SON DAKİKA

#Insanca Yaşam

HABER DEĞER - Insanca Yaşam haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Insanca Yaşam haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

“Gelmezsem açım, gelirsem tokum” diyen emekçinin feryadı Haber

“Gelmezsem açım, gelirsem tokum” diyen emekçinin feryadı

Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde sabahın ilk ışıklarından gece saatlerine kadar karalahana tarlasında çalışan tarım işçileri, günlük 1000 TL yevmiye ile yaşam mücadelesi veriyor. Soğuk hava koşullarında, sosyal güvenceden yoksun şekilde çalışan işçiler, aldıkları ücretin temel ihtiyaçlarını dahi karşılamadığını belirterek yevmiye artışı ve tarım sigortası talep ediyor. Soğukta başlayan mesai, gece bitiyor Tarım işçileri gün doğmadan yola çıkıyor, gece geç saatlerde evlerine dönebiliyor. Dinlenmeye, sağlıklı beslenmeye ya da aileleriyle vakit geçirmeye imkân bulamayan emekçiler, bu çalışma temposunun hem bedenlerini hem de ruhlarını tükettiğini söylüyor. İşçiler, “çalışmazsak aç kalırız” noktasına sıkışmış durumda. “Buraya gelmezsem açım, gelirsem tokum” Tarım işçisi Meyrem Topal, yaşadıklarını şu sözlerle anlattı: Sabahın ayazında çalıştığını, iki yetim çocuğuna bakmak zorunda olduğunu ve aylık 10 bin lira kira ödediğini söyleyen Topal, kanser hastası olmasına rağmen çalışmak zorunda kaldığını ifade etti. Aldığı 1000 liranın hayatı sürdürmeye yetmediğini belirten Topal, “Buraya gelmezsem açım, gelirsem tokum” diyerek işçi sınıfının çaresizliğini özetledi. Geçim yükü omuzlarda, çözüm ufukta yok Bir diğer tarım işçisi Hanife Kömür, aldıkları ücretle temel gıda maddelerini bile karşılayamadıklarını dile getirdi. Çay, şeker, kahvaltılık ve çocukların ihtiyaçları arasında seçim yapmak zorunda kaldıklarını söyleyen Kömür, “Ne çocuklarımıza bir şey alabiliyoruz ne de torunlarımızı görebiliyoruz” dedi. Yevmiye talebi net: 1500 TL ve sigorta Tarım işçisi Yakup Çınkır, saat 04.00’te başlayan mesainin soğukta geçtiğini vurgulayarak, 1000 liralık yevmiyenin geçinmeye yetmediğini söyledi. Çınkır, “Bir paket çayla beş kilo şekere çalışıyoruz” diyerek yevmiyenin en az 1500 TL olması gerektiğini ve yıllardır talep edilen tarım sigortasının hâlâ yapılmadığını ifade etti. Bu sesler bir şikâyet değil, bir hak talebidir Kadirli’deki tarım işçilerinin anlattıkları, bireysel hikâyelerden ibaret değil; güvencesizliğin, düşük ücretin ve sosyal korumadan yoksun çalışmanın yarattığı ortak bir tabloyu gösteriyor. İşçi sınıfının bu sesi, yardım değil insanca yaşam, sadaka değil hak talebidir. Emekçilerin sözleri, tarımda alın teriyle ayakta duranların artık duyulmak istediğini açıkça ortaya koyuyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Madenciler ölüyor, sermaye büyüyor: Bu düzenin adı sömürü, artık dur diyoruz! Haber

Madenciler ölüyor, sermaye büyüyor: Bu düzenin adı sömürü, artık dur diyoruz!

Emek ölüyor, adalet susuyor: Dünya Madenciler Günü’nde Türkiye’nin acı tablosu 4 Aralık Dünya Madenciler Günü, tarihte madencilere sığınarak yaşamını kurtaran Santa Barbara’nın anısıyla dünyanın pek çok yerinde dayanışma günü olarak anılırken; Türkiye’de ise madenciler “ölümüne çalışma” düzeninin simgesi haline gelmiş durumda. Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri, Yüksel Caddesi’nde yaptığı açıklamada, işçi katliamlarının artık kader değil politik tercihler olduğunu vurguladı. Açıklamada, yalnızca geçen hafta Siirt Şirvan’da maden işçilerini taşıyan minibüsün uçuruma yuvarlanmasıyla 15 madencinin yaralandığı hatırlatıldı; Soma, Amasra, Ermenek, Şırnak, Kozlu, Elbistan, Sivas ve Zonguldak’ta yaşanan katliamların hâlâ Türkiye toplumunun hafızasında olduğu belirtildi. “Soma’nın katilleri özgür, işçinin avukatları hapiste” Açıklamada, iş cinayetlerinin yargı süreçleri için şu ifadeler kullanıldı: “301 madencinin katili, Soma Holding yöneticisi Can Gürkan, her bir emekçinin yaşamı için altı gün hapis yattıktan sonra serbest bırakıldı. İşçinin avukatlığını yapan Selçuk Kozağaçlı ve Can Atalay ise yıllardır hapishanede.” Bu durumun, Türkiye’de adaletin sermayeden yana işlediğinin en çarpıcı göstergelerinden biri olduğu vurgulandı. Maden Kanunu ve ÇED kararları: ‘Saray’ın sınırsız yetkisi tepki çekiyor Maden Kanunu’nda yapılan son değişikliklerle maden sahalarının açılması, genişletilmesi ve işletilmesi kararlarında tüm yetkinin Saray’a verilmesine değinilerek: “Akbelen’de, İkizköy’de süren direnişleri aşmak için hazırlanan düzenlemeler, yargı kararlarını yok sayarak sermayeye sınırsız bir imtiyaz sunuyor.” denildi. Çocuk emeği, MESEM ve ölümler: “Sorumluluk alması gerekenler kendini aklıyor” MESEM uygulamasıyla çocukların düşük ücretlerle uzun saatler çalıştırıldığı, pek çok çocuğun yaşamını yitirdiği hatırlatılarak: “Çocuklar ölürken Milli Eğitim Bakanı sorumluluk duymuyor; kendisine ‘katil’ denmesini hakaret sayıyor. Bu gerçeği yüzlerine söyleyen 16 öğrenci tutuklandı.” denildi. MESEM’lerde ölümler nedeniyle eylem yapan öğretmenlerin ters kelepçe ile gözaltına alınması da tepkiyle dile getirildi. “İşçi sağlığı yetersiz, denetim yok: Sermaye kanla büyüyor” İSİG Meclisi’nin raporuna göre yılın ilk on ayında 1737 işçi hayatını kaybetti; en az 85’i çocuk. Açıklamada şu vurgu yapıldı: “Sermaye, kadın-çocuk demeden işçilerin kanıyla semiriyor. İşçiler sendikaya üye olduğunda işten atılıyor, direnişleri ise polis-patron-valilik üçgeninde bastırılıyor.” Bütçe ve asgari ücret görüşmeleri: “Yine krizin yükü emekçinin sırtında” Meclis’te görüşülen bütçede de halktan çok sermayeye kaynak ayrıldığı belirtilerek: “Şehir hastaneleri, MESEM gibi modellerle halk için ayrılan sınırlı bütçe bile sermayeye aktarılıyor.” Yakında başlayacak asgari ücret görüşmelerindeki tablo içinse: “İşçi sınıfına yalnızca hayatta kalabileceği bir ücret reva görülüyor.” ifadeleri kullanıldı. Direnişler yayılıyor: “Genel grev, genel direniş mümkündür” Açıklamada, maden işçilerinin tarihsel mücadelesine atıf yapılarak: “1990-91 Zonguldak Büyük Madenci Direnişi, dayanışmanın ve birleşik mücadelenin kazanabileceğini gösteriyor.” denildi ve işçi sınıfı, öğrenciler ve kadın hareketlerinin ortak mücadele hattı kurması çağrısı yapıldı. Son çağrı: “Ölüm değil, insanca yaşam istiyoruz" Açıklama şu sözlerle tamamlandı: “Yer üstünü de yer altı gibi ölüm alanına çeviren bu düzene karşı mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz. Tüm maden emekçilerinin Dünya Madenciler Günü’nü saygıyla selamlıyoruz.” Açıklama, Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri’nin çağrısıyla Yüksel Caddesi’nde yapıldı ve Madenci Anıtı’na yürüyüşle son buldu.

Asgari ücrete muhalefet çıtayı yükseltti: En düşük teklif 35 bin, en yüksek 46 bin TL! Haber

Asgari ücrete muhalefet çıtayı yükseltti: En düşük teklif 35 bin, en yüksek 46 bin TL!

Muhalefet asgari ücret için rakamları masaya koydu, beklenti zirve yaptı Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun 12 Aralık’ta toplanmasına günler kala muhalefet partileri, 2026 yılı asgari ücret beklentilerini kamuoyuna duyurdu. Ekonomide artan hayat pahalılığına dikkat çeken muhalefet temsilcileri, mevcut ücretin Türkiye halkının geçim koşullarını karşılamaktan çok uzak olduğunu vurgulayarak, yeni asgari ücretin “insanca yaşam” eşiğine çekilmesi gerektiğini savundu. Cumhuriyet Halk Partisi: “39 bin TL’nin altı kabul edilemez” Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, asgari ücretin en az 39 bin TL olması gerektiğini belirterek, bu rakamın dahi ancak “nefes aldıran bir seviye” olacağını söyledi. Özel, işveren üzerindeki yükün devlet tarafından paylaşılması gerektiğini savunarak, ücretin yalnızca iş dünyasının omuzlarına yüklenemeyeceğini ifade etti. Yeniden Refah Partisi: “45 bin TL şart, yük devlet tarafından paylaşılmalı” Yeniden Refah Partisi Lideri Fatih Erbakan, asgari ücretin 45 bin TL olması gerektiğini açıkladı. Erbakan, işverenlerin de zor durumda olduğuna dikkat çekerek, devletin prim ve vergi destekleriyle sürece dâhil olması gerektiğini vurguladı. DEM Parti: “Asgari ücret 46 bin TL olmalı, yoksulluğun yarısından az olamaz” DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, asgari ücretin en az 46 bin TL olması gerektiğini belirtti. Hatimoğulları, asgari ücretin ortalama ücrete dönüştüğüne dikkat çekerek, yıl içinde enflasyona göre güncelleme yapılmasını ve ücretin yoksulluk sınırının en az yarısına sabitlenmesini önerdi. Gelecek Partisi: “Net 35 bin TL’nin altı yaşamı sürdürmez” Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, brüt ücretin 40 bin, net ücretin ise en az 35 bin TL olması gerektiğini söyledi. Davutoğlu, mevcut ekonomik koşullarda daha düşük bir ücretin yurttaşların temel ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak kalacağını ifade etti. DEVA Partisi: “Asgari ücret en az yüzde 50 artırılmalı” DEVA Partisi Lideri Ali Babacan, asgari ücretin en az yüzde 50 artırılması gerektiğini dile getirdi. Babacan, yalnızca TÜİK verileriyle değil, çarşı-pazardaki gerçek enflasyonla hesap yapılması gerektiğini belirterek, bu artış sonunda ücretin yaklaşık 33 bin TL’ye çıkacağını söyledi. Siyasi tablo netleşti: Muhtemel asgari ücret aralığı 35–46 bin TL Muhalefet partilerinin talepleri doğrultusunda ortaya çıkan tabloya göre 2026 yılı asgari ücreti için öneriler 35 bin TL ile 46 bin TL aralığında şekillendi. Tartışma, yalnızca rakamlar üzerinden değil; işverenin yükü, devletin rolü ve yurttaşın geçim şartları üzerinden yürütülüyor. Gözler artık Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun ilk toplantısına çevrilmiş durumda. Milyonlarca yurttaş, açıklanacak rakamın sofradaki ekmeğini ne kadar büyüteceğini merakla bekliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.