SON DAKİKA

#Sinema

HABER DEĞER - Sinema haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sinema haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Hak ettiği değeri görememiş 5 film Haber

Hak ettiği değeri görememiş 5 film

Wristcutters: A Love Story (2006) Goran Dukic’in yönettiği film, Etgar Keret’in kısa öyküsünden uyarlanmış sıra dışı bir kara mizah hikâyesi sunuyor. İntihar edenlerin gittiği kasvetli bir arafta geçen anlatı, kayıp, pişmanlık ve umut kavramlarını tuhaf bir yol filmi üzerinden ele alıyor. Eski sevgilisini bulmak için yola çıkan Zia’nın hikâyesi, absürt mizah ile varoluşsal sorgulamayı aynı anda taşımasıyla akılda kalıyor. Perfetti Sconosciuti (2016) Paolo Genovese’nin yönettiği film, basit bir oyun üzerinden ilişkilerin kırılganlığını açığa çıkarıyor. Bir akşam yemeğinde herkes telefonunu ortaya koymayı kabul ettiğinde, sırlar hızla görünür hale geliyor. Modern ilişkilerde mahremiyet, sadakat ve dijital hayatın etkisini çarpıcı bir gerçekçilikle anlatan film, minimal mekânına rağmen yüksek gerilim kurmayı başarıyor. The Sunset Limited (2011) Tommy Lee Jones ve Samuel L. Jackson’ın iki karakter üzerinden yürüttüğü diyalog, sinemada nadir görülen bir felsefi tartışmaya dönüşüyor. Hayatın anlamı, inanç, umutsuzluk ve varoluş üzerine kurulu film neredeyse tamamen konuşmalardan oluşmasına rağmen güçlü oyunculuklarıyla izleyiciyi içine çekiyor. Minimal anlatımıyla büyük sorular soran bir yapım. The Last Seduction (1994) Neo-noir türünün en güçlü örneklerinden biri sayılan film, manipülasyon ve güç ilişkileri üzerine kurulu karanlık bir gerilim sunuyor. Linda Fiorentino’nun performansı filmi sürüklerken, hikâye klasik suç anlatısını ters yüz ediyor. Karakter merkezli ilerleyen yapı, seyirciyi sürekli etik sınırları sorgulamaya itiyor. In Bruges (2008) Martin McDonagh’ın kara mizah ile suç hikâyesini birleştirdiği film, iki tetikçinin Bruges’te geçirdiği bekleme sürecini anlatıyor. Mizah ile suçluluk duygusu arasında gidip gelen anlatı, affedilme, hata ve insanlık üzerine güçlü bir atmosfer kuruyor. Şehir mekânının karakter gibi kullanılması filmi özel kılan unsurlardan biri. Bu beş film, gişe başarılarından bağımsız olarak sinemanın anlatı gücünü hatırlatan yapımlar arasında yer alıyor. Büyük hikâyeler bazen küçük ölçekli filmlerde saklı olabiliyor. Eğer farklı bir sinema deneyimi arıyorsanız, bu liste yeni favorilerinizi bulmanız için iyi bir başlangıç olabilir. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Vizyonda bu hafta: Komediden korkuya 8 yeni film seyirciyle buluştu Haber

Vizyonda bu hafta: Komediden korkuya 8 yeni film seyirciyle buluştu

Sinema salonlarında bu hafta komediden drama, aksiyondan animasyona geniş bir yelpazede sekiz yeni film vizyona girdi. Uluslararası yapımların yanı sıra yerli korku ve gerilim filmlerinin de yer aldığı haftada, göç, aile, kimlik ve hayatta kalma temaları öne çıktı. Göç ve vicdan hikâyesi: “Ben Bir Yabancıydım” Brandt Andersen’in yönettiği “Ben Bir Yabancıydım”, Akdeniz’de yolları kesişen dört yabancının hikâyesi üzerinden savaş, göç ve merhamet temalarını ele alıyor. Suriyeli bir doktorun küçük kızıyla Halep’ten kaçışıyla başlayan film, vicdan ve sorumluluk arasındaki çatışmayı dramatik bir anlatımla beyaz perdeye taşıyor. Orta yaş krizi ve kimlik arayışı perdeye taşınıyor Bradley Cooper imzalı “Sesim Geliyor Mu?”, boşanma sürecindeki bir adamın New York komedi sahnesinde yeni bir anlam arayışını konu alıyor. Dram ve komediyi bir araya getiren yapım, ortak ebeveynlik ve bireysel dönüşüm üzerine odaklanıyor. Aksiyon ve gerilimde hayatta kalma mücadelesi Ric Roman Waugh’un yönettiği “Sığınak”, İskoçya’da ıssız bir adada yaşayan eski bir askerin bir kızı kurtarmasıyla değişen hayatını anlatıyor. Aksiyon ve gerilim unsurlarını bir araya getiren film, geçmiş travmalar ve koruma içgüdüsü ekseninde ilerliyor. Biyografi ve sanat: Chopin’in Paris yılları “Chopin, Chopin!” ünlü besteci Frederic Chopin’in hastalıklarla mücadele ederken müziğinde yarattığı dönüşümü ve Paris sosyetesindeki var olma çabasını ele alıyor. Film, izleyiciyi 19. yüzyılın kültürel atmosferine götürüyor. Sağlık emekçilerinin görünmeyen yükü “Gece Vardiyası”, personel eksikliği yaşayan bir acil serviste çalışan bir hemşirenin tükenmişlik sürecini merkezine alıyor. Yapım, sağlık sektöründeki yoğun tempo ve sistemsel baskıları gerçekçi bir dille aktarıyor. Yerli yapımlarda gerilim ve korku öne çıktı Can Evrenol’un yönettiği “Cam Sehpa”, sıradan bir evlilik hikâyesinden yola çıkarak beklenmedik bir trajediye uzanan gerilimli bir anlatı kuruyor. Bülent Terzioğlu imzalı “Muamma: Cenin-i Cin” ise paranormal olaylar üzerinden aile içi sırları ve inanç çatışmalarını işliyor. Animasyonda epik bir intikam hikâyesi Mamoru Hosoda’nın yönettiği “Scarlet”, babasının intikamını almak isteyen bir prensesin öte dünyada çıktığı yolculuğu anlatıyor. Film, nefret ve merhamet arasındaki dengeyi fantastik bir anlatıyla ele alıyor. Bu hafta vizyona giren yapımlar, farklı türleri ve temalarıyla sinema salonlarında geniş bir izleyici kitlesine hitap ederken, hem uluslararası hem yerli sinemanın çeşitliliğini bir kez daha ortaya koyuyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Hızlı ve Öfkeli 11 geliyor! Vizyon tarihi belli oldu, seriye duygusal veda hazırlanıyor Haber

Hızlı ve Öfkeli 11 geliyor! Vizyon tarihi belli oldu, seriye duygusal veda hazırlanıyor

Sinema tarihinin en popüler aksiyon serilerinden biri olan Hızlı ve Öfkeli’nin yeni filmi için geri sayım başladı. UIP Türkiye’nin duyurusuna göre serinin 11. halkası 17 Mart 2028’de vizyona girecek. “Fast Forever” adıyla duyurulan film, aynı zamanda serinin finali olarak görülüyor. Seri tarihinin en uzun arası 2023’te gösterime giren “Fast X” ile yeni film arasındaki beş yıllık bekleme süresi, serinin bugüne kadarki en uzun ara dönemi olacak. Yapımın yönetmen koltuğunda ise bir önceki filmde de görev alan Louis Leterrier yer alacak. Köklere dönüş mesajı Serinin başrol oyuncusu Vin Diesel, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda hem serinin mirasına hem de geçmişine vurgu yaptı. Paul Walker ile çekilmiş nostaljik bir kare paylaşan Diesel, filmin adına da gönderme yaparak “Bir miras sonsuza kadar sürer” ifadelerini kullandı. Los Angeles sokaklarına dönüş ve duygusal final İlk bilgilere göre film, hikâyeyi başladığı yere, Los Angeles’ın sokak yarışı kültürüne geri götürecek. Ayrıca Paul Walker’ın hayat verdiği Brian O’Conner karakterinin gelişmiş CGI ve yapay zeka teknolojileriyle hikâyede önemli bir rol üstlenmesi ve Dom Toretto ile son kez buluşması bekleniyor. Bu detay, hayranlar için seriye duygusal bir kapanışın habercisi olarak değerlendiriliyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

2026 Oscar adayları açıklandı: “Günahkârlar” 16 adaylıkla tarihe geçti Haber

2026 Oscar adayları açıklandı: “Günahkârlar” 16 adaylıkla tarihe geçti

Sinema dünyasının en prestijli ödülleri olan Akademi Ödülleri’nin 98’incisi için adaylar duyuruldu. Günahkârlar, En İyi Film, En İyi Yönetmen ve En İyi Erkek Oyuncu dahil 16 dalda aday gösterilerek Akademi tarihine geçti. Daha önce “All About Eve”, “Titanic” ve “La La Land” 14 adaylıkla rekoru paylaşıyordu. Warner Bros. ödül sezonuna damga vurdu “Günahkârlar”ın hemen ardından, One Battle After Another 13 adaylıkla geldi. İki film birlikte Warner Bros.’a toplam 29 adaylık kazandırdı. Bu performans, stüdyonun 102 yıllık tarihindeki en yüksek Oscar adaylığı olarak kayda geçti. Netflix ve uluslararası yapımlar öne çıktı Netflix cephesinde Frankenstein dokuz adaylıkla dikkat çekti. Aynı sayıda adaylık alan Marty Supreme ve Manevi Değer (Sentimental Value), uluslararası sinemanın gücünü bir kez daha ortaya koydu. Özellikle Joachim Trier’in aile draması Manevi Değer, Avrupa’nın bu yılki en güçlü Oscar umudu olarak gösteriliyor. Oyunculuk yarışları nefes kesecek En İyi Erkek Oyuncu kategorisinde Timothée Chalamet (Marty Supreme) ile Leonardo DiCaprio (One Battle After Another) arasında çekişmeli bir yarış bekleniyor. Kadın oyuncu dalında ise Jessie Buckley, Rose Byrne, Emma Stone ve Renate Reinsve öne çıkan isimler arasında. Yeni kategori: En İyi Oyuncu Seçimi Bu yıl ilk kez verilen En İyi Oyuncu Seçimi ödülü, Akademi’nin dikkat çeken yeniliklerinden biri oldu. Bir sonraki yeni kategori ise 2028’de eklenecek En İyi Dublör Tasarımı olacak. Tören tarihi Akademi Ödülleri, sunuculuğunu yeniden Conan O’Brien’ın üstleneceği törenle 15 Mart 2026 Pazar günü Los Angeles’taki Dolby Theatre’da sahiplerini bulacak. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Sinemada bugün büyük vizyon günü: 8 yeni film perde açtı! Haber

Sinemada bugün büyük vizyon günü: 8 yeni film perde açtı!

Sekiz yeni film gösterimde 21 Kasım itibarıyla sinema salonlarında 8 yeni film vizyona girdi. İşte bu haftanın öne çıkan yapımları ve kısa konuları: 1. Ölüme Koşan Adam: Distopik Hayatta Kalma Yarışı Stephen King’in romanından uyarlanan film, distopik ABD’de borçlarını kapatmak için 30 gün boyunca katillerden kaçmak zorunda kalan bir adamın ölüm kalım savaşını anlatıyor. 2. Wicked: İyilik Uğruna – Oz’un Karanlık Sırrı Oz diyarının kaos içinde olduğu dönemde, şeytanlaştırılmış bir cadı ile iyiliğin sembolü olan eski dostu, geçmişle yüzleşmek zorunda kalıyor. 3. Cin Mezarı: Sessiz Köyde Karanlık Bir Lanet Şehirden uzak bir köy evine yerleşen Yusuf ve annesinin yeni hayat hayali, evin taşıdığı karanlık sırlarla kâbusa dönüşüyor. 4. Oğul: İnanç ve Şeytan Arasında Sarsıcı Bir Hikâye Roma dönemi Mısır’ındaki bir aile, genç İsa’yı etkisi altına alan doğaüstü bir gücün hedefi hâline geliyor. Aile, çocuklarının “şeytani” bir güce çekildiğini fark ettikçe ruhani bir savaş başlıyor. 5. Keeper: Issız Kulübede Karanlık Bir Misafir Yıldönümlerini kutlamak için kulübeye giden bir çift, gecenin ilerleyen saatlerinde karanlık bir varlıkla yüzleşmek zorunda kalıyor. 6. Senden Geriye Kalan: Bir Annenin Acılı Yolculuğu Batı Şeria’da bir protestoya katılan oğlunun geçmişine dönen bir annenin hikâyesi, direniş ve umudu iç içe anlatıyor. 7. Bir Şair: Gölgelerde Kaybolan Bir Hayat Şiire takıntılı olan Oscar Restrepo, tanıştığı genç Yurlady’nin yeteneğini keşfeder; ancak onu şairler dünyasına sürüklemek, ikisi için de geri dönüşü olmayan bir yola dönüşür. 8. Yeni Şafak Solarken: Hastalık Sonrası Dağılmış Bir Zihin Hastalığı nedeniyle hayatı altüst olan Akın, iyileşme sürecinde İstanbul’un dini mekânlarına yönelir. Ancak bu ruhani arayış, zihninde rahatsız edici bir gerçekliğin kapısını aralar.

Boğaziçi Film Festivali'nde Altın Yunuslar sahiplerini buldu Haber

Boğaziçi Film Festivali'nde Altın Yunuslar sahiplerini buldu

13. Boğaziçi Film Festivali’nin en iyileri; Parçalı Yıllar ve Tavşan İmparatorluğu oldu. Parçalı Yıllar; En İyi Film ve En İyi Senaryo ödüllerini kazanırken Tavşan İmparatorluğu da En İyi Yönetmen, En İyi Görüntü Yönetmeni ve FİYAB En İyi Yapımcı ödüllerinin sahibi oldu. 13. Boğaziçi Film Festivali, bir haftalık maratonun ardından Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) Merve Aydın’ın sunduğu ödül töreniyle sona erdi. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’nün desteğiyle Boğaziçi Kültür Sanat Vakfı tarafından düzenlenen festivalde bu yıl Altın Yunus ödüllerini; “Parçalı Yıllar” ve “Tavşan İmparatorluğu” paylaştı. Gecede konukları selamlayan, Boğaziçi Film Festivali Artistik Direktörü Enes Erbay, “Bu yıl beni en çok etkileyen şey; Türk sinema sektörünün, tüm farklılıklarına rağmen, aslında ne kadar güçlü bir potansiyele sahip olduğunu görmekti. Bizim işimiz yalnızca filmleri seçmek değil sektörü bir araya getirecek bir zemin oluşturmak. Çünkü ancak birbirimizi destekleyerek, birlikte üretmenin yollarını bularak ve aramızdaki görünmez duvarları kaldırarak Türk sinemasını büyütebiliriz.” diye konuştu. Erbay; sözlerini şöyle sürdürdü: “Bunun için önümüzdeki yıldan itibaren Bosphorus Film Lab’i yeniden hayata geçiriyoruz. Bosphorus Film Lab hem projelerin üretim süreçlerini destekleyecek hem de uluslararası ortaklıkların önünü açacak güçlü bir platform olarak geri dönecek. Bununla birlikte genç sinemacıların yaratım süreçlerine nefes aldıracak, ülkemizin ruhuyla beslenen yeni bir yaratıcı geliştirme programının da hazırlıklarını yapıyoruz. Bu yıl, geçtiğimiz seneye kıyasla izleyici sayımızın yüzde 30 artması hem festivalin büyüyen etkisinin hem de sinemaya duyduğunuz sevginin en güçlü göstergesi oldu. Bugün burada hep birlikte kurduğumuz birlik duygusunun, yarın katlanarak büyümesini diliyorum.” Gecede Ulusal Uzun Metraj, Uluslararası Uzun Metraj, Ulusal Belgesel ve Ulusal Kısa Metraj kategorilerindeki ödüller sahiplerini buldu. Başkanlığını, yönetmen Aydın Sayman’ın üstlendiği; oyuncu Hande Doğandemir, senarist Tufan Bora, yapımcı İris Tahhuşoğlu ve görüntü yönetmeni Ege Ellidokuzoğlu’ndan oluşan Ulusal Uzun Metraj Jürisi; Hasan Tolga Pulat’ın yönettiği “Parçalı Yıllar”ı En İyi Film seçti. Ödülü; filmin yapımcıları Tayfun Burus ve Tuncay Kaymaz’la birlikte, Boğaziçi Film Festivali Başkanı Ogün Şanlıer’den alan Pulat, şöyle konuştu: “Bizim için çok iyi bir süreçti; festivale ve jüri üyelerine çok teşekkür ederiz. Kostüm tasarımcımız ve aynı zamanda kız arkadaşım olan Tuba’ya ve aileme teşekkür ederim. Türk sinemasının, anlatılmamış bir dönemine bakmaya, bunu yaparken bağımsız kalmaya çalıştık. Yıllar içinde bu projeyi çok kez yapma imkânı oldu ama sömürüye, çarpıtmaya çok açık olduğu için bağımsız kalmayı tercih ettim hep. Bu konuda yıllar sonra bana inanan Tayfun Burus ve Tuncay Kaymaz’a gerçekten teşekkür ederim. Umarım bundan sonra Türk sinemasının parçalı yıllar olarak anılan dönemi daha fazla konuşulur. Bugünkü Türkiye’yi anlamak için o dönemi anlamak gerekiyor.” Jüri; En İyi Senaryo Ödülü’ne de “Parçalı Yıllar” ile Hasan Tolga Pulat’ı layık gördü. Jüri üyesi Tufan Bora’dan ödülünü alan Pulat; duygularını şu sözlerle paylaştı: “20 yıldır dönüyordu bu hikâye kafamın içinde, sonunda bu hikâyeyle vedalaşabildim. Bu bir dönem filmi, fazla konuşulmak istenmeyen bir dönem. Bir cesaretle o döneme girmek istedik, bunu yaparken de bağımsız kalmak istedik, hak ettiği gibi anlatmak istedik. Ve bu süreçte çok değerli ekip arkadaşlarıyla çalıştık. 10 gün gibi kısa bir sürede hızla çekmek zorundaydık, bu yüzden ekibimizdeki çok yetenekli insanların önemi daha da fazlaydı. Başta Yetkin Dikinciler olmak üzere şahane bir oyuncu kadrosuyla çalıştık; ki o olmasa hikâye bu kadar gerçekçi olmazdı sanırım. Ayrıca beraber çalışmaktan onur duyduğum Levent Özdilek, İlkim Tüfekçi ve bütün oyuncular, filmi gerçekten inanılır kıldı. Hepsine çok teşekkür ederim.” 13. Boğaziçi Film Festivali’nde Ulusal Uzun Metraj En İyi Yönetmen Ödülü ise “Tavşan İmparatorluğu” ile Seyfettin Tokmak’ın oldu. Ödülü, jüri başkanı Aydın Sayman’dan alanTokmak; “Film yapmanın ne kadar zor olduğunu bence salondaki birçok insan yakînen biliyor. Ama yönetmenin en kritik meselesi; öncelikle ekibini inandırması. Ben, ekibimi, bu zorlu şartlarda yani hayvanlarla, küçük çocuklarla, kışın ortasında, Elazığ’da film yapmaya inandırdım. Onlara bu emekleri için çok teşekkür ederim. Bu ödülü, yakın zamanda kaybettiğimiz, çok değerli Foley sanatçımız Murat Şenürkmez adına alıyorum.” dedi. Film yapımının büyük bir endüstri olduğunu hatırlatan Tokmak; sözlerini şöyle tamamladı: “12 Punto’da çok şey öğrendim, senaryo doktorlarıyla çalıştım. Yurt dışında da pek çok yeri gezdikten sonra sinemacı yetiştirme anlamında, filmleri uluslararası zeminde en doğru yere taşıma anlamında tüm 12 Punto ekibine teşekkür etmem gerekiyor.” Ulusal Uzun Metraj En İyi Görüntü Yönetimi Ödülü de Claudia Becerril Bulos’un çalışmasıyla “Tavşan İmparatorluğu”na gitti. Bulos adına ödülü, filmin yardımcı yönetmeni Serap Aydoğan alırken yönetmen Seyfettin Tokmak da teşekkürlerini şöyle dile getirdi: “Onun için ne söylesem azdır; sonsuz teşekkürler içindeyim. Onunla birlikte filmin yaratımında katkısı olan 12 Punto ekibine, TRT Sinema ekibine, Kültür Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’ne ve ortak yapımcılarıma çok teşekkür ediyorum.” “Tavşan İmparatorluğu”; yönetmenler Hakan Kerim Karademir, Belkıs Bayrak ve Cafer Özgül’den oluşan FİYAB Jürisi’nce verilen En İyi Yapımcı ödülünün de sahibi oldu. Koçak, teşekkür konuşmasında “Aslında yapımcı olmak isteyen biri değilim, mecburiyetten yapımcı olmuş biriyim. Birçok insanın desteğiyle bu işi yapabildim.” dedi. Festivalin Ulusal Uzun Metraj Yarışması’nda “Kanto” filmindeki performansıyla Didem İnselel, En İyi Kadın Oyuncu seçildi. İnselel’in ödülünü, filmdeki rol arkadaşı, usta oyuncu Yıldız Kültür aldı. En İyi Erkek Oyuncu Ödülü ise “Bir Adam Yaratmak” filmindeki rolüyle Engin Altan Düzyatan’ın oldu. Oyuncu, ödülünü; “Bu kadar değerli aday arasından jürinin, beni layık görmesi çok gurur verici.” diyerek aldı. Düzyatan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Oyunculuk her ne kadar yalnız ve bireysel bir meslek gibi görünse de çok büyük bir bütünün parçası. Ve bir başarı gösterdiğinizde aslında tek başınıza göstermiş olmuyorsunuz. Müthiş bir ekiple çalıştım; benim daha iyi oynamam için ellerinden geleni yaptılar. Her birine tek tek teşekkür ediyorum. Ve film süresince bana katlandığı için eşime çok teşekkürler.” Ulusal Uzun Metraj En İyi Kurgu Ödülü’nün sahibi ise “Kesilmiş Bir Ağaç Gibi” filmiyle Naim Kanat oldu. Ödülü, Boğaziçi Film Festivali programcısı Elif Bulut Kahraman’dan alan Kanat; tüm film ekibine teşekkür etti. Uluslararası Jürinin favorileri; “DJ Ahmet” ve “The Love That Remains” oldu Oyuncu Kani Kusruti, yönetmen Reinaldo Marcus Green, festival programcısı Angela Prudenzi, yapımcı Nataliya Libet ve yönetmen Senad Şahmanoviç’ten oluşan Uluslararası Uzun Metraj Yarışma Jürisi; Hasan Hadi’nin yönettiği “The Presidents’ Cake”i, En İyi Film seçti. Hadi adına ödülü; Jüri Başkanı Reinaldo Marcus Green’den alan, kostüm tasarımcısı Tamara Abdulrahman Bahjatnour; “Bu harika bir an. Teşekkürler ve diğer adaylara da tebrikler.” dedi. Uluslararası kategoride En İyi Yönetmense “The Love That Remains” ile Hlynur Palmason oldu. Palmason’un ödülünü, jüri üyesi Angela Prudenzi’den, ses tasarımcısı Björn Viktorsson aldı. En İyi Kadın Oyuncu ödülü de yine “The Love That Remains” filmindeki rolüyle Saga Gardarsdottir’in oldu. Geceye bir video mesajıyla katılan Gardarsdottir; şunları söyledi: “Az önce bu güzel habere uyandım. Karanlık ve soğuk Reykjavik’teyim. Sizinle sıcak ve güneşli İstanbul’da olmayı çok isterdim. Herkese çok teşekkür ederim. Bu film, ailelere bir aşk mektubu; yaramaz çocuklara ve kafası karışık yetişkinlere. Bu benim ilk oyunculuk ödülüm; çok etkilendim, kalpten teşekkür ederim.” dedi. Georgi M. Unkovski’nin yönetttiği “DJ Ahmet” filmiyse geceden hem Jüri Özel Ödülü hem de En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’yle ayrıldı. En İyi Erkek Oyuncu seçilen Arif Jakup; ödülünü, jüri üyesi Senad Şahmanoviç’ten alırken heyecanını; “Hiç beklemiyordum ama beni layık gördüğünüz için teşekür ederim; ne söyleyeceğimi bilemiyorum.” sözleriyle paylaştı. Jüri Özel Ödülü ise Angela Prudenzi tarafından filmin oyuncularından Atila Klinche’e sunuldu. En İyi Belgesel; “Kavak Ağacının Gölgesinde” Yapımcı Ringaile Lescinskiene, yönetmen Miriam Karlsın ve akademisyen Sefa Karataş’tan oluşan Ulusal Belgesel Yarışma Jürisi tarafından En İyi Belgesel Film seçilen “Kavak Ağacının Gölgesinde” filminin yönetmeni Kenan Diler, ödülünü, Ringaile Lescinskiene’den aldı. Yönetmen; “Bana inanıp güvenen aileme ve bu yolu benimle yürüyen ekip arkadaşlarıma, en önemlisi; ana karakterimiz Mikail’e teşekkür ederim. Belgesel sinemacılar topluluğu, bu ülkenin vicdanıdır; bu ödülü, vicdanının sesini dinleyerek film üreten tüm dostlara armağan ediyorum.” diye konuştu. Ulusal Belgesel Yarışma Jüri Özel Ödülü ise “Özgür Kelimeler: Gazzeli Bir Şair” ile Abdullah Harun İlhan’ın oldu. Filmin yapımcısı Aslıhan Eker Çakmak; ödülü, Miriam Karlsın’dan “Umarım Filistin de bir gün, filmimizin adında geçtiği gibi, özgür olur.” sözleriyle aldı. Yönetmen Oben Yılmaz, oyuncu Selin Yeninci ve TRT Sinema Proje Sorumlusu Mehmet Ali Karga’dan oluşan Kısa Kurmaca Film Jürisi; Uluslararası kategoride Guillermo Polo’nun yönettiği “Video Store 2001”i, En İyi Kısa Kurmaca Film seçti. Mehmet Ali Karga’nın verdiği ödülü; yönetmen adına alan babası; şöyle konuştu: “Buraya 25 yıl önce bir psikoloji kongresine gelmiştim. Oğlum, İstanbul’a gideceğin i söyleyince ben de gelmek istedim; çünkü çok güzel bir şehir. O, İspanya’ya döndü, ödülü almak da bana kaldı. Umarım 25 yıl sonra da tekrar burada oluruz.” Ulusal kategoride En İyi Kısa Kurmaca Film seçilen “Kesik Kulak”ın yönetmeni İsmail Hakkı Koçak; ödülünü, jüri üyesi Oben Yılmaz’dan alırken “Çok yetenekli üç tiyatro oyuncusuyla çalıştım; oyuncularıma çok teşekkür ederim.” diye konuştu. İstanbul Medya Akademisi Genç Yetenek Ödülü ve bu kapsamda Tolan Film 59 Akademisi tarafından yönetmenle görüntü yönetmenine verilen 1 yıllık sinematografi eğitim bursunun sahibi ise “Defne” filmiyle Hamdi Furkan Yıldırım oldu. Yıldırım, ödülünü Boğaziçi Kültür Sanat Vakfı Yönetim Kurulu üyesi Doç. Dr. Nagihan Haliloğlu’ndan aldı. Ahmet Uluçay adına verilen Kısa Film Büyük Ödülü, TV Plus Direktörü Gülçin Alıcı Gökçe tarafından, Karim Huu Do’nun yönettiği “Ne Me Quitte Pas”’nın yapımcısı Zico’ya verildi. Yapımcı; “Seçki çok iyiydi, kazanmayı beklemiyorduk. Bütün haftayı burada geçirmek çok güzeldi.” sözleriyle festivale teşekkür etti.

Usta oyuncular aynı kadroda: MTN Medya’dan “Muhalif Köy-Damat Mektebi” Haber

Usta oyuncular aynı kadroda: MTN Medya’dan “Muhalif Köy-Damat Mektebi”

Türk sinema sektöründe dikkat çeken yapımlara imza atan MTN Medya, yepyeni bir projeyle izleyicinin karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Şirketin sahibi ve yapımcı Metin Demir’in yapımcılığını üstlendiği, yönetmenliğini Hakan Kurşun’un yapacağı “Muhalif Köy-Damat Mektebi” adlı komedi filmi, güçlü kadrosu ve eğlenceli hikâyesiyle şimdiden merak uyandırdı. Filmin çekimlerinin bir bölümü Diyarbakır’da gerçekleştirilecek. Yıldız oyuncu kadrosu Filmde usta isimler bir araya geliyor. Türk sinemasının sevilen oyuncularından Sermiyan Midyat ve Altan Erkekli, bu projede başrollerde yer alacak. Komedi türünde çekilecek film, izleyiciye hem kahkaha dolu anlar hem de sürükleyici bir hikâye vaat ediyor. Proje danışmanlığı Projenin danışmanlığını eğitimci ve yazar Filiz Aküzüm üstleniyor. Çekim öncesi yapılan imza töreninde, Aküzüm’ün de yer aldığı sözleşme taraflarca imzalanarak hazırlık süreci resmiyet kazandı. MTN Medya’nın vizyonu Bugüne kadar ağırlıklı olarak korku ve gerilim türündeki filmleriyle bilinen MTN Medya, bu kez farklı bir türe yönelerek portföyünü çeşitlendirmeyi hedefliyor. Şirketin yeni projesi, komedi alanında da iddiasını ortaya koyuyor. Metin Demir kimdir? Yerli film sektöründe yaptığı yatırımlarla tanınan Metin Demir, MTN Medya’nın kurucusu ve sahibidir. Demir, özellikle korku türünde ortaya koyduğu yapımlarla büyük ilgi toplamıştır. MTN Medya’nın öne çıkan yapımları: Hannas: Karanlıkta Saklanan (2015) Kabir Azabı 2 (2024) Kafir 2 (2024) Şeytan-i Racim (2024) Gen 2 (2024) Araf 7 Yeni film “Muhalif Köy-Damat Mektebi” ile birlikte Metin Demir ve MTN Medya, farklı türlere açılarak Türk sinemasındaki konumunu güçlendirmeyi ve izleyici kitlesini daha da genişletmeyi hedefliyor.

Altın Koza’da “Gazze, Şimdi!”: Filistin’in bugünü beyazperdede Haber

Altın Koza’da “Gazze, Şimdi!”: Filistin’in bugünü beyazperdede

Festivalin odağında Filistin Adana Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenecek 32. Altın Koza Film Festivali, “Sinema barıştır, özgürlüktür, umuttur” sloganıyla yola çıkıyor. Dünya Sineması bölümünde yer alan “Gazze, Şimdi!” seçkisi ise Filistin’in yalnızca tarihine değil, güncel hikâyelerine de ışık tutacak. Western atmosferinde Gazze: Bir Zamanlar Gazze’de Nasser Kardeşler’in yönettiği, Cannes’da En İyi Yönetmen Ödülü’nü kazanan Bir Zamanlar Gazze’de (2025), Hamas kontrolündeki Gazze’de geçen bir suç ve intikam öyküsünü anlatıyor. Üniversiteli Yahya’nın adalet arayışı üzerinden ilerleyen film, klasik Western estetiğini Gazze sokaklarına taşıyor. Umudun yolculuğu: Yitik Düşler Usta yönetmen Rashid Masharawi’nin Yitik Düşler (2024) filmi, kaybolan güvercinini arayan 12 yaşındaki Sami’nin Kudüs’ten Hayfa’ya uzanan yolculuğunu konu alıyor. İşgalin gölgesine rağmen umudu ve dayanışmayı öne çıkaran yapım, eleştirmenlerce “Kiarostami geleneğini hatırlatan bir yol filmi” olarak tanımlanıyor. Fatma Hassuna’ya sinemasal ağıt: Yüreğini Eline Al ve Yürü Sepideh Farsi’nin belgeseli Yüreğini Eline Al ve Yürü (2025), genç fotoğrafçı Fatma Hassuna ile yapılan bir yıllık video görüşmelerine dayanıyor. Cannes’da gösterilen film, seçkiden bir gün sonra yaşamını yitiren Fatma’nın sözlerini ve hayallerini ölümsüzleştiriyor. Variety, belgeseli “trajediye rağmen umut ve direncin güçlü bir kaydı” olarak yorumladı. Festival takvimi Tarih: 22–28 Eylül 2025 Yer: Adana Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde çeşitli salonlar Seçki: Dünya Sineması – Gazze, Şimdi! Filmler: Bir Zamanlar Gazze’de (2025, Arab & Tarzan Nasser), Yitik Düşler (2024, Rashid Masharawi), Yüreğini Eline Al ve Yürü (2025, Sepideh Farsi) Festivalin ayrıntılı programı ve etkinlikleri, resmi web sitesi ile sosyal medya hesaplarından takip edilebilecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.