SON DAKİKA

#Kürt Siyaseti

HABER DEĞER - Kürt Siyaseti haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kürt Siyaseti haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Mümtaz'er Türköne'den Kapsamlı Süreç Analizi: "Mayın Eşeği Olmaya Razıyım" Haber

Mümtaz'er Türköne'den Kapsamlı Süreç Analizi: "Mayın Eşeği Olmaya Razıyım"

Eşik Aşıldı: Kürt Siyaseti Artık Masanın Kurucu Unsuru Mümtaz'er Türköne kaleme aldığı yazısında, Türkiye siyasetinde kritik bir eşiğin geride bırakıldığını ve hem Kürtler hem de Türkiye için büyük bir kazanım elde edildiğini belirtti. Kendisini Kürt kimliği ile çerçeveleyen siyasi hareketin, Türkiye politikasının meşru, yasal ve bütünleyici bir unsuru haline geldiğinin altını çizen Türköne, "Bütünleyici parça tabirinin altını çiziyorum. Artık Kürt siyasetinin önceliklerini, tercihlerini, stratejilerini, kararlarını dikkate almadan hiç kimse adım atamayacak" değerlendirmesinde bulundu. İktidarların yüzde 5'lik seçmen kitlelerinin tercihiyle belirlendiği bir ülkede kemiksiz yüzde 10'luk oy kütlesinin hayati önem taşıdığını vurgulayan yazar, üç yıl önce "demlenmek" suçlamalarıyla hedef alınan DEM Parti'nin bugün iktidarın ömrünü uzatmak için iş birliği yapacağı iddialarının konuşulduğu bir konuma geldiğini ifade etti. Dağdan inenlerle birlikte çoğulcu bir Kürt siyasetinin demokratik rekabete hazırlandığını belirten Türköne, farklı fikirlerin açıkça tartışıldığı bir dönemin kapıda olduğunu kaydetti. Öcalan'ın Stratejisi ve "Kaideli Devlet" Vurgusu Gündemdeki tartışmaların "AKP’ye destek verirler mi?", "Anayasa pazarlığıyla iktidara teslim olurlar mı?" gibi sığ sorulardan ibaret olmadığını belirten Türköne, meseleye daha derinlemesine yaklaşılması gerektiğini savundu. Kürt siyasetinin aktüel siyasi hesaplara bu kadar kolay kapılma lüksünün olmadığını ifade eden yazar, Abdullah Öcalan'ın stratejisini şu sözlerle analiz etti: "Öcalan ‘norm devlet’ lafını, AKP ve Saray ile arasına mesafe koymak için kullanıyor. Ayakta kalmak ve ömrünü uzatmak için çırpınan ‘kurulu’ iktidarı değil, devletin kurumsal yapısını ve ‘kurucu’ iradesini yani kaideli devleti muhatap alıyor." Öcalan'ın ulus devlet idealini bileşenlerine ayırarak demokratik cumhuriyet adı altında yeni bir sentez ürettiğini belirten Türköne, Dünkü DEM Parti kongresinde verilen mesajlara bakarak bu yeni sentezin tam olarak kavranamadığını, Tuncer Bakırhan'ın dile getirdiği "Üçüncü Yol" önerisinin ise ideolojik değil politik bir yelpazeyi hedef aldığını ifade etti. "Mayın Tarlası" ve "Mayın Eşeği" Benzetmesi Suların durulmasının ardından kartların yeniden dağıtılacağı bir normalleşme aşamasına girileceğini belirten Türköne, aktüel siyasetin sisi-pusu altında asıl tehlikeli zeminin o zaman karşımıza çıkacağını vurguladı. Yazısının en dikkat çekici bölümünde, tarladaki mayınların ön yargılardan ve ezberlerden oluştuğunu belirten Türköne, şu tarihi benzetmeyi yaptı: "Kaçakçılar mayınlı araziden geçerken önlerinde, arkasındaki ağırlıkları sürükleyen bir eşek yürür. Hesapça mayın eşeği yolu temizleyecektir. Kürt sorunu konuşulduğu zaman, Türk tarafının mayın eşeği olma görevi, hasbelkader bana düştü. ‘Apo’yu paşa yapalım’ sözüyle, ‘Öcalan muhatap alınmalı’ diyeli neredeyse 17 sene olmuş. ‘Diyarbakır’ın adı Amed olabilir’ lafını tam 20 sene önce etmiş ve hemen toplu linçe tabi tutulmuştum. Bahçeli, Amedspor’un Süper Lig’e çıkmasını tebrik ederken, bana geçen yıllara, çekilen acılara hayıflanmak düşüyor. Şikayetçi değilim. Yeter ki gelecek nesiller bizim yaşadığımız saçmalıklara maruz kalmasın. Nesli tükenmek üzere olan eşekler sevimli ve ciddi yaratıklardır. Ben mayın eşeği olmaya razıyım." Özünde Bir Kürtçe Sorunu Türkiye'nin çözmek için altın değerinde bir fırsat yakaladığı Kürt sorununun özünde bir "Kürtçe sorunu" olduğunu savunan Türköne, Türk ve Kürt milliyetçilerinin tekrarladığı ezberlerin bir kenara bırakılması gerektiğini belirtti. Yıllardır çekilen acıların temelinde devletin yasakçı zihniyetinin yattığını ifade eden yazar, Kenan Evren döneminde çıkarılan yasakları hatırlatarak şu tespiti yaptı: "Anadili bir insanın namusudur. Yasaklamak, insanı bütünüyle yok saymaktır... Devlet katında üretilen ve uygulanan yasakların elbette toplum katında yansımaları oldu. Kürtçe düşmanlığı önyargıların ve devlet politikalarının eseri. Vatandaşının anadiline saygı göstermeyen bir devlet, onların rızalarını talep edemez. Bugün Kürt sorununu çözmeye azmetmiş devlete, Kürtçeye saygı gösterme görevi ve sorumluluğu düşüyor." Bu kapsamda Türkiye'nin Kürtçe eğitime eksiksiz bir şekilde hazırlanması gerektiğini savunan Türköne; okul öncesinden yükseköğretime kadar her kademede kamu kaynaklarının seferber edilmesini, sosyal bilgiler ve fen derslerinin de Kürtçe verilebilmesini ve anadili Türkçe olan vatandaşların da Kürtçe öğrenmesinin teşvik edilmesini önerdi. Kürtçenin Yeni Düşmanı: Serbest Piyasa Düzeni Yazısının son bölümünde bölgesel gelişmelere de değinen Türköne; Erbil'deki tabela uygulamalarını, Süleymaniye'de Kürtçe okulların kapanmasını ve Suriye'deki eğitim tartışmalarını örnek göstererek Kürtçenin karşısındaki en büyük yeni tehdidin devlet yasaklarından ziyade kapitalist serbest piyasa düzeni olduğunu belirtti. Pazarın ihtiyaçlarına göre dillerin kullanım alanının belirlendiğini, ailelerin çocuklarının geleceği için Arapça, Türkçe veya İngilizceyi daha cazip bulduğunu ifade eden yazar, Kürtçenin geleceğinin hem bölgesel hem de küresel ölçekte ciddi meydan okumalarla karşı karşıya olduğunu vurgulayarak yazısını tamamladı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Selahattin Demirtaş'tan açıklama: "Devletin en üst görevleri neyse hedefim bu" Haber

Selahattin Demirtaş'tan açıklama: "Devletin en üst görevleri neyse hedefim bu"

Ankara Merkezli Siyaset Vurgusu Gelecek Partisi'nden istifa ederek yoluna bağımsız milletvekili olarak devam eden Cemalettin Kani Torun, Edirne Cezaevinde tutuklu bulunan HDP eski Eş Başkanı Selahattin Demirtaş ile gerçekleştirdiği görüşmenin detaylarını paylaştı. T24'ten Cansu Çamlıbel’e verdiği röportajda konuşan Torun, son iki yıl içinde Demirtaş ile üç kez bir araya geldiğini belirtti. Görüşmelerin son derece pozitif bir havada geçtiğini aktaran Torun, Kürt siyasetinin Ankara merkezli bir çizgiye çekilmesi gerektiğini vurguladı. Demirtaş'ın bu konudaki sözlerini aktaran Torun, şu ifadeleri kaydetti: "Ben Ankara'da görev almak istiyorum, devletin en üst görevleri neyse benim hedefim bu artık... Kürt siyaseti artık Ankara'nın bir parçası haline gelmeli. Eğer bu çorbada benim de tuzum olacaksa elbette ki o zaman destek olurum ya da bir parçası olurum." Torun, "Selahattin Demirtaş'la son 2 yıl içinde 3 kere görüştüm. Süreçle ilgili konuştuk. Onun sözünü aktarayım; 'Ben Ankara'da görev almak istiyorum. Ankara'da devletin üst görevleri nelerse benim hedefim bu artık' dedi. Bizim sohbetimizde Kürt siyasetinin gözünü Ankara'ya dikmesinin olumlu bir şey olduğunu ve bunun teşvik edilmesi gerektiğini söyledi. 'Kürt siyaseti artık Ankara'nın bir parçası haline gelmeli. Eğer bu çorbada benim de tuzum olacaksa elbette ki o zaman destek olurum ya da bir parçası olurum' ifadelerini kullandı." dedi. Adaylık Tartışmaları ve DEM Parti Mesajı Demirtaş'ın olası bir cumhurbaşkanlığı adaylığına ilişkin doğrudan bir konuşma gerçekleştirmediklerini ifade eden Kani Torun, Demirtaş'ın toplumsal meşruiyetine dikkat çekti. Abdullah Öcalan’ın "Demokratik Cumhuriyet" olarak tarif ettiği vizyonu Türkiye toplumuna en iyi aktarabilecek figürün Selahattin Demirtaş olduğunu dile getiren Torun, kendisinin bu temsiliyete sahip olduğunu vurguladı. Öte yandan, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi'nden (DEM Parti) gelebilecek olası bir davet ve entegrasyon sürecine de değinen Torun, Kürtlerin devlete entegrasyon sürecine katkı sunabilecek her türlü adıma açık olduğunu belirterek konuya yeşil ışık yaktı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Ayhan Bilgen'den Sermaye Kuşatmasına Karşı Çağrı Haber

Ayhan Bilgen'den Sermaye Kuşatmasına Karşı Çağrı

Ayhan Bilgen, "Halkweb.com.tr" sitesinde yayınlanan yazısında Türkiye’de ve dünyada siyasetin son yıllarda giderek kimlik tartışmaları etrafında şekillendiğini, bunun ise emek-sermaye ilişkileri gibi temel meselelerin geri plana itilmesine neden olduğunu savunuyor. Sol siyasetin tarihsel olarak eşitsizlik, adalet ve sermaye ilişkileri üzerinden şekillendiğini hatırlatan Bilgen, bugün yaşanan birçok siyasi krizin yalnızca kimlikler üzerinden okunmasının eksik ve yanıltıcı olduğunu belirtiyor. Bilgen’e göre Türkiye’de yaşanan siyasi gerilimler, CHP’deki tartışmalar, belediyelere yönelik soruşturmalar ve muhalefet içindeki ayrışmalar yalnızca kişiler veya partiler üzerinden değerlendirilemez. Bu süreçlerin arkasında ekonomik güç ilişkilerinin, sermayenin siyasetteki etkisinin ve güç odaklarının konum alış biçimlerinin de bulunduğunu ifade ediyor. Siyasetin yeniden toplumun ortak çıkarlarını merkeze alan bir zemine dönmesi gerektiğini vurgulayan Bilgen, bunun hem sol siyasetin geleceği hem de Türkiye’nin demokratikleşme süreci açısından önemli olduğunu dile getiriyor. Yazıda ayrıca Kürt siyaseti, Alevi siyaseti ve farklı toplumsal kesimlerin taleplerinin meşru olduğuna dikkat çekilirken, bu taleplerin sermaye düzeni ve ekonomik eşitsizliklerden bağımsız ele alınmasının yeni çıkmazlar üretebileceği savunuluyor. Bilgen, toplumsal sorunların yalnızca kimlik eksenli değil, aynı zamanda ekonomik ve sınıfsal boyutlarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade ediyor. CHP’de yaşanan gelişmelerin yalnızca parti içi bir iktidar mücadelesi olarak görülmemesi gerektiğini belirten Bilgen, siyasetin yeniden kendi ilkeleriyle yüzleşmesi ve toplumun beklentilerine cevap verebilmesi için bir yenilenme ve arınma sürecine ihtiyaç duyulduğunu savunuyor. Türkiye’deki siyasi dönüşümün sadece bugünün aktörlerini değil, gelecekte ortaya çıkacak yeni siyasi dengeleri de şekillendireceğini ifade ediyor. Ayhan Bilgen yazısında şu ifadeleri kullandı: "Küresel ölçekte liberal politikalar, nasıl ırkçı, yabancı düşmanı, islamofobik, sağ milliyetçiliği dünyada 'saman alevi' gibi yükseltmiş, 'balon' gibi şişirmiş ise Türkiye’de de bu dalga kısa sürede bitecektir. Sol, titreyip kendine dönecek, yurtsever ve gerçek halk iradesiyle, yarınların Türkiye’sine ve bölgesel dönüşüm hamlesine öncülük edecektir. Bunu, Osmanlıcılık ve hilafet tartışmalarına kurban etme hevesleri de, engellemeye yetmeyecektir." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.