SON DAKİKA

#Sorumluluk

HABER DEĞER - Sorumluluk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sorumluluk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Fatih Portakal Ahbap soruşturması için verdiği ifadede neler söyledi? Haber

Fatih Portakal Ahbap soruşturması için verdiği ifadede neler söyledi?

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturma kapsamında ifadesine başvurulan gazeteci ve sunucu Fatih Portakal, deprem döneminde Ahbap Derneği'ne yardım yapılması yönünde yayınlar gerçekleştirdiğini kabul etti. Haluk Levent hakkında geçmişten gelen karşılıksız çek duyumlarını bildiğini ancak bunları araştırmadığını anlatan Portakal, bağışların nasıl kullanıldığını denetleme ihtiyacı duymadığını belirterek özeleştiri yaptı. "Paraların nereye harcandığını bilmiyordum" Soruşturma dosyasında yer alan bilgilere göre Portakal, Ahbap Derneği lehine yayınlar yaparken toplanan paraların nerelere harcandığı konusunda somut bir bilgiye sahip olmadığını ve bunu o günkü şartlarda denetleme gereği duymadığını ifade etti. Yapı olarak insanları sorgulamaya yönelten bir gazeteci olmasına rağmen bu süreçte aynı sorgulayıcı tutumu göstermediğini kaydeden Portakal, şu açıklamalarda bulundu: "Bu şekilde bu derneğin lehine beyanda bulunurken toplanan paraların devamında nerelere harcandığı konusunda somut olarak bir bilgiye sahip değildim ve bunu o günkü şartlarda denetleme gereğini de duymadım. Bu konuda kendime de kızgınım. Zira yapı olarak insanları sorgulamaya yönelten bir insanım." "Sorumluluk duygusu hissediyorum" Deprem döneminde Ahbap Derneği'ne duyduğu güven nedeniyle yaptığı yayınlardan bugün pişmanlık duyduğunu dile getiren Portakal, toplanan yardım miktarının büyüklüğü dikkate alındığında Haluk Levent'ten hesap vermesini isteyebileceğini ancak bunu yapmadığını kabul etti. Soruşturma konusu para hareketlerini öğrendikten sonra sorumluluk hissettiğini vurgulayan Portakal, şu ifadeleri kullandı: "Toplanan yardımların soruşturmaya konu edildiği hâliyle nerelerde kullanıldığını görünce bu konuda açık söylemek gerekirse sorumluluk duygusu hissediyorum. Bu derneğe yapılacak olan bağışlarla ilgili bu derece güven duyduğum için geldiğimiz aşamada pişmanım. Bu nedenle özür dilemek gerekirse de bu konuda özür dilemeye hazırım." Haluk Levent ve Oğuzhan Uğur'la ticari ya da kişisel bir yakınlığı bulunmadığını, bu kişilerden herhangi bir menfaat elde etmediğini belirten Portakal, yayınlarında derneği öne çıkarmasına rağmen kendisinin derneğe herhangi bir bağışta bulunmadığını, yardımlarını doğrudan ihtiyaç sahiplerine ulaştırdığını sözlerine ekledi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

“Yeşil Yol”, geçmişten bugüne uzanan bir adalet hikâyesi! Haber

“Yeşil Yol”, geçmişten bugüne uzanan bir adalet hikâyesi!

Yeşil Yol (The Green Mile), 1935 yılında Louisiana’daki Cold Mountain Hapishanesi’nin idam koğuşunda geçiyor. Koğuşun sorumlusu Paul Edgecomb, mahkûmların infaz odasına giderken yürüdüğü yeşil renkli koridor nedeniyle “Yeşil Yol” olarak anılan bölümde görev yapıyor. Hikâye, iki küçük kızın öldürülmesi suçundan idama mahkûm edilen John Coffey’nin koğuşa getirilmesiyle başlıyor. Fiziksel görünümüyle ilk anda dikkat çeken Coffey, kısa süre içinde sakin tavrı ve hassas kişiliğiyle gardiyanların ilgisini çekiyor. Paul Edgecomb ve çalışma arkadaşları, Coffey’nin alışılmışın dışında özelliklere sahip olduğunu fark ediyor. Film, Coffey’nin geçmişine ilişkin soruların ortaya çıkmasıyla birlikte hapishanedeki karakterlerin kararlarına odaklanıyor. Hikâye boyunca mahkûmlar, gardiyanlar ve yöneticiler arasındaki ilişkiler üzerinden insan davranışları ve vicdani tercihler işleniyor. Yeşil Yol, adalet ve önyargı kavramlarını merkeze alıyor Film, idam cezası uygulamasını arka planına alırken adalet sisteminin işleyişine dair soruları da gündeme getiriyor. Bir kişinin suçlu kabul edilmesiyle gerçeğin ortaya çıkması arasındaki fark, hikâyenin temel unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. John Coffey’nin yaşadıkları, dış görünüş, toplumsal konum ve önyargıların insanlar hakkında verilen kararları nasıl etkileyebildiğini gösteriyor. Film, karakterlerin olaylara yaklaşımı üzerinden adaletin yalnızca kurallar ve kararlarla değil, insan davranışlarıyla da ilişkili olduğunu anlatıyor. Paul Edgecomb’un Coffey’ye yaklaşımı ise görev sorumluluğu ile kişisel vicdan arasındaki dengeyi yansıtıyor. Bu yönüyle Yeşil Yol, bir hapishane hikâyesinin ötesine geçerek merhamet, empati ve sorumluluk üzerine kurulu bir anlatı sunuyor. Yeşil Yol neden bugün de önemini koruyor? Yeşil Yol, gösterime girmesinin üzerinden yıllar geçmesine rağmen adalet, insan hakları ve idam cezası tartışmalarıyla ilişkilendirilen filmler arasında yer alıyor. Film, yanlış ya da eksik kararların geri döndürülemez sonuçlar doğurabileceğini hatırlatıyor. Yapım, yargı süreçlerinde tanıklıkların, toplumsal önyargıların ve dönemin koşullarının etkisini hikâyesinin bir parçası hâline getiriyor. Bu nedenle film, adaletin yalnızca hukuki bir süreç değil, aynı zamanda insan hayatını doğrudan etkileyen bir mesele olduğunu vurguluyor. Filmde öne çıkan merhamet ve empati temaları da günümüzde karşılık buluyor. Karakterlerin zor koşullarda aldıkları kararlar, izleyiciye insan ilişkileri ve sorumluluk duygusu üzerine düşünme alanı açıyor. Yeşil Yol, Stephen King’in 1996 yılında yayımlanan aynı adlı romanından sinemaya uyarlandı. King, kitabı ilk olarak altı ayrı kısa kitapçık hâlinde yayımladı; eser daha sonra tek ciltte bir araya getirildi. Yönetmen Frank Darabont kimdir? Frank Darabont, 1959 yılında Fransa’da doğdu. Çocuk yaşta ailesiyle birlikte ABD’ye taşınan Darabont, sinema kariyerine senarist olarak başladı. Özellikle Stephen King eserlerinden yaptığı uyarlamalarla tanındı. Darabont, Yeşil Yoldan önce 1994 yapımı Esaretin Bedeli (The Shawshank Redemption) filmini yönetti. Yine Stephen King’in eserinden uyarlanan film, zaman içinde sinema tarihinin öne çıkan yapımları arasında yer aldı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Dava, yalnızca bir roman değil, otorite ve adalet üzerine zamansız bir sorgulama Haber

Dava, yalnızca bir roman değil, otorite ve adalet üzerine zamansız bir sorgulama

Franz Kafka'nın ölümünden sonra 1925 yılında yayımlanan Dava, dünya edebiyatının en önemli klasiklerinden biri olarak kabul ediliyor. Roman, banka memuru Josef K.'nın bir sabah nedenini bilmediği bir suçlamayla karşı karşıya kalmasıyla başlıyor. Suçunun ne olduğunu öğrenemeyen Josef K., giderek karmaşıklaşan bir yargı sürecinin içinde kendisini savunmaya çalışırken, okur da onunla birlikte belirsizlik ve sorgulama dolu bir yolculuğa çıkıyor. Romanın merkezinde yalnızca bir dava değil, insanın anlam arayışı ve sistem karşısındaki konumu yer alıyor.Kafka, kurduğu atmosferle okura kesin cevaplar vermek yerine düşünme alanı bırakıyor. Bu nedenle Dava, her dönemde farklı bakış açılarıyla yeniden yorumlanan eserler arasında gösteriliyor. Eser, adalet, bürokrasi ve sorumluluk kavramlarını sade ama etkileyici bir anlatımla ele alıyor. Josef K.'nın yaşadığı belirsizlik, yalnızca hukuk sistemiyle ilgili bir hikâye olarak değil, hayatın farklı alanlarında karşılaşılan karmaşık süreçlerin de sembolü olarak değerlendiriliyor. Romanın yıllardır ilgi görmesinin en önemli nedenlerinden biri de bu çok katmanlı yapısı. Aradan geçen yaklaşık yüz yıla rağmen Dava, günümüz dünyasında da okurlarına farklı pencereler açmayı sürdürüyor. Dijitalleşmenin arttığı, kurumlarla birey arasındaki ilişkilerin daha karmaşık hâle geldiği bir dönemde eser; şeffaflık, iletişim ve adalet duygusunun önemini yeniden hatırlatıyor. Bu yönüyle yalnızca edebiyat meraklılarının değil, hukuk, siyaset bilimi ve sosyoloji alanına ilgi duyan okurların da başvurduğu temel eserlerden biri olmayı sürdürüyor. Kafka'nın en büyük başarısı ise mesajlarını doğrudan vermek yerine okuru düşünmeye yöneltmesi. Kimin haklı ya da haksız olduğundan çok, bireyin karşılaştığı belirsizliklerin insan psikolojisi üzerindeki etkisini anlatan roman, her okunuşta farklı anlamlar kazanıyor. Franz Kafka kimdir? Franz Kafka, 1883 yılında Prag'da doğdu. Hukuk eğitimi aldıktan sonra uzun yıllar sigorta alanında görev yaptı. Yaşamı boyunca az sayıda eseri yayımlanan Kafka, 1924 yılında hayatını kaybetti. Ölümünün ardından yakın dostu Max Brod'un yayımladığı Dava, Şato ve Amerika gibi eserleriyle dünya edebiyatının en etkili yazarları arasında yer aldı. Yabancılaşma, bürokrasi, insan psikolojisi ve bireyin yaşam karşısındaki yalnızlığını işleyen Kafka'nın eserleri, bugün de dünyanın birçok ülkesinde okunmaya ve akademik çalışmalara konu olmaya devam ediyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Cumhurbaşkanı Erdoğan : "Efendilik taslamaya değil, millete hizmet etmeye geldik" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan : "Efendilik taslamaya değil, millete hizmet etmeye geldik"

Konuşmasında teşkilat mensuplarına "etkileşim avcılığı" uyarısında bulunan Erdoğan, siyasetin merkezine "insan onurunu" ve "hizmetkârlık" anlayışını koyduklarını belirtti. "Dünyanın en büyük siyasi hareketlerinden biriyiz" AK Parti'nin 11 milyon 500 bini aşkın üyesiyle sadece Türkiye'nin değil, dünyanın en yaygın ve büyük siyasi hareketlerinden biri olduğunu hatırlatan Erdoğan, "Bizim tasavvurumuzda üyelik sadece bir kayıt işleminden ibaret değildir. Bizde üye demek, millete hizmet mücadelesine nefer yazılmak demektir" ifadelerini kullandı. 2026 yılını "Mahalle Çalışmaları Yılı" olarak ilan ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı, teşkilatın her kademesinden mahalle bazlı çalışmalara hız vermelerini istedi. "Etkileşim avcılığı bir hastalıktır" Sosyal medyanın siyasiler üzerindeki etkisine dikkat çeken Erdoğan, "etkileşim avcılığı" adı verilen yeni nesil siyasi hastalığa karşı teşkilat üyelerini uyardı: "Sosyal medyanın da tesiriyle etkileşim avcılığı denilen bir hastalığın hem toplumda hem kamuda hem de yerel yönetimlerde yayıldığını görüyoruz. Gündem olma ve gündemde kalma kaygısı bir müddet sonra büyük bir kapana dönüşmektedir. Kendi arkadaşlarımızın bir kısmının da bilerek veya bilmeden bu ters akıntıya kapıldıklarına şahit oluyoruz. İcraat peşinde değil şov peşinde koşan bir yaklaşım bizim tasvip etmemiz asla mümkün değildir." "Biz efendilik yapmaya değil, hizmet etmeye geldik" Siyasetin millete tepeden bakma alanı olmadığını vurgulayan Erdoğan, partililere şu prensibi hatırlattı: "Görevi, unvanı, makamı ne olursa olsun hiçbir arkadaşım şunu unutmasın: Biz efendilik taslamaya değil, millete hizmet etmeye, hizmetkârlık yapmaya geldik. Millete hizmet yerleri gösteri alanı değil, sorumluluk makamlarıdır." Konuşmasında geçmişteki 28 Şubat süreci ve benzeri dayatmalara da değinen Cumhurbaşkanı, Türkiye'de artık hiçbir vatandaşın inancı veya kılık kıyafeti nedeniyle dışlanmasına izin vermeyeceklerinin altını çizdi: "Eskiden olduğu gibi bir avuç müstekbirin topluma parmak sallayarak azarladığı, Anadolu insanını tahkir ettiği günler artık geride kalmıştır. Bu görevlerde olduğumuz müddetçe o karanlık dönemler inşallah bir daha asla geri dönmeyecektir." 3 belediye başkanı AK Parti'ye katıldı Toplantının sonunda, AK Parti ailesi genişlemeye devam etti. Nevşehir Belediye Başkanı Rasim Arı, Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan ve Keşan Belediye Başkanı Mehmet Özcan, düzenlenen törenle AK Parti'ye katıldı. Yeni katılan belediye başkanlarına rozetlerini bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan taktı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Eylem Tok cezaevinden mektup yazdı: “O aile ile anlaştık” Haber

Eylem Tok cezaevinden mektup yazdı: “O aile ile anlaştık”

İstanbul’un Eyüpsultan ilçesinde 1 Mart 2024 gecesi meydana gelen kazada, Timur Cihantimur’un kullandığı otomobilin çarptığı Oğuz Murat Aci yaşamını yitirmişti. Olayın ardından Cihantimur ve annesi Eylem Tok ABD’ye gitmiş, haklarında çıkarılan kırmızı bülten sonrası 14 Haziran 2024’te Boston’da yakalanarak tutuklanmışlardı. "Eğer hata varsa sorumluluk bize ait" Tok, mektubunda geçmişe dönük değerlendirmeler yaparak, yaşananların ardından kendisini sorguladığını belirtti. Oğlunu çok koruduklarını ifade eden Tok, bazı anlarda gerekli sınırları koyamamış olabileceklerini dile getirerek, olası hataların sorumluluğunu ebeveynler olarak üstlendiklerini vurguladı. Kaza gecesine ilişkin ifadelerinde Tok, olay anında sağlıklı düşünemediğini ve içgüdüleriyle hareket ettiğini söyledi. Oğlunun henüz 16 yaşında olduğunu hatırlatan Tok, o an tek düşüncesinin korku yaşayan çocuğunu korumak olduğunu belirtti. “Varisler sulh anlaşması yapıp helalleşti" O gece yaşadıklarının kendisi için zor olduğunu ifade eden Tok, bir süre uzaklaşmasını kaçış olarak değil, panik ve çaresizlik içinde yön bulma çabası olarak tanımladı. Hayatını kaybeden kişinin ailesinin acısını anladığını dile getiren Tok, yasal varislerle anlaşarak helalleştiklerini açıkladı. “Kimseye bilerek zarar vermedik" Tok, sürecin hem hukuki hem de insani açıdan zorlayıcı olduğunu belirterek, kimseye bilerek zarar vermediklerini ifade etti. Hakkında yapılan yorumların zaman zaman kendisini yorduğunu dile getiren Tok, kırdığı ya da üzdüğü kişilerden af diledi ve mektubunun bir savunma değil, bir annenin duyguları olarak görülmesini istedi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Eski Bakan Hüseyin Çelik’ten çarpıcı uyarı: Şiddet önce dilde başlar, sonra davranışa dönüşür Haber

Eski Bakan Hüseyin Çelik’ten çarpıcı uyarı: Şiddet önce dilde başlar, sonra davranışa dönüşür

Eski Millî Eğitim Bakanı Prof. Dr. Hüseyin Çelik, Kahramanmaraş’ta bir öğretmen ile sekiz öğrencinin hayatını kaybettiği trajedinin ardından dikkat çeken bir değerlendirme yayımladı. Çelik, olayın birkaç gün sonrasında konuşmayı bilinçli olarak tercih ettiğini belirterek, “Anlık tepkiler meseleyi aydınlatmaktan çok daha karmaşık hale getirebilir” dedi. “Mesele sadece okul meselesi değil” Çelik, yaşananların yalnızca eğitim sistemiyle açıklanamayacağını vurgulayarak, okul ile toplum arasındaki bağa dikkat çekti. “Sokak neyse, okul da ondan bağımsız değildir” diyen Çelik, evde başlayan ve sokakta şekillenen davranış biçimlerinin eninde sonunda okulun içine taşındığını söyledi. Toplumda hangi değerlerin zayıflıyorsa bunun bir süre sonra okul ortamında da görüldüğünü belirten Çelik, şiddet, öfke ve tahammülsüzlüğün arttığı bir yerde eğitim kurumlarının bundan etkilenmemesinin mümkün olmadığını ifade etti. Sorumluluk tek bir kurumda değil Eski Bakan, yaşanan olaylardan sonra tek bir suçlu aranmasının yanlış olduğunu savundu. Eğitim sistemi, aile, öğretmenler, medya ve dijital çevrenin birlikte ele alınması gerektiğini belirten Çelik, “Sorumluluk hemen herkesin üzerinde olduğu halde, sorumluluk alma iradesi yeterince ortaya konulamıyor” değerlendirmesinde bulundu. Çelik, Türkiye’de şiddetin genel atmosferine ilişkin de dikkat çekici örnekler verdi. “Aile Yılı” ilan edilen bir yılda 297 kadın cinayeti ve 94 şüpheli ölüm kayda geçtiğini hatırlatarak, bunun toplumdaki şiddet eşiğinin ne kadar düştüğünü gösterdiğini söyledi. Peş peşe gelen gençlik vakaları Son dönemde yaşanan olaylara işaret eden Çelik, 17 yaşındaki bir öğrencinin öğretmenini öldürmesi, Kadıköy’de Mattia Ahmet Minguzzi’nin hayatını kaybetmesi, Edirne’de lise öğrencisi Gülden Coni’nin okul bahçesinde öldürülmesi ile Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki saldırıların aynı toplumsal kırılmanın işaretleri olduğunu belirtti. Bu olayların münferit değil, daha büyük bir tablonun parçaları olduğunu savundu. “Şiddet önce dilde başlar” Çelik’in açıklamasındaki en çarpıcı vurgulardan biri ise toplumsal dil üzerine oldu. Sertleşen söylemin insanlar arasındaki mesafeyi büyüttüğünü belirten Çelik, “Şiddet yalnızca fiziki değildir. Önce dilde başlar, sonra davranışa dönüşür” ifadelerini kullandı. Siyasette, medyada ve dijital platformlarda kullanılan dilin de bu iklimin parçası olduğunu belirten Çelik, daha sorumlu ve kuşatıcı bir üslubun güçlenmesi gerektiğini söyledi. Çözüm için 4 bakanlık ve uzmanlar çağrısı Eski Bakan, çözümün tek bir kurumdan beklenemeyeceğini vurgulayarak Millî Eğitim Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı’nın üniversiteler ve uzmanlarla birlikte hareket etmesi gerektiğini belirtti. Kalıcı ve uygulanabilir stratejiler geliştirilmesi çağrısında bulundu. Dizilerde, filmlerde ve sosyal medyada şiddetin sıradanlaştırıldığını savunan Çelik, özellikle gençlerin sürekli tekrar edilen şiddet imgelerinden olumsuz etkilendiğini söyledi. “Asıl mesele şiddetin varlığı değil, nasıl sunulduğudur” dedi.

Bursa’da yeni dönem: Şahin Biba ilk mesajını verdi Haber

Bursa’da yeni dönem: Şahin Biba ilk mesajını verdi

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in tutuklanmasının ardından gerçekleştirilen meclis oylamasında başkan vekilliğine Şahin Biba seçildi. Üçüncü turda 61 oy alarak göreve gelen Biba, seçim sonrası yaptığı ilk açıklamada hizmet ve birlik mesajı verdi. Seçim üçüncü turda sonuçlandı Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nde yapılan başkan vekilliği seçimi üç oturumda tamamlandı. İlk iki turda gerekli çoğunluk sağlanamazken, üçüncü turda 61 oy alan Şahin Biba Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin yeni başkan vekili oldu. “Bu karar millet iradesinin tecellisidir” Seçimin ardından kürsüye çıkan Biba, meclis çoğunluğunun önemine dikkat çekerek alınan kararın millet iradesini yansıttığını ifade etti. Cumhur İttifakı üyeleri başta olmak üzere destek veren meclis üyelerine teşekkür etti. “Makam değil, sorumluluk” vurgusu Biba, konuşmasında görev anlayışına da değinerek, makamların geçici olduğunu vurguladı. “Bizim anlayışımızda görev unvan değil, sorumluluktur. Yetki ayrıcalık değil, millete hizmet vesilesidir” ifadelerini kullandı. “Tek gündemimiz Bursa olacak” Yeni dönemde polemik yerine hizmet odaklı bir yönetim anlayışı benimseyeceklerini belirten Biba, “Bizim tek gündemimiz Bursa olacak. Hemşehrilerimizin huzuru, refahı ve memnuniyeti önceliğimizdir” dedi. 17 ilçeye eşit hizmet mesajı Biba, Bursa’nın tüm ilçelerine ayrım gözetmeden hizmet götürüleceğini belirterek, “Gerçek belediyecilik anlayışıyla 17 ilçemizin tamamında hiçbir ayrım yapmadan hizmetlerimizi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı. “Her ihtiyacın yanında olacağız” Konuşmasının sonunda birlik ve çalışma vurgusu yapan Biba, Bursa’nın sorunlarına çözüm üretmek için tüm güçleriyle çalışacaklarını belirtti. “Nerede bir ihtiyaç varsa orada olacağız, nerede bir gönül varsa ona dokunacağız” sözleriyle mesajını tamamladı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.