SON DAKİKA

#Kadınlar

HABER DEĞER - Kadınlar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kadınlar haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye ve Katar’dan Sudan’a umut köprüsü: 6. İyilik Gemisi Port Sudan’da Haber

Türkiye ve Katar’dan Sudan’a umut köprüsü: 6. İyilik Gemisi Port Sudan’da

AFAD koordinasyonunda güçlü işbirliği Türkiye Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) öncülüğünde, Katar Kalkınma Fonu işbirliğiyle hazırlanan yardım gemisi; gıda, giyim, barınma, hijyen ve tıbbi malzemelerden oluşan geniş bir yükle Sudan’ın doğusundaki Port Sudan Kuzey Limanı’na demirledi. Yardımın önemli bir bölümü Türk Kızılayı ve 23 Türk sivil toplum kuruluşunun katkılarıyla temin edildi. “Kardeşlik ve dayanışmanın somut göstergesi” Karşılama töreninde konuşan Türkiye’nin Hartum Büyükelçisi Fatih Yıldız, bu sevkiyatın Türkiye–Sudan dostluğunun ve Türkiye–Katar ortaklığının güçlü bir yansıması olduğunu vurguladı. Son üç sevkiyatta Birleşmiş Milletler Uluslararası Göç Örgütü ile birlikte 30 bin çadırın da bölgeye ulaştırıldığını hatırlatan Yıldız, gemideki yardımların özellikle çocuklar, kadınlar, yaşlılar ve kırılgan gruplara yönlendirileceğini belirtti. “Yalnız değilsiniz” mesajı Yıldız, dağıtım sürecinin Sudan İnsani Yardım Komisyonu ve Sudan Kızılay’ı ile eşgüdüm içinde yürütüleceğini kaydederek, “Yalnız değilsiniz, dostlarınız var” mesajını verdi. Katar’ın Hartum Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Abdullah el-Muhennedi ise bu sevkiyatın Katar–Türkiye ortaklığıyla Port Sudan’a ulaşan ilk gemi olduğuna dikkat çekti ve Sudan halkına destek vurgusu yaptı. Acil destekten iyileşmeye geçiş Sudan İnsani Yardım Komisyonu Komiseri Selva Adem, yardımların ihtiyaç haritasına göre en çok ihtiyaç duyulan bölgelere dağıtılacağını belirterek, acil destekten iyileşme aşamasına geçiş hedefini dile getirdi. Adem, su, eğitim ve sağlık gibi hayati alanlarda yaşanan yıkımın onarımı için Türkiye ve Katar ile işbirliğinin artmasını beklediklerini ifade etti. 6. İyilik Gemisi, Türkiye ve Katar’ın insani diplomasi ve dayanışma anlayışını sahaya taşıyarak Sudanlı yurttaşlar için somut bir umut kaynağı olmayı sürdürüyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Bakan Işıkhan’dan uzaktan ve yarı zamanlı çalışma mesajı: Yeni modelde sona gelindi Haber

Bakan Işıkhan’dan uzaktan ve yarı zamanlı çalışma mesajı: Yeni modelde sona gelindi

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, çalışma hayatında hızlanan dönüşüme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Dijitalleşmeyle birlikte değişen iş yapılarının sosyal güvenlik sistemi içinde yeniden ele alındığını vurgulayan Işıkhan, uzaktan ve yarı zamanlı çalışmaya yönelik yeni düzenlemelerin kısa süre içinde Meclis gündemine taşınacağını söyledi. Yeni nesil çalışma modelleri için sosyal güvenlik adımı atılıyor Bakan Işıkhan, platform çalışanları ve kuryeler başta olmak üzere geniş bir kesimi kapsayacak sosyal güvence düzenlemeleri üzerinde çalışıldığını belirtti. Uzaktan çalışmanın önünde yasal bir engel bulunmadığını hatırlatan Işıkhan, yeni düzenlemeyle istihdamın daha esnek ve kapsayıcı hale getirilmesinin hedeflendiğini ifade etti. Gençler, kadınlar ve engelli yurttaşlar için yarı zamanlı model Hazırlıkları süren yeni yarı zamanlı çalışma modelinin özellikle gençler, kadınlar ve engelli bireyler için istihdamı artırmayı amaçladığını söyleyen Işıkhan, taslak metinlerde sona gelindiğini ve paydaşların görüşlerinin alındığını açıkladı. Düzenlemenin, geri bildirimlerin ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulması planlanıyor. Belediyelerin SGK borçlarında taşınmaz takası sürüyor Bakan Işıkhan, belediyelerin Sosyal Güvenlik Kurumu’na olan borçlarına ilişkin güncel verileri de paylaştı. SGK borcu bulunan 429 belediyenin toplam 8 bin 122 taşınmazı borç karşılığı sunduğunu ve bunların kabul edildiğini belirten Işıkhan, 4 bin 104 taşınmazın ise teknik nedenlerle geri çevrildiğini söyledi. Ayrıca 161 belediyenin 33,6 milyar liralık borç için tecil talebinde bulunduğunu, bu kapsamda 3,6 milyar liralık peşinat tahsil edildiğini aktardı. Dönüşen çalışma hayatı Meclis’e taşınıyor Bakanlık, dijitalleşen ekonomiyle birlikte ortaya çıkan yeni çalışma biçimlerini sosyal güvenlik şemsiyesi altına almayı hedeflerken, yapılacak düzenlemelerin hem çalışanların haklarını güçlendirmesi hem de istihdamı artırması bekleniyor.

Erdoğan’dan işverenlere asgari ücret mesajı! Haber

Erdoğan’dan işverenlere asgari ücret mesajı!

Asgari ücret görüşmeleri başlamadan önce net mesaj Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’da düzenlenen TİSK 29. Olağan Genel Kurulu’nda işverenlere seslenerek yaklaşan asgari ücret görüşmeleri öncesinde “ellerini taşın altına koyma” çağrısında bulundu. “Asgari Ücret Tespit Komisyonu yarın ilk toplantısını yapacak. TİSK heyetinden güçlü bir duruş bekliyorum” diyen Erdoğan, işverenlere yönelik mesajını “Kefenin cebi yok. İşçi için yapılan her iyilik kazanç olarak geri döner” sözleriyle pekiştirdi. “İşçi–işveren ilişkisi adil olmalı” Erdoğan, konuşmasının önemli bölümünde çalışma hayatındaki adalet vurgusuna yer verdi. “İşçi ve işveren arasındaki ilişkileri hak ve adalet ekseninde görüyoruz. Bu ilişki sağlıklı zemine oturmazsa sömürü ve adaletsizliğe giden yol açılır” dedi. Cumhurbaşkanı, kimsenin mağdur olmadığı bir sistemin “herkesin ortak önceliği” olduğunu belirtti. “TİSK krizlerde devletinin yanında oldu” TİSK’in son üç dönemde yaşanan sınamalarda “yerli ve milli bir duruş sergilediğini” söyleyen Erdoğan, bazı çevrelerin “dışarıdan aldıkları talimatlarla siyaset mühendisliğine soyunduğunu” ancak TİSK’in bu çizginin dışında durduğunu ifade etti. “İş kazalarına karşı daha fazla hassasiyet bekliyorum” Konuşmasında iş güvenliği vurgusu yapan Erdoğan, “İnsan hayatını ilgilendiren böyle bir konuda işi asla şansa bırakmayın. Tüm işverenlerden iş kazalarının önlenmesi için özel dikkat ve hassasiyet bekliyorum” dedi. Teşvikler ve yeni müjde: Program 2026’ya uzatılıyor Erdoğan, iş dünyasına yönelik destek ve teşviklere dair bilgiler de paylaştı: 2025 yılı için her bir çalışan için 1000 TL asgari ücret desteği, Ocak–Kasım 2025 döneminde 53 milyar liralık istihdam koruma desteği, Kadınlar, gençler ve mesleki yeterlilik belgesi olanlar için 24–54 ay arası sosyal güvenlik teşvikleri. Cumhurbaşkanı, bu teşvik programının 2026 yılı sonuna kadar uzatılacağı müjdesini de Genel Kurul’da duyurdu. “Türkiye küresel ölçekte etkili bir ülke hâline geldi” Erdoğan, konuşmasının sonunda Türkiye’nin son 23 yıldaki siyasi, ekonomik ve dış politika kazanımlarına değinerek, “Küresel ölçekte sözü ve tavrı takip edilen bir Türkiye’yi sabırla hep birlikte inşa ettik” dedi.

10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü: Hakların güvencesi örgütlü toplumdur Haber

10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü: Hakların güvencesi örgütlü toplumdur

​​​​​​İnsan haklarının tarihi, halkların mücadele tarihidir 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü, 1948’de kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ne dayanıyor. Ancak insan hakları fikri, yalnızca uluslararası sözleşmelerde değil; yoksulların, işçilerin, kadınların, çocukların, siyahilerin, yerinden edilen halkların ve sömürge coğrafyalarının yüzyıllar boyunca yürüttüğü direnişlerde şekillendi. Hak taleplerinin doğuşunda, devletlerden gelen ayrıcalıklardan çok, baskı koşullarına rağmen ses çıkaran insanların kolektif iradesi belirleyici oldu. Tarihsel deneyimler, hakların ancak toplumsal adalet talebinin yükseldiği dönemlerde güç kazandığını ortaya koyuyor. Bu yüzden bugün 10 Aralık yalnızca bir yıldönümü değil; hakların kâğıt üzerinde kalmaması için verilen toplumsal mücadelenin sürekliliğini hatırlatan bir tarihsel duraktır. Hakların kâğıt üstünde kalması: Eşitsizliklerin gölgesi İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, her insanın doğuştan eşit haklara sahip olduğunu ilan ederken, küresel ekonomik krizler, savaşlar, zorla yerinden edilmeler ve otoriterleşme dalgaları bu hakların pratikte herkese eşit ulaşmadığını açıkça gösteriyor. Dünyanın pek çok yerinde güvencesiz çalışan işçiler, temel hizmetlere erişemeyen çocuklar, şiddete maruz kalan kadınlar ve sınır politikalarının sıkıştırdığı göçmenler, normların uygulamada büyük bir boşlukla karşılaştığını gözler önüne seriyor. Bu tablo günümüzde en önemli tespiti güçlendiriyor: Hakların gerçek güvencesi, toplumun hak bilincidir. Hak bilinci yerleşmediğinde, en temel özgürlüklerin bile sessizce ortadan kaldırılabildiği defalarca görüldü. Toplumun geniş kesimlerinin haklarının neleri kapsadığını bilmesi, hakların fiilen kullanılabilmesi kadar, kaybedildiğinde bunun farkına varılabilmesi için de zorunlu. Hak savunucularına yönelik baskıların artışı Son yıllarda birçok ülkede insan hakları savunucularına yönelik gözaltılar, soruşturmalar ve dijital izleme uygulamaları yaygınlaştı. Hak ihlallerinin görünür olmaması için çeşitli yöntemlerle baskı oluşturulması, ihlalleri yapan yapılar açısından bir “korunma refleksi” haline geliyor. Bugün hak talep eden kişi ve grupların hedef haline getirilmesi, hak mücadelesinin toplumsal etkisinin ne kadar güçlü olduğunun da bir göstergesi. Çünkü hak arayışı, yalnızca bireyin değil, toplumun tamamının yaşam koşullarını ilgilendiriyor. Bu nedenle hak taleplerinin bastırılması, toplumun sesini kısmaya yönelik daha geniş bir siyasal stratejinin parçası haline geliyor. Eğitim ve hak bilinci: Değişimin kalıcı gücü Hakların korunması yalnızca hukuki mekanizmalarla değil, eğitim yoluyla toplumsal kültürün güçlendirilmesiyle mümkün oluyor. Eğitim süreci, hakların tanımlarının öğrenilmesinin ötesinde, haksızlık karşısında ses çıkarma cesaretinin gelişmesini sağlıyor. Hak bilincinin erken yaşlardan itibaren kazandırılması, bireyleri yalnızca kendi özgürlüklerini savunmaya değil, başkalarının uğradığı adaletsizlikleri de görüp sorgulamaya yöneltiyor. Bu nedenle hak eğitimi; okul müfredatlarından medya okuryazarlığına, aile içi iletişimden sivil toplum çalışmalarına kadar geniş bir yelpazede etkili olmak zorunda. Toplumun kendi haklarını bilen bir yapıya kavuşması, yalnızca yöneticilerin kararlarıyla değil, yurttaşların iradesiyle güvence altına alınmış bir hak düzeni yaratıyor. Kadınların, çocukların ve göçmenlerin durumu: Eşitsizliğin en görünür hali Dünya genelinde hak ihlallerinin en yoğun yaşandığı kesimlerin başında kadınlar, çocuklar ve göçmenler geliyor. Kadına yönelik şiddetin yaygınlığı, çocuk işçiliğinin artışı, zorla yerinden edilen insanların kamplarda karşılaştığı insanlık dışı koşullar, uluslararası hukukla pratik arasındaki uçurumu derinleştiriyor. Bu kırılgan grupların durumunu iyileştirmek, yalnızca devletlerin değil toplumun tüm kesimlerinin sorumluluğu olarak görülüyor. Çünkü hak eşitsizlikleri, yalnızca belirli grupları değil, toplumun bütününü etkileyen yapısal sorunların bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. 10 Aralık bir yüzleşme günüdür Dünya İnsan Hakları Günü, geçmişte kazanılan hakları anmak kadar, bugün hâlâ çözülmeyi bekleyen eşitsizliklerle yüzleşme çağrısıdır. Hak ihlallerinin sürdüğü bir dünyada 10 Aralık, bir kutlamadan çok, toplumsal hafızayı tazeleyen bir uyarıdır: Hakların kaybedilmesi sessizce gerçekleşir; korunması ise ancak kolektif bir bilincin ve dayanışmanın varlığıyla mümkündür. Bu nedenle bugün, hakların yalnızca hukuki metinlerde değil, toplumun geniş kesimlerinin ortak iradesinde hayat bulabileceğini hatırlama günüdür. Çünkü haklar, sahip çıkıldıkça yaşar.

Aleyna Solaker: Kadına yönelik şiddet benim kırmızı çizgim Haber

Aleyna Solaker: Kadına yönelik şiddet benim kırmızı çizgim

Kanal D’nin cumartesi akşamları ekranlara gelen Güller ve Günahlar dizisinde psikolojik ve fiziksel şiddete maruz kalan Azra karakterini canlandıran Aleyna Solaker, rolü ve kadına yönelik şiddet konusu üzerine açıklamalarda bulundu. Solaker, “Bu rolü seçmemdeki en önemli etken, senaryoda şiddeti özendiren değil, sorgulatan bir bakış açısı olmasıydı.” dedi. Oyuncu, Azra karakterinin kendi kariyerinde özel bir yere sahip olduğunu söyledi. Solaker, senaryoyu ilk okuduğunda karakterin karmaşık yapısının ilgisini çektiğini belirterek, “Azra dışarıdan ışıl ışıl bir kadın gibi görünse de iç dünyasında büyük kırılmalar yaşıyor. Onu oynamak istediğim nokta da tam olarak burasıydı.” ifadelerini kullandı. İzleyicinin, Azra’da kendinden bir parça bulacağını düşündüğünü söyledi. Solaker, şiddetin özendirici şekilde işlenmediğini ve bunun seçimindeki en önemli kriter olduğunu vurguladı. “Kadına şiddet benim kırmızı çizgim” diyen oyuncu, rolü kabul etmeden önce senaryonun diliyle ilgili özel hassasiyet gösterdiğini belirtti. “Bu hikâyede şiddet gösterilmiyor, teşhir edilmiyor, sorgulatılıyor. Bunu anlatmak istedim çünkü gerçek hayatta birçok kadın aynı duyguları yaşıyor.” dedi. Güzellik baskısı ve sosyal medya eleştirisi: “Kimse göründüğü gibi değil.” Solaker, dizideki şiddet temasının yanı sıra kadınlar üzerindeki fiziksel görünüm baskısının da öne çıkarıldığını söyledi. Filtreler, estetik dayatmaları ve sosyal medya algısının yarattığı yıpratıcı etkiyi vurgulayarak, “Herkes çok güzel görünmek zorundaymış gibi hissediyor. Oysa dışarıda başka, içeride bambaşka bir dünya var.” dedi. Oyuncu, gerçek hayatta şiddet içeren bir ilişkiye asla tolerans göstermeyeceğini belirtti. “Eğer bir ilişkide şiddet varsa, koşullar ne olursa olsun giderim” diyen Solaker, kadınların ekonomik bağımsızlığının önemine dikkat çekti. “Kimseye muhtaç olmamak, şiddeti sonlandırabilmenin en güçlü araçlarından biri.” dedi. Güller ve Günahlar yeni bölümüyle bu akşam Kanal D’de ekrana gelecek. NGM imzalı dizi, saat 20.00’de yayınlanacak bölümünde Solaker’in hayat verdiği Azra karakterinin hikâyesini derinleştirmeye devam edecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.