SON DAKİKA

#Küresel Güvenlik

HABER DEĞER - Küresel Güvenlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Küresel Güvenlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ayhan Bilgen NATO zirvesini değerlendirdi Haber

Ayhan Bilgen NATO zirvesini değerlendirdi

Bilgen, hem küresel güvenlik mimarisinin hem de Türkiye’deki siyasi ittifakların "karşıtlık" üzerine değil, "sahici planlamalar" ve "ortak sorun çözme" ekseninde yeniden tanımlanması gerektiğini vurguladı. "NATO, değişime direndiği ölçüde tarihteki yerini alır" NATO’nun Soğuk Savaş sonrası kendine yeni düşmanlar arama çabasının sürdürülebilir olmadığını belirten Ayhan Bilgen, zirveye ev sahipliği yapmanın diplomatik bir avantaj olarak görülse de bunun yeterli olmadığını ifade etti. Bilgen, şunları kaydetti: "NATO’nun kuruluşundan itibaren ortaya koyduğu kanlı karne ve tarihsel sorunları bir tarafa bırakıp yarınları ele aldığımızda; durumu idare eden tartışmalar yerine sahici planlamalara yönelmek durumundayız. Avrupa güvenlik mimarisinin inşasında Rusya korkusunun gerçekçiliği tartışılırken, diğer yanda İsrail saldırganlığını durduramayan bir dünyanın gerçek bir güvenlik konsepti inşa etmesi ne kadar mümkündür? Görünen tabloda ya NATO değişir ya da değişime direndiği ölçüde tarihteki hak ettiği yeri almakla yetinir." "Çok kutuplu dünyada ittifaklar karmaşıklaşacak" Küresel güç dengelerinin iki kutuplu bir dünyaya dönmesinin mümkün olmadığını savunan Bilgen, "Çin, Hindistan ve diğer aktörlerin varlığı, çok daha karmaşık ve geçici ittifak ilişkilerini kaçınılmaz kılıyor. Her alanda ikiye bölünmüş bir dünya artık gerçekçi değildir" değerlendirmesinde bulundu. Türkiye iç siyasetindeki ittifakların durumunu da NATO tartışmalarına benzer bir perspektifle ele alan Ayhan Bilgen, siyasi ittifakların sadece "karşıtlık" üzerine kurulmasının sürdürülebilir olmadığını belirterek, "Toplumun önceliği ekonomi olduğuna göre, ekonomi politikaları üzerinden bir ortaklaşma çok daha gerçekçidir. Bunun altyapısı oluşturulamadığı takdirde, yine kişiler ve partiler merkezli kariyer planlamaları ittifakların zeminini şekillendirecektir. Ne üzerinde ittifak kurulduğundan çok, kimin kiminle yol yürüyebileceği üzerinden ittifaklar belirleniyor." ifadelerini kullandı. "Çok adaylı seçim ihtimali yüksek" 2023 seçimleri ve gelecek vizyonuna dair de mesajlar veren Bilgen, Türkiye’nin iki turlu seçim sisteminin zorunlu kıldığı "uzlaşı kültürüne" rağmen çok kutuplu yapıyı henüz aşamadığını ifade etti. Bilgen, "Şimdilik görünen, daha iddialı bir ortak aday arayışı ile birlikte 3, 4 hatta 5 adayın da çıkma ihtimalidir" diyerek seçim stratejilerine dair dikkat çekici bir öngörüde bulundu. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Trump’tan NATO çıkışı: "ABD’nin sırtındaki yük çok ağır" Haber

Trump’tan NATO çıkışı: "ABD’nin sırtındaki yük çok ağır"

İttifak içerisindeki savunma bütçesi dengesizliğine dikkat çeken Trump, ABD'nin ittifakı korumak adına "hiçbir fayda elde etmeksizin" rakiplerinden çok daha fazla mali yük üstlendiğini savundu. "ABD 999 Milyar Dolar harcıyor" Sosyal medya hesabından 2014-2025 dönemine ait tahmini savunma bütçesi verilerini paylaşan Trump, Washington’un NATO içerisindeki finansal yalnızlığına vurgu yaptı. Trump’ın paylaştığı verilere göre, ABD 999 milyar dolarlık harcamasıyla listenin en başında yer alırken, Birleşik Krallık 90,5 Milyar Dolar, Fransa 66,5 Milyar Dolar, İtalya 48,8 Milyar Dolar ve Polonya 44,3 Milyar Dolar harcama yapıyor. Trump, "ABD, hiçbir fayda elde etmeksizin onları korumak için NATO'ya diğer tüm ülkelerden açık ara çok daha fazla para harcıyor" ifadeleriyle özellikle Almanya dahil olmak üzere birçok Avrupa ülkesini, ABD’nin finansal olarak çok gerisinde kalmakla suçladı. Ankara, tarihi bir diplomasi maratonuna hazırlanıyor Trump'ın bu "bütçe çıkışı" sonrası gözler, Ankara'da başlayacak olan 36. NATO Zirvesi'ne çevrildi. Başkent, ittifak tarihinde benzeri görülmemiş bir diplomasi trafiğine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 32 müttefik devlet ve hükümet başkanının yanı sıra yüzlerce bakan ve diplomatın katılımıyla gerçekleşecek olan zirve öncesi başkentte etkinlikler şimdiden start aldı. 6-7 Temmuz tarihleri arasında küresel güvenlik politikalarının masaya yatırılacağı "NATO Summit Dialogues" (NATO Zirve Diyalogları) panelleri gerçekleştirilecek. 7-8 Temmuz’da İletişim Başkanlığı, SETA ve Münih Güvenlik Konferansı (MSC) ortaklığıyla "Allies in Ankara" etkinliği ve Transatlantik Siyaset Planlamacılar Yuvarlak Masa Toplantısı yapılacak. 6 Temmuz’da ise daimi temsilciler ve büyükelçiler onuruna verilecek gayriresmi davet ile zirvenin resmi olmayan hazırlık süreci tamamlanacak. Trump’ın bu çıkışı, Ankara’daki zirvede "külfet paylaşımı" başlığının ana gündem maddelerinden biri olacağının şimdiden işareti olarak değerlendiriliyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Dışişleri Bakanı Fidan: "NATO Zirvesi Türkiye’nin stratejik önemini pekiştiriyor" Haber

Dışişleri Bakanı Fidan: "NATO Zirvesi Türkiye’nin stratejik önemini pekiştiriyor"

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Kırgızistan Dışişleri Bakanı Ceenbek Kulubayev ile gerçekleştirdiği toplantı sonrasında, Türkiye'nin ev sahipliği yapacağı NATO Zirvesi'ne dair şu değerlendirmelerde bulundu: "Bunun Türkiye'de yapılıyor olması Türkiye'nin stratejik önemini, NATO içindeki rolünü de bir kez daha ortaya koyuyor, pekiştiriyor. Bu da gerçekten devletimiz adına, milletimiz adına gurur verici bir husus." Savunma sanayiinde yeni dönem Zirvenin savunma sanayii açısından önemine vurgu yapan Fidan, "Son savaşlar gösterdi ki savunma sanayisindeki üretkenlik, verimlilik, çeşitlilik ve bağımlılık oranı eşit derecede önemli bir husus. Bu da artık hem liderler düzeyinde hem etkinlik düzeyinde kendisini gösteriyor" ifadelerini kullandı. Bakan Fidan ayrıca, zirvede "külfet paylaşımı" başlığının ve "NATO 3.0" olarak tanımlanan yeni küresel güvenlik anlayışının mercek altına alınacağını belirtti. Türkiye-AB İlişkilerinde yapıcı ivme AB ile yürütülen diplomatik süreçlere ilişkin konuşan Fidan, "Türkiye-AB ilişkileri son zamanlarda belli bir ivmeyle daha yapıcı bir rotada ilerliyor" açıklamasında bulundu. Fidan, görüşmelerin kapsamına dair ise "Özellikle ekonomi, ticaret, göç, güvenlik, bilim, araştırma, teknoloji dahil birçok alanda Türkiye-AB yüksek düzeyli diyalog toplantıları yeniden başlatıldı" değerlendirmesini yaptı. Gümrük Birliği güncellemesine dair engellere de değinen Fidan, "AB'nin kahir ekseriyeti Gümrük Birliğinin güncellenmesinden yana" ifadelerini kullandı. Bölgesel krizlerde ortak duruş Rusya-Ukrayna savaşındaki tutumlarına dair Fidan, "İki ülke olarak buna nasıl bakıyoruz, değerlendirmelerimiz nelerdir? Amacımız ve isteğimiz odur ki, bir an önce savaşın durması ve kapsamlı barış görüşmesi için görüşmelerin başlaması ve bu konuda hemfikiriz" dedi. İsrail'in bölgedeki faaliyetlerine yönelik ise Fidan, "Netanyahu'nun yayılmacı politikası bölgede kaosu, istikrarsızlığı, savaşı, gözyaşını, yıkımı ve soykırımı destekleyen bir politika" değerlendirmesinde bulundu. Kırgızistan ile stratejik hedefler Kırgızistan ile kurulan yeni dönem ilişkilerine dair konuşan Fidan, "Aramızdaki işbirliği daha planlı, programlı, yapısal bir şekilde gitmeli" diyerek, ticaret hacmi hedefinin 5 milyar dolar olduğunu hatırlattı. Fidan ayrıca, bağlantısallık konusunun stratejik önemine değinerek, "Bu son İran olayında da gördük ki, bağlantısallık, kargo ulaşımı, malzemelerin ve ürünlerin iletimi gerçekten stratejik öneme haiz bir konu" ifadesini kullandı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Dışişleri Bakanı Fidan Moskova yolcusu Haber

Dışişleri Bakanı Fidan Moskova yolcusu

Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgilere göre, Bakan Fidan’ın Moskova temasları kapsamında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından kabul edilmesi bekleniyor. Fidan’ın, Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve diğer üst düzey yetkililerle gerçekleştireceği görüşmelerde, iki ülke arasındaki ikili ilişkilerin yanı sıra bölgesel ve uluslararası krizler detaylı olarak masaya yatırılacak. Barış diplomasisi ve Karadeniz gündemi Ziyaretin ana gündem maddelerinden birini, Rusya-Ukrayna savaşı oluşturuyor. Türkiye’nin kalıcı barışın sağlanması yönündeki diplomatik çabalarını sürdürdüğünü vurgulayacak olan Fidan’ın, Ankara’nın taraflar arasındaki müzakerelerin yeni bir turuna ev sahipliği yapmaya hazır olduğunu ifade etmesi bekleniyor. Ayrıca Karadeniz’de artan gerilimin küresel güvenlik açısından oluşturduğu risklere dikkat çekilerek, Türkiye’nin seyrüsefer güvenliği ile enerji altyapısını kapsayan ateşkes önerisinin halen geçerli olduğu hatırlatılacak. Bölgesel krizler ve ekonomik iş birliği Görüşmelerde sadece ikili ilişkiler değil, Orta Doğu’daki kritik gelişmeler de ele alınacak. Bakan Fidan’ın, ABD ile İran arasında tesis edilmeye çalışılan kalıcı barışı desteklediklerini ve Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer serbestisinin korunmasının önemini dile getirmesi bekleniyor. Aynı zamanda Suriye’de istikrarın tesisi için uluslararası toplumun Şam yönetimine desteğinin gerekliliğinin yanı sıra, İsrail’in bölgedeki saldırgan politikalarının Gazze ve Lübnan üzerindeki olumsuz etkilerinin durdurulması gerektiğine dair Ankara'nın mesajları iletilecek. Bakan Fidan, resmi temaslarının yanı sıra Rusya’da faaliyet gösteren Türk iş insanlarıyla da bir araya gelerek bölgedeki ekonomik süreçleri değerlendirecek. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İzmir Ekonomi Kulübü'nde Türkiye'nin NATO üyeliği ve güvenlik politikaları ele alındı Haber

İzmir Ekonomi Kulübü'nde Türkiye'nin NATO üyeliği ve güvenlik politikaları ele alındı

İzmir Ekonomi Kulübü tarafından düzenlenen "Ortak Gelecek İçin Ortak Akıl ile Vizyon Arayışları" toplantısında, "Milli Güvenliğin Ekonomik Boyutu: Türkiye'nin NATO Üyeliği" başlıklı sunumuyla katılımcıların karşısına çıkan Dr. Zekeriya Akçam, milli güvenlik ile ekonomik kalkınma arasındaki ilişkiyi kapsamlı bir çerçevede ele aldı. Toplantının açılış konuşmasını Kulüp Başkanı Dr. Sıddık Topaloğlu yaparken, moderatörlüğü İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Attila Acar üstlendi. İş dünyası, akademi, bürokrasi ve sivil toplum temsilcilerinin katıldığı etkinlikte, Türkiye'nin NATO içindeki konumu, savunma harcamalarının ekonomik etkileri ve küresel güç dengelerindeki değişimler değerlendirildi. Konuşmasında NATO'nun yalnızca bir savunma ittifakı olmadığını belirten Akçam, örgütün aynı zamanda İkinci Dünya Savaşı sonrasında şekillenen uluslararası düzenin ve ABD liderliğindeki küresel güç mimarisinin önemli kurumsal araçlarından biri olduğunu ifade etti. Türkiye'nin 1952 yılında NATO'ya katılımının da yalnızca diplomatik bir tercih değil, dönemin uluslararası güvenlik koşullarının ortaya çıkardığı stratejik bir zorunluluk olduğunu söyledi. Akçam, Türkiye'nin dış politika tercihlerini anlamada yapısal gerçekçilik (neo-realizm) yaklaşımının önemli olduğunu belirterek, devletlerin güvenlik politikalarının büyük ölçüde uluslararası sistemin yapısı tarafından şekillendirildiğini vurguladı. Cumhuriyet'in ilk yıllarında uygulanan denge ve tarafsızlık politikasının dönemin uluslararası şartlarının bir sonucu olduğunu ifade eden Akçam, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Sovyet tehdidinin ortaya çıkmasıyla Türkiye'nin NATO üyeliğine yöneldiğini kaydetti. Sunumunun son bölümünde güncel gelişmelere değinen Akçam, Rusya-Ukrayna savaşı, Orta Doğu'daki çatışmalar ve İran kaynaklı gerilimlerin mevcut uluslararası sistemin dönüşüm geçirdiğini gösterdiğini söyledi. Soğuk Savaş sonrasında NATO'nun önemini yitireceği yönündeki beklentilerin gerçekleşmediğini belirten Akçam, düzensiz göç, terörizm ve bölgesel çatışmaların küresel güvenlik açısından ciddi tehditler oluşturmaya devam ettiğini ifade etti. Türkiye'nin jeopolitik konumu ve güvenlik ihtiyaçları dikkate alındığında NATO üyeliğinin stratejik önemini koruduğunu dile getiren Akçam, Türkiye'nin hem ulusal güvenliği hem de bölgesel istikrar açısından ittifak içerisinde güçlü bir konumda bulunmasının kritik önemde olduğunu söyledi. NATO'nun gelecekte de uluslararası güvenlik mimarisinin temel unsurlarından biri olacağını belirten Akçam, Türkiye'nin bu yapı içerisindeki rolünün önemini sürdüreceğini vurguladı haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Pekin’den dünyaya "BM Şartı" uyarısı: Güvenlik Konseyi'nin devre dışı bırakılmasına karşı çıkın Haber

Pekin’den dünyaya "BM Şartı" uyarısı: Güvenlik Konseyi'nin devre dışı bırakılmasına karşı çıkın

Küresel krizlerin tırmandığı bir dönemde Çin, Birleşmiş Milletler’in merkezi rolünün korunması adına diplomatik girişimlerini hızlandırdı. Aynı zamanda Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi Siyasi Bürosu Üyesi olan Dışişleri Bakanı Wang Yi, New York'taki BM Genel Merkezi'nde düzenlenen üst düzey BMGK açık oturumuna başkanlık etti. BM Şartı’nın temel amaç ve ilkelerinin korunması ile küresel sistemin güçlendirilmesinin masaya yatırıldığı bu kritik oturumun ardından Wang, geniş kapsamlı bir basın toplantısı düzenledi. "Güvenlik Konseyi bazen resmin dışında kalıyor" Çin'in, Güvenlik Konseyi’nin işlevselliğini artırmaya yönelik çözüm önerilerini paylaşan Wang Yi, BMGK'nin 80 yılı aşkın bir süredir küresel güvenlik mekanizmasının merkezinde yer aldığını ve uluslararası barışı koruma konusunda birincil sorumluluğa sahip olduğunu hatırlattı. Ancak konseyin mevcut performansına yönelik özeleştiride de bulunan Bakan, "Son yıllarda küresel ölçekteki önemli ve kritik sorunlar söz konusu olduğunda, Güvenlik Konseyi'nin zaman zaman resmin dışında kaldığını ve etkisizleştiğini ne yazık ki kabul etmek zorundayız. Dolayısıyla genel anlamda BM'yi yeniden canlandırmak ve eski gücüne kavuşturmak istiyorsak, işe öncelikle Güvenlik Konseyi'ni yeniden harekete geçirerek başlamamız gerekiyor." dedi. Üyelere "bencil çıkar ve bloklaşma" uyarısı Güvenlik Konseyi'nin yeniden işlevsel hale gelebilmesi için tüm üye ülkelere büyük sorumluluk düştüğünü belirten Wang Yi; barışın korunmasının asli görev olarak benimsenmesi, BM Şartı’na tam riayet edilmesi ve küresel adaletin savunulması gerektiğini dile getirdi. Konsey üyelerinin kendi bencil çıkarları doğrultusunda hareket etmekten kaçınmasının altını çizen Wang, uluslararası sistemi felç eden blok cepheleşmelerinin yaratılmaması gerektiği konusunda uyarıda bulundu. "Afrika’ya yapılan tarihi adaletsizlik giderilmeli" BM bünyesinde yapılması planlanan reformlara da değinen Çin Dışişleri Bakanı, küresel temsiliyet adaleti için sesini duyuramayan ülkelere alan açılması gerektiğini söyledi. Gelişmekte olan ülkeler ile küçük ve orta ölçekli devletlerin karar alma mekanizmalarındaki ağırlığının artırılmasının önemine dikkat çeken Wang Yi, bu reformlar kapsamında özellikle Afrika kıtasının geçmişten bu yana maruz kaldığı tarihsel adaletsizliğin ivedilikle telafi edilmesi gerektiğinin net bir şekilde altını çizdi. "Tek taraflı zorbalığa geçit verilmemeli" Dünya genelinde uluslararası hukuku hiçe sayan eğilimlere karşı ortak duruş çağrısını yineleyen Wang, küresel barışın reçetesinin çok taraflılık olduğunu belirtti. Uluslararası toplumun, Güvenlik Konseyi'ni devre dışı bırakmayı hedefleyen her türlü tek taraflı eyleme karşı tek vücut halinde hareket etmesi gerektiğini kaydeden Çinli Bakan, bu kararlılık sağlandığı takdirde tek taraflı zorbalıkların dünyada hiçbir zemin bulamayacağını ve hiçbir meşruiyet zemini kazanamayacağını ifade etti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan "Terörsüz Türkiye" ve dış politika mesajları geldi Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan "Terörsüz Türkiye" ve dış politika mesajları geldi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kazakistan ziyaretinin hem ikili ilişkiler hem de Türk dünyasının entegrasyonu açısından tarihi önemde olduğunu vurguladı. Astana ve Türkistan'daki temasların ardından uçakta gündemi değerlendiren Erdoğan, iç ve dış politikaya yön verecek mesajlar paylaştı. "Silah bırakmanın ivmelenmesi için istihbaratımız çalışıyor" "Terörsüz Türkiye" vizyonuna yönelik adımların kararlılıkla sürdürüleceğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu süreçte karşılaşılan engellere ve provokasyonlara teslim olmayacaklarını belirtti. Meclis komisyonunun uzlaşı temelinde bir yol haritası ortaya koyduğunu hatırlatan Erdoğan, sürecin güvenlik boyutuna dair "Geride bıraktığımız 18 ayda hem kayda değer mesafe aldık hem de TUSAŞ saldırısı gibi gizli-açık pek çok badire atlattık. Bunlara rağmen yolumuzdan dönmedik. Silah bırakmanın ivmelenmesi için İstihbarat Teşkilatımız çalışıyor. Biz kararlıyız, Terörsüz Türkiye'yi istemeyenleri sevindirmeyeceğiz." dedi. Körfez krizi ve İsrail eleştirisi ABD ile İran arasında tırmanan askeri gerilimi ve bölgedeki istikrarsızlığı değerlendiren Erdoğan, krizin arkasındaki temel dinamik olarak Tel Aviv yönetimini işaret etti. Kalıcı barışın sağlanması için bölge dışı aktörlerin hesaplarının devre dışı bırakılması gerektiğini savunan Erdoğan, durumu "Bu krizi doğuran ana etkenlerden biri her fırsatta vurguladığım gibi İsrail’in bitmek bilmeyen kışkırtmalarıdır. Birtakım hayaller ve ütopyalara kapılan İsrail, bu tahriklerle bölgemizi kendi hevesleri uğruna ateşe atmaktan çekinmediğini defalarca gösterdi. İsrail istiyor ki bu savaş bölge geneline yayılsın." sözleriyle özetledi. "7-8 Temmuz'daki Ankara NATO Zirvesi kritik öneme sahip" Türkiye'nin ev sahipliğinde Ankara'da gerçekleştirilecek olan NATO Liderler Zirvesi'ne de değinen Cumhurbaşkanı, küresel güvenlik mimarisinin yeniden şekillendiği bir dönemden geçildiğini ifade etti. Tehditlerin karmaşıklaştığı yeni dünya düzeninde ittifak içi dayanışmanın test edildiğini belirten Erdoğan, "NATO içerisinde adaletli yük paylaşımı, samimi iş birliği ve ortak güvenlik anlayışı, ittifakın geleceği için çok çok önemli" dedi. F-35 görüşmeleri ve KAAN’a uluslararası ilgi Savunma sanayiindeki gelişmelere ve F-35 programına ilişkin soruları yanıtlayan Erdoğan, Amerikalı muhataplarla diplomatik ve teknik temasların sürdüğünü ve müspet bir netice almayı umduklarını dile getirdi. Milli muharip uçak KAAN projesinin ise takvimine uygun şekilde ilerlediğini belirten Erdoğan, savunma sanayii ihracatındaki yükselişe dikkat çekerek SAHA-2026 fuarında 8 milyar dolarlık iş hacmine ulaşıldığını hatırlattı. 15 yaş altına sosyal medya kısıtlaması geliyor Dijital dünyanın barındırdığı tehlikelere karşı çocukları korumak adına yasal düzenlemelerin devreye alındığını açıklayan Cumhurbaşkanı, internet ortamının algoritmaların insafına bırakılmayacağını söyledi. Siber birimlerin sanal devriyelerle suç odaklarına karşı mücadele ettiğini belirten Erdoğan, "Yaş doğrulama sistemiyle internet artık 15 yaş altı çocuklarımız için daha güvenli hale gelecek. Bunun kararını verdik, veriyoruz" ifadeleriyle yeni dönemin sinyalini verdi. Sivil ve kuşatıcı yeni anayasa çağrısı Konuşmasının son bölümünde yeni anayasa ihtiyacının bir lüks değil, zorunluluk haline geldiğini vurgulayan Erdoğan, tüm siyasi partilere önyargıları bir kenara bırakarak ortak hareket etme çağrısında bulundu. Mevcut anayasanın darbe döneminin izlerini taşıdığını ifade eden Erdoğan, "Milletimiz yeni, kuşatıcı, özgürlükçü ve sivil bir anayasaya kavuşmak istiyor. Siyaset, milletin taleplerine kulak tıkayamaz" diyerek hazırlıklarının tamam olduğunu sözlerine ekledi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Nükleer gerilimin kalbi: Zenginleştirilmiş uranyum nedir, İran’ın elinde ne var? Haber

Nükleer gerilimin kalbi: Zenginleştirilmiş uranyum nedir, İran’ın elinde ne var?

Zenginleştirilmiş uranyum nedir? Uranyum, doğada bulunan bir elementtir ve iki temel izotoptan oluşur: U-238 ve U-235. Nükleer enerji ya da silah üretimi için kritik olan izotop ise U-235’tir. Doğal uranyumda U-235 oranı yalnızca yaklaşık %0,7’dir. Bu oran artırılarak kullanılabilir hale getirilir. İşte bu sürece zenginleştirme denir. Bu işlemde: Uranyum gaz haline getirilir Santrifüj adı verilen yüksek hızlı makinelerde döndürülür Daha hafif olan U-235 ayrıştırılarak yoğunlaştırılır Sivil kullanım ile nükleer silah arasındaki fark Zenginleştirme oranı, uranyumun ne amaçla kullanılacağını belirler: %3–5 → Nükleer santrallerde enerji üretimi %20 → Araştırma reaktörleri %90 → Nükleer silah üretimi Yani oran yükseldikçe, uranyumun silah haline getirilmesi daha mümkün hale gelir. Kritik eşik: %20 Uzmanlara göre %20 zenginlik seviyesi kritik bir eşiktir. Çünkü bu seviyeye ulaşıldığında, %90’a çıkmak çok daha kısa sürede mümkün olur. Bu nedenle %20 üzeri stoklar, küresel güvenlik açısından yakından izlenir. İran’ın elinde ne kadar uranyum var? ABD’li yetkililere göre İran’ın elinde: %60 zenginleştirilmiş yaklaşık 440 kg uranyum %20 seviyesinde yaklaşık 1000 kg %3,6 seviyesinde yaklaşık 8500 kg uranyum bulunuyor Bu veriler, İran’ın kısa sürede silah seviyesine ulaşabilecek teknik kapasiteye sahip olabileceği yönünde yorumlanıyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’na göre bu miktar, daha da zenginleştirilirse teorik olarak birden fazla nükleer bomba üretimine yetecek düzeyde olabilir. İran nükleer silah geliştiriyor mu? İran, nükleer programının tamamen sivil amaçlı olduğunu savunuyor. Uluslararası denetim kurumları ise aktif bir nükleer silah programına dair kesin kanıt bulunmadığını belirtiyor. Ancak uzmanlar, uranyum zenginleştirme kapasitesinin artmasının tek başına yeterli olmadığını da vurguluyor. Çünkü bir nükleer silah için: Savaş başlığı tasarımı MontajTaşıma sistemi (füze vb.) gibi çok daha karmaşık süreçler gerekiyor. Müzakerelerin kilit noktası ABD ile İran arasındaki görüşmelerde en kritik başlıklardan biri, bu uranyum stokunun akıbeti. ABD tarafı stokların sınırlandırılmasını isterken, İran bu konuda geri adım atmaya yanaşmıyor. Enerji mi, tehdit mi? Zenginleştirilmiş uranyum, bir yandan enerji üretiminin anahtarıyken, diğer yandan küresel güvenlik açısından en büyük risklerden biri. Bu nedenle İran’ın elindeki stok, sadece bölgesel değil küresel dengeleri de doğrudan etkileyen stratejik bir mesele olarak öne çıkıyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.