SON DAKİKA

#Sorumluluk

HABER DEĞER - Sorumluluk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sorumluluk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Eski Bakan Hüseyin Çelik’ten çarpıcı uyarı: Şiddet önce dilde başlar, sonra davranışa dönüşür Haber

Eski Bakan Hüseyin Çelik’ten çarpıcı uyarı: Şiddet önce dilde başlar, sonra davranışa dönüşür

Eski Millî Eğitim Bakanı Prof. Dr. Hüseyin Çelik, Kahramanmaraş’ta bir öğretmen ile sekiz öğrencinin hayatını kaybettiği trajedinin ardından dikkat çeken bir değerlendirme yayımladı. Çelik, olayın birkaç gün sonrasında konuşmayı bilinçli olarak tercih ettiğini belirterek, “Anlık tepkiler meseleyi aydınlatmaktan çok daha karmaşık hale getirebilir” dedi. “Mesele sadece okul meselesi değil” Çelik, yaşananların yalnızca eğitim sistemiyle açıklanamayacağını vurgulayarak, okul ile toplum arasındaki bağa dikkat çekti. “Sokak neyse, okul da ondan bağımsız değildir” diyen Çelik, evde başlayan ve sokakta şekillenen davranış biçimlerinin eninde sonunda okulun içine taşındığını söyledi. Toplumda hangi değerlerin zayıflıyorsa bunun bir süre sonra okul ortamında da görüldüğünü belirten Çelik, şiddet, öfke ve tahammülsüzlüğün arttığı bir yerde eğitim kurumlarının bundan etkilenmemesinin mümkün olmadığını ifade etti. Sorumluluk tek bir kurumda değil Eski Bakan, yaşanan olaylardan sonra tek bir suçlu aranmasının yanlış olduğunu savundu. Eğitim sistemi, aile, öğretmenler, medya ve dijital çevrenin birlikte ele alınması gerektiğini belirten Çelik, “Sorumluluk hemen herkesin üzerinde olduğu halde, sorumluluk alma iradesi yeterince ortaya konulamıyor” değerlendirmesinde bulundu. Çelik, Türkiye’de şiddetin genel atmosferine ilişkin de dikkat çekici örnekler verdi. “Aile Yılı” ilan edilen bir yılda 297 kadın cinayeti ve 94 şüpheli ölüm kayda geçtiğini hatırlatarak, bunun toplumdaki şiddet eşiğinin ne kadar düştüğünü gösterdiğini söyledi. Peş peşe gelen gençlik vakaları Son dönemde yaşanan olaylara işaret eden Çelik, 17 yaşındaki bir öğrencinin öğretmenini öldürmesi, Kadıköy’de Mattia Ahmet Minguzzi’nin hayatını kaybetmesi, Edirne’de lise öğrencisi Gülden Coni’nin okul bahçesinde öldürülmesi ile Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki saldırıların aynı toplumsal kırılmanın işaretleri olduğunu belirtti. Bu olayların münferit değil, daha büyük bir tablonun parçaları olduğunu savundu. “Şiddet önce dilde başlar” Çelik’in açıklamasındaki en çarpıcı vurgulardan biri ise toplumsal dil üzerine oldu. Sertleşen söylemin insanlar arasındaki mesafeyi büyüttüğünü belirten Çelik, “Şiddet yalnızca fiziki değildir. Önce dilde başlar, sonra davranışa dönüşür” ifadelerini kullandı. Siyasette, medyada ve dijital platformlarda kullanılan dilin de bu iklimin parçası olduğunu belirten Çelik, daha sorumlu ve kuşatıcı bir üslubun güçlenmesi gerektiğini söyledi. Çözüm için 4 bakanlık ve uzmanlar çağrısı Eski Bakan, çözümün tek bir kurumdan beklenemeyeceğini vurgulayarak Millî Eğitim Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı’nın üniversiteler ve uzmanlarla birlikte hareket etmesi gerektiğini belirtti. Kalıcı ve uygulanabilir stratejiler geliştirilmesi çağrısında bulundu. Dizilerde, filmlerde ve sosyal medyada şiddetin sıradanlaştırıldığını savunan Çelik, özellikle gençlerin sürekli tekrar edilen şiddet imgelerinden olumsuz etkilendiğini söyledi. “Asıl mesele şiddetin varlığı değil, nasıl sunulduğudur” dedi.

Bursa’da yeni dönem: Şahin Biba ilk mesajını verdi Haber

Bursa’da yeni dönem: Şahin Biba ilk mesajını verdi

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in tutuklanmasının ardından gerçekleştirilen meclis oylamasında başkan vekilliğine Şahin Biba seçildi. Üçüncü turda 61 oy alarak göreve gelen Biba, seçim sonrası yaptığı ilk açıklamada hizmet ve birlik mesajı verdi. Seçim üçüncü turda sonuçlandı Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nde yapılan başkan vekilliği seçimi üç oturumda tamamlandı. İlk iki turda gerekli çoğunluk sağlanamazken, üçüncü turda 61 oy alan Şahin Biba Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin yeni başkan vekili oldu. “Bu karar millet iradesinin tecellisidir” Seçimin ardından kürsüye çıkan Biba, meclis çoğunluğunun önemine dikkat çekerek alınan kararın millet iradesini yansıttığını ifade etti. Cumhur İttifakı üyeleri başta olmak üzere destek veren meclis üyelerine teşekkür etti. “Makam değil, sorumluluk” vurgusu Biba, konuşmasında görev anlayışına da değinerek, makamların geçici olduğunu vurguladı. “Bizim anlayışımızda görev unvan değil, sorumluluktur. Yetki ayrıcalık değil, millete hizmet vesilesidir” ifadelerini kullandı. “Tek gündemimiz Bursa olacak” Yeni dönemde polemik yerine hizmet odaklı bir yönetim anlayışı benimseyeceklerini belirten Biba, “Bizim tek gündemimiz Bursa olacak. Hemşehrilerimizin huzuru, refahı ve memnuniyeti önceliğimizdir” dedi. 17 ilçeye eşit hizmet mesajı Biba, Bursa’nın tüm ilçelerine ayrım gözetmeden hizmet götürüleceğini belirterek, “Gerçek belediyecilik anlayışıyla 17 ilçemizin tamamında hiçbir ayrım yapmadan hizmetlerimizi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı. “Her ihtiyacın yanında olacağız” Konuşmasının sonunda birlik ve çalışma vurgusu yapan Biba, Bursa’nın sorunlarına çözüm üretmek için tüm güçleriyle çalışacaklarını belirtti. “Nerede bir ihtiyaç varsa orada olacağız, nerede bir gönül varsa ona dokunacağız” sözleriyle mesajını tamamladı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Aydoğan Doğan: Silahın geçtiği her yol, bir gün kana çıkar! Haber

Aydoğan Doğan: Silahın geçtiği her yol, bir gün kana çıkar!

İnsan hakları aktivisti ve siyasetçi Aydoğan Doğan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, silah ve mühimmatın “transit geçiş” kapsamında ülke topraklarından geçirilmesine ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Doğan, bu uygulamanın bir yönetmelik meselesi değil, savaşın lojistik zincirine dolaylı katılım anlamına geldiğini ifade etti. “‘Transit’ diyerek sorumluluktan kaçılmaz” Doğan, paylaşımında “Topraklarından geçen silah, mühimmat ve patlayıcıların denetimini gevşetip bunu ‘transit’ diyerek sorumluluktan kaçmanın bir yolu haline getiren bir irade…” sözleriyle mevcut yaklaşımı eleştirdi. Bu ifadelere göre, “transit” kavramı, etik ve hukuki sorumluluğu ortadan kaldıran bir kalkan olarak kullanılıyor. “Bu bir tercih: Tarafsızlık değil, konum alış” Paylaşımda en dikkat çeken vurgulardan biri de sürecin “teknik” değil “politik” olduğuna dair değerlendirme oldu. Doğan, “Bu bir teknik düzenleme değildir. Bu, açıkça taraf olmaktır” sözleriyle, bu tür uygulamaların tarafsızlık iddiasıyla bağdaşmadığını ifade etti. “Savaşın lojistiğine açılan her kapı, yıkıma çıkar” Doğan, silah taşımacılığının yalnızca bir nakliye süreci olmadığını, doğrudan insani sonuçlar doğurduğunu belirtti. “Savaşın, kanın ve yıkımın lojistiğine göz yummaktır” ifadesiyle bu zincirin görünmeyen ama belirleyici halkasına işaret etti. “Vebal yalnızca ateş edende değil” Paylaşımın en güçlü bölümlerinden birinde Doğan, sorumluluğun sınırlarını genişleterek “O kanın vebali, sadece tetiği çekenin değil; o yolu açanın da omuzlarındadır” dedi. Bu ifade, savaşın dolaylı aktörlerine yönelik etik sorumluluk tartışmasını öne çıkarıyor. “Bir ülke, savaş tüccarlarının geçiş hattı olmamalı” Doğan, açıklamasının sonunda doğrudan bir çağrıda bulunarak, “Bu ülkeyi savaş tüccarlarının koridoruna çevirmeyin. İnsanlığın değil, çıkarın ve silahın yanında durmayın” ifadelerini kullandı. Bu sözler, Türkiye’nin jeopolitik konumu üzerinden yürütülen silah ticareti tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. “Bugün geçiş dediğiniz, yarın yıkım olur” Doğan’ın “Bugün ‘transit geçiş’ dediğiniz şey, yarın bir halkın yıkımı olur” sözleri ise paylaşımın en çarpıcı uyarılarından biri olarak öne çıktı. Bu ifade, savaşın yalnızca cephede değil, karar ve izin mekanizmalarında da şekillendiğini hatırlatıyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Sudan’da kriz: Çin’den 5 maddelik uzlaşı çağrısı Haber

Sudan’da kriz: Çin’den 5 maddelik uzlaşı çağrısı

Çin, Sudan’da süren çatışmaların sona erdirilmesi ve insani krizin hafifletilmesi için uluslararası topluma çağrıda bulundu. Çin’in Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Fu Cong, BM Güvenlik Konseyi’nde yaptığı konuşmada kalıcı çözüm için 5 maddelik uzlaşı çerçevesine bağlı kalınması gerektiğini vurguladı. Çatışmaların yayılmaması çağrısı yapıldı Fu Cong, Sudan’ı derinden etkileyen çatışmaların daha fazla sivil kayba yol açmaması gerektiğini belirterek uluslararası toplumun süreci yakından takip etmesi gerektiğini söyledi. Fu, çatışmaların yayılmasına izin verilmemesi gerektiğini ifade ederek taraflara sorumluluk çağrısı yaptı. Beş maddelik çözüm önerisi gündemde Çin’in önerdiği uzlaşı çerçevesinin; derhal ateşkes sağlanması, insani krizin hafifletilmesi, arabuluculuk girişimlerinin güçlendirilmesi, Sudan meselesinin Sudanlı aktörler tarafından çözülmesi ve kalkınma ile güvenliğin eşgüdüm içinde ilerletilmesi başlıklarından oluştuğu aktarıldı. Fu, bu başlıkların kalıcı barış için temel yol haritası niteliği taşıdığını dile getirdi. Ramazan vurgusu ve ateşkes çağrısı Sudan başta olmak üzere birçok ülkede Ramazan ayının başladığına dikkat çeken Fu, tarafları bir kez daha derhal ateşkese çağırdı. Çin’in, uluslararası toplumla birlikte Sudan’da istikrar ve kalkınmanın sağlanması için yapıcı rol üstlenmeye devam edeceği ifade edildi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İsrail Ordusu'nda Türk vatandaş var mı? Haber

İsrail Ordusu'nda Türk vatandaş var mı?

Akalın, İsrail Ordusunda görev aldığı iddia edilen Türkiye ve diğer ülke vatandaşlarını Meclis Gündemine taşıdı. İYİ Parti Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, İsrail ordusunda görev aldığı iddia edilen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları ile diğer ülke vatandaşlarının hukuki ve ahlaki sorumluluğunu gündeme taşıdı. Gazze Şeridi’nin uzun süredir yalnızca bombaların değil, hukukun ve insanlığın da hedef alındığı bir coğrafya hâline geldiğini ifade eden Akalın, İsrail’in Gazze’de Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkesi defalarca ihlal ettiğini, sözde ateşkesten bu yana yaklaşık 600 kişinin yaşamını yitirdiğini söyledi. Ekim 2023’ten bu yana hayatını kaybedenlerin sayısının ise 72 bini aştığını belirten Akalın, binlerce sivilin öldürüldüğünü, hastanelerin, okulların ve altyapının sistematik biçimde hedef alındığını vurguladı. Bu tablo karşısında artık tek tek olayların değil, ortaya çıkan sonucun konuşulması gerektiğini ifade eden Akalın, yaşananların uluslararası hukuk bakımından son derece ağır sonuçlar doğurduğunu söyledi. Savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar söz konusu olduğunda bireysel sorumluluğun esas olduğunu vurgulayan Akalın, “Emir aldım, üniforma giydim, mecbur kaldım” gibi gerekçelerin bu suçları ortadan kaldırmayacağını dile getirdi. Son dönemde kamuoyuna yansıyan ve resmî belgelere dayandığı belirtilen bilgilerin meselenin artık teorik bir tartışma olmadığını açıkça ortaya koyduğunu belirten Akalın, çok sayıda ülke vatandaşının İsrail Savunma Kuvvetleri bünyesinde aktif görev aldığına dair ciddi iddialar bulunduğunu ifade etti. Bu kişiler arasında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları ve çifte vatandaşlık taşıyanların yanı sıra Özbekistan, Kazakistan ve diğer Müslüman ülkelerden yüzlerce kişinin de yer aldığına ilişkin verilerin kamuoyuna yansıdığını söyledi. Bu iddiaların görmezden gelinemeyecek bir ciddiyete ulaştığını belirten Akalın, şu sorunun kaçınılmaz hâle geldiğini ifade etti: “Bir devlet, kişilerin vatandaşlık bağını, uluslararası hukukun en ağır suçlarıyla ilgili ciddi şüpheler karşısında sorgulamadan sürdürebilir mi?” Bu yaklaşımın intikamcı değil, hukuk devleti olmanın zorunlu bir sonucu olduğunu vurgulayan Akalın, vatandaşlığın yalnızca bir aidiyet değil, aynı zamanda sorumluluk doğurduğunu dile getirdi. Akalın, bu sorumluluğun yalnızca Türkiye için değil, kendisini ümmet, adalet ve insanlık hakları söylemleriyle tanımlayan tüm Müslüman ülkeler için geçerli olduğunun altını çizdi. Bu aşamadan sonra sessizliğin ve tarafsızlığın hukuki ve ahlaki bir zaaf anlamına geleceğini ifade eden Akalın, söz konusu iddiaların mutlaka araştırılması, gerekli işlemlerin yapılması ve gerçeklerin kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi.

Imposter Sendromu: Başarının içinde kendini misafir hissetmek Haber

Imposter Sendromu: Başarının içinde kendini misafir hissetmek

Bu sendrom, kişinin elde ettiği başarılara rağmen kendini o başarının gerçek sahibi gibi hissedememesiyle tanımlanıyor. Dışarıdan bakıldığında her şey yerli yerinde görünür: sorumluluklar artmıştır, takdir geliyordur, yol açılmıştır. İçerideyse sessiz ama inatçı bir ses dolaşır: “Aslında sandıkları kadar iyi değilim.” Bu ses bağırmaz. Tam tersine, ara ara kendini hatırlatır ve kişiyi sürekli tetikte tutar. Bir gün “gerçeğin” ortaya çıkacağı endişesiyle… Çalışkanlığın ardına gizlenen şüphe Imposter Sendromu çoğu zaman çok çalışkan bir maskeyle dolaşır. Bu kişiler kendilerine gerçekçi olmayan hedefler koyar, hatalara karşı aşırı hassastır. Başarı nadiren tatmin edicidir. Bir işi tamamladıklarında emeklerini görmek yerine kusurlarına odaklanırlar. Aldıkları övgüyü hızla geçiştirir, başarıyı şansla ya da “doğru zamanda doğru yerde olmakla” açıklarlar. Böylece başarı içselleşmeden geçip gider; geriye yalnızca “bir dahaki sefere daha iyisini yapmalıyım” baskısı kalır. Bu hâlin tek bir nedeni yok. Çocuklukta hataya alan tanınmayan ortamlar, sevgi ve takdirin performansa bağlandığı deneyimler, “hep daha fazlasını yapmalıyım” inancı… Hepsi bu sendromu besleyebilir. Yeni bir rol, artan görünürlük ya da daha büyük bir sorumluluk geldiğinde zihin eski reflekslerine hızla döner. Başarı, kimliğin bir parçası olamaz; geçici bir tesadüf gibi algılanır. Üretkenlik artar, bedel ağırlaşır Kısa vadede bu durum üretkenliği artırabilir. Daha çok çalışır, daha az dururuz. Ancak bedeli ağırdır. Kendimizi yeterince iyi hissetmediğimiz için bazı fırsatları erteler, emeğimizi küçümseriz. Dışarıdan “başarılı” görünürken içeride hep eksik ve hazırlıksız hissederiz. Bu his yalnızca zihinde kalmaz; bedende de taşınır. Sürekli tetikte olma hâli, kaslara, nefese ve sinir sistemine yük bindirir. Bugünkü güvensizliğin çoğu zaman geçmişten tanıdık bir duygunun yankısı olduğunu fark etmek, kişiyle kendisi arasında daha dürüst ve şefkatli bir ilişki kurmanın kapısını aralar. Yük hafiflediğinde yürüyüş değişir Uzun yürüyüşlerde öğrenilen basit bir gerçek vardır: Yanımıza aldığımız her fazla eşya, yol uzadıkça yüke dönüşür. Başta fark edilmeyen ağırlıklar saatler sonra adımı yavaşlatır, nefesi daraltır. Bazı şeyleri geride bıraktığımızda yürüyüş hafifler. Bu bir vazgeçiş değil, yolun gerektirdiği bir ayarlamadır. Hayata buradan bakınca şu soru belirir: Sürekli taşıdığımız sorumlulukların, kendimizi kanıtlama ihtiyacının ve her şeye yetişme hâlinin ne kadarı gerçekten bize ait? Kendine söylenen en şefkatli cümle Imposter Sendromu çoğu zaman yetersizlikten değil; fazlasıyla ve çoğu zaman beklentisiz şekilde sorumluluk almaktan doğar. Uzun süre taşındığında insanı yorar, kendine yabancılaştırır. Belki de kendimize söylememiz gereken en şefkatli cümle şudur: “Buradayım, çünkü bunu hak edecek kadar emek verdim.” Mesele bir sabah uyanıp “artık yeterliyim” demek değildir. Her şüphe geldiğinde bu cümleyi içselleştirene kadar kendimize tekrar edebilmektir. Peki ya siz… Okurken içinizde tanıdık bir his uyandı mı? Haber: Azra Yılmaz haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Anne Minguzzi’den Bakan Tunç’a “Hakkımı helal etmiyorum” çıkışı Haber

Anne Minguzzi’den Bakan Tunç’a “Hakkımı helal etmiyorum” çıkışı

İstanbul’un Kadıköy ilçesinde, kaykay malzemesi almak için gittiği Salı Pazarı yakınında uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden Mattia Ahmet Minguzzi’nin ölümünün üzerinden bir yıl geçti. Minguzzi için saldırının gerçekleştiği noktaya yakın parkta düzenlenen anma töreninde yurttaşlar “Ahmet için adalet” sloganları attı. Anmada adalet talebi yükseldi Törene Minguzzi’nin anne ve babası Yasemin ve Andre Minguzzi’nin yanı sıra çok sayıda yurttaş ve siyasi isim katıldı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek İmamoğlu, CHP Parti Meclisi üyesi Baran Seyhan ve Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ aileye destek veren isimler arasında yer aldı. Anne Minguzzi: “Hakkımı helal etmiyorum” Kalabalığa hitap eden anne Yasemin Minguzzi, bir yıldır adalet taleplerinin karşılanmadığını vurgulayarak, “Katile çocuk diyen, her kim diyorsa hakkımı helal etmiyorum. Bir yıl geçti, yasa çıkmadı; hakkımı helal etmiyorum” dedi. Mevcut yasal düzenlemelerin çocukları korumadığını söyleyen Minguzzi, adalet mücadelesini sürdürmekte kararlı olduklarını ifade etti. Bakan Tunç’a doğrudan çağrı Yasemin Minguzzi konuşmasının devamında Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a seslenerek, “Yılmaz Tunç, duy sesimi. Hiçbir şeyden korkmuyorum. Durmayacağım” sözleriyle tepkisini dile getirdi. Baba Minguzzi: “Öfkeyle değil, sorumlulukla buradayım” Anne Minguzzi’nin ardından söz alan baba Andre Minguzzi, konuşmasına “Bir baba olarak buradayım; öfkeyle değil, sorumlulukla” diyerek başladı. Oğlunun öldürüldüğü yerin bir yaşam alanı olması gerektiğini vurgulayan Minguzzi, “Mattia bir sembol değildi; o bir çocuktu. Çocukları koruması gereken bir dünya, onu koruyamadı” ifadelerini kullandı. Anıt hafıza ve sorumluluk için dikildi Tören kapsamında, Mattia Ahmet Minguzzi için hazırlanan ve üzerinde kaykay ile güvercin figürleri bulunan anıt parkta yerini aldı. Baba Minguzzi, anıtın acıyı değil, toplumsal hafızayı ve sorumluluğu temsil ettiğini belirterek, “Öldürülen her çocuk, bütün toplum için bir kayıptır” dedi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Bahçeli: Gerçek hasta adam ABD’dir, 50 parçaya bölünecektir Haber

Bahçeli: Gerçek hasta adam ABD’dir, 50 parçaya bölünecektir

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 2026 yılının ilk TBMM Grup Toplantısı’nda iç ve dış politikaya ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. ABD Başkanı Donald Trump’ın sözlerini hedef alan Bahçeli, küresel siyasetin “hukuksuzluk ve zorbalık” ekseninde ilerlediğini savundu. “Hukuka uymayan devletin çeteden farkı kalmaz” ABD Başkanı Trump’ın “Hukuka ihtiyacım yok” yönündeki ifadelerine sert tepki gösteren Bahçeli, hukukun devletin varlık temeli olduğunu vurguladı. Bahçeli, hukuku hiçe sayan bir devletin organize suç yapılarından farkı kalmayacağını belirterek, bu anlayışın dünyayı kaosa sürüklediğini söyledi. “Gerçek hasta adam artık ABD’dir” Osmanlı İmparatorluğu için 19. yüzyılda kullanılan “hasta adam” tanımını ABD’ye uyarlayan Bahçeli, Amerika’nın içeriden çürüdüğünü savundu. Bahçeli, ABD’nin “kristal vazo gibi 50 parçaya ayrılacağı günlerin uzak olmadığını” öne sürdü. NATO ve Grönland çıkışı: “Ahlaki bağlayıcılığı kalmadı” Trump’ın Grönland’a yönelik açıklamalarını da değerlendiren Bahçeli, bir NATO üyesinin toprağına başka bir müttefikin göz dikmesinin ittifakın meşruiyetini sorgulatır hale getirdiğini söyledi. Bahçeli, NATO’nun ahlaki ve hukuki bağlayıcılığının ciddi biçimde zedelendiğini ifade etti. İran vurgusu: “Gezi Parkı süreciyle benzerlikler var” İran’da 16 gündür süren protestolara da değinen Bahçeli, yaşananların yalnızca ekonomik nedenlerle açıklanamayacağını savundu. Olayların Gezi Parkı süreciyle benzerlikler taşıdığını dile getiren Bahçeli, İran’ın istikrarsızlığının Türkiye için hayati bir mesele olduğunu söyledi. Emekliler için çağrı: “Gövdemizi taşın altına koymalıyız” Ekonomik başlıklara da değinen Bahçeli, yaklaşık 5 milyon emeklinin geçim sıkıntısına dikkat çekti. Emeklilerin insanca yaşayabileceği bir gelir düzeyine kavuşturulması gerektiğini belirten Bahçeli, hükümete “el değil gövdeyle taşın altına koyma” çağrısı yaptı. “Milli birlik kırmızı çizgimizdir” Bahçeli, konuşmasını milli birlik ve beraberlik vurgusuyla tamamladı. Türkiye’nin bölünmesine yönelik her girişimin karşısında duracaklarını belirten Bahçeli, bunun Türk tarihine ve ortak geleceğe karşı bir sorumluluk olduğunu söyledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.