SON DAKİKA

#Selahattin Demirtaş

HABER DEĞER - Selahattin Demirtaş haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Selahattin Demirtaş haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

DEM Parti Eş Genel Başkanı'ndan çerçeve yasa çağrısı: "Demokratikleşme süreci başlamalıdır" Haber

DEM Parti Eş Genel Başkanı'ndan çerçeve yasa çağrısı: "Demokratikleşme süreci başlamalıdır"

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Meclis'te düzenlenen grup toplantısında iç politika, bölgesel gelişmeler ve devam eden siyasi sulh arayışlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Suruç Katliamı'nda hayatını kaybedenleri anarak konuşmasına başlayan Bakırhan, adaletin sağlanana kadar konunun takipçisi olacaklarını vurguladı. "İran öfkesini Kürtlerden çıkarmaya çalışıyor" Orta Doğu'daki çatışmalara değinen Bakırhan, İran'ın ABD ve İsrail saldırılarına karşı Kürt coğrafyasını hedef aldığını savundu. Federal Kürdistan Bölgesi'ne yönelik saldırıları kınayan Bakırhan, "İran bu saldırılara karşı güçlü tepki verme yerine Kürt halkına saldırarak ABD'ye cevap veriyor. Kürtler ne İran'a ne başka bir ülkeye düşman değil. Kürtler demokratik, siyasi toplumsal haklarını istiyor" dedi. "Mutfak yangını sulh arayışlarına zarar veriyor" Türkiye'deki ekonomik krizin derinleştiğine dikkat çeken Bakırhan, açlık sınırının 36 bin liraya, yoksulluk sınırının ise 117 bin liraya ulaştığını belirtti. Milyonlarca emekli ve emekçinin düşük ücretlerle geçinmeye çalıştığını ifade eden Bakırhan, "Orta Doğu yangın yeriyken, Türkiye'de siyasi sulh arayışları devam ediyor. Ama bu sulh arayışlarına zarar verecek şekilde bir mutfak yangını var. Aç karna barışı konuşmak zor. İktisadi barış ve sosyal adalet, siyasi barışın tacıdır" diye konuştu. Çatışmasızlık döneminde harcanmayan kaynakların emeklilere ve çalışanlara aktarılması gerektiğini söyleyen Bakırhan, "İki yıldır bu çatışmaya harcanmayan kaynağı emeklilere verelim, asgari ücrete verelim. Hem emekli kazansın, hem barış umudu büyüsün" ifadelerini kullandı. "Kalkış noktası çerçeve yasadır" Türkiye'nin Kürt meselesinin çözümünde tarihsel bir eşikte olduğunu belirten Bakırhan, "Demokratik Türkiye'nin inşası için kalkış noktası çerçeve yasadır. Çerçeve yasa bir bitiş değil, esaslı bir başlangıçtır" dedi. İmralı heyetinin dün PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüştüğünü hatırlatan Bakırhan, Öcalan'ın sürecin ilerlemesi için radikal adımlar attığını ancak siyasi ve hukuki düzenlemelerde gecikmeler yaşandığını savundu. Öcalan'ın özgür çalışma ve iletişim koşullarının sağlanması gerektiğini dile getiren Bakırhan, "Sayın Öcalan'ın statüsü artık düzenlenmelidir. Çerçeve yasa silahsızlanma süreci için mekanizmalar içermelidir" çağrısında bulundu. Yargı vurgusu yaptı Nusaybin-Kamışlı ile Türkiye-Ermenistan sınır kapılarının açılmasının bölgesel istikrara katkı sunacağını belirten Bakırhan, Barış Akademisyenleri, KHK'lılar ile Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş dahil tüm siyasi tutsakların haklarına kavuşması gerektiğini kaydetti. Konuşmasının sonunda TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ile bugün bir görüşme gerçekleştireceklerini bildiren Bakırhan, Kurtulmuş'un çerçeve yasanın çıkarılmasında olumlu bir rol üstleneceğine inandıklarını sözlerine ekledi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Saadet Partisi Genel Başkanı'ndan Demirtaş'a ziyaret Haber

Saadet Partisi Genel Başkanı'ndan Demirtaş'a ziyaret

Görüşmenin ardından açıklamalarda bulunan Arıkan, "Türkiye'nin artık günlük kısır çekişmelerden, gerilim ve çatışma dilinden yorulduğunu" vurguladı. "Ortak kanaatlere sahip olduğumuzu müşahede ettik" Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, ziyaretin ardından yaptığı yazılı açıklamada, Demirtaş ile ülkenin temel siyasi ve hukuki sorunlarını "kapsamlı bir şekilde değerlendirme imkanı bulduklarını" belirtti. Arıkan, kutuplaşma iklimine karşı diyalog zeminini canlı tutmanın hayati bir değer taşıdığı konusunda Demirtaş ile "ortak kanaatlere sahip olduklarını memnuniyetle müşahede ettiklerini" ifade etti. "Demokratik siyasetin önemli bir aktörü" Arıkan, Selahattin Demirtaş'ı siyasi bir aktör olarak tanımlayarak, demokratik ve meşru siyaset çerçevesinde "toplumsal uzlaşıya, dayanışma ve kardeşlik çabalarına çok önemli katkılar sunacağına inandığını" belirtti. Siyasetçilerin erdemli ve çözüm odaklı yaklaşımlar sergilemesi gerektiğinin altını çizen Arıkan, şu değerlendirmede bulundu: "Türkiye artık günlük kısır çekişmelerden, gerilim ve çatışma dilinden yorulmuştur. Bugün, cesur, erdemli ve çözüm odaklı yaklaşımlara her zamankinden daha çok ihtiyaç olduğu açıktır." Adalet vurgusu yaptı Mahkemelerin kesinleşmiş bir hüküm olmaksızın sürdürdüğü tutukluluk sürelerine de değinen Arıkan, bu durumun hem adalete hem de siyaset kurumuna olan güveni zedelediğini savundu. Görüşmelerin devam edeceğine işaret eden Arıkan, "Sayın Demirtaş ile gerçekleştirdiğimiz bu insani ve siyasi temasların, karşılıklı görüş alışverişlerimizin bundan sonraki süreçte de devam edeceğini belirtmek isterim" diyerek yeni dönemdeki diyalog mesajını netleştirdi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Kılıçdaroğlu'ndan Edirne'ye  ziyaret: Demirtaş ile bir araya geliyor Haber

Kılıçdaroğlu'ndan Edirne'ye  ziyaret: Demirtaş ile bir araya geliyor

Kılıçdaroğlu'nun, Edirne Cezaevi'nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ı önümüzdeki günlerde ziyaret edeceği bildirildi. Necdet Saraç: "Ziyaret sonrası Aaıklama yapılacaktır" Kılıçdaroğlu'nun ziyaret kararına ilişkin bilgiyi Habertürk canlı yayınında paylaşan Necdet Saraç, ziyarete yönelik değerlendirmelerde bulundu. Saraç, "Önümüzdeki günlerde Kemal Bey, Edirne Cezaevi'nde Sayın Selahattin Demirtaş'ı ziyaret edecek" ifadesini kullandı ve ziyaretin ardından yapılacak açıklamaların beklendiğini belirtti. DEM Parti'den "Özür" beklentisi Kılıçdaroğlu'nun dokunulmazlıklarla ilgili açıklamalarına DEM Parti kanadından yanıt geldi. Halk TV'de süreci değerlendiren DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Kılıçdaroğlu'ndan özür beklediklerini ifade etti. Hatimoğulları, "Biz açıkça özür dilemesini beklerdik. Yanlış gördüm, yanlış yönlendirildim demek bir erdemdir. Hala savunuyor. Bunu kabul etmiyoruz" dedi. Tartışmanın arka planı Kılıçdaroğlu'nun katıldığı bir programda, dokunulmazlıkların kaldırılmasına verdiği desteğin Selahattin Demirtaş'ın tutuklanmasına zemin hazırladığına dair yorumlara "Pişman değilim" yanıtını vermesi siyasette farklı görüşlerin ortaya çıkmasına neden olmuştu. Söz konusu açıklama hem muhalefet çevrelerinde hem de DEM Parti tabanında çeşitli değerlendirmelere konu olmuştu. Kılıçdaroğlu'nun bu ziyaretinin, kamuoyunda oluşan tartışmalarla bağlantılı olup olmadığı ise siyaset gündemindeki yerini koruyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Kemal Kılıçdaroğlu: "Adalet Yürüyüşü'müzden bir milim sapmadık" Haber

Kemal Kılıçdaroğlu: "Adalet Yürüyüşü'müzden bir milim sapmadık"

Kılıçdaroğlu, söz konusu kararın bir "teslimiyet" değil, iktidarın kurduğu siyasi tuzağı bozma hamlesi olduğunu savundu. Dokunulmazlık yaklaşımı Dokunulmazlık konusundaki tutumunu yineleyen Kılıçdaroğlu, kendi mevcut durumuna atıfta bulunarak şunları ifade etti: "Şu anda hiçbir dokunulmazlığı olmayan ve Erdoğan’ın açtığı birçok davada onlarca yıl hapis cezasıyla yargılanan, bir kısmından da ceza almış bir siyasetçi olarak tekrar söylüyorum; kürsü dokunulmazlığı dışında hiçbir dokunulmazlığı doğru bulmuyorum." "Risk aldık" 2016 yılındaki süreci bir "karabasan" olarak tanımlayan Kılıçdaroğlu, dönemin siyasi atmosferini şu sözlerle özetledi: "2016 yılındaki dokunulmazlıkların kaldırılma sürecinde AKP, anayasa değişikliklerini referanduma götürerek yapmak istedi. Bu, ülkenin üzerine bir karabasan çöktürme niyetiydi. Bağrımıza taş bastık, risk aldık; bu karabasanı ve ülkenin tehlikeli bir biçimde kutuplaşmasını engelledik. İktidarın elindeki en büyük propaganda silahını elinden alma hamlesiydi." Hukuk ve siyaset eleştirisi Dokunulmazlıkların kaldırılmasının ardından yaşanan tutuklamaların hukuk dışı olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, sorumluluğu iktidara yükledi: "Üstelik o günkü anayasal ve yasal sürece göre, dokunulmazlığı kalkan bir siyasetçinin tutuksuz yargılanması, yargılama bittikten sonra eğer bir ceza kesinleşirse gereğinin yapılması gerekiyordu. Ancak iktidar, yargıyı sopa gibi kullanarak yasal süreci ve evrensel hukuk ilkelerini çiğnedi; milletvekillerini apar topar gözaltına alıp tutukladı. Burada suçlanması gereken muhalefet değil, hukuku katleden Saray rejimidir." Demirtaş ve "tutarsızlık" vurgusu Selahattin Demirtaş ile ilgili sürece değinen Kılıçdaroğlu, hukuki mücadelelerinin devam ettiğini belirterek şunları kaydetti: "Bu sürecin perde arkasını en iyi bilen kişilerden biri de Sayın Selahattin Demirtaş’tır. Biz, Sayın Demirtaş’ın ve tüm siyasi tutsakların haksız, hukuksuz bir şekilde cezaevinde tutulmasına karşı ilk günden beri en gür sesi çıkardık. Hal böyleyken, bugün gelinen noktada hem bu büyük hukuk mücadelesini görmezden gelen hem de el altından Erdoğan yönetimiyle pazarlık masasına oturan ve sözüm ona Sayın Demirtaş’ın yol arkadaşı olduğunu iddia eden bazı kişilerin tavırları tam bir tutarsızlıktır." Kılıçdaroğlu açıklamasını şu kararlı sözlerle noktaladı: "Bizim ne halkımıza karşı bir günahımız ne de Adalet Yürüyüşü’müzden bir milim sapmamız vardır! Hem Saray rejimiyle hem de onunla iş birliği yaparak demokratik muhalefeti zayıflatmaya çalışanlarla mücadele etmeye kararlıyız." Dokunulmazlıkların kaldırılması süreci, verdiğimiz hukuk mücadelesi ve yalan bilgilerle çarpıtılmak istenen gerçekler; Son dönemde geçmişteki milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılması süreci üzerinden yapılan haksız eleştiriler ve oluşturulmaya çalışılan algılar karşısında,… — Kemal Kılıçdaroğlu (@kilicdarogluk) June 20, 2026 haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Seçim anketi sonuçlandı: İlk turda hiçbir aday yüzde 50'yi bulamıyor, ikinci tur bıçak sırtı Haber

Seçim anketi sonuçlandı: İlk turda hiçbir aday yüzde 50'yi bulamıyor, ikinci tur bıçak sırtı

İlk turda lider Erdoğan, en yakın takipçisi Yavaş Anketin kararsızlar dağıtılmadan önceki ham veri sonuçlarına göre, mevcut Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan %38,1 ile birinci sırada yer alırken, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş %29,2 ile kendisini takip ediyor. Diğer adaylardan Selahattin Demirtaş %14,4, Fatih Erbakan %7,5 ve Ali Babacan %1,8 oranında ham oy alıyor. İlk tur tablolarındaki en kritik ağırlığı ise %9,0 oranındaki kararsız ve oy kullanmayacak seçmen kitlesi oluşturuyor. Yüzde 9'luk kararsız blok seçimi ikinci tura taşıyor Bu %9'luk kararsız blok, hiçbir adayın ilk turda %50+1 barajına ulaşmasına izin vermiyor. Araştırma şirketi, bu matematiksel gerçekliğin seçimin ilk turda bitmeyeceğini net olarak ortaya koyduğunu ve tüm siyasi stratejilerin şimdiden ikinci tur dengeleri ile pazarlıklarına göre şekillenmesi gerektiğini ifade ediyor. Kararsızlar dağıtıldığında adayların oy oranları Yüzde 9'luk kararsız seçmen kitlesi oransal olarak dağıtıldığında, Recep Tayyip Erdoğan %41,9'luk oy oranıyla liderliğini pekiştirse de ilk tur galibiyeti için gereken %50 eşiğinden uzakta kalıyor. Kararsızların dağıtılmasıyla birlikte ikinci sıradaki Mansur Yavaş %32,1 oy oranına ulaşırken, Selahattin Demirtaş %15,8, Fatih Erbakan %8,2 ve Ali Babacan %2,0 seviyesine yükseliyor. Erdoğan ile Yavaş arasındaki farkın kararsız dağılımı sonrası %9,8 seviyesinde kalması, muhalefet blokunun ikinci turda birlikte hareket etmesi durumunda dengelerin hızla değişebileceğine işaret ediyor. Erbakan, Babacan ve Demirtaş tabanının stratejik rolü Fatih Erbakan'ın ulaştığı %8,2'lik potansiyel, kendisinin sağ-muhafazakar seçmen içinde ciddi bir alternatif haline geldiğini tescilliyor. Ali Babacan’ın %2,0'lik oy oranıyla birlikte düşünüldüğünde, bu iki ismin tabanının ikinci tur ittifak pazarlıklarında "kilit" bir rol oynayacağı değerlendiriliyor. Diğer yandan Selahattin Demirtaş’ın kararsızlar sonrası elde ettiği %15,8'lik kemik kitle gücü, Kürt ve sol seçmen blokunun gücünü koruduğunu gösterirken, bu kitlenin ikinci tura kalan iki ana aday arasında tercih yaparken seçimin nihai kazananını tayin edecek en stratejik ağırlık merkezi olacağını ortaya koyuyor. Erdoğan-Yavaş eşleşmesinde tamamen bıçak sırtı tablo Araştırmada ikinci tura yönelik iki farklı adayın yarıştığı senaryolar da test edildi. İlk senaryoda Mansur Yavaş ile Recep Tayyip Erdoğan'ın karşı karşıya gelmesi durumunda yarış tamamen bıçak sırtı bir hal alıyor. Bu eşleşmede Yavaş %50,5 ile kıl payı öne geçerken, Erdoğan %49,5'te kalıyor. Yavaş'ın bu orana ulaşması seküler, milliyetçi ve Kürt oylarını konsolide edebildiğini gösterirken; Erdoğan’ın %49,5'lik sadık taban gücü, en ufak bir kampanya hatasında seçimin kaderini anında iktidar lehine çevirebilecek büyük bir potansiyel barındırıyor. Erdoğan-Demirtaş senaryosunda milliyetçi-muhafazakar blok birleşiyor Erdoğan ile Selahattin Demirtaş'ın ikinci tura kaldığı ikinci senaryoda ise tablo kökten değişiyor. Milliyetçi ve muhafazakar blok böyle bir eşleşmede firesiz şekilde Erdoğan'ın arkasında devasa bir güçle birleşiyor. Bunun sonucunda Erdoğan %79,0 oy oranına ulaşırken, Demirtaş %21,0'de kalıyor. HD Stratejik Araştırma, ortaya çıkan bu iki zıt senaryonun muhalefet için sağ-muhafazakar ve milliyetçi seçmenden rahat geçişkenlik sağlayabilecek "kapsayıcı aday" stratejisinin ne kadar hayati olduğunu bilimsel olarak ispatladığını, aksi halde makasın dramatik şekilde açıldığını vurguladı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Ahmet Türk’ten Bahçeli’nin Öcalan çağrısına destek: Barışa katkı sunar Haber

Ahmet Türk’ten Bahçeli’nin Öcalan çağrısına destek: Barışa katkı sunar

Ahmet Türk, Devlet Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’a yönelik “statü” tartışmasını başlatan açıklamalarına destek verdi. Ankara’da konuşan Türk, Öcalan’ın örgütüyle temasının Türkiye açısından barış sürecine katkı sağlayabileceğini ifade etti. “Öcalan’ın örgütüyle temas kurması Türkiye’nin yararınadır” Türk, Bahçeli’nin açıklamasını Öcalan’ın hukuki statüsünün ve İmralı’daki koşullarının yeniden ele alınması olarak değerlendirdi. Öcalan’ın İmralı’dan çıkma beklentisi olmadığını belirten Türk, ancak daha “özgür koşulların” sağlanmasının ve örgütüyle iletişim kurabilmesinin kalıcı barış açısından önemli olacağını dile getirdi. Bu temasın toplumda güven ortamı oluşturabileceğini savundu. “Ahmetler makama” çıkışı önemli ama yeterli değil Bahçeli’nin grup toplantısında dile getirdiği “Ahmetler makama” çağrısının süreç açısından anlamlı olduğunu belirten Türk, bunun tek başına yeterli olmadığını söyledi. Türk, kayyum uygulamalarından vazgeçilmesi ve yargı süreçlerine ilişkin bazı düzenlemelerin yapılması gibi somut adımların atılması gerektiğini ifade etti. “Güven verici adımlar atılmalı” Türk, toplumda güvensizlik oluştuğunu belirterek, kayyum uygulamaları, Selahattin Demirtaş ve Kobani davası gibi başlıklarda atılacak adımların sürece katkı sunabileceğini dile getirdi. Süreç komisyonu raporunun önemli olduğunu ancak belirleyici olanın iktidarın tutumu olduğunu söyledi. Bahçeli ile diyalog sürüyor Türk, Bahçeli ile zaman zaman görüştüklerini ve diyaloğun devam ettiğini açıkladı. Yakın dönemde yapılan bir telefon görüşmesinde Kobani’ye gönderilecek insani yardım tırlarının geçişi için Mürşitpınar Sınır Kapısı’nın açılması talebini de Bahçeli’ye ilettiğini aktardı. Açıklamalar, Türkiye’de Kürt meselesi ve çözüm tartışmalarının yeniden siyaset gündeminin üst sıralarına taşındığı bir dönemde geldi. Sürecin nasıl şekilleneceği ise önümüzdeki dönemde atılacak adımlara bağlı olacak. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Ahmet Özer, Bahçeli görüşmesinin perde arkasını anlattı Haber

Ahmet Özer, Bahçeli görüşmesinin perde arkasını anlattı

Görüşmenin merkezinde “Terörsüz Türkiye” süreci yer aldı “Kent uzlaşısı” davası kapsamında bir süre tutuklu kaldıktan sonra tahliye edilen Ahmet Özer, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile Ankara’da bir araya geldi. Özer, görüşmede “Terörsüz Türkiye” sürecinin kapsamlı biçimde ele alındığını, sürecin hızlanması ve hukuki zeminin güçlendirilmesi konusunda karşılıklı değerlendirmeler yapıldığını aktardı. Bahçeli’nin, barışa ilişkin yasal düzenlemelerin mümkünse yılbaşından önce hayata geçirilmesini istediği belirtildi. Silah yakma eylemi “en anlamlı adım” olarak değerlendirildi Özer’in aktardığına göre Bahçeli, PKK’nın silah yakma eylemini sembolik ve politik açıdan en güçlü adım olarak nitelendirdi. Silahların gömülmesinin geleceğe dönük kuşkular yaratabileceğini, teslim edilmesinin ise yeni gerilimler doğurabileceğini belirten Bahçeli’nin, yakmanın “bir daha silaha dönülmeyeceğinin en net göstergesi” olduğu görüşünü dile getirdiği ifade edildi. İBB soruşturmaları ve yargıya güven konusu da konuşuldu Görüşmede İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik soruşturmaların da gündeme geldiğini söyleyen Özer, davalarda olumlu karar veren hâkimlerin sıkça değiştirilmesinin hukuk devletine olan güveni zedelediğini vurguladığını aktardı. Bahçeli’nin de bu değerlendirmeye katıldığını belirten Özer, yargı süreçlerinin öngörülebilir ve şeffaf olması gerektiği konusunda ortak bir hassasiyet oluştuğunu dile getirdi. Gizli tanık ve itirafçı uygulamalarına mesafe vurgusu yapıldı Özer, Bahçeli’nin gizli tanık ve itirafçı beyanları üzerinden yürütülen yargılamalara temkinli yaklaştığını da aktardı. Bu tür uygulamaların adil yargılanma hakkı bakımından sorunlu olabileceği, MHP kurmayları tarafından da daha önce dile getirilen bir eleştiri olarak görüşmede yeniden ifade edildi. Demirtaş için dikkat çeken çıkış: “Türkiye’nin yararına olur” Görüşmenin en çarpıcı başlığının Selahattin Demirtaş olduğunu belirten Özer, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması gerektiğini vurguladığını söyledi. Özer’in aktardığına göre Bahçeli, Demirtaş’ın bir an önce özgürlüğüne kavuşmasının Türkiye toplumunun yararına olacağını ve barış sürecine katkı sunacağını düşündüğünü açıkça ifade etti. Kürt meselesi ve toplumsal barış vurgusu öne çıktı Özer, Bahçeli’nin kendisinin ve Ahmet Türk’ün geçmişte Kürt meselesinin çözümüne yönelik çalışmalarını bildiğini ve bu katkıların önemine dikkat çektiğini de sözlerine ekledi. Görüşmenin genel çerçevesinin, çatışmasızlık, hukukun üstünlüğü ve Türkiye toplumunda kalıcı barışın tesisi üzerine kurulduğu ifade edildi.

Kürt meselesinde yeni yol haritası: Meclis Komisyonu ‘Barış Yasaları’ için çalışıyor Haber

Kürt meselesinde yeni yol haritası: Meclis Komisyonu ‘Barış Yasaları’ için çalışıyor

Barış yasaları ile silahlar sivil siyasete evrilecek Sürecin henüz başlangıç aşamasında olduğunu belirten Türkdoğan, pozitif barışın inşası için yasal zeminin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Öcalan’ın "Barış Yasaları" kavramının demokratik entegrasyonu işaret ettiğini belirten Türkdoğan, bu yasaların silahlı mücadelenin sona ermesiyle birlikte silahlarını bırakanların sivil ve demokratik yaşama katılımını düzenleyeceğini ifade etti. Türkdoğan, "Dünyadaki örneklerde önce anlaşma sonra silah bırakma gelirken, Sayın Öcalan silah bırakmayı ve PKK’nin feshini öne alarak bir yol açtı. Bu yolun ilerleyebilmesi için hukuki ve siyasi zemin şart" değerlendirmesinde bulundu. Ayrım yapılmadan herkes sürece dahil edilmeli Meclis Komisyonu raporunun en önemli başlığının demokratik entegrasyon olacağını söyleyen Türkdoğan, gerilla güçlerinin geri dönüşü konusunda "eylem yapan-yapmayan" ayrımına gidilmesinin süreci tıkayabileceği uyarısında bulundu. Türkiye’nin ceza yasasında şimdiye kadar böyle bir ayrım gözetilmediğini hatırlatan Türkdoğan, "Silahların imha edildiği ve örgütün kendini feshettiği bir aşamada böyle bir ayrıma gidemezsiniz. Son 50 yılda mağdur olmuş on binlerce insanı kapsayacak bütünlüklü bir düzenleme yapılmalı" dedi. TMK kalkmalı, eşit yurttaşlık anayasaya girmeli Barış yasalarının ardından Terörle Mücadele Kanunu’nun (TMK) kaldırılması ve özel yetkili yargılama usullerinin son bulması gerektiğini belirten Türkdoğan, infaz rejiminin de ayrımcılıktan arındırılması gerektiğini savundu. Sürecin toplumsallaşması için "eşit yurttaşlık" tanımının yapılmasının elzem olduğunu vurgulayan DEM Partili yetkili, "Kürt halkının diğer halklarla eşit olduğunu hissetmesi gerekir. Bunun anayasal güvenceye bağlanması şarttır" ifadelerini kullandı. Kayyumlar gitmeli, siyasi tutuklular serbest kalmalı Yeni bir toplumsal sözleşmeye ihtiyaç duyulduğunun altını çizen Türkdoğan, güven artırıcı adımlar kapsamında Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ gibi siyasi tutukluların serbest bırakılmasının ve kayyum uygulamalarına son verilmesinin büyük bir moral kaynağı olacağını belirtti. Ayrıca "umut hakkı"nın hayata geçirilmesi gerektiğini ve bunun hukuki bir zorunluluk olduğunu hatırlattı. "Bırakın gazeteciler İmralı’ya gitsin" Türkdoğan, sürecin şeffaflığı ve halkın güveninin artırılması için İmralı üzerindeki tecridin kalkması ve gazetecilerin adaya gitmesine izin verilmesi çağrısında bulundu. "Halkın kafasındaki soruların gazeteciler aracılığıyla Sayın Öcalan’a sorulmasının ve onun da cevap vermesinin önünü açın" diyen Türkdoğan, bu adımın sürece olan inancı pekiştireceğini savundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.