağrı’daki cinayet çocuk istismarı tartışmasını büyüttü

Ağrı’nın Patnos ilçesine bağlı Özdemirler köyünde 35 yaşındaki Güler Özkan’ın, 17 yaşındaki kızının “berdel” usulüyle zorla evlendirilmesine karşı çıktığı için eşi tarafından öldürüldüğü iddia edildi. 28 Ocak’ta gerçekleşen olayda sekiz çocuk annesi kadının, kızının rızası dışında evlendirilmesine itiraz ettiği, evde günler süren tartışmaların ardından silahlı saldırıya uğrayarak yaşamını yitirdiği belirtildi. Anne kızını korumaya çalıştı, şiddet tırmandı Kadın hakları savunucularının aktardığı bilgilere göre 17 yaşındaki genç kızın berdel kapsamında akraba biriyle evlendirilmek istendiği, annenin bu duruma karşı çıkması üzerine ev içinde sistematik şiddet ve baskının arttığı ifade edildi. Tartışmaların bir hafta boyunca sürdüğü, cinayetin de bu süreçte yaşandığı bildirildi. “Bu yalnızca bir kadın cinayeti değil” Olayı takip eden hukukçular, yaşananların yalnızca bir kadın cinayeti değil aynı zamanda çocuk yaşta evlendirme ve istismar boyutu taşıdığını vurguladı. Genç kızın uzun süredir fiziksel şiddete maruz kaldığı, evde ağır bir travma ortamının bulunduğu iddiaları soruşturma dosyasına yansıdı. Soruşturma genişletildi, çocuklar koruma altında Cinayetin ardından fail olduğu öne sürülen eş ile birlikte olaya yardım ettiği iddia edilen bir kişinin tutuklandığı, bazı çocukların koruma altına alındığı açıklandı. Baro ve kadın örgütleri, davada berdel dayatması, çocuk yaşta evlendirme ve sistematik şiddet başlıklarının birlikte değerlendirilmesini talep ederek sürecin takipçisi olacaklarını duyurdu. Yaşanan olay, Türkiye toplumunda erken yaşta evlilik, toplumsal cinsiyete dayalı şiddet ve geleneksel baskı mekanizmalarının yarattığı riskler konusunda tartışmaları yeniden görünür hale getirdi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

AYM’de dengeler değişiyor: Yeni atamayla Cumhurbaşkanı kontenjanı güçlenecek Haber

AYM’de dengeler değişiyor: Yeni atamayla Cumhurbaşkanı kontenjanı güçlenecek

Anayasa Mahkemesi’nde görev süresi 17 Mart’ta dolacak AYM Başkanvekili Hasan Tahsin Gökcan’ın yerine seçilecek üye için süreç başladı. Yargıtay Büyük Genel Kurulu tarafından belirlenen üç aday Cumhurbaşkanlığına gönderilecek ve atamayı Recep Tayyip Erdoğan yapacak. Bu atama gerçekleştiğinde 15 üyeli mahkemede Cumhurbaşkanı tarafından atanan üye sayısı 11’e çıkacak. Üç aday Cumhurbaşkanlığına sunuldu Seçimde 11 aday yarıştı. Yargıtay 3. Ceza Dairesi Üyesi Mustafa Karayıldız 58 oyla ilk sırada yer aldı. Aynı daireden Oğuz Dik 45 oy alırken, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Üyesi Şaban Kazdal 44 oyla aday listesine giren isimler oldu. Bu üç aday arasından yapılacak tercih, AYM’nin yeni üyesini belirleyecek. Yargı tartışmalarındaki rol dikkat çekiyor Yargı kulislerinde en yüksek oyu alan Mustafa Karayıldız’ın atanabileceği konuşuluyor. Karayıldız, AYM’nin Can Atalay hakkında verdiği hak ihlali kararlarının uygulanmaması sürecinde eleştirel tutum alan Yargıtay 3. Ceza Dairesi üyeleri arasında yer almıştı. Bu nedenle olası atamanın yargı içi tartışmalar açısından da önem taşıdığı değerlendiriliyor. Gül döneminden kalan tek isim AYM’de TBMM tarafından seçilmiş üç üye bulunurken, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül döneminde atanıp görevini sürdüren tek üye Engin Yıldırım olarak öne çıkıyor. Yıldırım, 2010 anayasa değişikliği öncesinde seçildiği için 12 yıllık süre sınırlamasına tabi olmayan tek üye konumunda. Başkanlık süreci de yaklaşırken kritik takvim Yeni üyenin belirlenmesinin ardından Gökcan’dan boşalacak başkanvekilliği için seçim yapılacak. Aralık 2026’da ise AYM Başkanı Kadir Özkaya’nın görev süresi dolacak. Danıştay kontenjanından belirlenecek adaylar arasından yapılacak yeni atama, mahkeme başkanlığı seçim sürecini de başlatacak. AYM üyeleri nasıl belirleniyor 15 üyeden oluşan Anayasa Mahkemesi’nde üç üye TBMM tarafından seçilirken 12 üye Cumhurbaşkanı tarafından belirleniyor. TBMM; Sayıştay ve baroların gösterdiği adaylar arasından seçim yaparken, Cumhurbaşkanı Yargıtay, Danıştay, YÖK kontenjanları ile üst kademe yöneticiler ve hukukçular arasından atama gerçekleştiriyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Şafak operasyonunda ünlü isimler gündemde Haber

Şafak operasyonunda ünlü isimler gündemde

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen bir soruşturma kapsamında, sabahın erken saatlerinde birçok adrese eş zamanlı operasyon düzenlendi. İstanbul İl Jandarma Komutanlığı’na bağlı Narkotik Suçlarla Mücadele ekiplerince gerçekleştirilen operasyonda, uyuşturucu madde kullanımı ve teminine ilişkin iddialar çerçevesinde çok sayıda kişi gözaltına alındı. Operasyon sabahın ilk ışıklarıyla başladı Edinilen bilgilere göre, soruşturma uzun süredir devam eden teknik ve fiziki takiplerin ardından bu aşamaya geldi. Ekipler, belirlenen adreslere “şafak operasyonu” kapsamında baskınlar düzenledi. Aramalarda dijital materyallere ve soruşturma dosyasına delil olabileceği değerlendirilen bazı bulgulara el konuldu. Gözaltına alınan isimler kamuoyunun odağında Operasyon kapsamında gözaltına alınanlar arasında komedyen Hasan Can Kaya ile sosyal medyada Reynmen ismiyle tanınan müzisyen ve içerik üreticisi Reynmen (Yusuf Aktaş) da bulunuyor. Söz konusu gözaltı işlemlerinin, soruşturma kapsamında “şüpheli” sıfatıyla yapıldığı ve henüz yargısal bir karar anlamına gelmediği vurgulanıyor. Soruşturma savcılık koordinesinde sürüyor Yetkililerden yapılan açıklamalarda, soruşturmanın gizliliği nedeniyle ayrıntılı bilgi paylaşılmadığı, gözaltına alınan kişilerin işlemlerinin jandarmadaki ifade sürecinin ardından savcılığa sevk edileceği belirtildi. İddialara ilişkin nihai değerlendirmenin yargı makamlarınca yapılacağı ifade edildi. Masumiyet karinesi hatırlatıldı Hukukçular, Türkiye toplumunda kamuoyunun yakından tanıdığı isimlerle ilgili haberlerde masumiyet karinesine dikkat edilmesi gerektiğini vurgularken, gözaltı işleminin tek başına suçluluk anlamına gelmediğinin altını çiziyor. Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında yeni gelişmelerin yaşanması bekleniyor.

Bu karar kiracı-ev sahibi dengesini kökten değiştirecek! Haber

Bu karar kiracı-ev sahibi dengesini kökten değiştirecek!

Yılın ilk zammı kadar, yüksek yargıdan gelen bu adım da dikkat çekti. Enflasyon verilerinin açıklanmasıyla birlikte 2026 yılı ocak ayı için kira artış oranı netleşirken, kiracıları ve ev sahiplerini yakından ilgilendiren bir başka başlık da gündeme geldi. Kira artış oranlarının tartışıldığı bu dönemde, depozito uygulamasına ilişkin Yargıtay’dan emsal niteliğinde bir karar çıktı. Ocak ayı kira artış oranı yüzde 34,88 olarak belirlendi Aralık ayı enflasyon rakamlarının açıklanmasının ardından, konut ve iş yerleri için uygulanacak kira artış oranı yüzde 34,88 oldu. Böylece yeni yılda kira bedelleri bu oran üzerinden güncellenecek. Kira zamları, özellikle büyükşehirlerde yaşayan yurttaşlar açısından yine önemli bir gündem maddesi haline geldi. Depozito anlaşmazlıkları yargıya taşındı Kira artışları ve tahliyeler nedeniyle uzun süredir karşı karşıya gelen kiracılar ile ev sahipleri, bu kez depozito bedeli konusunda uyuşmazlık yaşadı. Açılan davalar sonucu Yargıtay, depozitonun iadesine ilişkin kritik bir içtihat oluşturacak karar verdi. Yargıtay: Depozito güncel kira bedeli üzerinden iade edilmeli Yüksek mahkeme kararına göre, kiracının eve girerken ödediği depozito tutarı değil, tahliye tarihindeki güncel kira bedeli esas alınacak. Buna göre kiracı, evden ayrılırken depozitosunu mevcut kira tutarı üzerinden geri alma hakkına sahip olacak. Emsal dava yıllar öncesine dayanıyor Karara konu olan olayda, 1993 yılında kiraya çıkan bir yurttaşın 15 lira depozito ödediği, 2014 yılında ise güncel kira bedeli üzerinden depozitosunu talep ederek yargıya başvurduğu belirtildi. Yargıtay, bu talebi haklı bularak depozitonun güncel kira bedeline göre ödenmesine hükmetti. Tahliye tarihindeki bedel esas alınacak Hukukçular, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin bu kararının, benzer uyuşmazlıklar için bağlayıcı olacağını ifade ediyor. Buna göre, sözleşmede aksi bir hüküm bulunmadığı sürece depozito iadesinde tahliye tarihindeki kira bedeli esas alınacak. Uygulama tartışmaları sürüyor Kararda ayrıca, depozitonun mevzuata göre kiracı ve ev sahibinin birlikte açacağı bir banka hesabında tutulması gerektiği hatırlatıldı. Ancak bu uygulamanın sahada yaygın olmadığına dikkat çekilirken, alınan kararın kiracı-ev sahibi ilişkilerinde yeni tartışmaları da beraberinde getirmesi bekleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.