SON DAKİKA

#Nörobilim

HABER DEĞER - Nörobilim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Nörobilim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Z kuşağı aptallaşıyor mu? Haber

Z kuşağı aptallaşıyor mu?

Yüzyıllık yükselişin ardından IQ verilerinde dikkat çeken bir kırılma yaşandığı öne sürülüyor. Nörobilim alanında çalışmalarıyla bilinen Jared Cooney Horvath, yaptığı değerlendirmede tarihte ilk kez çocukların ebeveynlerinden daha düşük bilişsel kapasiteye sahip olabileceğini söyledi. Bu açıklama, 20. yüzyıl boyunca her neslin bir öncekinden daha yüksek IQ skorlarına ulaştığını gösteren “Flynn Etkisi”nin tersine dönmüş olabileceği tartışmasını yeniden gündeme taşıdı. Flynn etkisinin 2010 sonrası zayıfladığı belirtiliyor. James R. Flynn tarafından ortaya konan ve uzun yıllar boyunca IQ skorlarındaki artışı tanımlayan Flynn Etkisi, eğitim seviyesinin yükselmesi, şehirleşme, beslenme koşullarının iyileşmesi ve karmaşık problem çözme gerektiren yaşam biçimleriyle ilişkilendirilmişti. Ancak bazı Batı ülkelerinde 2010 yılından itibaren yapılan ölçümlerde IQ skorlarında düşüş eğilimi gözlemlendiği bildiriliyor. Özellikle sözel muhakeme, dikkat ve soyut akıl yürütme alanlarında gerileme olduğu ifade ediliyor. Dijitalleşmenin bilişsel süreçleri etkilediği iddia ediliyor. Uzmanlara göre ekran süresinin artması, sosyal medya kullanımının yaygınlaşması ve kısa içerik tüketim alışkanlıklarının derin okuma ve uzun süreli odaklanma becerilerini zayıflatabileceği öne sürülüyor. Bununla birlikte araştırmacılar, bu durumun “zeka kaybı” anlamına gelmeyebileceğini, bilişsel becerilerin farklı alanlara kayıyor olabileceğini belirtiyor. Eğitim ve yaşam tarzındaki değişimlerin rolü araştırılıyor. Pandemi sürecinde uzaktan eğitime geçilmesi, fiziksel aktivite azlığı, uyku düzenindeki bozulmalar ve beslenme alışkanlıkları da olası faktörler arasında gösteriliyor. Bilim insanları, IQ testlerinin belirli bilişsel alanları ölçtüğünü ve insan zekâsının çok boyutlu bir yapıya sahip olduğunu hatırlatıyor. Horvath’ın açıklamaları, yeni kuşakların zihinsel kapasitesine ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirirken, uzmanlar kesin yargılardan kaçınılması gerektiğini vurguluyor. Flynn Etkisi’nin gerçekten tersine dönüp dönmediği sorusu ise kapsamlı ve uzun vadeli araştırmalarla netlik kazanacak. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

‘Haz kimyasalı’ dopaminle ilgili yanlış bilinenler neler? Haber

‘Haz kimyasalı’ dopaminle ilgili yanlış bilinenler neler?

Beynin işleyişiyle ilgili en çok tartışılan kimyasallardan biri olan dopamin, günlük hayatta haz, mutluluk ve bağımlılıkla ilişkilendiriliyor. Oysa nörobilim alanındaki araştırmalar, dopaminin temel işlevinin “iyi hissettirmekten” ziyade insanı eyleme yöneltmek ve beklenmedik başarıları hafızaya kazımak olduğunu gösteriyor. BBC Türkçe’de yayımlanan analizde, dopamin hakkında yaygın yanlış kanılar bilimsel veriler ışığında ele alındı. Dopamin mutluluk vermez Dopaminin doğrudan haz yarattığı düşüncesi yaygın olsa da uzmanlar bunun doğru olmadığını vurguluyor. Araştırmalara göre dopamin, keyif alma duygusunu oluşturmuyor; bunun yerine bireyi belirli davranışları tekrar etmeye motive ediyor. Dopamin düzeyi arttığında kişi daha odaklı ve istekli hale geliyor ancak bu durum yoğun bir mutluluk hissi anlamına gelmiyor. Asıl rolü: Motive etmek ve öğretmek Bilim insanlarına göre dopamin, beynin “öğrenme ve hatırlama” sisteminin merkezinde yer alıyor. Beklenmedik bir başarı yaşandığında dopamin salgılanıyor ve beyin, bu başarıya götüren davranışı veya düşünceyi hafızaya alıyor. Böylece kişi, aynı sonucu elde etmek için benzer adımları yeniden atmaya yöneliyor. Sürpriz etkisi belirleyici Yapılan deneyler, dopamin salgısının ödülün kendisinden çok sürpriz unsuruyla ilişkili olduğunu ortaya koyuyor. Beklenenden daha iyi bir sonuç elde edildiğinde dopamin artışı yaşanıyor. Ancak başarı sıradanlaştıkça bu etki azalıyor. Bu durum, insanların zamanla tatminsizlik hissetmesinin ve sürekli “daha fazlasını” aramasının temel nedenlerinden biri olarak gösteriliyor. Dopaminsiz beyin ne olurdu? Tarihsel vakalar, dopamin üretiminin ciddi biçimde azaldığı durumlarda bireylerin neredeyse hiçbir eylem başlatamadığını gösteriyor. Temel refleksler korunurken, kişi kendi isteğiyle hareket edemiyor. Uzmanlar, dopaminin insanı eyleme geçiren ana itici güçlerden biri olduğunu belirtiyor. Tatminsizlik bir kusur değil Araştırmalara göre dopamin sistemi, insanı sürekli tatmin etmek için değil, yeni hedeflere yönlendirmek için evrimleşti. Sürekli arayış ve zaman zaman hissedilen sıkıntı, bu sistemin doğal bir sonucu. Uzmanlar, bu durumun insanı yeniliklere açık kıldığını ve uzun vadede hayatta kalma ve gelişme açısından avantaj sağladığını vurguluyor. Dopamin, yaygın inanışın aksine yalnızca “haz kimyasalı” değil. Daha çok insanı öğrenmeye, denemeye ve ilerlemeye zorlayan biyolojik bir mekanizma. Bu nedenle modern yaşamda hissedilen tatminsizlik ve sürekli arayış hali, bir bozukluktan çok beynin doğal çalışma düzeninin bir parçası olarak değerlendiriliyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Uğur Batı’nın TEDx sahnesinden fırlayan ışık: Yaratıcılığın ve öğrenmenin gizli anahtarları Haber

Uğur Batı’nın TEDx sahnesinden fırlayan ışık: Yaratıcılığın ve öğrenmenin gizli anahtarları

Merhaba sevgili öğrenciler, geçtiğimiz hafta Prof. Dr. Uğur Batı’nın TEDx Ankara sahnesindeki büyüleyici konuşmasını izledim: “Nasıl Daha Yaratıcı Oluruz? Nasıl Daha İyi Öğreniriz?” O 15 dakika bir fırtına gibiydi! Uğur Hoca, bilim insanı kimliğiyle sahnede dururken, sanki hepimizi bireysel bir yolculuğa çıkarıyordu. Konuşma bittiğinde not defterim karalanmış, kalbimse yepyeni bir öğrenme ateşiyle yanmıştı. Gelin, bu ilhamı birlikte paylaşalım; belki siz de o gizli anahtarı cebinize koyarsınız. “Yaratıcılık doğuştan mı gelir, yoksa öğrenilir mi?” Hoca konuşmasına bu çarpıcı soruyla başlıyor. Cevap mı? İkisi de! Uğur Batı’ya göre hepimizin beyni birer “hikâye makinesi.” Hatırlayın: Çocukken bir kutuyu uzay gemisi yaptığımız o günleri… İşte o, yaratıcılığın hammaddesi — merak. Batı, Harvard’daki araştırmalardan örnek veriyor: “Merak etmediğimiz şeyi öğrenemeyiz. Yaratıcılık, ‘Neden?’ sorusunu susturmamakla başlar.” Düşünün: Sınav kağıtları arasında boğulurken, bir matematik problemini “Bu denklem, bir uzay yolculuğunu nasıl etkiler?” diye hayal etseniz? O an, öğrenme ezberden maceraya dönüşür. Benim öğrencilerimden biri bu tekniği uyguladı ve TYT netlerini %20 artırdı – sadece merak ederek! Zihin, beden ve ruh birlikte öğrenir Uğur Batı burada durmuyor; öğrenmenin bütünselliğini masaya yatırıyor: “Zihin, beden ve ruh bir arada çalışmazsa, bilgi akar gider.” Araştırmalarına dayanarak üç altın kural paylaşıyor – ve inanın, bunlar YKS maratonu için birebir: Farklı perspektiflerden bakın. “Bir fili tanımlamak için körlerin hikayesini hatırlayın,” diyor Batı. Her biri filin başka bir yerini tarif eder; oysa gerçeklik, tek bir açıdan görülemez. Öğrenirken bir konuyu farklı disiplinlerle ilişkilendirin: Tarihi roman gibi hayal edin, matematiği bir sanat eseri gibi çizin. Ben blog yazarken hep bunu yaparım: Bir eğitim haberini bir şiirle harmanlarım. Sonuç? Okurlarım “Vay be!” der. Hikâye anlatın, ezberlemeyin. “Beynimiz hikâyeleri sever; listeleri değil,” diyor Batı. Nörobilim de onu doğruluyor: Bir bilgiyi hikâyeleştirirsek, %65 daha uzun süre aklımızda kalıyor. Kimyasal bir reaksiyonu bir kahramanın macerası gibi anlatın. Uğur Hoca kendi kitaplarını yazarken her cümleyi bir hikaye parçası haline getiriyor. Ben de o gece defterimi hikâye formatına çevirdim – ve ertesi gün, unuttuğum bir konuyu hatırladım! Hatalardan korkmayın, kutlayın. “Yaratıcılık, başarısızlıkların küllerinden doğar,” diyor Hoca. Edison’un 1000 denemesini hatırlatıyor. Öğrencilerime hep söylerim: “YKS bir savaş değil, bir dans. Tökezlemek, ritmi bulmanın yoludur.” Konuşmanın sonunda, alkışlar arasında gülümsüyor: “Daha iyi öğrenmek için kendinize izin verin: Merak edin, hayal kurun, yanılın ve kalkın.” O an, gözlerim doldu. Çünkü biliyorum, pek çok genç mükemmeliyetçilik tuzağında kayboluyor. Ama Uğur Hoca fısıldıyor: “Siz, yaratılışın en güzel taslağısınız.” Eğitim bir yük değil, bir kanat Bu konuşma bana bir kez daha öğretti: Eğitim, bir yük değil; bir kanat. Uğur Batı sahneden inerken hepimizi birer yaratıcıya dönüştürdü. Şimdi sıra bizde. Bugün bir “merak sorusu” sorun kendinize: “Bu dersi, hayatımın hangi hikayesine bağlayabilirim?” Cevabınızı düşünün, yazın, paylaşın. Belki de o soruyla siz de kendi ışığınızı yakarsınız. Eğer hâlâ izlemediyseniz, hemen bulun: Uğur Batı TEDx Konuşması. O kıvılcım, sizin ateşiniz olsun. Başarılarınız bol, yaratıcılığınız sonsuz olsun!

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.