SON DAKİKA

#Küresel Güvenlik

HABER DEĞER - Küresel Güvenlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Küresel Güvenlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İzmir Ekonomi Kulübü'nde Türkiye'nin NATO üyeliği ve güvenlik politikaları ele alındı Haber

İzmir Ekonomi Kulübü'nde Türkiye'nin NATO üyeliği ve güvenlik politikaları ele alındı

İzmir Ekonomi Kulübü tarafından düzenlenen "Ortak Gelecek İçin Ortak Akıl ile Vizyon Arayışları" toplantısında, "Milli Güvenliğin Ekonomik Boyutu: Türkiye'nin NATO Üyeliği" başlıklı sunumuyla katılımcıların karşısına çıkan Dr. Zekeriya Akçam, milli güvenlik ile ekonomik kalkınma arasındaki ilişkiyi kapsamlı bir çerçevede ele aldı. Toplantının açılış konuşmasını Kulüp Başkanı Dr. Sıddık Topaloğlu yaparken, moderatörlüğü İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Attila Acar üstlendi. İş dünyası, akademi, bürokrasi ve sivil toplum temsilcilerinin katıldığı etkinlikte, Türkiye'nin NATO içindeki konumu, savunma harcamalarının ekonomik etkileri ve küresel güç dengelerindeki değişimler değerlendirildi. Konuşmasında NATO'nun yalnızca bir savunma ittifakı olmadığını belirten Akçam, örgütün aynı zamanda İkinci Dünya Savaşı sonrasında şekillenen uluslararası düzenin ve ABD liderliğindeki küresel güç mimarisinin önemli kurumsal araçlarından biri olduğunu ifade etti. Türkiye'nin 1952 yılında NATO'ya katılımının da yalnızca diplomatik bir tercih değil, dönemin uluslararası güvenlik koşullarının ortaya çıkardığı stratejik bir zorunluluk olduğunu söyledi. Akçam, Türkiye'nin dış politika tercihlerini anlamada yapısal gerçekçilik (neo-realizm) yaklaşımının önemli olduğunu belirterek, devletlerin güvenlik politikalarının büyük ölçüde uluslararası sistemin yapısı tarafından şekillendirildiğini vurguladı. Cumhuriyet'in ilk yıllarında uygulanan denge ve tarafsızlık politikasının dönemin uluslararası şartlarının bir sonucu olduğunu ifade eden Akçam, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Sovyet tehdidinin ortaya çıkmasıyla Türkiye'nin NATO üyeliğine yöneldiğini kaydetti. Sunumunun son bölümünde güncel gelişmelere değinen Akçam, Rusya-Ukrayna savaşı, Orta Doğu'daki çatışmalar ve İran kaynaklı gerilimlerin mevcut uluslararası sistemin dönüşüm geçirdiğini gösterdiğini söyledi. Soğuk Savaş sonrasında NATO'nun önemini yitireceği yönündeki beklentilerin gerçekleşmediğini belirten Akçam, düzensiz göç, terörizm ve bölgesel çatışmaların küresel güvenlik açısından ciddi tehditler oluşturmaya devam ettiğini ifade etti. Türkiye'nin jeopolitik konumu ve güvenlik ihtiyaçları dikkate alındığında NATO üyeliğinin stratejik önemini koruduğunu dile getiren Akçam, Türkiye'nin hem ulusal güvenliği hem de bölgesel istikrar açısından ittifak içerisinde güçlü bir konumda bulunmasının kritik önemde olduğunu söyledi. NATO'nun gelecekte de uluslararası güvenlik mimarisinin temel unsurlarından biri olacağını belirten Akçam, Türkiye'nin bu yapı içerisindeki rolünün önemini sürdüreceğini vurguladı haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Pekin’den dünyaya "BM Şartı" uyarısı: Güvenlik Konseyi'nin devre dışı bırakılmasına karşı çıkın Haber

Pekin’den dünyaya "BM Şartı" uyarısı: Güvenlik Konseyi'nin devre dışı bırakılmasına karşı çıkın

Küresel krizlerin tırmandığı bir dönemde Çin, Birleşmiş Milletler’in merkezi rolünün korunması adına diplomatik girişimlerini hızlandırdı. Aynı zamanda Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi Siyasi Bürosu Üyesi olan Dışişleri Bakanı Wang Yi, New York'taki BM Genel Merkezi'nde düzenlenen üst düzey BMGK açık oturumuna başkanlık etti. BM Şartı’nın temel amaç ve ilkelerinin korunması ile küresel sistemin güçlendirilmesinin masaya yatırıldığı bu kritik oturumun ardından Wang, geniş kapsamlı bir basın toplantısı düzenledi. "Güvenlik Konseyi bazen resmin dışında kalıyor" Çin'in, Güvenlik Konseyi’nin işlevselliğini artırmaya yönelik çözüm önerilerini paylaşan Wang Yi, BMGK'nin 80 yılı aşkın bir süredir küresel güvenlik mekanizmasının merkezinde yer aldığını ve uluslararası barışı koruma konusunda birincil sorumluluğa sahip olduğunu hatırlattı. Ancak konseyin mevcut performansına yönelik özeleştiride de bulunan Bakan, "Son yıllarda küresel ölçekteki önemli ve kritik sorunlar söz konusu olduğunda, Güvenlik Konseyi'nin zaman zaman resmin dışında kaldığını ve etkisizleştiğini ne yazık ki kabul etmek zorundayız. Dolayısıyla genel anlamda BM'yi yeniden canlandırmak ve eski gücüne kavuşturmak istiyorsak, işe öncelikle Güvenlik Konseyi'ni yeniden harekete geçirerek başlamamız gerekiyor." dedi. Üyelere "bencil çıkar ve bloklaşma" uyarısı Güvenlik Konseyi'nin yeniden işlevsel hale gelebilmesi için tüm üye ülkelere büyük sorumluluk düştüğünü belirten Wang Yi; barışın korunmasının asli görev olarak benimsenmesi, BM Şartı’na tam riayet edilmesi ve küresel adaletin savunulması gerektiğini dile getirdi. Konsey üyelerinin kendi bencil çıkarları doğrultusunda hareket etmekten kaçınmasının altını çizen Wang, uluslararası sistemi felç eden blok cepheleşmelerinin yaratılmaması gerektiği konusunda uyarıda bulundu. "Afrika’ya yapılan tarihi adaletsizlik giderilmeli" BM bünyesinde yapılması planlanan reformlara da değinen Çin Dışişleri Bakanı, küresel temsiliyet adaleti için sesini duyuramayan ülkelere alan açılması gerektiğini söyledi. Gelişmekte olan ülkeler ile küçük ve orta ölçekli devletlerin karar alma mekanizmalarındaki ağırlığının artırılmasının önemine dikkat çeken Wang Yi, bu reformlar kapsamında özellikle Afrika kıtasının geçmişten bu yana maruz kaldığı tarihsel adaletsizliğin ivedilikle telafi edilmesi gerektiğinin net bir şekilde altını çizdi. "Tek taraflı zorbalığa geçit verilmemeli" Dünya genelinde uluslararası hukuku hiçe sayan eğilimlere karşı ortak duruş çağrısını yineleyen Wang, küresel barışın reçetesinin çok taraflılık olduğunu belirtti. Uluslararası toplumun, Güvenlik Konseyi'ni devre dışı bırakmayı hedefleyen her türlü tek taraflı eyleme karşı tek vücut halinde hareket etmesi gerektiğini kaydeden Çinli Bakan, bu kararlılık sağlandığı takdirde tek taraflı zorbalıkların dünyada hiçbir zemin bulamayacağını ve hiçbir meşruiyet zemini kazanamayacağını ifade etti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan "Terörsüz Türkiye" ve dış politika mesajları geldi Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan "Terörsüz Türkiye" ve dış politika mesajları geldi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kazakistan ziyaretinin hem ikili ilişkiler hem de Türk dünyasının entegrasyonu açısından tarihi önemde olduğunu vurguladı. Astana ve Türkistan'daki temasların ardından uçakta gündemi değerlendiren Erdoğan, iç ve dış politikaya yön verecek mesajlar paylaştı. "Silah bırakmanın ivmelenmesi için istihbaratımız çalışıyor" "Terörsüz Türkiye" vizyonuna yönelik adımların kararlılıkla sürdürüleceğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu süreçte karşılaşılan engellere ve provokasyonlara teslim olmayacaklarını belirtti. Meclis komisyonunun uzlaşı temelinde bir yol haritası ortaya koyduğunu hatırlatan Erdoğan, sürecin güvenlik boyutuna dair "Geride bıraktığımız 18 ayda hem kayda değer mesafe aldık hem de TUSAŞ saldırısı gibi gizli-açık pek çok badire atlattık. Bunlara rağmen yolumuzdan dönmedik. Silah bırakmanın ivmelenmesi için İstihbarat Teşkilatımız çalışıyor. Biz kararlıyız, Terörsüz Türkiye'yi istemeyenleri sevindirmeyeceğiz." dedi. Körfez krizi ve İsrail eleştirisi ABD ile İran arasında tırmanan askeri gerilimi ve bölgedeki istikrarsızlığı değerlendiren Erdoğan, krizin arkasındaki temel dinamik olarak Tel Aviv yönetimini işaret etti. Kalıcı barışın sağlanması için bölge dışı aktörlerin hesaplarının devre dışı bırakılması gerektiğini savunan Erdoğan, durumu "Bu krizi doğuran ana etkenlerden biri her fırsatta vurguladığım gibi İsrail’in bitmek bilmeyen kışkırtmalarıdır. Birtakım hayaller ve ütopyalara kapılan İsrail, bu tahriklerle bölgemizi kendi hevesleri uğruna ateşe atmaktan çekinmediğini defalarca gösterdi. İsrail istiyor ki bu savaş bölge geneline yayılsın." sözleriyle özetledi. "7-8 Temmuz'daki Ankara NATO Zirvesi kritik öneme sahip" Türkiye'nin ev sahipliğinde Ankara'da gerçekleştirilecek olan NATO Liderler Zirvesi'ne de değinen Cumhurbaşkanı, küresel güvenlik mimarisinin yeniden şekillendiği bir dönemden geçildiğini ifade etti. Tehditlerin karmaşıklaştığı yeni dünya düzeninde ittifak içi dayanışmanın test edildiğini belirten Erdoğan, "NATO içerisinde adaletli yük paylaşımı, samimi iş birliği ve ortak güvenlik anlayışı, ittifakın geleceği için çok çok önemli" dedi. F-35 görüşmeleri ve KAAN’a uluslararası ilgi Savunma sanayiindeki gelişmelere ve F-35 programına ilişkin soruları yanıtlayan Erdoğan, Amerikalı muhataplarla diplomatik ve teknik temasların sürdüğünü ve müspet bir netice almayı umduklarını dile getirdi. Milli muharip uçak KAAN projesinin ise takvimine uygun şekilde ilerlediğini belirten Erdoğan, savunma sanayii ihracatındaki yükselişe dikkat çekerek SAHA-2026 fuarında 8 milyar dolarlık iş hacmine ulaşıldığını hatırlattı. 15 yaş altına sosyal medya kısıtlaması geliyor Dijital dünyanın barındırdığı tehlikelere karşı çocukları korumak adına yasal düzenlemelerin devreye alındığını açıklayan Cumhurbaşkanı, internet ortamının algoritmaların insafına bırakılmayacağını söyledi. Siber birimlerin sanal devriyelerle suç odaklarına karşı mücadele ettiğini belirten Erdoğan, "Yaş doğrulama sistemiyle internet artık 15 yaş altı çocuklarımız için daha güvenli hale gelecek. Bunun kararını verdik, veriyoruz" ifadeleriyle yeni dönemin sinyalini verdi. Sivil ve kuşatıcı yeni anayasa çağrısı Konuşmasının son bölümünde yeni anayasa ihtiyacının bir lüks değil, zorunluluk haline geldiğini vurgulayan Erdoğan, tüm siyasi partilere önyargıları bir kenara bırakarak ortak hareket etme çağrısında bulundu. Mevcut anayasanın darbe döneminin izlerini taşıdığını ifade eden Erdoğan, "Milletimiz yeni, kuşatıcı, özgürlükçü ve sivil bir anayasaya kavuşmak istiyor. Siyaset, milletin taleplerine kulak tıkayamaz" diyerek hazırlıklarının tamam olduğunu sözlerine ekledi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Nükleer gerilimin kalbi: Zenginleştirilmiş uranyum nedir, İran’ın elinde ne var? Haber

Nükleer gerilimin kalbi: Zenginleştirilmiş uranyum nedir, İran’ın elinde ne var?

Zenginleştirilmiş uranyum nedir? Uranyum, doğada bulunan bir elementtir ve iki temel izotoptan oluşur: U-238 ve U-235. Nükleer enerji ya da silah üretimi için kritik olan izotop ise U-235’tir. Doğal uranyumda U-235 oranı yalnızca yaklaşık %0,7’dir. Bu oran artırılarak kullanılabilir hale getirilir. İşte bu sürece zenginleştirme denir. Bu işlemde: Uranyum gaz haline getirilir Santrifüj adı verilen yüksek hızlı makinelerde döndürülür Daha hafif olan U-235 ayrıştırılarak yoğunlaştırılır Sivil kullanım ile nükleer silah arasındaki fark Zenginleştirme oranı, uranyumun ne amaçla kullanılacağını belirler: %3–5 → Nükleer santrallerde enerji üretimi %20 → Araştırma reaktörleri %90 → Nükleer silah üretimi Yani oran yükseldikçe, uranyumun silah haline getirilmesi daha mümkün hale gelir. Kritik eşik: %20 Uzmanlara göre %20 zenginlik seviyesi kritik bir eşiktir. Çünkü bu seviyeye ulaşıldığında, %90’a çıkmak çok daha kısa sürede mümkün olur. Bu nedenle %20 üzeri stoklar, küresel güvenlik açısından yakından izlenir. İran’ın elinde ne kadar uranyum var? ABD’li yetkililere göre İran’ın elinde: %60 zenginleştirilmiş yaklaşık 440 kg uranyum %20 seviyesinde yaklaşık 1000 kg %3,6 seviyesinde yaklaşık 8500 kg uranyum bulunuyor Bu veriler, İran’ın kısa sürede silah seviyesine ulaşabilecek teknik kapasiteye sahip olabileceği yönünde yorumlanıyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’na göre bu miktar, daha da zenginleştirilirse teorik olarak birden fazla nükleer bomba üretimine yetecek düzeyde olabilir. İran nükleer silah geliştiriyor mu? İran, nükleer programının tamamen sivil amaçlı olduğunu savunuyor. Uluslararası denetim kurumları ise aktif bir nükleer silah programına dair kesin kanıt bulunmadığını belirtiyor. Ancak uzmanlar, uranyum zenginleştirme kapasitesinin artmasının tek başına yeterli olmadığını da vurguluyor. Çünkü bir nükleer silah için: Savaş başlığı tasarımı MontajTaşıma sistemi (füze vb.) gibi çok daha karmaşık süreçler gerekiyor. Müzakerelerin kilit noktası ABD ile İran arasındaki görüşmelerde en kritik başlıklardan biri, bu uranyum stokunun akıbeti. ABD tarafı stokların sınırlandırılmasını isterken, İran bu konuda geri adım atmaya yanaşmıyor. Enerji mi, tehdit mi? Zenginleştirilmiş uranyum, bir yandan enerji üretiminin anahtarıyken, diğer yandan küresel güvenlik açısından en büyük risklerden biri. Bu nedenle İran’ın elindeki stok, sadece bölgesel değil küresel dengeleri de doğrudan etkileyen stratejik bir mesele olarak öne çıkıyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Ortadoğu alev aldı: İran’dan geniş çaplı misilleme Haber

Ortadoğu alev aldı: İran’dan geniş çaplı misilleme

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından Tahran yönetimi bölgedeki ABD askeri noktaları ile İsrail’e misilleme gerçekleştirdi. Katar’dan Bahreyn’e, Birleşik Arap Emirlikleri’nden Irak’a kadar birçok ülkede patlama sesleri duyulurken, hava sahaları kapatıldı ve bölgesel alarm seviyesi en üst düzeye çıkarıldı. Körfez’de ABD hedefleri vuruldu İran’ın, ABD’nin Ortadoğu’daki en büyük üslerinden biri olan Katar’daki El Udeyd Üssü çevresine yönelik saldırı düzenlediği bildirildi. Katar Savunma Bakanlığı, “bir dizi saldırının püskürtüldüğünü” açıkladı. Riyad, Abu Dabi, Dubai, Doha ve Manama’da da patlama sesleri duyulduğu aktarıldı. Bahreyn’de ABD Donanması’na ait 5. Filo’nun konuşlu olduğu Cuffair bölgesinden dumanların yükseldiği görüldü. Bahreyn resmi ajansı, 5. Filo hizmet merkezinin füze saldırısına uğradığını duyurdu. 5. Filo, Basra Körfezi, Arap Denizi ve Kızıldeniz’de operasyon yürütüyor. Irak’ın Erbil kentinde ABD Konsolosluğu yakınlarında patlamalar yaşanırken, güvenlik kaynakları bazı roketlerin hava savunma sistemleri tarafından düşürüldüğünü bildirdi. Birleşik Arap Emirlikleri’nin başkenti Abu Dabi’de düşen enkaz nedeniyle bir sivilin yaşamını yitirdiği açıklandı. Uçuşlar iptal edildi, hava sahaları kapandı Bölge genelinde neredeyse tüm sivil uçuşlar iptal edildi. Türk Hava Yolları, Katar, Kuveyt, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri ve Umman’a yönelik uçuşları bugün için; İran, Lübnan, Suriye, Irak ve Ürdün seferlerini ise 2 Mart’a kadar durdurduğunu duyurdu. Hava sahalarının kapatılması ve güvenlik önlemlerinin artırılması, çatışmanın bölgesel bir savaşa dönüşme ihtimalini güçlendirdiği yorumlarına neden oldu. İsrail’de olağanüstü hal ilan edildi İsrail’de “özel ve kalıcı olağanüstü hal” ilan edildi. Ülke genelinde sabah saatlerinde sirenler çalarken halkın sığınaklara yönlendirildiği bildirildi. Tel Aviv başta olmak üzere birçok kentte yurttaşların metro istasyonları ve yer altı alanlarında beklediği görüldü. İsrail ordusu, İran’ın misilleme saldırılarında bulunduğunu doğrularken, hava kuvvetlerinin tehditleri bertaraf etmek için operasyon yürüttüğünü açıkladı. Bölgesel savaş riski artıyor Son gelişmeler, ABD-İsrail-İran hattındaki gerilimin doğrudan çatışmaya evrildiğini gösteriyor. Uzmanlar, Körfez ülkelerindeki ABD askeri varlığı ve İran’ın bölgesel etki alanı dikkate alındığında krizin hızla yayılabileceği uyarısında bulunuyor. Diplomatik kanallarda yoğun temas trafiğinin başlaması beklenirken, uluslararası toplumdan gelecek tepkiler ve ateşkes çağrıları önümüzdeki saatlerde belirleyici olabilir. Ortadoğu’da yaşanan bu karşılıklı saldırılar, yalnızca askeri dengeleri değil enerji piyasalarından küresel güvenlik mimarisine kadar geniş bir alanı etkileme potansiyeli taşıyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Abdullah Gül uzun aranın ardından Avrupa mesajı verdi Haber

Abdullah Gül uzun aranın ardından Avrupa mesajı verdi

Eski Cumhurbaşkanı, Avrupa güvenliği için Türkiye vurgusu yaptı Abdullah Gül, uluslararası analiz platformu Project Syndicate için kaleme aldığı “Avrupa Güvenliğinin Türkiye’ye İhtiyacı Var” başlıklı makalede küresel güvenlik dengelerini ve Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin geleceğini değerlendirdi. Gül, Avrupa’nın derinleşen güvenlik krizinden çıkabilmesi için Türkiye gibi NATO’nun önemli askeri aktörleriyle yeniden güçlü işbirliği kurulması gerektiğini belirtti. “Bugün ihtiyaç duyan taraf Avrupa” dedi Türkiye’nin AB adaylık sürecine değinen Gül, geçmişte bazı Avrupalı liderlerin tutumlarının ilerlemeyi zorlaştırdığını ifade etti. Kıbrıs meselesinin üyelik sürecinde engelleyici unsur olarak kullanıldığını savunan Gül, mevcut küresel tablo içinde Avrupa’nın Türkiye’ye daha fazla ihtiyaç duyduğunu dile getirdi. Avrupa liderlerine samimiyet çağrısı yaptı Gül, Avrupa liderlerinin Türkiye ile ilişkilerde daha dürüst ve yapıcı bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini vurguladı. Avrupa güvenliğinin dar ulusal çıkarlar nedeniyle zayıflatılmaması gerektiğini belirten Gül, Türkiye’nin askeri kapasitesi ve bölgesel etkisinin kritik rol oynadığını ifade etti. “Türkiye Avrupa’nın doğal bir parçası” vurgusu öne çıktı Türkiye’nin NATO içindeki konumuna dikkat çeken Gül, ülkenin kültürel, coğrafi ve siyasi olarak Avrupa’nın parçası olduğunu söyledi. Türkiye ile bazı AB ülkeleri arasında gerilimler yaşansa da güvenlik alanındaki zorunlulukların işbirliğini güçlendirebileceğini belirten Gül, Türkiye olmadan Avrupa güvenlik mimarisinin eksik kalacağını savundu. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

AB savunmada gaza bastı: SAFE kapsamında ilk 38 milyar euroluk yatırım onaylandı Haber

AB savunmada gaza bastı: SAFE kapsamında ilk 38 milyar euroluk yatırım onaylandı

Avrupa Birliği savunma bakanları, çarşamba günü Belçika, Bulgaristan, Danimarka, İspanya, Hırvatistan, Güney Kıbrıs, Portekiz ve Romanya’nın ulusal yatırım planlarını onayladı. Bu kararla birlikte Avrupa Komisyonu’nun söz konusu ülkelerle kredi anlaşmaları imzalamasının ve fonların ilk bölümünü serbest bırakmasının önü açıldı. SAFE programı, Birliğin 2030’a kadar savunma altyapısını güçlendirme stratejisinin temel parçalarından biri olarak görülüyor. “AB yalnızca konuşmuyor, somut adımlar atıyor” AB Konseyi Dönem Başkanlığı’nı yürüten Güney Kıbrıs’ın Savunma Bakanı Vasilis Palmas, alınan kararın Avrupa’nın güvenlik politikalarında yeni bir aşamaya işaret ettiğini belirterek, SAFE aracılığıyla kritik alanlarda savunma kapasitesinin güçlendirildiğini ifade etti. Onaylanan planlar, mali destek başvurusu yapan 19 üye devlet arasında ilk kabul edilenler oldu. Bakanların onayı sayesinde talep edilen fonların yüzde 15’ine kadar ön finansman ödemesi yapılabilecek; sonraki dilimler ise ülkelerin düzenli ilerleme raporlarına bağlı olacak. Yeni planlar yolda, bazı ülkeler hâlâ beklemede Estonya, Yunanistan, İtalya, Letonya, Litvanya, Polonya, Slovakya ve Finlandiya’nın toplam 74 milyar euro değerindeki planları da Avrupa Komisyonu tarafından ön onay aldı. Nihai kararın 17 Şubat’ta Brüksel’de yapılacak ekonomi bakanları toplantısında verilmesi bekleniyor. Öte yandan Çekya, Fransa ve Macaristan’ın yatırım planları henüz onaylanmadı; Almanya ise SAFE fonuna başvuruda bulunmadı. Hedef: 2030’a kadar dev savunma bütçesi SAFE programı, Komisyon’un on yılın sonuna kadar savunmaya yaklaşık 800 milyar euro yönlendirmeyi amaçlayan “Hazırlık 2030” planının bir parçası. Program kapsamında mühimmat ve füze sistemlerinden insansız hava araçlarına, hava savunmasından siber güvenliğe ve yapay zekâ teknolojilerine kadar geniş bir yelpazede tedarik artışı hedefleniyor. Ayrıca satın alınacak ekipmanın Avrupa üretimi olması ve bileşen maliyetlerinin yüzde 35’inden fazlasının AB dışından gelmemesi şartı aranıyor. Kanada da programa dahil oluyor Savunma bakanları, Kanada’nın SAFE kapsamındaki alımlara katılımına izin verecek ikili anlaşma için de yetki verdi. Avrupa Parlamentosu’nun onayının ardından Kanada, bu savunma kredisi programına katılan ilk Avrupalı olmayan ülke olacak. AB’nin savunma harcamalarını hızlandıran bu adımlar, küresel güvenlik dengelerinin değiştiği bir dönemde Birliğin askeri kapasitesini artırma kararlılığını ortaya koyarken, programın ilerleyen süreçte daha fazla ülkenin katılımıyla genişlemesi bekleniyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İstanbul kritik zirveye hazırlanıyor: ABD ve İran masaya mı dönüyor Haber

İstanbul kritik zirveye hazırlanıyor: ABD ve İran masaya mı dönüyor

Amerikan basınında yer alan iddialara göre, ABD ile İran arasında olası bir nükleer anlaşmayı ele almak üzere kritik bir görüşmenin cuma günü İstanbul’da yapılması planlanıyor. Beyaz Saray temsilcisi Steve Witkoff ile İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin bir araya gelmesinin beklendiği belirtilirken, sürece aşina kaynaklar görüşmenin henüz kesinleşmediğini vurguladı. Haziran 2025’ten sonra ilk temas olabilir Virginia merkezli Axios’un aktardığı bilgilere göre bu buluşma, müzakerelerin çökmesinin ve Haziran 2025’te yaşanan kısa süreli savaşın ardından iki ülke yetkilileri arasındaki ilk doğrudan temas olabilir. Görüşmenin, ABD’nin Körfez bölgesindeki askeri hareketliliğinin arttığı ve Washington yönetiminin çatışma yerine hızlı bir anlaşmayı savunduğu bir döneme denk gelmesi dikkat çekiyor. Türkiye, Mısır ve Katar devrede Planlanan temasın arka planında bölgesel diplomasi trafiğinin etkili olduğu ifade ediliyor. Son günlerde Türkiye, Mısır ve Katar’ın yürüttüğü girişimlerin, tarafları yeniden diyalog masasına yaklaştırdığı değerlendiriliyor. Pazartesi günü Türkiye ve Mısır dışişleri bakanlarının, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile görüşerek süreci ele aldığı bildirildi. İran devlet medyasına göre Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Trump yönetimiyle müzakerelerin yeniden başlatılması yönünde talimat verdi. Bu açıklama, Tahran’ın diplomasiye kapıyı tamamen kapatmadığı şeklinde yorumlandı. “Diplomasi baskıyla bağdaşmaz” mesajı Arakçi, İran’da yaptığı konuşmada ülkesinin diplomasiye hazır olduğunu ancak baskı ve güç kullanımının bu sürece zarar vereceğini belirtti. Tarafların tutumu, görüşmenin gerçekleşmesi halinde yalnızca iki ülke ilişkileri açısından değil, küresel güvenlik dengeleri bakımından da belirleyici olabilir. Gözler şimdi cuma gününe çevrilmiş durumda. Görüşme gerçekleşirse İstanbul, bir kez daha uluslararası gerilimin azaltılmasında kritik rol oynayan diplomasi merkezlerinden biri olarak öne çıkabilir. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.