Yazar Mümtaz'er Türköne, Medyascope'taki yazısında Türkiye'yi sarsan borsa ve fon soygununun hukuki, siyasi, ekonomik ve sosyal boyutlarını inceledi. Yaşananların henüz başlangıç aşamasında olduğunu belirten Türköne, sürecin sarsıcı sonuçlar doğuracağını ifade etti.
Haber Giriş Tarihi: 28.09.2026 14:31
Haber Güncellenme Tarihi: 28.09.2026 14:57
Kaynak:
Haber Merkezi
https://haberdeger.com/
Yazısına çarpıcı bir tespitle başlayan Türköne, "Aylarca gündemimizi işgal edecek, dallanıp budaklanacak bir hikâyenin henüz başındayız. Düzen tepemize çöktü, yara henüz taze, hissedilmesi zaman alacak. Yeni başlayan karanlık bir televizyon dizisi gibi, her hafta yeni bölümleri şaşkınlıkla ve heyecanla takip edeceksiniz" dedi. Tasarruflarını kaybeden bir yakınının "Devlet zararımızı karşılar mı?" sorusuna "Üzerine bir bardak soğuk su iç, sonra mutluluğu paradan başka şeylerde ara" yanıtını verdiğini aktaran yazar, soygunun pek çok cephede sarsıcı sonuçlar doğuracağını kaydetti.
"Nüfuz ticareti" ve hukuki sorumluluklar
Olayın hukuki boyutunu ele alan Türköne, finans sektörünü düzenleyen kanunlara karşı suç işleyen yetkililerin tek tek ayıklanacağını belirterek, "Sultanahmet Camii’nin üçer şerefeli altı minaresini çalanlar, kılıfa ihtiyaçları olduğunu hiç düşünmemişler. Peynir büyük, fare ne yapsın? Demek çok sağlam garantilerle iş görmüşler" ifadelerini kullandı. Söz konusu soruşturmanın Türk Ceza Kanunu'nun 255. maddesinde yer alan "nüfuz ticareti" başlığı altında yürütüleceğini vurgulayan Türköne, şu değerlendirmeyi yaptı: "Bu ceza maddesi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörüyor. Suçu işleyen kamu görevlisi ise (politikacılar da bu kategoriye girecek) ceza yarı oranında arttırılıyor ve üç yıldan 7.5 yıla kadar çıkıyor. Hisse tahtasının %1000-2000 arttığı fonlardan Fatma Betül Sayan gibi astronomik kâr edenler, otomatik olarak bu suçu işlemiş sayılacak. Bürokraside ve AKP’de etkili görevlerde bulunanlar 'nüfuz ticareti' suçundan yargılanacak. Göz göre göre gelmekte olan kriz için uyarılarda bulunan eski MASAK başkan yardımcısını gözaltına alan yargı mensupları, el konulan şirketlerdeki usulsüzlükleri haber yapanlara saniyesinde 'yayın yasağı' kararı veren hakimlerin de soruşturulması gerekecek."
Mehmet Şimşek'in geçen kasım ayındaki uyarısından sonra SPK'nın ocak ayında durumun farkına vardığını ancak raporların kaldırıldığını hatırlatan yazar, "Ne çare ki geri adım atıyor veya attırılıyor, üç başkan yardımcısı görevden alınıyor ve malumu ilam eden rapor SPK web sitesinden kaldırılıyor. Bu güç kimde var? Kimler araya girmiş? Yetkili ve sorumlular kendi paçalarını kurtarmak için mutlaka ötecek" dedi.
AKP için arınma ve siyasi sistem eleştirisi
AKP içerisinde dürüst politikacıların başkaldırması için bir fırsat doğduğunu savunan Türköne, "AKP’nin siyasî varlığını devam ettirebilmesi, bu tufeylileri sırtından atıp, bulaşan kirden-pastan arınmasına bağlı" dedi. Hayatı boyunca özel himaye görmüş Fatma Betül Sayan'ın profilinin partinin 24 yıldaki ahlaki çöküşünü özetlediğini belirten yazar, "Güç, bütün ahlaki öncelikleri toprağa gömüyor, sonradan görmelerin çılgın soygunu başlıyor" ifadelerini kullandı.
Borsa soygununun doğrudan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin yol açtığı siyasi bir skandal olduğunu belirten Türköne, "Bütün yetkiler tek kişinin elinde toplandı. Tekelleşen bu yetkiyi tabasbus ile gücün yanında pozisyon alanlar, doğal olarak kendileri için kullanmaya başlayınca yolsuzluklarda patlamalar yaşandı. Mevcut siyasal sistem bu tür soygunları fiilen önleyecek denetim mekanizmalarını işletemiyor" değerlendirmesinde bulundu.
Ekonomik çöküş ve orta sınıfın tasfiyesi
Ekonomik sistemin tamamını kilitleyecek bir arıza ile karşı karşıya olunduğunu belirten Türköne, iktidarın geçmişteki politikalarını eleştirdi: "Fakirin geliri artarsa tüketim artar, talep baskısı doğar ve fiyatlar yükselir. Bunun yerine fakirden zengine verirsek, doğal olarak tasarruf edeceği para fazla yatırıma dönüşür ve arz artar, bu da fiyatların düşmesine yol açar. Tuzu kuruların tasarruflarını az biraz yatırıma kanalize eden sistem hisse senetleri ve doğal olarak borsadır. Borsa çökmüş durumda."
Devletin hisse sahiplerinin zararlarını karşılamasının veya bu iş için vergi salınmasının imkansız olduğunu vurgulayan yazar, toplumun orta sınıfının aldığı yaraya dikkat çekti: "450 bin hisse sahibinin 50 binini çıkartın, geriye kalan 400 bin kişi küçük tasarruf sahipleri. Aileleri ile birlikte toplumsal dengelerde ağırlıklı bir yerleri var; çünkü bu kesim aynı zamanda toplumun orta sınıfını meydana getiriyor. Orta sınıf, ekonomik-siyasî çalkantı dönemlerinde üst ve alt sınıflar arasında süspansiyon vazifesi görür, darbeleri yumuşatırlar. Şimdi yaşadıkları duygu yoğunluğu yoksullardan farklı değil. Bu zümre, kaybedecek hiçbir şeyi olmayan yoksul kesimin halini daha yakından tanıyacak."
"AKP iktidarının sonunu getirmiş görünüyor"
İktidarın muhalefete karşı yıldırma ve sindirme taktikleri uyguladığını ancak borsa krizinin bu algı operasyonlarını anlamsız kıldığını belirten Türköne, yazısını şu sözlerle noktaladı: "Borsa soygunu bu algı operasyonlarını bile anlamsız ve işe yaramaz hale getirecek çapta iktidarı dehşetli bir türbülansın içine soktu. 2001 bankacılık krizi ile iktidara gelen AKP’nin, 2026 borsa krizi ile iktidarı halefine devretmekten başka çaresi yok. Toplumdaki infial, siyasetteki çözümsüzlük derinleşiyor. Türkiye’nin nefes almasını sağlayacak yegâne çare, tarafların adaletini içine sindirecekleri bir seçim ve bu yolla iktidarı değiştirme umudu. Toplumun sabrı siyasetin basiretli duruşu bu umuttan besleniyor. Bu ihtimal ortadan kalkarsa düdüklü tencere içinde biriken basıncın hangi şiddette ve ne zaman patlayacağını muhalefet dahil hiç kimse kestiremez. Borsa soygunu, Fatma Betül Sayan’ın siyasî kariyerini noktaladığı gibi, AKP iktidarının da sonunu getirmiş görünüyor."
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Mümtaz'er Türköne: "Borsa soygunu, AKP iktidarının sonunu getirmiş görünüyor."
Yazar Mümtaz'er Türköne, Medyascope'taki yazısında Türkiye'yi sarsan borsa ve fon soygununun hukuki, siyasi, ekonomik ve sosyal boyutlarını inceledi. Yaşananların henüz başlangıç aşamasında olduğunu belirten Türköne, sürecin sarsıcı sonuçlar doğuracağını ifade etti.
Yazısına çarpıcı bir tespitle başlayan Türköne, "Aylarca gündemimizi işgal edecek, dallanıp budaklanacak bir hikâyenin henüz başındayız. Düzen tepemize çöktü, yara henüz taze, hissedilmesi zaman alacak. Yeni başlayan karanlık bir televizyon dizisi gibi, her hafta yeni bölümleri şaşkınlıkla ve heyecanla takip edeceksiniz" dedi. Tasarruflarını kaybeden bir yakınının "Devlet zararımızı karşılar mı?" sorusuna "Üzerine bir bardak soğuk su iç, sonra mutluluğu paradan başka şeylerde ara" yanıtını verdiğini aktaran yazar, soygunun pek çok cephede sarsıcı sonuçlar doğuracağını kaydetti.
"Nüfuz ticareti" ve hukuki sorumluluklar
Olayın hukuki boyutunu ele alan Türköne, finans sektörünü düzenleyen kanunlara karşı suç işleyen yetkililerin tek tek ayıklanacağını belirterek, "Sultanahmet Camii’nin üçer şerefeli altı minaresini çalanlar, kılıfa ihtiyaçları olduğunu hiç düşünmemişler. Peynir büyük, fare ne yapsın? Demek çok sağlam garantilerle iş görmüşler" ifadelerini kullandı. Söz konusu soruşturmanın Türk Ceza Kanunu'nun 255. maddesinde yer alan "nüfuz ticareti" başlığı altında yürütüleceğini vurgulayan Türköne, şu değerlendirmeyi yaptı: "Bu ceza maddesi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörüyor. Suçu işleyen kamu görevlisi ise (politikacılar da bu kategoriye girecek) ceza yarı oranında arttırılıyor ve üç yıldan 7.5 yıla kadar çıkıyor. Hisse tahtasının %1000-2000 arttığı fonlardan Fatma Betül Sayan gibi astronomik kâr edenler, otomatik olarak bu suçu işlemiş sayılacak. Bürokraside ve AKP’de etkili görevlerde bulunanlar 'nüfuz ticareti' suçundan yargılanacak. Göz göre göre gelmekte olan kriz için uyarılarda bulunan eski MASAK başkan yardımcısını gözaltına alan yargı mensupları, el konulan şirketlerdeki usulsüzlükleri haber yapanlara saniyesinde 'yayın yasağı' kararı veren hakimlerin de soruşturulması gerekecek."
Mehmet Şimşek'in geçen kasım ayındaki uyarısından sonra SPK'nın ocak ayında durumun farkına vardığını ancak raporların kaldırıldığını hatırlatan yazar, "Ne çare ki geri adım atıyor veya attırılıyor, üç başkan yardımcısı görevden alınıyor ve malumu ilam eden rapor SPK web sitesinden kaldırılıyor. Bu güç kimde var? Kimler araya girmiş? Yetkili ve sorumlular kendi paçalarını kurtarmak için mutlaka ötecek" dedi.
AKP için arınma ve siyasi sistem eleştirisi
AKP içerisinde dürüst politikacıların başkaldırması için bir fırsat doğduğunu savunan Türköne, "AKP’nin siyasî varlığını devam ettirebilmesi, bu tufeylileri sırtından atıp, bulaşan kirden-pastan arınmasına bağlı" dedi. Hayatı boyunca özel himaye görmüş Fatma Betül Sayan'ın profilinin partinin 24 yıldaki ahlaki çöküşünü özetlediğini belirten yazar, "Güç, bütün ahlaki öncelikleri toprağa gömüyor, sonradan görmelerin çılgın soygunu başlıyor" ifadelerini kullandı.
Borsa soygununun doğrudan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin yol açtığı siyasi bir skandal olduğunu belirten Türköne, "Bütün yetkiler tek kişinin elinde toplandı. Tekelleşen bu yetkiyi tabasbus ile gücün yanında pozisyon alanlar, doğal olarak kendileri için kullanmaya başlayınca yolsuzluklarda patlamalar yaşandı. Mevcut siyasal sistem bu tür soygunları fiilen önleyecek denetim mekanizmalarını işletemiyor" değerlendirmesinde bulundu.
Ekonomik çöküş ve orta sınıfın tasfiyesi
Ekonomik sistemin tamamını kilitleyecek bir arıza ile karşı karşıya olunduğunu belirten Türköne, iktidarın geçmişteki politikalarını eleştirdi: "Fakirin geliri artarsa tüketim artar, talep baskısı doğar ve fiyatlar yükselir. Bunun yerine fakirden zengine verirsek, doğal olarak tasarruf edeceği para fazla yatırıma dönüşür ve arz artar, bu da fiyatların düşmesine yol açar. Tuzu kuruların tasarruflarını az biraz yatırıma kanalize eden sistem hisse senetleri ve doğal olarak borsadır. Borsa çökmüş durumda."
Devletin hisse sahiplerinin zararlarını karşılamasının veya bu iş için vergi salınmasının imkansız olduğunu vurgulayan yazar, toplumun orta sınıfının aldığı yaraya dikkat çekti: "450 bin hisse sahibinin 50 binini çıkartın, geriye kalan 400 bin kişi küçük tasarruf sahipleri. Aileleri ile birlikte toplumsal dengelerde ağırlıklı bir yerleri var; çünkü bu kesim aynı zamanda toplumun orta sınıfını meydana getiriyor. Orta sınıf, ekonomik-siyasî çalkantı dönemlerinde üst ve alt sınıflar arasında süspansiyon vazifesi görür, darbeleri yumuşatırlar. Şimdi yaşadıkları duygu yoğunluğu yoksullardan farklı değil. Bu zümre, kaybedecek hiçbir şeyi olmayan yoksul kesimin halini daha yakından tanıyacak."
"AKP iktidarının sonunu getirmiş görünüyor"
İktidarın muhalefete karşı yıldırma ve sindirme taktikleri uyguladığını ancak borsa krizinin bu algı operasyonlarını anlamsız kıldığını belirten Türköne, yazısını şu sözlerle noktaladı: "Borsa soygunu bu algı operasyonlarını bile anlamsız ve işe yaramaz hale getirecek çapta iktidarı dehşetli bir türbülansın içine soktu. 2001 bankacılık krizi ile iktidara gelen AKP’nin, 2026 borsa krizi ile iktidarı halefine devretmekten başka çaresi yok. Toplumdaki infial, siyasetteki çözümsüzlük derinleşiyor. Türkiye’nin nefes almasını sağlayacak yegâne çare, tarafların adaletini içine sindirecekleri bir seçim ve bu yolla iktidarı değiştirme umudu. Toplumun sabrı siyasetin basiretli duruşu bu umuttan besleniyor. Bu ihtimal ortadan kalkarsa düdüklü tencere içinde biriken basıncın hangi şiddette ve ne zaman patlayacağını muhalefet dahil hiç kimse kestiremez. Borsa soygunu, Fatma Betül Sayan’ın siyasî kariyerini noktaladığı gibi, AKP iktidarının da sonunu getirmiş görünüyor."
haberdeger.com
Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist
En Çok Okunan Haberler