SON DAKİKA

#Nicolás Maduro

HABER DEĞER - Nicolás Maduro haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Nicolás Maduro haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Venezuela sokakları ayakta: Maduro için özgürlük çağrısı Haber

Venezuela sokakları ayakta: Maduro için özgürlük çağrısı

Venezuela’nın başkenti Caracas ve ülke genelinde tansiyon yüksek seyrini sürdürüyor. ABD’nin 3 Ocak’ta Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro ve eşi Cilia Flores’i hedef alan askeri müdahalesinin yankıları, halkın sokaklara dökülmesine yol açtı. Yerel kaynaklara göre, şehir meydanları, caddeler ve bazı kamu binalarına asılan afişler ile evlerin pencerelerine asılan yazılarda “Maduro’ya özgürlük” ve “Kaçırılışlarının 25. günü” gibi çağrılar yer alıyor. Caracas’ta birçok noktada yoğun güvenlik önlemleri alınırken, polis ve askerler devriye geziyor. Bolivar Meydanı ve çevresindeki ana arterlerde toplanan kalabalık, ABD müdahalesini protesto ederken Maduro’nun serbest bırakılmasını talep ediyor. Halk arasında yapılan eylemlerde Devlet Başkanı için “özgürlük” ve “diren” gibi sloganlar sıkça duyuluyor. Bazı yerel medya haberlerine göre, sosyal konutlarda yaşayan vatandaşlar da pencerelerine benzer mesajlar asarak desteklerini gösteriyor. Bu gösteriler, yalnızca birkaç yerde küçük çapta kalmayıp daha geniş alanlara yayılan kitlesel tepkilerin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Başkentteki protestoların bir bölümü, ülkede süregelen siyasi kriz ve dış müdahaleye karşı ulusal direniş çağrısı niteliği taşıyor. Uluslararası çapta da bu olayların yankıları sürüyor. Geçtiğimiz haftalarda Maduro’nun alıkonulmasına karşı düzenlenen protestoların yanı sıra binlerce kişi Caracas sokaklarında serbest bırakılması için yürüyüşler düzenlemişti. Durum, hem Venezuela’nın iç siyasetini hem de uluslararası ilişkilerini etkileyen geniş çaplı bir krize işaret ediyor. Eylemler, Maduro’nun kaderinin yanı sıra ülkenin geleceği konusunda halkın güçlü duygular beslediğini gösteriyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Venezuela’da su balonu oynayan çocuklara ‘vatana ihanet’ suçlaması: 25 kişi gözaltına alındı Haber

Venezuela’da su balonu oynayan çocuklara ‘vatana ihanet’ suçlaması: 25 kişi gözaltına alındı

Venezuela’nın doğusundaki işçi sınıfı kenti Barcelona’da, Karnaval kutlamalarının parçası olarak düzenlenen su balonu oyunu, güvenlik güçlerinin sert müdahalesiyle sonuçlandı. Yaşları 13 ile 25 arasında değişen çocuklar ve gençler, “vatana ihanet” suçlamasıyla gözaltına alındı. Olay, Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun yakalanmasından iki gün sonra, 5 Ocak’ta meydana geldi. Görgü tanıklarının ve ailelerin aktardığına göre, Neverí Nehri kıyısında toplanan çocuklar ve gençler su balonlarıyla oyun oynarken polis ve Ulusal Muhafız birlikleri bölgeye geldi. Müdahale sırasında ateş açıldığı, kalabalığın panik içinde dağıldığı belirtildi. Toplam 25 kişi gözaltına alındı. “Donald Trump’ı destekliyorsunuz” suçlaması Gözaltına alınan 17 yaşındaki bir çocuk, bir polis memurunun kendisine küfrederek “Hepinizi mahvedeceğim. Donald Trump’ı destekliyorsunuz” dediğini aktardı. Aileler ve görgü tanıkları, gözaltıların herhangi bir somut delile dayanmadığını ifade etti. The New York Times muhabirleri, gözaltına alınanların yaşadığı mahallede çocuklar ve aileleriyle görüştü. Görüşülen kişiler, hükümetten misilleme görme korkusuyla isimlerinin açıklanmasını istemedi. Reşit olmayanlar serbest, yetişkinler cezaevinde Mahkeme belgelerine göre, 15’i reşit olmayan çocuk olmak üzere 25 kişi “vatana ihanet” dahil çeşitli suçlamalarla hakim karşısına çıkarıldı. Tepkilerin artması ve ailelerin sosyal medyada başlattığı kampanyaların ardından, 15 çocuk Venezuela’dan ayrılmama ve ayda bir mahkemeye çıkma şartıyla serbest bırakıldı. Ancak 18 yaş üzerindeki 10 kişi hâlâ tutuklu bulunuyor. Tutukluların aileleri, cezaevindeki koşulların kötü olduğunu ve sağlık sorunları yaşayan gençlerin durumundan endişe duyduklarını dile getirdi. 19 yaşındaki bir tutuklunun ablası Scarlett Ruiz, kardeşinin uykusuzluk ve fiziksel yıpranma yaşadığını belirtirken, epilepsi hastası bir gencin annesi oğlunun nöbet geçirme riskinden kaygı duyduğunu söyledi. Baskı ve korku iklimi İnsan hakları savunucuları, olayın Venezuela’da son dönemde artan baskı ortamının bir parçası olduğunu vurguluyor. İnternet özgürlüğü aktivisti Andrés Azpúrua, güvenlik güçlerinin vatandaşları keyfi şekilde durdurup telefonlarını kontrol ettiğini ve muhalif görülen kişilerin hedef alındığını ifade etti. İçişleri Bakanı Diosdado Cabello ise bazı polislerin vatandaşlardan para sızdırdığını kabul ederek, “Burada gaspın yeri yok” açıklamasında bulundu. Maduro’nun yakalanmasının ardından ilan edilen olağanüstü hâl, güvenlik güçlerine geniş yetkiler tanırken, muhalefet ve insan hakları örgütleri bu durumun keyfi gözaltıları artırdığı görüşünde. Aileler ise tek taleplerinin çocuklarının serbest bırakılması olduğunu vurguluyor: “Biz siyasi insanlar değiliz. Tek istediğimiz çocuklarımızın özgürlüğü.” haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

ABD, Venezuela’ya karşı iki cepheli bir savaş yürütmektedir! Haber

ABD, Venezuela’ya karşı iki cepheli bir savaş yürütmektedir!

Anti-Emperyalist Akademisyenler Kolektifi (AISC), 3 Ocak 2026’da gerçekleşen ABD müdahalesini yalnızca bir lider hedef alma eylemi olarak değil; Amerika kıtasındaki anti-emperyalist birikime ve egemen kalkınma projelerine yönelmiş tarihsel bir kırılma anı olarak tanımlıyor. 3 Ocak 2026’da ABD’nin Caracas’ta yürüttüğü ve Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro ile eşi Cilia Flores’in ABD gözetimine alındığı bildirilen operasyon, “askeri başarı” anlatısı ile “egemenliğe saldırı” tezi arasında sert bir ideolojik fay hattı üretti. Reuters, operasyonun aylar süren hazırlıkla, istihbarat ve özel kuvvet unsurlarının birlikte kullanıldığı yüksek ölçekli bir planlama sonucu gerçekleştirildiğini yazdı. AISC ise yayımladığı “Kırmızı Kağıt” metninde bunu, ABD emperyalizmi ile Venezuela’nın egemenlik iddiası arasındaki varoluşsal çatışmanın yeni perdesi olarak tarif ediyor. Bu olayın nasıl adlandırıldığı, meselenin kendisi kadar belirleyici. ABD cephesinde “yakalama” ve “hukuk” vurgusu öne çıkarken, AISC ve Venezuelanalysis çevresi “kaçırma” kavramında ısrar ediyor. Çünkü tartışmayı kişilerden çok, devletlerin egemenlik kapasitesine odaklıyorlar. Trump’ın Truth Social üzerinden yaptığı “yakalandılar, ülke dışına çıkarıldılar” paylaşımı da bu söylem savaşının bir parçası. İki dilin kesiştiği yer ise uluslararası hukuk ve meşruiyet tartışması. AISC’ye göre hedef alınan şey, “Venezuela halkı” gibi soyut bir kategori değil; ülkenin petrol gelirlerinin yönünü ve dış ittifaklarını belirleme iradesine sahip Bolivarcı devlet yapısıdır. AISC metninin omurgası nettir: ABD, Venezuela’ya karşı iki cepheli bir savaş yürütmektedir. Birincisi, Amerika kıtasındaki devrimci ve anti-emperyalist projeleri geriletme çabasıdır. İkincisi ise, çok merkezli dünya düzenini güçlendiren Çin–Rusya–İran gibi ittifak hatlarını zayıflatma girişimidir. Bu yaklaşım, Venezuela’yı yalnızca bir “iç siyaset” meselesi olmaktan çıkarıp, küresel enerji, mineral ve finans akışlarının merkezine yerleştirir. Tam da bu nedenle metin, “Venezuela bir diktatörlük mü?” sorusunun, sahadaki gerçek güç ilişkilerini görünmez kılarak emperyal müdahaleye zemin hazırladığını savunur. AISC’ye göre bu tür meşruiyet tartışmaları, çoğu zaman müdahaleyi normalleştiren bir ideolojik araç haline gelir. Metnin en yoğunlaştığı kavram ise “kaynak egemenliği”dir. Venezuela’nın petrol zenginliğini küresel şirketlerin denetiminden çıkarıp ulusal kalkınma ve sosyal programlara yönlendirme iradesi, ABD’nin tarihsel çıkarlarıyla doğrudan çatışmaktadır. AISC, yaptırımların “insani” değil, bilinçli bir ekonomik savaş aracı olduğunu vurgular. 2013–2020 yılları arasında yaşanan derin ekonomik daralma, kamu sağlığı üzerindeki yıkıcı etkiler ve kitlesel göç dalgaları bu çerçevede ele alınır. Bu noktada operasyonun kendisi de ekonomik jeopolitiğin diliyle okunur. Reuters’in aktardığı ölçek ve hazırlık düzeyi, bunun tek seferlik bir “lider yakalama” olmadığını düşündürmektedir. Bir devlet başkanını hedef almak, aynı zamanda o devletin petrol anlaşmalarını, dış politika yönelimlerini ve iç güç dengelerini de hedef almak anlamına gelir. AISC metni, Venezuela’daki komünleri ve halk temelli örgütlenmeleri, klasik bir “sosyal politika” başlığı altında değil; ulusal savunmanın maddi ve örgütsel zemini olarak ele alır. Gıda egemenliği, yerel üretim, dayanışma ağları ve devlet-toplum koordinasyonu, yaptırımların aşındırıcı etkisine karşı bir direnç hattı olarak sunulur. Bu bakış açısında egemenlik, yalnızca sınır çizgileriyle değil; bütçe tercihleri, enerji akışları, sağlık hizmetleri ve toplumsal örgütlenme kapasitesiyle ölçülür. Operasyon sonrası Venezuela iç siyasetinde “kontrol kimde?” sorusu daha da görünür hale geldi. Financial Times, İçişleri Bakanı Diosdado Cabello’nun Maduro’nun “New York’ta savaş tutsağı” olduğunu söylediğini, buna karşılık geçici liderlik çizgisinin devlet işleyişini sürdürme mesajı verdiğini aktardı. Bu tablo, AISC’nin temel tezini güçlendiriyor: Liderin yokluğu üzerinden yürütülen meşruiyet tartışmaları, ya daha sert bir güvenlikçi hatta ya da dış baskıyla şekillenen “uzlaşma” senaryolarına kapı aralayabilir. AISC’nin “Kırmızı Kağıt” metni, yalnızca bir analiz değil; açık bir siyasal çağrıdır. Başkan Maduro ve Cilia Flores’in serbest bırakılması, ABD yaptırımlarının kaldırılması ve Venezuela egemenliğinin tanınması talep edilir. Metnin asıl uyarısı ise şudur: Eğer bu olay yalnızca bir “rejim” tartışmasına indirgenirse, emperyal güç kullanımının normalleşmesi gözden kaçırılır. Katılalım ya da katılmayalım, AISC’nin iddiası nettir: Bugün Venezuela’da test edilen şey, yarın başka bir ülkenin egemenliğine uygulanabilecek bir şablondur. HABER: Azra Yılmaz haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Petrolün gölgesinden çıkan yeni cephe: Kritik mineraller savaşın yeni nedeni olabilir Haber

Petrolün gölgesinden çıkan yeni cephe: Kritik mineraller savaşın yeni nedeni olabilir

Bugüne kadar dünya savaşlarından bölgesel çatışmalara kadar pek çok gerilimin merkezinde petrol yer aldı. Ancak son yıllarda yaşanan gelişmeler, küresel rekabetin ağırlık merkezinin kritik minerallere kaydığına işaret ediyor. Venezuela, Ukrayna ve Grönland gibi örnekler, maden zenginliği yüksek bölgelerde tansiyonun neden arttığını gözler önüne seriyor. Venezuela örneği petrolden fazlasını anlatıyor Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya yönelik iddialar ve tartışmalar ilk bakışta ülkenin devasa petrol rezervleriyle ilişkilendirilse de uzmanlar asıl meselenin petrolden çok daha geniş bir kaynak seti olduğunu vurguluyor. Venezuela, yeni nesil teknoloji ürünleri için hayati önemde olan ve “mavi altın” olarak anılan koltan başta olmak üzere; lityum, nikel, bakır ve altın açısından da dünyanın en zengin ülkeleri arasında yer alıyor. Petrol hemen sahneden inmiyor Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Gürkan Kumbaroğlu, petrolün kısa vadede önemini yitireceği yönündeki öngörülerin gerçekleşmediğini belirtiyor. Elektrikli araçlara geçiş hedeflerinin özellikle ABD ve Avrupa’da revize edildiğini hatırlatan Kumbaroğlu, petrol talebinin sanıldığı kadar hızlı düşmediğini ve bu nedenle petrol temelli rekabetin bir süre daha süreceğini ifade ediyor. Elektrikli araç hedefleri geri çekiliyor Avrupa Birliği’nin içten yanmalı motorlara yönelik sert takviminde esnemeye gitmesi ve ABD’de elektrikli araç kullanımına ilişkin beklentilerin aşağı yönlü güncellenmesi, petrolün küresel denklemdeki yerini koruduğunu gösteriyor. Bu tablo, enerji güvenliği ve kaynak rekabetinin çok katmanlı bir hale geldiğini ortaya koyuyor. Yeni teknolojinin kalbi: Nadir topraklar Kumbaroğlu’na göre asıl kırılma noktası, ileri teknolojinin olmazsa olmazı olan nadir toprak elementleri ve kritik mineraller. Yapay zekâdan savunma sanayisine, yenilenebilir enerjiden uzay teknolojilerine kadar geniş bir alanda bu minerallere bağımlılık artıyor. Büyük güçler için bu kaynaklar artık ekonomik bir avantajdan çok stratejik bir zorunluluk olarak görülüyor. Türkiye için kritik eşik Türkiye’de yayımlanan “Kritik ve Stratejik Madenler Raporu”nda 37 maddenin kritik, bunlardan 8’inin yüksek öneme sahip olduğu belirtiliyor. Lityum, bakır, demir, alüminyum, manganez, çinko, gümüş ve titanyum gibi madenlerde yaşanabilecek tedarik kesintilerinin, güvenlik ve ekonomi açısından ciddi riskler doğurabileceği vurgulanıyor. Uzmanlar, arz çeşitliliği, uluslararası iş birlikleri ve tedarik zinciri güvenliğinin titizlikle planlanması gerektiğinin altını çiziyor. Petrolün tamamen devre dışı kalmadığı ancak kritik minerallerin küresel güç mücadelesinde yeni bir cephe açtığı bu dönemde, ülkelerin maden politikaları önümüzdeki yılların en belirleyici başlıklarından biri olmaya aday görünüyor.

Trump: ABD, Meksika’daki uyuşturucu kartellerine karşı kara operasyonlarına başlayacak Haber

Trump: ABD, Meksika’daki uyuşturucu kartellerine karşı kara operasyonlarına başlayacak

Trump’tan sert açıklama: “Karteller Meksika’yı yönetiyor” ABD Başkanı Donald Trump, Fox News’te yayınlanan röportajında, ülkesinin güvenlik güçlerinin uyuşturucu kartellerini hedef alan kara operasyonlarına Meksika’da başlayacağını duyurdu. Trump, deniz operasyonlarında önemli ilerleme kaydettiklerini ancak şimdi “kara hedeflerini” vurmaya başlayacaklarını belirtti. Trump, kartellerin Meksika’daki nüfuzunu eleştirerek, “Karteller Meksika’yı yönetiyor” ifadesini kullandı ve uyuşturucu ticaretinin ABD’de her yıl yüz binlerce insanın ölümüne yol açtığını savundu. ABD’nin yeni askeri vurgusu Trump’ın açıklaması, ABD’nin Latin Amerika’daki uyuşturucu kartelleriyle mücadelede askeri ağırlığı artırmayı hedeflediğinin sinyali olarak yorumlanıyor. Trump yönetimi daha önce denizden operasyonlara odaklanmış, şimdi kara saldırılarını da gündeme taşımış durumda. Uluslararası hukuk ve Meksika’nın tepkisi Meksika hükümetinin izni olmadan yürütülecek herhangi bir askeri operasyon, uluslararası hukuka aykırı sayılıyor. Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum de daha önce, ABD askerlerinin ülke topraklarında görev yapmasına kesinlikle karşı çıktığını ve ulusal egemenliğe müdahalenin kabul edilemez olduğunu açıkça ifade etmişti. Bölgesel bağlam: Venezuela ve uyuşturucu savaşının genişlemesi Trump’ın bu açıklaması, Venezuela’daki askeri operasyon ve Nicolás Maduro’nun yakalanmasının ardından geldi. ABD’nin bu adımları, Latin Amerika’daki güvenlik politikalarında yeni bir sayfa açma çabası olarak değerlendiriliyor ve bölge ülkelerinde endişeye yol açıyor. ABD Başkanı Donald Trump, uyuşturucu kartellerine karşı kara operasyonlarına Meksika’da başlayacaklarını duyurdu. Bu adım, deniz operasyonlarının ardından kara mücadelesine geçileceğinin sinyali olarak yorumlanıyor. Meksika yönetimi buna karşı çıkarak egemenlik ve uluslararası hukuk vurgusu yapıyor.

Trump’ın Venezuela planında kilit isim ortaya çıktı: “Başa çıkılması en zor kişi” karar aşamasında Haber

Trump’ın Venezuela planında kilit isim ortaya çıktı: “Başa çıkılması en zor kişi” karar aşamasında

ABD Başkanı Donald Trump’ın Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu hedef alan askeri operasyonu ve ardından gelen açıklamaları, ülkede yeni bir güç mücadelesini tetikledi. The Wall Street Journal’ın (WSJ) haberine göre Washington’un Venezuela’daki hesaplarını zorlaştıran asıl isim ise İçişleri Bakanı Diosdado Cabello. Maduro sonrası boşlukta gözler Cabello’ya çevrildi ABD ordusunun düzenlediği operasyonun ardından Nicolas Maduro ve eşinin etkisiz hale getirilmesi, Venezuela’da ciddi bir iktidar boşluğu yarattı. Bu süreçte eski petrol bakanı Delcy Rodríguez geçici başkan olarak öne çıkarken, Trump yönetiminin bu geçişi nasıl yöneteceği belirsizliğini koruyor. Rodríguez’in “Kimsenin sömürgesi olmayacağız” açıklamasına Trump’ın “Bizimle iş birliği yapıyor” yanıtı, Washington–Caracas hattındaki gerilimi daha da artırdı. WSJ: En büyük engel Diosdado Cabello WSJ, Trump yönetiminin hedefleri önündeki en büyük engelin, güvenlik güçleri ve “colectivos” olarak bilinen silahlı milis gruplar üzerindeki etkisiyle tanınan İçişleri Bakanı Diosdado Cabello olduğunu yazdı. Gazeteye göre Cabello, Venezuela’nın geleceğinde “en büyük bilinmez” konumunda. Uzun süredir Maduro yönetiminin en sert savunucularından biri olan Cabello, Maduro’ya yönelik açılması planlanan davaların iddianamelerinde de adı geçen kilit figürlerden biri olarak öne çıkıyor. Devlet televizyonundan sokaklara uzanan etki alanı 62 yaşındaki Cabello, “İçişleri, Adalet ve Barış Bakanı” sıfatıyla devlet televizyonunda 10 yılı aşkın süredir yayımlanan “Balyozu İndirmek” adlı programın sunuculuğunu yapıyor. Saatler süren yayınlarda muhalefeti ve ABD’yi hedef alan sert söylemleriyle bilinen Cabello, bu program aracılığıyla hem tabanını konsolide ediyor hem de gözdağı veriyor. İki ihtimal: Uzlaşma ya da doğrudan çatışma WSJ’ye göre Cabello şu anda kritik bir yol ayrımında. Ya geçici Başkan Rodríguez liderliğindeki yeni hükümeti destekleyecek ya da bu yönetimi devirmeye yönelik bir hamleyle ABD ordusuyla doğrudan karşı karşıya gelme riskini üstlenecek. Aurora Macro Strategies’den Daniel Lansberg-Rodriguez, Cabello’nun konumunu şu sözlerle değerlendirdi: “Cabello’nun kaybedecek çok şeyi var. Washington’un er ya da geç kendisinin tasfiyesini isteyeceğini biliyor.” Birlik mesajları ve milis çağrıları Cabello’nun son günlerde kamuoyuna birlik mesajları verdiği, Rodríguez’in yemin töreninde ön sıralarda yer aldığı ve aynı gün milislere “Şüphe etmek vatana ihanettir” çağrısıyla sokaklara çıkma talimatı verdiği bildirildi. Chavez’den bugüne uzanan siyasi hat Venezuela ordusunda yüzbaşı rütbesine kadar yükselen Cabello’nun siyasi kariyeri, Hugo Chavez ile askeri akademi yıllarında kurduğu bağlara dayanıyor. Bu ilişki, zamanla ülkenin iktidardaki sosyalist hareketinin en güçlü figürlerinden biri haline gelmesini sağladı.

Yemin sonrası başkentte alarm! Caracas’ta dikkat çeken güvenlik hareketliliği Haber

Yemin sonrası başkentte alarm! Caracas’ta dikkat çeken güvenlik hareketliliği

Venezuela’da siyasi kriz sürerken, ABD’de tutuklu bulunan Nicolas Maduro’nun yerine geçici olarak göreve başlayan Delcy Rodriguez’in yemin töreninin ardından başkent Caracas’ta güvenlik alarmı verildi. Görgü tanıklarına göre başkanlık sarayı çevresinde yoğun askeri hareketlilik yaşandı. Saray çevresinde İHA tespiti AFP’nin aktardığı bilgilere göre, Miraflores Sarayı çevresinde tanımlanamayan insansız hava araçları tespit edildi. Bunun üzerine hava savunma sistemleri harekete geçirilirken, uçaksavar atışları başkent genelinde duyuldu. Hükümete yakın kaynaklar, kısa süre içinde durumun kontrol altına alındığını bildirdi. Yemin sonrası ilk mesaj Ulusal Meclis’te yemin ederek göreve başlayan Rodriguez, konuşmasında ABD operasyonuna sert tepki gösterdi. Maduro ve eşini “iki kahraman” olarak nitelendiren Rodriguez, “Venezuela’da tek bir meşru devlet başkanı vardır, o da Nicolas Maduro’dur” ifadelerini kullandı. Halkı ülkeyi savunmaya çağırdı. Trump iddialarına yanıt ABD Başkanı Donald Trump’ın, Rodriguez’in Washington ile işbirliğine açık olduğu yönündeki açıklamalarına da dolaylı yanıt veren yeni lider, Venezuela’nın “asla bir başka ülkenin sömürgesi olmayacağını” vurguladı. Ancak daha sonraki açıklamalarında ABD ile diyalog kapısını tamamen kapatmadığı da dikkat çekti. Yüksek Mahkeme kararıyla görevlendirme Venezuela Yüksek Mahkemesi, Maduro’nun “zorunlu yokluğu” gerekçesiyle Rodriguez’in geçici olarak devlet başkanlığı görevini üstlenmesine karar vermiş, bu karar Ulusal Meclis oturumuyla resmileştirilmişti. Aynı oturumda Rodriguez’in ağabeyi Jorge Rodriguez yeniden Meclis Başkanı seçildi. Kritik süreç BBC Mundo’nun analizine göre, Delcy Rodriguez hem ülke içinde hem de uluslararası arenada Maduro yönetiminin en kilit figürlerinden biri olarak görülüyor. Türkiye, Çin ve İran gibi müttefiklerle yürütülen temaslarda aktif rol alan Rodriguez’in görevi, Venezuela’daki siyasi gerilimin seyrini belirleyecek başlıca faktörlerden biri olarak değerlendiriliyor.

Bahçeli’den ABD’ye sert mesaj: Kınamak yetmez, lanetliyorum Haber

Bahçeli’den ABD’ye sert mesaj: Kınamak yetmez, lanetliyorum

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada gündemin sıcak başlıklarına değindi. Bahçeli’nin konuşmasının merkezinde, ABD’nin Venezuela’ya yönelik askeri müdahalesi ve Nicolás Maduro’ya yönelik operasyon yer aldı. “Bu saldırı uluslararası hukukun inkârıdır” Bahçeli, Venezuela Devlet Başkanı’nın seçimle göreve geldiğini ve ülkesinin egemen eşitliğinin uluslararası hukuk tarafından tanındığını hatırlatarak, ABD’nin attığı adımın açık bir hukuk ihlali olduğunu vurguladı. Yapılan müdahalenin yalnızca Venezuela’ya değil, tüm dünya düzenine yönelik bir tehdit anlamı taşıdığını ifade etti. “Sadece kınamıyorum, lanetliyorum” MHP lideri, ABD’nin Venezuela’ya yönelik saldırısını sert ifadelerle eleştirerek, “Seçimle göreve gelmiş, egemenliği hukuken tescillenmiş bir ülkenin devlet başkanına karşı yapılan bu saldırıyı nefretle, şiddetle ve her yönüyle sadece kınamıyor, lanetliyorum” dedi. Bahçeli’nin bu sözleri, Meclis’te ve siyaset kulislerinde dikkat çekti. “Güce dayalı dünya düzeni dayatılıyor” Konuşmasında küresel gelişmelere de değinen Bahçeli, güç kullanımını meşrulaştıran anlayışın yaygınlaştığını belirterek, bunun tüm ülkeler için tehlikeli bir emsal oluşturduğunu söyledi. Uluslararası hukukun yok sayılmasının, gelecekte hiçbir ülkenin güvende olmayacağı bir süreci beraberinde getireceğini dile getirdi. Bahçeli’nin açıklamalarının ayrıntılarının, Grup Toplantısı’nın ilerleyen bölümünde netleşmesi bekleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.