SON DAKİKA

#Selahattin Demirtaş

HABER DEĞER - Selahattin Demirtaş haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Selahattin Demirtaş haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ayhan Bilgen: "Demirtaş  AİHM’le tahliye olmak istiyor" Haber

Ayhan Bilgen: "Demirtaş AİHM’le tahliye olmak istiyor"

Röportaj sırasında Ankara Temsilcisi Cüneyt Alphan, kısa süre önce yayımlanan “Türk Tarihinin Kayıp Yılları ve Kürdistan” adlı kitabını da Ayhan Bilgen’e hediye etti. Bilgen; silah bırakma tartışmalarından Öcalan ve Demirtaş’ın rollerine, DEM Parti ve muhalefetin tutumundan anayasa ve referandum gündemine, geçmiş çözüm süreçlerinin neden başarısız olduğundan AİHM ve yüzleşme süreçlerine kadar birçok başlıkta dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Aktif siyaset ve sivil toplum katkısı Aktif siyasetin mevcut durumu hakkındaki soruya yanıt veren Ayhan Bilgen, genel başkanlık görevini devrettiğini ve parti yönetiminin yanı sıra teşkilat çalışmalarının başka bir arkadaş tarafından yürütüldüğünü belirtti. 53 ilde ve yaklaşık 170 ilçede kongre süreçlerinin tamamlandığını ifade eden Bilgen, kendisinin ise dışarıdan katkı sunmaya çalıştığını söyledi: "Ben genel başkanlık görevini bıraktım. Şimdi başka bir arkadaşımız parti yönetimini ve teşkilat çalışmalarını yürütüyor... Daha çok sivil toplum ve medya çalışmaları üzerinden katkı vermeye gayret ediyorum. Doğrudan parti siyaseti içerisinde aktif bir görev üstlenmiş değilim. Bundan sonraki süreçte ne yapacağım konusunda benim açımdan da kesinleşmiş bir tablo yok. Nerede katkı sunabileceğim ortaya çıktıkça elimden geleni yaparım." Kürt meselesinin bölgesel doyutu ve yeni dış dinamikler Kürt meselesinin sadece bir ülkenin iç meselesi olarak ele alınamayacak kadar geniş bir coğrafyaya yayıldığını vurgulayan Bilgen, Kürtlerin dört farklı ülkede yaşadığını, bu ülkelerin karşılıklı ilişkilerinin, bölgesel dengelerin ve uluslararası aktörlerin tutumunun doğrudan etkili olduğunu belirtti. Geçmişteki çözüm sürecinin uluslararası koşulların daha olumlu olduğu bir dönemde başladığını ancak Suriye’deki gelişmelerle birlikte bölgesel şartların değiştiğini hatırlattı. Bugünkü döneme ilişkin dış koşulların daha elverişli olduğunu düşündüğünü belirten Bilgen, sürecin dışarıdan dayatılmadığının altını çizdi: "Ama bugünkü sürecin dışarıdan organize edilmiş bir süreç olduğunu düşünmüyorum. Daha çok Türkiye’nin kendi iç ihtiyaçlarının, bölgesel gelişmelerle birlikte oluşturduğu bir arayış söz konusu. Özellikle güvenlik açısından Türkiye’nin önünde yeni bir tablo var. İsrail’in bölgedeki politikaları, bölgesel ittifaklar ve Türkiye’nin kendi güvenlik ihtiyaçları Kürt meselesini yeniden önemli bir başlık haline getiriyor. Daha çok Türkiye’nin kendi güvenlik ve siyasi ihtiyaçlarından kaynaklanan bir arayış olduğunu düşünüyorum." Devlet içerisindeki bütünlük ve önceki süreçlerden farklar Geçmişteki çözüm süreçlerinin başarısız olmasında devlet içindeki yapının önemli bir rol oynadığını belirten Bilgen, bu kez tablonun farklı olduğunu vurguladı: "Üstelik bu kez önceki süreçlerden farklı bir durum var. Devlet içerisinde daha fazla bütünlük görüyorum. Önceki süreçlerde devletin farklı kurumları arasında ciddi dirençler vardı. Güvenlik bürokrasisiyle siyasi irade arasında da farklı yaklaşımlar bulunabiliyordu. Bugün ise güvenlik bürokrasisinin sürece daha fazla destek verdiği veya en azından sürecin gerekliliği konusunda daha net bir pozisyonda olduğu görülüyor. Bu önemli bir fark. Çünkü geçmişte süreci sadece siyasi irade yürütmeye çalışıyordu ve devletin bazı kesimlerinde ciddi bir direnç vardı." TBMM Komisyon raporları ve eksik bırakılan temel haklar TBMM’deki komisyon raporları ve partilerin hazırladığı metinleri değerlendiren Bilgen, raporda Şeyh Sait’ten Cumhuriyet döneminin kırılmalarına kadar uzanan tarihi bir arka plan bulunduğunu, ancak asıl meselenin yeterince açık konulmadığını ifade etti: "Fakat bana göre asıl mesele yeterince açık biçimde ortaya konulmuyor. Kürt meselesinin temelinde bir halkın kimliğinin, dilinin ve kültürel haklarının tanınmasıyla ilgili sorunlar var. Bunların raporda yeterince kapsamlı şekilde ele alındığını düşünmüyorum. Örneğin anadilde eğitim meselesi, kültürel haklar, özgürlükler ve demokratikleşme boyutu daha kapsamlı tartışılmalıydı. Sadece günü kurtaracak bir çözümle yetinmemek gerekiyor. Kürt meselesini Türkiye’nin genel demokratikleşmesinden ayrı düşünmemek lazım." "Önce silah mı, önce demokrasi mi?" ikilemi Geçmişte yaşanan hataların tekrarlanmaması için iki farklı yaklaşımın çarpıştığını belirten Bilgen, bugünkü stratejinin izlediği yolu şu sözlerle değerlendirdi: "Bir kesim 'Önce demokrasi, sonra silah bırakma' diyor. Diğer yaklaşım ise 'Silah varken demokratikleşmeyi ve insan haklarını konuşmak zor' diyor. Bugünkü süreç daha çok ikinci yaklaşım üzerinden ilerliyor. Yani silahların devreden çıkarılması, silahlı çatışmanın sona erdirilmesi ve ondan sonra demokratikleşme, insan hakları ve özgürlüklerin daha kapsamlı biçimde konuşulması... Silahların tamamen devreden çıkması halinde artık Türkiye’nin demokratikleşmesi, anayasa, yönetim modeli, dil ve eğitim gibi bütün meselelerin demokratik zeminde konuşulmasının önünde daha az engel kalacaktır." Abdullah Öcalan ve Selahattin Demirtaş’ın rolleri Abdullah Öcalan’ın silahlı mücadelenin bir yöntem olarak sürdürülemeyeceği noktasında olduğunu belirten Bilgen, Öcalan ile Selahattin Demirtaş’ın rollerinin kesinlikle birbirinden ayrılması gerektiğini vurguladı: "Öcalan’ın konumu ile Demirtaş’ın konumunu birbirinden ayırmak gerekiyor. Öcalan’ın doğrudan muhataplığı silah bırakma ve silahlı yapının tasfiyesi meselesinde daha belirgin. Demirtaş’ın rolü ise daha çok toplumsal ikna, demokratik siyasetin güçlendirilmesi ve toplumun sürece katılması bakımından değerlendirilebilir. Demirtaş’ın katkısını sadece silah bırakma meselesine indirgememek gerekir. Çünkü Kürt toplumu bir siyasi partiye veya tek bir örgüte indirgenebilecek bir yapı değil." Alphan’ın gündeme getirdiği Demirtaş’ın hukuki süreçleri bağlamında Bilgen, Demirtaş’ın istinaf kararlarını beklemek yerine uluslararası mekanizmalarla, özellikle AİHM eksenli bir demokratik güvenceyle tahliye olmayı hedeflediğini vurguladı. "Kürt sosyolojisi siyasetin çok ilerisinde" Kürt toplumunun coğrafi ve sosyolojik olarak çok büyük bir dönüşüm geçirdiğine dikkat çeken Bilgen, mevcut siyasetin bu yapının gerisinde kaldığını belirtti: "Kürt sosyolojisi siyasetin çok ilerisinde. Siyaset onun gerisinde kalmış durumda. Kürtlerin toplumsal varlığı artık sadece Diyarbakır’la veya bölge illeriyle sınırlı değil. İstanbul’da, İzmir’de, Antalya’da, Ege’de ve Türkiye’nin çok farklı yerlerinde ciddi bir Kürt nüfusu ve toplumsal yapı var. Dolayısıyla Kürt toplumunu sadece silahlı örgüt üzerinden okumak artık mümkün değil. Parlamentoda, belediyelerde ve toplumun farklı alanlarında Kürtlerin siyasi ve sosyal temsili var. Silahların devreden çıkması halinde bu sosyolojinin kendisini daha rahat biçimde siyaset üzerinden ifade etmesinin önü açılabilir." Tarihsel yüzleşme ve travmaların aşılması Sürecin sadece idari ve hukuki adımlarla tamamlanamayacağını, toplumsal yüzleşmenin şart olduğunu belirten Ayhan Bilgen, sözlerini şu vurguyla tamamladı: "Bunu değerlendirirken o dönemin koşullarını göz ardı etmemek gerekir. Bir halkın kendisini yok sayılmış, tanınmamış veya haklarından mahrum bırakılmış hissettiği dönemleri anlamadan silahlı mücadelenin ortaya çıkışını da anlayamazsınız. Ama bugün geldiğimiz noktada silahla ilgili faslı yüzleşmeyle aşmanız gerekiyor. Hem devletin hem örgütün hem de siyasetin geçmişle yüzleşmesi lazım. Bu yüzleşme yeni bir çatışma üretmemeli. Geçmişte yaşanan acıları kabul ederken geleceği geçmişteki çatışmanın içine hapsetmemek gerekiyor. Bütün tarafların kendi sorumluluklarıyla yüzleşebilmesi önemli. Çünkü yeni bir dönem ancak geçmişle hesaplaşmayı yeni bir kavganın nedeni haline getirmeden mümkün olabilir." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Mahkemeden Kılıçdaroğlu davasında ara karar: Yakalama ve zorla getirilme ihtarı Haber

Mahkemeden Kılıçdaroğlu davasında ara karar: Yakalama ve zorla getirilme ihtarı

Mahkeme, 5 celsedir duruşmalara katılmayan Kılıçdaroğlu'nun mazeretini son kez kabul ederek, bir sonraki duruşmaya gelmemesi durumunda hakkında zorla getirilme veya yakalama kararı çıkarılacağını ihtar etti. Kemal Kılıçdaroğlu'nun 2016-2019 yıllarındaki bazı sosyal medya paylaşımları ve konuşmalarında "FETÖ ve PKK terör örgütleri mensuplarını övdüğü" iddiasıyla açılan dava, Ankara 35. Ağır Ceza Mahkemesindeki dosyaların devredilmesi sonrasında Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Duruşmada Kılıçdaroğlu'nu avukatı temsil etti. Birleştirme ve beraat talepleri reddedildi Duruşmada söz alan Kılıçdaroğlu’nun avukatı Uğur Çelik, müvekkilinin siyasi programının yoğunluğu nedeniyle hazır edilemediğini belirterek suç unsurlarının oluşmadığını savundu. Derhal beraat talebinde bulunan avukat, aksi takdirde dosyanın Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki ilgili davayla birleştirilmesini talep etti. Mahkeme Başkanı ise 5 duruşmadır celsenin ertelendiğini hatırlatarak, "Kendisi de uymak zorundadır ve diğer tüm Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları gibi gelmek zorundadır duruşmaya. Bir sonraki celse hazır edilmeli" diyerek birleştirme talebini reddetti. Mahkemeden açık ihtar: Sonraki celse 19 Kasım'da Savcılığın eksik hususların giderilmesini talep etmesinin ardından ara kararını açıklayan mahkeme, Kılıçdaroğlu'nun bir sonraki celse mahkeme huzurunda hazır edilmesine hükmetti. Heyet, aksi takdirde hakkında zorla getirilme ya da ifade almaya yönelik yakalama kararı çıkartılacağını bildirdi. Davanın bir sonraki duruşması 19 Kasım tarihine ertelendi. MHP Genel Başkan Yardımcıları Feti Yıldız, İzzet Ulvi Yönter ve İsmail Faruk Aksu'nun şikayet dilekçesi üzerine hazırlanan iddianamede; Kılıçdaroğlu'nun 2016-2019 yıllarındaki paylaşımlarında terör örgütleri mensuplarını ve PKK propagandasından hüküm giyen Selahattin Demirtaş'ı övdüğü öne sürülüyor. Yürütülen soruşturma sonucunda Kılıçdaroğlu hakkında "zincirleme şekilde suçu ve suçluyu övme" suçundan yargılama talep edilmişti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Gürkan Çakıroğlu: "Demirtaş tek başına hiçbir şey yapamaz" Haber

Gürkan Çakıroğlu: "Demirtaş tek başına hiçbir şey yapamaz"

"Seçimlerde Güvenlik Siyaseti Aşılacak" Hukukçu-yazar Gürkan Çakıroğlu, İlke TV'de yaptığı açıklamalarda Türkiye siyasetinde yeni bir dönemin kapılarının aralandığını ifade etti. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin 22 Ekim'de başlattığı sürecin, ülkenin son 10 yıldır ezbere ilerleyen siyasi denklemini kökten sarstığını vurgulayan Çakıroğlu, "Yeni bir dönemin kapıları açılıyor. Bu öyle bir şey ki Bahçeli'nin 22 Ekim'de başlattığı süreç öyle bir şey ki Türkiye'nin son 10 yılındaki bütün siyasi denklemi bozuyor. Biz 10 yıldır seçimlere her daim neyle gittik? Terör, terör, terör, terör, terör. Yani hukuk yok oldu, ekonomi yok oldu, ekonomik sıkıntılar yok oldu. Bunlar konuşulamadı. Hep güvenlik endişeleriyle gittik. Şimdi ilk defa kimsenin terörize edilemeyeceği ve böylece hukuksuzlukların, adaletsizliklerin ve ekonomik krizin konuşulabileceği bir seçim atmosferine gireceğiz maksimum bir yıl sonra. Bunun yarattığı fırsatın farkında değil misiniz?" iafdelerini kullandı. "İktidar ve Muhalefetin Konfor Alanı Bozuldu" Bu yeni sürecin hem iktidarı hem de muhalefeti konfor alanından çıkardığını savunan Çakıroğlu, iktidarın uzun süredir Kürtler ile HDP veya DEM Parti üzerinden yürüttüğü siyasetin, muhalefetin ise ekstra bir çaba sarf etmeden oyları alabildiği düzenin bozulduğunu kaydetti. Çakıroğlu,"E ama şimdi bu bir yandan da onları konfor alanından çıkartıyor. Çünkü bu zamana kadar iktidar Kürtleri dövüyordu. HDP'yi veya DEM Parti'yi dövüyordu. Onlar da hiçbir şey yapmadan oyları alıyordu. Şimdi bu da bozuldu. Artık bir şeyler yapmanız gerekiyor. Hala daha mecliste gidiyorsun. Partinin neredeyse ekseriyeti meseleye hayır diyor. Bu şekilde yapamazsın ki bir şey. Ama bu sadece Kürt meselesine bakış açını da yansıtmıyor. Hukuka ve demokrasiye bakış açını yansıtıyor senin." dedi. "Demirtaş Büyük, Kürt Hareketi Daha Büyük, Öcalan Hepsinden Büyük" Açıklamalarında en çok dikkat çeken noktalardan biri de liderler ve hareketler dengesi oldu. Selahattin Demirtaş, Kürt siyasal hareketi ve Abdullah Öcalan arasındaki hiyerarşik denkleme dikkat çeken Demirtaş'ın DEM Parti'den büyük olduğunu, bunun tartışmaya kapalı bir konu olduğunu vurgulayan Çakıroğlu, şu ifadeleri kullandı: "Şimdi Demirtaş meselesi önemli. Selahattin Demirtaş DEM parti'den büyük. Bu tartışmaya açık bir konu değil. Lakin Kürt siyasal hareketi de Demirtaş'tan büyük. Öcalan da Kürt siyasal hareketinden büyük. Şimdi o zaman ne olacak? Demirtaş tek başına bir şey yapamaz. Ama Demirtaş olmadan da Türk siyasal hareketi istediği istikamete varamaz. Peki şöyle bir şey formüle edelim. Bu denklemi kurması gereken kişi Abdullah Öcalan. Ve ben Demokratik Cumhuriyet Hareketi ve onun inkilap edeceği Demokratik Cumhuriyet Partisi'nin de bu denklem üzerine oturacağını zamanla düşünüyorum." Demirtaş'a uyarıda bulundu Selahattin Demirtaş'ın süreci ve meseleyi doğru okuması gerektiğinin altını çizen Gürkan Çakıroğlu, sözlerini şöyle tamamladı: "Ama burada meseleyi Demirtaş'ın da doğru okuması gerekiyor. Yani sürekli Türksolunun veya belli başlı merkez haber sitelerinin kendisini sürekli Öcalan'ın karşısına oturtmasına da kayıtsız kalmaması gerekiyor. Çünkü bu yanlış bir denklem ve var olmayan da bir denklem." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Yeni İnfaz Düzenlemesi geliyor: "Genel Af Değil, Reformist Bir Adım" Haber

Yeni İnfaz Düzenlemesi geliyor: "Genel Af Değil, Reformist Bir Adım"

"Cezaevlerindeki Kalabalıklaşma Sorunu İçin Çalışılıyor" Türkiye Basın Federasyonu tarafından düzenlenen Anadolu Sohbetleri programına katılarak gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, cezaevlerindeki yoğunluk ve yeni infaz düzenlemesine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Cezaevlerindeki hükümlü sayısının 440 bini geçtiğine dikkat çeken Uçum, kalabalıklaşma sorununu gidermek amacıyla Adalet Bakanlığı ve kurulun yoğun bir çalışma yürüttüğünü belirterek konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı: "440'ı geçti cezaevlerindeki hükümlü sayısı. Cezaevleri açısından bir kalabalıklaşma sorunumuz var arkadaşlar. Bu kalabalıklaşma sorununu gidermek için Adalet Bakanlığımızın çok yoğun çalışmaları var. Bu Politikalar Kurulumuzla birlikte yaptıkları çalışmalar da var." Terörsüz Türkiye süreciyle bağlantılı özel yasanın başka düzenlemelere emsal teşkil etmemesi gerektiğinin altını çizen Uçum, söz konusu yasadan tamamen bağımsız olarak genel bir infaz hukuku düzenlemesi üzerinde çalışıldığını açıklayarak şunları kaydetti: "Bu kanundan tamamen bağımsız olarak. Bu kanun hiçbir şeye emsal olmasın arkadaşlar. Bu kanun özel bir kanun, kendine özgü bir kanun, asla emsal olabilecek bir kanun değil. Ama genel olarak bir infaz hukuku düzenlemesi üzerinde çalışılıyor. Bu çok önemli." "Mahkumlar İçin Adil, Mağdurlar İçin Tatminkâr Bir Sistem" Düzenlemenin genel af anlamına gelip gelmediği sorulan Uçum, bunun bir infaz hukuku düzenlemesi olduğunu vurgulayarak yeni sistemin temel ilkesini şu sözlerle açıkladı: "İlkemiz şu: Mahkumlar için adil, mağdurlar için tatminkâr bir infaz sistemine geçiyoruz. Ne mağdurları tatmin etmek konusunda bir zararlandırıcı sonuç doğuracak ne de adil infaz sistemini ihlal edecek uygulamalar yapacağız." İnfaz süresi ve parametrelerine ilişkin iyileştirmelerin gündemde olabileceğini belirten Uçum, "Bu genel bir infaz hukuku düzenlemesi. Burada da yine iyileştirmeler olabilir. Sürelerle ilgili olabilir vesaire. Ama buna ilişkin çalışmaları, parametrelerini Adalet Bakanlığımız zaten çok çalıştı, kurullar çok çalışma yaptı. Önümüzdeki dönemde infaz hukukuna ilişkin reformist bakış açısıyla bunu gündeme getireceğiz" dedi. FETÖ ve Diğer Terör Örgütleri İçin İstisnalar Korunacak Yeni infaz düzenlemesinin kapsamına ve terör suçlarını kapsayıp kapsamayacağına değinen Uçum, genel bir düzenleme yapılsa bile bazı istisnaların olacağını ifade etti. Özellikle FETÖ ve diğer terör örgütleri konusundaki devlet hassasiyetlerinin ciddiyetle devam ettiğini vurgulayan Uçum şu değerlendirmelerde bulundu: "Birincisi infaz hukuku düzenlemesi, yani genel düzenleme olsa bile birtakım istisnalar olur değerli arkadaşlar. Özellikle FETÖ ve diğer terör örgütleriyle ilgili devletin hassasiyetleri çok ciddi biçimde devam ediyor. Bu konuda bazı istisnaların korunması beklenir. Suçlar bakımından da istisnalar olabilir. Yani toplumu ciddi biçimde rahatsız eden suçlarla ilgili düzenlemelerde farklı uygulamalar olabilir." Çalışmaların henüz teknik aşamada olduğunu ve somut metin ortaya çıktığında kapsamın daha net tartışılabileceğini belirten Uçum, "Bunlar somut olarak ortaya çıktığında tartışılır. Çünkü bu o kadar teknik, zor ki şu anda bunlara ilişkin somut unsurları ifade etmek çok zor. Ama dediğim gibi FETÖ ve benzeri terör örgütlerine ilişkin istisnalar, kısıtlar konabilir" diye konuştu. Selahattin Demirtaş'ın Durumu ve Sürece Yönelik Değerlendirmeler Selahattin Demirtaş'ın süreçten yararlanıp yararlanamayacağına yönelik soruları da yanıtlayan Uçum, Demirtaş'ın yargılandığı davadan ceza aldığını hatırlatarak, ilgili süreç tamamlandıktan sonra başvuruda bulunmasını engelleyen bir durum olmadığını ifade etti. Uçum konuyla ilgili şunları söyledi: "Şimdi Selahattin Demirtaş sonuçta yargılandığı davadan bir ceza aldı. Cezası infaz edildi. Eğer bu yasayla ilgili Resmi Gazete'de değişme, Meclis Başkanlığı'nın teyidine ilişkin karar ilan edildikten sonra altı aylık süre başladıktan sonra başvurmak isterse başvurmasını sınırlayan bir engel yok. Ama başvuru yaptığında mahkeme dediğim konularda bunun başvurusunu değerlendirecek. Yani örgütsel bakımdan kapsama giriyor mu, kişi bakımından kapsama giriyor mu, suç bakımından kapsama giriyor mu, istisna suçlardan mı değil mi, onlara göre değerlendirecektir. Nihayetinde oradaki kararı ilgili mahkeme verecektir." Demirtaş'ın sürece destek veren açıklamalarını pozitif bir tutum olarak değerlendiren Uçum, buna karşın Milli Güvenlik Kurulu kararlarına yönelik yaklaşımını ise eleştirdi. PKK ile diğer terör örgütlerinin şartlarının niteliksel ve niceliksel açıdan çok farklı olduğunu belirten Uçum, makro ve mikro süreçler arasındaki farka dikkat çekerek devletin koşullara göre farklı yöntemler izleyebileceğini sözlerine ekledi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Selahattin Demirtaş'tan açıklama: "Devletin en üst görevleri neyse hedefim bu" Haber

Selahattin Demirtaş'tan açıklama: "Devletin en üst görevleri neyse hedefim bu"

Ankara Merkezli Siyaset Vurgusu Gelecek Partisi'nden istifa ederek yoluna bağımsız milletvekili olarak devam eden Cemalettin Kani Torun, Edirne Cezaevinde tutuklu bulunan HDP eski Eş Başkanı Selahattin Demirtaş ile gerçekleştirdiği görüşmenin detaylarını paylaştı. T24'ten Cansu Çamlıbel’e verdiği röportajda konuşan Torun, son iki yıl içinde Demirtaş ile üç kez bir araya geldiğini belirtti. Görüşmelerin son derece pozitif bir havada geçtiğini aktaran Torun, Kürt siyasetinin Ankara merkezli bir çizgiye çekilmesi gerektiğini vurguladı. Demirtaş'ın bu konudaki sözlerini aktaran Torun, şu ifadeleri kaydetti: "Ben Ankara'da görev almak istiyorum, devletin en üst görevleri neyse benim hedefim bu artık... Kürt siyaseti artık Ankara'nın bir parçası haline gelmeli. Eğer bu çorbada benim de tuzum olacaksa elbette ki o zaman destek olurum ya da bir parçası olurum." Torun, "Selahattin Demirtaş'la son 2 yıl içinde 3 kere görüştüm. Süreçle ilgili konuştuk. Onun sözünü aktarayım; 'Ben Ankara'da görev almak istiyorum. Ankara'da devletin üst görevleri nelerse benim hedefim bu artık' dedi. Bizim sohbetimizde Kürt siyasetinin gözünü Ankara'ya dikmesinin olumlu bir şey olduğunu ve bunun teşvik edilmesi gerektiğini söyledi. 'Kürt siyaseti artık Ankara'nın bir parçası haline gelmeli. Eğer bu çorbada benim de tuzum olacaksa elbette ki o zaman destek olurum ya da bir parçası olurum' ifadelerini kullandı." dedi. Adaylık Tartışmaları ve DEM Parti Mesajı Demirtaş'ın olası bir cumhurbaşkanlığı adaylığına ilişkin doğrudan bir konuşma gerçekleştirmediklerini ifade eden Kani Torun, Demirtaş'ın toplumsal meşruiyetine dikkat çekti. Abdullah Öcalan’ın "Demokratik Cumhuriyet" olarak tarif ettiği vizyonu Türkiye toplumuna en iyi aktarabilecek figürün Selahattin Demirtaş olduğunu dile getiren Torun, kendisinin bu temsiliyete sahip olduğunu vurguladı. Öte yandan, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi'nden (DEM Parti) gelebilecek olası bir davet ve entegrasyon sürecine de değinen Torun, Kürtlerin devlete entegrasyon sürecine katkı sunabilecek her türlü adıma açık olduğunu belirterek konuya yeşil ışık yaktı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

'Çerçeve yasa' imzası sonrası Bahçeli'den Demirtaş açıklaması: "İyi bir hukukumuz var, düzenli görüşürüz" Haber

'Çerçeve yasa' imzası sonrası Bahçeli'den Demirtaş açıklaması: "İyi bir hukukumuz var, düzenli görüşürüz"

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında hazırlanan çerçeve yasa teklifine ilk imzayı atmasının ardından Millet Haber Ajansı Genel Yayın Yönetmeni Sinan Burhan'a değerlendirmelerde bulundu. Sürecin bir devlet projesi olduğunu vurgulayan Bahçeli, atılan adımların bölgesel huzuru hedeflediğini kaydetti. "Bin yıllık kardeşliğimiz tescillenmiştir" İki yıl önce Meclis'te başlattığı sürecin ardından yasa teklifine imza atmasının tarihsel bir önem taşıdığını belirten Bahçeli, atılan adımın küresel projeleri boşa çıkardığını ifade etti. Bahçeli, duygularını "Attığımız bu imza hayırlı ve uğurlu olsun. Bu imzayla bin yıllık kardeşliğimiz bir kez daha tescillenmiştir. Türk’üyle, Kürt’üyle, dili ve kimliği ne olursa olsun herkes kazanmıştır. 86 milyon vatandaşımız ve Orta Doğu halkları kazanmıştır. Aynı zamanda küresel projelerin bozulmasının ilk adımı da atılmıştır" sözleriyle dile getirdi. Sürecin yürütülüş biçimine ilişkin de konuşan MHP lideri, Cumhurbaşkanı ve Meclis Başkanı'nın çalışmalarına destek verdiklerini belirterek, "Bu proje bir devlet projesidir. Meclisimiz bu konuyla ilgili gerekli inisiyatifi almıştır. Devletimiz gerekli çalışmaları yürütüyor. Sayın Cumhurbaşkanımız süreci yakından takip ediyor, Sayın Meclis Başkanımız da konuya vaziyet ediyor. Onların yürüttüğü çalışmaların önüne geçmek doğru değildir" dedi. Demirtaş ile düzenli Ttmas açıklaması Röportajın en çarpıcı kısımlarından biri, Selahattin Demirtaş'a ilişkin yöneltilen soruya verilen yanıt oldu. Demirtaş'ı cezaevinde ziyaret etmediğini ancak avukatları aracılığıyla diyalog kurduğunu söyleyen Bahçeli, şu ifadeleri kullandı: "Selahattin Demirtaş’ı ziyaret etmedim. Ancak avukatları vasıtasıyla düzenli olarak görüşür, halini hatırını sorarım. O da bana selamlarını iletir. İyi bir hukukumuz var. Ayrıca kendisinin herhangi bir talebi veya isteği olup olmadığını da sorarım. Demirtaş’la Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde birlikte çalıştık." "Türkiye huzur bulmalıdır" Geçmişte kamuoyunda geniş yankı uyandıran "Selahattin Demirtaş evine dönsün" çağrısını yinelen Bahçeli, sözlerinin arkasında durduğunu belirtti. Hedeflerinin ülkenin ve bölgenin huzura kavuşması olduğunun altını çizen Bahçeli, açıklamasını "Ben yine aynı şeyi söylüyorum. Selahattin Demirtaş evine, Ahmetler görevine, Öcalan umut hakkına kavuşmalıdır. Türkiye huzur bulmalıdır" diyerek tamamladı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

DEM Parti Eş Genel Başkanı'ndan çerçeve yasa çağrısı: "Demokratikleşme süreci başlamalıdır" Haber

DEM Parti Eş Genel Başkanı'ndan çerçeve yasa çağrısı: "Demokratikleşme süreci başlamalıdır"

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Meclis'te düzenlenen grup toplantısında iç politika, bölgesel gelişmeler ve devam eden siyasi sulh arayışlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Suruç Katliamı'nda hayatını kaybedenleri anarak konuşmasına başlayan Bakırhan, adaletin sağlanana kadar konunun takipçisi olacaklarını vurguladı. "İran öfkesini Kürtlerden çıkarmaya çalışıyor" Orta Doğu'daki çatışmalara değinen Bakırhan, İran'ın ABD ve İsrail saldırılarına karşı Kürt coğrafyasını hedef aldığını savundu. Federal Kürdistan Bölgesi'ne yönelik saldırıları kınayan Bakırhan, "İran bu saldırılara karşı güçlü tepki verme yerine Kürt halkına saldırarak ABD'ye cevap veriyor. Kürtler ne İran'a ne başka bir ülkeye düşman değil. Kürtler demokratik, siyasi toplumsal haklarını istiyor" dedi. "Mutfak yangını sulh arayışlarına zarar veriyor" Türkiye'deki ekonomik krizin derinleştiğine dikkat çeken Bakırhan, açlık sınırının 36 bin liraya, yoksulluk sınırının ise 117 bin liraya ulaştığını belirtti. Milyonlarca emekli ve emekçinin düşük ücretlerle geçinmeye çalıştığını ifade eden Bakırhan, "Orta Doğu yangın yeriyken, Türkiye'de siyasi sulh arayışları devam ediyor. Ama bu sulh arayışlarına zarar verecek şekilde bir mutfak yangını var. Aç karna barışı konuşmak zor. İktisadi barış ve sosyal adalet, siyasi barışın tacıdır" diye konuştu. Çatışmasızlık döneminde harcanmayan kaynakların emeklilere ve çalışanlara aktarılması gerektiğini söyleyen Bakırhan, "İki yıldır bu çatışmaya harcanmayan kaynağı emeklilere verelim, asgari ücrete verelim. Hem emekli kazansın, hem barış umudu büyüsün" ifadelerini kullandı. "Kalkış noktası çerçeve yasadır" Türkiye'nin Kürt meselesinin çözümünde tarihsel bir eşikte olduğunu belirten Bakırhan, "Demokratik Türkiye'nin inşası için kalkış noktası çerçeve yasadır. Çerçeve yasa bir bitiş değil, esaslı bir başlangıçtır" dedi. İmralı heyetinin dün PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüştüğünü hatırlatan Bakırhan, Öcalan'ın sürecin ilerlemesi için radikal adımlar attığını ancak siyasi ve hukuki düzenlemelerde gecikmeler yaşandığını savundu. Öcalan'ın özgür çalışma ve iletişim koşullarının sağlanması gerektiğini dile getiren Bakırhan, "Sayın Öcalan'ın statüsü artık düzenlenmelidir. Çerçeve yasa silahsızlanma süreci için mekanizmalar içermelidir" çağrısında bulundu. Yargı vurgusu yaptı Nusaybin-Kamışlı ile Türkiye-Ermenistan sınır kapılarının açılmasının bölgesel istikrara katkı sunacağını belirten Bakırhan, Barış Akademisyenleri, KHK'lılar ile Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş dahil tüm siyasi tutsakların haklarına kavuşması gerektiğini kaydetti. Konuşmasının sonunda TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ile bugün bir görüşme gerçekleştireceklerini bildiren Bakırhan, Kurtulmuş'un çerçeve yasanın çıkarılmasında olumlu bir rol üstleneceğine inandıklarını sözlerine ekledi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.