SON DAKİKA

#Laiklik

HABER DEĞER - Laiklik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Laiklik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Şimşirgil’den İsrail’e Övgü Haber

Şimşirgil’den İsrail’e Övgü

Tarihçi-yazar Ahmet Şimşirgil, X (Twitter) hesabından yaptığı ve İran liderliğine ilişkin “kullanım süresi bitti”, “ortadan kaldırıldı”, “bedelini ödüyor” gibi ifadeler içeren paylaşımıyla kamuoyunda geniş bir tartışma başlattı. Paylaşımın, somut delile dayanmayan iddialar içerdiği ve kolektif suçlama iması taşıdığı yönünde eleştiriler öne çıktı. “Sert eleştiri mi, meşruiyet atfı mı?” tartışması Şimşirgil’in paylaşımında yer alan ifadelerin, bir dış politika eleştirisinin ötesine geçerek şiddeti meşrulaştıran ve dini-siyasi kimlikler üzerinden genelleyici bir çerçeve kuran bir dil taşıdığı ileri sürüldü. Özellikle “bedelini ödüyor” ifadesinin, bir suikast veya ortadan kaldırılma iddiasına meşruiyet atfı içerdiği yönünde yorumlar yapıldı. Paylaşımda dile getirilen “ortadan kaldırıldı” iddiasının ise bağımsız kaynaklarla doğrulanmadığı vurgulandı. Hukukçular TCK 216’yı işaret ediyor Ceza hukuku uzmanları, tartışmanın ifade özgürlüğü sınırları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ifade özgürlüğünü güvence altına alırken, nefret söylemi ve düşmanlığa tahrik içeren ifadelerin koruma kapsamında olmadığına dikkat çekiliyor. Bu bağlamda, Türk Ceza Kanunu’nun 216. maddesi kapsamında “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığının hukuki incelemeye konu olabileceği ifade ediliyor. Uzmanlara göre; kanıta dayanmayan ortadan kaldırılma iddiası, toplulukları kriminalize eden genellemeler ve cezalandırma iması taşıyan dil, kamu barışını bozma tehlikesi bakımından tartışmalı bir zemin oluşturuyor. Yıllarca İsrail'in projelerine destek vermek ve İslam dünyasını mahvetmek için uğraştı. Şimdi destek verdikleri tarafından öldürüldüğü bildiriliyor. Bir süredir kullanım süresinin bittiği anlaşılıyordu. Hamaney muhtemelen ortadan kaldırıldı. İran yıllarca zalimlere verdiği… https://t.co/Dlw8qY0pUh — Ahmet Şimşirgil (@ahmetsimsirgil) February 28, 2026 Sosyal medyada yoğun tepki X platformunda çok sayıda kullanıcı paylaşımı eleştirerek şu değerlendirmelerde bulundu: “Ölüm ve ‘ortadan kaldırılma’ imaları gazetecilik ya da tarihçilik değildir.” “Bir halkı ‘bedel ödeyen’ diye hedef göstermek ifade özgürlüğü olamaz.” “Bu dil dış politika analizi değil, düşmanlaştırmadır.” “Anti-emperyalist söylemle emperyalist şiddeti meşrulaştırmak çelişkidir.” Bazı kullanıcılar ise savcılıkların re’sen inceleme başlatması çağrısında bulundu. İfade özgürlüğü ve hukuk devleti vurgusu Tartışma, Türkiye’nin hukuk devleti ilkesi ve laiklik vurgusu çerçevesinde de ele alınıyor. Uzmanlar, eleştirinin demokratik bir hak olduğunu; ancak eleştirinin toplulukları hedef alan, şiddeti ima eden ya da meşrulaştıran bir dile dönüşmesi halinde hukuki sorumluluk doğurabileceğini belirtiyor. Sonuç olarak, Şimşirgil’in paylaşımı; sert eleştiri sınırlarını aşıp aşmadığı, nefret söylemi ve kamu barışı açısından risk oluşturup oluşturmadığı yönüyle hukuki ve toplumsal tartışmanın merkezinde yer alıyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

“Laikliği birlikte savunuyoruz” bildirisine soruşturma: İmzacı isimler ifadeye çağrıldı Haber

“Laikliği birlikte savunuyoruz” bildirisine soruşturma: İmzacı isimler ifadeye çağrıldı

“Laikliği birlikte savunuyoruz” başlıklı bildiriyi imzalayan bazı isimlerin ifade vermek üzere çağrıldığı öne sürüldü. İddiaya göre, başlatılan soruşturma kapsamında aralarında akademisyen, gazeteci ve siyasetçilerin bulunduğu bazı imzacılar Ankara Emniyeti tarafından davet edildi. Soruşturma süreci başlatıldı Bildirinin kamuoyunda paylaşılmasının ardından bazı imzacı isimler hakkında soruşturma başlatıldığı iddia edildi. Gelişmenin, yapılan suç duyurusu açıklamalarının ardından gündeme geldiği belirtildi. Yetkili makamlardan soruşturmanın kapsamına ilişkin resmi ve ayrıntılı bir açıklama yapılmadı. Akademisyen ve gazeteciler arasında yer alıyor Basına yansıyan bilgilere göre ifadeye çağrıldığı belirtilen isimler arasında Prof. Dr. Korkut Boratav, şair Ahmet Telli, SOL Parti Sözcüsü İlknur Başer ve gazeteci İsmail Arı’nın da bulunduğu ileri sürüldü. Söz konusu kişilerin Ankara Emniyet Müdürlüğü tarafından aranarak ifade vermeye davet edildiği iddia edildi. Laiklik tartışması yeniden gündemde “Lailiği birlikte savunuyoruz” başlıklı açıklama, Türkiye’de laiklik ilkesinin korunmasına yönelik bir çağrı olarak kamuoyuna sunulmuştu. İmzacıların ifadeye çağrıldığı yönündeki haberler, ifade özgürlüğü ve demokratik haklar bağlamında yeni tartışmaları beraberinde getirdi. Hukukçular, soruşturmanın içeriğine ve dayanağına ilişkin resmi bilgilendirme yapılmasının kamuoyundaki belirsizliği azaltacağını ifade ediyor. Sürecin nasıl ilerleyeceği ve iddialara ilişkin resmi açıklamaların ne zaman yapılacağı merak konusu. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Ahmet Taner Kışlalı suikastının üzerinden 26 yıl geçti: Aydınlanmanın ışığı sönmedi Haber

Ahmet Taner Kışlalı suikastının üzerinden 26 yıl geçti: Aydınlanmanın ışığı sönmedi

Bir Cumhuriyet aydınının hikayesi 10 Temmuz 1939’da Tokat’ın Zile ilçesinde dünyaya gelen Ahmet Taner Kışlalı, öğretmen bir annenin ve banka memuru bir babanın oğlu olarak büyüdü. Çocuk yaşlarda disiplinli bir eğitim anlayışıyla yetişti; gençlik yıllarında Galatasaray Lisesi yerine ailesinin yanında kalmayı seçti. Eğitimine Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde devam eden Kışlalı, öğrencilik döneminde gazeteciliğe adım attı; Yeni Gün Gazetesi’nde spor muhabirliğiyle başlayan meslek hayatı kısa sürede yazı işleri müdürlüğüne uzandı. Paris’ten meclise uzanan bir yol 1967’de kazandığı bursla Fransa’ya giden Kışlalı, Paris Hukuk Fakültesi’nde “Modern Türkiye’de Siyasi Güçler” adlı teziyle doktora yaptı. Fransa’da tanıştığı Nicole (Nilgün) ile evlenip yurda döndü. 1972’de doçent unvanını alan Kışlalı, 1977 seçimlerinde CHP İzmir Milletvekili olarak Meclis’e girdi. Bir yıl sonra Bülent Ecevit’in kurduğu 42. Hükümet’te Kültür Bakanı oldu. Görev süresince kültürel kalkınmayı devlet politikası haline getirmeye çalıştı, “Ulusal Kültür Dergisi”ni yayımlattı. Akademiye dönüş ve trajik kayıplar 12 Eylül 1980 darbesi sonrası siyasetten uzaklaşarak akademiye dönen Kışlalı, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde siyaset bilimi dersleri verdi. Bu yıllarda geçirdiği trafik kazasında eşi Nilgün Kışlalı’yı kaybetti, iki kızıyla yaşam mücadelesini sürdürdü. 1988’de profesörlük unvanını aldı, ardından Cumhuriyet Gazetesi’nde “Haftaya Bakış” köşesinde yazmaya başladı. Demokrasi, laiklik ve Atatürkçülük savunusu Kışlalı, yazılarında her zaman laik, demokratik ve sosyal hukuk devleti ilkelerini savundu. Atatürkçü Düşünce Derneği ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği gibi sivil örgütlerde aktif rol aldı; Anadolu’da sayısız konferansa katılarak “aydınlanmanın Anadolu’daki sesi” olarak anıldı. 1993 yılında Fransa tarafından Ulusal Liyakat Nişanı ile onurlandırıldı. 21 Ekim 1999: Karanlığın hedefi 21 Ekim 1999 sabahı, Kışlalı Cumhuriyet’e gönderdiği son yazısını faksladıktan kısa süre sonra Ankara’daki evinin önünde bombalı saldırıya uğradı. Arabasında bulunan paketi eline aldığı sırada meydana gelen patlamada ağır yaralandı; tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Cenazesi, on binlerin katıldığı törenle Ankara Karşıyaka Mezarlığı’na defnedildi. Bir aydının ardından 26 yıl Kışlalı’nın suikastının üzerinden 26 yıl geçti, ancak onu susturmak isteyenlerin hedef aldığı aydınlanma mücadelesi hâlâ sürüyor. Cumhuriyet yazarı olarak kaleme aldığı son satırlarda “Karanlığa teslim olmayacağız” diyen Kışlalı, ölümünden sonra Sertel Demokrasi Ödülü’ne layık görüldü. Anısı yaşıyor Bugün, Ahmet Taner Kışlalı adı; üniversite anfilerinde, meydanlarda ve aydınlanma mücadelesi veren gençlerin dilinde yeniden yankılanıyor. 26 yıl önce susturulan bir ses, hâlâ aynı cümleyle hatırlanıyor: “Bilgiyle, cesaretle ve inançla yürüyen bir halkı hiçbir karanlık durduramaz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.