SON DAKİKA

#Hükümet Sistemi

HABER DEĞER - Hükümet Sistemi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hükümet Sistemi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Mümtaz'er Türköne: "Borsa soygunu, AKP iktidarının sonunu getirmiş görünüyor." Haber

Mümtaz'er Türköne: "Borsa soygunu, AKP iktidarının sonunu getirmiş görünüyor."

Yazısına çarpıcı bir tespitle başlayan Türköne, "Aylarca gündemimizi işgal edecek, dallanıp budaklanacak bir hikâyenin henüz başındayız. Düzen tepemize çöktü, yara henüz taze, hissedilmesi zaman alacak. Yeni başlayan karanlık bir televizyon dizisi gibi, her hafta yeni bölümleri şaşkınlıkla ve heyecanla takip edeceksiniz" dedi. Tasarruflarını kaybeden bir yakınının "Devlet zararımızı karşılar mı?" sorusuna "Üzerine bir bardak soğuk su iç, sonra mutluluğu paradan başka şeylerde ara" yanıtını verdiğini aktaran yazar, soygunun pek çok cephede sarsıcı sonuçlar doğuracağını kaydetti. "Nüfuz ticareti" ve hukuki sorumluluklar Olayın hukuki boyutunu ele alan Türköne, finans sektörünü düzenleyen kanunlara karşı suç işleyen yetkililerin tek tek ayıklanacağını belirterek, "Sultanahmet Camii’nin üçer şerefeli altı minaresini çalanlar, kılıfa ihtiyaçları olduğunu hiç düşünmemişler. Peynir büyük, fare ne yapsın? Demek çok sağlam garantilerle iş görmüşler" ifadelerini kullandı. Söz konusu soruşturmanın Türk Ceza Kanunu'nun 255. maddesinde yer alan "nüfuz ticareti" başlığı altında yürütüleceğini vurgulayan Türköne, şu değerlendirmeyi yaptı: "Bu ceza maddesi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörüyor. Suçu işleyen kamu görevlisi ise (politikacılar da bu kategoriye girecek) ceza yarı oranında arttırılıyor ve üç yıldan 7.5 yıla kadar çıkıyor. Hisse tahtasının %1000-2000 arttığı fonlardan Fatma Betül Sayan gibi astronomik kâr edenler, otomatik olarak bu suçu işlemiş sayılacak. Bürokraside ve AKP’de etkili görevlerde bulunanlar 'nüfuz ticareti' suçundan yargılanacak. Göz göre göre gelmekte olan kriz için uyarılarda bulunan eski MASAK başkan yardımcısını gözaltına alan yargı mensupları, el konulan şirketlerdeki usulsüzlükleri haber yapanlara saniyesinde 'yayın yasağı' kararı veren hakimlerin de soruşturulması gerekecek." Mehmet Şimşek'in geçen kasım ayındaki uyarısından sonra SPK'nın ocak ayında durumun farkına vardığını ancak raporların kaldırıldığını hatırlatan yazar, "Ne çare ki geri adım atıyor veya attırılıyor, üç başkan yardımcısı görevden alınıyor ve malumu ilam eden rapor SPK web sitesinden kaldırılıyor. Bu güç kimde var? Kimler araya girmiş? Yetkili ve sorumlular kendi paçalarını kurtarmak için mutlaka ötecek" dedi. AKP için arınma ve siyasi sistem eleştirisi AKP içerisinde dürüst politikacıların başkaldırması için bir fırsat doğduğunu savunan Türköne, "AKP’nin siyasî varlığını devam ettirebilmesi, bu tufeylileri sırtından atıp, bulaşan kirden-pastan arınmasına bağlı" dedi. Hayatı boyunca özel himaye görmüş Fatma Betül Sayan'ın profilinin partinin 24 yıldaki ahlaki çöküşünü özetlediğini belirten yazar, "Güç, bütün ahlaki öncelikleri toprağa gömüyor, sonradan görmelerin çılgın soygunu başlıyor" ifadelerini kullandı. Borsa soygununun doğrudan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin yol açtığı siyasi bir skandal olduğunu belirten Türköne, "Bütün yetkiler tek kişinin elinde toplandı. Tekelleşen bu yetkiyi tabasbus ile gücün yanında pozisyon alanlar, doğal olarak kendileri için kullanmaya başlayınca yolsuzluklarda patlamalar yaşandı. Mevcut siyasal sistem bu tür soygunları fiilen önleyecek denetim mekanizmalarını işletemiyor" değerlendirmesinde bulundu. Ekonomik çöküş ve orta sınıfın tasfiyesi Ekonomik sistemin tamamını kilitleyecek bir arıza ile karşı karşıya olunduğunu belirten Türköne, iktidarın geçmişteki politikalarını eleştirdi: "Fakirin geliri artarsa tüketim artar, talep baskısı doğar ve fiyatlar yükselir. Bunun yerine fakirden zengine verirsek, doğal olarak tasarruf edeceği para fazla yatırıma dönüşür ve arz artar, bu da fiyatların düşmesine yol açar. Tuzu kuruların tasarruflarını az biraz yatırıma kanalize eden sistem hisse senetleri ve doğal olarak borsadır. Borsa çökmüş durumda." Devletin hisse sahiplerinin zararlarını karşılamasının veya bu iş için vergi salınmasının imkansız olduğunu vurgulayan yazar, toplumun orta sınıfının aldığı yaraya dikkat çekti: "450 bin hisse sahibinin 50 binini çıkartın, geriye kalan 400 bin kişi küçük tasarruf sahipleri. Aileleri ile birlikte toplumsal dengelerde ağırlıklı bir yerleri var; çünkü bu kesim aynı zamanda toplumun orta sınıfını meydana getiriyor. Orta sınıf, ekonomik-siyasî çalkantı dönemlerinde üst ve alt sınıflar arasında süspansiyon vazifesi görür, darbeleri yumuşatırlar. Şimdi yaşadıkları duygu yoğunluğu yoksullardan farklı değil. Bu zümre, kaybedecek hiçbir şeyi olmayan yoksul kesimin halini daha yakından tanıyacak." "AKP iktidarının sonunu getirmiş görünüyor" İktidarın muhalefete karşı yıldırma ve sindirme taktikleri uyguladığını ancak borsa krizinin bu algı operasyonlarını anlamsız kıldığını belirten Türköne, yazısını şu sözlerle noktaladı: "Borsa soygunu bu algı operasyonlarını bile anlamsız ve işe yaramaz hale getirecek çapta iktidarı dehşetli bir türbülansın içine soktu. 2001 bankacılık krizi ile iktidara gelen AKP’nin, 2026 borsa krizi ile iktidarı halefine devretmekten başka çaresi yok. Toplumdaki infial, siyasetteki çözümsüzlük derinleşiyor. Türkiye’nin nefes almasını sağlayacak yegâne çare, tarafların adaletini içine sindirecekleri bir seçim ve bu yolla iktidarı değiştirme umudu. Toplumun sabrı siyasetin basiretli duruşu bu umuttan besleniyor. Bu ihtimal ortadan kalkarsa düdüklü tencere içinde biriken basıncın hangi şiddette ve ne zaman patlayacağını muhalefet dahil hiç kimse kestiremez. Borsa soygunu, Fatma Betül Sayan’ın siyasî kariyerini noktaladığı gibi, AKP iktidarının da sonunu getirmiş görünüyor." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Numan Kurtulmuş'tan fon krizi mesajı: "Kim haksız kazanç sağladıysa burunlarından fitil fitil getirilmeli" Haber

Numan Kurtulmuş'tan fon krizi mesajı: "Kim haksız kazanç sağladıysa burunlarından fitil fitil getirilmeli"

Portekiz'e gerçekleştireceği resmi ziyaret öncesinde gazetecilerle bir araya gelen TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, ülkenin iç ve dış siyasetindeki başlıkları masaya yatırdı. Soruşturmalardan Meclis çalışmalarına kadar pek çok konuda net mesajlar veren Kurtulmuş'un açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle: "Kim haksız kazanç sağladıysa burunlarından fitil fitil getirilmeli" Sermaye piyasalarındaki fon soruşturmasına ilişkin sert değerlendirmelerde bulunan Kurtulmuş, milyonlarca vatandaşın helal birikimlerinin hedef alındığını vurguladı. Soruşturmanın çok geniş bir kitleyi ilgilendirdiğini belirten Kurtulmuş, "Bu insanların tamamı 3-5 kuruş biriktirdikleri helal paralarından kazanç elde etmek için borsaya yatırım yapmışlar, bunların paraları üzerinde kim spekülasyon yaptı, kim haksız kazanç sağladıysa burunlarından fitil fitil getirilmelidir, hepsinden hesap sorulmalıdır" dedi. Fonlarda insanların gelecek hayallerinin biriktiğini ve buna el konulmasının affedilemez olduğunu ifade eden Kurtulmuş, ilgili bakanlıkların ve kurumların ekonomik güvenlik açısından tedbirleri zamanında alması gerektiğini belirtti. Savcılık soruşturmalarının da son derece titiz ve detaylı bir şekilde kısa sürede tamamlanarak davaların açılmasının temin edilmesi gerektiğini kaydetti. Spot piyasada yaşanabilecek mağduriyetlerin de tüm teferruatıyla incelenmesi gerektiğini ekledi. “Bu tür meseleler kendi konusunun dışında etkilere sahip olmaması lazım. Bunun için de ilgili bakanlık tedbirlerini zamanında, vaktinde aldı. Bu tedbirleri belki daha da artırarak Türkiye'de ekonomik güvenlik konusunda en ufak bir tartışmanın gündeme gelmeyeceği bir sürecin yönetilmesi gerekiyor.” Dokunulmazlık dosyaları ve Meclis süreci Milletvekillerinin isimlerinin soruşturma kapsamında gündeme gelmesi ve olası fezlekeler hakkında konuşan Kurtulmuş, dokunulmazlıkların kaldırılması konusunda Meclis Başkanlığı'nın tek başına inisiyatifi olmadığını hatırlattı. Kurtulmuş, "Milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılması konusunda Meclis Başkanlığına bırakılmış bir inisiyatif yoktur. Mahkemelerden dosyalar geldiği zaman bildiğiniz gibi şu anda 1096 dokunulmazlık dosyası Meclisteki Karma Komisyonda bulunuyor" diyerek sürecin teamüller çerçevesinde Karma Komisyon'a gönderileceğini belirtti. Terörsüz Türkiye için izleme komisyonu mesajı Meclis gündemindeki Terörsüz Türkiye sürecine ve izleme komisyonunun kurulmasına değinen Kurtulmuş, komisyonun müzakereci bir yöntemle ve Mecliste grubu bulunan tüm partilerin temsil edileceği bir yapıda oluşturulacağını söyledi. Kurtulmuş, "Mecliste oluşacak olan izleme kurulu ise yürütmeye dönük herhangi bir görevi ve sorumluluğu olmayacak, sadece süreci izleyecek, gerekirse yasal düzenleme teklifleri üzerinde çalışacak" ifadelerini kullandı. Sürecin ağırdan alındığı yönündeki eleştirilere de yanıt veren Kurtulmuş, teklifin daha önce 467 oyla kabul edildiğini hatırlatarak, "Sürece ilişkin bir teklifi açık söyleyeyim 467 oyla kabul etmiş olan bir parlamento, Türkiye siyasetinin merkezi, Türkiye siyasetinin kalbi bu konuyu asla ağırdan almayacağını da deklare etmiş demektir" dedi. Devletin bütün birimlerinin kararlılığının kesin olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, "Türkiye kararını vermiştir. Terör meselesi en kısa süre içerisinde geride kalacaktır. Kim bu sürece çomak sokmaya çalışırsa kaybedecektir" mesajını verdi. Yeni anayasa ve erken seçim açıklaması Türkiye'nin sivil, çağdaş, kapsayıcı ve demokratik yeni bir anayasaya ihtiyacı olduğunu yineleyen Kurtulmuş, mevcut Meclisin bu güce sahip olduğunu ifade etti. Erken seçim iddialarına net bir şekilde kapı kapatan Kurtulmuş, "Şu anda hazırlık yok. Ayrıca seçimin yenilenmesi meselesi, siyasi iklim meselesidir. Şu anda Türkiye'nin gündeminde etkin olan, hakim olan siyasi gündem, seçimin yenilenmesi değildir" değerlendirmesinde bulundu. Siyasi Partiler Yasası, Seçim Yasası, Anayasa ve Meclis İçtüzüğü'nün ülkenin demokratik topografyasını belirleyen dört ana metin olduğunu söyleyen Kurtulmuş, Meclis çalışmalarının verimliliğinin artırılması gerektiğine de dikkat çekti. Ayrıca Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin halk tarafından kabul gördüğünü ve büyük oranda oturduğunu belirtti. Dış politika ve bölgesel gelişmeler Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yaptığı konuşmayı "son derece iddialı" olarak nitelendiren Kurtulmuş, bu konuşmanın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'dan hesap sorulması gerektiğine yönelik küresel vicdanı yansıttığını söyledi. Mekke Savunma Anlaşması'nın Husilerin saldırılarıyla ilişkilendirilmesinin yanlış olduğunu belirten Kurtulmuş, anlaşmanın henüz yeni ve fikir safhasında bir gelişme olduğunu ifade etti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Uçum'dan Kritik "Terörsüz Türkiye" Açıklaması: "Öcalan Silahsızlanma Alt Komisyonu'nda Görev Alacak" Haber

Uçum'dan Kritik "Terörsüz Türkiye" Açıklaması: "Öcalan Silahsızlanma Alt Komisyonu'nda Görev Alacak"

Takip ve Değerlendirme Kurulu ve Alt Komisyonlar Terörsüz Türkiye sürecinin hukuki altyapısını oluşturan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'un rekor bir oyla kabul edilmesinin ardından kurulan Takip ve Değerlendirme Kurulu çalışmalarına hız verdi. Kurulun ilk toplantısında sürecin koordinasyonu ele alınırken, bünyesinde dört ayrı alt komisyon oluşturuldu. Bu kapsamda Adli ve Hukuki İşler Koordinasyon Alt Komisyonu, İzleme ve Tespit Alt Komisyonu, Sosyal Uyum ve Bütünleşme Alt Komisyonu ile Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyonu faaliyete geçirildi. Silah teslimi, doğrulama mekanizmaları ve örgüt mensuplarının hukuki statülerinin sınıflandırılması gibi kritik başlıkların bu alt kurullar aracılığıyla yürütülmesi bekleniyor. "Öcalan Komisyonda Görevlendirilecek, Sağlanan İmtiyaz Değil" Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, sürecin detaylarına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. PKK'ya kendini feshetme çağrısı yapan Abdullah Öcalan'ın, kurulan Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyonu'nda görev alacağını belirten Uçum, İmralı'daki yeni konutun cezaevine bağlı bir ek ünite olarak inşa edildiğini hatırlatarak "İmralı'daki konut cezaevine bağlı ek ünite olarak inşa edildi" dedi. Öcalan'a yönelik bu adımların serbest bırakıldığı anlamına gelmediğini vurgulayan Uçum, süreçle ilgili olarak "Öcalan ile yürütülen diyalog sürecidir. Hedef bellidir. Terör örgütünün tasfiyesinin sağlanmasıdır" ifadelerini kullandı. İmralı'daki konuttan "Serbest bırakıldı" şeklinde bir sonuç çıkarılamayacağını belirten Uçum, görevlendirme ve çalışma ortamına ilişkin şu açıklamaları yaptı:"Örgütü kim kuruyorsa silahı kim kullandırdıysa feshedecek de odur. Öbür türlü devlet güvenlik politikasıyla yapar. Diyalogda muhatap aldığı kişi bu görevini iyi yapması için bir komisyonda görevlendirilmesi, daha rahat ortamda çalışması gerekliliktir, sağlanan imtiyaz değildir. Görevin gerektirdiği ortam sağlamaktan ibarettir, bunun dışındakiler doğru değildir." Öte yandan, 1 Haziran 2005'ten önce ağırlaştırılmış müebbet cezası alanların veya bu suçu işleyenlerin çıkarılan yasa kapsamı dışında tutulduğunu, bu nedenle Öcalan ve yönetim kadrosunun yasadan yararlanamayacağını belirten Uçum, "Hükümlü üzerinden diyalog yürütüyorsan terör örgütünün tasfiyesine ilişkin, bunun hukuka aykırı bir durumu yok. Rutin dışı süreçler, rutin dışı yöntemlerle çözülür" diyerek hükümlü üzerinden yürütülen diyalog mekanizmasının hukuki zeminine dikkat çekti. Uçum'dan Seçim Tarihi Mesajı Açıklamalarında iç siyaset ve seçim takvimine de değinen Mehmet Uçum, olası bir erken seçim veya yenileme kararının tarihine yönelik öngörülerini paylaştı. Meclis'te 360 milletvekilinin kararıyla seçimlerin yenilenmesi durumunda sandıkların 16 Nisan 2028 tarihinde kurulabileceğini belirten Uçum, "360 milletvekiliyle seçimlerin yenilenmesi kararı alırsa 16 Nisan 2028'de seçim yapılacak" dedi. Bu tarihin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçişin yıl dönümü olduğuna işaret eden Uçum, "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin geçişinin yıl dönümü 16 Nisan" ifadelerini kullandı. Uçum ayrıca, 2027 yılının son çeyreğinde bir seçim yapılabilme ihtimalini düşük gördüğünü belirterek "Seçimlerin mart ya da nisan ayında yapılabileceğini" dile getirdi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

MHP Lideri Bahçeli'den Çerçeve Yasa açıklaması: "Geniş bir mutabakat ortaya çıktı" Haber

MHP Lideri Bahçeli'den Çerçeve Yasa açıklaması: "Geniş bir mutabakat ortaya çıktı"

"Terörsüz Türkiye" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Habertürk Ankara Temsilcisi Nasuhi Güngör’ü parti genel merkezindeki makam odasında kabul ederek iç ve dış siyasetin ana başlıklarını değerlendirdi. "Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında TBMM'den 467 oyla geçen Çerçeve Yasa'ya değinen MHP lideri, sürecin meclis komisyonlarındaki uzlaşıyla verimli bir noktaya ulaştığını belirtti. Geçmişteki 1 Ekim tokalaşmasının tesadüf olmadığını, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın birlik çağrısı ve insani bir vazifenin gereği olduğunu vurgulayan Bahçeli, Meclis'teki oy dağılımına ilişkin şunları kaydetti: "Yasanın çıkması hususunda geniş bir mutabakat ortaya çıktı. Doğrusu 467 rakamını ben de beklemiyordum. Ama bu düzeyde bir kabul, toplumsal mutabakatın genişlemesine ve dayanışmanın güçlenmesine vesile oldu." Bu tarihi sürecin ardından Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki aşiret liderleri ile kanaat önderlerinin partilerini ziyaret ettiğini ve sahada muazzam bir kaynaşma yaşandığını aktaran Bahçeli, toplumsal barışın pekiştiğine dikkat çekti. Sporda Kimlik Siyasetine ve Dini Anketlere Sert Tepki Son dönemde yayımlanan bazı kamuoyu araştırmalarına tepki gösteren Bahçeli, anket şirketlerinin acilen sağlam bir yasal düzenlemeyle ele alınması gerektiğini savundu. Amedspor üzerinden yürütülen tartışmalara değinen MHP lideri, sporu etnik köken ve mezhep gibi kimliklerle eşleştirmenin gaflet olduğunu belirtti. Türkiye'deki dini hayata yönelik yayımlanan diğer bir anket için ise "beşinci kol faaliyeti" nitelendirmesinde bulunan Bahçeli, şu ifadeleri kullandı: "İslami araştırma adı altında milletimizi köksüz, kişiliksiz, dinsiz bir toplum gibi göstermek büyük bir saptırmadır. Türk milleti inançlıdır, ahlaklıdır, dinine ve geleneksel değerlerine sadıktır." "Mekke Anlaşması Türkiye'yi merkeze taşıyacak" Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan ve "Mekke Anlaşması" olarak adlandırılan üçlü ittifakı değerlendiren Bahçeli, bu hamleyi "fevkalade sağlıklı ve stratejik" olarak nitelendirdi. İslam dünyasının muazzam bir potansiyele sahip olmasına rağmen Batı karşısında lider bir ülke çıkaramadığına dikkat çeken Bahçeli, şöyle konuştu: "Türkiye’nin liderliğinde bu çalışmalar yürütüldüğü takdirde bu durum bizi merkeze taşır, dünyada çok daha itibarlı hale getirir. Pakistan ve Suudi Arabistan’ın yanı sıra diğer ülkelerle bu ittifak çok daha güçlü hale gelecektir." Yeni Anayasa Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin kalıcı siyasi istikrarı sağladığını ancak iki dönemlik uygulama sürecinin ardından bazı noktaların gözden geçirilmesi gerektiğini ifade eden Bahçeli, sistemin sağlıklı işlemesi için yeni bir anayasaya ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Seçim Kanunu ve Siyasi Partiler Kanunu'nda yapılması gereken köklü değişikliklere dair vizyonunu paylaşan Bahçeli, reformun şifrelerini şu sözlerle özetledi: "Bizim söylediğimiz şudur. Bahsettiğiniz her iki alanda da hem sistemi güçlendirecek hem de aksamaları giderecek değişiklikler üzerinde müzakere edilmelidir. Sadece siyaset değil; sivil toplum kuruluşları, aydınlarımız, akademisyenlerimiz bir araya gelerek bunu ele almalıdır. Sistemi güçlendiren, aksaklıkları gideren bu değişimler elbette yeni anayasa çalışmasıyla uyumlu olarak ele alınmalıdır." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Saadet Partisi lideri Arıkan’dan "baskın seçim" iddiası: "Varlık barışı seçim ekonomisi hazırlığıdır" Haber

Saadet Partisi lideri Arıkan’dan "baskın seçim" iddiası: "Varlık barışı seçim ekonomisi hazırlığıdır"

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, gündeme dair yaptığı açıklamalarda Ankara kulislerini hareketlendirecek bir iddiayı ortaya attı. Arıkan, iktidarın ekonomi yönetimindeki son hamlelerini analiz ederek, Türkiye'nin yakın gelecekte erken bir sandık sınavıyla karşı karşıya kalacağını savundu. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile "erken seçim tartışmalarının biteceği" yönündeki vaatlerin boşa çıktığını belirten Arıkan, mevcut tabloyu bir "yönetim krizi" olarak tanımladı. "Kayıt dışı para ile piyasa yüzdürülmek isteniyor" Arıkan, Meclis’e sunulması planlanan varlık barışı düzenlemesine sert eleştiriler getirerek, bu hamlenin bir "seçim ekonomisi" altyapısı olduğunu iddia etti. Düzenlemenin, yurt dışından gelecek olan para ve altının kaynağı sorulmaksızın sisteme dahil edilmesinin önünü açtığını belirten Saadet lideri, "Bu yöntemle tırnak içinde 'kara para' girişinin önü açılıyor. Kurallar bypass edilerek, piyasada yapay bir sıcak para bolluğu oluşturulması hedefleniyor" dedi. Larry Fink ziyareti ve "seçim senaryosu" vurgusu Sürecin işaret fişeğinin, BlackRock CEO’su Larry Fink’in Türkiye ziyareti ve Cumhurbaşkanı ile yaptığı görüşme sonrası ateşlendiğini öne süren Arıkan, ekonomi politikalarında esnaftan ziyade küresel sermayenin taleplerinin öncelendiğini savundu. Geçmiş seçim dönemlerinden örnekler veren Arıkan, 2018 ve 2023 seçimleri öncesinde uygulanan "pansuman tedavilerin" seçim sonrasında yüksek faiz ve enflasyon olarak halka döndüğünü hatırlattı. "İstikamet 2026 Sonbaharı" İktidarın resmi söylemlerinde seçimin vaktinde yapılacağını yinelemesine rağmen, sahadaki hazırlıkların farklı bir yöne işaret ettiğini belirten Arıkan, "İktidar, varlık barışıyla sağlayacağı geçici rahatlamayı fırsat bilerek 2026 yılının sonbaharında bir baskın seçime hazırlanıyor" değerlendirmesinde bulundu. Arıkan, muhalefetin olası bir seçimden kaçmayacağını ancak ülkeyi ekonomik risklere sokacak yöntemlerle seçim hazırlığı yapılmasını doğru bulmadıklarını ifade etti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.