SON DAKİKA

#Komünizm

HABER DEĞER - Komünizm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Komünizm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kibar Feyzo ne söylüyordu? Haber

Kibar Feyzo ne söylüyordu?

Yeşilçam komedileri çoğu zaman “sadece güldüren” filmler olarak hatırlanır. Oysa bazı yapımlar vardır ki kahkahayı bir perde gibi kullanır; arkasında sert, rahatsız edici ve son derece politik bir dünya kurar. Kibar Feyzo bu filmlerin başında gelir. Başrolde halk sinemasının simge ismi Kemal Sunal’ın yer aldığı film, yüzeyde köy komedisi gibi ilerlerken, derinlerde sosyalizm, komünizm, sınıf mücadelesi ve sistem eleştirisi üzerine güçlü bir anlatı kurar. Film, bireysel bir aşk hikâyesi gibi başlar; ancak çok kısa sürede iktidar–emek ilişkilerinin merkezine yerleşir. Feyzo ve Bilo’nun Gülo’yla evlenme isteği, aslında iki farklı siyasal tavrı temsil eder. Feyzo, otoriteye karşı çıkarak hakkını almaya çalışır. Bilo ise güce yanaşır, boyun eğer ve bunun karşılığında ödül bekler. Bu karşıtlık, filmin başından itibaren itaat ile direniş, uyum ile çatışma arasındaki ideolojik farkı görünür kılar. Ağalık düzeni: Yerel bir feodalite, küresel bir sistem Köydeki ağa figürü, yalnızca yerel bir zorba değildir. O, sermayeyi, mülkiyeti ve iktidarı tek elde toplayan bir sınıfın temsilidir. Ağa, “herkesi beslediğini” iddia eder; toprağın, kadının, emeğin ve hatta inancın sahibi gibi davranır. Bu söylem, sosyalist literatürde sıkça eleştirilen “koruyucu ama sömürücü egemen sınıf” anlatısıyla birebir örtüşür. Ağanın ismi Maho’dur. Bu isim, komünist ideolojinin en bilinen liderlerinden Mao Zedong’u çağrıştırır. Ancak film burada bilinçli bir ironi kurar. Kendini halkın sahibi gibi gören, en ağır sömürüyü yapan bir karakterin, komünizmle özdeşleşmiş bir isim taşıması, otoriter rejimlerin ideolojileri nasıl ters yüz edebildiğine dair güçlü bir göndermedir. Halk adına konuşan ama halkı ezen iktidarlar eleştirilir. Başlık parası: Kadın bedeni, mülkiyet ve kapitalist mantık Filmin merkezindeki başlık parası meselesi, yalnızca bir gelenek eleştirisi değildir. Gülo’nun açık artırmaya çıkarılması, kadının metalaştırılmasının çarpıcı bir ifadesidir. Senetler, kefiller, imzalar… Hepsi kapitalist düzenin soğuk diliyle işler. Kadın, evlilikte bir özne değil, alınıp satılan bir değer haline gelir. Bu yönüyle film, sosyalist ve feminist bir kesişim noktasında durur. Özel mülkiyetin yalnızca toprağı değil, insan ilişkilerini de belirlediğini gösterir. Kadının özgürlüğü, sınıfsal özgürlükten bağımsız değildir; film bu gerçeği ironik bir dille ama net biçimde ortaya koyar. Kent ve bilinç: Sınıf farkındalığının doğuşu Feyzo’nun İstanbul’a gidişi, filmin ideolojik kırılma anıdır. Kent, burada yozlaşmanın değil, sınıf bilincinin mekânı olarak resmedilir. Feyzo sendikayla, dayanışmayla ve hak arama fikriyle tanışır. Paralı tuvalet gibi basit bir detay bile, kâr mantığının gündelik hayata nasıl sızdığını anlatır. Ancak asıl önemli olan, Feyzo’nun öğrendiklerini köye taşımasıdır. Sosyalizm, filmde bir teori olarak değil; örgütlenme, paylaşma ve itiraz etme pratiği olarak görünür. Feyzo’nun duvarlara yazdığı sloganlar, köylüyü bir araya getirme çabası, kolektif hareketin ilk adımlarıdır. Din, korku ve antikomünizm Film, dinin nasıl bir kontrol aracına dönüştürüldüğünü de açıkça gösterir. Köydeki imamın “din elden gidiyor” çıkışı, dinin egemen sınıf tarafından bir bastırma aracı olarak kullanılmasını simgeler. Bu söylem, özellikle 1960’lar ve 70’lerde sosyalist hareketlere yöneltilen antikomünist propagandaların birebir yansımasıdır. Ağanın kullandığı “1412” ifadesi ise dönemin anayasal maddelerine yapılan doğrudan bir göndermedir. Sosyal düzeni yıkmaya yönelik faaliyetleri suç sayan bu maddeler, devletin ideolojik aygıtlarının nasıl işlediğini hatırlatır. Film, komünizm korkusunun yalnızca bir fikir değil, hukuki ve toplumsal bir baskı mekanizması olduğunu vurgular. Silah mı, sistem mi? Filmin finalinde ağa öldürülür. İlk bakışta bu, klasik bir “mutlu son” gibi görünür. Ancak kısa süre sonra daha sert bir gerçek ortaya çıkar: Ağa gitmiştir ama ağalık düzeni sürmektedir. Köye daha kötüsü gelir ve köylü eski zalimi arar hale düşer. İşte Kibar Feyzo’nun asıl ideolojik cümlesi burada kurulur. Film, sorunun kişilerde değil, o kişileri üreten sistemde olduğunu söyler. Bu yönüyle, dönemin silahlı sol hareketlerine de dolaylı bir eleştiri getirir. “Zengini öldürmek çözüm değildir” demeden, bunu acı bir tecrübeyle gösterir. Kibar Feyzo, güldüren bir Yeşilçam filmi olmanın çok ötesindedir. Sosyalizmi romantize etmeden, komünizmi slogana indirgemeden, sınıf mücadelesini gündelik hayatın içinden anlatır. Mizahı bir kalkan gibi kullanır; ama arkasında son derece ciddi bir sistem eleştirisi bırakır. Bugün yeniden izlendiğinde, film yalnızca geçmişi değil, bugünü de sorgulatır. Çünkü değişen isimler, mekânlar ve kostümler olsa da iktidar, mülkiyet ve emek arasındaki gerilim hâlâ yerli yerindedir. Kibar Feyzo, tam da bu yüzden eskimeyen bir politik metin olarak varlığını sürdürür. Azra YILMAZ

Ulusal Komünizmin Fikir Babası Sultan Galiyev Kimdir? Haber

Ulusal Komünizmin Fikir Babası Sultan Galiyev Kimdir?

13 Temmuz 1892’de Başkurdistan’da Doğdu Mirsaid Sultangaliyev, öğretmen olan Mir Said Haydargaliyev’in 12 çocuğundan biri olarak Başkurdistan’ın Sterlitamak şehrine bağlı Elimbetova köyünde dünyaya geldi. İlk eğitimini köyünde aldı, 1907’den itibaren Kazan’daki Tatar Pedagoji Enstitüsü’nde öğrenim gördü. 1912 yazında Moskova’daki yaz kurslarına katıldı. Tatar köylerinde öğretmenlik yaptı, ardından Ufa belediye kütüphanesinde çalıştı. Daha sonra Ufa, Kazan ve Bakü’de gazetecilik yaptı. Bakü’de Mehmet Emin Resulzade’nin çıkardığı Açık Söz gazetesinde ve Menşeviklerin Bakü gazetesinde çalıştı. Burada “Müslüman dünyasından haberler” köşesini hazırladı. Şubat 1917 Devrimi sırasında Bakü’deydi, aynı dönemde yabancı eserleri Tatarcaya çevirdi ve edebi çalışmalarını gazetelerde yayımladı. Şubat Devrimi Sonrası Müslüman Kongrelerinde Öne Çıktı 1 Mayıs 1917’de düzenlenen Bütün Rusya Müslümanları Kongresi’ne çağrıldı. Kongre sonrası Müslüman Kongresi Yürütme Komitesi Sekreterliği görevini üstlendi. Kazan’da Mollanur Vahidov’un önderliğindeki Müslüman Sosyalistler Komitesi’ne (MÜSKOM) katıldı. Böylece Menşeviklerden kopup Bolşeviklere geçti. MÜSKOM’un programında Tatar feodalizmiyle mücadele, Müslüman Türk halklarının Rus egemenliğinden kurtuluşu ve sosyalizmin Doğu halkları arasında zaferi yer alıyordu. 1917’de Rusya Müslümanları Kongreleri, asker ve din adamları kurultayları Geçici Hükümet tarafından yasaklansa da Sultan Galiyev kongreleri örgütleyen isimlerden biri oldu. Kazan Sesi gazetesi için haberler yaptı. Bu süreçte Tatar sosyalistlerinin önderliği Bolşeviklere geçti. Ekim Devrimi İle Birlikte Bolşevik Yönetimde Yer Aldı 26 Ekim 1917’de Bolşevikler Kazan’da iktidarı ele geçirdi. 11 üyeli Halk Komiserleri Konseyi’nde Sultan Galiyev Eğitim Halk Komiseri oldu. 22 Şubat 1918’de Ural Sovyetleri 3. Kongresi’nde, Tatar ve Başkurtların da kendi kaderini tayin hakkına sahip olması gerektiğini savundu. İlk kez “Müslüman halklar proleter halklardır” diyerek köylü halkların da oy hakkını savundu. Aynı yıl Stalin’in başında bulunduğu NARKOMNATS bünyesinde kurulan MÜSKOM’un Kazan temsilcisi oldu. MÜSKOM, Müslümanları Bolşeviklere kazandırmayı hedefliyordu. Müslüman Kızıl Ordu’yu Kurdu Ve Kazan’ı Beyaz Ordu’dan Aldı 8 Mart 1918’de Moskova’da düzenlenen konferansta Müslüman Sosyalist-Komünist Partisi kurulmasına karar verildi. Aynı zamanda Müslüman Kızıl Ordu oluşturuldu. 50 bin kişilik güce ulaşan bu ordu, Urallar’da Beyaz Ordu’ya karşı savaştı. 1918’de Beyaz Ordu Kazan’ı ele geçirince Sultan Galiyev karşı saldırı düzenledi ve 10 Eylül’de şehri geri aldı. Frunze, “Türkler ihtilalin en güvenilir askerleri olduğunu ispat etti” diyerek bu zaferi övdü. İç Savaş Sonrası Stalin İle Yolları Ayrıldı İç Savaş’ın ardından Müslümanların lideri konumuna gelen Sultan Galiyev, özerk örgütlenmeleri savundu. Ancak Stalin’in baskısıyla Müslüman Komünist Partisi ve MÜSKOM dağıtıldı. Sultan Galiyev gizli örgütlenmelere yöneldi. Milletlerin Hayatı dergisinde yayımladığı “Sosyal Devrim ve Doğu” makalesiyle devrimin Batı’dan değil Doğu’dan yayılması gerektiğini savundu. Bu görüşleri nedeniyle Bolşevikler arasında “milliyetçi” olmakla suçlandı. 1920’de Bakü Kurultayı’na katılması engellendi, Müslüman Kızıl Ordu da lağvedildi. Ulusal Haklar İçin Mücadele Etti Ancak Stalin’e Karşı Kaybetti 1921’de Kırım’ın özerkliğini ve Tatarca’nın resmi dil olmasını sağladı. 1922’de SSCB’nin kuruluşunda Tataristan, Başkurdistan ve Türkistan’ın kurucu devlet olmasını istedi, reddedildi. Kongrede Stalin’e “eşitsizlik” eleştirisi yöneltti. Ardından bütün görevlerinden alındı. 1923’te sert eleştirilerini sürdürünce tutuklandı. 45 gün hücrede kaldı, parti üyeliğinden çıkarıldı. Tasfiye Edildi Ve Tekrar Tutuklandı Görevlerinden alınan Sultan Galiyev işsiz kaldı, demiryollarında hamallık yaptı. 1924’te “Asya ve Avrupa Halklarının Sosyo-Politik Ekonomik ve Kültürel Gelişme Temelleri Üzerine Tezler” makalesini yazdı. 1928’de ikinci kez tutuklandı. 1931’de Solovki hapishanesine gönderildi, 1933’te sürgüne yollandı. 1937’de üçüncü kez tutuklandı. 8 Aralık 1939’da ölüm cezasına çarptırıldı. 28 Ocak 1940’ta Moskova’daki Lefortovo Hapishanesi’nde kurşuna dizildi. Ölümünden Sonra İade-i İtibar Kararı Çıktı SBKP(B), 30 Nisan 1990’da Sultan Galiyev’e iade-i itibar verdi. Ancak onun “Sultangaliyevciliği” Stalin döneminde ideolojik tehdit sayıldı. Neriman Nerimanov ve Turar Rıskulov gibi birçok Türk komünisti onun çizgisine yakınlıkları nedeniyle tasfiye edildi. Hakkında Yazılmış Eserler Doğu Halkları’nın hakkı teslim edilmeyen lideri: Sultan Galiyev – Sebîlürreşad Dergisi, Ocak 2017 Sosyalist Turan ve Doğu Birliği – Hasan Basri Gürses Destansı Kuramcı Sultangaliyev – Halit Kakınç Sultangaliyev ve Millî Komünizm – Halit Kakınç Bütün Eserleri – İleri Yayınları Sultan Galiyev ve Sömürgeler Enternasyonali – Erol Kaymak Sovyetler Birliği’nde Millî Komünizm – Alexandre Benningsen & S. Enders Wimbush Sultan Galiyev ve Sovyet Müslümanları – Benningsen & Chantal Lemercier Üçüncü Dünyacı Devrimin Babası – Benningsen & Chantal Lemercier Doğu-Batı Meselesi ve Sultan Galiyev – Oğuz Şaban Duman Sultan Galiyef: Avrasya’da Dolaşan Hayalet – Attila İlhan Sırat Köprüsü – Sultan Galiyev – Renad Muhammedi SSCB ve Sultan Galiyev – Aclan Sayılgan Sultan Galiyev, İslam Dünyası ve Rusya – Masayuki Yamauchi Kaynakça: Sultan-Galiev, İzbrannıy Trudi, Kazan 1998. Aclan Sayılgan, SSCB ve Sultan Galiyev, Ankara 1965. A. Bennigsen – S. E. Wimbush, Muslim National Communism in the Soviet Union; A Revolutionary Strategy for the Colonial World, Chicago 1979. Azade-Ayşe Rorlich, The Volga Tatars: A Profile in National Resilience, Stanford 1986. a.mlf., “Mirsaid Sultan Galiyev ve Millî Komünizm” (trc. Bülent Keneş), Türkler (nşr. Hasan Celal Güzel v.dğr.), Ankara 2002, XVIII, 837-842. Renad Muhammedi, Sırat Köprüsü: Sultan Galiyev (trc. Mustafa Öner), İstanbul 1993. Erol Kaymak, Sultan Galiyev ve Sömürgeler Enternasyonali, İstanbul 1993. A. Bennigsen – Ch. Lemercier-Quelquejay, Sultan Galiyev ve Üçüncü Dünya Devriminin Babası (trc. T. Ahmet Şensılay – Erden Akbulut), İstanbul 1995. M. Yamauchi, Sultan Galiyev: İslam Dünyası ve Rusya (trc. H. Matsutani), İstanbul 1998. Mehmet Bedri Gültekin, Sultan Galiyev Eleştirisi, İstanbul 1999. Oğuz Şaban Duman, Doğu-Batı Meselesi ve Sultan Galiyev, İstanbul 1999. a.mlf., “Sultan Galiyev’de Medeniyet Tartışmaları, Milliyetçilik, Sosyalizm ve Din”, İslâmiyât, V/2, Ankara 2002, s. 101-116. Rafael Muhammetdinov, “Bolşevizm, Milli Komünizm ve M. Sultan Galiyev Fenomeni”, Türkler (nşr. Hasan Celal Güzel v.dğr.), Ankara 2002, XVIII, 843-847. Halit Kakınç, Sultan Galiyev ve Milli Komünizm, İstanbul 2003. a.mlf., Destansı Kuramcı Sultangaliyev, İstanbul 2004. Necdet Ekinci, “Türkçü-Turancı Bir Komünist; Sultan Galiyev”, Yeni Türkiye, sy. 46, İstanbul 2002, s. 423-435. Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Vakfı (TÜDEV)

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.